İçeriğe atla

Palaeoloxodon cypriotes

Palaeoloxodon cypriotes
Yaşadığı dönem aralığı: 0,4-0,011 myö
Çibanyen-Nortgripiyen 
PreЄ
J
Azı dişi
Biyolojik sınıflandırma Bu sınıflandırmayı düzenle
Âlem:Animalia
Şube:Chordata
Sınıf:Mammalia
Takım:Proboscidea
Familya:Elephantidae
Cins:Palaeoloxodon
Tür:Palaeoloxodon cypriotes
İkili adlandırma
Palaeoloxodon cypriotes
Bate, 1904

.

Palaeoloxodon cypriotes, Geç Pleistosen döneminde Kıbrıs adasında yaşayan soyu tükenmiş bir cüce fil türüdür. Kalıntılar, adanın kuzeyinde bulunan 44 azı dişinden, güneydoğuda bulunan 7 azı dişinden, ölçülebilen tek bir uyluk kemiğinden ve çok seyrek ek kemik ve diş parçaları arasındaki tek bir savunma dişinden oluşuyor. Azı dişleri, büyük düz dişli filden (Palaeoloxodon antiquus) türediği düşüncesini destekler. Tür muhtemelen geç Orta Pleistosen yaşlı[1] daha eski, daha büyük olan P. xylophagou'dan türemiştir; bu tür, belki düşük deniz seviyelerinin Kıbrıs ve Küçük Asya arasında düşük olasılıklı bir deniz geçişine[2] müsaade ettiği Pleistosen buzul maksimumu sırasında adaya ulaşmıştı.[2][3] Sonraki izolasyon dönemlerinde popülasyon, var olan azı dişi fosil dizisinin bir dereceye kadar doğruladığı, ada cüceliğinin evrim mekanizmaları dahilinde uyum sağladı.[4] Tam gelişmiş Palaeoloxodon cypriotes'in ağırlığı 200 kg'dan fazla değildi ve yaklaşık 1 metre yüksekliğe sahipti. Türün soyu yaklaşık 12.000 yıl önce, insanların Kıbrıs'ta ilk kolonileştiği sıralarda tükenmişti.

Kronoloji

Kıbrıs cüce fili, erken Geç Pleistosen'den en erken Holosen'e, yaklaşık MÖ 11.000'e kadar uzanan fosillerden bilinmektedir. P. cypriotes'in, Orta Pleistosen sonuna (DİK 7, 243-191.000 yıl önce) tarihlenen, Güneydoğu Kıbrıs'taki Xylofagou köyü yakınlarında toplanan parçalı bir kafatasından bilinen, P. cypriotes'ten yaklaşık 3,5 kat daha büyük olan, ama yine de anakaradaki atasının yalnızca %7'si[2] kadar büyük olan bir tür olan Palaeoloxodon xylophagou'nun soyundan geldiği öne sürülmektedir.[5] Her iki türün de Avrupa anakarası ve Batı Asya'daki çok büyük Palaeoloxodon antiquus'tan (düz dişli fil) türediği düşünülmektedir. Kıbrıs'a, deniz seviyesinin düşük olduğu bir dönemde, Karpaz Yarımadası ile Güneydoğu Anadolu arasındaki mesafeyi yüzerek ulaşmış olmaları muhtemeldir; bu mesafe, açıkta kalan ek kara alanı dikkate alındığında bile, en az 60 km'dir ve filler için bilinen yüzme mesafesi rekorundan (48 kilometre) daha fazladır.[5] P. cypriotes'in en genç kalıntıları günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine aittir.[5]

Tanım

Paleoloxodon cypriotes, boyut olarak Sicilya'daki Palaeoloxodon falconeri ile karşılaştırılabilir düzeydeydi (betimlenmiştir)

Palaeoloxodon cypriotes yaklaşık 1 metre boyundaydı, Sicilyalı Palaeoloxodon falconeri ile birlikte cüce filler olarak bilinen en küçük fillerden biridir.[5] P. cypriotes'un tahmini beden ağırlığı yalnızca 200 kg'dı, yaklaşık 10 ton ağırlığındaki atalarına göre %98 oranında daha hafifti. Yine de onların azı dişleri, ana karadaki düz dişli fillerin azı dişlerinin yaklaşık %40'ı kadardı (dişler P. antiquus'un süt azı dişleri boyutundaydı), aynı uzunluk-genişlik oranını koruyordu, ancak lamel sayısı azalmıştı. Ana karadaki P. antiquus'un dişinde 18 lamel bulunurken, cüce filin üçüncü azı dişinde yalnızca 11 lamel vardı.[6] Boyutun küçülmesi ada cüceleşmesinin bir sonucuydu; bu muhtemelen mevcut yiyeceklerin, avlanmanın ve rekabetin azalmasının bir sonucuydu.[7]

Paleoekoloji

Kıbrıs, Geç Pleistosen döneminde geri kalmış bir fauna sergiledi; diğer tek büyük memeli türü Kıbrıs cüce su aygırıydı; diğer tek karasal memeli türleri Kıbrıs faresi (hala mevcut) ve bir genetta türüydü (Getta plesictoides).[7]

Kazılar

Genç bir P. cypriotes'in dişleri

1902'de Kıbrıs'ın Girne tepelerindeki bir mağarada ilk buluntu Dorothea Bate tarafından kaydedilip 1903'te Royal Society için bir makalede[8] ve 1905'te Londra Kraliyet Cemiyeti'nin Felsefi Kayıtları için daha sonraki bir makalede tanımlanmıştır.[9] Tür aynı zamanda Elephas cypriotes olarak sinonim diye de bilinmektedir.[10] Bu filin tam veya parçalı iskeletlerinin bulunması çok nadirdir ve Kıbrıs cüce su aygırının sayıca çok gerisindedir.[7]

Kaynakça

  1. ^ Athanassiou, Athanassios; Herridge, Victoria; Reese, David S.; Iliopoulos, George; Roussiakis, Socrates; Mitsopoulou, Vassiliki; Tsiolakis, Efthymios; Theodorou, George (August 2015). "Cranial evidence for the presence of a second endemic elephant species on Cyprus". Quaternary International (İngilizce). 379: 47-57. doi:10.1016/j.quaint.2015.05.065. 
  2. ^ a b c Athanassiou, Athanassios; van der Geer, Alexandra A.E.; Lyras, George A. (August 2019). "Pleistocene insular Proboscidea of the Eastern Mediterranean: A review and update". Quaternary Science Reviews (İngilizce). 218: 306-321. doi:10.1016/j.quascirev.2019.06.028. 
  3. ^ "Palaeloxodon cypriotes, the dwarf elephant of Cyprus: Size and scaling comparisons with P. falconeri (Sicily-Malta) and mainland P. antiquus (PDF Download Available)". 7 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Ocak 2017. 
  4. ^ "Dwarf Elephants - Planet Earth Online - So the smaller teeth are actually the teeth of younger elephants". thenakedscientists. 6 Mart 2012. 4 Nisan 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Ocak 2017. 
  5. ^ a b c d Athanassiou, Athanassios; Herridge, Victoria; Reese, David S.; Iliopoulos, George; Roussiakis, Socrates; Mitsopoulou, Vassiliki; Tsiolakis, Efthymios; Theodorou, George (August 2015). "Cranial evidence for the presence of a second endemic elephant species on Cyprus". Quaternary International (İngilizce). 379: 47-57. doi:10.1016/j.quaint.2015.05.065. 25 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Şubat 2024. 
  6. ^ P. Davies, A.M. Lister (2001) Palaeoloxodon cypriotes, the dwarf elephant of Cyprus: size and scaling comparisons with P. falconeri (Sicily-Malta) and mainland P. antiquus 24 Haziran 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  7. ^ a b c Athanassiou, Athanassios; van der Geer, Alexandra A.E.; Lyras, George A. (August 2019). "Pleistocene insular Proboscidea of the Eastern Mediterranean: A review and update". Quaternary Science Reviews (İngilizce). 218: 306-321. doi:10.1016/j.quascirev.2019.06.028. 23 Ekim 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Şubat 2024. 
  8. ^ Bate, D. M. A.: "Preliminary Note on the Discovery of a Pygmy Elephant in the Pleistocene of Cyprus" in Proceedings of the Royal Society of London Vol. 71 (1902–1903), pp. 498–500
  9. ^ "Further Note on the Remains of Elephas cypriotes from a Cave-Deposit in Cyprus" 26 Eylül 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. by Dorothea M. A. Bate in Philosophical Transactions of the Royal Society of London, Series B, Containing Papers of a Biological Character, Vol. 197 (1905), pp. 347–360
  10. ^ Reese, David S.: Men, Saints, or Dragons? in Folklore, Vol. 87, No. 1 (1976), pp. 89–95

Konuyla ilgili yayınlar

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Fil</span> hortumlu bir memeli hayvan

Fil, hortumlular takımının filgiller (Elephantidae) familyasını oluşturan memeli bir hayvandır. Geleneksel olarak Asya fili ve Afrika fili olmak üzere iki türü tanınır; ancak bazı kanıtlara dayanarak Afrika savan fili ile Afrika orman filinin de iki ayrı tür olduğu öne sürülür. Filler, Sahra altı Afrika ile Güney ve Güneydoğu Asya'da bulunur. İçinde mamutlar ve mastodonlar gibi soyu tükenmiş türleri de barındıran hortumlular takımından günümüzde soyunu sürdüren bir tek filler kalmıştır. Karada yaşayan en büyük hayvan olan Afrika filinin erkeği 4 m boya ve 7.000 kg ağırlığa ulaşabilir. Fillerin dikkat çekici ve ayırt edici özellikleri arasında, nesneleri yakalamak gibi çeşitli amaçlar için kullanılan uzun hortumları başta gelir. Uzun ve sivri olan kesici dişlerini nesneleri taşımak, yeri kazmak için kullanırlar. Fildişinin kaynağı olan bu kesici dişler aynı zamanda dövüşürken silah olarak da kullanılır. Filin büyük ve geniş kulakları vücut ısısını kontrol etmeye yarar. Afrika fillerinin kulakları daha büyük olur ve sırtları içbükeydir. Asya fillerinin ise kulakları daha küçük olur ve sırtları dışbükey ya da düzdür.

<span class="mw-page-title-main">Afrika fili</span>

Loxodonta veya Afrika fili, Elephantidae familyasına bağlı, nesli tükenmemiş iki türü olan Loxodonta cinsi fildir. Asya fili ile birlikte Elephantidae familyasının var olan iki cinsinden biridir. Loxodonta cinsine ait fosiller sadece Afrika'da bulunmuştur ve burada da orta Pliyosen çağda gelişmişlerdir.

<span class="mw-page-title-main">Seylan fili</span>

Seylan fili Asya filinin kabul edilmiş üç alt türünden biridir ve Sri Lanka'ya özgüdür. 1986 yılından beri Elephas maximus Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından son üç kuşaktır popülasyonu en az %50 azaldığı için soyunun tükenme riski çok yüksek olan tehlikedeki türler arasında listelenir. Türün karşısındaki en önemli tehditler yaşam alanı yokolması ve yaşam alanı parçalanmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Hint fili</span>

Hint fili Asya filinin kabul edilmiş üç alt türünden biridir ve Asya anakarasına özgüdür. 1986 yılından beri Elephas maximus Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından son üç kuşaktır popülasyonu en az %50 azaldığı için soyunun tükenme riski çok yüksek olan tehlikedeki türler arasında listelenir. Türün karşısındaki en önemli tehditler yaşam alanı yokolması ve yaşam alanı parçalanmasıdır.

<i>Elephas</i>

Elephas, hortumlular (Proboscidea) takımının günümüzde yaşayan iki fil cinsinden biridir. Cinsin soyu tükenmemiş tek türü ise Asya filidir Elephas maximus.

<span class="mw-page-title-main">Afrika orman fili</span>

Afrika orman fili Kongo Havzası'nda bulunan ve ormanlarda yaşayan bir fil türüdür. Geleneksel olarak Afrika filinin sinonimi ya da bir alt türü olarak değerlendirilen Afrika orman filinin 2010 tarihli bir bilimsel makalede Loxodonta cyclotis bilimsel adı ile ayrı bir tür olarak sınıflandırılması önerilmiştir. Bu yeni sınıflandırma ile Afrika orman fili soyu tükenmemiş fil türleri içinde en küçüğü ancak yaşayan kara hayvanları içinde de en büyüğü olmaktadır. Kongo Havzası'nın kriptozoologlar tarafından Loxodonta pumilio adıyla ayrı bir tür olarak görülen pigme fillerinin küçük cüsseleri ve erken olgunlaşmalarının nedeninin çevresel koşullar olması mümkündür. Erişkin pigme fillerin 900 kg. kadar az bir ağırlığa sahip olduğu kaydedilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Fil türleri listesi</span> Vikimedya liste maddesi

Filgiller familyasında sınıflandırılan, yaşayan ve soyu tükenmiş (†) fil türleri listesi.

<span class="mw-page-title-main">Pigme fil</span>

Pigme fil hem Afrika hem Asya'da yaşadığı rapor edilmiş bir tür. Eskiden Loxodonta pumilio adıyla tanımlanmış olan Afrika pigme fili, bugün Afrika orman filinin bir polimorfu olarak kabul edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Gomphotheriidae</span>

Gomphotheriidae Miyosen ile Pliyosen devirlerinde günümüzden 12 ila 1,6 milyon yıl önce yaşamış olan hortumlular takımında fil benzeri hayvanların oluşturduğu soyu tükenmiş bir familyadır. Kuzey Amerika'da yaygın olarak bulunmaktaydılar. Bazı cinsleri Avrasya, Beringia ve Güney Amerika'da da yaşamıştır. Yaklaşık 5 milyon yıl önceden başlayarak yerlerini günümüzün filleri almıştır. Ancak Cuvieronius cinsinde yer alan ve Güney Amerika'da yaşayan iki türü MÖ 9100 yıllarına kadar yaşamıştır. Stegomastodon cinsinin MÖ 6060 yılından kalma kalıntılarına Kolombiya'da rastlanmıştır. Ayrıca Meksika ve Orta Amerika'da da Pleistosen'in sonlarına kadar yaşamışlardır.

<i>Palaeoloxodon falconeri</i>

Palaeoloxodon falconeri filgiller familyasından, Asya fili ile yakın akraba olan Sicilya ve Malta'da yaşamış soyu tükenmiş bir fil türüdür. 1867 yılında George Busk, ilk olarak Hugh Falconer tarafından Palaeoloxodon melitensis türünü tanımlamak için kullanılan fosillerin içinden birçok küçük azı dişine dayanarak Elephas falconeri türünü önermiştir. Adalarda yaşayan bu fil türü yalnızca 90 cm.'lik boyuyla ada cüceleşmesinin bir örneğidir. P. falconeri' türünün ataları muhtemelen Buzul Çağı sırasında deniz seviyesinin azalması sonucunda Akdeniz adalarına gelmişlerdir.

<span class="mw-page-title-main">Cüce fil</span>

Cüce filler, hortumlular takımının, adalarda allopatrik türleşme sürecinin sonucunda yakın atalarıyla kıyaslandığında daha küçük boylara evrimleşmiş tarihöncesi dönemde yaşamış ve soyu tükenmiş üyeleridir. Cüce filler, karada yaşayan büyük omurgalıların kaynak az olan çevrelere uyum sağlayabilmek için erken ergenleşen ve üreyebilen bireylerin seçildiği ve dolayısıyla da cüce formlara evrimleştiği ada cüceleşmesinin de bir örneğidir. Asya fillerinin adalarda yaşayan bazı popülasyonları da kısmen boylarının azaldığı bir süreçten geçmiş ve ortaya pigme fil popülasyonları çıkmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Antik Çin'de filler</span>

Antik Çin'de fillerin varlığı hem arkeolojik buluntularla hem de Çin sanat eserlerindeki tasvirler ile kanıtlanmıştır. Asya filinin artık soyu tükenmiş Elephas maximus rubridens adlı bir alt türü olduğuna inanılan bu filler MÖ 14. yüzyıla kadar Çin'in merkez ve güney bölgelerinde yaşamaktaydı. Bir zamanlar Çin'in kuzeyinde Anyang, Henan'a kadar olan bölgede yaşamışlardır.

<span class="mw-page-title-main">Filgiller</span> memeli familyası

Filgiller (Elephantidae), fillerin yanı sıra, mamutlar gibi soyu tükenmiş akrabalarından oluşan bir taksonomik familyadır. Bu hayvanlar, hortumları ve dişleri olan, büyük karasal memelilerdir. Familyanın çoğu cinsleri ve türlerinin soyu tükenmiştir. Günümüzde sadece iki cinsi, Afrika fili (Loxodonta) ve Asya fili (Elephas), yaşamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Cüce ispermeçet balinası</span>

Cüce ispermeçet balinası Physeteroidea ailesinin bilinen üç türünden birisidir. Genellikle denizlerde görünmezler ve en kaybolmamış bilgiler gövdelerinin araştırmalarından gelmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Pleistosen</span> halk dilinde Buz Devri olarak adlandırılan, yaklaşık 2.580.000 ila 11.700 yıl önce süren jeolojik dönem

Pleistosen ya da Pleyistosen, genellikle halk dilinde Buz Devri olarak adlandırılan, yaklaşık 2.580.000 ila 11.700 yıl öncesini kapsayan jeolojik çağdır. Dünyanın en son tekrarlanan buzullaşma dönemidir. Pleistosen'in sonu, son buzul döneminin sonuna ve arkeolojide kullanılan Paleolitik çağın sonuna karşılık gelir. Pleistosen, Kuvaterner Döneminin ilk dönemi veya Senozoik Çağın altıncı dönemidir. ICS zaman ölçeğinde, Pleistosen üç aşamaya ayrılır. Bunlar;

<i>Palaeoloxodon</i> tarih öncesi filgil

Palaeoloxodon, Pleyistosen boyunca Avrasya ve Afrika'da yaşamış tüm zamanların en büyük kara memelisi olan, hortumlular (Proboscidea) takımına mensup memeli cinsi. İlk olarak 1924 yılında Matsumoto tarafından tanımlandı, ancak cins tanımlanmadı. Bir kısım görüş bu canlının Elephas cinsi bünyesinde olmasını savunurken; çene ve kafatası üzerine yapılan modern çalışmalar sonucu Palaeoloxodon cinsi kurulmuştur.

<i>Bison antiquus</i> soyu tükenmiş bizon türü

Bison antiquus, antik veya antik bizon, yaklaşık 10.000 yıl öncesine kadar Geç Pleistosen'de Kuzey Amerika'da yaşayan soyu tükenmiş bir bizon türüdür. Geç Pleistosen sırasında Kuzey Amerika kıtasındaki en yaygın büyük otoburlardan biriydi ve Bison occidentalis ile birlikte yaşayan Amerikan bizonunun doğrudan atasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Anancus</span>

Anancus, 8.5 milyon yıl önce ile yok oldukları 2 milyon yıl önce arasında yaşamış olan Afrika ve Avrasya'ya özgü Elephantoid hortumluların (Proboscidea) soyu tükenmiş bir cinsidir.

<span class="mw-page-title-main">Aetokremnos</span>

Aetokremnos, Kıbrıs'ın güney kıyısında, Limasol yakınlarında yer alan bir kaya sığınağıdır. Sarp bir uçurumun kenarında, Akdeniz'den c. 40 metre (131,23 ft) yükseklikte yer almaktadır. Mağaranın adı Yunancada "Kartalların Uçurumu" anlamına gelmektedir. Mağaranın 40 metrekare (430,56 ft2) civarında bir bölümünde kazılar gerçekleştirilmiştir ve dört katman ortaya çıkarılmıştır.

Kıbrıs'ta yaşayan yabani memeli türleri 35 türden oluşmaktadır. Yarasalar ve bazı endemik kemirgenler hariç, çoğunlukla antik çağlarda insanlar tarafından tanıtılmış olup benzersiz adalı alt türlerle sonuçlanmıştır. Bu türler, Pleistosen'den beri var olan endemik faunayı yerine koymuştur. Birçoğu evcilleştirme amaçlı Neolitik dönemde gerçekleşmiştir. Ancak, çoğu zaman bazılarının yok olmasına kadar birçoğu vahşi hale gelmiştir, örneğin ceylanlar, benekli geyikler, geyikler, karaca veya bayağı gelincikler.