İçeriğe atla

Osmanlı İmparatorluğu'nda Avrupalı Konsoloslar Tarihi

İstanbul'daki eski Venedik Cumhuriyeti Elçiliği Binası (1840) - 1797'de Avusturya tarafından ele geçirilmiştir, günümüzde bina İtalya'ya aittir

Osmanlı İmparatorluğu'nda Avrupalı konsoloslar ilk olarak imparatorlukta ikamet eden tüccarların Padişah ile olan gayriresmî ilişkileriyle başladı. Bu ilişkiler Sultan tarafından verilen, dini özgürlükleri ve gayimüslimlerin ödemeleri gereken vergilerden muafiyeti garantileyen ahidnâmeler ile düzenleniyordu. Bu ilişkilerin dini içeriği zamanla azalmış ticari yönleri ön plana çıkmıştır.[1]

İtalyan şehir devletleri ilk olarak diğer İtalyan devletlerine çatışma içindeki güçler arasında barış oluşturmak için görev yerlerinde ikâmet eden elçiler tayin etmişlerdir. Onikinci yüzyıl ile birlikte İtalyan şehir devletlerinden tüccarlar örgütlenerek kednilerini Osmanlı İmparatorluğu'nda temsil etmeleri için konsoloslar seçmeye başladılar fakat kısa süre sonra bu konsoloslar resmi olarak hükûmet tarafından seçilmeye başlandı. Onbeşinci yüzyıl ile birlikte diğer Batı Avrupalı uluslar benzer uygulamalar benimsemişler ve diplomasi o zamandan beri bir Batı Avrupa olgusu olarak tanımlanmıştır.[2] Konsolosluk olgusunun bir diğer sebebi sınırların askeri anlamda katılaşmasıydı bu Avrupalıların farklı bölgelere zorla güç uygulayarak giremeyecekleri anlamına geliyordu böylece bu bölgelere girmek için ekonomik ve ticari bağları kullandılar.[3] Bu ilişkilerin ilk aşamalarında Osmanlı karşılık olarak Avrupa başkentlerine konsolos göndermedi bunun sebebi kısmen Hristiyan Avrupalıların Müslümanlara karşı, Müslümanların Hristiyanlara olduğundan daha az konuksever olmalarındandır.[4]

Kaynakça

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Trablusgarp Savaşı</span> Trablusgarp Savaşı diğer adı ile Türk-İtalyan Savaşı

Trablusgarp Savaşı veya diğer adıyla 1911-1912 Türk-İtalyan Savaşı, 1911-1912 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu ve İtalya Krallığı arasında geçen bir savaştır. Adı, "Trablusgarp Savaşı" olmasına rağmen çarpışmalar Trablusgarp dışında Adriyatik Denizi, Ege Adaları, Çanakkale Boğazı ve Kızıldeniz gibi farklı bölgelerde de sürmüştür. Diğer büyük devletlerin desteği ve Birinci Balkan Savaşı'nın patlak vermesi nedeniyle savaşı kazanan İtalya, Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp Vilayeti'ne bağlı Trablusgarp, Fizan ve Sirenayka bölgelerini ele geçirmiştir. Bu bölgeler birleşip gelecekteki Libya devletini oluşturacaklardı.

<span class="mw-page-title-main">I. Dünya Savaşı</span> Avrupada başlayan küresel savaş (1914–1918)

I. Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren Avrupa merkezli küresel bir savaştır. II. Dünya Savaşı'na (1939-1945) kadar Dünya Savaşı veya Büyük Savaş olarak adlandırılmıştır. Savaşın taraflarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu'nda "Genel Savaş" anlamında Harb-i Umumi, halk arasında ise Seferberlik olarak adlandırılmıştır. 1917'de Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşa katılmasına kadar bu savaş ABD basınında Avrupa Savaşı olarak anılmıştır. Savaşan taraflar, çoğunlukla Avrupa, Kafkasya, Amerika, Orta Doğu ve Afrika ile Asya'nın bazı bölgelerinde çatıştılar.

<span class="mw-page-title-main">93 Harbi</span> Osmanlı İmparatorluğu ile Rus İmparatorluğu arasında 1877-1878 yılları arasında yapılmış savaş

93 Harbi ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Osmanlı padişahı II. Abdülhamit ve Rus çarı II. Aleksandr döneminde yapılmış olan bir Osmanlı-Rus Savaşı'dır. Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden Osmanlı tarihinde 93 Harbi olarak bilinir. Hem Osmanlı Devleti'nin batı sınırındaki Tuna (Balkan) Cephesi'nde, hem de doğu sınırındaki Kafkas Cephesi'nde savaşılmıştır. Savaşa hazırlıksız yakalanan Osmanlı Devleti, çok ağır bir yenilgi almıştır. Savaşın başlıca sebepleri; Osmanlı Devleti'nde yaşanan azınlık isyanları, Rusya ve Batı Avrupa ülkelerinde, Osmanlı Devleti'nde yaşayan Hristiyanların insan haklarının çiğnendiği konusunda oluşan tek taraflı kamuoyu, Rusya'nın Balkanlardaki genişleme siyaseti, Romanya ve Bulgaristan'ın bağımsızlık istekleri ve Panslavizm akımıdır. Avrupa'nın büyük güçleri savaşı önlemek için İstanbul'da Tersane Konferansı'nı toplamışlar, ancak Osmanlı Devleti'ne yaptıkları taleplerin reddedilmesi üzerine savaş patlak vermiştir.

<span class="mw-page-title-main">Orta Çağ</span> 5. yüzyıl – 15. yüzyıl arasını kapsayan tarihî dönem

Orta Çağ, tarihçiler tarafından 5. yüzyılın sonlarından 15. yüzyılın sonlarına kadar sürdüğü söylenen tarihî dönemi ifade eden kavramdır. Orta Çağ dönemine verilen bir diğer isim olan "Klasik Sonrası Dönem" terimi, "Klasik Antik Çağ" döneminin adından türetilmiş olsa da, daha geniş bir coğrafi tanıma sahiptir. Orta Çağ, tarihçiler tarafından ihtilaflar olmasıyla birlikte, genel olarak MS 500–1500 aralığındaki dönemi kapsamaktadır ve Antik Çağ ile modern zamanlar arasında ayrı bir dönem olarak görülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Levantenler</span> Osmanlı Devleti içinde yaşamış ve ticaretle uğraşmış Hristiyan azınlık

Levanten ya da argo tabiri ile Tatlısu Frenki, Osmanlı Devleti içinde özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan Hristiyanları tanımlamak için kullanılır. En dar tanım olarak da; şu anki Doğu Akdeniz'e kıyısı olan devletlerde yaşayan Osmanlı döneminde yerleşmiş, Fransız-İtalyan kökenli Katoliklerdir. Yerel Hristiyan nüfusundan farklıdırlar.

<span class="mw-page-title-main">Şato</span>

Şato, bir lorda veya krala ait konut görevi gören bir tahkimat türüdür. Şatolar bulundukları bölgenin ekonomik, siyasi ve idari merkeziydi. İçinde saray halkının ikamet etmesinin yönüyle kaleden, bir savunma yapısı olması yönüyle saraydan farklıydı ve de bir müstahkem şehirden farklı olarak kamuya ait bir savunma değildi.

<span class="mw-page-title-main">Fenerli Rumlar</span>

Fenerli Rumlar ya da Fenerliler, Osmanlı döneminde İstanbul'un Fener semtinde oturan nüfuz sahibi veya zengin Rum ailelere verilen isimdi. Özellikle 18. yüzyılda Fenerli Rumların gücü çok arttı. Osmanlı Devleti'nin Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerinde tercümanlık görevini üstlendiler. Ayrıca Osmanlı Devleti 18. yüzyıl boyunca Eflak ve Boğdan eyaletlerinin voyvodalarını Fenerli Rumların arasından seçti.

<span class="mw-page-title-main">Dakar</span> Senegalin başkenti

Dakar, Senegal Cumhuriyeti'nin başkenti.

<span class="mw-page-title-main">Coğrafi keşifler</span> Dönem

Keşifler Çağı olarak da bilinen Coğrafi keşifler dönemi, 15. yüzyılın ilk yarısından 17. yüzyılın ortalarına kadar Portekizli ve İspanyol kaptanlar tarafından Asya'daki baharat ve değerli maden zenginliğine ulaşacak alternatif ticaret yollarının bulunması amacıyla başlatılıp bu yolda yeni kıtalar, okyanuslar ve denizaşırı toprakların Eski Dünya tarafından keşfedilmesine sebep olan tarihsel aralıktır.

<span class="mw-page-title-main">Avrupa tarihi</span> kıta tarihi

Avrupa tarihi, Avrupa'nın tarih öncesinden başlayarak günümüze kadar olan tarihini içerir. Arkeolojik kazılar Avrupa kıtasında MÖ 35.000 yılına kadar uzanan bir insan varlığının olduğunu doğrulamaktadır. Avrupa'da kayda geçmiş ilk yazılı belge olarak ise MÖ 700 yıllarında Antik Yunanistan'da Homeros'un yazdığı İlyada destanı gösterilebilir. Antik Yunanistan'ın yanı sıra, MÖ 8. yüzyılda kurulmuş olan Roma Krallığı, Avrupa'da kayda geçmiş ilk gelişmiş uygarlıklar arasındadır. Antik Yunanistan ve Antik Roma uygarlıkları MS 4. yüzyılda çökmüşler, aynı yüzyılda Hristiyanlık dini Avrupa kültürünü etkisi altına almaya başlamıştır.

<span class="mw-page-title-main">I. Abbas</span> 5. Safevi hükümdarı

I. Abbas veya Büyük Abbas, Safevi Hanedanlığının beşinci hükümdarı olan Şah Abbas, Safevi Hanedanı'nın en güçlü hükümdarı olarak gösterilir. Şah Muhammed Hüdabende'nin üçüncü oğludur. 3 Ekim 1587 tarihinde Türkmen şeflerinin desteklediği bir askerî darbe ile 17 yaşında tahta geçip 1629 yılına kadar 42 yıl hükümdar olarak kalmıştır. Hükümdar olduğu tarih Safevi Devleti açısından zorlu bir dönemdir. İçeride Türkmen aşiretleri arasındaki kanlı çatışmalar, doğuda Özbek akınları, batıda ise Osmanlı İmparatorluğu'nun baskısı altındaydı. Bu durumun kaçınılmaz sonucu olarak ülke ekonomik olarak da çözülmektedir. Tarımsal ve endüstüriyel üretim düşerken ticaret de çökmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Arnavutluk Katolik Kilisesi</span> Romaya bağlı Doğu kökenli kilise

Arnavutluk Katolik Kilisesi, Papa'nın ruhanî önderliğindeki ve Vatikan merkezli ökumenik Dünya Katolik Kilisesi'nin alt bölümlerinden birisidir.

<span class="mw-page-title-main">Balkanlar tarihi</span> Balkanlar Bölgesinin Tarihi

Balkanlar, Avrupa kıtasının güneydoğu kesiminde, İtalya Yarımadası'nın doğusu, Anadolu'nun batısı ve kuzeybatısında yer alan coğrafi ve kültürel bölgedir. Bölge, sarsıntılı ve hareketli bir tarihe sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Güney Avrupa</span> Avrupanın yön bakımından aşağı (güneyinde) yer alan harita yönü

Güney Avrupa, "Avrupa'nın güneyinde yer alan tüm ülkeleri" belirtmek amacıyla kullanılan bir terim. Bunun yanı sıra, kavram zaman içinde farklı politik, dilbilimsel ve kültürel anlamlar da kazanmıştır. Çoğu Güney Avrupa ülkesinin Akdeniz'e sınırı vardır.

<span class="mw-page-title-main">Denizci cumhuriyetler</span>

Denizci cumhuriyetler İtalya'da Orta Çağ'da ortaya çıkan ve gelişen şehir devletlerini tanımlar. Bunlardan en bilinenleri Pisa, Ceneviz ve Venedik'tir. Bu devletler birbirleriyle hem askeri hem de ekonomik anlamda rekabet halinde olmuşlardır. 10 ila 13. yüzyıllar arasında Akdeniz bölgesinde egemenlikleri altındaki ticaret yollarını korumak ve genişletmek için güçlü donanmalar kurmuşlardır. Bu açıdan Haçlı Seferleri'ne lojistik olarak büyük destek vermişlerdir. Cumhuriyetler güçlü imparatorluklar arasında hayatta kalabilmek için çok çeşitli ittifaklarda bulunmuşlardır.

Türkiye Levantenleri terimi, özellikle Tanzimat sonrası ticaretle uğraşmak maksadıyla Osmanlı İmparatorluğu'nun kıyı şehirlerine başta Fransızlar ve İtalyanlar olmak üzere yerleşen Avrupalıların soyundan gelip, günümüzde Türkiye'de yaşayan Levantenleri ifade eder. Türkiye'deki tahmini nüfusları bin civarındadır. Kültürel olarak en yoğun hissedildikleri yer olan İzmir dışında başta İstanbul ve Mersin olmak üzere kıyı şehirlerinde bulunurlar.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı İmparatorluğu'nun dış ilişkileri</span> Devlet ilişkileri

Osmanlı İmparatorluğu'nun dış ilişkileri ya da diplomasisi, Osmanlı Devleti'nin diğer devletlerle olan ilişkilerini ifade eder. Osmanlı'nın uluslararası ilişkileri kuruluşundan itibaren yoğun bir çaba gerektirmiştir. Türk egemenlik sahasının bir uç beyliği olarak yabancı unsurlarla sürekli irtibat halindedir. Klasik dönemde üç kıtaya yayılmış bir devlet olarak dış ilişkilerinde gelişme gösterme mecburiyeti görülmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Ahidnâme</span>

Ahdname, Ahtiname ya da Ahidnâme Osmanlı İmparatorluğu'na ait bir çeşit anayasal bildirgedir çoğunlukla kapitülasyon olarak adlandırılır. Erken modern dönem boyunca, Osmanlı İmparatorluğu bu belgeyi Ahidname-i Hümayun ya da emperyal teminat olarak adlandırmıştır ve Ahdname İmparatorluk ile çeşitli Avrupalı devletler arasında resmi antlaşma işlevi görmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Konstantinopolis balyosu</span>

Konstantinopolis Balyosu, ya da Baylos, Venedik Cumhuriyeti'nin Konstantinopolis'teki en üst diplomatik temsilcisidir. Osmanlı İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu dönemlerinde ilişkin devletlerin iletişimini yürütmüştür.

İmtiyâzât, Müslüman hükûmetler tarafından Hristiyan güçlere tanınan kapitülasyonlar veya ticari ayrıcalıklardır. "Ayrıcalık", "üstünlük" anlamına gelen imtiyâz kelimesinden türemiştir. Tüccarlar için genel güvenlik, ölüme bağlı haklar, örf ve adetlere göre ibadet ve cenaze törenleri, çanak çömlek tamir etme hakkı, erzak tedarik etme, korsanlara karşı yardım, Müslüman cemaatinin liderine şikayet etme hakları vardı. Sınır dışı olmaları durumunda konsolosluk yargı yetkisini, çeşitli muafiyetleri ve toplu sorumluluğun kaldırılmasını kapsıyordu.