İçeriğe atla

Osman Kavrakoğlu

Osman Kavrakoğlu
6 Ocak 1951 tarihli Akşam Gazetesi’nde Kavrakoğlu’nun bir portresi
21. Fenerbahçe SK Başkanı
Görev süresi
29 Haziran 1952 - 18 Temmuz 1954
Yerine geldiğiMuhiddin Hacı Bekir
Yerine gelenBedii Yazıcı
Kişisel bilgiler
Doğum 3 Mart 1913
Rize, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 2 Mayıs 1995 (82 yaşında)
Kadıköy, İstanbul, Türkiye
Milliyeti Türk
Evlilik(ler)
Zehra Kavrakoğlu (e. 1941)
Akraba(lar) Ali Kemal Kavrakoğlu
Bitirdiği okul İstanbul Erkek Lisesi (Lise)
İstanbul Üniversitesi (Lisans)
Mesleği Hukukçu · Siyasetçi · Spor yöneticisi

Osman Kavrakoğlu (3 Mart 1913, Rize - 2 Mayıs 1995, İstanbul), Türk siyasetçi, hukukçu ve spor yöneticisidir. 29 Haziran 1952 ve 18 Temmuz 1954 arası Fenerbahçe SK 21. Başkanı.[1]

Yaşamı

İlk yılları ve eğitimi

Babası Hacı İbrahim Efendi'yi daha çocuk yaştayken kaybetmiş, abisi olan Rize'nin ilk futbolcularından Ali Kemal Kavrakoğlu’nun önayak olması sonucunda, annesiyle birlikte İstanbul'un Kadıköy semtine göç etmişlerdir. Abisinin desteğiyle eğitimine Kadıköy Ortaokulu’nda başlamış ve 1935 yılında İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun olmuştur. Üniversite yıllarında amatör küme takımlarından Altıntepsi'de futbol oynadı. 1939 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Mezun olduğu yıl; memleketi Rize’de hakim adayı olarak göreve başladı. Ardından birkaç ay sonra Hopa’da, 1941’de ise Hendek ve Mesudiye’de savcı olarak görev aldı. Hendek savcısı olarak görev yaptığı 1941 yılında eşi Zehra Hanım ile tanışıp evlenen Kavrakoğlu, 1943 yılında Mesudiye’deki savcılık görevinden istifa ederek İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olarak çalışmaya devam etti.

Fenerbahçe Başkanlığı yılları

1939 yılında, henüz 26 yaşındayken Fenerbahçe SK 418 sicil numaralı üyesi oldu. 1944 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. Sivil toplum kuruluşları içerisinde birçok görevi yerine getiren Kavrakoğlu, 1946 yılında gerçekleştirilen Spor Şurası'nda İstanbul’u temsil etti. 28 Aralık 1950 tarihinde gerçekleştirilen seçimli Fenerbahçe SK kongresinde Şükrü Saraçoğlu’nun yerine Muhittin Hacı Bekir, Kulüp Başkanı olmuş, kısa süren görevinin ardından da 29 Haziran 1952’de yapılan Fenerbahçe SK seçimli kongresinde Kavrakoğlu göreve seçilmiştir. Oluşturduğu yeni kadro ile 1952-1953 yılında oynanan sezon maçlarında Fenerbahçe, büyük başarı elde etti. Başkanlığı döneminde Fenerbahçe, 1952-53 İstanbul Şampiyonluğu’nu kazandı. Ayrıca basketbol takımı 1954'te Galatasaray'ı yenerek iddialı konuma geldi ve 1954 sezonundaki Türkiye ikinciliğinden sonra tarihinde ilk kez 1954-55 İstanbul şampiyonluğuna ulaştı. Yeni kurulan bayan basketbol takımı 1955'te İstanbul şampiyonu olurken, genç ve yıldız takımlar ilk İstanbul şampiyonluklarını kazandılar. 1953 yılında voleybol takımı 7 yılı aradan sonra, boks takımı 1955'te 8 yıl aradan sonra tekrar kuruldu. 1951'de kürek takımı Taksimli sporcuların katılmasıyla güçlendi ve tarihindeki ilk Türkiye şampiyonluğunu kazandı. 1952'de kulübün yelken takımı, Denizcilik Bankası'nın tekne hibeleriyle güçlendi. Atletizm takımı ise 1952 yılında, Türkiye şampiyonluğunu yaşadıktan sonra, 1953 ve 1954'te bu başarıyı tekrarladı. Masa tenisi takımı da rakipsiz birinciliklerini sürdürdüğü gibi, bu sporun güçlenmesi için diğer takımlara da sporcu desteği yapar duruma geldi. 1951'de kurulan yüzme takımı İstanbul ve Türkiye şampiyonalarında rekorlara imza atarken, kule ve tramplen atlamada da önemli başarılar kazanıldı. Ayrıca kısa süreliğine bir de sutopu takımı kuruldu. 1951'de Fenerbahçe güreş branşında da faaliyete geçti ve İstanbul Şampiyonası'nda bir altın madalya kazandı. Başkanlık görevini sürdürdüğü 1945-1950 yılları arasında Yeni Sabah ve Son Posta gazetelerinde politik yazılar yazdı. Fenerbahçe’de aynı dönemde görev yapan kulübün efsane futbolcularından Zeki Rıza Sporel ile birlikte 1950 yılında politikaya atıldılar.

Politika yılları

Osman Kavrakoğlu, siyasete ilk olarak 1946’da CHP’den milletvekili aday adayı olarak başladı, ancak aday olarak gösterilmedi. Daha sonraki süreçte Demokrat Parti’nin kurucularından Fuad Köprülü ve Celal Bayar ile tanışmış, çevresinin de desteklemesi ile 1950’de DP’den Rize milletvekili adayı oldu. Böylelikle 37 yaşında aktif siyasete başladı.

14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde (9. Dönem) 42.832 oy alarak Rize'den milletvekili seçildi. Milletvekilliği döneminde, Bütçe Ticaret ve Geçici Dilekçe Komisyonu, Gıda Tarım Kanun Tasarısı, Harçlar Kanunu Tasarısı ve Belediye Gelirleri Kanunu’nun 21. maddesinin yorumlanması konularında geçici komisyonlarda görev yaptı. Kavrakoğlu, milletvekilliği döneminde memleketiyle alakalı sorunları Meclise taşımış, Belediye Kanunu’na bazı maddelerin eklenmesine ve bazı maddelerin kaldırılmasına dair söz alarak Rize’de yaşanan sıkıntıların üzerinde durmuştur. Seçme ve Seçilme Hakkına İlişkin Kanun’un uygulanabilirliği ile ilgili sorunları gündeme getirmiştir. Bu bağlamda, seçim kütüğüne kaydı olmayan Rizeli hemşehrilerinin en tabi hakkı olan seçme ve seçilme hakkını kullanamadıklarını dile getirmiştir.

Osman Kavrakoğlu, 1951 yılında Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun çıkartılmasında yaşanan sıkıntılarda hükûmete sözlü soru yönelterek alınan önlemler için açıklama istedi. İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü Bütçe görüşmelerinde, 4936 Sayılı Üniversiteler Kanunu hakkında söz alarak düşüncelerini belirtti. 1951 yılı Türk Ceza Kanunu için söz alarak komünizm suçu işleyen sol görüşlü propagandalar karşısında verilecek cezaların artırılması hakkında fikirlerini söyledi. Kör, sağır ve dilsizler tarafından kullanılan sarf malzeme ve cihazların gümrük vergisinden muaf tutulmasının uygun bir karar olduğunu dile getirdi.

1952 yılında Rize’ye bağlı Güneyce ilçesinin coğrafi konumundan kaynaklanan sorunlar hakkında söz aldı. Güneyce’nin yerleşim yeri olamayacak kadar engebeli oluşu, hayati gereksinimlerin elde edilmesinde bir engel olduğunu söyleyerek ilçenin, İkizdere’ye bağlanmasının gerekli olduğunu belirtmiş ve bu öneri kabul edilmiştir.

3236 sayılı Kan Gütme Sebebiyle Adam Öldürme ve Buna Teşebbüs Suçlarının Failleri Hakkında Tatbik Olunacak Muameleye Dair Kanun için söz aldı. Bu Kanun'un antidemokratik tarafları olduğu, ancak demokratik bir duruma getirilirse kabul edilebilir olacağı üzerinde durdu. Aynı yıl söz aldığı konulardan biri de Yabancı Memleketlerle Geçici Ticaret Anlaşmaları hakkında oldu.

1954’de Maden Kanunu tasarısı için ekonomi komisyonunun düzenlemiş olduğu rapor üzerine konuşmuş, fiili eyleme geçmeyen konuların da yasa hükümlerine tabi tutulmasının gerektiğini ifade etmiştir. DP Kırşehir Milletvekili Osman Bölükbaşı’nın Mecliste geçen bir konuşmasında, TBMM’ye karşı hakaret ve küfür ettiğine yönelik iddia karşısında sessiz kalmayarak milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması için tepkisini ortaya koydu. TBMM’ye karşı böyle bir konunun tartışılmasından dahi rahatsızlık duyan Kavrakoğlu, küfrün meşru sayılmaması için adli denetlemenin başlatılmasını istedi.

1957 Milletvekili Seçimi Hakkında Kanun'a geçici bir maddenin eklemesi konusunda söz alarak Yüksek Seçim Kurulu’nun milletvekili seçiminde, bölgelerde eksik aday olması durumunda bunu parti teşkilatına bildirmesi gerektiğini söyledi. 1958 yılı bütçesi, Karayolları Trafik Kanunu hakkında da düşüncelerini beyan eden Kavrakoğlu, Meclis denetlemesi açılışına yönelik verilen önergede söz alarak her türlü yıkıcı eyleme karşı CHP’nin, hükumeti başarısızlığa sürüklediğini vurguladı. İçişleri Tüzüğü hükümlerine göre bir denetleme komisyonu oluşturulmasının yerinde bir karar olduğunu ifade etti.

1960 yılına geldiğinde sorunlar günden güne artan Türkiye’de üniversite öğrencileri artık sıkça yürüyüşler yapmakta, hükumetin uygulamalarından rahatsız olduklarını dile getirmekteydiler. CHP’nin, hükumete karşı eleştirileri artmış, İsmet İnönü’nün yurt gezilerinde erken seçim söylemleri, gezilerin olaylı geçmesine sebep olmuştu. Aydınlar, bürokratlar, üniversite gençleri yaşananlara tepki göstererek hükûmetin eylemlerine karşı âdeta ortak bir duruş göstermeye başlamıştı.

1960 Darbesi ve Yassıada Yargılamaları

27 Mayıs 1960 Darbesi’nden bir süre önce çocukluk arkadaşı Suphi Bey aracılığıyla darbe yapılacağı haberini aldı. Söylentileri Adnan Menderes ve Celal Bayar ile paylaşmıştı. Bayar, 9 Subay Olayı’nda konunun üzerine gidilmesini istemiş, özellikle de 21 Mayıs’taki Harp Okulu yürüyüşünden endişe duymuşsa da askerin böyle bir girişimde bulunacağına olanak verilmemişti. 10 yıl iktidarda kalan Demokrat Parti’nin Ortak Divan Başkanlığı görevini yapan Kavrakoğlu, kısa bir süre sonra 27 Mayıs 1960 tarihinde tutuklanan DP vekilleri arasındaydı. Yassıada’ya sevk edildikten sonra 31 Ağustos 1960 günü ilk ifadesini verdi.

Anayasa hükümlerinin değiştirildiğini ve memleketin tek parti rejimine sürüklediği iddialarını kesinlikle kabul etmedi. Üzerine atılı suçlamaları reddeden Kavrakoğlu, iddia edildiği gibi eylemlerin gerçekleşmediğini, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 17. maddesinin himayesinde olduğunu belirtti. İktidar oldukları süre içinde deneyimsizlikten kaynaklı hatalar olsa da Menderes hükumetinin hiçbir dönem dikta rejimi uygulamadığını dile getirdi. TBMM’den Anayasa'ya aykırı bir kanun çıkmayacağını, zira bunların Anayasa’ya aykırı olup olmadığını denetleyecek bir kurumun bulunmadığını belirtti. Her ne kadar yapılan eylemler esnasında yumuşak hareket edilse de politik deneyimsizliklerin de olduğunu söyledi. İkinci duruşmada avukatı Şevket Karadeniz gözükse de sonraki duruşmalarda savunmalarını kendi hazırladı.

1950’den 1960 yılına, Salahiyet Kanunu’nun (Polis Görev ve Yetki Yasası) Mecliste onaylanmasına kadar geçen sürede çeşitli tarihlerde yaptığı konuşmalar ve davranışları ile DP’nin tutumunu ön safta yürütenlerden biri olduğu için Yüksek Adalet Divanı tarafından on beş ayrı maddeden yargılanmıştır.

Bu maddeler şunlardır:

Cumhuriyet Halk Partisi’nin mallarının geri alınmasına dair 11 Aralık 1953 tarihli öneriyi imzalayan mebuslar arasında bulunması,

Abana ilçesinin Bozkurt'a eklenmesine yönelik yasa tasarısının bütçe encümeninde üye olarak bulunması,

Kırşehir’in ilçe durumuna getirilmesi yönündeki önerinin TBMM’de 30 Haziran 1954 günü görüşülmesi sırasında ve bu yasanın aleyhinde konuşan Osman Bölükbaşı’na zabıt ceride (Meclis tutanağı) 351’de "Sözünü geri alsın, burada zalim yok" demek suretiyle sataşması,

• 39. maddenin güncellenmesine yönelik tartışmaların değerine dair önerge vermesi.

Kavrakoğlu'nun, Yassıada’da tutukluluk süresince çeşitli nedenlerden gerçekleşen ölümler nedeniyle sanık numarası 335-333-332 şeklinde değişti. Demokrat Parti’nin önem verdiği her işte, grupta veya TBMM’de ortaya atılıp onu yürütmek ve çıkarmak için çaba gösteren ve DP iktidarın ön safında gelenlerden biri olarak tanınmıştı kamuoyunda. Kavrakoğlu'na gerek konuşmaları ile gerek önergeleriyle asli faillerle asli iştirak hâlinde olduğu atfedildi. 15 Haziran 1961 tarihinde yapılan yirminci oturumda sorgu aşamasında Etem Menderes’in günlüğünden alınan önemli bir not gündeme geldi. Ethem Menderes, 11 Mart 1959 Çarşamba günü günlüğüne "Tokyo, Çukurova, Sakarya, Ankara, Şafak, Merkez kumarhanelerini Osman Kavrakoğlu, Belvü’yü de Argun işletiyor." diye yazmıştı. Sorgunun üzerine Kavrakoğlu, Ethem Menderes’e bu konunun sorulmasını rica etmişti. Mahkeme başkanı bu konuda tarafsızlığını dile getirerek Menderes’i çağırdı. Söz alan Ethem Menderes nottan tam olarak emin olmadığını ifade etmiş, ancak Kavrakoğlu bu iddianın yalan olduğu konusunda ısrarcı olmuş ve başsavcıdan konunun aydınlatılması için ricada bulunmuştu. Konuyu inceleyen savcı Egesel, 10 Ağustos 1961‘de gerçekleştirilen 52. oturumda bir açıklama yaparak konuyu incelediklerini ve böyle bir kumarhane ile hiçbir alakasının olmadığı neticesini Kavrakoğlu'na bildirmiştir.

Osman Kavrakoğlu' bütün iddialara karşılık asıl savunmasını 16 Haziran 1961’de yaptı. Kendi el yazısı ile yazdığı savunmasında 1950-54-57 yıllarında usullere uygun biçinde mebus seçildiğini, kararnamedeki yasalarda vicdani kanaatini kullanarak oy kullandığını söyledi. Savunmasında, üzerinde durduğu konulardan biri gerici kesimin saldırılarına karşı Atatürk’ü Koruma Kanunu hakkında, hükûmeti uyardığını yazmıştı.

İdam talebi ile yargılanan Osman Kavrakoğlu, iddia makamının mütalaasına karşı 10 Ağustos 1961’de 7 sayfalık bir savunma yazarak duruşmada okudu. İtham nedeni sayılan yasaların 9. ve 10. dönemde çıkartıldığını belirtti. 1954 ve 1957 seçimlerinde milli iradenin bu iki yasama döneminin muhasebesini yaparak tekrar iktidara taşıdıklarını ifade ederek bu konu üzerinde durmayacağını yazdı. Son yasama dönemi içindeki eylemler ele alındığında, dikta amacı taşımayan davranışlar olduğunu ifade ederek Demokrat Parti Grubu, Halil Özyörük başkanlığında bir encümen kurmuş ve tüzükte yapılacak tadilatı tespit etmişti. Anayasa Encümeni bu tadilatı müzakereye hazırlanırken Özyörük’ün kalp krizi geçirmesi ile Başkan yardımcılığını kendisine önerdiklerini belirtti. Böyle önemli bir olayda, kendisine verilen görevi yerine getirmeye çalışmasında bir kasıt arandığını söyledi. Başsavcının hazırladığı iddianamedeki idam cezasının çok ağır olmasına dikkat çekmiş, iddianameyi gazetelerdeki yalan haberlere, gerçeği yansıtmayan kanıtlara dayandırmasını hayretle karşıladığını belirtmiştir.

Yüksek Adalet Divanı, Osman Kavrakoğlu’nu ihlal suçu işlediği kararıyla suçlu buldu. 146/1 gereğince hakkında idam kararı çıktı. Yassıada duruşması hâkimlerinden Selman Yörük, Hıfzı Tüz, Abdullah Üner; 59. maddenin de uygulanmasını talep etmişlerdi. Ölüm cezasına çarptırılan on iki isim arasında olan Osman Kavrakoğlu’nun cezası, 15 Eylül 1961 tarihinde, 75 no’lu karar ile müebbet ağır hapse çevrildi.

Dört buçuk yıl İmralı, Kayseri ve Toptaşı cezaevlerinde kaldı. 1964 yılının Eylül ayına gelindiğinde dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, sağlık durumları nedeniyle aralarında Osman Kavrakoğlu’nun da olduğu yedi mahkumu affedeceğini duyurdu. Kavrakoğlu, 7 Ekim 1964 tarihinde arkadaşları ile birlikte tahliye edildi.

Sonraki yaşamı

Osman Kavrakoğlu'nun Karacaahmet Mezarlığı'nda bulunan kabri

Cezaevinden çıktıktan sonra bir süre emeklilik hayatı yaşamış, daha sonrasında ise ticarete atılmıştır. 1 Aralık 1970 tarihinde Denizcilik Bankası Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu üyeliği, daha sonraki süreçte de Armatörler Birliğinin hukuk müşavirliğini yaptı. 23 Mart 1986 tarihinde Moda Deniz Kulübü’ne Değişmez Genel Başkan seçildi. Orhan Keçeli ile birlikte 1987-1988 yıllarında Rize Vakfının kuruluşunu gerçekleştirdi. Fenerbahçe’den hiçbir zaman kopmadı, gönül verdiği takıma, cezaevinden çıktıktan sonra da destek vermeye devam etti. Fahri olarak Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kongrelerinde divan başkanlığı yapmaya devam etti.

DEM yayıncılık idare heyetinde çalışmalarına devam eden Kavrakoğlu, Büyük Kulüp Yüksek Haysiyet Divanı Başkanlığı yaptığı sırada, uzun süredir tedavi gördüğü kalp hastalığı nedeniyle 2 Mayıs 1995’te vefat etti. Kabri, İstanbul Karacaahmet Mezarlığı'nda bulunmaktadır. Nihat Kavrakoğlu ve Zeynep Kavrakoğlu adında iki çocuğu olan Kavrakoğlu’nun, 1988 yılında kaleme aldığı Hatıralarım başlıklı bir eseri bulunmaktadır.[2][3]

Kaynakça

  1. ^ "Osman Kavrakoğlu (1913-1995) Atatürk Ansiklopedisi". yeni.ataturkansiklopedisi.gov.tr. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Erişim tarihi: 17 Ekim 2024. 
  2. ^ "Milliyet - 3 Mayıs 1995 - MİLLİYET GAZETE ARŞİVİ". gazetearsivi.milliyet.com.tr. 10 Şubat 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  3. ^ "TBMM Albümü 2. Cilt (1950-1980)" (PDF). TBMM Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü. 12 Aralık 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 8 Haziran 2022. 
Sportif görevi
Önce gelen:
Ali Muhiddin Hacı Bekir
21. Fenerbahçe SK Başkanı
1951-1953
Sonra gelen:
Bedii Yazıcı

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Celâl Bayar</span> 3. Türkiye cumhurbaşkanı (1950–1960)

Mahmut Celalettin Bayar, Türk ekonomist, siyasetçi ve eski cumhurbaşkanı. Çağdaş Türkiye'nin siyasi yaşamının çeşitli dönemlerinde önemli roller oynamış olan Bayar, Meclis-i Mebusan üyesi, cumhuriyet döneminde iktisat vekili, Mustafa Kemal Atatürk'ün son başbakanı ve 1950-1960 arasında Türkiye'nin üçüncü ve asker kökenli olmayan ilk cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.

<span class="mw-page-title-main">Adnan Menderes</span> 9. Türkiye başbakanı

Ali Adnan Menderes, Türk siyasetçi. 1950-60 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı görevinde bulundu. Ayrıca, aynı tarihler arasında kurucuları arasında yer aldığı Demokrat Parti (DP) Genel Başkanlığını yürüttü. Menderes, Türkiye siyasi tarihinde idam edilen ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti başbakanı olarak tarihe geçti. 1990'da Türkiye Büyük Millet Meclisi çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilen Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'ya itibarlarını iade etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Fatin Rüştü Zorlu</span> Türk diplomat ve siyasetçi

Ahmet Fatin Zorlu, Türk siyasetçi ve diplomattır. 1957-1960 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak görev aldı. Bundan önce ise 1954-55 yılları arasında Başbakan Yardımcılığı yaptı. 27 Mayıs Darbesi sonrası başlatılan Yassıada Yargılamaları sonrası Başbakan Adnan Menderes ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan ile birlikte İmralı adasında idam edildi.

<span class="mw-page-title-main">Demokrat Parti (1946)</span> Türkiyede bir siyasi parti (1946–1960)

Demokrat Parti, 7 Ocak 1946'da kurulan, kurulduğu yıl yapılan seçimlerde azınlıkta kalıp 4 yıl sonra yapılan seçimlerde 27 yıllık tek parti dönemini sona erdiren Türk siyasi partisi olarak bilinir. Sırasıyla 1950, 1954 ve 1957 seçimlerini kazanmış ve 10 yıl boyunca iktidar olmuştur. Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile iktidardan düşürülmüş ve 29 Eylül 1960'ta kapatılmıştır. Demokrat Parti'nin kısaltması DP olarak yazılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Şükrü Saracoğlu</span> 5. Türkiye başbakanı

Mehmet Şükrü Saracoğlu, Türk iktisatçı ve siyasetçidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin 5. başbakanıdır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye Büyük Millet Meclisi</span> Türkiye Cumhuriyetinin parlamentosu

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama organıdır. 23 Nisan 1920'de Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'nce işgaline direniş göstermek üzere kurulmuştur. Asli görevi yürütmeyi denetlemektir ve yasama erkini kullanır. "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi, TBMM'nin varoluşunun temel dayanağını oluşturur.

<span class="mw-page-title-main">Refik Koraltan</span> 8. Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı

Bekir Refik Koraltan, Türk bürokrat ve siyasetçi. Demokrat Parti döneminde, 1950 ile 1960 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevinde bulunmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Cihat Arman</span> Türk kaleci ve teknik direktör

Cihat Arman, Fenerbahçe'nin ve Türkiye millî futbol takımının kalecilerindendir. Türk futbolunun ve Fenerbahçe'nin gelmiş geçmiş en iyi kalecilerinden biri olarak görülmektedir. İstisnasız her maçta giyindiği sarı kazağıyla uzun yıllar taraftarlarca “Uçan Kaleci” ve “Sarı Kanarya” olarak adlandırılmasıyla Fenerbahçe’nin de Sarı Kanarya sembolü almasını sağlamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Suat Hayri Ürgüplü</span> 11. Türkiye başbakanı

Ali Suat Ürgüplü,, Türk bürokrat, büyükelçi ve siyasetçi. Türkiye Cumhuriyeti'nin 11'inci başbakanıydı.

<span class="mw-page-title-main">Refik Şevket İnce</span>

Mehmet Refik İnce, Türk siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">Zeki Rıza Sporel</span> Türk futbolcu

Mehmed Zeki Sporel, Türk millî futbolcu, asker, veteriner hekim, siyasetçi ve 1955-58 yılları arasındaki Fenerbahçe Spor Kulübü başkanı. Zeki Rıza Sporel, Türk milli futbol takımının ilk golünü atmış, Fenerbahçe’de oynadığı 18 yılda 352 maçta 473 gol atarak, maç başına 1.34’lük gol oranı sağlamış ve Türk futbolunda en fazla gol atan oyunculardan birisi olarak Türk futbolunda tarihe geçmiştir. Soyadı kanunu sonrası kendisine bizatihi Atatürk tarafından Sporel soyismi verilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Hasan Polatkan</span> Türk siyasetçi ve maliyeci

Hasan Polatkan, Kırım Tatarı kökenli Türk siyasetçi ve maliyeci. Mayıs ile Aralık 1950 arasında kısa bir dönem Çalışma Bakanlığı görevine getirildi. 1950-60 yılları arasında ise Maliye Bakanlığı görevinde bulundu. 27 Mayıs Darbesi sonrası başlatılan Yassıada Yargılamaları sonrası Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile birlikte İmralı adasında idam edildi.

<span class="mw-page-title-main">1950 Türkiye genel seçimleri</span> TBMM 9. dönem milletvekillerini belirleyen seçim

1950 Türkiye genel seçimleri, 14 Mayıs 1950 tarihinde düzenlenen ve TBMM 9. dönem milletvekillerinin belirlendiği seçim. "Gizli oy, açık tasnif" yönteminin ilk kez uygulandığı 1950 seçimleri, Türkiye tarihinin ilk demokratik seçimi olarak kabul edilir. 1946 genel seçimlerinden sonra, Cumhuriyet tarihinde tek dereceli olarak düzenlenen ve birden fazla partinin katıldığı ikinci milletvekilliği genel seçimidir.

<span class="mw-page-title-main">1954 Türkiye genel seçimleri</span> TBMM 10. dönem milletvekillerini belirleyen seçim

1954 Türkiye genel seçimleri, 2 Mayıs 1954 tarihinde TBMM'de görev yapacak 10. dönem milletvekilleri için yapılan seçimlerdir.

<span class="mw-page-title-main">1957 Türkiye genel seçimleri</span> TBMM 11. dönem milletvekillerini belirleyen seçim

1957 Türkiye genel seçimleri, 27 Ekim 1957 tarihinde TBMM 11. dönem milletvekillerini belirlemek için yapılan genel seçimlerdir.

<span class="mw-page-title-main">Hayrettin Erkmen</span> Türk siyasetçi

Hayrettin Erkmen, Türk siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">Yassıada Yargılamaları</span> 1960 darbesinden sonraki mahkeme süreci

Yassıada Yargılamaları, 27 Mayıs 1960 Darbesi'nden sonra iktidardan uzaklaştırılan Demokrat Parti yönetiminin, darbeyi gerçekleştiren cunta tarafından kurulan özel bir mahkemede yargılandığı davalar dizisi. Yargılamalar Demokrasi ve Özgürlük Adası 'nda yapıldığı için bu isimle anılırlar. İki eski bakan ve bir başbakanın idam edilmesiyle sonuçlanan yargılamalar, Türk siyasi hayatında çok önemli bir yere sahiptir ve bu konudaki tartışmalar günümüzde de sürmektedir.

Ahmet Mükerrem Sarol, Türk doktor, siyasetçi, milletvekili ve devlet bakanı.

Agah Erozan, Türk siyasetçidir.

Hasan Kemal Yardımcı, Türk siyasetçi.