Epik şiir; kahramanlık, yurt sevgisi gibi liriklik bildiren şiirdir. Epik şiirler oluşum tarihlerine göre "doğal epik" ve "yapay epik" olarak ikiye ayrılır. Aynı anlamda hamasi şiir, kahramanlık şiiri, destansı şiir adında da kullanılır.

Yakutça veya Sahaca, Saha Türklerinin konuştuğu dildir. Çuvaşça ile birlikte Türkçenin toplam iki lehçesinden biridir. Türk dillerinin Sibirya grubuna bağlı dil 450.140 kişi tarafından konuşulur. Ayrıca Taymir Yarımadası'nın doğusunda yaşayan halkların ticaret dilidir. Konuşucuların çoğunluğu Rusya'ya bağlı Yakutistan'da yaşar.
Destanların nazım şekli ve türünü, hem Halk Edebiyatı hem de Âşık Edebiyatı bünyesinde bulmak mümkündür.
Alahçın Türk mitolojisinde Yaşam Tanrıçasıdır. Alahçın Hanım veya Alahçın Hatun olarak anılır. İsminin önünde kimi zaman sıfat olarak Yakutça bir kelime olan "Aan" kullanılır.
Abası Yakut mitolojisinde, kötülükleri simgelediklerine inanılan ve korunmak için kendilerine kurbanlar sunulan, kötü ruhlara verilen ad.

Törüngey, Türk ve Altay mitolojisinde ilk insan, Adem. Türüngey (Torongay) olarak da bilinir. Yeryüzünde yaratılan ilk kişi olduğuna inanılır. İnsanların atasıdır. Gökte yaşamaktadır. Ne bir ulusa ne de bir boya (kabileye) sahip değildir. İlk önceleri eşi de yoktur. Sonradan yeryüzüne gönderilmiştir. Yeryüzüne gönderilirken Ulukayın (veya Ulu Ata) tarafından kendisine Su, Ateş ve Demir verilmiştir. Karısının adı Ece (Eje)’dir. Elli kapılı, kırk pencereli, çatısı otuz kirişli bir evi vardır. Öküzleri tarla sürmede kullanan kişidir. Köten (saban) sürmeyi bulan kişi de odur. Kımızı bulan da odur. Kımız içme töreni ona aittir. Bazen göklerden mi indiği yerden mi çıktığı belli olmayan kişi olarak betimlenir. Bazen de gökten düştüğü söylenir. Ateşi elde etmiştir. Ve kendisi yurdundan kovar, bu durum kovulma motifiyle de bağlantılıdır. İslam, Hristiyanlık ve Museviliğin etkisiyle çamurdan yaratıldığı inancı yerleşmiştir. Karısıyla birlikte adları Ecey (Ece) ve Elley (Ele) şeklinde de geçer.
Ürüng Ayığ Toyon - Türk ve Yakut mitolojilerinde Gökyüzü Tanrısı. Ürüng Ay Toyon olarak da söylenir. Ayığ Han veya Ayıh Han olarak da bilinir.
İslamiyet öncesi Türk edebiyatı ya da Destan dönemi Türk edebiyatı, Türklerin İslamiyeti kabulünden önceki dönemlerde oluşturdukları edebiyata verilen isimdir. İslamiyet öncesi Türk edebiyatı M.Ö 4000'li yıllardan başlayarak Türklerin İslamiyeti kabul ettiği XI. yüzyıla kadar sürmektedir. Bu dönem edebiyatı genellikle sözlü ürünlerden oluşmuştur ve yazılı ürünler yok denecek kadar azdır. İslamiyet öncesi Türk edebiyatında M.S VI. yüzyıla kadar olan dönem sözlü edebiyat dönemi olarak adlandırılırken, ilk yazılı eserlerin verilmeye başlamasından sonra yazılı edebiyat dönemi başlamıştır. Eski Türklere ait olan en eski yazılı belgeler ise Orhun Yazıtları'dır Bu yazıtlar Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır. Genel olarak Orhun Yazıtları'ndan önceki dönem sözlü edebiyat, sonrası ise yazılı edebiyat olarak nitelendirilmiştir.
Ayzıt - Türk ve Altay mitolojilerinde güzellik tanrıçası. Ayığsıt Hanım da denilir. Aşkın ve güzelliğin simgesidir. Ongunu kuğudur. Kuğular bu nedenle kutsal sayılır ve dokunulmaz. Kuğular biçim değiştirmiş kutsal kızlar olarak kabul edilir. Ayığsıt gümüş tüylü bir kısrak biçimine bürünebilir ve gökten yeryüzüne bu şekilde iner. Kısrak kılığındayken kuyruk ve yelelerini kanat gibi kullanır. Ormanlarda dolaşmayı sever. Ak bir kalpağı, çıplak omuzlarında ak bir atkısı vardır. Çocukları ve hayvan yavrularını korur. İnsanlara sevgi ilham eder. Sarayının kapısında ellerinde gümüş bakraçlar ve gümüş kamçılar bulunan yasakçıları (bekçileri) vardır. Bu yasakçılar kötü insanları içeriye almazlar. Ayzıt'ın kızları vardır. Onlar da kuğu kılığına bürünebilirler. Ayzıt'ın kızları büyülü beyaz bir tülü giyinince kuğuya dönüşürler. Beyaz Turna kuşu da diğer simgelerinden biridir. Sümerlerde Ay Tanrıçası olan Ay'a da ışık saçmaktadır ve adı da bu anlamla bağlantılıdır. Aşk her zaman ışıkla ve parlaklıkla simgelenmektedir. “Aşk ateşi gözlerimi kör etti” ifadesi bunun en belirgin anlatımıdır.
Ukulan - Türk, Altay ve Yakut mitolojilerinde Su Tanrısı. Ukulan Han olarak da anılır. Suyun temizliğini ve balıkları korur. Balıkları çoğaltır. Balık tutmadan önce kendisinden izin istenir ve balık avının uğurlu geçmesi dilenir. Suyu kirletenlere ve gölleri kurutanlara kızar ve onları cezalandırır. Kışın ırmağın buz tutmuş kısmı üzerinde ateş yakılmasını hoş karşılamaz ve böyle yapanlara kin besler. Kendisi için zaman zaman sıfat olarak "Küğöh Bolloh" ifadesi kullanılır.
Ağal - Yakut ve Altay mitolojisinde "Ruh çağırma".

Gezer Han - Türk, Altay, Moğol ve Tibet efsanelerinde adı geçen söylencesel hakan. “Abay Geser” veya Geser Han olarak da anılır. Türk, Moğol ve Tibet, Tunguz efsane kahramanıdır. Moğol ve Tibet yönü ağır basar. Sezar, Kayzer isimleriyle benzerliği dikkat çekmiştir. Gerçekleştirdiği akınlar ve yaptığı kahramanlıklar uzun destanlarda işlenmiştir. Tarihsel bir kişilik olduğu iddia edilmiş fakat ispatlanamamıştır. Mucizevi bir doğumu olmuş, babasız dünyaya gelmiştir. Türk destanlarındaki gibi yeraltına iner. Geri dönmeyi başarır. Büke Beligte asıl adıdır. Gökyüzünden Tanrılar tarafından yeryüzüne gönderildiğine inanılır.
Yomak – Türk, Altay ve Moğol halk kültüründe ve halk edebiyatında destan, epik şiir. Yomok, Comok, Comog, Yumah, Nomok, Zomok, Zumah olarak da söylenir. Moğollar Domog derler. İlk anlamı "Öbür dünyaya ait, şaman hikâye ve efsaneleri" olan bu sözcük Kınm Türkçesinde de "hikâye, destan" anlamında korunmuştur.
Ayıhı - Türk, Altay ve Yakut mitolojilerinde iyi ruhlar. Ayığı olarak da söylenir. İyilik yapan ruhlardır. Melek anlamında da kullanılmıştır. Yeryüzünde iyilik yapan insanları korurlar. Yoldan çıkanları ise yalnız bırakırlar. Karşıtı Abası’dır.
Yaratılış mitolojisi değişik kültür ve inanışlarda farklı şekillerde anlatılıp inanılan Evren, Dünya veya insanlığın varoluş hikâyeleridir.
- Türk-Altay yaratılış mitolojisi;
Suğorun Han, Türk, Yakut ve Altay mitolojisinde Şaman Tanrısıdır. Suvorun Han da denir. Gelecekte kimlerin şaman/kam olacağını önceden bilir. İyi veya kötü değildir. Türk mitolojisinde nötür içeriğe sahip olan belki de tek varlıktır. Tanha Han Toyon ve Cılha Han Toyon ile birlikte şaman olacak kişiyi önceden tespit eder, şaman olarak büyümesine hükmeder. Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur. Bazı metinlerde Deniz Ruhu olarak anılır.
Kay - Altay halk edebiyatında göğüs ve gırtlaktan çıkarılan seslerle okunan destan.
Olonhohut veya Olonhosut (Sahaca: Олоҥхоhут) Olonho Destanı anlatıcısı olan halk ozanlarına veya aşıklara verilen genel bir isimdir.

Saha Bölgesi'nin 1632'de Ruslar tarafından işgaline kadar Sahaların yazılı bir edebiyatı yoktu ancak oldukça zengin bir halk edebiyatı literatürüne sahiplerdi. Bu halk edebiyatı malzemelerinin başında Olonho Destanı ve ona bağlı manzum halk edebiyatı ürünleri gelmektedir. Bu ürünün kendine has bir geleneği bulunmakta ve birçok farklı hikâyeden oluşmaktadır. Hikâyelerin her biri kahramanının adıyla anılmakta ve olonhohut adı verilen özel anlatıcıları vardır. Olonhohutlar; tarihi geleneğe bağlı kalarak kahramanları ve olayları ayrıntılı bir şekilde anlatır, anlatımı zengin mecazlar ve benzetmelerle süsler, Altay aliterasyonunu başarıyla uygularlar. Olonhohutların anlattığı bu hikâyeler bir zincir oluşturarak Olonho çatısında toplanır. Şu ana kadar derlenebilen en önemli olonholar şunlardır: Er Soğotoh, Ürüng Uolan, Nurgun Bootor, Kulun Kulustuur, Bahımmı Baatır, Erbextey Bergen, Mülcü Böğö, Sün Caahın.

Sardana Platonova Oyunskaya, ; Saha folklorist, edebiyat eleştirmeni, filolog, Rus Bilimler Akademisi Sibirya Şubesi Onurlu Emektarı, Onurlu Kültür İşçisi Madalyası sahibi.