İçeriğe atla

Olekranon Kırığı

Olekranon kırığı dirseğin kemikli kısmında meydana gelen bir kırıktır. Bu yaralanma, dirsek üzerine düşme veya dirseğe direkt travma sonucunda sıklıkla görülür. Olekranon, dirsek kemiğinin humerus kemiğine eklemle bağlanmış noktasına yakındır ve dirsek ekleminin bir parçasını oluşturur. Olekranonun deri altındaki çıkıntılı konumu onu direkt travmalara karşı savunmasız kılar. Triceps kasının kuvvetli çekilmesi de eklemin çekilmesiyle oluşan bir kırığa yol açabilir.

Sınıflandırmalar

Olekranon kırıklarını farklı şekillerde açıklayan çeşitli sınıflandırmalar vardır:

Mayo sınıflandırma

İstikrara, ayrılmaya ve kırığın parçalanmasına bağlıdır. Üç şekilde görülür her şekil iki yan tipe ayrılır. Yan tip A (parçasız) ve yan tip B (parçalı).

  • Tip I: Ayrılmamış kırık – Bu tip ayrıca parçalanmamış(Tip 1A) veya parçalanmış (Tip 1B) olabilir
  • Tip II: Ayrılmış, sabit kırıklar – Bu örnekte, organın bağlanma noktasına yakın kırık parçaları 3mm'den fazla yer değiştirmiştir ama tamamlayıcı bağlar bozulmamıştır. Bu, dirseğin stabil olmamasının sebebidir. Bu tip ayrıca parçalanmış (Tip 2A) veya parçalanmamış (Tip 2B) olabilir.
  • Tip III: Ayrılmış, sabit olmayan kırık – bu durumda, kırık parçaları yer değiştirmiştir ve önkol, humerus'a bağlantısında stabil değildir. Bu bir kırık veya çıkık olabilir. Bu tip ayrıca parçalanmış (Tip 3A) veya parçalanmamış (Tip 3B) olabilir.

AO Sınıflandırması

Bu sınıflandırma, dirsek kemiğinin bağlanma noktasına yakın bölgesindeki her kırığı tek grupta ve üç yan tipte inceler:

  • Tip A: Dirsek kemiği metafizindeki eklem dışı kırıklar
  • Tip B: Dirsek kemiğindeki eklem içi kırıklar
  • Tip C: Dirsek kemiğinin bağlantı noktasındaki ve çevresindeki karmaşık kırıklar

Belirtiler ve Semptomlar

Dirsek üzerine düşünce veya dirseğe direkt darbe alınca olekranon kırılırsa, yüksek bir dirsek acısı hissedilir. Kemik bölgesinde şişme ve kolu tam düz doğrultamama sıklıkla görülür. Muayenede, kırılmış veya yerinden ayrılmış parçalı kırıklarda dokununca hissedilebilir bir bozukluk olabilir.

Nedenler

Olekranon kırıkları sık görülür. Tipik nedenler motorlu araç kazaları ve düşmelerdir. Bu kırıklar sıklıkla diğer vücut parçaları zarar görmeden oluşur, ama daha karmaşık bir dirsek yaralanmasının parçası olabilir.

Direkt travma: Dirseğin üzerine düşmeyle veya dirseğe sert bir cismin çarpmasıyla oluşabilir. Bu travmalar sıklıkla olekranonun parçalanarak kırılmasına neden olur.

Dolaylı travma: Kol dümdüz haldeyken elin üzerine düşmeyle oluşabilir.

Tanı

Olekranon kırığı

Dirseğin ön ve yanal X-ray görüntüleri genellikle olekranon kırığını saptamakta yeterli olur. Dirseğin standart bir yanal X-ray görüntüsü, olekranon kırığı tanısını koymakta yetersiz kalır. Gerçek bir yanal X-ray, kırığın şeklini, yer değiştirme derecesini, parçalanma durumunu ve kırığın eklemle ilişki derecesini göstermelidir.

Tedavi

Kırık (sol) ve üç çivi, tel ve dikişlerde düzeltilmesi (sağ)

Çok düşük veya hiç yerinden oynamanın olmadığı kırıklarda 4 ila 6 hafta dirseğin sabit kalması yeterli olabilir, ama diğer durumlarda ameliyat gerekir. Bu ameliyatlarda çiviler, teller, vidalar ve ortopedik plakalar kullanılabilir.

Gallucci ve yardımcıları, yer değiştirmiş olekranon kırığına sahip ve yaşı 70'i geçmiş 28 hastayı erken mobilizasyonla tedavi etmeyi planlamıştır. Bu hastaların 22'sinde minimal semptomik birleşmeme görülmüştür ve bu hastalara cerrahi müdahale gerekli görülmemiştir. Hastalar dirseklerini 15-140 derece arasında hareket ettirebilmiş ve çok az acı hissetmişlerdir. Gallucci ve yardımcıları, ameliyatsız tedavinin yaşlılar için daha uygun olduğunu düşünmüşlerdir.

Epidemiyoloji

Olecranon kırıkları çocuklarda, tüm dirsek kırıklarının yalnızca %5-7'sini oluşturur. Çünkü erken hayatta, olekranon ince, kısa ve humerusun alt kısımlarından daha dayanıklıdır.

Ancak, olekranon kırıkları yetişkinlerde daha sık görülür. Bu, genellikle olekranonun pozisyonun dirseğin uç bölgesinde olmasından kaynaklanır.

Kaynakça

Daha fazla

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Replantasyon</span>

Replantasyon Türk El Cerrahisi Derneği tarafından cerrahi olarak vücudun kopan bir parçasının işlevini yeniden kazandırmak amacıyla tüm yapılar ile beraber yeniden onarılması olarak tanımlanmaktadır. Bu kopan uzuvlar genellikle parmak, el, kol, bacak, saçlı deri, penis, kulak olmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Lupus</span>

Lupus, teknik adıyla Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) veya Yaygın Lupus Kızarıklığı, Otoimmun, Kelebek Hastalığı kökenli multisistem hastalıklarının en sık görülen tipik örneğidir. Lupus sözcüğü, Latincede “kurt” anlamında olup ciltte çıkan yaraların yıkıcı özelliğini ifade eder. 1872 yılında Kaposi, hastalığın sadece cildi değil vücudun değişik organlarını etkileyen bir hastalık olduğunu fark etmiştir. Otoimmun antikorların büyük bölümü ANA niteliğindedir. Sessizce gelişebilir ya da akut olarak başlar. Ateşli ataklar biçiminde alevlenmeler gösterir. Organizmanın tümünü etkileyebilir, ancak deri, eklemler, böbrekler ve seröz zarlar zarar gören başlıca dokulardır.

<span class="mw-page-title-main">Lösemi</span> kemik iliğinde oluşan kan kanserleri

Lösemi, kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür.

<span class="mw-page-title-main">İnsan dişi</span> besinleri parçalamak için kullanılan insanların ağzındaki kalsifiye beyazımsı yapı

İnsan dişi, besinleri yutmaya ve sindirmeye hazırlık aşamasında keserek ve ezerek besinlerin mekanik olarak yıkımında görev yapar. İnsanlarda, her birinin belirli bir işlevinin olduğu kesici diş, köpek dişi, küçük azı dişi ve azı dişi olmak üzere dört tip diş vardır. Kesici dişler besini keser, köpek dişleri besini koparır ve küçük azı ve azı dişleri besini ezer. Dişlerin kökleri maksilla ya da mandibula içerisine yerleşmiş ve diş eti ile kaplanmıştır. Dişler yoğunluğu ve sertliği farklı çeşitli dokulardan yapılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Sedef hastalığı</span>

Sedef hastalığı (psoriasis), deride kabartılarla karakterize, uzun süreli, bulaşıcı olmayan bir otoimmün hastalık. HLA-Cw6 doku uygunluk antijeni birçok türünde genetik yönü oluşturur. Bu nedenle bazı hastaların ailelerinde de hastalık görülebilmektedir. Bazı ilaçlar ve duygusal dalgalanmalar hastalığı ortaya çıkarabilir veya aktifleştirebilir.

<span class="mw-page-title-main">Diyabet</span> Kandaki glikoz seviyesinin aşırı artmasından kaynaklanan metabolik bozukluk

Diabet ya da Diabetes mellitus, sıklıkla yalnızca diabet ya da diyabet veya halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kandaki glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok sayıda kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. Diyabetes Mellitus ya insülin salgılanmasındaki yetersizlik ya da insülinin etkisindeki veya insülin cevabındaki bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan yüksek kan şekerinin yol açtığı birkaç grup hastalığı tanımlamak için kullanılan ortak bir terimdir.

<span class="mw-page-title-main">Sanatsal anatomi</span>

Sanatsal anatomi, mekan içinde hareket halinde olan insan bedeninin yapısını ve biçimini inceleyip resmini doğru çizmeyi ve aynı zamanda ivme ile hacim arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. İnsan bedeninin sanatsal yapısıyla ilgilenmek onun tıbbi anatomisiyle ilgilenmeyi gerektirmez. İkisi birbirini tamamlar.

Hipertrofik osteoartropati (HOA) veya Marie-Bomberger sendromu sıklıkla çomak parmakla birlikte görülen ve yakın ilişkisi olan ayrı bir klinik durum. Hipertrofik osteoartropati; el ve ayak parmaklarında çomaklaşma, uzun kemiklerde yeni kemik oluşumu ile birlikte periostozis ve artrit ile karekterize bir sendromdur.

Nöropatik osteoartropati ; yavaş başlangıçlı, özellikle yük taşıyan eklemlerde ilerleyici kemik yıkımı, kemik rezorpsiyonu ve deformite ile kareketerli ilerleyici dejenerasyon. Hastalığın kontrolsüz seyri deformite, fonksiyon kaybı, yaralar, süperenfeksiyon ve amputasyona kadar gider.

<span class="mw-page-title-main">Ampütasyon</span> Vücudun bir bölümünün kesilip atılmasını içeren tıbbi prosedür

Ampütasyon, bir uzvun tamamının ya da bir kısmının kesilip atılması. Yaralanma, hastalık ve ameliyat yoluyla gerçekleşebilir.

Reye sendromu, genellikle influenza (grip) veya suçiçeği gibi bir viral enfeksiyondan sonra özellikle aspirin alınmasıyla ortaya çıkar. Son yıllarda çocuklara ateş düşürücü olarak aspirin verilmemesi, doktorların bu konuda aileleri bilinçlendirmesi sonucu sıklığı giderek azalmıştır. Çoğu kez enfeksiyonun iyileşme döneminde aniden bulantı-kusma ve döküntülerle başlar, ancak aspirin alınmadan da ortaya çıkabilen vakalar vardır. Tam sebebi bilinmese de hücrelerin enerji santrali gibi çalışan mitokondrinin metabolik fonksiyonlarında bir bozulmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Birçok organ etkilenmekle birlikte, karaciğer ve beyin en çok etkilenen organlardır. Karaciğerde genellikle yağlanma olur, ancak sarılık gibi karaciğer hastalığı belirtileri olmaz. Beyinde ciddi ödeme bağlı olarak şuur kaybıyla giden ağır bir ensefalopati tablosu görülür. Kalp, böbrek ve pankreasta da daha az seviyede yağlanma görülebilir. Erken tanı hayat kurtarıcıdır, şüphe olduğu anda, erkenden şuur kapanmadan önce yoğun bakım ünitesine alınmalı ve sıklıkla görülen kan şekeri düşüklüğüyle (hipoglisemi) ve beyin ödemiyle mücadele edilmelidir.

<span class="mw-page-title-main">Bursit</span>

Bursit ya da bursitis, bursa olarak adlandırılan, bir eklemi ya da kemiği kaplayan yumuşak dokunun üzerinde oluşan içi sıvı dolu keseciklerin iltihaplanmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Yağ embolisi</span>

Yağ embolisi genelde uzun kemik kırığı, yumuşak doku travması ve yanık gibi fiziksel travmalar sonucu ortaya çıkan bir emboli türüdür. Trombus(kan pıhtısı)dan kaynaklanan

<span class="mw-page-title-main">Selülit (enfeksiyon)</span>

Bu madde deriyi etkileyen bakteriyel enfeksiyon hakkındadır. Cilt altı yağ dokusunun sebep olduğu pürüzlü görünüm için selülit maddesine bakınız.

<span class="mw-page-title-main">Embolizm</span> Atardamar, arteriyol ve kılcal damar hastalıkları

Embolizm, bir kütlenin kan akımıyla sürüklenerek damarları tıkamasına embolizm (embolism), bu cisme embolus denir. Kan akımıyla sürüklenen kütle maddenin her türden fiziksel niteliğini taşıyabilir. Bir embolizm sürecinin etkisi, embolusun kaynağı ve izlediği yol ile belirlenir. Trombuslardan kökenli emboluslar en sık görülen embolizm türünü oluşturur (tromboembolizm).

<span class="mw-page-title-main">Kafa içi basıncı</span> kafatası içerisinde kan, BOS ve beyin dokusunun oluşturduğu basınç

Kafa içi basıncı (KIB) veya intrakraniyal basınç (İKB) kafatası içerisindeki Beyin-omurilik sıvısı ve beyinin oluşturduğu basınçtır. Ölçü birimi milimetre-cıva (mmHg)'dır. Düz zeminde uzanan sağlıklı bir erişkinde normal aralık 7-15 mmHg aralığındadır. Vücut kafa içi basıncını denge halinde tutmak için bir takım mekanizmalara sahiptir. Kafa içi basıncında 1 mmHg civarında oynamalar meydana gelebilir. Bunlar pozisyon, beyin omurilik sıvısının emilimi veya üretimi esnasında olur ve hızla dengelenir. Kafa içi basınç değişikliklerine sebep olan etkene bağlı olarak kafatası sabit bir hacime sahip olduğu için içerideki diğer bileşenlerde hacimsel değişimler meydana gelir. Öksürmek veya ıkınmak gibi bazı manevralardan sonra da göğüs içi ve karın içi basıncındaki artışa bağlı ana toplar damarlar üzerindeki basınç ve dolayısıyla direnç artacağından kafa içi basıncıda yükselir. Normal şartlarda kafa içi basıncı sağlıklı bir erişkinde 7-17 mmHg civarındadır. Bu değerin 20 mmHg'nin üstine çıkması durumunda artmış kafa içi basıncı veya kafa içi hipertansiyonu olarak adlandırılır ve tedavi gerektirir.

Femoral-facial sendrom, izole sendromdur; diabetik annelerin bebeklerinde görece sık rastlanır. otosomal dominant yolla aktatılmış az sayıda olgu bildirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kafa travması</span>

Kafa travması, kafatası veya beyinde travma sonrası gerçekleşen herhangi bir yaralanmadır. Travmatik beyin hasarı ve kafa travması terimleri tıp literatüründe sıklıkla birbirinin yerine kullanılmaktadır. Kafa yaralanmaları çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Kafa yaralanmaları kaza, düşme, fiziksel saldırı veya trafik kazaları gibi birçok nedenle olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Künt travma</span>

Künt travma veya perforan (delici) olmayan travma; bir fiziksel travma sonrası ortaya çıkan durumdur. Bir nesne cildi deldiğinde ve vücudun bir dokusuna girerek açık bir yara ve çürük oluşturduğunda ortaya çıkan delici travmadan (penetran) farklı bir durumdur.

<span class="mw-page-title-main">Diz artriti</span>

Diz artriti genellikle insanı güçten düşüren bir artrit şeklidir. Diz hemen hemen her türlü artritten etkilenebilir.