İçeriğe atla

Nûreddin Mahmud Zengî

Nûreddin Mahmud Zengî
Zengîler Haleb Atabeyi
Hüküm süresi1128-1146
Önce gelenI. İmâdüddin Zengî
Sonra gelenel-Melikü's-Sâlih İmâdüddin İsmâil
Zengîler Şam Atabeyi
Hüküm süresi1154-1174
Sonra gelenel-Melikü's-Sâlih İmâdüddin İsmâil
Doğum1118
Musul
Ölüm15 Mayıs 1174 (56 yaşında)
Şam
DefinNûreddin Medresesi, Şam
Eş(ler)iİsmet Hatun
Çocuk(lar)ıel-Melikü's-Sâlih İmâdüddin İsmâil
Tam adı
el-Melikü'l-Adil Nûreddin Ebu'l-Kasım Mahmud bin I. İmâdüddin Zengî
HanedanZengî Hanedanı
BabasıI. İmâdüddin Zengî
DiniSünni İslam
Zengîler Devleti, Nûreddin Mahmud Zengî zamanında en geniş sınırlarına ulaşmış, onun ölümüyle dağılmıştır.

Nûreddin Mahmud Zengî (Arapçaنور الدين محمود زنگي, Şubat 1118, Musul - Mayıs 1174, Şam), Büyük Selçuklular'ın Haleb Atabeyi.

Hayatı

Zengî hanedanının bir üyesi olan Nûreddin 1118 yılında dünyaya geldi. 1146 yılında babası I. İmâdüddin Zengî'nin ölümü üzerine devlet eski Türk geleneklerine göre varisler arasında bölündü, bu paylaşım sonunda Musul Seyfeddin Gazi'ye bırakılırken, Nûreddin Mahmud'a da Haleb ve çevresi bırakıldı. 1150 yılında Türkiye Selçuklu Sultanı I. Rükneddin Mesud'un kızıyla evlendi. Oğuzların Avşar boyundandır.

Haçlılarla mücadelesi

I. ve II. Haçlı seferleri arası Anadolu, Suriye ve Filistin.

I. İmâdüddin Zengî 1144'te Urfa'yı fethetti ve I. Haçlı seferi sonunda kurulan Urfa Kontluğu'na son verdi. Bu zafer Haçlılara karşı kazanılmış ilk önemli başarıdır. Urfa'nın kaybedilmesi üzerine Avrupa ikinci bir Haçlı seferine hazırlanmıştır. Orta Çağ İslam dünyasının en parlak simalarından olan Nûreddin Mahmud Zengî, babasından devraldığı Haçlılar ile mücadelesinde ağabeyi ve Musul Atabeyi Seyfettin Gazi'yle ve 1148'de ağabeyinin ölümünden sonra yerine geçen küçük kardeşi Kudbeddin Mevdud'le birlikte hareket ederek, Haçlılara karşı İslam cephesini birleştirmiş, II. Haçlı seferinin etkisizleştirilmesine çalışmıştır. Zengîlerin bu fedakarlıkları sonucu Haçlılar daha fazla ilerleme imkânı bulamayarak sahil şeridine sıkışıp kalmışlardır.

Nûreddin, kısa süreliğine Haçlıların eline geçen Urfa'yı ani bir baskınla 1146'da tekrar fethetti, böylece Urfa Kontluğu'nu tekrar diriltme çabası başarısız oldu. Ertesi yıl da Artak ve civarını ele geçirdi. Seyfeddin Gazi ile birlikte Şam'ı kuşatan Haçlılar ile savaştı ve II. Haçlı seferinin başarısızlıkla sonuçlanmasını sağladı. Harim kalesini ele geçirdi, Haçlıları Yağra'da bozguna uğrattı. 1149'da Antakya Prensi Raymond'u Afrin Muharebesi'nde öldürdü.[1] Daha sonra Famiya kalesini zaptetti. Börilerin elinden Şam'ı aldı. 1153'te Yukarı Mezopotamya, Güneydoğu Anadolu ve Suriye'yi tek hakimiyet altında toplayarak sultanlığını ilan eden Nûreddin Mahmud'un prestiji Selçuklu hanedanı'nı gölgede bırakacak kadar arttı.

1152 yılında Urfa kontu II. Joselin'i esir adı ve Halep'te hapsetti. 1154 yılında Şam'a taarruz ederek Mucireddin Abak'in elinden Şam'ı aldı. 1156 yılında Kudüs Kralı III. Baudouin ile bir barış yaptı. Fakat Baudouin'in Türk ve Arap çadırlarına saldırması sonucu bu barış bozuldu. Şam yakınlarında cereyan eden muharebeleri Nûreddin kazandı ve Hristiyan esirleri Banyas'ta öldürülenlere karşılık kılıçtan geçirildi.[2]

Nûreddin Mahmud daha sonra 1157'de Kudüs Kralı III. Baudouin'i yenilgiye uğrattı. 1158'de Haçlılara yenildiyse de onları 1164'te Harim'de ağır bir bozguna uğrattı.

Mahmud Zengî, Mısır'daki Fatımi Halifesi'nin kaypak tutumunun farkına varmış ve Esedüddin Şirkuh ve Şirkuh'un yeğeni Selahaddin Eyyubi'yi Mısır'a göndermiş ve Fatımilerin Haçlılarla işbirliğine girmelerinin önüne geçmiş ve dolayısıyla Mısır'ın Kudüs Krallığı'nın kontrolüne girmesinin önünü kapamış, bilahare İslam dünyasında ikiliğe sebep olan Fatımi Halifeliği'nin 1171'de yıkılmasını sağlayarak Selçukluların hayalinin yani İslam birliğinin gerçekleşmesine önayak olmuştur. Selahaddin Eyyubi, Nûreddin Zengî'nin ölümüne kadar Mısır'da naiplik yapmış ve O'nun emirleri dışına çıkmamıştır.

Ölümü

Şam'daki mezarı

Nûreddin Mahmud 1173'te Maraş ve Göksun'u Anadolu Selçukluları'ndan aldı, ancak II. Kılıç Arslan ile anlaşarak şehirleri geri teslim etti. Nûreddin 1174'te Şam'da boğaz iltihabından öldü.[3]

Yerine oğlu el-Melikü's-Sâlih İmâdüddin İsmâil geçti. Bu dönemde Selahaddin Eyyubi ülke topraklarını yavaş yavaş ele geçirmeye başladı. Selahaddin ile mücadele eden Zengîler başarılı olamadı. İsmail, hastalanınca ülkesinin Musul hakimi İzzeddin Mesud'a verilmesini vasiyet etti. 1181'de ölünce Halep kolu sona erdi.

Zengîlerin Oğuzların Avşar boyundan geldiği biliniyor. Zengî devleti dağılınca buradan göç eden bir kısım Avşar boyları Karamanoğulları Beyliğini kurmuşlardır.

Şahsiyeti

Nûreddin Mahmud Zengî, adil bir hükümdar idi. Bu sebeple O'na kendi halkı tarafından el-Emir'ul-Adil (Adil Hükümdar) lakabı uygun görülmüştür. Çocukluğunda iyi bir eğitim alan Nûreddin devlet yönetiminde diplomatik bir üslup kullanmıştır. Uygulamış olduğu usta siyaset sayesinde Müslümanların birliğini sağlamış ve sonradan komutanlarından Selahaddin Eyyubi tarafından gerçekleştirilecek olan Kudüs'ün Fethi'nin zeminini hazırlamıştır.

Nûreddin ileri görüşlü bir liderdi, adımlarını daima geleceği düşünerek atardı. Onun üç hayali vardı. İlki Müslümanları birleştirerek İslam birliğini kurmaktı -ki bunu hayattayken gerçekleştirmiştir-. İkinci hayali yani Kudüs'ün yeniden fethini kendisinden hemen sonra Selahaddin Eyyubi gerçekleştirmiştir. Son hayali ise Konstantiniyye'nin fethi idi, bu fetih de Osmanlı Sultanı II. Mehmed'e nasip oldu.

Nûreddin öğrenime çok önem verdi. Şam, Halep, Hama, Humus ve Baalbek şehirlerinde öğrenim kurumları kurdu. İlk Darul Hadis'i O kurdurdu, kurdurduğu rasathanede güneş saati yaptırdı. Komutanlarına özel önem vermiş ve başta Selahaddin olmak üzere onları gerek kumandanlık ve gerekse siyaset konusunda yetiştirdi. Öldüğünde kendisi tarafından yaptırılan Şam'daki Nuriye Medresesi'ne defnedildi. Şam'da yaptırdığı büyük hastane, devrin en meşhur mütehassıs doktorlarının hizmet verdiği bir sağlık müessesesiydi. Hadis üniversitesi mahiyetindeki ilk dar-ül-hadisi o kurdu ve pek çok kitap vakfetti. Rasathane kurdurarak, Güneş saati yaptırdı. Dindar olup, ilim adamlarının hamisiydi. karargahında dahi Kur’an okutup, hürmetle dinlerdi. ülkesini adaletle idare ettiği için “Melik-ül-adil” lakabıyla tanındı. Haftada iki gün halkın huzuruna çıkarak şikayetleri dinlerdi. haksızlıkların önüne geçmek ve devletin menfaatlerini korumak için, hassas bir haber alma teşkilatı kurdu. haberleşmede güvercinlerden de faydalandı. Kendisinin ve aile çevresinin ihtiyaçlarını, ihsanlarını, şahsi malından karşılardı. ganimetten, alimlerin helal dediklerinden başkasını almaz, altın, gümüş kullanmaz ve ipek giymezdi.

Pöpüler Kültürdeki yeri

Kaynakça

  1. ^ Christopher Tyerman, God's War: A New History of the Crusades, 195. (İngilizce)
  2. ^ Karl Vilhelm Zetterstéen, Nûreddin Zengî, MEB İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1964, c. IX, s. 360.
  3. ^ Nur al-Din Mahmud b. Zanki, N. Elisseeff, The Encyclopaedia of Islam, Vol. VIII, ed. C.E.Bosworth, E. van Donzel, W.P.Heinrichs and G. Lecomte, (Brill, 1995), 132. (İngilizce)
Resmî unvanlar
Önce gelen:
I. İmâdüddin Zengî
Zengîler Haleb Atabeyi
1146-1174
Sonra gelen:
el-Melikü's-Sâlih İmâdüddin İsmâil
Önce gelen:
'
Zengîler Şam Atabeyi
1154-1174
Sonra gelen:
el-Melikü's-Sâlih İmâdüddin İsmâil

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Eyyûbîler</span> Orta Doğuda hüküm sürmüş olan geç dönem Orta Çağ Kürt devleti (1171–1250)

Eyyûbîler, Eyyûbîler Devleti veya Eyyûbî Sultanlığı, Zengî Devleti'nin komutanı ve daha sonradan Fâtımî Devleti'nin veziri olan Selahaddin Eyyubi'nin 1171 yılında kurduğu Eyyûbî Hanedanı'nın Mısır ve Suriye'de egemen olduğu Sünni Müslüman bir devlettir. En güçlü olduğu dönemde Mısır, Suriye, Irak, Hicaz, Filistin, Libya, Yemen ve Levant bölgelerini egemenliği altında tutmuştur. 1171'de Selahaddin Eyyubi tarafından Mısır'daki Şii Fâtımî Hâlifeliği'nin ortadan kaldırılmasının ardından doğan bir iktidar boşluğuyla tarih sahnesine çıkan devlet, 1187'de Hıttin Muharebesi ile Kudüs'ü Hristiyanlardan geri almış ve Orta Doğu'da önemli bir güç hâline gelmiştir. Hanedanlık, bölgedeki hâkimiyetini 13. yüzyılın ortalarına kadar sürdürmüştür.

<span class="mw-page-title-main">İkinci Haçlı Seferi</span> 1147–1149 yılları arasında gerçekleşen Haçlı seferi

İkinci Haçlı seferi, 1147-1149 yılları arasında gerçekleşen Haçlı Seferleridir.

<span class="mw-page-title-main">Üçüncü Haçlı Seferi</span> 1189–1192 yılları arasındaki Haçlı seferi

Üçüncü Haçlı Seferi, 1189-1192 yılları arasında gerçekleşmiş Haçlı seferi.

<span class="mw-page-title-main">Artuklu Beyliği</span> Güneydoğu Anadoluda hüküm sürmüş bir Türk beyliği (1102–1409)

Artuklu Beyliği ya da diğer adıyla Artuklular, Harput, Mardin ve Hasankeyf bölgelerinde 1102-1409 yılları arasında hüküm sürmüş bir Oğuz Türkmen beyliğidir.

<span class="mw-page-title-main">Selahaddin Eyyubi</span> Eyyûbî Devletinin kurucusu (1137–1193)

Selahaddin Eyyubi, Eyyûbîler Devleti'nin kurucusu ve ilk hükümdarıdır. 1187 yılında Kutsal Topraklar'ı Haçlılardan geri almak için bir ordu kurdu ve komutasındaki ordusuyla beraber 4 Temmuz 1187 tarihinde gerçekleşen Hıttin Muharebesi ile Kudüs Kralı Lüzinyanlı Guy'ın ordusunun büyük bir bölümünü yok etti. 2 Ekim 1187'de ise Kudüs'ü Haçlı kuvvetlerinden alarak bölgedeki 88 yıl süren Katolik egemenliğine son verdi ve kenti İslam dünyasına geri kazandırdı. Avrupalı Katolik Hristiyanlar yaşadıkları bu yenilgiden sonra, Kudüs'ü tekrar hâkimiyetlerine geçirebilmek amacıyla Üçüncü Haçlı Seferi'ni düzenlediler.

<span class="mw-page-title-main">Zengîler</span>

Zengîler, 12. ve 13. yüzyıllarda Mezopotamya ve Suriye'de hüküm sürmüş Türk devletidir. İlk hükümdarı İmâdüddin Zengî'dir.

<span class="mw-page-title-main">I. İmâdüddin Zengî</span> Zengi Devletiinin kurucusu ve ilk hükümdarı

I. İmâdüddin Zengî ya da Aksunguroğlu İmâdüddin Zengî Büyük Selçuklu Devleti'nin Musul ve Haleb Atabeyi ve Zengi hanedanının kurucusu.

<span class="mw-page-title-main">Urfa Kontluğu</span>

Urfa Kontluğu veya Edessa Kontluğu, Birinci Haçlı seferi sonucu 12. yüzyılda Urfa şehri ve civarında Haçlılar tarafından kurulmuş bir devlettir. Kurucusu, daha sonra Kudüs kralı olacak olan I. Baudouin'dir.

Haçlı seferleri kronolojisi:

<span class="mw-page-title-main">I. Adil</span>

Melik Âdil Seyfeddîn. Necmeddīn Eyyûb'un oğlu, Selâhaddîn Eyyûbî'nin küçük kardeşi olup 1196-1218 yılları arası Eyyûbîler Suriye Sultanı olarak ve 1200-1218 yılları arasında da Eyyûbîler Mısır Sultanı olarak hüküm sürdü.

Efdal bin Selâhaddîn, tam adı Ebū Hasan Nūreddīn Melik el-Efḍal Alī bin Salāḥaddīn Yūsuf, Selahaddin Eyyubi'nin 17 oğlundan en büyüğüdür. 1186–1196 döneminde Eyyubiler Suriye Sultanı ve üst Eyyubiler Sultanı olarak hükümdarlık yapmıştır.

el-Melikü's-Sâlih İmâdüddin İsmâil (1163–1181) 1174 yılında, babası Nûreddin Mahmud Zengî'nin ölümüyle Haleb ve Şam Atabeyi oldu.

<span class="mw-page-title-main">Âdıd</span>

Âdıd veya El-Âdıd li-Din-Allâh Tam künyesi: Ebu MuHammed El-Âdıd li-Din-Allâh, Abdullah İbni Yusuf el-Ḥafıẓ.

Mucireddin Abak, Türk asıllı altıncı Böriler Şam atabeyi. 1140-1154 arasında, Büyük Selçuklu Devleti devletine tabi Böriler Şam Atabeyliği yapan hükümdardır.

<span class="mw-page-title-main">II. Joselin</span>

II. Joselin, Urfa Kontluğu'n dördüncü ve son kontu.

I. Seyfeddin Gazi 1146 ile 1149 yılları arasında Musul emiri. I. İmâdüddin Zengî'nin en büyük oğlu ve Nûreddin Mahmud Zengî'nin ağabeyidir.

Esâdüddîn Şirkuh bin Şadhi,, kısaca Şîrkûh el-Mansûr veya Şirkuh, Kürt askeri komutan ve Selahaddin Eyyubi'nin amcasıdır. Mısır'daki askeri ve diplomatik çabaları, Eyyubi ailesinin o ülkede eğemenlik kurmasında kilit bir faktördü. Eyyûbî ailesi önceleri Duvîn'de Şeddâdîler'in hizmetinde bulunuyordu. Bağdat şahnesi Bihrûz el-Hâdim'in yakın dostu olan Şâdî, oğulları Necmeddin Eyyûb ve Şîrkûh'la beraber onun hizmetine girdi. Bihrûz'un Tikrît'e vali tayin ettiği Şâdî'nin ölümünün ardından bu göreve oğlu Necmeddin Eyyûb getirildi. Şîrkûh da ağabeyine yardımcı olarak onunla birlikte kaldı. Bir müddet sonra Bihrûz'la araları bozulan iki kardeş 532 (1137) yılında Musul'a gidip İmâdüddin Zengî'nin hizmetine girdi ve onun Haçlılar'la mücadelesinde aktif rol oynadı. İmâdüddin Zengî'nin öldürülmesinin ardından (541/1146) Halep'te yönetimi ele geçiren Nûreddin Mahmud Zengî'nin en büyük yardımcısı Şîrkûh oldu. İmâdüddin Zengî'nin ölüm haberini alan Urfa Kontu II. Joscelin'in iç kale dışında Urfa'yı zaptetmesi üzerine Nûreddin Mahmud ve Emîr Savar ile Şîrkûh Urfa'ya gidip şehri kurtardılar. Receb 543'te Antakya yakınlarındaki Yağra'da ve Safer 544'te Azâz yakınlarındaki İnnib'de (İnab) Haçlılar'ı ve İsmâilîler'i mağlûp ettiler. Gösterdiği kahramanlıktan dolayı Nûreddin Mahmud, Artah Kalesi'ni Şîrkûh'a verdi

El-Sinabra Muharebesi (1113), Kudüs Kralı I. Baudouin liderliğindeki bir Haçlı ordusu, Selçuklu Sultanı tarafından gönderilen ve Musul emiri Mevdud bin Altuntegin tarafından komuta edilen bir Müslüman ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı.