İçeriğe atla

Nötrofil lenfosit oranı

Tıpta Nötrofil Lenfosit Oranı (NLR) belirti göstermemiş İnflamasyon belirteci olarak kullanılır.

NLR, nötrofil sayısının lenfosit sayısına bölünmesiyle hesaplanır.

Genellikle periferik kan örneğinden[1] ancak bazen tümör gibi dokuya sızan hücrelerden de alınır.[2]

Son zamanlarda Lenfosit Monosit oranı (LMR), tüberküloz ve çeşitli kanserler dahil olmak üzere inflamasyon belirteci olarak da incelenmiştir.

Kullanımları

Kardiyovasküler hastalıkların prognozu

Yüksek NLR değeri, anjiyografi veya kardiyak revaskülarizasyon uygulanan hastalarda ölüm oranının bağımsız bir belirleyicisidir.[1]

Kanser işareti belirteci

Artan NLR, yemek borusu kanseri [2] veya ilerlemiş pankreas kanseri[3] gibi çeşitli kanserlerin kötü prognozu ile ilişkilidir.

COVID-19 'a işaret eden belirteç

NLR, COVID-19'dan ölenler ve iyileşenler arasındaki NLR farkı göz önüne alındığında COVID-19'a işaret eden belirteç olarak kullanılabilir.[4]

Referans değerler

Yakın tarihli bir çalışmada sağlıklı yetişkin deneklerin %95'inin NLR oranı 0,78 ile 3,53 arasındaydı.[5] %95 aralığı: sağlıklı yetişkinlerin %2,5'i NLR değeri 0,78'in altında ve %2,5'inde ise NLR değeri 3,53'ün üzerindedir.[5]

Tarihçe

Nötrofil-Lenfosit oranı, nötrofil lenfosit oranı ile bağışıklık tepkisi reaksiyonları arasındaki ilişki etkileşimi fark edildikten sonra yararlı bir parametre olarak gösterilmiştir.

Bratislava'daki St. Elizabeth Kanser Enstitüsünün Anesteziyoloji ve yoğun bakım bölümünde 2001 yılında Zahorec tarafından yürütülen çalışma sonucu, NLR oranın klinik yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) 6-12 ve 24 saat aralıklarla stres faktörü olarak düzenli kullanılmasını önermiştir.[6]

Tedavi öncesi NLR'nin göğüs yemek borusu kanserine karşı kemoterapi duyarlılığının bir göstergesi olarak kullanılabileceğini gösteren ilk çalışma Hiroshi Sato, Yasuhiro Tsubosa ve Tatsuyuki Kawano tarafından 2012 yılında World Journal of Surgery dergisinde yayınlanan çalışmada gösterildi.[7]

Kaynakça

  1. ^ a b Wang X (Mar 2014). "Neutrophil to lymphocyte ratio in relation to risk of all-cause mortality and cardiovascular events among patients undergoing angiography or cardiac revascularization : A meta-analysis of observational studies". Atherosclerosis. 234 (1): 206-213. doi:10.1016/j.atherosclerosis.2014.03.003. PMID 24681815. 
  2. ^ a b Wang J (Jan 2014). "The clinical significance of tumor-infiltrating neutrophils and neutrophil-to-CD8+lymphocyte ratio in patients with resectable esophageal squamous cell carcinoma". J. Transl. Med. 12: 7. doi:10.1186/1479-5876-12-7. PMC 3895663 $2. PMID 24397835. 
  3. ^ Xue P (Apr 2014). "Neutrophil-to-lymphocyte ratio for predicting palliative chemotherapy outcomes in advanced pancreatic cancer patients". Cancer Med. 3 (2): 406-415. doi:10.1002/cam4.204. PMC 3987090 $2. PMID 24519894. 
  4. ^ Eslamijouybari M, Heydari K, Maleki, Moosazadeh M, Hedayatizadeh-Omran A, Vahedi L (2020). "Neutrophil-to-Lymphocyte and Platelet-to-Lymphocyte Ratios in COVID-19 Patients and Control Group and Relationship with Disease Prognosis". Caspian J Intern Med. 11 (Supplement 1): 531-535. PMC 7780872 $2. PMID 33425271. 28 Mart 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Mart 2023. 
  5. ^ a b Forget, Patrice (2017). "What is the normal value of the neutrophil-to-lymphocyte ratio?". BMC Research Notes. 10 (1): 12. doi:10.1186/s13104-016-2335-5. PMC 5217256 $2. PMID 28057051. 
  6. ^ Zahorec, R. (2001). "Ratio of neutrophil to lymphocyte counts--rapid and simple parameter of systemic inflammation and stress in critically ill". Bratislavske Lekarske Listy. Bratisl Lek Listy. 102 (1): 5-14. PMID 11723675. 
  7. ^ Sato, Hiroshi; Tsubosa, Yasuhiro; Kawano, Tatsuyuki (March 2012). "Correlation Between the Pretherapeutic Neutrophil to Lymphocyte Ratio and the Pathologic Response to Neoadjuvant Chemotherapy in Patients With Advanced Esophageal Cancer". World Journal of Surgery. 36 (3): 617-622. doi:10.1007/s00268-011-1411-1. PMID 22223293. 

Ek kaynaklar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Lenfatik sistem</span> lenf damarları ve lenfatik organlar ile lenfodik dokudan oluşan bir organ sistemi

Lenfatik sistem veya lenfoid sistem, omurgalılarda dolaşım sistemi ve bağışıklık sistemi'nin bir parçası olan bir organ sistemi'dir. Geniş bir lenf ağından, lenfatik damarlardan, lenf düğümlerinden, lenfatik veya lenfoid organlardan ve lenfoid dokulardan oluşur. Damarlar lenf adlı berrak bir sıvıyı kalbe doğru taşır.

Pozitron emisyon tomografisi adı verilen ve damar yolu ile enjekte edilen metabolik radyoaktif ajanların biriktiği normal veya patolojik dokuları görüntüleyen bir sintigrafi ve tomografi tekniği. Genel anlamda metabolik veya fonksiyonel görüntüleme için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Prostat kanseri</span> Kanser çeşidi

Prostat kanseri eril üreme sisteminde yer alan bir bez olan prostatta gelişen bir kanserdir. Prostat kanserlerinin çoğu yavaş gelişim gösterir; bununla beraber, görece hızlı gelişim gösterenleri de vardır. Prostat kanseri hücreleri prostattan vücudun diğer kısımlarına, özellikle kemiklere ve lenf düğümlerine yayılabilir. Başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilir. İlerleyen aşamalarda ise işemede zorluk, idrarda kan ya da pelviste, sırtta veya işeme sırasında ağrıya sebep olabilir. İyi huylu prostat büyümesi olarak bilinen hastalık da benzer belirtiler verebilir. İleri aşamada ortaya çıkan diğer belirtiler arasında düşük alyuvar hücresi sayısından kaynaklanan yorgunluk hissi sayılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Cilt kanseri</span>

Cilt kanseri, deriden kaynaklanan kanserdir. Vücudun diğer kısımlarını istila etme veya yayılma yeteneğine sahip anormal hücrelerin türemesinden kaynaklanırlar. Bazal hücreli karsinom, Skuamöz hücreli karsinom ve melanom olmak üzere üç ana cilt kanseri türü vardır. İlk ikisi, daha az yaygın olan bir dizi cilt kanseri ile birlikte melanom dışı cilt kanseri olarak bilinir. Bazal hücreli kanser yavaş büyür ve etrafındaki dokuya zarar verebilir ancak uzak bölgelere yayılma veya ölümle sonuçlanma olasılığı düşüktür. Genellikle üzerinde küçük kan damarları bulunan parlak, ağrısız, kabarık bir cilt alanı olarak görülür veya ülserli kabarık bir alan olarak ortaya çıkabilir. Skuamöz hücreli cilt kanserinin yayılma olasılığı daha yüksektir. Genellikle üstü pullu sert bir yumru olarak ortaya çıkar ancak ülser de oluşturabilir. Melanomlar en agresif olanlardır. Belirtileri arasında boyutu, şekli, rengi değişen, düzensiz kenarları olan, birden fazla renge sahip, kaşıntılı veya kanayan bir ben yer alır.

İmmünoterapi veya biyolojik terapi, bağışıklık sistemini aktive ederek veya baskılayarak hastalığın tedavi edilmesidir. Bir immün yanıtı ortaya çıkarmak veya güçlendirmek için tasarlanan immünoterapiler aktivasyon immünoterapileri olarak sınıflandırılırken, azaltan veya baskılayan immünoterapiler baskılama immünoterapileri olarak sınıflandırılır. İmmünoterapi, çeşitli kanser türlerini tedavi etme potansiyeli açısından ön araştırma aşamasındadır.

<span class="mw-page-title-main">Onkovirüs</span>

Onkovirüsler ya da tümör virüsleri, kansere neden olabilen virüsler için kullanılan genel bir terimdir. Bu terim 1950-60'lı yıllarda akut dönüşüm gösterebilen retrovirüslerle ilgili çalışmalarla birlikte kullanılmaya başlandı. Virüslerin genomu RNA içerdiğinden sıklıkla oncornavirüsler terimi kullanılmıştır. Günümüzde genomu DNA veya RNA içeren ve kansere neden olan herhangi bir virüs anlamına gelir ve "tümör virüsü" ya da "kanser virüsü" ile eşanlamlıdır. Bununla birlikte insan ve hayvan virüslerinin büyük çoğunluğu kansere neden olmaz.

<span class="mw-page-title-main">Parmak oranı</span>

Parmak oranı, el parmaklarının alt kıvrımlarının orta noktası ile parmağın tepe noktası arasındaki uzunluklarının oranını ifade etmek için kullanılır. Bilim insanlarının çalışmalarına göre parmak uzunluklarının oranı, özellikle 2. parmak olan işaret parmağı ve 4. parmak olan yüzük parmağı uzunlukları oranı (2D:4D) anne karnındaki testosteron maruziyeti miktarı ile ilişkili bulunmuştur ve bu etkilenmenin kaba bir ölçüsü olarak kabul edilebilir. Buna göre düşük 2D:4D oranı yüksek androjen maruziyetini gösterir. Parmak oranı (2D:4D) 1'e yaklaştıkça yani eşitliğe gittikçe yüksek orandan, 0'a yaklaştıkça düşük orandan bahsedilir.

<span class="mw-page-title-main">Yemek borusu kanseri</span>

Yemek borusu kanseri, boğaz ile mide arasında uzanan ve özafagus olarak da bilinen yemek borusundan kaynaklanan bir kanser türüdür. Sık görülen belirtiler arasında yutma güçlüğü ve kilo verme sayılabilir. Diğer belirtilere örnek olarak yutma sırasında ağrı, ses kısıklığı, köprücük kemiği etrafındaki lenf bezlerinin şişerek büyümesi, kuru öksürük ve muhtemelen kanlı öksürük ya da kan kusma (hematemez) verilebilir.

<span class="mw-page-title-main">Tümörü infiltre eden lenfositler</span>

Tümörü infiltre eden lenfositler veya tümöre infiltre lenfositler(İngilizce: tumor-infiltrating lymphocytes), urun içine göçmüş ve kan dolaşımından ayrılmış akyuvarlardır. Bunlardan en çok bulunanı T hücreleri olup değişken oranlarda tek çekirdekli bağışık hücreleri, değişik türdeki karışık hücreler(T hücreleri, B hücreleri, doğal öldürücü hücreler, makrofajlar) de bunların içerisindedir.

<span class="mw-page-title-main">Malignite</span> Tıbbi bir durumun giderek kötüleşme eğilimi

Malign kanser sayılabilecek türden tümör türleridir. Kötü huylu bir tümör, oluştuğu bölgede primer tümör diye adlandırılır. Buna karşın bu tümörün vücudun başka yerlerinde oluşturduğu kardeş tümörler ise metastaz diye adlandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Ağız kanseri</span>

Oral kanseri olarak da bilinen ağız kanseri, dudak, ağız veya üst boğaz zarının kanseridir. Ağızda en sık ağrısız beyaz bir yama olarak başlar, kalınlaşır, kırmızı lekeler geliştirir ve büyümeye devam eder. Dudaklarda olduğunda, genellikle iyileşmeyen ve yavaşça büyüyen kalıcı bir kabuk ülseri gibi görünür. Diğer belirtiler arasında zor veya ağrılı yutma, boyunda yeni topaklar veya şişlikler veya dudaklarda uyuşma hissi olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Tümör nekroz faktörü alfa</span>

Tümör nekroz faktörü ; sistemik inflamasyonda yer alan bir hücre sinyal proteinidir (sitokindir) ve akut faz reaksiyonunu oluşturan sitokinlerden biridir. CD4+ lenfositler, NK hücreleri, nötrofiller, mast hücreleri, eozinofiller ve nöronlar gibi diğer birçok hücre tipi tarafından üretilebilmesine karşın, esas olarak aktif makrofajlarca üretilir. TNF, homolog bir TNF alanına sahip çeşitli transmembran proteinlerden oluşan TNF süper ailesinin bir üyesidir.

<span class="mw-page-title-main">Kemotaksi</span>

Kemotaksi, bir organizmanın kimyasal bir uyarana tepki olarak hareketidir. Somatik hücreler, bakteriler ve diğer tek hücreli veya çok hücreli organizmalar hareketlerini ortamlarındaki belirli kimyasallara göre yönlendirir. Bu, bakterilerin gıda moleküllerinin en yüksek konsantrasyonuna doğru hareket ederek veya zehirlerden kaçarak yiyecekleri bulmaları için önemlidir. Çok hücreli organizmalarda kemotaksi, erken gelişim ve müteakip gelişim aşamaları ve normal işlev ve sağlık için yaralanma ve enfeksiyon sırasında kritik öneme sahiptir). Ek olarak, hayvanlarda kemotaksise izin veren mekanizmaların kanser metastazı sırasında alt edilebileceği kabul edilmiştir. Lökositlerin ve lenfositlerin anormal kemotaksisi de ateroskleroz, astım ve artrit gibi enflamatuar hastalıklara sebep olur.

NADPH oksidaz 2 veya sitokrom b(558) alt-birimi beta veya Sitokrom B-245 ağır zincir, insanlarda NOX2 geni tarafından kodlanan bir proteindir. Bu protein, reaktif oksijen türlerini (ROS) oluşturan süper oksiti üreten bir enzimdir.

Otoimmün hastalık, bir vücut kısmına anormal bir bağışıklık tepkisinden kaynaklanan bir durumdur. En az 80 otoimmün hastalık türü tanımlanmış olup, bazı kanıtlar 100'den fazla türün olabileceğini düşündürmektedir. Herhangi bir vücut parçası tutulabilir. Semptomlar çeşitlidir ve genellikle hafif ila şiddetli arasında değişen ve geçici olabilen düşük dereceli ateş ve yorgun hissetmeyi içerir.

<span class="mw-page-title-main">Viral uyku</span>

Viral uyku, patojenik bir virüsün, viral yaşam döngüsünün lizojenik kısmı olarak belirtilen, bir hücre içinde uykuda kalma yeteneğidir. Gizli bir viral enfeksiyon, kronik bir viral enfeksiyondan ayrılan bir tür kalıcı viral enfeksiyondur. Gecikme, belirli virüslerin yaşam döngülerinde, ilk enfeksiyondan sonra virüs parçacıklarının çoğalmasının durduğu aşamadır. Bununla birlikte, viral genom ortadan kaldırılmamıştır. Virüs, konakçının dışarıdan yeni bir virüs ile tekrar enfekte olmasına gerek duymadan yeniden aktifleşebilir ve büyük miktarlarda viral nesil üretmeye başlayabilir ve süresiz olarak konakçı içinde kalabilir.

Yavaş virüs, etiyolojik olarak yavaş virüs hastalığıyla ilişkili bir virüs veya virüs benzeri bir ajandır. Yavaş bir virüs hastalığı, uzun bir gecikme döneminden sonra, aylar ila yıllara yayılan yavaş, ilerleyici bir seyir izleyen, sıklıkla merkezi sinir sistemini tutan ve çoğu durumda hastayı ölüme götüren bir hastalıktır. Yavaş virüs hastalıklarına örnek olarak HIV virüsünün neden olduğu HIV/AIDS, kızamık virüsü enfeksiyonunun nadir bir sonucu olan subakut sklerozan panensefalit ve kemikte Paget hastalığı sayılabilir. paramiksovirüsler, özellikle kızamık virüsü ve insan solunum sinsityal virüsü.

<span class="mw-page-title-main">Testis kanseri</span>

Testis kanseri, erkek üreme sistemi’nin parçası olan testislerde oluşan kanser'dir. Belirtileri, testiste yumru veya testis torbası'nda şişlik veya ağrıyı içerebilir. Tedavi kısırlık ile sonuçlanabilir.

Lenfositopeni, kanda bulunan lenfosit adı verilen beyaz kan hücrelerinin normalden daha düşük seviyede olması durumudur. Lenfositler, bağışıklık sistemimizde önemli roller oynayan hücrelerdir. Bu duruma aynı zamanda lenfopeni de denir. Bunun zıttı ise, lenfositlerin aşırı derecede yüksek olduğu lenfositozdur.

<span class="mw-page-title-main">PD-1 ve PD-L1 inhibitörleri</span> ilaç sınıfı

PD-1 inhibitörleri ve PD-L1 inhibitörleri, hücrelerin yüzeyinde bulunan PD-1 ve PDL1 immün kontrol noktası proteinlerinin aktivitesini bloke eden bir grup kontrol noktası inhibitörü antikanser ilaçtır. İmmün kontrol noktası inhibitörleri, çeşitli kanser türleri için ön basamak tedavi olarak ortaya çıkmaktadır.