İçeriğe atla

Nâm-ı Kemâl fıkraları

Nâm-ı Kemâl, Osmanlıcada bir fıkra veya kısa hikâye anlatılmaya başlarken kullanılan ve "adamın biri" anlamına gelen bir terimdir. Sonradan bu terim kullanılarak anlatılan fıkraların neredeyse tamamının müstehcen bir karakter alması ve halk dilinde de, "Nam-ı Kemal" yerine, tamamıyla yanlış ve ses benzerliği dışında hiçbir dayanağı olmayan bir şekilde vatan şairi Namık Kemal'e atfedilmeye başlaması ile bu terim evrim geçirmiş olmaktadır. Başka bir deyişle günümüzde "Namık Kemal"in sözü diye söylenen birçok müstehcen söz aslında "Nam-ı Kemal" fıkralarını içermektedir.

İlgili Araştırma Makaleleri

Mizah ya da gülmece, hayatın güldürücü yönünü ortaya çıkaran sanat türüdür. İnsanı gülmeye sevk eden resim, karikatür, konuşma ve yazı sanatıdır. Mizah eserleri sadece şaka, güldürme maksadıyla söylenip, yazılıp, çizilmediği gibi belli fikirleri ifade etmek için de ortaya konulabilir.

<span class="mw-page-title-main">Nasreddin Hoca</span> efsanevi kişi ve mizah kahramanı

Nasreddin Hoca, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde, Hortu ile Akşehir çevresinde yaşamış olan efsanevi kişi ve mizah kahramanıdır.

<span class="mw-page-title-main">Bulanıklık</span>

Bulanıklık, belirsizlik veya müphemlik; bir cümlenin, ifadenin veya çözümün açıkça tanımlanmadığı ve birkaç yorumu makul kıldığı bir anlam türüdür. Bir işaretin, sembolün, resmin ya da deyimin birden fazla anlama, mânâya gelebileceği durumları tarif eden bir terimdir. Bu nedenle, amaçlanan anlamı sınırlı sayıda adımla bir kurala veya sürece göre kesin olarak çözülemeyen herhangi bir fikrin veya ifadenin bir niteliğidir. Belirsizlik kavramı genellikle felsefe ile bağdaştırılır. Bulanıklıkta, farklı yorumlara izin verilir, belirsiz olan bilgilerle, istenen özgüllük seviyesinde herhangi bir yorum oluşturmak zordur. Eğer olabilecek sadece iki anlam varsa, bu durumda çiftanlamlılık söz konusudur. Edebiyatta ve konuşma dilinde kullanılan kinaye ve alegori de bulanıklık kavramı içinde incelenebilir. Bulanıklık, özellikle dil ile ilgili işaretler, yani harfler, semboller gibi işaretlerin bir özelliğidir.

Namık Kemal Yolga, Türk diplomat.

<span class="mw-page-title-main">Ziya Paşa</span> Osmanlı Türkü şair, mütefekkir ve devlet adamı

Ziya Paşa doğum adıyla Abdülhamid Ziyâeddin, Tanzimat devri devlet ve fikir adamı, gazeteci ve şairdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda 19. yüzyılın en önemli devlet adamlarından birisidir ve Tanzimat edebiyatının en fazla eser veren yazarlarındandır. Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “Batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır.

Tanzimat edebiyatı, Tanzimat döneminin kültürel ve siyasi hareketlerinin sonucu olarak ortaya çıkmış edebiyat akımı. 3 Kasım 1839'da Mustafa Reşid Paşa tarafından ilan edilen Gülhane Hattı Hümayunu da denilen yenileşme beratının yürürlüğe konmuş olmasından doğmuştur. Bu olay daha sonraları Tanzimat Fermanı olarak adlandırılacak, gerek siyasi alanda gerek edebî ve gerekse toplumsal hayatta batıya yönelmenin resmi bir belgesi sayılacaktır. Şinasi ile Agah Efendi'nin birlikte çıkarmış olduğu Tercüman-ı Ahval bu edebiyatın başlangıcı olarak kabul edilir.

Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi, 5237 nolu Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitap, dördüncü kısım, üçüncü bölümünün son maddesi. Üçüncü bölümde "Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar" ele alınmaktadır. 30 Nisan 2008 tarihinde kabul edilen Türk Ceza Kanunu'nun bu maddesinde Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama ile ilgili durumlar yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Namık Kemal</span> Osmanlı yazar ve gazeteci

Namık Kemal, Türk milliyetçiliğine esin kaynağı olmuş, Genç Osmanlı hareketine bağlı yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir.

<i>Tasvîr-i Efkâr</i> Şinâsînin 1862de yayımlamaya başladığı gazete

Tasvîr-i Efkâr, İbrahim Şinâsî'nin 28 Haziran 1862'de Tasfîr-i Efkâr adıyla yayınlamaya başladığı, havâdis ve maarife dair Osmanlı cerîdesi (gazetesi).

<i>Diyojen</i> (dergi)

Diyojen, Teodor Kasap tarafından Fransızca ve Rumca olarak çıkarılırken 25 Kasım 1870 tarihinden itibaren Osmanlıca yayınlanmaya başlayan ilk Osmanlı mizah dergisi.

Namık Kemal Zeybek, Türk hukukçu, bürokrat ve siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi</span> Tekirdağda kurulu devlet üniversitesi

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, 17 Mart 2006 tarih ve 26111 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5467 sayılı kanunla, Tekirdağ'da kurulan devlet üniversitesi. Üniversite, Trakya Üniversitesi'nin Tekirdağ çevresindeki yerleşkenin ayrılarak, yeni bir üniversite kurulmasıyla meydana geldi. Bünyesinde 12 Fakülte, 1 Devlet Konservatuvarı, 3 Enstitü, 1 Yüksekokul, 12 Meslek Yüksekokulu 16 Uygulama ve Araştırma Merkezleri ve rektörlük birimleri, yaklaşık 30000 öğrenci, yaklaşık 1200 akademisyen barındırmaktadır. Merkez kampüsü Tekirdağ Süleymanpaşa, Değirmenaltı'nda bulunur. 1200 civarında yabancı uyruklu öğrenci de eğitim görmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Talat Artemel</span> Türk oyuncu, yönetmen ve senarist

Talat Artemel, Türk sinema oyuncusu, yönetmen ve senaristtir. Tiyatro sanatçısı Cahide Sonku'nun ilk eşi.

Namık Kemal, aşağıdaki anlamlara gelebilir.

<span class="mw-page-title-main">Müstehcen komedi</span>

Müstehcen komedi; cinsellik, cinsel organlar, vücut sıvıları, dışkı gibi kaba kabul edilen ve her ortamda dile getirilemeyen konuları kapsayan komedi. Sözlü, yazılı veya fiziksel komedi şeklinde olabilir. Türkçede açık saçık ve belden aşağı kavramları da benzer anlamda kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Fıkra</span> güldürücü ve güldürürken düşündürücü, şakalı öykücük.

Fıkra, latife, nükte veya nekre, özlü bir anlatımı olan, nükteli ve güldürücü kısa hikâye. Nasreddin Hoca fıkraları, Karadeniz fıkraları ve Bektaşi fıkraları bunlara örnektir. Hikâye şeklinde olmayan güldürücü sözlere espri veya nükte denir. Espri anlamında da kullanılan şaka kavramı ise güldürücü hareketleri de kapsar. Milletlerin ortak hayat görüşünü, zekâ ve hazırcevaplılığını yansıtmaktadır. Sözlü edebiyatın ürünleri olan fıkralar zamanla anonimleşerek iç içe girmiş giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşarak tek bir olayı içinde barındırmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Manyasizade Refik Bey</span>

Manyasizade Refik Bey (1853-1909), Osmanlı Devleti'nin son döneminde 2 kez Adalet Nazırlığı yapmış bir devlet adamı ve Klasik Türk müziği bestecisidir. Avukatlık ve hukuk müşavirliği de yapan Refik Bey, aynı zamanda Hukuk Mektebi ve Mülkiye Mektebi'nde dersler vermiştir.

Ebû Vüheyb b. Amr b. el-Mugīre el-Kûfî es-Sayrafî Abbasi halifesi Harun Reşit zamanında yaşamış sufi bir derviştir. Kimliği hakkında pek bilgi yoktur. Harun Reşid'in kardeşi olduğu iddiları da vardır. Diğer behlûllere ve meczuplara ait söz ve hikâyeler çoğunlukla ona bağlandığı gibi birtakım halk fıkraları da kendisine mal edilmiştir.

Menemenlizade Rifat Bey (1856-1932), son Osmanlı döneminde siyaset adamı.

Ahmed Ratib Paşa, Osmanlı devlet adamı