İçeriğe atla

Nomokrasi

Nomokrasi (Yunanca nomos (kanun) ve kratos (güç), saltanat), hukukun üstünlüğüne dayanan bir yönetim biçimidir. Başka bir ifâdeyle yöneticiyi kanunun üstünde gören diktatörlükler ya da teokratik sistemlerin aksine rasyonel kanunlar ve vatandaşlık hakları üzerine kurulmuş olan bir yönetimdir.[1] Nomokraside nihâyî ve son otorite (egemenlik) kanunda mevcuttur.

Tartışmalar

Başka yorumcular nomokrasinin bu yorumu konusunda tartışmak konusudur. Bu açıdan bakıldığında teokrasinin nomokrasi olup olmaması, arkasındaki inanç sistemine bağlıdır. Seyyid Hüseyin Nasr, "İslâm'ın kalbi" (İng. The Heart of Islam, 2002) kitabında "İslâm'ın ideali bir nomokrasidir, yani İlâhî Kanun'un egemenliğidir" (148). Bir başka açıdan bakılırsa bu kanunlar egemeni Allah olarak gördüğünden bir çeşit ilâhî otokasi oluşturmaktadırlar.

Kavramın kendisi, egemenin kimliği hakkında bilgi vermemektedir. Dolayısıyla bağlamından koparılmış olarak incelenirse yasaya dayanan bütün sistemler nomokratik olmak durumundadır. Böylece nomokrasinin tersi otokrasi ya da teokrasi yerine yasasızlıkdır. Fakat kavram, Batı'nın bakış açısında oluştuğu için üstü kapalı olarak asıl egemeni halk olarak görmekte, ancak onu haklı egemen olmaya lâyık görmektedir. Bu açıdan yasal olan tek egemen, halk ya da halkın seçtiği temsilciler olduğundan bu temsilcilerin çıkardıkları - umulur ki - rasyonel yasalara dayanan yönetim biçimidir.[2]

Kaynakça

  1. ^ Ernst Haeckel, The Riddle of the Universe (1929), Watt's & Co. Translated by Joseph McCabe.
  2. ^ David Elmore (8 Şubat 2008). "Human Rights Need Nomocracy". http://beerandmind.blogspot.com/: The Sidereal Messenger. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Temmuz 2011. Nomocracy would be of little worth to human rights, of course, without objective (reality-based) law to gird it. In fact, some Islamic “scholars” have recently co-opted the term to supplant “theocracy” and proclaimed that “divine law” IS nomocracy – to give alleged validation to their irrationality. Objective nomocracy would need a system of principles and definitions to protect humans from legislative abrogation of their rights. I’m no law expert, but here is some of what’s needed. 

2. Michael Oakeshott'un "Politik düşünceyle ilgili dersler" (İng. Lectures in the History of Political Thought), 31. ve 32. bölüm

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Hukuk</span> genellikle devlet otoritesi tarafından desteklenen kurallar ve yönergeler sistemi

Hukuk ya da tüze birey, toplum ve devletin hareketlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini; yetkili organlar tarafından usulüne uygun olarak çıkarılan, kamu gücüyle desteklenen, muhatabına genel olarak nasıl davranması yahut nasıl davranmaması gerektiğini gösteren ve bunun için ilgili bütün olasılıkları yürürlükte olan normlarla düzenleyen normatif bir bilimdir. Ayrıca, toplumu düzen altına alan ve kişiler arası ilişkileri düzenleyen, ortak yaşamın huzur ve güven içinde akışını sağlayan, gerektiğinde adaleti yerine getiren, kamu gücü ile desteklenen ve devlet tarafından yaptırımlarla güvence altına alınan kurallar bütünüdür. Hukuk, birey-toplum-devlet ilişkilerinde ortak iyilik ve ortak menfaati gözetir.

Siyaset veya politika, gruplar arasında kararların alındığı veya bireyler arasındaki güç ilişkilerinin, kaynakların dağıtımı veya statü gibi diğer etkileşim biçimlerinin ilişkilendirildiği bir dizi faaliyeti ifade eder. Siyaset ve hükümeti inceleyen sosyal bilim dalı ise siyaset bilimi olarak adlandırılır.

Ticaret hukuku, hukukun, ticaretle ilişkili tüm mevzuatı kapsayan bir alt dalıdır. İşletmeler, tacirler, bireyler arasındaki ticari ilişkileri, alışverişi ve tarafların haklarını düzenler.

Ölüm cezası olarak da bilinen ve daha önce adli cinayet olarak adlandırılan idam cezası, bir suçun cezası olarak bir kişinin öldürülmesinin devlet tarafından onaylanmış uygulamasıdır ve genellikle kişinin söz konusu cezayı gerektiren normları ihlal etmekten sorumlu olduğu sonucuna varmak için yetkili, kurallarla yönetilen bir süreci takip eder. Bir suçlunun bu şekilde cezalandırılmasını emreden hüküm, ölüm cezası olarak bilinir ve cezanın yerine getirilmesi eylemi infaz olarak adlandırılır. Ölüm cezasına çarptırılan veya infaz edilmeyi bekleyen mahkumlara "idam mahkumu" denir. Etimolojik olarak idam terimi, kafa kesme yoluyla infaz anlamına gelir, ancak infazlar asma, vurma, zehirli iğne, taşlama, elektrik verme ve gaz verme gibi birçok yöntemle gerçekleştirilir.

<span class="mw-page-title-main">Üçüncü Ur Hanedanı</span>

Üçüncü Ur Hanedanı, Üçüncü Ur Sülalesi, III. Ur Hanedanlığı ve benzeri isimlerle anılan, Mezopotamya'da bir dönem egemen olmuş, Ur kenti temelli Sümer hanedanıdır. Bundan dolayı “Yeni Sümer Devleti” olarak da tanımlanmaktadır. Kısa bir dönem boyunca bölgesel bir siyasi güç olmuştur. Hanedan kısaca Ur III veya III. Ur olarak da anılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">John Locke</span> İngiliz filozof ve fizikçi (1632–1704)

John Locke, Aydınlanma Çağı düşünürlerinin en etkililerinden biri olarak kabul edilen ve genellikle “liberalizmin babası” olarak bilinen bir İngiliz filozof ve doktordu. Francis Bacon geleneğini takip eden İngiliz deneycilerinden ilklerinden biri olarak kabul edilen Locke, toplumsal sözleşme teorisi için de aynı derecede önemlidir. Çalışmaları epistemoloji ve siyaset felsefesinin gelişimini büyük ölçüde etkiledi. Yazıları Voltaire ve Jean-Jacques Rousseau'nun yanı sıra birçok İskoç Aydınlanma düşünürünü ve Amerikan Devrimcilerini etkiledi. Klasik cumhuriyetçiliğe ve liberal teoriye katkıları, Amerikan Bağımsızlık Bildirisi'nde yer almaktadır. Uluslararası alanda Locke'un siyasi-hukuki ilkeleri, sınırlı temsili hükûmet teorisi ve uygulaması ile hukukun üstünlüğü altında temel hak ve özgürlüklerin korunması üzerinde derin bir etkiye sahip olmaya devam etmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ortak hukuk</span> Birleşik Krallık sömürgesi olan birçok ülkenin hukuki temelini kuran hukuk sistemi

Anglo-Sakson sistemi,, özellikle tarihinde Birleşik Krallık sömürgesi olan birçok ülkenin hukuki temellerini oluşturur. Emsal kararlar yansıtan, kapsamlı yasallaşmamış kanunları dikkat çeken özellikleri arasında yer alır. Bu emsal kararlar yüzyıllarca yargıçlar tarafından gerçek davalarda verilen hükümlerden elde edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Fuhuş</span> para karşılığı cinsel ilişkiye girme eylemi

Fuhuş, belli bir ödeme karşılığında cinsel ilişkiye girilerek yapılan bir eylemdir. Bu işi yapan kadın seks işçisine "fahişe", erkek seks işçisine "jigolo" denir. Fuhuş; pornografi, striptiz ve erotik dansla birlikte seks sektörü ve seks turizminin bir dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Hukukun üstünlüğü</span> Her vatandaşın yasalara tabi olduğu siyasi durum

Hukukun üstünlüğü, temel olarak hukukun bir topluluktaki veya ülkedeki yayılmışlığını ve yetkisinin yüksekliğini ifade eder. Özellikle de devlet ve hükûmet yetkisini elinde tutanlara karşı üstünlüğünün altı çizilir.

Egemen devlet, tanımlanmış sınırları, belli bir bölgede egemenliği, kalıcı bir nüfusu, bir hükûmeti, diğer devlet ve güçlerden bağımsızlığı ve diğer egemen devletlerle ilişki kurma kapasitesi olan devletlere verilen addır. Genellikle bir başka devlete bağımlı veya herhangi diğer güç veya devletin kontrolüne tabi değildir. Tanınmayan devletler de egemen devlet olabilir; ama bu tür devletler diğer egemen devletlerle ilişki kurmakta genellikle zorlanırlar.

Uluslararası hukukta diplomatik tanıma, bir devletin başka bir devlet veya yönetimin, statüsünü veya bir eylemini, kabul ettiği, dahilî ve uluslararası sonuçlar doğuran, tek taraflı bir politik eylemdir. Diplomatik tanıma de facto veya de jure olabilir, genelde tanıyan hükûmetin bir resmî açıklaması yoluyla bu gerçekleşir.

Amerika Birleşik Devletleri'nin siyasî birimleri ve bölümleri arasında aşağıdakiler bulunur:

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı hukuku</span>

Osmanlı İmparatorluğu idaresindeki hukuki yapıya Osmanlı hukuku denir. Genelde çok kültürlülüğe uygun yargılama usulüyle öne çıkar. Hukuk anlayışı şer'i ve örfi olmak üzere iki temelde incelenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ayrımcılık karşıtı yasa</span> Kanun

Ayrımcılık karşıtı yasa veya ayrımcılıkla mücadele yasası çeşitli iş grupları, cinsiyet, cinsel kimlik, ırk, engellilik, inanç veya bireysel siyasi görüşlere dayalı gruplar için korumaları içeren yasalardır. Ayrımcılıkla mücadele yasaları, ayrımcılık türlerine ve bu yasalarla korunan gruplara göre çeşitlilik gösterebilmektedirler. Ayrımcılıkla mücadele yasaları, özellikle belirtilen özelliklerinden dolayı bireylere farklı muamele edilmemesi gerektiği konusunda eşitlik ilkelerine dayanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Ensaru'l İslam</span> Irak merkezli olan cihatçı Selefi silahlı örgütt

Kürdistan'da Ensaru'l İslam, veya Ensaru'l İslam veya Kürt Talibanı Irak merkezli, Suriye ve Irak'ta faaliyet gösteren Kürt cihatçı Selefi ve silahlı bir örgüttür. Şeriat kanunlarına göre bir İslam devleti kurmak, Kürtleri korumak ve haklarını elde etmek ve korumak için kuruldular. Ebu Abdullah eş-Şafii'nin liderliğini yaptığı Cundu'l Şam ile Kürdistan İslami Hareketi'nden ayrılan Fatih Krekar liderliğindeki bir grup tarafından Krekar'ın liderliğinde Eylül 2001'de, Irak Kürdistanı'nda yer alan Hemrin Dağları'nda kuruldu. 2003 Irak askerî müdahalesi sırasında, koalisyon güçleri ile Peşmerge'ye karşı savaştı. Koalisyon güçlerinin çekilmesinin ardından da Irak ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi hükûmetleriyle savaşmaya devam etti. 29 Ağustos 2014'te, örgütün 50 lideri ve üyesi tarafından yapılan açıklamayla örgütün feshedilerek Irak ve Şam İslam Devleti'ne tâbi olduğu ifade edildi. Ancak örgüt içindeki görece daha küçük bir grup, bu birleşmeyi kabul etmeyerek Ensaru'l İslam'ın bağımsız olarak faaliyetlerini sürdüreceğini bilirdi.

<span class="mw-page-title-main">Nataša Kandić</span>

Nataša Kandić, Sırbistan savaş karşıtı aktivist ve insan hakları aktivist. RECOM mutabakat ağının mevcut koordinatörüdür. Ayrıca, 1992'den 2013'e kadar Belgrad'daki Yugoslavya'daki savaş suçlarıyla ilgilenen İnsani Hukuk Merkezi'nin direktörlüğünü yaptı.

Drakon, Antik Yunanistan'daki Atina şehir devletinin ilk kayıtlara geçmiş kanun koyucusuydu. Döneminin mevcut kan davası sistemlerinin yerine sadece bir mahkemenin uygulayabildiği yazılı hukuk kurallarını getirdi. Drakon, Atina vatandaşlarınca demokratik yöntemlerle kanun koyuculuk görevine seçilen ilk kişiydi, ama vatandaşlar Drakon'un böylesine katılığıyla meşhur kanunlar çıkaracağını ummamıştı. 19. yüzyıldan itibaren Drakon'un adı İngilizce (draconian), Yunanca ve diğer Batı dillerinde benzer şekilde katı ve acımasız kuralları ya da kanunları tanımlamak için kullanılan sıfatların kökeni olmuştur.

Uluslararası insan hakları hukuku, insan haklarını sosyal, bölgesel ve yerel düzeylerde geliştirmek için tasarlanmış uluslararası hukuk bütünüdür. Bir uluslararası hukuk biçimi olarak, uluslararası insan hakları hukuku, öncelikle egemen devletler arasında, üzerinde anlaşmaya varan taraflar arasında bağlayıcı yasal etkiye sahip olmayı amaçlayan antlaşmalardan oluşur; ve geleneksel uluslararası hukuk kapsamındadır. Diğer uluslararası insan hakları belgeleri, yasal olarak bağlayıcı olmamakla birlikte, uluslararası insan hakları hukukunun uygulanmasına, anlaşılmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunur ve bir siyasi yükümlülük kaynağı olarak kabul edilir.

Yasal tarih veya hukuk tarihi, hukukun nasıl geliştiği ve neden değiştiğini inceler. Hukuk tarihi, medeniyetlerin gelişimi ile yakından bağlantılıdır ve sosyal tarihin daha geniş bağlamında işler. Bazı hukukçular ve hukuk süreci tarihçileri hukuk tarihini, kanunların evriminin kaydı ve çeşitli hukuki kavramların kökenlerini daha iyi anlatan bir bakış açısıyla bu kanunların nasıl geliştiğine dair bir teknik açıklama olarak görmüşlerdir; bazıları ise hukuk tarihini entelektüel tarihin bir dalı olarak görür. Yirminci yüzyıl tarihçileri hukuk tarihini, sosyal tarihçilerin düşüncesiyle paralel bir çizgide, daha bağlamsal bir tarzda ele aldı. Hukuk kurumlarına; karmaşık kurallar, oyuncular ve sembollerden oluşan sistemler olarak baktılar ve bunları toplumla, sivil toplumun belirli yönlerini değiştirmek, onları uyarlamak, direnmesini sağlamak veya teşvik etmek için etkileşime giren unsurlar olarak gördüler. Bu tür hukuk tarihçileri, sosyal bilimler araştırma yöntemleriyle vaka geçmişlerini analiz etme, istatistiksel yöntemler kullanma, davacılar, dilekçe sahipleri ve yasal süreçlerdeki diğer taraflar arasındaki sınıf ayrımlarını ayrımlarını analiz etme eğiliminde oldular. Vaka sonuçlarını, işlem maliyetlerini ve karara bağlanmış dava sayısı analiz ederek, hukuk ve toplumun sadece hukuk teorisi, içtihat hukuku ve medeni hukuk çalışmalarıyla yapılabilecek olandan daha karmaşık bir resmine yasal kurumların, uygulamaların, prosedürlerin ve özetlerin bir analiziyle ulaşır.

Uluslararası toplum, jeopolitik ve uluslararası ilişkilerde dünyadaki geniş bir insan ve hükûmet grubunu ifade etmek için kullanılan bir terimdir.