İçeriğe atla

Niğbolu Muharebesi (1396)

Koordinatlar: 43°42′21″K 24°53′45″D / 43.70583°K 24.89583°D / 43.70583; 24.89583
Niğbolu Muharebesi
Avrupa'da Osmanlı savaşları ve Haçlı Seferleri

Muharebeyi tasvir eden 15. yüzyıla ait bir çizim
Tarih25 Eylül 1396
Bölge
Niğbolu, Osmanlı İmparatorluğu
43°42′21″K 24°53′45″D / 43.70583°K 24.89583°D / 43.70583; 24.89583
Sonuç Mutlak Osmanlı zaferi
Taraflar
Osmanlı Devleti
Sırbistan Prensliği
Kutsal Roma İmparatorluğu
Bohemya Krallığı
Savoy Dükalığı
Fransa Krallığı
Burgonya Düklüğü
Macaristan Krallığı
Erdel Voyvodalığı
Hırvatistan Krallığı
Eflak
Hospitalier Şövalyeleri
Venedik Cumhuriyeti
Ceneviz Cumhuriyeti
İkinci Bulgar İmparatorluğu
Polonya Krallığı
Kastilya Krallığı
Aragon Krallığı
Navarra Krallığı
Töton Tarikatı Devleti
Bizans İmparatorluğu
İngiltere Krallığı
Komutanlar ve liderler
I. Bayezid
Çandarlı Ali Paşa
Stefan Lazarević
Sigismund
Korkusuz Jean (esir)
Stibor of Stiboricz
Eu Kontu Philippe (esir)
Jean Le Maingre (esir)
Enguerrand VII (esir)
Jean de Vienne (ölü)
Jean de Carrouges (ölü)
Büyük Mircea
II. Stephen Lacković
Güçler

25.000 asker [1]

  • 20.000 Osmanlı askeri[2] (10.000 süvari[3], 10.000 piyade)
  • 5.000 Sırp süvarisi[3]

51.000-53.000 asker [4]

  • 10.000-12.000 Macar[5]
  • 10.000 Fransız, İngiliz ve Burgonyalı[6]
  • 10.000 Eflak[6]
  • 6.000 Alman[6]
  • 15.000 piyade - Hollandalılar, Çekler, İspanyollar, İtalyanlar, Polonyalılar, İskoçlar ve İsviçreliler ve Venedik[6], Cenova ve St. John Şövalyeleri'nden deniz desteği[6]
Kayıplar
2.000-3.000 ölü [7]

34.000-36.000 ölü [8]

3.000 esir [9] (300'ü ya da tamamı idam edildi)

12.000-14.000 asker kaçtı [10] (Fransız ve Macar kuvvetlerinin imhasını gören I. Mircea, emrindeki 10.000 askeriyle savaş alanından ayrıldı.[11] Macar kuvvetlerinin başında olan Sigismund ise hayatta kalabilen birkaç bin askeriyle (2.000-4.000) Tuna Nehri üzerindeki gemilerle savaş alanından kurtulabildi.[12][13])

Niğbolu Muharebesi (Bulgarca: Битка при Никопол, Bitka pri Nikopol; İngilizce: the Battle of Nicopolis, Fransızca: la Bataille de Nicopolis, Macarca: Nikápolyi Csata, Rumence: Bătălia de la Nicopole), 25 Eylül 1396'da Sultan Yıldırım Bayezid liderliğindeki Osmanlı ordusunun Burgonya Dukalığı veliahtı ve asilzadelerinin liderliğini üstlendiği, ayrıca Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu, Fransa, Eflak, Lehistan, Britanya Krallığı, Macaristan, İskoçya Krallığı, Venedik Cumhuriyeti, Ceneviz Cumhuriyeti, St. Jean Şövalyeleri askerlerinden oluşan bir Haçlı ordusuyla, Tuna Nehri üzerinde bulunan Niğbolu Kalesi yakınlarında gerçekleşen ve Osmanlı kuvvetlerinin kesin zaferiyle sonuçlanmış bir muharebedir. Bu muharebe aynı zamanda Avrupa tarihçiliğinde, Niğbolu Haçlı Seferi diye de anılır ve Orta Çağ'ın son büyük haçlı seferi olarak nitelendirilmektedir. Bazı kaynaklarda savaşın tarihi 28 Eylül olarak verilmiştir.

Savaş öncesi

Haçlı seferine hazırlık

1394'te Bulgar Çarı İvan Şişman'in geçici başkenti olan Niğbolu, Türk ordusunca fethedilerek Osmanlı Devleti'ne katılmıştı. Şişman'ın kardeşi İvan Srtasimis hâlâ Vidin Kalesi'ni elinde tutmakta idi, ne var kî Osmanlı devletine yıllık haraç ödeyen bir vasal devlet statüsüne girmişti. Macaristan Krallığı ile Osmanlı Devleti arasında bulunan tampon devletler Osmanlı hakimiyetine girmiş ve bu iki devlet sınır komşusu olmuşlardı. Venedik Cumhuriyeti, Dalmaçya kıyılarında ve Mora'da bulunan kolonilerin ve ticari üs olarak kullandığı limanların Türkler'in eline geçip Venedik'in Adriyatik Denizi, İyon Denizi ve Ege Denizi'ndeki egemenliğini ortadan kaldıracağından endişe etmekteydi. Ceneviz Cumhuriyeti ise Osmanlı Devleti'nin Boğazlar ve Tuna Nehri üzerindeki hakimiyetinin Karadeniz'deki ticaret üsleri olan Kefe, Amasra ve Sinop'u tehdit edeceğini, hatta I. Bayezid'in kuşatıp ablukaya aldığı İstanbul'un karşısında bulunan Galata'yı fethedeceğinden kuşkulanmaktaydı.

1394'te Papalık hala birbirine rakip ikiye bölünmüş durumdaydı ve bir Papa Fransa'da Avignon'da diğeri ise Roma'da bulunmaktaydı. Avignon Piskoposu IX. Boniface, bir beyanname yayınlayarak Türkler'e karşı yeni bir haçlı seferi başlattığını ilan etti. İngiltere ve Fransa krallıkları birbirleriyle yaptıkları ufak aralıklarla çok uzun süren Yüz Yıl Savaşı'nın bir barış aralığında idiler ve İngiliz Kralı II. Richard ve Fransız Kralı VI. Charles bir haçlı seferinin finansmanını sağlama hususunda anlaşabilmişlerdi. Fransız Kralı delegeleri Kutsal Roma imparatoru Sigismund ile 1393'ten beri böyle haçlı seferi için müzakereler yapmaktaydılar.

Yapılan ilk plana göre Norman-İngiliz John of Gaunt, Fransız Orleans Dükü Louis ve Burgunya Dükü Cesur Filip 1395'te sefere başlayacaklar, ondan sonra Fransız Kralı VI. Charles ve İngiltere Kralı II. Richard onları 1396'da takip edecekti. Ancak bu plan 1396 başında bir kenara bırakılıp Nevers'li Korkusuz Jean çoğunluğu Burgundili süvarilerden oluşan 6.000 Fransız askeri ile sefere başladı. Almanya'da Renanya-Palatina, Bavyera ve Nürnberg, Korkusuz Jean'ın emrine 3.000 asker tahsis etti. Sigismund ise imparatorluğundan 4.000 ve Macaristan'dan 1.000 olmak üzere 5.000 kişi ile sefere katıldı. Korkusuz Jean komutanlığındaki kuvvetler, Temmuz 1396'da Buda'ya ulaşarak Sigismund'un komutanlığı altındaki güçlerle birleştiler. Bu kuvvetlerin hepsi Katolik olmakla beraber Ortodoks Hristiyan olan Eflak Kralı Mircea ve ordusu da bu haçlı seferine katılmak için çok mücadele verdi.

Haçlı ordusunun planı ve ilerleyişi

Niğbolu Muharebesi sırasında Kral Sigismund

Haçlı ordusunun stratejik planı Buda'da kararlaştırıldı. Sigismund Osmanlıların hemen toplanabilen ordularla hücum edeceğini ummaktaydı ve Eflak Kralı Mircea böyle durumlarda Osmanlı eyalet ordularına karşı bazı başarılar sağlamıştı. Fakat bu seferde beklenen olmadı. Ama sonunda ordunun Tuna Nehri'ni takip ederek ilerlemesi ve Karadeniz'de toplanan donanma güçlerinin de Tuna'ya girerek destek sağlamasına karar verildi.

Haçlı ordusu Tuna'nın sol kıyısını takip ederek öncü Macar ordusu, sonra Fransızlar, Burgundililer, Kral Sigismund, ana Macar ve Alman ordularının artçılığı düzeniyle yürüyüşe geçtiler. Bir diğer Macar ordusu ise Karpatları geçerek Eflak'a inip Eflak Kralının rakibini Erdel'den atmayı başardı. Eflak Kralı Mircea ise Tuna ağzından giren Haçlı donanmasının yanından doğudan ilerledi. Haçlılar Osmanlı garnizonlarının bulunduğu bazı kalelere hücum ettiler. Bunlar arasında Osmanlı devleti vasalı olan Bulgar Kralı'nın kardeşinin elinde bulunan Vidin kalesi de bulunuyordu. Vidin iç kalesinde direnme yapan Voynuklardan oluşan Osmanlı güçleri iç kale alınınca katliamdan geçirildi ve 200-300 Fransız bu kazanımdan dolayı şövalye olarak ilan edildiler. Tuna kenarında çift kale duvarlı Rahova kalesi ise bir nehir geçiş yolunu savunmaktaydı. Osmanlı garnizon komutanı Kral Sigismund'a bir elçi göndererek askerlerine dokunulmazsa silahlarını bırakıp kaleyi teslim edebileceğini bildirdi ve Kral Sigsmund bunu kabul etti. Fakat diğer Haçlılar, özellikle Fransız ve Burgunyalı prens ve soylular, bunu kabul etmeyip şehirdeki hem Müslüman hem de Ortodoks Hristiyan olanların çoğunu katlettiler ve kendilerine göre bir seçim yaparak büyük grup işe yarayanları esir olarak yanlarına aldılar.

10 Eylül'de Venedik, Ceneviz ve St. Jean Şövalyeleri gemilerinden oluşan Haçlı donanması Tuna'dan gelerek Niğbolu kalesi önünde demir attılar. Niğbolu çok önemli bir nehir geçiş noktası ve nehir limanı idi; nehre bakan bir sarp kayalığın üzerinde çok korunaklı bir kaleye sahipti. Kale yeniden tamir görmüştü ve çok iyi donanımlı bir Türk garnizon kuvveti kalede bulunmaktaydı. Kale komutanı çok tecrübeli Doğan Bey idi. Önce Fransız ve Burgonyalı askerler karadan gelip kalenin yakınlarında kamp kurdular. Kral Sigismund ve ordusu ise kalenin öbür tarafında şehrin karşında kampa girdiler. Fransız ve Burgonyalılar birkaç merdiven taşımaktaydılar ve Macarların ise lağım kazma birlikleri vardı. Her iki grup da kuşatma için gerekli silahların ellerinde bulunmadığından şikayetçi idi; halbuki nehirde demirli donanmada birçok mancınık ve benzeri kuşatma için gerekli savaş aletleri bulunmaktaydı, kara ordularından kimse bunları istemeyi düşünmemişti. Kaleye hücum edip alma yerine, uzun bir kuşatma ile kaleyi ablukaya alıp yiyecek ve içecek bitinceye kadar bekleme taktiği tercih edildi. Haçlı komutanları Osmanlı Sultanı'nın Haçlı istilasından haberdar olmadığını; olsa bile bu uzak kaleye yetişme imkânı olmadığını düşünmekte idiler ve bu nedenle güneye devamlı bir keşif birliği göndermekten kaçınmışlardı.

Osmanlı ordusunun savaş alanına gelişi

1396 yılına ait Kuşatma altındaki Niğbolu kalesi gösteren minyatür,Topkapı Sarayı,İstanbul

Yıldırım Bayezid'in 1395'te İstanbul'u ikinci defa kuşatmakta iken yeni bir Haçlı ordusu hakkında haberi oldu. Osmanlı istihbaratı iyi çalışmıştı. Esasen İstanbul Boğazı'ndan geçen ve Haçlı donanmasına iştirak edecek olan gemiler görülmekteydi. Ayrıca Bizans İmparatoru II. Manuil'in Macar kralına gönderdiği Yıldırım'ın Haçlı ordusundan haberdar olduğuna dair mesaj da Osmanlıların eline geçmişti. Haçlı ordusu Buda'ya eriştiği zaman Yıldırım, İstanbul kuşatmasını çoktan bırakmış bulunuyordu. Gazi Evranos Bey komutasındaki akıncılar hemen ilerlemişler ve Osmanlı ordusunun güzergâhı için keşif yapmaya başlamışlardı. Bayezid İstanbul'un ablukası için az sayıda birlikleri geri bıraktı ve bu yüzden Bizanslılar donanmalarını Tuna'ya gönderemediler.

Yıldırım Bayezid, Rumeli eyaleti ordularının düşmana hücum etmemesini ve Osmanlı ordusunun Edirne ve Filibe arasında toplanması emrini vermişti. Tecrübeli Sadrazam Kara Timurtaş Paşa tarafından organize edilen Rumeli ve Anadolu eyalet orduları büyük bir hızla burada toplanmaya başladılar ve Meriç kıyısına hemen hasıl oldular. Vasal devletlerden de önemli katkı sağlayanlar oldu. Özellikle Sırplar Stefan Lazarević komutasında Filibe'ye geldi ve ana Osmanlı ordusu ile Şipka Geçidi güneyinde birleşti. Ana Osmanlı ordusu ise toplanma mevkiinden Ağustos sonunda hızla yola çıkıp 20 Eylülde Sıpka Geçidi'nden geçip 21-22 Eylül'de Tırnova'ya vardı. Burada ilk defa bir Haçlı keşif birliği ile karşılaştılar. Osmanlı keşif birlikleri ise Niğbolu'ya yetişip Haçlı ordularının kale önünde ordugahta olduklarını gördüler. 24 Eylül'de Yıldırım Bayezid ve ana Osmanlı ordusu Niğbolu'nun birkaç kilometre güneyine geldi ve Yıldırım'ın otağı burada bir tepe üzerine kuruldu.

Osmanlı tarihçileri ana ordunun Niğbolu önüne varışının akşam üstü olduğunu yazmaktadırlar. Ordu kampı kurulana kadar Yıldırım'ın karanlıktan faydalanarak kale duvarları önüne geldiğini, Doğan Bey'e bağırarak sabaha kadar direnmesini emrettiğini, Doğan Bey'in kalede yeterince yiyeceği olduğunu için morallerin iyi olduğunu bildirdiği ve Sultan'ın kale önüne geldiği için hiç yenilgi imkânı olmadığını söylediğini yazarlar.

Savaşın gelişmesi

Niğbolu Muharebesi haritasi
Niğbolu Muharebesi - Fransız Milli Kütüphanesi arşivi

Yıldırım Beyazid Edirne'den Tuna Nehri kıyısında bulunan Niğbolu Kalesine 24 saat gibi kısa bir sürede ordusuyla beraber ulaştı. Adına yaraşır bir süratle gelen Sultan Yıldırım Bayezid, Divanı toplayarak durum değerlendirmesi yaptı.

Deneyimli komutanlardan bazıları kalabalık Haçlı ordusunu korkutmak suretiyle bozguna uğratmaktan yana tavır takınmış ve hatta elde bulunan develeri Balkanlardaki halkların pek görmediklerini belirterek bu hayvanları kullanarak haçlıları bozguna uğratabileceklerini ifade etmişlerdir. Yıldırım Bayezid ise böyle bir saldırıyı mertçe bulmadığı için reddetmiştir. 25 Eylül 1396 günü kendinden aşırı emin Haçlı birlikleri Osmanlı süvarilerinin amansız akını karşısında bozguna uğramış adeta bir baskın yemişlerdir.

Savaşın başlarında tepeden tırnağa zırhlı seçkin Hospitalier Şövalyeleri Osmanlıların öncü birliklerine kayıplar verdirmiş, onları kovalamak için ilerledikçe Türk askerlerinin daha önceden yerlere sapladıkları kazıkların olduğu bölgeye gelmişler ve atlarla ilerlemenin mümkün olmadığını görünce atlarından inmişlerdir. Ancak ağır zırhlı olduklarından dolayı çabucak yorulmuşlardır. Böylece Türk ordusunun savaş planı tam anlamıyla devreye girmiş, tepelerin ve ağaçlıkların olduğu yerde konuşlanan Türk ordusunun asıl gücü savaşa dahil olunca şövalyelerin Jean de Vienne gibi ünlü komutanları da dahil tamamına yakını imha edilmiştir.

Savaş sonrası

Haçlı ordusunun geçtiği yerde Müslümanları ve hatta Ortodoksları katlettiğini öğrenen Yıldırım Bayezid çok öfkelendi. Soylular bir kenara ayrıldıktan sonra yere bir kazık çakıldı ve boyu bu kazıktan uzun olan tüm diğer esirler idam edildi. Niğbolu Muharebesi, Osmanlı'nın ilk zamanlarında esirlerin öldürüldüğü tek savaştır. Ancak çocuk yaştaki Haçlı askerlerinin canı bağışlandı ve onlar da Müslüman olarak yetiştirilmek üzere Türk ailelerine gönderildi. Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.

Niğbolu savaşında Türkleri ilk defa tanıyan ve Yıldırım Bayezid'in kumandanlığına ve kahramanlığına hayran kalan Korkusuz Jean, esaretten kurtulursa bir daha Türklere kılıç çekmeyeceğine dair yemin etmiştir. Fidye karşılığında serbest kaldıktan sonra Yıldırım Bayezid kendisini çağırarak

Ettiğin yemini sana iade ediyorum. Aksine eğer şerefini koruyan bir adam isen silahını al ve Hristiyanlığın bütün kuvvetlerini aleyhime topla. Böylece bana kazanmak için yeni fırsatlar tanımış olursun. Zira ben ancak Allah'ın dinini yaymak ve Onun rızasına kavuşmak için dünyaya Cihad yapmaya gelmişim.

demiştir.

Çok sonraları Timur, Ankara Savaşı'nı kazandıktan sonra Avrupa hükümdarlarına elçiler gönderecek ve onların yenemediği Bayezid'i kendisinin yendiğini övünerek bildirecekti.

Niğbolu Muharebesinden sonra Osmanlı akıncıları Macaristan içlerine kadar girerek pek çok ganimetle döndüler. Balkanlarda Osmanlıları yenmenin mümkün olmadığı ortaya çıktı. Vidin Prensliği de ilhak edilerek Bulgar Krallığı tamamen ortadan kaldırıldı.

Bu utanç verici yenilginin ardından Batı Avrupa devletleri, Osmanlılara karşı uzun bir süre bir daha benzer bir istila hareketine girişememişlerdir. Yıldırım Bayezid'in askeri başarısı, Balkanlardaki Osmanlı egemenliğini pekiştirmiş ve Osmanlıların İslam dünyasındaki gazi imajlarının ünü ve itibarının yayılmasını sağlamıştır. Örneğin Bayezid, Kahire'ye Memluk sultanına zafernâme mektuplarıyla birlikte esir alınan tepeden tırnağa ağır zırhlara bürünmüş haçlı şövalyelerinden bir kısmını göndermiştir. Bunun üzerine Kahire'de bulunan Abbâsi halifesi, I. Bayezid'e Sultan-ı İklim-i Rum unvanını vermiştir.[14]

Niğbolu Savaşı'ndan sonra Yıldırım Bayezid, Doğu Roma (Bizans) İmparatoru Manuil'e elçi göndererek haçlılarla işbirliği yaptığı gerekçesiyle İstanbul'u teslim etmesini istedi. 1391 yılından itibaren başkentin kuşatma altına alınması nedeniyle Manuel, Batı Avrupa devletlerinden askeri yardım istemişti. Ancak haçlı ordusunun hezimete uğramasından sonra imparatorun son ümidi de sönmüştü. Bayezid şehrin kuşatmasını artırarak ciddi bir baskı oluşturmuş ve ahaliyi açlıkla teslim olmaya zorlanmıştır. İmparator Manuel için bu baskıdan kurtuluş hiç beklenmedik şekilde doğudan gelecekti.

Savaşın Batı Avrupa'daki etkisi

Ağırlıklı olarak Batı Avrupa kuvvetlerinden oluşan Haçlı ordusunun Niğbolu Savaşı'nda Osmanlı Türkleri karşısında hiç ummadığı bir hezimet yaşaması, Avrupa'da büyük bir şok etkisi yaratmıştır. Haçlı ordusuyla gelen Burgonya prenslerinin ve Fransız asilzadelerin bir kısmının telef olması ve çoğunun esir edilmiş olması Burgonya ve Fransa'daki ailelerini müthiş bir paniğe ve travmaya uğratmıştır. Esir edilenler arasında Burgonya Dukalığı veliahtı, henüz yirmi iki yaşındaki Kont 'Korkusuz' Jean ile birlikte birçok yüksek dereceli Fransız ve Burgonyalı asilzade ve prensler bulunmaktaydı. Fransız-Burgonyalı soylular bir yıl boyunca Osmanlı başkenti Bursa’da esarette kalmışlardır.[15]

Burgonya dükünün oğlu Jean'ın ve diğer soyluların esaretten kurtulup ülkelerine dönebilmeleri için iki yüz bin altın istendi. Sultan I. Bayezid, Jacques de Helly'i fidyeyi toplaması için Burgonya düküne ve Fransa kralına gönderdi. Bu müzakereler aynı zamanda Osmanlı ile Batı Avrupa devletleri arasında kurulan ilk "diplomatik" temas oldu. Burgonya ve Fransa'da toplanan para, savaştan bir yıl sonra Cenevizli ve Venedikli tacirler vasıtasıyla Osmanlı Devleti'ne teslim edilerek Kont Jean ile diğer asilzadeler ülkelerine dönebildiler.[16]

Burgonyalı prens ve şövalyelerin esareti, Burgonya saray erkânında büyük bir şaşkınlık, utanç ve travmaya neden olmuştur. Ne var ki Kont Jean ülkesine döndüğünde babası tarafından bir savaş kahramanı gibi karşılanmıştır. Dük II. Filip (Philippe le Hardi vaya 'Cesur' Filip), oğlu Jean ile birlikte taht varisi olduğu Felemenk kentlerinde zafer yürüyüşleri düzenleyerek hanedanın zedelenen itibarını iade etmeye ve hezimeti unutturmaya çalışmıştır. Tüm bu gösterişli törenlere rağmen, Burgonyalıların hafızalarında ve tarih yazıcılığında Niğbolu Savaşı’nın acı hatırası çok derin izler bırakmış ve ‘yenilmez Türk tehdidi’ imgesi ve efsanesi oluşmaya başlamıştır.[17] Örneğin Burgonyalı devlet adamı ve kronik yazarı Philippe de Mézières, Niğbolu Savaşı'nda yaşanan hezimete dair ağıt niteliğinde bir eser kaleme almıştır.[18]

Bunun aksine devrin Osmanlı tarihçileri Niğbolu Savaşı'nı önemli bir olay olarak görmemişler, çok kısa bir yer vererek sıradan zaferlerden birisi gibi tasvir etmişlerdir. Osmanlı tarihçiliği, Bayezid'in Timur karşısında yaşadığı Ankara Savaşı'ndaki hezimete daha geniş yer vermiş ve etkisi uzun süre hissedilen çok daha önemli bir olay görmüşlerdir.

Kaynakça

Özel
  1. ^ İbn Kemal, Tevârîh-i Âl-i Osmân, IV, 237-263.
  2. ^ Nâsırüddin İbnü’l-Furât, Târîḫ (nşr. K. Züreyḳ – Neclâ İzzeddin), Beyrut 1938, IX/2, s. 456.
  3. ^ a b İbnü’l-Cezerî, Câmiʿu’l-esânîd, Süleymaniye Ktp., Dârülmesnevî, nr. 11, vr. 17a-18a (eserin bir bölümünün tercümesi için bk. Ali Osman Yüksel, İbn Cezerî ve Tayyibetü’n-Neşr, İstanbul 1996, s. 163-167).
  4. ^ G. Köhler, Die Schlachten von Nicopoli und Warna, Breslau 1882.
  5. ^ Kranzieritz Károly 2015: A Nikápolyhoz vezető út: a keresztes hadak útvonalai a Magyar Királyság területén. In: Micae Mediaevales IV.
  6. ^ a b c d e Oruç b. Âdil, Tevârîh-i Âl-i Osmân, s. 28, 98-99.
  7. ^ Âşıkpaşazâde, Târih (Atsız), s. 136-137.
  8. ^ J. Schiltberger, Türkler ve Tatarlar Arasında: 1394-1427 (trc. Turgut Akpınar), İstanbul 1995, s. 29-33.
  9. ^ Zinkeisen, Geschichte, I, 290-309.
  10. ^ I Turchi e l'Europa: Dalla battaglia di Manzikert alla caduta di Costantinopoli Архивирано на сајту Wayback Machine (25. март 2009)
  11. ^ Alexandru Madgearu, The Wars of the Balkan Peninsula: Their Medieval Origins, ed. Martin Gordon, (Scarecrow Press, 2008), 90.
  12. ^ "Battle of Nicopolis". Encyclopædia Britannica. 2009. Retrieved 2023-06-20.
  13. ^ Szende, László (May 2022). "A Magyar Királyság geopolitikai helyzete Luxemburgi Zsigmond korában" [The geopolitical situation of the Kingdom of Hungary in the time of Sigismund of Luxembourg]. Rubicon (Hungarian Historical Information Dissemination) (in Hungarian).
  14. ^ Kemalpaşazâde, Tevârih-i Âl-i Osman, cilt II, s. 263. 
  15. ^ Jean Richard, “Les prisonniers de Nicopolis”. Annales de Bourgogne, 68. 1996. ss. 75-83. 
  16. ^ Paviot, Jacques, Les ducs de Bourgogne. La croisade et l’Orient,. Presses de l’Université de Paris-Sorbonne, Paris,. 2003. s. 42-49. 
  17. ^ Hilmi Kaçar ve Jan Dumolyn, “The Battle of Nicopolis (1396). Burgundian Catastrophe and Ottoman Fait Divers: The Relevance of the ‘Other’ in State Ideologies’. Revue belge de Philologie et d'Histoire 91/4. 2013. ss. 905-934. 30 Ocak 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Nisan 2022. 
  18. ^ Philippe de Mézières, Une epistre lamentable et consolatoire adressée en 1397 à Philippe le Hardi, duc de Bourgogne, sur la défaite de Nicopolis (1396), haz. Philippe Contamine ve Jacques Paviot. 2008. ss. 53-64. 
Genel

Nicolle, David (1999). Nicopolis 1396: The Last Crusade. Campaign Series. London: Osprey Publishing, ISBN 1-855-32918-2 (10), ISBN 978-1855329188 (13) (İngilizce)

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">I. Bayezid</span> 4. Osmanlı padişahı (1389–1402)

I. Bayezid veya Yıldırım Bayezid, dördüncü Osmanlı padişahı. 1389'dan 1402 yılına kadar hükümdarlık yapmıştır. Babası Sultan I. Murad, annesi ise Gülçiçek Hatun'dur.

<span class="mw-page-title-main">II. Murad</span> 6. Osmanlı padişahı (1421–1444; 1446–1451)

II. Murad veya Koca Murat, 6. Osmanlı padişahı, I. Mehmed'in oğlu, Fatih Sultan Mehmed'in babasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Haçlı Seferleri</span> Orta Çağda Avrupalı Katoliklerin Orta Doğuyu ele geçirmek için Müslümanlara karşı başlattığı seferler

Haçlı Seferleri veya Haçlı Akınları, Orta Çağ döneminde Hristiyan Latin Kilisesi tarafından başlatılan, desteklenen ve bazen de yönetilen bir dizi dini savaştı. Bu askeri seferlerin en iyi bilinenleri, 1095 ile 1291 yılları arasında Kudüs ve çevresini Müslüman yönetiminden geri almayı amaçlayan Kutsal Topraklara yapılan seferlerdir. 1099'da Kudüs'ün ele geçirilmesiyle sonuçlanan Birinci Haçlı Seferi'nden başlayarak düzinelerce askeri sefer düzenlendi ve yüzyıllar boyunca Avrupa tarihinin odak noktasını oluşturdu.

<span class="mw-page-title-main">Varna Muharebesi</span> Varna Kuşatmasının bir bölümü

Varna Muharebesi veya Varna Savaşı, 10 Kasım 1444 tarihinde, Papalık önderliğinde Macar, Leh, Eflak ve çeşitli Balkan milletlerinden oluşan, Kral I. Ulászló komutasındaki Haçlı ordusu ile II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu arasında bugünkü Bulgaristan'ın Varna şehri yakınında yapılmış bir savaştır. Osmanlı ordusu kazanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Çandarlı Ali Paşa</span> 6. Osmanlı sadrazamı

Çandarlı Ali Paşa, 22 Ocak 1387'de babası Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa'nın ölümü üzerine yerine geçerek, 18 Aralık 1406 tarihinde ölümüne kadar, I. Murad ve I. Bayezid için Ankara Muharebesi'ne kadar 15 yıl 6 ay ve Fetret Devri döneminde Süleyman Çelebi'nin yanında 4 yıl 4 küsur ay vezir-i azamlık yapmış ve Osmanlı Devleti'nin kuruluş sürecinde önemli rol oynamış bir Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Türk askerî tarihi</span>

Türk askerî tarihi yaklaşık 2200 yıl öncesinden günümüze kadar süren dönem içinde ilk Türklerden günümüzdeki Türk Silahlı Kuvvetleri'ne kadarki askerî yapılanmayı ve savaşları içine alır. Türklerdeki askerî düzen siyasi düzen ile iç içe geçmiş ve tarih boyunca birlikte gelişmiştir. Orta Asya'da başlayan bu tarih tüm anakaralara yayılarak süregelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Beşinci Haçlı Seferi</span>

Beşinci Haçlı Seferi, 1217–1221 yılları arasında Katolik kilisesine mensup Avrupalılar tarafından gerçekleştirilen haçlı seferidir. Avrupalılar, Mısır'daki Eyyubiler'i yenerek Kudüs ve diğer kutsal toprakları ele geçirmek istemişlerdir ancak amaçlarına ulaşamamışlardır.

<span class="mw-page-title-main">Jean de Bourgogne</span>

Jean de Bourgogne, Korkusuz Jean, . Burgonya dükü.

<span class="mw-page-title-main">Malta Kuşatması</span> Osmanlı İmparatorluğunun 1565te Maltayı Kuşatması

Malta Kuşatması ya da Malta Seferi, 1565 yılında Malta adasının Osmanlı İmparatorluğu kuvvetleri tarafından kuşatılması ve Hospitalier Şövalyeleri tarafından adanın savunulması sürecidir.

<span class="mw-page-title-main">Sigismund (Kutsal Roma imparatoru)</span>

Sigismund 1378'den 1388'e ve 1411'den 1415'e kadar Brandenburg'un elektörü, 1387'den Macaristan ve Hırvatistan kralı, 1411'den itibaren Almanya kralı, 1419'dan itibaren, Bohemya kralı, 1431'den itibaren İtalya kralı ve 1433'te taç giymesinden 1437'deki ölümüne dek Kutsal Roma İmparatoru oldu. Lüksemburg Hanedanı'nın son erkek üyesidir.

<span class="mw-page-title-main">Burgonya Düklüğü</span>

Burgonya Düklüğü, Duché de Bourgogne (Fransızca) veya Hertogdom Bourgondië (Felemenkçe), Frank Krallığı'nın parçalanmasıyla 877'de bağımsız siyasi bir yapıya kavuşmuş ve 1477'ye kadar bağımsızlığını muhafaza edebilmiştir. Bu süre zarfında farklı hanedanlar dukalığı yönetmiştir. Dokuzuncu yüzyılın sonunda kurulan üçüncü Burgonya Krallığı'nı yöneten hanedanlık 956'da sona erdikten sonra bir Robertiyen ailesi tarafından yönetilen Burgonya, bu ailenin 1361'de sona ermesiyle birlikte, 1364'te Fransız kralı II. Jean'ın dördüncü oğlu Cesur Filip'e verilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">II. Vlad</span> Eflakın 14. hükümdarı ve voyvodası

II. Vlad veya Vlad Dracul ya da Vlad Dragon, I. Mircea'nın oğlu ve 1436-1447 tarihleri arasında Eflak'ın 14. voyvodasıdır. II. Vlad, I. Mircea'nın meşru olmayan oğullarından biri olarak tahta çıkmıştır ve tarihte daha çok III. Vlad'ın babası olarak bilinir. Kardeşleri ile olan taht kavgasının ardından Macar desteği ile 1436 senesinde Eflak tahtına oturan II. Vlad, 1442 senesinde Osmanlı padişahı II. Murad tarafından esir alınmış ve 1443 senesinde serbest bırakılması üzerine tekrar Eflak tahtına geçmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Macaristan Seferi (1438)</span> Osmanlı İmparatorluğu’nun 1438’de Macaristan Krallığı’na karşı düzenlediği askeri harekat

Macaristan Seferi, 1438 yılında Osmanlı padişahı II. Murad'ın Macaristan Krallığı üzerine açtığı ve Sibiu'ya kadar ilerleyen Türk ordusunun başarısıyla biten sefer.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı-Macar Savaşı (1437-1444)</span>

1437-1444 Osmanlı-Macar Savaşı, 1437 ve 1444 arasında Osmanlı Devleti ile Macar Krallığı arasında süren ve 12 Haziran 1444 tarihinde Edirne-Segedin Antlaşması'nın imzalanmasıyla biten savaş.

<span class="mw-page-title-main">I. Mircea</span>

I. Mircea 1386'da Voyvoda oluşundan ölümüne kadar Eflak'a hükmetmiştir. Ölümünden sonra kendisine torunu II. Mircea'den ayırmak için "büyük" adı verildi, ancak bazı tarihçiler, bu lakabın kendisine daha sonraki nesiller tarafından saygı işareti olarak verildiğini ifade etmektedir. I. Mircea, Ortaçağ'da en önemli Eflak hükümdarı ve çağının en büyük yöneticilerinden biri olarak kabul edilir, bu sebeple 19. yüzyıldan başlayarak Romen tarihçiler kendisine Büyük Mircea adını vermiştir.

<span class="mw-page-title-main">Güvercinlik Kuşatması (1428)</span> kuşatma

Güvercinlik Kuşatması, 1426-1428 Osmanlı-Macar Savaşı'nda bir evre. Macar Kralı Sigismund'un bir yıl önce Osmanlıların Sırbistan Prensliği'nden devraldıkları Güvercinlik (Golubac) kalesini ele geçirmek için 1428 ilkbaharında icra ettiği askerî harekât. Macarların kuşatması başarısız olduğu gibi, kaleyi kurtarmak için gelen Türk birlikleri de geri çekilen Macar ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı-Macar Savaşı (1426-1428)</span>

1426-1428 Osmanlı-Macar Savaşı, 1426 ve 1428 arasında Osmanlı Devleti ile Macar Krallığı arasında süren ve Osmanlıların zaferiyle biten savaş.

<span class="mw-page-title-main">1454-1483 Osmanlı-Macar Savaşı</span>

1454-1483 Osmanlı-Macar Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ile Macaristan Krallığı arasında 1454 yılından 1483 yılında imzalanan ateşkes antlaşmasına kadar fasılalarla ve çeşitli cephelerde süren savaş.

<span class="mw-page-title-main">Jean Le Maingre</span>

Jean II Le Maingre, diğer adıyla Boucicaut, bir Fransız şövalye ve askeri liderdi.

<span class="mw-page-title-main">Vidin Çarlığı</span>

Vidin Çarlığı, 1257'de kurulan ve 1356-1396 arasında Vidin merkezli olarak yarı bağımsız yaşayan Orta Çağ Bulgar devletçiği.