İçeriğe atla

Nevali Çori

Arkeolojik Höyük
Adı:Nevali Çori
İl:Şanlıurfa
İlçe:Hilvan
Köy:Kantara
Tahribat:Atatürk Baraj Gölü suları altında kaldı
Türü:Höyük
Tescil durumu:
Tescil No:388
Tescil Derecesi:
Tescil tarihi:1990-02-10
Araştırma yöntemi:kazı
Dönem:Çanak Çömleksiz Neolitik B[1]
Tarihlendirme:M.Ö. 8.400 - 8100[2] / M.Ö. 8.530 – 7.540[3]

Nevali Çori, Şanlıurfa ilinin Hilvan ilçesine bağlı Güluşağı mahallesinin hemen kuzeybatısında bulunan bir höyüktür. Höyük, Atatürk Baraj Gölü suları altında kalmadan önce Fırat'ın bir kolu olan Kantara Deresi'nin iki yanında yer almaktaydı. Dere höyüğü ikiye bölmüş durumdadır. Yerleşme, derenin doğu yakasında 90 X 40 metre boyutlarında, batı yakasında ise daha küçük bir alandır. Bu yerleşmelerden büyük olanı (doğu) Nevali Çori I, batı taraftaki ise Nevali Çori II olarak adlandırılmaktadır.[2] Yerleşmenin arkeolojik olarak en önemli tabakaları, beş yapı katı olarak izlenen, Nevali Çori I olarak tanımlanan kesimdeki Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ tabakalarıdır. Bu tabakalarda yürütülen kazı çalışmaları ve buluntular üzerinde yapılan analizler, Nevali Çori neolitik halkının esas olarak avcı - toplayıcı yaşam tarzını sürdürmekle birlikte, tarım ve hayvancılık yaptığını ortaya koymaktadır. Ortaya çıkarılan mimari kalıntılar ise Orta Fırat Havzası'nın Erken Neolitiği hakkında önemli bilgiler vermiştir. Özellikle, Göbekli Tepe, Urfa – Yeni Mahalle, Karahan, Sefer Tepe, Hamzan Tepe[1] ve Taşlı Tepe[4] gibi arkeolojik alanlarda benzerleri görülen T biçimli sütunların yer aldığı kült binası önemli bir keşif olmuştur.

Kazılar

Höyük, 1980 yılında Hans Georg Gebel başkanlığındaki bir ekibin bölgedeki yüzey araştırmaları sırasında bulunmuştur. Heidelberg Üniversitesi ve Şanlıurfa Müzesi işbirliğiyle, müze müdürü Adnan Mısır başkanlığında, Prof. Harald Hauptmann bilimsel danışmanlığında 1983, 1985 -1987 yıllarında küçük ölçekte sondajlar olarak ve 1989 -1991 yılları arasında ise daha geniş çapta kazılmıştır.[5] İlk etapda derenin doğu yakasındaki Nevali Çori I olarak adlandırılan kesimde kazı yapılmış, 2 metre kalınlıktaki kültür dolgusu geçilerek ana toprağa kadar inilmiş, daha sonra diğer taraftaki Nevali Çori II yerleşmesi kazılmıştır.[2][6]

Tabakalanma

Yerleşmede yukarında aşağıya (yeniden eskiye), Roma İmparatorluğu, Erken Tunç Çağı I. evre, Bakır Çağı (Halaf) ve Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ yapı katları bulunmuştur. Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ yerleşimi, Nevali Çori I'de 5, Nevali Çori II'de 2 kattır.[2] İki yerleşmede de yapı planları tümüyle aynıdır.[7] Nevali Çori I'in III. Tabakası, iki alt evre olarak IIIA ve IIIB olarak tanımlanır.[8]

Buluntular

Mimari

Erken Tunç Çağı I Tabakası

Kazı başkanı tarafından MÖ 3.000 – 2.800 yıllarına tarihlenen Erken Tunç Çağı I tabakasında[5] teraslama tekniğiyle, iki yapım evresinde çok odalı bir yapı açığa çıkarılmıştır. Yapının büyük odası 4,30 x 3,16 metre boyutlarındadır. Genişliği 1,50 metre olan ön odasında taş bir sanduka içinde hocker pozisyonunda bir gömüt bulunmuştur. Gömüt armağanı yoktur. Diğer odalar günümüze ulaşmamış olup bir kil seki, ocak yeri ve tabanı taş döşeli yuvarlak bir ateş yeri vardır. Bu tabakada iki tane daha taş sanduka mezar bulunmuştur. Bu gömütlerde kötü korunmuş kadın kemikleri vardır. Gömüt armağanı olarak açık renkli bir kap, iki kırmızı kupa, bronzdan süs eşyaları ile siyah ve beyaz taşlardan bir kolye bulunmuştur.[9] Bu tabakadaki tüm buluntular, Hassek Höyük ve Kurban Höyük buluntularına yakın benzerlik göstermektedir.[10]

Kalkolitik Çağ Tabakası

Halaf Dönemi tabakası olan bu tabakada bir yapı kompleksi ortaya çıkarılmıştır. İki yuvarlak oda ve bunları birleştiren uzunluğu 13 metre olan koridor şeklindeki üçüncü bir odadan oluşmaktadır. Odalardan biri 5,20 metre çapındadır. Bu döneme ait yeni bir yapı tipi olarak değerlendirilmektedir.[10] Bu yapı kompleksinde bulunan Çavi Tarlası Halaf tabakaları buluntularıyla benzerdir.[10]

Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ Tabakası

Neolitik Çağ'a tarihlenen yapı katlarında kullanılan yapı malzemesi esas olarak kireç taşı ve harç olarak çamurdur. Kazılarda saptanan yapıların sayısı 29'dur.[11] Mimari olarak dikdörtgen, kare ve yuvarlak olmak üzere üç farklı yapı planı görülmektedir. Beş tabakada da en yaygın yapı planı dikdörtgendir. Yuvarlak yapılar II. ve IIIA tabakalarda birer tanedir. Günümüze sadece direk çukurları ve çakıl döşeli tabanlar kalmıştır. Bu yapılarda taş ya da kerpiç kullanılmadığı düşünülmektedir.[12] Ancak yine de işlevlerini anlamak için yeterli veri yoktur. Neolitik Nevali Çori'de taş aletlerin çoğunlukla açık alanlarda bulunması dikkate alınarak, günlük işlerin açık alanlarda yapıldığı düşünülmekte, açık alanlarda konumlanan yuvarlak yapıların da işlik olarak kullanıldığı ileri sürülmektedir.[12] Kare planlı tek bir yapı gün ışığına çıkarılmıştır. Bu yapı, açık olarak dikdörtgen ve yuvarlak yapılardan hem plan, hem boyut, hem de iç düzenlemeleri, banklar ve dikilitaşlarla farklılık göstermektedir. Söz konusu yapının işlev olarak diğer yapılardan farklı olduğu iç düzenlemelerinden de çok açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle "Kült Yapısı" olarak adlandırılmaktadır.[12]

Konut olarak yapıldığı anlaşılan[13] dikdörtgen planlı, birbirinden bağımsız yapıların tabanları altında kanallar bulunmaktadır. Yapımlarında ilginç bir teknik uygulanmıştır. İri dikdörtgen taş bloklar, aralarında boşluk bırakılarak bir temel oluşturulmuştur. Ardından bu boşlukların üstünü örtmek için taş plakalar döşenmiştir. Ev bu tabanın üstüne inşa edilmiştir. Odaların tabanına kırık taş döşendikten sonra çamurla sıvanmıştır. Çamur sıvama, duvarlarda da devam ettirilmiştir.[2][14] Dış duvarların kalınlığı 30 – 60 cm. arasında değişmektedir.[15] Örnek olarak, 26 no'lu yapının tabanında altı taş blok kullanılarak yaklaşık 30 cm. genişlikte beş kanal oluşturulmuştur. Dış duvarların sıvası yapılırken de kanalların girişi sıvanmamış, açık bırakılmıştır. Böylece yapının tabanı nemlenmeye karşı korunmuş oluyordu.[14] Muhtemelen kanallı temel yapmak da bu amaca hizmet ediyordu. Çünkü konutlarda, günlük yaşamın sürdürüldüğü bölümler yanında kiler olarak kullanılan bölümler de vardır.[13]

Neolitiğin I. Tabakası'nda yedi yapı belirlenmiştir. Bunlardan 27 no'lu dışında diğerleri kısmen kazılmıştır. İki yapı, 25 ve 21A yapıları tümüyle gün ışığına çıkarılmıştır. II. Tabaka'da da yedi yapı saptanmıştır. III. Tabaka ise en çok yapının ortaya çıkarıldığı tabakadır. İki evrede toplam on yapı vardır. IV. Tabaka'da üç, V. Tabaka'da bir ev belirlenmiştir.[16] Ancak bu yapı diğer yapı katlarındaki gibi temeli kanallı değildir.[2] Genel olarak çatıları ahşap, saz ve kil kullanılarak düz yapıldığı ileri sürülmektedir.[8]

Konutların mimarisine örnek olmak üzere, III. Tabakaya ait 2 no'lu yapı, 16 x 6,80 metre boyutlarındadır. Yan yana üç odadan oluşmaktadır. Büyük taşlar kullanılarak yapılan temeli 7 kanalla, 8 bölmeye ayrılmıştır.[10] Bu yapıdan 4 metre mesafedeki 6 no'lu yapının boyutları 12 x 5,90 metredir. Altı odalı bir yapıdır. Her iki yapının da temel içinde bazen sadece kafa, bazen de sadece uzun kemiklerin konulduğu gömütler bulunmuştur.[17] Üçüncü Tabaka'daki 7 no'lu yapı da 2 no'lu yapı gibi sıraya dizilmiş üç odadan oluşmaktadır. Boyutları 14 x 6,10 metredir. Bu yapıda temel on bölme görülmektedir.[7] 4. Tabaka'nın bir yapısı olan 6 no'lu yapı ise 12,60 x 4,40 metre boyutlarındadır. İki sırada üçer odadan oluşmaktadır.[7] 22 no'lu yapı ise 8,40 metre genişlikteki bir ön oda ile sıra halinde üç hücreden oluşmaktadır ve depo olarak kullanıldığı, dikdörtgen planlı yapılarda bir istisna olduğu düşünülmektedir.[18] Bir diğer istisna işlik olarak kullanıldığı ileri sürülen bir yapıdır.

Kült Yapısı

Dikilitaş Binası olarak da adlandırılan yapı[18] kazılarda ortaya çıkarılan 29 yapı içinde kare plan gösteren tek yapı olup 14 x 14 metre boyutlarındadır. Yerleşmenin neolitik tabakalarında açığa çıkarılan diğer tüm yapılardan hem plan bakımından, hem de boyutları, iç düzenlemesi ve konumu olarak belirgin biçimde farklılık göstermektedir.[12] Konum olarak diğer yapıların dışında, konutların dışında, yerleşimin batı ucunda inşa edilmiştir.[1] Zaten, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kült yapıların konut alanının dışında inşa edilmesi, Çanak Çömleksiz Neolitik'in B evresi başlarından itibaren genel bir eğilim haline gelmiştir.[19] Diğer yandan bu tabakalarda ele geçen heykellerden biri hariç diğer tümü bu yapıda bulunmuştur.[20] Sonuç olarak diğer yapılardan işlev yönünden, net olarak belirlenmiş bir biçimde farklıdır. Yapının, belirtilen nitelikleri ve bölgedeki diğer yerleşimlerdeki benzer özellikler gösteren yapılar dikkate alınarak, bir "tapınak" olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.[12]

Aynı bina yenilenerek üç tabaka boyunca kullanılmıştır. Kayıtlara I. Tabaka'da 13A, II. Tabaka'da 13B ve IIIA Tabaka'da 13C olarak geçirilmiştir.[21] Binanın iki yapı evresi olduğu anlaşılmaktadır. İkinci evre, ilk evrenin, I. Tabaka'daki 13A yapısının yenilenmesi olup bazı yapı elemanlarının yeniden kullanıldığı anlaşılmaktadır.[7][22] Eski evreye ait tepeleri kuş başı şeklinde biten iki dikilitaş ve heykel parçaları vardır. Heykellerden biri gerçek ölçüde bir insan başı heykelidir. Yüz kısmı tahrip olmuştur. Saçsız başın üstünde kabartma halinde bir yılan başı bulunur. Yılanın gövdesi ise başın arkasından dolanıp enseye doğru inmektedir.[7] Yapı, ilk iki tabakada tam olarak aynı konumdayken III. Tabaka'da yeniden inşa edilirken bir ölçüde sağa kaymış, bunun sonucunda kapladığı alan 188 metrekareden 178 metrekareye düşmüştür.[22]

Binayı çevreleyen duvarların iç tarafı boyunca büyük yassı taşlarla yapılmış bir seki vardır.[18] Genişliği üç tarafta 1 metre, girişin bulunduğu duvarda ise 2,30 – 2,50 metredir. Seki üzerine belirli aralıklarla dikilmiş 12 dikilitaş bulunmaktadır. Dikilitaşlar arasındaki açıklık 2,30 – 2,40 metre arasında değişmektedir.[18] Bu dikilitaşlardan ikisi güneye bakan merdivenli girişin hemen iki yanında yer almaktadır. Böylece sütunlu bir giriş sağlandığı düşünülmektedir.[23] Taban, sekiden 0,80 metre aşağıda, oldukça iyi korunmuş, Çayönü ve Göbekli Tepe kült yapılarından da bilinen, sönmüş kireç kullanılarak terrazzo tekniğiyle yapılmış, 7,50 x 8,00 metre boyutlarında bir zemindir.[18] Taban boyunca, düzenlenen ritüellerde sıvı bir şeylerin akmasına olanak sağlamak için yapıldığı düşünülen dar kanallar vardır.[22] Orta kısmında iki dikilitaş daha bulunur. II. Tabaka'nın 13B yapısında bunlardan biri sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Bu dikilitaşın yüksekliği 2,35 metre olarak ölçülmüştür. Her iki geniş yanında aşağıya doğru belirli bir eğim göstererek devam eden iki insan kolu kabartması yer alır. Bunlar dar yüze bükülerek elleri oluşturur.[23] Buna göre bu dikilitaşların Göbekli Tepe'deki gibi stelize insan heykelleri olduğu ileri sürülmektedir.[24] Bu dikilitaşlar üzerinde stilize insan figürleri de vardır. Söz konusu dikilitaşların T biçimli olması, çatıyı bunların taşıdığı yönünde yorumlanmaktadır. Dikilitaşlardan biri kazı sırasında in situ olarak yerinde bulunmuştur. Diğeri ise yerinde değildir. Güneydeki merdivenli girişin karşısına düşen duvarda bir niş görülür.[18] Tabanın, duvarların ve dikilitaşların yapımında, konut amaçlı bir binada gösterilmesi beklenebilecekten daha fazla bir özen gösterildiği ve çaba harcandığı anlaşılmaktadır.[22]

Nevali Çori kazılarında ortaya çıkarılan "kutsal alan" ya da "kült yapısı" olarak tanımlanan yapılara Anadolu'da Çayönü, Hallan Çemi, Göbekli Tepe'de rastlanmaktadır. Güneybatı Asya'nın Neolitik Çağ'ındaki dinsel yaşantıyı ortaya çıkaran bu yapılar, tapınç gereksinimleri doğrultusunda, görece anıtsal boyutlarda, Göbekli Tepe'de gerçek anlamda anıtsal boyutlarda, özenli, farklı mimari tekniklerle yapılan ve zengin bir iç dekora sahip olan "sıra dışı" yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır.[25]

Tapınak, kazılardan sonra sökülmüş ve Şanlıurfa Müzesi'ne sergilenmek üzere taşınmıştır.[26]

Küçük buluntular

Neolitik tabakalardaki küçük buluntuların büyük bir bölümü çakmak taşından çift vurma düzlemli byblos ok uçları, kazıyıcı aletler, orak bıçaklara ait parçalar, kalemler ve silika parlaklığı gösteren (bitki kesmekle oluşan aşınma) dilgilerdir.[2] Bu parçalar Çanak Çömleksiz Neolitik B evresine tarihlendirilmektedir. Yontma taş aletler ise küçük yassı baltalar, kireçtaşından kaseler, dibekler, kuvarsit vurgu taşları, taş boncuk ve bileziklerdir.[2] Kilden yapılmış, güneşte kurutulmuş ya da pişirilmiş olan kadın, erkek ve hayvan figürinleri Çayönü buluntularına benzerlik göstermektedir. Stilize ya da aslına benzer olarak işlenmiş çok sayıda insan başı yontusu bulunmuştur. Hayvan figürinleri ise kireçtaşından, son derece incelikli eserlerdir. Örnek olarak panter, at, yaban domuzu, ayı ve kuş, akbaba figürinleri gösterilir.[2][27] İnsan başlı bir kuş yontusu, arka arkaya çömelmiş iki kadın figüründen oluşan ilginç buluntular arasındadır.[2]

İlginç buluntulardan biri de pişmiş topraktan bir kap parçası üzerinde, kollarını yukarı kaldırmış halde dans eder biçimde betimlenen üç insan kabartmasıdır.[28]

Buluntular arasında ısıtıldıktan sonra dövülerek yapılan bakır boncuk vardır.[2] Söz konusu bakır boncuk MÖ 7.500 yılına tarihlenmektedir. Bu durumda bilinen en eski maden işçiliği olarak görülmektedir.[29]

Diğer buluntular
Şanlıurfa Müzesi'nde sergilenen, bir av sahnesini canlandıran kireçtaşı levha

Ölüler evlerin tabanlarında açılan çukurlara gömülmüştür. Bazı çukurlarda erkek ve kadın ya da kadın ve çocuk olmak üzere iki iskelet görünmüştür.[2]

Kazılarda ele geçen hayvan kemikleri üzerinde yapılan incelemelere göre I. Tabaka'dan V. Tabaka'ya kadar, % 40 - % 60 oranında en çok avlanan hayvan ceylandır.[5] Diğer av hayvanları ise çoğunlukla geyik türleri ve yaban domuzudur.[2] Yine kemikler üzerinde yapılan inceleme yerleşmede koyun, keçi ve domuzun evcilleştirildiği anlaşılmaktadır.[5] Nevali Çori, Fırat Nehri'nin günümüz Güneydoğu Anadolu Bölgesi kesiminde kalan vadisinde, keçinin evcilleştirildiği iki yerden biridir. Doğrudan doğruya hayvan kemikleri üzerinden yapılan tarihlendirme MÖ 8.500 – 8.000 tarihlerini vermektedir.[5]

Neolitik Çağ'ın beşinci yapı katında ise tek bir yapı bulunmaktadır. Kilden yapılmış kadın, erkek ve hayvan heykelcikleri buluntular arasındadır. Bunlar Çayönü'ndeki örneklere benzemektedir. Tapınakta ve çevresinde kireç taşından oyulmuş panter, ayı, yaban domuzu, at, kuş, akbaba gibi hayvan yontuları yanında insan başı yontular da bulunmuştur.[2]

Değerlendirme

Nevali Çori buluntuları üzerinde yapılan radyokarbon tarihleme yöntemi neolitik yerleşmenin MÖ 8.400 – 8.100[2] ya da MÖ 8.530 – 7.540[3] tarihlerine dayandığını göstermektedir. Kült Yapısı dönem olarak Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'in B evresi başlarına tarihlendirilmektedir.[1]

Nevali Çori sakinlerinin esasen avcılık ve toplayıcılığa dayanan bir geçim tarzı sürdürdükleri anlaşılmaktadır. Yontmataş aletlerin içinde av silahlarının baskın ağırlığı da bunu göstermektedir. Diğer yandan özellikle ele geçen hayvan kemikleri üzerinde yapılan incelemeler, hayvan yetiştiriciliğinin zaman içinde önemi artarken avcılığın öneminin azaldığını göstermektedir. Yine de avcılık ve toplayıcılık günlük beslenmenin ana bileşenlerini oluşturmaya devam etmektedir ama tarım ve hayvancılıktan sağlanan gıda maddeleri, beslenme alışkanlıkları içinde giderek büyüyen bir yer kaplamaktadır.[5][27]

Nevali Çori neolitik toplumunun, einkorn (Triticum boeoticum, Triticum monococcum), emmer buğdayı (Triticum dicoccoides, Triticum dicoccum), yabani arpa (Hordeum distichon, Hordeum spontaneum), mercimek (Lens culinaris), bezelye (Pisum sativum), burçak (Vicia ervilia), bakla (Lathyrus sativus, Vicia faba) yetiştirdiği, antep fıstığı, badem, üzüm, bazı yabani otlar, kavuzlu buğday topladığı, iki tür ceylan, yaban domuzu, yaban sığırı, iki tür geyik, yabani koyun, yaban keçisi, yaban eşeği avladığı anlaşılmaktadır.[2][30] Buğday tüleri einkorn ve emmer, tüm neolitik tabakalarda kültüre alınmış olarak görülmektedir,[31] yani toplayıcılık değil, tarımsal faaliyet ürünüdür. Ancak, her ne kadar bitki kalıntıları üzerinde yapılan incelemeler, Nevali Çori'de Çanak Çömleksiz Neolitik B evresi başlarında tarım yapıldığına kanıt teşkil ediyorsa da, bu kanıtlar halen tarımın burada başladığını göstermemektedir. Tarımla ilgili bilgi birikimi ve kullanılan tohumlar başka bir yerden getirilmiş de olabilir.[31]

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ a b c d Serap Özdöl, Sh.: 179
  2. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p "TAY – Yerleşme Dönem Ayrıntıları". 14 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Şubat 2012. 
  3. ^ a b Pakize Ercoşkun, Sh.: 18
  4. ^ B. Çelik, M. Güler, G. Güler, Türkiye'nin Güneydoğusunda Yeni Bir Çanak Çömleksiz Neolitik Yerleşim: Taşlı Tepe 2 Haziran 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  5. ^ a b c d e f Adnan Mısır, II. Müze Çalışmaları ve Kurtarma Kazıları Semineri 14 Temmuz 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., 1990 yılı kazı raporu, Sh.: 201 Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "1,4" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: )
  6. ^ Nevali Çori
  7. ^ a b c d e "1990 Yılı Şanlıurfa Nevali Çori Kazısı" (PDF). 14 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 2 Haziran 2014.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "1,2" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: )
  8. ^ a b Pakize Ercoşkun, Sh.: 29
  9. ^ Adnan Mısır, Sh.: 201, 202
  10. ^ a b c d Adnan Mısır, Sh.: 202
  11. ^ Pakize Ercoşkun, Settlement Pattern in Southeast Anatolia: An analyse of the structures at the site of Nevalı Çori 10 Haziran 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  12. ^ a b c d e Pakize Ercoşkun, Sh.: 40
  13. ^ a b Pakize Ercoşkun, Sh.: 38
  14. ^ a b Pakize Ercoşkun, Sh.: 23
  15. ^ Pakize Ercoşkun, Sh.: 22
  16. ^ Pakize Ercoşkun, Sh.: 23, 24, 25, 29 - 33
  17. ^ Adnan Mısır, Sh.: 202, 203
  18. ^ a b c d e f Adnan Mısır, Sh.: 204
  19. ^ Serap Özdöl, Sh.: 179 - 180
  20. ^ Pakize Ercoşkun, Sh.: 43
  21. ^ Pakize Ercoşkun, Sh.: 33 - 36
  22. ^ a b c d Pakize Ercoşkun, Sh.: 41
  23. ^ a b Pakize Ercoşkun, Sh.: 42
  24. ^ Serap Özdöl, Sh.: 183
  25. ^ Yrd. Doç. Dr. Ali Umut Türkcan, Barınaktan Tapınağa: Yukarı Mezopotamya Neolitik Dönem Tapınak Yapıları ve Gelişimi Güneydoğu Anadolu Araştırmaları Sempozyumu - 2009
  26. ^ "Arkeoloji Haber". 5 Haziran 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Haziran 2014. 
  27. ^ a b Adnan Mısır, Sh.: 205
  28. ^ Haluk Berkmen, Halk Dansının Kökeni 14 Temmuz 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Sh.: 2
  29. ^ "MTA Dergisi Sayı 137" (PDF). 2 Temmuz 2010 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Şubat 2012. 
  30. ^ Pakize Ercoşkun, Sh.: 13
  31. ^ a b "Investigations of Botanical Remains from Nevali Çori PPNB, Turkey: A Short Interim Report". 14 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Haziran 2014. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Çayönü</span>

Çayönü Höyüğü ya da Çayönü Tepesi Diyarbakır il merkezinin kuzeybatısında, Ergani İlçesi'nin 7 km güneybatısında yer alan bir höyüktür. Höyük, 4,5 metre yükseklikte 160 x 350 metre boyutlarında yayvan, geniş bir tepe üzerindedir. Güneyinden Boğazçay Deresi geçmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Göbeklitepe</span> Dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğu

Göbeklitepe veya Göbekli Tepe, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Şanlıurfa ilinin 18 km kuzeydoğusunda, Haliliye ilçesine bağlı Örencik köyü yakınlarında yer alan Neolitik bir arkeolojik sit alanıdır. MÖ 9600–9500 civarına tarihlenen Göbeklitepe, dünyanın şu ana kadar bilinen en eski tarihî yapısıdır. Bazı popüler kaynaklarda "tarihin sıfır noktası" nitelendirmesiyle de anılmaktadır. Yapıt, dünyanın bilinen en eski megalitleri olan taş sütunlarla, bir dizi büyük dairesel yapıdan oluşmaktadır. Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ'a ait olduğu düşünülen bu yapıda T biçimindeki 10-12 dikilitaş yuvarlak planda dizilmiş, araları ise taş duvarlarla örülmüştür. Yapının merkezinde daha yüksek boyda olan iki dikilitaş, karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Bu dikilitaşların çoğu üzerinde insan, eller ve kollar, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartılarak veya oyularak betimlenmiştir. Bölgede yapılan kazılarda çıkartılan bazı heykel ve taşlar, günümüzde Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Cafer Höyük</span>

Cafer Höyük, Malatya il merkezinin yaklaşık 40 km. kuzeydoğusunda bulunan höyük bugün için Karakaya Barajı suları altında kalmıştır. Bölgenin günümüzde 9 bin yıl önce iskan edildiği düşünülmektedir. Paleolitik Çağ insanlarının, Malatya civarında sık rastlanan mağaralardan çıkıp yabanıl tahıl devşiriciliği ile yerleşik yaşama geçtikleri, ardından da tarıma başladıkları anlaşılmaktadır. Ancak hayvan evcilleştirildiğine ilişkin bir bulgu yoktur.

Hayaz Höyük, Adıyaman ilinin Samsat ilçesine bağlı Hayaz köyü yakınında bulunan arkeolojik bir yerleşmedir. Samsat ilçesinin 17 km. güneyinde bulunan köy ve höyük daha sonra Atatürk Baraj Gölü suları altında kalmıştır. Göl oluşmadan önce Fırat ile onun bir kolu olan Kalburcu Çayı'nın birleştiği noktada bulunmakta idi.

<span class="mw-page-title-main">Köşk Höyük</span> Niğde il merkezine 17 km mesafedeki bir höyük

Köşk Höyüğü, Niğde il merkezine 17 km mesafede bulunan bir höyüktür. Höyük 80 metre çapında 15 metre yüksekliktedir. Kazılarda ulaşılan buluntular Niğde Müzesinde sergilenmektedir. Müze'de diğer buluntular yanında MÖ 4883 yılına tarihlenen bir Kalkolitik ev modeli, birebir ölçülerde sergilenmektedir.

Akarçay Tepe Höyük ya da Akarçay Höyük, Şanlıurfa il merkezinin batısında, Birecik ilçesinin 15 km. güneyinde bulunan bir höyüktür. Yaklaşık 350 x 150 metre büyüklüğündeki höyük 6 metre yüksekliktedir. Çanak çömlek yayılımına göre yerleşmenin 2,9 hektarlık bir alana yayıldığı belirtilmektedir.

Tepecik - Çiftlik Höyüğü, Niğde İl merkezinin kuzeybatısında Çiftlik İlçesi'nin 1 km doğusunda, Melendiz Dağları'nın hemen doğusundaki küçük bir vadi içinde yer alan bir höyüktür. Tepe, 200 metre çapında 4-5 metre yüksekliğindedir. İçinde bulunduğu ova, bir yandan su kaynakları zengin ve verimli topraklar sunarken, diğer yandan yakındaki obsidiyen kaynakları höyük açısından uygun bir çevre sağlamaktadır. Höyüğün bulunduğu ova, Mio-Pliosen ile Pleistosen devrelerde oluşmuş bir krater ovasıdır. Krater, Pleistosen dönemde bir göl halindeydi ve Holosen başlarından itibaren dolmayı sürdürerek bir ova haline geldi. Yerleşmenin başladığı MÖ 6. – 7. binyıllarda kısmen göldü ve yerleşme bir göl kenarında ya da yakınında yer alıyordu.

Menteşe Höyüğü, Bursa İl merkezinin doğu-kuzeydoğusunda, Menteşe Köyü'nün yaklaşık 500 metre güneybatısında yer alan bir höyüktür. Höyük, Yenişehir Ovası'nın kuzeybatısında olup, 100 x 4 metre boyutlarındadır. Ilıpınar Höyüğü'ne 25 km. mesafededir. Yakın zamanlara kadar tepenin birkaç yüz metre mesafesinde bataklık bir alan vardı. Bu bataklık alan antik çağlarda geniş bir alana yayılmış bir göldü. Höyük'te ele geçen buluntular İznik Müzesi'nde sergilenmektedir.

Kuşsaray Höyüğü, Çorum İl merkezinin 15 km. kuzeydoğusunda, Düvenci Ovası'nda, Kuşsaray Köyü'nün 400 metre batısında yer alan bir höyüktür. Tepenin, 150 x 100 metrelik bölümünün surla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Yüksekliği 20-25 metredir.

Kusura Höyük, Afyon İl merkezinin 55 km. güneybatısında, Sandıklı İlçesi'nin 12 km. güneyinde, Kusura Köyü'nün hemen batısında yer alan bir höyüktür. Tepe 400 metre çapında, 14 metre yüksekliğindedir.

Kanlıgeçit Höyüğü, Kırklareli İl merkezinin 500 metre güneyinde, Haydar Dere'nin iki yanında yer alan bir höyüktür. Aşağı Pınar Höyüğü'nün 300 metre kadar batısındadır. Demiryolu ve Haydar Dere tarafından üçe bölünen höyüğün bu parçaları Kanlıgeçit Kuzey, Kanlıgeçit Doğu ve Kanlıgeçit Güney olarak adlandırılmıştır. Kanlıgeçit Kuzey nekropol alanı olup yayvan bir tepe görünümümdedir.

Karaoğlan Höyüğü, Ankara İl merkezinin 25 km. güneyinde, Mogan Gölü'nün güneydoğu ucunda yer alan bir höyüktür. Bulunduğu bölge Ankara bölgesinden güneydoğu ve güneybatı yönlerine uzanan ana ticaret yollarının kavşağı durumundaydı. Tepe, 260 x 180 metre boyutlarında ve 18-20 metre yüksekliğindedir. Höyük Ankara – Konya kara yolu üzerindedir.

Salat Cami Yanı, Diyarbakır İli, Bismil İlçesi'nin yaklaşık 20 km. doğusunda, Dicle'nin bir kolu olan Salat Çayı kıyısında yer alan bir höyüktür. Höyükteki Neolitik yerleşim alanı 220 x 130 metrelik bir alana yayılmıştır. Kazı çalışmaları başlamadan önce höyükten sürekli olarak toprak alınması ve yapılaşma sonucunda tepenin büyük bir kısmı ortadan silinmişti.

Süberde / Görüklük Tepe Höyüğü, Konya İl merkezinin güneybatısında, Seydişehir İlçesi'nin 11 km. güneydoğusunda, Gölyüzü (Süberde) Köyü'nün 500 metre doğusunda yer alan bir höyüktür. Tepe, Suğla Gölü'nün kuzeybatı kıyısında kalker bir yükselti üzerinde, 700 x 70 metre boyutlarında olup göl seviyesinden 30 metre yüksekliktedir. Esasen söz konusu kalker tepenin adı Görüklük Tepe'dir. Yine de arkeolojik yayınlarda en yakın yerleşimin adıyla Süberde Höyüğü olarak geçmektedir. Yerleşimin, yüzeydeki buluntulara dayanılarak 5 dönümlük bir araziye yayıldığı ileri sürülmektedir.

Musular, Aksaray İli, Aksaray İlçesi, Kızılkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km. güneyinde, Musular Mekii'nde yer alan bir düz yerleşmedir. Hasan Dağı ve Melendiz Dağı'nın kuzeyine düşen volkanik bir arazide Ihlara Vadisi'nin verimli ovasında, Melendiz Çayı'nın batı kıyısındadır. Aşıklı Höyük'ün 300-400 metre batısında yer almaktadır.

Uğurlu / Zeytinli, Çanakkale İli'ne bağlı Gökçeada'nın batı tarafında, Uğurlu Köyü'nün 900 metre doğu-kuzeydoğusunda yer alan bir höyüktür. Uğurlu Limanı'ndan yaklaşık olarak 1.400 metre, Ada'nın merkezine 23–24 km. uzaklıktadır. Bölge yerel olarak Zeytinli Mevkii olarak bilinmektedir. Yerleşme İsa Tepe'sinin doğu yamacında, bir yamaç yerleşmesi görünümündedir. Çanak çömlek buluntularına bakılarak 300 x 100 metrelik bir alana yayılmış olduğu söylenmektedir. Neolitik Çağ'a tarihlenen çanak çömlek buluntuları ise 100 x 100 metrelik bir alanda görülmektedir. Uğurlu / Zeytinli, şimdilik Doğu Ege Adaları'daki en eski yerleşmedir. Neolitikleşmenin Avrupa'ya aktarımından çok önemli bir konum göstermektedir. En erken yerleşimin Anadolu'dan gelen göçle MÖ 6.500 yıllarında başladığı anlaşılmaktadır. Bu yerleşim MÖ 5.000 dolaylarında Anadolu'dan bağımsız şekilde gelişen bir kültür olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yarıkkaya, Çorum il merkezinin güneybatısında, Boğazkale İlçesi'nin 1,6 km. kuzeydoğusunda, Yazılıkaya'nın yaklaşık olarak 2 km. kuzeyinde yer alan bir kalker kayalık ve bu kayalık üzerinde bulunan bir tepe üstü yerleşmedir.

Etiyokuşu Höyüğü, Ankara il merkezinin yaklaşık 5 km. kuzey – kuzeydoğusunda, günümüzde tümüyle yapıların altında kalmış bir höyüktür. Etiyokuşu ismi, muhtemelen kazı ekibi tarafından verilmiş bir isimdir. Tepe, 86 x 22,5 metre boyutlarında, 1,5 metre yükseklikte ve yerleşme alanının 6,5 dönüm olduğu bildirilmiştir. Kazı öncesinde Çubuk Barajı asfaltıyla ikiye bölünmüş durumdaydı ve kum çekilmesiyle kısmen tahrip edilmiş bulunuyordu.

Koçumbeli Yamaç Yerleşmesi, Ankara il merkezinin güneybatısında, eski Yalıncak Köyü'nün 1,5 km kadar güneyinde, günümüzde ODTÜ arazisi içinde kalan bir yamaç yerleşmesidir. Ahlatlıbel'in 2 km kuzeyindedir. Ahlatlıbel'le aralarında bir sıra tepe vardır.

Harbetsuvan Tepesi, Türkiye'nin Şanlıurfa ilinin Eyyübiye ilçesi sınırları içinde yer alan bir arkeolojik sit alanıdır. Kazılarda Çanak Çömleksiz Neolitik dönem A evresi (PPNA) ve Çanak Çömleksiz Neolitik dönem B evresine (PPNB) tarihlendirilen ve Göbeklitepe'nin III. ve II. tabakalarında görülen "T" şekilli yapılara rastlanmıştır. İlk belirlemelere göre sit alanının günümüzden en az 11.000 yıl önce yerleşim gördüğü ortaya çıkarılmıştır.