İçeriğe atla

Nesâyihü'l-Vüzerâ ve'l-Ümerâ

Nesâyihü'l-Vüzerâ ve'l-Ümerâ ya da Hüseyin Ragıp Uğural'ın adlandırmasıyla Devlet Adamına Öğütler,[1] III. Ahmed döneminde yaşamış Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın dokuz bölümden oluşan ve nasihatname türünde sayılabilecek eseri. İsim konusunda farklı telifleri bulunan[2][3] fakat yaygın olarak "Nesâyihü’l-Vüzerâ ve’l-Ümerâ" şeklinde bilinen bu eser Koçi Bey Risalesi ve Lütfi Paşa’nın Asafnâmesi gibi Osmanlı devlet teşkilatının bozulması üzerine yazılan ve birtakım çözüm önerilerinde bulunan bir eserdir. Dönem koşulları, bozulan siyasi düzen, Osmanlı modernleşmesinin geçirdiği zihniyet evrimleri ve devlet yöneticilerinin entelektüel zekâlarını göstermesi bakımından Türkiye'de çağdaş düşünce tarihi alanında önemli bir kaynaktır. İçeriği sadrazamın ahlak ve davranış biçimleri, rüşvetin zararları, yeniçeri ocağının, bazı memurlukların, makam sahibi kişilerin ve halkın anlık durumu üzerinedir. Ordinaryüs profesör Hilmi Ziya Ülken bu eseri ekonomik ve siyasi bir tenkit ürünü olarak görerek çağdaşı Thomas More'un Ütopya'sı ile olan karşıtlığına dikkat çekmektedir.[4]

Arka planı ve içeriği

Osmanlılar yükselme dönemindeki etkinliklerini 16. yüzyılın son çeyreği ile kaybetmeye başladı. Bu dönemde Batının bilim ve teknik alandaki gelişmeleri sıkı bir şekilde takip edilemedi. Bu dönemlerde devlet ve toplum düzenindeki bozulmalar hükümdarların da dikkatini çekmekteydi. Bu bozulma veya çözülme durumu hakkında fikir üreten devlet yöneticileri, içinde bulundukları durumu kendilerince bir değerlendirmeye tabi tutup çözüm önerilerinde bulundular. Çözülmenin en başında gelen kurum ise Yeniçeri ocağıydı. Yeniçeri ocağı "ocak devlet içindir" anlayışını terk etmeye başlayarak gerileme sürecine girdi ve kuruluş ideolojisinden ayrılmaya başladı. Bununla beraber nicelikleri artarken nitelikleri zayıflıyordu. Siyasi ve askeri düzenin teminatı olarak görülen Yeniçeriler süreç içerisinde başıboşluğun ve karmaşalığın en büyük nedeni haline geldi. Hem ordunun hem de toplumsal düzenin çözülmeye başladığını gören yönetici üst sınıfı ve aydın kesimi 17. yüzyılda kuruluşu Kanun-ı Kadim'de bularak gelenekçi çözümler üretti. Bu düşünce ile hareket eden kişilerden birisi de Defterdar Sarı Mehmed Paşa'ydı. Mehmed Paşa yaşadığı dönemi iyi analiz ederek çözüm önerileri sundu ve 17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyılın başına tekabül eden bir süre zarfında çözüm önerileri Kanun-ı Kadım'den üretti.[5][6]

İçeriği

Eser Defterdar Sarı Mehmed Paşa tarafından muhtemelen 1714-1717 yılları arasında bir tarihte yazılmış[7] ve bir mukaddime, dokuz bölüm ve iki zeylden oluşturulmuştur.[8] Bilinen diğer bir adı ise Kitâb-ı Güldeste'dir. Yazarı Mehmet Paşa toplamda yedi defa defterdarlık görevine getirilmiş tecrübeli bir devlet yöneticisidir. Eserini yazma amacını mukaddime kısmında açıklamıştır. Genel olarak sadrazamın ahlak ve davranış şekilleri, yeniçeri ocağının durumu, halkın durumu, halka eziyetin sonuçları, rüşvet, ikiyüzlülük, cimrilik, cömertlik, hırs, tamah, gıybet, bid'at-ı hasene ve bid'at-ı seyyie ve tımar tevcihi, zeamet ve tımar meslekleri gibi konular üzerine durmuştur.[9] Mehmed Paşa eserini hazırlarken Lütfi Paşa'nın Asafnâme'sinden de yaralanmıştır.[10]

Mehmed Paşa İmparatorluktaki gerilemeyi çevresindeki bozukluklar aracılığıyla fark etti ve bunu eleştirdi. Bu eleştirilerini öne sürerken eski ve parlak günleri düşünerek Kanuni Sultan Süleyman dönemiyle karşılaştırmalar yaptı. Aslında sistemden çok sistemin işleyişinden rahatsızdı. Risalesinin ise makam sahibi kişilerce okunmayacağı kanısındaydı fakat eserini kamuya hizmet amacıyla yayımladı. Böylelikle Osmanlı İmparatorluğu devlet yapısı hakkındaki güncel bilgiler günümüze kadar ulaştı.[11] Eseri ile yaşadığı dönem hakkında önemli bilgiler aktaran Mehmed Paşa, döneminin mali ve siyasi olaylarına eleştirel bir üslupla yaklaşarak yeniçeri ocağını “Der-beyân-ı Keyfiyyet-i Ocağ-ı Bektâşîyye” başlığı ile anlattı. Yeniçeri ağalarının ve kul kethüdalarının güvenilir, disiplinli, savaş tecrübesi olan, hayırsever ve becerikli insanlardan seçilmesi gerektiğini dillendirdi. Ocaktaki bozulmaların sosyal, psikolojik ve ekonomik sonuçlarını açık bir şekilde ortaya koydu. İmparatorluktaki suistimallerin nasıl yapıldığını ortaya çıkarıp düzeltilmesi için çözüm önerilerinde bulundu. Düşündüğü standart düzen ise diğer risaleciler gibi gelenekçi çözümlerle ve Kanun-ı Kadim'e dönüş ileydi.[5][12][13]

Kaynakça

  1. ^ Esen, Bülent Nuri. "Devlet Adamına Öğütler" (PDF). Ankara Üniversitesi. 2 Haziran 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 23 Şubat 2017. 
  2. ^ Kayra, Cahit. (1970). “Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın Dramı”, Amme İdaresi Dergisi, Cilt: 3., Sayı: 2., Ankara: 116-124.
  3. ^ Esen, Bülent Nuri. (1969). “Devlet Adamlarına Öğütler”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 26., Sayı: 3., Ankara: 347-348.
  4. ^ Ülken, Hilmi Ziya. Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi (1 bas.). İstanbul, Mayıs 2013: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. s. 13. ISBN 9786053608561. 
  5. ^ a b Gümüş, Musa. "Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın "Nesâyihü'l-Vüzerâ ve'l-Ümerâ" Adlı Eserine Göre Bektaşi Ocağı'nın Durumu". Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi. s. 178. 23 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Şubat 2017. 
  6. ^ Karagöz, Mehmet. "Osmanlı Devletinde Islahat Hareketleri ve Batı Medeniyetine Giriş Gayeleri (1700 - 1839)" (PDF). Ankara Üniversitesi. 16 Aralık 2011 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Şubat 2017. 
  7. ^ Öz, Mehmet (2005). Kanun-ı Kadimin Peşinde Osmanlı'da "Çözülme" ve Gelenekçi Yorumcuları (2 bas.). Dergah Yayınları. ISBN 9759953898 |isbn= değerini kontrol edin: checksum (yardım). 
  8. ^ Savaş, Ali İbrahim. (1999)“Layiha Geleneği İçinde XVIII. Yüzyıl Osmanlı Islahat Projelerindeki Tespit ve Teklifler” Bilig Türk Dünyası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Sayı: 9: 87-112
  9. ^ Wright, Livingston Walter (1935). Ottoman Statecraft; The Book Of Counsel For Vezirs And Governors (Naṣāʾiḥ ül Vüzera Veʾl ümera) Of Sarı Meḥmed Pasha, The Defterdār (Oxford Üniversitesi bas.). Londra. 
  10. ^ Çamalan, Ahmet. (2006). Osmanlı Siyasetnamelerine Göre Sonun Başlangıcı Sebepler ve Çözüm Önerileri, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  11. ^ Sarı Mehmed Paşa; Abdülkadir Özcan (1995). Zübde-i vekayiât : tahlil ve metin : (1066 - 1116/1656 - 1704). Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. ISBN 9789751607034. 
  12. ^ Gökçe, Özcan. "Deterdar Sarı Mehmed Paşa'nın Nesâyihü'l-Vüzerâ ve'l-Ümerâ Adlı Eserine Göre Osmanlı Yönetim Anlayışı ve Toplum Düzeni" (PDF). Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi. 24 Şubat 2017 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Şubat 2017. 
  13. ^ "Defterdar Sarı Mehmed Paşa Kimdir?". Defterdar Dijital. 24 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Şubat 2017. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Dîvân-ı Hümâyun</span> Osmanlı Devletinde bakanlar kurulu

Dîvân-ı Hümâyun, Osmanlı İmparatorluğu'nda 15. yüzyıl ortalarından 17. yüzyılın yarısına kadar en önemli yüksek karar organı. İmparatorluğun yıkılışına kadar varlığını korusa da 17. yüzyıldan sonra önemini kaybetmiş ve 19. yüzyılda II. Mahmud'un teşkilat reformuyla kabine sistemine geçilerek Divan-ı Hümayun sembolik hale gelmiştir. Sadrazam, kubbealtı vezirleri, Rumeli beylerbeyi, Rumeli ve Anadolu kazaskerleri, Rumeli ve Anadolu defterdarları, nişancı ve vezirlik rütbesine sahip olan yeniçeri ağası ve kaptan-ı derya'da divanın asli üyeleri arasında yer alırdı.

<span class="mw-page-title-main">Mehter</span> Osmanlı İmparatorluğu askeri bandosu

Mehter, Osmanlı saray teşkilatında yer alan çalgı takımı.

<span class="mw-page-title-main">Lütfi Paşa</span> 31. Osmanlı sadrazamı

Damat Çelebi Lütfi Paşa, Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 13 Temmuz 1539 - Nisan 1541 arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Damat Halil Paşa, 1595 ile 1598 yılları arasında Kaptan-ı deryalık yapmış Osmanlı devlet adamı.

Ohrili Hüseyin Paşa, II. Osman saltanatı döneminde 9 Mart 1621-17 Eylül 1621 tarihleri arasında altı ay dokuz gün ve 20 Mayıs 1622'de bir gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Mere Hüseyin Paşa, II. Osman'ın yeniçeriler tarafından tahttan indirilerek öldürüldüğü ve amcası I. Mustafa'nın ikinci kez tahta geçirildiği anarşi sırasında 13 Haziran 1622 - 8 Temmuz 1622 ve 5 Şubat 1623 - 30 Ağustos 1623 tarihleri arasında iki kez olmak üzere toplam yedi ay on sekiz gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kara İbrahim Paşa</span> 92. Osmanlı sadrazamı

Kara İbrahim Paşa, IV. Mehmed saltanatında, 15 Aralık 1683 - 18 Aralık 1685 tarihleri arasında iki yıl dört gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Sarı Süleyman Paşa ; IV. Mehmed'in saltanatında, 18 Aralık 1685-23 Eylül 1687 tarihleri arasında bir yıl dokuz ay altı gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Tekirdağlı Bekri Mustafa Paşa ya da Tekfur-Dağlı Bekri Mustafa Paşa, II. Süleyman saltanatında, 2 Mayıs 1688 - 25 Ekim 1689 tarihleri arasında bir yıl beş ay yirmi dört gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Daltaban Mustafa Paşa II. Mustafa saltanatında, 4 Eylül 1702 - 24 Ocak 1703 tarihleri arasında dört ay yirmi gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Muhsinzade Abdullah Paşa I. Mahmud saltanatında, 6 Ağustos 1737 - 19 Aralık 1737 tarihleri arasında dört ay on dört gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Divitdar Mehmet Emin Paşa I. Mahmud saltanatında, 3 Ocak 1750 - 1 Temmuz 1752 tarihleri arasında iki yıl dört ay on gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Kalafat Mehmet Paşa, I. Abdülhamid saltanatında, 1 Eylül 1778 - 21 Ağustos 1779 tarihleri arasında on bir ay yirmi gün sadrazamlik yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Sofu Mehmet Paşa veya Mevlevi Mehmed Paşa, Osmanlı Padişahı I. İbrahim'in saltanatının son döneminde ve IV. Mehmed saltanatında 7 Ağustos 1648-21 Mayıs 1649 tarihleri arasında dokuz ay on beş gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamı. 18 Ağustos 1648'de İstanbul'da liderliğini yaptığı isyanda Sultan İbrahim'in boğdurulması emrini vermiştir.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı İmparatorluğu duraklama dönemi</span>

Duraklama dönemi, Sokollu Mehmed Paşa'nın ölümüyle başlayıp, ilk kez büyük çapta toprak kaybı yaşanılan Karlofça Antlaşması'na kadar olan dönemi kapsamaktadır. Osmanlı Devleti bu dönemde Ferhat Paşa Antlaşması ile doğudaki en geniş sınırlarına, Bucaş Antlaşması ile de batıdaki en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Yaklaşık 120 yıl süren bu dönemde 12 padişah ile 61 sadrazam görev yapmıştır. Bu dönemde deneyimsiz kişilerin tahta geçmesi ile merkezi yönetimin bozulması sonucu, devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Coğrafi keşiflerle ticaret yollarının önem kaybetmesi, sık padişah değişmeleriyle çok verilen cülus bahşişi ve yeniçerilerin artmasıyla verilen ulufe miktarının da artması Osmanlı ekonomisini yıpratmıştır. Bu dönemde benimsenen beşik ulemalığı sistemi de Osmanlı eğitiminin bozulmasına yol açmıştır. Osmanlı duraklama dönemi XVII yüzyılı kapsamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun bu döneminde saltanat hukukunda düzenlemeler yapılmış, ekber ve erşed sistemine geçilmiştir. Ekber ve erşed sisteminde hanedan ailesinin en yaşlı üyesinin padişahlık makamında bulunması söz konusu olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Mehmed Namık Paşa</span>

Müşir Mehmed Emin Namık Paşa 19. yüzyılda yaşamış Osmanlı devlet adamıdır. Mekteb-i Harbiye'yi kurmuş, iki defa Bağdat Valisi olarak görev almış, Osmanlı Devleti'nin Londra Büyükelçisi olmuş, Serasker ve Şeyh-ül Vüzera unvanlarını elde etmiştir.

Defterdar Sarı Mehmed Paşa ya da Bakkaloğlu Defterdar Sarı Hacı Mehmed Paşa Osmanlı devlet yöneticisi ve tarihçi. Dönem tarihçileri tarafından "Bakkalzâde" ve "Sarı" lakapları ile nitelendirilmiş olsa bile en bilinen lakabı "Defterdar" şeklindedir. Bunda toplamda yedi kez defterdarlık görevinde bulunmuş olmasının büyük bir etkisi vardır. Nesâyihü'l-Vüzerâ ve'l-Ümerâ adlı risalesi ile döneminin Osmanlı devlet teşkilatını anlatmış ve birtakım aksaklıklara çözüm önerilerinde bulunmuştur.

Asafnâme, Osmanlı sadrazamlarından Lütfi Paşa'nın Osmanlı devlet teşkilatı hakkındaki risalesidir. Koçi Bey Risalesi ve Defterdar Sarı Mehmed Paşa tarafından yazılan Nesâyihü'l-Vüzerâ ve'l-Ümerâ adlı eser ile aynı kategoriye girmektedir. Eser Osmanlı İmparatorluğu hakkındaki kaynak yapıtlardan biridir. Osmanlıların aksak yönlerin belirtmesi ve çözüm önerileri sunmasından dolayı üzerinde durulan önemli bir eser haline gelmiştir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu duraklama döneminde çözülmenin engellemesini Kanuni Kadim'de gören gelenekçi risalecilerin kendi dönemleriyle Osmanlı'nın güçlü dönemleri arasında karşılaştırma yaparken kullandıkları kaynak eserlerden biridir.

Koçi Bey Risalesi, 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu duraklama döneminde Koçi Bey tarafından IV. Murat ve İbrahim'e sunulan eleştirel tarzdaki rapor. Osmanlı'da o döneme kadar padişaha sunulmuş ilk yazılı rapor olma özelliğine sahiptir. Lütfi Paşa'nın Asafnâme'si ve Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın Nesâyihü'l-Vüzerâ ve'l-Ümerâ eseriyle aynı kategoriye girmektedir.

Reaya, aslen Arapça (رعية) kelime olup Farsçada "yönetilenler" anlamına gelen bir toplumsal sınıftır. Terimin ilk olarak İran coğrafyasında ortaya çıktığı, daha sonra Selçuklular aracılığıyla Osmanlı Devleti'ne geçtiği tahmin edilmektedir. Reaya sınıfının görevi üretim yapmak ve vergi vermektir. Kelimenin diğer anlamı "koyun sürüsü"dür. Bu yüzden kelimenin kullanıldığı devletlerde halkın yönetilenler tarafından koyun sürüsüne benzetildiği yönünde eleştiriler bulunmaktadır.