İçeriğe atla

Nehcü'l-Ferâdîs

Nehcü'l-Ferâdîs (Türkiye Türkçesi: Cennetlerin Açık Yolu), 14. yüzyıl Harezm Türkçesi ile yazılmış bir eserdir. Yazarının kim olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur. Fuat Köprülü'ye göre "Kelderli Mahmut"a ait olduğu düşünülmektedir. Şehabettin Mercanî'nin verdiği malumata göre müellifi, kendisini "Mahmud bin 'Ali bin es-Serayî menşe'en ve'l-Bulgarî müvelleden ve'l-Kürdarî" diye tesmiye etmektedir. Eser, Altın Orda sahasında yazılmış olup 18 Ocak 1358 Pazartesi veya 20 Ocak'ta tamamlanmıştır.[1]

Eser, başlıca dört baptan oluşmakta ve her bap ise onar fasıldan meydana gelmektedir. Yazar, seçtiği kırk tane hadisi açıklamaya çalışmaktadır. Bu hadislerin açıklanmasında, tefsirlerden ve eski kaynaklardan yararlanılmıştır. Eserin günümüze kadar gelen birkaç yazması mevcuttur. Bu yazmalardan en eskisi, 1365 yılında yazılmış olan Süleymaniye (Yeni Cami) yazmasıdır. Bu nüsha, harekelidir. Bu nüsha, Mısır'dan gelmiş olup Ebû Sa'id Çakmak'ın oğlu Muhammet Bey'in kütüphanesinde bulunmuş, sonradan İstanbul'a getirilmiştir. Tarihî Altın Orda-Memlûk ilişkileri göz önüne alındığında eserin Altın Ordu sahasında yazılmış olma ihtimali güçlenmektedir.[1] Bir diğeri, 1389 yılında yazılmış olup Yalta Doğu Müzesi'nde bulunmaktadır.

Nehcü’l-Ferâdîs, iki defa Eski Oğuz Türkçesine de aktarılmıştır. Bu aktarımlardan biri, Kastamonu'da Halit Holtacı'nın şahsi kütüphanesindedir. Bu aktarım, Eyüp Akman ve Tuncay Sakallıoğlu tarafından 2013 yılında yayımlanan bir makaleyle tanıtılmıştır.[2] Diğer aktarım ise Riyad’daki Kral Faysal Araştırma ve İslami Çalışmalar Merkezi Kütüphanesinde bulunmaktadır. Bu aktarım da Samet Onur tarafından tespit edilip tanıtılmıştır.[3]

Bölümleri

  • Birinci bölüm: Peygamber'in hayatına dair
  • İkinci bölüm: Dört halifeye dair
  • Üçüncü bölüm: Allah'a yaklaştıran amellere dair
  • Dördüncü bölüm: Allah'tan uzaklaştıran amellere dair

Janes Eckmann bunun üzerine çalışan Türkologlardan biridir. En önemli nüshası Yeni Cami nüshasıdır. Öğrencileri tarafından tamamlanmıştır. []

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b E. N. Nadjip (31 Temmuz 2012). "Nehcü'l-Feradis ve Dili Üzerine". İstanbul Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. 26 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Eylül 2022. 
  2. ^ Akman, E. ve Sakallıoğlu, T. (2013). Nehcü’l-Ferâdîs’in Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış yeni bir nüshası: Kastamonu nüshası”, Türk Dili Dergisi, CV (739), 78-80.
  3. ^ "Onur, S . (2020). NEHCÜ'L-FERÂDÎS'İN ESKİ OĞUZ TÜRKÇESİNE BİLİNMEYEN BİR AKTARIMI (RİYAD YAZMASI) . Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Dergisi, 5 (2), 600-630 . DOI: 10.32321/cutad.788782". 26 Şubat 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Mart 2021. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sahih-i Buhârî</span> Hadis kitabı

Sahîh-i Buhârî ya da asıl adıyla el-Câmiu's-Sahîh, Buhârî'nin hadis derlemesi. Bu kitabın dünya kütüphanelerinde tespit edilebilen eksiksiz en eski tarihli yazma nüshası Ebû Zer rivayetinin “Bâcî – Sadefî” tarikiyle günümüze ulaşan Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlı bulunan H. 550 tarihli yazma nüshadır. El-Câmiu’s-Sahîh’i Buhârî’den doksan bin kişinin dinlediği rivayet edilmiştir. Fakat sonraki nesillere rivayet edenlerin sayısı oldukça azalmış olup, sadece Firebrî ve Nesefî nüshaları intikal etmiştir. Firebrî rivâyeti, VI. asırdan itibaren Sahîh-i Buhârî’nin sonraki nesillere intikalinin yegâne rivâyeti olma imtiyazını kazanmıştır. Bu asra kadar Buhârî’nin eseri üzerine yapılan bazı çalışmalarda Nesefî rivâyeti kullanılmışsa da, Firebrî nüshası bu nüshayı unutturmuştur, Nesefî, Sahîh’in sonlarına doğru küçük bir kısmını, doğrudan doğruya Buhârî’den dinlemek imkanını bulamamış, ondan icâzet yoluyla almıştır. Kitapların semâ ve kırâ’at yoluyla nakledilmesine büyük önem verildiği bir dönemde, tam bir semâ yoluyla gelmiş olan Firebrî nüshası tercih edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Dîvânu Lugâti't-Türk</span> Kâşgarlı Mahmudun yazdığı Türkçe-Arapça sözlük

Kitâbu Dîvânu Lugâti't-Türk Orta Türkçe döneminde Kâşgarlı Mahmud tarafından Bağdat'ta 1072-1074 yılları arasında yazılan Türkçe-Arapça bir sözlüktür.

Saltuknâme, 13. yüzyıl alp-erenlerinden olan ve Rumeli’nin Türkleşmesinde büyük rolü bulunan Sarı Saltuk'un efsanevi hayatını anlatan Anadolu Türk destanlarından biridir. Eserde, Sarı Saltuk'un menkıbelerinin yanı sıra, dönemin önemli kişilerinin menkıbeleri ve bu kişilerin Sarı Saltuk ile olan münasebetleri de anlatılmaktadır.

<i>Kutadgu Bilig</i> Yusuf Has Hacibin Tabgaç Uluğ Buğra Kara Hana takdim ettiği Orta Türkçe eser

Kutadgu Bilig, 11. yüzyıl Karahanlı Türklerinden Yusuf Has Hacib'in Doğu Karahanlı hükümdarı ve Kaşgar Prensi Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han'a atfen yazdığı ve takdim ettiği Orta Türkçe eserdir. Eser, Karahanlıca olarak da isimlendirilen Hakaniye lehçesi ile yazılmıştır.

Atabetü'l-Hakayık, Edip Ahmet Yükneki'nin 12. yüzyılda, Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar'a hediye ettiği, hadis ve Arapça beyitlere dayanarak yazdığı şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış, çeşitli ahlakî öğütlerde bulunmuş, İslamî düşünce ve görüşlere yol gösterici olmuş eserdir. Hakaniye lehçesi ile yazılmıştır. Eserin adı günümüzde "Hakikatlerin Eşiği" şeklinde aktarılabilir.

<i>Dede Korkut Kitabı</i> Oğuz Türklerinin en eski epik destansı hikâyeleri

Dede Korkut Kitabı, Oğuz Türklerinin bilinen en eski epik destansı hikâyeleridir. Hikâyeler, göçebe Türk halklarının sosyal yaşam tarzları ve İslam öncesi inançları için önemli olan ahlak ve değerleri taşır. Kitabın efsanevi anlatımı, başta Türkiye, Azerbaycan ve Türkmenistan olmak üzere Oğuz kökenli halkların kültürel mirasının bir parçasıdır. Aslen sözlü bir edebî ürün olup, 14. veya 15. yüzyılda anonim bir yazar tarafından yazıya geçirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Karamannâme</span>

Karamannâme, Kitâb-ı Karamaniyye ya da Kitâb-ı Tevârîh-i Karamaniyye: Kahramân-ı Zamân, Şikârî tarafından kaleme alınan ve Karamanoğulları Beyliği'nin resmî tarihçesi olarak kabul edilen el yazması eser. Arap alfabesi kullanılarak Türkçe kaleme alınan eser yazıldığı döneme hakim olan Osmanlı bakış açısının dışında yazılan Düsturnâme-i Enverî, Bezm ü Rezm ve Kitâb-ı Diyârbekriyye ile birlikte az sayıdaki eserlerden biri olma özelliğiyle ayrı bir öneme sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">El yazması</span>

Elyazması ya da el yazması, elle yazılan ve çizimleri yapılan; genellikle edebî, sanatsal ya da tarihî önemi haiz kitap.

<span class="mw-page-title-main">Tâcü't-Tevârih</span>

Tâcü't-Tevârih ya da Hoca Tarihi, Hoca Sâdeddin Efendi'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan I. Selim'in ölümüne kadar geçen süreç içerisinde Osmanlı tarihini ele alıp yazdığı tarihi el yazması eser. Hoca Sadettin Efendi, I. Süleyman dönemini de eserine aktarmak istese de III. Murad'ın isteği üzerine çalışmasını temize çekerek 1584 yılında padişaha sunmuştur.

Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî, Vilâyet-name-i Hacı Bektaş-ı Velî veya Manâkib-ı Hacı Bektâş-ı Velî 15. yüzyılda yazılmış, Hacı Bektaş-ı Veli'nin hayatı hakkında menkıbe türü bir eserdir.

<span class="mw-page-title-main">Âşık Çelebi</span> XVI.yyde Osmanlı sahasında yaşamış divan şairi

Âşık Çelebi, 16. yüzyıl şair, mütercim, yazar.

Ebuishakzade Mehmed Esad Efendi, bir Osmanlı şeyhülislamı, şair, besteciydi.

Kısasu'l Enbiya, Harezm Türkçesi döneminin ilk yapıtı Nasıruddin bin Burhaneddin er Rabguzi veya kısaca Nasır Rabguzi tarafından Ribat-ı Oğuz kasabasında Çağatay kağanlarından Tarmaşir'in büyük beylerinden Nasıreddin Tok Boğa adına Farsça bir çeviriden Türkçeye uyarlanan bir siyer-i nebi derlemesi olan Kısasu'l enbiya adlı yapıttır.Yapıt yazar tarafından 1310 yılında tamamlanmıştır.Yazılış yılı yapıtta " Yiti yüz on erdi yılga kim bitildi bu kitab" tümcesinde gösterilmiştir.

Muinü'l-Mürid, Harezm Türkçesiyle yazılmış bir yapıttır. 1313 yılında İslam veya Şeyh Şeref adında bir Harzem Türkü ozan tarafından yazılmıştır. 15. yüzyılda Harezm Türkçesi alanında yazılan ve yerli şive özelliklerini içeren yapıtlardan biridir. Ebu'l Gazi Bahadır Han Şecere-i Terakime adlı yapıtında yapıtın Türkmenler arasında çok saygın ve yaygın olduğunu ve onların da bu kitabı çok okuduklarını yazmaktadır.

<i>Tevârîh-i Âl-i Osman</i> (Âşıkpaşazâde)

Âşıkpaşazâde Tarihi ya da Tevârîh-i Âl-i Osman, 1400 ila 1484 yılları arasında yaşamış bir Vefai dervişi olan Âşıkpaşazâde’nin yazdığı Osmanlı tarihi kitabıdır.

<i>Surname-i Vehbi</i>

Surname-i Vehbi, padişah III. Ahmed’in dört oğlunun 1720’de gerçekleşen ve 15 gün süren sünnet şenliklerini anlatan ve şair Seyyid Vehbi tarafından kaleme alınmış mensur eserdir.

<span class="mw-page-title-main">Seyyid Vehbi</span>

Seyyid Vehbi, divan şairi ve nesir yazarı.

<span class="mw-page-title-main">Hamdullah Hamdi</span> Türk divan şairi, mutasavvıf (1449 - 1503)

Hamdullah Hamdi (doğumu: 1449, Göynük - ölümü: 1503, Göynük) Türk divan şairi, mutasavvıf. Mesnevileri ile tanınmıştır.

Edviye-i Müfrede, Geredeli İshak bin Murad tarafından 1389 – 1390 yıllarında yazılmış bir tıp kitabıdır. Eser, Anadolu'da yazılmış ilk te'lif tıp eseridir.

Tarih-i Beyhaki, Beyhakî tarafından yazılmış, 1018-1059 yılları arasındaki olayları anlatan eserdir.