İçeriğe atla

Nazogastrik entübasyon

Nazogastrik entübasyon, plastik bir tüpün (nazogastrik tüp, nazogastrik kanül veya NG tüpü) burundan, boğazdan geçerek ve mideye inmesini içeren tıbbi bir işlemdir. Orogastrik entübasyon, ağızdan plastik bir tüpün (orogastrik tüp) yerleştirilmesini içeren benzer bir işlemdir.[1] Abraham Louis Levin, NG tüpünü icat etmiştir. Nazogastrik tüp, John Alfred Ryle etkisiyle Commonwealth ülkelerinde Ryle tüpü olarak da bilinir.

Kendall nazogastik tüp (Levin tipi), 18 Fr × 48 inç (121 cm), boyut karşılaştırması için tükenmez kalemle görüntülenmiştir.

Kullanımı

İlaçları ve aktif kömür gibi diğer oral ajanları vermek, beslemek ve uygulama yapmak için nazogastrik tüp kullanılır. İlaçların ve minimum miktarda sıvı gönderimi için, tüpe şırınga ile enjeksiyon yapılır. Sürekli beslenme için ise solüsyonun hastanın midesinden daha yükseğe yerleştirildiği yerçekimi tabanlı bir sistem kullanılır. Besleme için denetim gerekiyorsa tüp hastanın alımını kontrol edebilen ve ölçebilen bir elektronik pompaya bağlanır. Nazogastrik tüpler, yaşamı tehdit eden yeme bozukluklarının tedavisinde, özellikle hasta yemeye uyumsuz ise yardımcı olarak da kullanılabilir. Bu gibi durumlarda, kısıtlama altındaki hastanın iradesine karşı beslemek için zorla nazogastrik tüp takılabilir.[2] Böyle bir uygulama hem hastalar hem de sağlık personeli için oldukça sıkıntılı olabilir.[2]

Nazogastrik aspirasyon (emme), mide içeriğinin tüp yoluyla boşaltılması işlemidir. Nazogastrik aspirasyon esas olarak gastrointestinal obstrüksiyonu olan hastalarda gastrointestinal sekresyonları ve yutulan havayı çıkarmak için kullanılır. Nazogastrik aspirasyon, potansiyel olarak toksik bir sıvının yutulduğu zehirlenme durumlarında, anestezi altında ameliyat öncesi hazırlık için ve analiz için mide sıvısı örneklerinin çıkarılması için de kullanılabilir.

Tüp sürekli drenaj için kullanılacaksa, genellikle hastanın mide seviyesinin altına yerleştirilmiş bir toplayıcı torbaya eklenir; yerçekimi midenin içeriğini boşaltır. Aynı zamanda bir aspirasyon sistemine de eklenebilir, ancak bu yöntem genellikle acil durumlarla sınırlıdır, çünkü sürekli aspirasyon mide dokusuna kolayca zarar verebilir. Acil olmayan durumlarda, mide duvarına zarar vermemek için aralıklı aspirasyon sıklıkla uygulanır.

Pnömonektomi geçirmiş hastalarda anesteziye bağlı kusmayı ve mide içeriğinin olası aspirasyonunu önlemek için aspirasyon drenajı da kullanılır.

Tipler

Poliüretan NG boru (Viasys Corflo), 8 Fr × 36 inç (91 cm). Bu ince çaplı tüp daha uzun (4 haftaya kadar) kullanım için uygundur.

Nazogastrik tüp türleri şunları içerir:

  • Tek lümenli, küçük çaplı NG tüp; Levin kateteri. İlaç veya beslenme uygulaması için daha uygundur.[3]
  • Çift lümenli büyük çaplı bir NG tüp; Salem Sump kateteri. Bu, negatif basıncı azaltmak ve mide mukozasının kateter içine çekilmesini önlemek için bir lümende aspirasyona ve diğerinde hava geçişi sağlamaya olanak sağlar.[3]
  • Küçük çaplı bir NG tü; Dobhoff tüpü, sonunda bir ağırlığa sahip, yerleştirme sırasında yerçekimi ile inmesi amaçlanmıştır.[4]

Komplikasyonlar

Küçük komplikasyonlar arasında burun kanaması, sinüzit ve boğaz ağrısı bulunur.[]

Bazen tüpün sabitlendiği burunda aşınma, özofagus perforasyonu, cerrahi anastomozda hasar, pulmoner aspirasyon, çökmüş akciğer veya tüpün intrakraniyal alana yerleşmesi gibi daha önemli komplikasyonlar ortaya çıkar.[]

Kaynakça

  1. ^ "Nutrition support for adults: oral nutrition support, enteral tube feeding and parenteral nutrition". NICE. August 2017. 8 Mart 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Ocak 2018. 
  2. ^ a b Kodua (2020). "Nursing assistants' experiences of administering manual restraint for compulsory nasogastric feeding of young persons with anorexia nervosa". International Journal of Mental Health Nursing (İngilizce). 29 (6): 1181-1191. doi:10.1111/inm.12758. ISSN 1447-0349. PMID 32578949. 13 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Eylül 2021. 
  3. ^ a b Nasogastric Tube 20 Ekim 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. Last authored: Dec 2009, David LaPierre
  4. ^ Section 82 27 Aralık 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Ensure Appropriate Position of the Dubhoff Tube Prior To Feeding. Avoiding Common Nursing Errors. Lippincott Williams & Wilkins. 28 Mart 2012. ISBN 978-1-4511-5324-8. 9 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Eylül 2021. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Zatürre, pnömoni ya da batar, akciğerde görülen yangılardır. Klasik pnömonilerde, akciğerlerin hava geçitlerindeki son bölüm ve hava kesecikleri (alveoller) etkilenir. İnterstisiyel pnömonilerde, hava kesecikleri (alveoller) arasındaki bölmeler yoğunlukla etkilenen alanlardır. Akciğerler günde 10.000 litre havayı süzer. Kan dolaşımına oksijen taşıyan solunum havasıyla birlikte çok sayıda katı ve sıvı partikül ile zararlı gazlar da akciğerlere ulaşır. Solunum havası içindeki zararlı etkilere verilen tepkilerin büyük bölümü canlı etkenlerden kökenli infeksiyon hastalıklarıdır. Toksik gazların ve sıvıların büyük bölümü “kimyasal pnömoniler” olarak nitelenir.

<span class="mw-page-title-main">Reflü</span>

Reflü, halk arasında mide reflüsü olarak bilinen gastro özofageal reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Kronik faranjit ve tipik boğaz rahatsızlığına neden olabilir. Reflü, asitli mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20'sinde reflü görülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Mide</span> sindirim organı

Mide; kaslardan oluşan, genişleyebilen bir sindirim sistemi organıdır. Mide sözcüğü Türkçeye Arapçadan geçmiştir. Mide anlamında Türkçede aşkazan sözcüğü de mevcuttur. Yemek borusu ile ince bağırsak arasında bulunur. Omurgalılar, derisidikenliler, haşaratlar ve yumuşakçalarda bulunur. Sindirimin ikinci fazında görev yapar. Yiyeceklerin geçici olarak büyük miktarda depolandığı organdır. Rahatlıkla 1.5 litre sıvıyı içinde tutabildiği gibi, maksimum 4 litre sıvı tutma kapasitesi vardır.

<span class="mw-page-title-main">Zehirlenme</span> Kimyasal bir maddenin canlı üzerindeki patolojik etkisidir

Zehirlenme, kimyasal bir maddenin canlı organizma üzerindeki patolojik etkisidir. Görece küçük miktarlarda kimyasal ya da biyokimyasal etki gösteren zehir, süresi ve ağırlığı değişebilen bir hastalık haline ya da ölüme yol açar. Adli tıp uzmanları, zehirlenme olgularını 3 orijine ayırarak inceler:

  1. Kaza
  2. İntihar
  3. Cinayet
<span class="mw-page-title-main">İlaç</span> bir sayrılığı iyi etmek ya da önlemek için türlü yollarla kullanılan madde

İlaç ya da em, canlı hücre üzerinde oluşturduğu etki ile bir hastalığın tanısını, iyileştirilmesi veya semptomlarının azaltılması amacıyla tedavisini veya bu hastalıktan korunmayı mümkün kılan, canlılara değişik uygulama yöntemleri ile verilen doğal, yarı sentetik veya sentetik kimyasal preparatlardır. İlaçların tüketimi inhalasyon, enjeksiyon, sigara içme, yutma, derideki bir yama yoluyla emilim, fitil veya dil altında çözünme yoluyla olabilir. Ticari ilaçlar ilaç firmaları tarafından üretilir ve genellikle patentlidir. Etken maddesinin patent süresi dolmuş ve birden çok firmanın üretebildiği ilaçlara ise jenerik ilaçlar denir. İlaçlar uygulama yoluna, kimyasal özelliklerine ve etkilediği biyolojik sistemlere göre sınırlandırılabilir. Daha güvenilir ve geniş kullanım alanına sahip sınıflandırma sistemi ise Anatomical Therapeutic Chemical Classification Systemdir.

<span class="mw-page-title-main">Oniki parmak bağırsağı</span> İnce bağırsağın ilk bölümü

Memeliler, sürüngenler ve kuşlar dahil olmak üzere yüksek omurgalılarda duodenum veya oniki parmak bağırsağı, ince bağırsağın ilk ve en kısa bölümüdür. Balıkta, ince bağırsağın bölünmeleri o kadar net değildir ve duodenum yerine "ön bağırsak" veya "proksimal bağırsak" terimleri kullanılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Diyaliz</span>

Böbrek diyalizi böbrekleri artık bu işlevleri doğal olarak yapamayan kişilerde fazla su, çözünen maddeler ve toksinlerin kandan uzaklaştırılması işlemidir. İlk başarılı diyaliz 1943 yılında gerçekleştirilmiştir.

<i>Helicobacter pylori</i> Bakteri cinsi

Helicobacter pylori mide ve duodenum'um çeşitli alanlarında yerleşen, gram (-), mikroaerofilik bir bakteridir. Yerleştiği yerlerde kronik enflamasyona neden olur. Bu kronik enflamasyon sonucunda duodenum ülseri, mide ülseri ve mide kanseri gelişebilir.

<span class="mw-page-title-main">Endoskopi</span> tıpta vücudun içine bakmak için kullanılan bir prosedür

"Endoskopi", Gastrointestinal endoskopi adıyla da bilinen yemek borusu, mide, oniki parmak bağırsağı ve kalın bağırsağın incelendiği tetkik yöntemlerinin genel adı. Ayrıca böbrek taşı düşürenler için de geçerli bir teşhis yöntemidir, sadece mideyle sınırlı değildir. Endoskopi prosedüründe içi boş bir organın veya vücut boşluğunun içini incelemek için bir endoskop kullanılır. Diğer birçok tıbbi görüntüleme tekniğinden farklı olarak endoskoplar doğrudan organın içine yerleştirilir.

<span class="mw-page-title-main">Amyotrofik lateral skleroz</span> Nöron Hastalığı

Amyotrofik lateral skleroz (ALS), aynı zamanda motor nöron hastalığı olarak da anılan, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin kaybından ileri gelen bir hastalıktır. Bu hücrelerin kaybı kaslarda güçsüzlük ve erimeye (atrofi) yol açar. Ayrıca erken ya da geç hareketin birinci nöronu da hastalanır. Zihinsel fonksiyonlar ve bellek ise bozulmaz.

<span class="mw-page-title-main">Bulantı</span> tıbbi semptom veya durum

Bulantı veya mide bulantısı bazen kusma dürtüsü olarak algılanan yaygın bir huzursuzluk ve rahatsızlık hissidir. Ağrılı olmamakla birlikte, uzun sürmesi halinde zayıflatıcı bir semptom olabilir ve göğüste, karında veya boğazın arkasında rahatsızlık hissi olarak tanımlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Bronkoskopi</span>

Bronkoskopi, teşhis ve tedavi amaçlı olarak hava yollarının içini görselleştiren endoskopik bir tekniktir. Bronkoskop ile genellikle burun veya ağızdan, buralardan ulaşılamadığı durumlarda da trakeostomi yoluyla hava yollarına ulaşılabilir. Bu, uygulayıcının hastanın hava yollarını yabancı cisimler, kanama, tümörler veya iltihaplanma gibi anormallikler açısından incelemesine olanak tanır. Biyopsi için parça alınmasına ve gerektiğinde yabancı cisimlerin çıkarılmasına da yarar. Fleksibl ve rijit bronkoskopi diye iki çeşidi vardır. Rijit bronkoskopi 19. yüzyılın sonundan beri bilinen ve kullanılan bir teknikken, günümüzde yaygın olarak kullanılan fleksibl bronkoskoplar ya da fibroskoplar 1966'da ortaya çıkmıştır. Fleksibl bronkoskopların kullanımı daha kolay olup, yapılan işleme fibroskopi de denmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Uygulama yolu</span> bir ilaç, sıvı, zehir veya başka bir maddenin vücuda alınma yolu

Farmakoloji ve toksikolojide uygulama yolu, bir ilacın, sıvının, zehrin veya başka bir maddenin vücuda alınma yoludur.

<span class="mw-page-title-main">Kusma</span> mide içeriğinin tipik olarak ağız yoluyla, istemsiz ve zorla dışarı atılması

Kusma, mide içeriğinin ağızdan ve bazen de burundan istemsiz ve güçlü bir şekilde dışarı atılmasıdır.

Safra reflü gastriti veya alkalen reflü gastrit, karaciğerde üretilen safra ve duodenumda yer alan diğer bileşenlerin ince bağırsaklardan mideye sızarak mide mukozasında iltihaplanmaya yol açtığı bir gastrit türü.

<span class="mw-page-title-main">Sistinozis</span>

İlk olarak 1903 yılında Abderhalden tarafından tıbbi literatürde tanımlanan Sistinozis hastalığı, amino asit sistininin oksitlenmiş dimeri olan lizozomların içinde sistin birikimi ile oluşan bir lizozomal depo hastalığı olarak sınıflandırılır. Sistinoz, lizozomal depo hastalığı bozuklukları grubuna ait belgelenmiş ilk genetik hastalıktır. Sistinozis hastalığı; başta böbrekler ve gözlerde olmak üzere kaslar, karaciğer, pankreas ve beyin gibi farklı organ ve dokularda hasara neden olan metabolik bir hastalıktır.

<span class="mw-page-title-main">Hemotoraks</span> Akciğeri saran zarların arasında kan birikmesi

Hemotoraks plevral boşluk içinde kan birikmesidir. Hemotoraksın belirtileri göğüs ağrısı ve nefes almada zorluk olabilirken, klinik bulgular etkilenen tarafta solunum seslerinin azalması ve kalp hızında artış olabilir. Hemotoraks genellikle bir yaralanmadan kaynaklanır, ancak plevral boşluğu işgal eden kanserlere bağlı, kan pıhtılaşma bozukluklarının bir sonucu olarak, endometriozisin sık görülmeyen bir klinik görünümü şeklinde, sönmüş bir akciğere bağlı veya nadiren başka durumlarla ilişkili gelişebilir.

Gastrik lavaj, halk arasında bilinen adıyla mide yıkama, mide içeriğinin boşaltıldığı işlemin adıdır. Kayıtlara geçen en eski kullanımı 19. yüzyılda olup, günümüzde mideden zehirli maddelerin boşaltılmasında yaygın olarak kullanılan tekniklerden biri haline gelmiştir. Sıklıkla zehirli madde yutulmasında ya da etanol gibi uyuşturucu maddelerin doz aşımında kullanılır. Ayrıca cerrahi işlemler öncesinde sindirim kanalının temizlenerek ameliyata hazır hale getirilmesi için kullanılabilir.

<span class="mw-page-title-main">İleus</span> bağırsak peristaltizminin bozulması ile karakterize insan hastalığı; modern dilde genellikle mekanik bağırsak tıkanıklığını hariç tutar

İleus, bağırsağın normal itme kabiliyetinin bozulmasıdır. Peristalsis eksikliğinden veya mekanik tıkanıklıktan kaynaklanabilir. 'İleus' kelimesi Eski Yunanca eileós kelimesinden gelmektedir. 'Subileus' terimi kısmi bir tıkanıklığı ifade eder.