İçeriğe atla

Nahide Opuz davası

Nahide Opuz davası, kadına yönelik aile içi şiddet nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’de Türkiye’ye karşı 2002 yılında açılmış bir davadır.

Eşinden şiddet gördüğü için Türkiye'de defalarca savcılığa başvuran ve eşinin saldırısı ile annesi öldürülen Nahide Opuz, başvurularına rağmen tedbir alınmadığı için Türkiye'yi AİHM’e şikayet etmiştir. 2009 yılında mahkeme Opuz'u haklı bularak, Türkiye'nin şiddet gören bir kadını, savcılığa başvurduğu halde, kocasından koruyamayarak ayrımcılık yaptığına hükmetti ve Türkiye’yi tazminata mahkûm etti. Opuz davası, AİHM’in aile içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı gerekçesiyle bir devleti mahkûm ettiği ilk davadır.[1]

Karar, Avrupa Konseyi'nin aile bireylerini aile-içi şiddetten korumak için hazırladığı yeni bir insan hakları sözleşmesine (İstanbul Sözleşmesi) ilham vermiş; Sözleşme Türkiye'nin öncülüğünde hazırlanmış; Türkiye'nin Avrupa Konseyi Dönem Başkanı olduğu sırada imzaya açılmış ve ilk imzalayıcısı Türkiye olmuştur.

Arka plan

Diyarbakır’da yaşayan 1972 doğumlu Nahide Opuz (Akgün), beş yıllık bir beraberlikten sonra Kasım 1995'te evlendiği Hüseyin Opuz ile üç çocuk sahibi bir Türk yurttaşıdır. Nahide Opuz, evliliği süresince annesiyle birlikte Hüseyin Opuz'un darplarına, bıçaklı saldırısına ve bir kez da araçla ezme girişimine maruz kaldı. Nahide Opuz, yaşadığı şiddet olayları için 36 kez annesi Minteha Baybur ile devlet makamlarına şikayette bulundu; 6 defasında olay kayıt altına alındı.[2]

İki kadının şikayetleri sonucunda Hüseyin Opuz iki kez gözaltına alındı ancak tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Nahide Opuz ve annesi, Hüseyin Opuz'un tutuksuz yargılandığı ya da tutuklu yargılanırken salıverildiği her seferinde şikayetlerini geri aldılar ve şikayete bağlı suçlardan olduğu gerekçesiyle davalar düştü. Hüseyin Opuz, 11 Nisan 1996'da gördüğü şiddet sonucu ölüm tehlikesi yaşayacak hale gelince eşi tutuklandı ancak kısa süre sonra savcı Nahide'nin öiüm tehlikesini atlatıp iyileşmesini göz önüne alarak Hüseyin Opuz'un tahliyesine karar verdi.[3] Kayda alınan beşinci olayda Hüseyin Opuz, eşine bıçak çekmişti ve yargılandı. Kendisini "Eve geldim, karım annesindeydi, aradım geldi, ‘neden yemek yapmadın’ dedim, münakaşa çıktı, getirdiği meyve tabağındaki bıçakla vurdum." sözleriyle savunn Hüseyin Opuz, üç taksitte ödemek üzere 800 liralık para cezası aldı.[4] Araçla ezme girişimiyle ilgili olarak üç ay hapse mahkûm edildi ancak cezası paraya çevrildi.[5] Kayıtlı altıncı başvurusunda Nahide Opuz, tehdit edildiğini bildirdi; savcılık, delil olmadığını söyleyerek kamu davası açmayı reddetti. Nahide Opuz, açtığı boşanma davasını da eşinin baskısıyla geri aldı.[6] Yaptığı koruma tedbiri başvuruları sonuçsuz kaldı.

Nahide Opuz'un annesi, 27 Şubat 2002'de Diyarbakır savcılığına ölüm tehditlerinin yoğunlaştığına dair şikayette bulundu. Bu şikayet henüz sonuçlanmadan, 11 Mart 2002'de kızını yanına alarak İzmir'e yerleşmek üzere bir kamyona eşya yüklemişken; aracın önünü kesen Hüseyin Opuz tarafından vurularak öldürüldü. Hüseyin Opuz aleyhine 13 Mart 2002 tarihinde kamu davası açıldı.[7] Nahide Opuz’un Aralık 2001'de açtığı boşanma davası annesinin öldürülmesinden sonra sonuçlandı ve çift boşandı.[7]

Dava süreci

Annesinin öldürülmesinden sonra AİHM'e başvuran Nahide Opuz, başvurusunda, yetkililerce yaşam haklarının korunmadığını, annesiyle maruz kaldıklarını şiddet ve tehditlere yerel makamların duyarsız kaldıklarını bildirdi. Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) "yaşam hakkı"nı güvence altına alan 2. maddesi ile "işkence ve insanlık dışı ve onur kırıcı muamele yasağı"nı düzenleyen 3. maddesiyle "mahkemelere etkin başvuru hakkı"na dair 13. maddesine dayandırıldı.[5] Başvuruda, kadınları aile içi şiddetten koruyan bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle de ve ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle de AİHS'nin "ayrımcılık yasağı"nı düzenleyen 14. maddenin de çiğnendiği belirtildi.

AİHM'deki dava sürerken, Nahide Opuz’un annesinin öldürülmesi ile ilgili olarak aleyhinde Diyarbakır Mahkemesi’nde açılan kamu davasında Hüseyin Opuz "Eşimin annesi ahlaka mugayir işler peşindeydi” diyerek kendini savundu; 26 Mart 2008’de mahkeme müebbet hapis cezası verilmesine; ancak cezanın “haksız tahrik ve iyi hal” indirimiyle 15 yıl 10 ay hapis ve 180 TL’ye düşürülmesine; tutuklu kaldığı süre ve kararın temyiz mahkemesince inceleneceği göz önünde bulundurularak, serbest bırakılmasına karar verdi.[8]

Nisan 2008’de Nahide Opuz, serbest kaldıktan sonra yeniden tehdit etmeye başlayan eski eşinden şikayetçi olarak koruma talebinde bulundu. Mayıs ve Kasım 2008’de Opuz'a, Hüseyin Opuz’un cezaevinden çıktığı, yine tehditler yöneltmeye başladığı konusunda AİHM’i bilgilendirdi ve talebine karşın hiçbir tedbir alınmadığından şikayetçi oldu. AİHM sekreteryası hükûmetten bir açıklama istedi. Makamlar eski eşin fotoğrafını ve parmak izini tutuklama emriyle birlikte polis karakollarına dağıttıklarını belirtti.

Karar

Mahkeme oybirliğiyle, Türkiye'nin şiddet gören bir kadını, savcılığa başvurduğu halde, kocasından koruyamayarak ayrımcılık yaptığına hükmetti. Bu yüzden Ankara'nın, Nahide Opuz adlı vatandaşa 36 bin 500 Euro ödemesine karar verildi. Mahkeme ayrıca, Türkiye’de polislerin şiddet sorununu "müdahale edemeyecekleri bir aile içi mesele" olarak gördüklerine, bu nedenle kadından şikayet geldiğinde arabulucu rolü üstlendiklerine dikkat çekti.

Karardan Sonra

AİHM kararından sonra İçişleri Bakanlığı tarafından Nahide Akgün (Opuz)’e yakın koruma sağlandı.[9] Yaşamını kaçarak sürdüren Nahide Opuz’un yakın koruması bir süre sonra çağrılı korumaya dönüştürüldü.[1]

Kadınların ev içi şiddete karşı korunmayarak ayrımcılığa uğradıklarına dair AİHM kararı, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen yeni bir insan hakları sözleşmesi doğurdu. İstanbul’da imzaya açıldığı için "İstanbul Sözleşmesi" olarak anılan Avrupa Konseyi’nin Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Sözleşmesi, bu kararın üzerinde inşa edildi.[10] Opuz, "Eve geldim yemek yoktu…" gerekçesiyle şiddet görmüştü. Bu cümle, sözleşmeye “toplumsal cinsiyet rolleri şiddete gerekçe olamaz” şeklinde girdi.[11] "Eşimin annesi ahlaka mugayir işler peşindeydi" cümlesi sözleşmede "subjektif namus anlayışının şiddete gerekçe olamayacağı" şeklinde yer aldı.[12]

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ a b Damla Yur, AİHM Mahkumiyeti de Nahide’yi Koruyamıyor, Miliyet gazetesi, 26.10.2013
  2. ^ Danış Bektaş, Meral. "Kadınlarla değişir!". Cumhuriyet. 9 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  3. ^ Yur, Damla (26 Ekim 2013). "AİHM mahkûmiyeti de Nahide'yi koruyamıyor". Milliyet gazetesi. 9 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  4. ^ Mertürek Güler, Banu (21 Mart 2021). "BEDELİ ACIYLA ÖDENMİŞ BİR SÖZLEŞME ve Nahide'nin hikâyesi". Biz Haberiz. 21 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  5. ^ a b "İstanbul-BİA Haber Merkezi, Türkiye AİHM'de Kadını Korumadığı İçin Mahkum Olan İlk Ülke, Bianet.org, 09.06.2009". 18 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Haziran 2015. 
  6. ^ Kuyucu, Nihan (9 Haziran 2009). "Opuz Kararıın Uygulanması İzleme Raporu" (PDF). 15 Nisan 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. 
  7. ^ a b Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Üçüncü Daire Opuz -Türkiye Karar, 9 Haziran 2009, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu web sitesi, Erişim tarihi: 10.06.2015 4 Ağustos 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  8. ^ "Opuz/Türkiye Kararı Kısa Özet, KAHDEM Kadınlara Hukuki Destek Merkez Derneği Kurumsal Sitesi, 10.06.2009". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Haziran 2015. 
  9. ^ "Nahide Opuz nihayet devlet koruması altında, Taraf gazetesi, 31.07.2009". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Haziran 2015. 
  10. ^ ""Kadınlar hayatlarından vazgeçmeyecek"". Dw.com. 9 Ağustos 2020. 3 Eylül 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  11. ^ Urgu Demiral, Elif. "Gel de şimdi Nahide Opuz'a anlat!". Gazete Oksjien. 26 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  12. ^ Çitil, Şehadet (6 Temmuz 2020). "Uğradığı şiddetle İstanbul Sözleşmesi'ne ilham kaynağı olan kadın: Nahide Opuz". serbestiyet.com. 9 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de kadın hakları</span>

Türkiye'de kadın hakları konusu, Batı dünyasındaki gelişmelere paralel olarak 19. yüzyıl ortalarından itibaren gündeme gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Roj TV</span> Eski televizyon kanalı

Roj TV, 2004-2013 yılları arasında Danimarka'dan uydu aracılığıyla Kürtçe, Arapça, Farsça, Zazaca, Süryanice ve Türkçe dillerinde yayın yapmış bir televizyon kanalı.

<span class="mw-page-title-main">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi</span> İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ile kurulan, Avrupa Konseyine bağlı, Strazburgda bulunan uluslararası mahkeme

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) veya İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi'ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin ve diğer devletlerin, belirli usul ve kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir. 46 Avrupa Konseyi üyesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisini tanımaktadır. Mahkeme, Fransa'nın Strazburg şehrinde bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi</span> Uluslararası bir antlaşma

Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi ya da CEDAW, 1979'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve taraf devletlere kadınlara karşı ayrımcılığın tüm biçimlerini ortadan kaldırma yükümlülüğü getiren uluslararası bir sözleşmedir.

<span class="mw-page-title-main">Aile içi şiddet</span> Bir aile üyesinin; diğer veya eski üyesine fiziksel ya da psikolojik olarak hükmetmesi, zarar vermesi

Aile içi şiddet, bir aile üyesinin; diğer üyesi veya eski üyesine karşı fiziksel ya da psikolojik olarak hükmetme ya da zarar vermesidir.

<span class="mw-page-title-main">Ahmet Yıldız cinayeti</span>

Ahmet Yıldız cinayeti, 15 Temmuz 2008 tarihinde, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde işlenen nefret cinayeti. Babası Yahya Yıldız tarafından işlendiği iddia edilen cinayet, kimilerine göre Türkiye'nin ilk Eşcinsel namus cinayetidir.

<span class="mw-page-title-main">Kadına yönelik şiddet</span> kadınlara yönelen cinsiyet temelli şiddet eylemleri

Kadına yönelik şiddet, kadınların cinsiyetleri nedeniyle maruz kaldıkları fiziksel, cinsel, psikolojik acı veya ıstırap veren ya da verebilecek olan her türlü eylem, uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit edilme, zorlanma veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakılmalarıdır.

<span class="mw-page-title-main">İstanbul Sözleşmesi</span> kadına karşı ve aile içi şiddetin önlenmesiyle ilgili uluslararası sözleşme

İstanbul Sözleşmesi ya da tam adıyla Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Meral Danış Beştaş</span> Türk siyasetçi

Meral Danış Beştaş, Kürt asıllı Türk hukukçu, politikacı, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi 28. dönem Erzurum milletvekili.

Perinçek-İsviçre Davası, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile İsviçre Federal Hükûmeti adına İsviçre arasında Ermeni Soykırımı'nın inkârı üzerine 2007-2015 yılları arasında süren yargı süreci. 15 Ekim 2015 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi tarafından açıklanan kesin karar ile Doğu Perinçek'in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedildi ve İsviçre Devleti mahkûm edildi.

Hasan Ocak, Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra kaybolan ve daha sonra cesedi bulunan öğretmen ve çay ocağı işletmecisidir. Cesedinin bulunması sonrası "Cumartesi Anneleri" olarak bilinen eylemler başlamıştır.

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun veya 6284 Sayılı Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 8 Mart 2012'de kabul edilen ve 20 Mart 2012'de T.C. Resmî Gazete'de yayımlanan yasadır. Kanunun amacı şiddet gören ya da bu yönde bir tehdit altında bulunan kadın, çocuk, aile bireyi ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunması ve bu kişileri hedef alan şiddetin önlenmesi için alınacak önlemleri düzenlemektir.

Nebahat Akkoç, öğretmen, sendikacı, insan hakları savunucusu ve KAMER vakfının kurucusu. 2015 Anne-Klein Kadın Ödülü'nün ve 2019 Uluslararası Hırant Dink ödülünün sahibidir.

Psikolojik şiddet, failin mağduru duygusal olarak sindirmek ve aşağılamak, ona yaptırım uygulamak veya cezalandırmak için toplumdan soyutlamak üzere baskı uyguladığı bir saldırganlık ve istismar biçimidir.

Kadın sığınmaevi, kadına yönelik şiddet olaylarına karşı kadınların varsa çocukları ile birlikte, şiddetten geçici olarak korunmasını sağlamak, bu dönemde şiddet mağdurlarının psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlarının çözülmesi için açılmış sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Türkiye'de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, belediyeler ve Sivil Toplum Kuruluşları'na bağlı toplam 143 kadın sığınmaevi bulunmaktadır.

Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması Bildirgesi ya da DEVAW, kadınlara yönelik şiddeti ve şiddetin ortadan kaldırılması özel olarak ele alan 1993 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) kararıdır.

Ferdane Çöl cinayeti, 13 Ekim 2011'de İzmir'de dört çocuk annesi Ferdane Çöl'ün boşanma davası açtığı eşi Sedat Çöl tarafından öldürülmesidir.

Ayşe Paşalı cinayeti, 7 Aralık 2010'da Türkiye'nin başkenti Ankara'da Ayşe Paşalı'nın şiddet gördüğü eski eşi tarafından bıçaklanarak öldürülmesidir.

Serpil Erfındık cinayeti, akademisyen Serpil Erfındık'ın eski eşi Vedat Atik tarafından 15 Aralık 2013'te, İzmir'in Buca ilçesinde bıçaklanarak öldürülmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Irak'ta LGBT hakları</span>

Irak'ta lezbiyen, gey, biseksüel ve trans (LGBT) bireyler yoğun oranda ayrımcılığa uğramaktadır. Açık eşcinsel erkeklerin Irak Silahlı Kuvvetleri'nde askerlik hizmetinde bulunmalarına izin verilmemektedir ve hem hemcins evlilikleri hem de medenî birliktelikler kanunen yasaktır. Cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği temelinde yapılan ayrımcılığı yasaklayan hiçbir yasa yoktur ve LGBT bireyleri sürekli olarak vigilantist şiddete veya namus cinayetlerine maruz kalmaktadır.