İçeriğe atla

Nöbet şekeri

Nöbet şekeri
Ülke(ler)Türkiye

Nöbet şekeri, Kand-ı nebât, Katr-ı nebât veya Nebât şekeri, bir çeşit şekerdir. Büyük şeffaf kristaller hâlinde bir şeker çeşididir. Tıpta ve tatlı yapımında kullanılan bir şekerdir.Tercüme-i Havâss-ı Büberiyye Risalesi kitabında bilgi verilmiştir.[1]

Kaynakça

  1. ^ "ZEKİ ALİ'NİN TERCÜME-İ HAVÂSS-I BÜBERİYYE RİSALESİ THE TREATISE TERCÜME-İ HAVÂSS-I BÜBERİYYE BY ZEKİ ALİ" (PDF). Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi Cilt: 8 Sayı: 41 Aralık 2015. []

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Yusuf Kâmil Paşa</span> 188. Osmanlı sadrazamı

Yusuf Kâmil Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nda görev yapmış Türk devlet adamı.

Sufi metafiziği başlıca vahdet (birlik) düşüncesi etrafında gelişmiştir. Öyle ki varlık bir "Mutlak Varlık" ve O'nun aynada yansımalarından oluşan görüntülerden ibarettir. Bu anlayışı açıklayan iki farklı ifade biçimi kullanılır; Vahdet-i vücud ve vahdet-i şuhut. Bazı İslami reformcular bu iki deyim arasındaki farklılığın sadece semantik ve deyimle ilgili olduğunu, özünde bir farklılık içermediğini söylerler. Sufi metafiziğinde diğer dikkat çeken konular hulul, teşkik ve maksut birliği gibi konulardır. Allah ile evren arasındaki ilişkinin tarzı sufiler arasında olduğu gibi, sufi olmayan müslümanlar arasında da tartışılagelmekte olan bir konudur.

Gülşehrî, 14. yüzyıl Türk divan şairi. Döneminin en önemli şairlerinden biri olan Gülşehrî hakkında bugün pek fazla bir şey bilinemese de mutasavvıf olduğu bilinmektedir. Naklî ilimlerde bilgili olmasının yanı sıra matematik ve felsefe gibi aklî ilimlerle de ilgilendiği ve bu konularda da bilgi sahibi olduğu düşünülmektedir. Gülşehri'nin Kırşehir'de Mevleviliği yaydığı, zaviyede yaşadığı ve mahlasını da o zaman adı Gülşehir olan Kırşehir'den aldığı bilinmektedir.

Babıâli Tercüme Odası, 19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde başta diplomatik ilişkiler olmak üzere yabancı dil bilgisi gerektiren her durumda Avrupa dillerinden çevirilerin sorumluluğunu üstlenmek üzere Müslüman tercümanların eğitildiği ve görev yaptıkları kurum.

<span class="mw-page-title-main">Biberiye</span>

Genellikle biberiye olarak bilinen Salvia rosmarinus; kokulu; yaprak dökmeyen; iğne yapraklı; beyaz, pembe, mor veya mavi çiçekli; Akdeniz bölgesine özgü bir çalıdır. 2017 yılına kadar Rosmarinus officinalis adıyla biliniyordu. Günümüzde bu ad sinonim olarak kabul edilmektedir.

Koçi Bey Sultan IV. Murad ve kardeşi Sultan İbrahim'e sunduğu risâleleri ile tanınan 17. yüzyıl Osmanlı yazar, düşünür ve devlet adamı.

<i>Ne Şeker Şey</i>

Ne Şeker Şey, 1962 yapımı siyah-beyaz, yönetmenliğini Osman Fahir Seden'in yaptığı başrollerde Türkân Şoray ve Göksel Arsoy'ın oynadığı Türk filmi. Filmde Adanalı bir iş insanının üç kızının öyküsü anlatılmaktadır.

Bulgarzade Yahya Naci Efendi, Osmanlı tercüman.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı mutfağı</span> Osmanlıdaki mutfak, yemek ve sofra kültürü

Osmanlı mutfağı Osmanlı dönemindeki mutfak kültürüdür. Kökeni Selçuklu mutfağına dayanır. Osmanlı Mutfağı'nı, Osmanlı saray mutfağı ve Osmanlı halk mutfağı şeklinde ikiye ayırmak doğru olacaktır. Halk mutfağı, saray mutfağı kadar gösterişli olmamasına rağmen lezzet ve çeşitlilik yönünden oldukça zengin bir menüye sahip olmuştur.

Salih Zeki Ataergin,, Türk musikişinas, bestekâr ve hukukçu. Kanun virtüözü Hacı Arif Bey'in oğludur. Asıl ismi Salih Zeki olmasına rağmen, babasına izâfetle Zeki Ârif adıyla tanınmıştır. Annesi Hatice Huriye Hanım’ dır.

Ali Eşref Dede'nin Yemek Risalesi, Osmanlı'da yazılan ikinci yemek kitabıdır.1856 - 57 yıllarında Ali Eşref Dede, Melceü’t-Tabbâhîn yemek kitabından on iki on üç sene sonra bu kitabını yazmıştır.İçindekiler çorbalar, salata ve turşular, kebaplar, külbastılar, helvalar ve kadayıflar, paluzeler ve dondurmalar, kurabiyeler, revani ve benzerleri, turşular, hamurdan yapılan yemekler, lalanga ve börekler ,dolma çeşitleri, patlıcandan yapılmış paçalar ve mücverler, köfteler, ıspanak ve kabak türü sebze yemekleri, ilik yapımı ve yahniler,pilav çeşitleri, hoşaflar ve kompostolar ve suyu buz dondurmanın yoludur.

<span class="mw-page-title-main">Nohud-âb</span>

Nohud-âb(Nohut çorbası) nohut ile yapılan çorbadır. Osmanlı mutfağında bulunur. Kitâb-ı Me'kûlât'ta nohut çorbasının içerisine mumbar dolması ve et konulmaktadır. Diğer yemek kitaplarında olmayan bu eklemenin yerel bir pişirme tarzı olduğu düşünülebilir.

<span class="mw-page-title-main">Süt kebabı</span>

Süt kebabı, kuzu veya koyun eti ile yapılan bir kebaptır.

<span class="mw-page-title-main">Muhzır kebabı</span>

Muhzır kebabı (Mübaşir kebabı),kuzu veya koyun eti ile yapılan bir kebaptır.

<span class="mw-page-title-main">Uskumru balığı külbastısı</span>

Uskumru balığı külbastısı Uskumru balığı eti ile yapılan bir külbastıdır.

<span class="mw-page-title-main">Beyaz yahni</span>

Beyaz yahni haşlanmış nohut ile yapılan bir yahnidir.

<span class="mw-page-title-main">Kırmızı yahni</span>

Kırmızı yahni Osmanlı mutfağında yapılan bir çeşit yahnidir.

<span class="mw-page-title-main">Ninem duymasın helvası</span>

Ninem duymasın helvası, bir çeşit helvadır. İstanbul'da leb-i dilber adıyla bilinir. Rumeli'de buna yengem duymasın helvası, ninem duymasın helvası veya çangi denilir.

Alî ibn el-Hüseyin ibn-Vâfid el-Lahmî, Avrupa'da Abenguefith olarak bilinen, Toledo'lu eczacı ve hekim. Toledo emiri el-Memûn'un veziri olarak görev yapmıştır. Meşhur eseri Kitâb el-edviya el-müfrede'dir. Eser, Latinceye De medicamentis simplicibus adı ile tercüme edilmiştir.

Tercüme-i Havâss-ı Büberiyye Risalesi, Zeki Ali tarafından 1695 yılında küçük bir el kitabı şeklinde tercüme edilmiş Osmanlı tıp kitabıdır. Eserde biberiye bitkisinin çeşitleri, yapısı, özellikleri anlatılmaktadır. Biberiye bitkisinden yapılan ilaçlar ile bu ilaçların hangi hastalıklar için kullanıldığı yazmaktadır. Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesinde R-608,2 numara ile kayıt altına alınmıştır.