
Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır. Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olmasıdır.

Roman, genellikle düzyazı biçiminde yazılan, kurgusal, görece uzun, insanın (ya da insan özellikleri atfedilen varlıkların) deneyimlerini bir olay örgüsü içinde aktaran ve genellikle kitap halinde basılan bir edebî tür. Uluslararası ve akademik platformlarda beşinci sanat olarak kabul gören edebiyatın bir alt türüdür.

Masal ya da erteği esas itibarıyla sözlü anonim halk edebiyatı ürünü, kahramanları arasında olağanüstü kişi veya yaratıkların bulunabildiği, anlatılan olayların tamamen gerçek dışı olduğu, yer ve zaman ögesinin ise daima belirsiz olduğu bir anlatı türüdür.

Hesiodos Yunan didaktik şiirinin babası olarak bilinen, bilim insanlarınca MÖ 750-650'li yıllarda aktif olduğu düşünülen ünlü ozan. İşler ve günler adlı eserinde verdiği bilgiler sebebiyle birçok bilim insanı tarafından ilk ekonomi ve iktisat tarihçisi olarak da kabul edilir.

Augustinus ya da Aurelius Augustinus, Aziz Augustinus ya da Hippo'lu Augustinus olarak da bilinen Hristiyan filozof ve tanrıbilimci.
Divan edebiyatı, Türk kültürüne has süslü ve sanatlı bir edebiyat türüdür. Bu edebiyata genellikle "divan edebiyatı" adı uygun görülmekte olup bunun en büyük nedenlerinden birisinin şairlerin manzumelerinin toplandığı kitaplara "divan" denilmesi olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan, divan edebiyatı gibi tabirlerin modern araştırmacılar tarafından geliştirildiğini ve halk-tekke-divan edebiyatları arasındaki ayrımların bazen oldukça muğlak olduğu ve bu edebiyatlar arasında ciddi etkileşimlerin de bulunduğu vurgulanmalıdır.

Kutadgu Bilig, 11. yüzyıl Karahanlı Türklerinden Yusuf Has Hacib'in Doğu Karahanlı hükümdarı ve Kaşgar Prensi Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han'a atfen yazdığı ve takdim ettiği Orta Türkçe eserdir. Eser, Karahanlıca olarak da isimlendirilen Hakaniye lehçesi ile yazılmıştır.

Tarih, geçmiş zamanın incelenmesi bilimidir. "Tarih", geçmişte yaşanan olayların incelenmesinin yanı sıra, bu olaylarla ilgili bilgilerin keşfi, toplanması, organizasyonu, sunumu ve yorumlanması ile ilgilenen disiplindir.

Eşrefoğlu Abdullah Rûmî, Türk şair, mutasavvıf. Eşref-i Rûmî veya Eşrefoğlu Rûmî olarak anılır.

Nietzsche Ağladığında Irvin D. Yalom tarafından yazılmış, ümitsizliği ve yanılsamaları konu alan bir düşünsel romandır.

Surname, Osmanlı dönemi Türk edebiyatında şenlikler hakkında yazılan edebî metinlerin genel adıdır.
Destanların nazım şekli ve türünü, hem Halk Edebiyatı hem de Âşık Edebiyatı bünyesinde bulmak mümkündür.

Eşrefoğlu Camii, Anadolu'daki ahşap direkli camilerin en büyüğü ve orijinalidir. Konya'nın Beyşehir ilçesinin kuzeyinde, İçerişehir Mahallesi'nde yer alır. UNESCO tarafından 2012 yılında Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınan Eşrefoğlu Camii, bir türbe, kervansaray ve hamam ile birlikte külliye şeklinde 1296-1299 yılları arasında Eşrefoğulları Beyliği döneminde Eşrefoğlu Seyfettin Süleyman Bey tarafından yaptırılmıştır. 2023'te UNESCO Dünya Mirası listesine girmiştir.

Deniz Küstü Yaşar Kemal'in İstanbul'u anlatan romanıdır. Bu romanda yazar insanları, ağaçları, suları, balıkları, otomobilleri, minareleri, kuşları, camileri ile bütün bir şehrin dokusunu ve bu dokunun çürüyüşünü anlatmaktadır.
Fantastik edebiyat veya fantezi edebiyatı, gerçeğe dayalı olmayan yazılı anlatım tarzıdır. Genelde hikâye, roman, oyun ve drama gibi yazım biçimlerini içerir. Klasik fantezi edebiyatının en tanınmış örnekleri arasında masalların bir kısmıyla birlikte Alice Harikalar Diyarında gösterilebilir. Modern fantezi edebiyatının tanınmış örnekleri arasında J.R.R. Tolkien'in Hobbit, Yüzüklerin Efendisi, Ursula K. LeGuin'in Yerdeniz Büyücüsü ve C.S. Lewis'in Narnia Günlükleri gibi eserleri sayılabilir.
Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî, Vilâyet-name-i Hacı Bektaş-ı Velî veya Manâkib-ı Hacı Bektâş-ı Velî 15. yüzyılda yazılmış, Hacı Bektaş-ı Veli'nin hayatı hakkında menkıbe türü bir eserdir.

Ali Sami Boyar, Türk ressam ve müzeci.

Yazı dili bir ülkede konuşulan ağızlardan birinin yazılı anlatımlar için kabul edilmiş biçimidir; birleştirici özellikler taşıyan ortak dildir. Ölçünlü dil ve standart dil olarak da belirtilir. Yazı dilinin temelinde seslerin sembolleri olan harfler vardır, noktalama işaretleri kullanılır. Yazı dilinin tarihçesi ve gelişim süreci her türlü yazılı eserde ve sözcükler hakkında yapılan incelemeler sonucu belirlenebilir ve tarihlendirilerek takip edilebilir.
Yemînî'nin hayatına dair çok az bilgi bulunmaktadır. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Faruk Sümer'e göre Eğribozlu olduğu ve babasının adının Semerkantlı Hâfız olduğu belirtilir. Gerçek adı Muhammed olan Yemînî, zaman zaman Derviş unvanını da kullanmıştır. XVI. yüzyıldan itibaren genellikle şehir merkezlerinden uzak bölgelerde yaşayan halk arasında "Yemînî" mahlasıyla tanınmıştır. Yemînî'nin yaşadığı dönem ve bağlı olduğu şahsiyetler, kendi beyanlarından tahmin edilebilmektedir. Eserinde kutub saydığı kişiler arasında Otman Baba ve İbrâhim-i Sânî gibi isimler yer alır. Yemînî'nin senkretik bir doktrini benimsediği ve Kalenderî-Hayderî erkânıyla benzerlik gösterdiği düşünülmektedir. Ayrıca, Yemînî'nin XVII. yüzyıldan itibaren Kalenderî zümrelerini de içine alan Bektaşî geleneğinin mirasını devraldığı düşünülmektedir. Yemînî'nin 1533 yılında Manastır'da şehit edildiği iddiası, daha sonraki bir döneme ait bir kaynaktan gelmektedir ve doğrulanması mümkün değildir. "Fazîletnâme" adlı eseri, kendi içine kapanmış bir tekke edebiyatının ürünüdür ve yaklaşık 7400 beyitten oluşur. Eser, genellikle Rum gazilerine ithaf edilmiştir. Yemînî'nin, Şeyh Rükneddin'in Farsça mensur eserinin manzum tercümesi olduğu düşünülmektedir. Eserde, Ali bin Ebu Talib'in hayatını anlatan hikâyeler ve şiirler bulunur. Bu eser, bir nasihatnâme niteliği taşır ve Tahtacılar tarafından mukaddes bir kitap gibi değer görür. Yemînî'nin şiirleri genellikle orta düzeydedir ve kıssa anlatmaya dayalıdır. Estetik kaygıları geri planda tutar ve içinde yaşadığı çevrenin dilini ustalıkla kullanır. Dini ve tasavvufi konuları siyasi bir muhtevayla yorumlayarak muhalif bir çizgiye temayül eder. Alevilik ve Bektaşilikte Yedi Ulu Ozan'dan birisi olarak kabul edilir. Günümüzde Fazîletnâme tekrar derlenerek Türk Dil Kurumu Yayınları tarafından basılmış ve satışa sunulmuştur.

Türkiye'de heykelcilik 19. yüzyılın ilk yıllarına dayanmaktadır.