İçeriğe atla

Mîr Takî Mîr

Babür Dönemi Urdu şiiri
Mîr Takî Mîr
Doğum1723
Agra
Ölüm1810 (87 yaşında)
Luknav
Takma adMîr
MilliyetMüslüman Hint
DönemBabür Dönemi
TürGazel
KonuAşk, felsefe
Edebî akımUrdu edebiyatı
Etkiledikleri
  • Urdu poetry, Ghalib

Etkilendikleri
  • Amir Khusro

Mîr Takî Mîr (Urducaمیر تقی میر) (d. 1723 - ö. 1810), gerçek adı Muhammed Takî (Urducaمیر تقی میر) ve mahlası Mîr (Urducaمیر) olan Urdu Divan şairi. Mîr, Urdu edebiyatının 18. yüzyıldaki öncülerinden kabul edilmektedir. Urducanın biçimlenmesinde önemli bir yeri vardır. Urdu edebiyatındaki önemli ekollerden olan Delhi Okulu'nun en önemli gazel ustalarından biri sayılan Mîr, Urdu şiir tarihinde sıklıkla "Huda-i Sühan" (Sözün hükmedeni[1]) olarak anılmaktadır.[2]

Hayatı

Mîr'in yaşamı konusundaki en önemli kaynak otobiyografik eseri olan Zikre'l-Mîr adlı kitaptır. Kitapta çocukluğundan başlayarak Lucknow'daki kısa sürelik ikametine kadar olan devre anlatılmaktadır.[3] Bununla birlikte, onun, hayatıyla ilgili birçok kronolojik olmayan bilgiyi eserinde aktarmadığı söylenmektedir.[4] Bunun için, Mîr'in yaşamındaki birçok ayrıntı hala aydınlatılamamaktadır.

Mîr Babürler zamanında Akraabat olarak bilinen Hindistan'nın Agra kentinde, 1723'ün Ağustos veya Eylül aylarından birinde doğmuştur. Arap kökenli bir ailenin çocuğudur. Mîr'in yaşam felsefesi dindar bir adam olan babasının etkisiyle oluşmaya başlamıştır. Babasının aşka ve içsel değerlere verdiği önem onun çocukluktan başlayarak şiir görüşünün temelini oluşturmuştur. Ancak şair, küçük yaşta babasını kaybetmiştir. Mîr babası öldükten sonra, bir süre Agra'dan ayrılıp Dellhi'de kalmıştır. Burada eğitimini tamamlama fırsatı bulmuş ve kendisine maddî destek sağlayan kişilerle tanışmıştır. C. M. Naim'e göre Delhi'de Mîr'e maddi destek sağlayan birçok destekçinin varlığından bahsedilmektedir.[5]

Bazı düşünürler, Mîr'e ait Muâmelâtü'l-Işk (Aşkın Evreleri) ve Hâb u Hayâle'l-Mîr (Mîr'in Düşünsel Sezisi) adlı iki mesnevinin; Mîr'in gençlik yıllarında yaşadığı gönül maceralarıyla ilintili olduğunu düşünmektedir.[6] Ancak o kendi otobiyografisinde, aşk sarhoşluğunu işleyen tutku dolu şiirlerindeki ruh hâlinin nedenini açıklamamıştır. Özellikle, France W. Pritchett'in işaret ettiği gibi, Mîr'in şiir görüşü, bu mesnevilerde Andelib Şâdânî'nin çizdiği portrelerin karşıtlığıyla yan yana olmalıdır. Öyle ki bu sorgulama çok farklı bir şairi göstermektedir. O Divan geleneğinin dışında çıkarak, aşkın cinsel algısını tam olarak yansıtmaktadır.[7]

Mîr yaşamının önemli bölümünü Babür Delhi'sinde geçirmiştir. Burada, bugün için Eski Delhi'de kalan ve "Gûşe Çelân" adı verilen yerde ikamet etmiştir. Bununla birlikte, Ahmed Şâh Abdâlî'nin 1748'de Delhi üzerine yaptığı akınlar neticesinde emirin davetiyle Lucknow'daki Asafü'd-Dullah sarayına taşınmıştır. Çok sevdiği Delhi'nin yağmalanmasını görmek, şairin beyitlerine de yansımıştır.

کیا بود و باش پوچھے ہو پورب کے ساکنو

ہم کو غریب جان کے ہنس ہنس پکار کے

دلّی جو ایک شہر تھا عالم میں انتخاب

رہتے تھے منتخب ہی جہاں روزگار کے

جس کو فلک نے لوٹ کے ویران کر دیا

ہم رہنے والے ہیں اسی اجڑے دیار کے

Mîr 1782'de Lucknow'a göç ettikten sonra, geri kalan yaşamını burada geçirmiştir. O Asafü'd-Dullah tarafından büyük bir istekle saraya davet edilmesine rağmen, Lucknow saraylılarını çağ dışı bulunmuştur. (Mîr, Lucknow şiir dairesini değersiz bulmuştur. Özellikle dönemin önemli şairlerinden Cür'et'i sürekli "öpüşmek ve sarılmak" temalı şiirler yazmakla eleştirmiştir. Bu yüzden Mîr ile onu himayesine alan emir arasındaki ilişki giderek gerginleşmiştir. bunun bir sonucu olarak Mîr2in sarayla olan ilişkileri kopmuştur. Şair son yıllarını kendini toplumdan soyutlayarak -münzevi bir yaşamı benimseyerek- geçirmiştir. Sağlığının giderek kötüleşmesi; kızını, oğlunu ve eşini kaybetmesi yaşamında sıkıntılı bir dönemin açılmasına neden olmuştur.[8]

şairin ölümü 21 Eylül 1810'da yüksek dozda müshil içmesi nedeniyle gerçekleşmiştir.[2] Mîr'in mezarı daha sonraki dönemlerde bir demir yolu yapımı nedeniyle başka bir yere taşınmıştır.[9]

Yazınsal yaşamı

Şairin tüm yapıtlarını topladığı eseri Külliyattır. Külliyat, toplamda 13,585 beyitten oluşmaktadır. Bu eserin içinde gazel, mesnevi, kaside, rubai, müstezat ve hiciv gibi nazım biçimleri bulunmaktadır.[2] Onun edebî ününü yaymasını sağlayan başlıca şiirleri, aşk temasıyla yoğrulmuş gazelleridir. Muâmelâtü'l-ışk mesnevisi ise Urdu edebiyatının en önemli aşk şiiri olarak bilinmektedir.

Mîr yaşadığı dönemin oluşum aşamasındaki şiir dilini kullanmıştır. O içgüdüsel bir aktarımla oluşturduğu hassas ifadenin de yardımıyla yerli Urdu dili ve özellikle Sebk-i Hindi akımıyla oluşan orijinal Farsça imajları dengeli bir biçimde kullanmıştır. Rekta veya Hindu adlarıyla da bilinen yüksek zümre Hint edebiyatının kuruluşunda önemli bir rol oynamıştır. Temel olarak onun dilinde yerli Hint diliyle birlikte klasik İslam dairesi edebiyatlarını etkileyen dillerin etkileri görülür. Bu dilde Arapça kelime varlığı olarak, Farsça ise hem kelime hem de üslup derinliği olarak etki sahibidir. Ayrıca Mîr'in şiirlerinde Divan şiirinin kendi estetik yapısı içine giren bazı Türkçe kelimelere de rastlanmaktadır.

Onun aile üyelerinin ölümü,[2] onun şiirlerindeki güçlü melankolik havada önemli bir rol oynamıştır.

Beyitlerinden örnekler

Dikhaai diye yun ke bekhud kiya

Hamen aap se bhi juda kar chale''

(Kendimi kaybettiğim varlığımda o göründü,

Ve beni de kendiyle götürüp gitti...)

Gor kis dil jale ki hai ye falak

Shola ek subh yaan se uthta hai''

(Sefaletin derdi bir kalp ağrısında gökyüzüm müdür?

Bir köz işte şafak vakti böyle yükselir...)

Önemli Yapıtları

  • "Nukatü'ş-Şûara", Urdu şairleriyle ilgili Farsça yazılmış bir tezkire
  • "Faiz-el-Mîr", Sufilerle ilgili öykülerin toplandığı didaktik eser.[10]
  • "Zikr-el-Mir", Farsça otobiyografi.
  • "Külliyat-el-Farsi", Farsça şiirler Divanı.
  • "Külliyat-el-Mir", Urdu dilindeki şiirlerini içeren divan.

Bakınız

Kaynakça

  1. ^ Not: Bu kullanım söz söyleme gücünü ifade eden bir tamlama olarak yaygınca kullanılır. Ancak özellikle Yunan edebiyatında olduğu gibi tanrısallık ifade etmez. Çünkü huda kelimesinin diğer anlamı sahiptir.
  2. ^ a b c d Legendary Urdu poet Mir Taqi Mir passed away 21 Şubat 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., [The Times of India], Rajiv Srivastava, TNN, Sep 19, 2010, 05.58am IST
  3. ^ Naim, C M (1999). Zikr-i-Mir, The Autobiography of the Eighteenth Century Mughal Poet: Mir Muhammad Taqi Mir (1723–1810), İngilizceye çeviren, C. M. Naim. Yeni delhi: Oxford Üniversitesi Yayınları. 
  4. ^ Farukî, Şamsur Rahman. "Şiirdeki Şair" (PDF). 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Temmuz 2012. 
  5. ^ Naim, C. M. (1999). "Mir ve onun destekçileri" (PDF). Urdu Öğrenciler Yıllığı. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Temmuz 2012. 
  6. ^ Russell, Ralph (1968). Üç Babür Şairi: Mîr, Sauda, Mîr Hasan. Harvard Üniversitesi Yayınları. 20 Nisan 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Temmuz 2012. 
  7. ^ Pritchett, Frances W. "Convention in the Classical Urdu Ghazal: The Case of Mir". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Temmuz 2012. 
  8. ^ Matthews, D. J. (1972). klasik Urduca Aşk Şiirleri Antolojisi. Oxford University Press. 24 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Temmuz 2012. 
  9. ^ Dalrymple, William (1998). The Age of Kali. Lonely Planet. ss. 44. ISBN 1-86450-172-3. 
  10. ^ Düz. Dr. Masihuzzaman, Mîr Külliyatı Vol-2, Ramnarianlal Prahladdas tarafından yayınlandı, Allahabad, Hindistan.

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Mihrî Hatun, Zeynep Hatun'la birlikte adı bilinen ilk Türk kadın şairlerindendir. 1985'te ismi Venüs'te bir kratere verilmiştir.

Türklerin Anadolu'ya geldikten sonra edebiyatları iki gruba ayrılmıştır. Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen aydınların oluşturduğu "Yüksek Zümre Edebiyatı" ve İslam öncesinden gelen sözlü bir "Halk Edebiyatı". Anadolu'ya göç eden Türkler arasında aynı ayrım devam etti. Medrese eğitimi gören aydın kesim Arap ve Fars edebiyatlarının tesirini devam ettirirken, halk yine saz şairleri aracılığıyla halk edebiyatını devam ettirdi. Dolayısı ile Anadolu Türk Edebiyatı iki grupta incelenmektedir. Bu gruplardan biri halk edebiyatıdır.

<span class="mw-page-title-main">Divan (edebiyat)</span> Divan edebiyatı şairlerinin eserlerini topladıkları antolojik eser

Divan, Divan edebiyatı şairlerinin belli bir düzene göre şiirlerini topladıkları yapıt.

<span class="mw-page-title-main">Nedîm</span> Divan edebiyatı şairi

Nedîm, Divan Edebiyatı eserleri veren Türk bir şairdi. Şöhretini, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1718-1730 yılları arasındaki Lâle Devri'nde kazandı. Hayatı ve eserleri ile Lâle Devri ruhûnun en önemli temsilcisi olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Şeyh Galip</span> Türk divan edebiyatı şairi (1757 - 1798)

Galib Mehmed Esad Dede veya tanınan kısa adıyla Şeyh Galib, Türk divan edebiyatı şairi ve mutasavvıf.

<span class="mw-page-title-main">Fuzûlî</span> 15. ve 16. yüzyılda yaşamış Türk şair

Fuzûlî, Azerbaycan Türkçesi, Arapça ve Farsça eser veren Osmanlı dönemi Türk divan şâiridir. Asıl adı Mehmed bin Süleyman'dır. Oğuzlar'ın Bayat boyuna mensuptur. Arapça ve Farsça eserleri de bulunmakla birlikte Azerbaycanca'nın en önemli lirik şairi olarak kabul görmüştür. Mehmed Fuzûlî Alevî Müslümanların Yedi Ulu Ozanlarından birisidir.

<span class="mw-page-title-main">Gazel</span> divan edebiyatının aşktan bahseden temel şiir biçimi

Gazel, Türkçe Divan edebiyatının en yaygın nazım şeklidir. Gazel sözcüğü sözlük tarifi ile "kadınlarla sevgi üzerine konuşmak, söyleşmek" anlamına gelir.

Divan edebiyatı, Türk kültürüne has süslü ve sanatlı bir edebiyat türüdür. Bu edebiyata genellikle "divan edebiyatı" adı uygun görülmekte olup bunun en büyük nedenlerinden birisinin şairlerin manzumelerinin toplandığı kitaplara "divan" denilmesi olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan, divan edebiyatı gibi tabirlerin modern araştırmacılar tarafından geliştirildiğini ve halk-tekke-divan edebiyatları arasındaki ayrımların bazen oldukça muğlak olduğu ve bu edebiyatlar arasında ciddi etkileşimlerin de bulunduğu vurgulanmalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Hayâlî Bey</span> Osmanlı şairi

Hayâlî Bey (خيالى) Türk Divan edebiyatı şairinin mahlası. Asıl Adı Mehmet'tir. “Bekâr Memi” diye anılmıştır. Eserleri zengin bir hayal gücüyle yazılmış, ince ve duyarlı bir üsluba sahiptir.

Hayretî, Türk divan edebiyatı şairi.

Cönk, Türk halk edebiyatında saz şairlerinin, kendilerinin veya başkalarının şiirlerini derledikleri, uzunlamasına açılan, çoğunlukla deri kaplı defter. Antolojiye benzeyen bu defterlere halk dilinde sığır dili ya da dana dili de denmektedir.

Tasavvuf, kelime anlamıyla "sufi olmak, sufiye yolunu izlemek" demektir. Tasavvuf ehline mutasavvıf ya da sufi denir. Tasavvuf edebiyatı ise tasavvufla uğraşan kişilerin ortaya koyduğu ürünleri kapsayan edebiyat türüdür. Halk edebiyatının "tasavvufi halk edebiyatı" türü 12. yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Konusu Allah'a ulaşmanın yolları, ahlak ve nefsin terbiyesidir. Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en ünlü şairi Yunus Emre’dir.

<span class="mw-page-title-main">Ali Şîr Nevaî</span> 15. yüzyıl Özbek şairi şiirleri

Nizamüddin Ali Şîr Nevaî veya yaygın adıyla Ali Şîr Nevaî, 15. yüzyıl Türk şairi.

<span class="mw-page-title-main">Babür</span> Babür İmparatorluğunun kurucusu ve ilk hükümdarı

Babür ve Bebür veya tam adıyla Zahîreddîn Muhammed Bâbur Türk lider, Babür İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı. Soyu, baba tarafından Timur anne tarafından Cengiz Han'a dayanan Babür Şah, 1519'dan itibaren Hindistan'a düzenlediği seferler sonunda bütün Kuzey Hindistan'ı kontrol altına alıp 1526'da Delhi Sultanlığı'na son vererek günümüzdeki Afganistan, Pakistan ve Hindistan'ın kuzeyini kapsayan topraklar üzerinde Babür İmparatorluğu'nu kurdu.

<span class="mw-page-title-main">Azerbaycan edebiyatı</span>

Azerbaycan edebiyatı Azerbaycan dilinde yazılan edebiyatı veya Azerbaycanlı yazarların, şairlerin veya Azerbaycanlı muhacirlerin yazdığı edebiyatı ifade eder.

Sekkaki, Çağatayca yazan Uygur şair'i. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmiyor.Yaşamı hakkında yeterli bir bilgi yoktur. Büyük Timur İmparatorluğu hükümdarlarından Halil Sultan ve Uluğ Bey’in saray şairi olarak Semerkand’da kaldı.

Aydınlı Visali Osmanlı İmparatorluğu Türk Divan Edebiyatı şairi. Osmanlı İmparatorluğu'nda Basitname akımının öncülerindendir. Asıl adı İsadır. Doğum tarihi bilinmemektedir. Aydında doğmuştur. Osmanlı İmparatorluğu padişahı II. Bayezid ve Osmanlı İmparatorluğu padişahı Yavuz Sultan Selim (1512 - 1520 zamanında Edirne şehrinde saray hocalığı yaptığı kayıtlıdır. Aydınlı Visalinin 61 Gazeli ve 1 Murabbasının olduğu bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Mirza Esedullah Han Galib</span>

Mirza Esedullah Han Galib doğum adı: Mirza Esedullah Baig Han, d. 27 Aralık 1797 – ö. 15 Şubat 1869), Büyük Britanya koloni dönemi Babür İmparatorluğu zamanında yaşamış klasik Urduca ve Farsça şiirleriyle tanınan şair. Müstear isim olarak Galib ("baskın") ve Asad ("aslan") isimlerini kullanmıştır. Yaşamı boyunca Babürlüler, Britanyalılar tarafından etkisizleştirildiler ve yerlerinden edildiler, 1857 Hindistan İsyanı'nın bastırılmasından sonra da tamamen egemenlikleri sona erdi. Galib tüm bu süreçleri şiirlerine yansıtmıştır. Galib daha sonra birçok kişi tarafından değişik şekillerde yorumlanan gazeller yazmıştır. Galib, Babür Dönemi'nin son büyük şairi ve Urdu dilinin en popüler ve etkili şairlerinden biri olarak kabul edilir. Bugün sadece Hindistan ve Pakistan'da değil dünyanın birçok bölgesinde tanınmış bir şairdir.

Mirza Abdülkadir Bîdil

Nematullah Kişvari, — 15. yüzyılın ortalarında Güney Azerbaycan'ın Dilmaqan şehrinde doğmuş, Akkoyunlu sultanı Yakub'un sarayında yaşamıştır. 1490 yılına kadar kullanılmış ve padişahın öldürülmesinden sonra saraydan kaldırılmıştır. Adı Nematullah, lakabı ise Kişvari'dir.