
Selanik, metropol alanında bir milyondan fazla nüfusu ile Yunanistan'ın en büyük ikinci şehri ve Makedonya coğrafi bölgesinin, Orta Makedonya idari bölgesinin ve Makedonya ve Trakya Merkezi Olmayan İdaresi'nin başkentidir. Yunancada η Συμπρωτεύούσα, kelimenin tam anlamıyla "ortak başkent" olarak da bilinir. Συμβασιλεύουσα veya Konstantinopolis ile birlikte Bizans İmparatorluğu'na "birlikte hükmeden" şehir olarak tarihsel statüsüne atıfta bulunulur.

Turancılık veya Pan-Turanizm, tüm Ural-Altay kavimlerinin birliğini savunan siyasi görüş. İlk olarak Macarlar, Finler, Estonlar ve Rusya içindeki Fin-Ugor kavimleri ile beraber Tunguzlar, Moğollar ve Türklerin bir araya getirilmesi olarak ortaya çıkmıştır. Türkçü ve Turancı olan Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları isimli eserinde Turancılığın; Macarları, Moğolları, Tunguzları, Finuvaları içine alan bir kavimler karması olmadığı görüşünü belirterek Turancılığı Türk halkları ile sınırlandırmış ve Türkçülük ile aynı anlamda kullanmıştır. Turancılık bugünkü Türkî devletlerde bu şekilde benimsense de esas olarak Fin tarihçi Matthias Alexander Castrén tarafından Ural-Altay kavimlerinin birliğini sağlamak amaçlı ortaya atılmış bir görüştür.

Sabatay Sevi, Yahudi din adamı ve tarikat lideriydi.
Liz Behmoaras, Yahudi asıllı Türk yazar, çevirmen, gazeteci ve köşe yazarıdır.

Yusuf Akçura veya Kazanlı Yusuf Akçura, , Türk yazar ve siyasetçi. Türkçülük akımının önde gelen temsilcilerindendir. Tatar Türkü'dür.
Rasim Haşmet. Gazeteci, öğretmen, şair, yazar, düşünür ve mütercim. Selanik, İzmir, İstanbul ve Konya'da edebiyat öğretmenliği yapmış, çeşitli gazete ve dergilerde çalışmıştır. İlk sosyalist şair ve gazetecilerdendir. Fikirsel olarak özellikle Mehmet Emin Yurdakul'dan ve Lev Tolstoy'dan etkilenmiştir.

Şevket Rado, Türk gazeteci, yazar, yayıncı.

Aka Gündüz,, Türk yazar, gazeteci ve siyasetçi.
Mehmet Şevket Eygi, Türk gazeteci, İslamcı komplo teorisyeni, makale ve köşe yazarı.

Genç Kalemler, 1910-1912 yıllarında Selanik'te yayınlanan milliyetçi bir fikir dergisidir.

Sabiha Sertel, Türk gazeteci ve yazar. İlk Türk kadın gazetecidir. Türkiye’de feminizmin öncüleri arasında sayılır. Sosyalist-komünist görüşlü bir gazeteci-yazardır. Türk basın tarihinde önemli bir isim olan Zekeriya Sertel’in eşidir.

20. yüzyıl Türkçülük tarihinde oldukça önemli bir yere sahip Turan isimli kitap, neşredilişinden başlamak üzere uzun süre sahipsiz kalmıştır. Kitap hakkında bugüne kadar pek çok yazar birbirinden ilginç yazılar kaleme almıştır. Eser Ahmet Ferit Bey tarafından 1914 yılında Sinop’ta sürgün olduğu dönemlerde yazılıp İstanbul’da neşrettirilmişti. “Tekin” müstearıyla yazılan bu kitap, araya giren Umumi Harp ve Millî Mücadele gibi büyük siyasi olaylar arasında pek fazla düşünülmeden kütüphane ve kitapçı kataloglarında Tekin Alp müstearının sahibine, yani Moiz Kohen’e atfedilmiş ve bu yanlış bilgi günümüze kadar devam etmiştir. Kitabın içeriğinde özellikle vurgulanan Turan ve Türkçülükle ilgili çok önemli fikirler, bu kitabın tam anlamıyla kime ait olduğu gerçeğinin ortaya çıkmasını zorlaştırmıştır ki bu nedenle bazı yazarlar, kitabı Moiz Kohen’e atfederek, yanlış değerlendirmelerde bulunmuşlardır. M. Ertuğrul Düzdağ, Dünden Yarına kitabında şu hükümlerde bulunmuştur: “Bir Yahudinin zinde ve pür hayat Türklük hakikat-ı ırkıyyesine olan bu aşkından anlıyoruz ki Türkçülük cereyanından asıl maksat, Türklere faydalı olmak değil; onların bin yıldır gönüllerinde yaşattıkları İslam imanı ve kardeşlik hissi yerine başka bir şey koymak imiş.” Turan hakkındaki ikinci yanlışın sahibi Sadık Albayrak, Devrimin Çakıl Taşları isimli eserinde kitabı Moiz Kohen’e atfederek şu kanaate varmıştır: “…Yine aynı tarihte yazdığı Turan adlı eserinde Türklerin Turan idealinde titreyerek ayılacaklarını yazmıştır. Bunun sonunda da sinelerinde Cengizlerin tahtı kurulmuş olacaktır. Yani açıkça barbar bir Türk kavmi isteniyor, Cengiz’in yolu salık veriliyordu. Kendi Yahudi ırkçılığından soyutlanmış olarak bütün çalışmasını Türkçülük üzerine teksif ederek asrın ırkçılık asrı olduğunu söylüyor, milleti bölmek için, daha doğrusu Müslümanların ümmet bağını koparmak için bile bile diğer kavimleri de ırki bağlara sarılmayı, ırki ve kavmi gruplar teşekkül ettirmeyi planlıyordu.” Bir Osmanlı Yahudisine atfedilen Tekin hikâyesine son senelerde bir Yahudi Türkiyatçısı olan Jacob M. Landau da katılmış ise de yeni bir şey söylememiş ve böylece bir Türk’e ait olup bir Yahudiye atfedilen müstear meselesinde Türk araştırmacılarının yanlışına O da ortak olmuştur. Jacob M. Landau, Tekinalp Bir Türk Yurtseveri adlı çalışmasında Turan hakkında şu değerlendirmelerde bulunmuştur: “1914’te İstanbul’da Türkçe olarak basılan Turan da, bütün Türk asıllı insanların mutlu vatanı Turan’ı ve bunun politik geleceği üzerine çeşitli varsayımların irdelendiği Büyük Türklük üzerine uzunca bir çalışmaydı. Ancak, kitabın yazarının kimliğini sorgulamak yerinde olur. Türkiye’de aralarında Ankara Milli Kütüphanesi de bulunmak üzere birçok ünlü kütüphanenin katalogları, kaynakça araştırmaları ve konunun uzmanları, Turan’ın yazarının Tekinalp olduğunu iddia ederler. Bununla beraber cevaplanması gereken iki soru var. Birincisi, kitap M. Kohen’in daha önce ya da sonraki zamanda hiç kullanmadığı Tekin ismiyle imzalanmış olması. İkinci olarak, yazılarında ya da kendi hal tercümesinde bu esere hiç gönderme yapmamış, listesine katmamıştır. Yine de Turan’ın, kapsadığı fikirlerin Tekinalpʼe ait olması açısından, O’nun tarafından yazıldığı söylenebilir. Ayrıca Kemalist dönemde Turanizmin Türkiye’deki rejime ters düştüğü devrede, Tekinalp bu kitabın sahipliğini üstlenmeyi istememiş olabilir. Bu kanıtlar tamamen ikna edici olmasa da Tekinalpʼin Turan’ın yazarı olduğu iddiasını çekinceli olarak kabul edebiliriz.” Görüldüğü gibi mesele iyice içinden zor çıkılır bir hal almıştır. Hâlbuki hiçbir araştırmacı Moiz Kohen’in müstearını neden kısaltmış olduğu meselesi üstünde durmak ihtiyacını duymamıştır. Bu hususta cesurane hüküm vermemek için elde kâfi işaretler vardı. Evvela müstear kısaltılmıştı, bunu niçin ve hangi gerekçe ile yapmış olabilirdi? M. Kohen, Tekinalp yerine niçin “Tekin”i tercih etmişti? İkincisi eserlerinin listesini verirken makalelerini bile zikrettiği halde, pek de küçümsenemeyecek hacimdeki bir kitabını niçin zikretmemişti? Üçüncüsü, daha sonra aynı mesele etrafında yazmış olduğu “Kemalizm ve Türk Ruhu” gibi kitaplarında Turan, bir satır halinde bile olsa, niçin hatırlanmamıştı? Nitekim Turan’ın yazarı için de Türk Yurdu’nda çıkan (1914/1330) tanıtma yazısında Tekin müstearı adı altında gizlenen Turan muharriri Osmanlı-Türk muharrir ve edipleri arasında şayan-ı dikkat bir mevki işgal etmiş olan bir zattır” denilmektedir. Kısaca Turan’ın bir Türk’ün kaleminden çıktığı gerçeğinin delili Türk Yurdu mecmuasında bulunuyordu ve bu Türk’ün ismi Ahmet Ferit Tekʼti.
Emine Semiye Önasya veya Emine Semiye Hanım, Türk edebiyatçı, öğretmen, kadın hareketi öncüsü.

Türk milliyetçiliği, ulusal veya etnik tanımlarla Türk milletinin ilerlemesini, gelişmesini amaçlayan siyasi bir görüştür. Türkçülük ile aynı olmayıp, içinde Türkçülük dahil olmak üzere çeşitli Türk milliyetçisi ideolojileri barındırır.
Ahmet Cevdet Oran, Türk yayıncı, yazar ve gazeteci.
Ahmet Hamdi Ülkümen, Nebizade Hamdi Bey, Türk gazeteci, siyasetçi, eğitimci.

Asaf Süleyman Doras, Türk siyasetçidir.

Mehmet Şerafettin Aykut, Türk siyasetçi.

Hüseyinzade Ali Turan, Azerbaycan Türkü doktor, ressam ve yazar.
Mişon Ventura Efendi, Osmanlı Yahudisi hukukçu ve siyasetçi.