İçeriğe atla

Mum problemi

Duncker'ın mum problemi olarak da bilinen mum problemi veya mum görevi, işlevsel sabitliğin katılımcının problem çözme yeteneğine olan etkisini ölçen bir bilişsel bir performans testidir. Test, Gestalt psikoloğu Karl Duncker[1] tarafından oluşturulmuş ve ölümünden sonra 1945 yılında yayımlanmıştır. Duncker, ilk olarak bu testi Clark Üniversitesi'nde problem çözme görevleri üzerine olan tezinde sunmuştur.[2]

Sorun

Test katılımcıya şu görevi sunuyor: Bir mum, duvar üzerindeki mantar tahtası'na nasıl bir şekilde sabitlenip yakılırsa, eriyen mum damlaları aşağıdaki tablaya damlamaz?[3] Bunu sağlamak için, mumun yanı sıra sadece aşağıda verili olan malzemeler kullanılabilecektir.

  • bir kutu kibrit
  • bir kutu raptiye

Çözüm

Mum problemi

Çözüm, raptiye kutusunu boşaltmak ve raptiyeleri boş kutuyu duvara çakmak için kullandıktan sonra, mumu kutuya koyarak kibritle yakmaktır.[3] İşlevsel sabitlik kavramı, katılımcının kutuyu yalnızca raptiyelerin içine koyulduğu bir obje olarak gördüğünü ve bunu görevi çözmede kullanılabilecek ayrı ve işlevsel bir bileşen olarak hemen algılamadığını öngörür.

Tepki

Testi deneyen insanların çoğu, hedefe ulaşmak için yaratıcı ve farklı olmakla beraber daha az verimli yöntemleri denemiştir. Örneğin, bazıları raptiye kutusunu kullanmadan mumu duvara tutturmaya çalışmışlar ve kimileri ise mumun birazını eriterek, mumu duvara yapıştırmak için bir yapıştırıcı olarak kullanmaya çalışmışlardır.[1] Her iki yöntemin de işe yaramayacağı açıktır. Bununla birlikte görev; kutunun yanında (içinde değil) yığılmış raptiyelerle sunulursa, hemen hemen tüm katılımcıların kendi tanımladıkları uygun çözümü elde ettikleri de görülmüştür.[4]

Test, Kellogg Yönetim Okulu'ndaki MBA öğrencileri de dahil olmak üzere, yurt dışında yaşama ve yaratıcılığın bağlantılı olup olmadığını sorgulayan bir araştırmada da çok sayıda kişiye uygulanmıştır.[5]

Glucksberg

Glucksberg (1962)[6] raptiyelerin ve kibritlerin kutularının içinde mi yoksa dışında mı olduğunu ve deneklere görevi hızlı bir şekilde tamamlamak için nakit ödül teklif edilip edilmediğini işleyen bir 2 × 2 tasarım kullandı. Ödül verilmeyen ve düşük dürtü ismi verilen deneklere "Daha sonra yapmayı planladığımız bir deneyde hangilerinin kullanılmasının en iyisi olacağına karar vermek için çeşitli problemler üzerinde pilot çalışmalar yapıyoruz. Çözülmesi için gereken zaman hakkında normlar elde etmek istiyoruz." denildi. Kalan deneklere ise yüksek dürtü adı verildi ve "Sorunu ne kadar çabuk çözdüğünüze bağlı olarak 5$ veya 20$ kazanabilirsiniz. Grubunuzdaki deneklerin ilk %25'inin her biri 5$ kazanacak; en iyiniz 20$ alacak. Burada kullanılan kriter çözme zamanı olacaktır." denildi. (Not olarak, çalışmanın yayın yılı olan 1962'den bu yana enflasyona göre ayarlama yapılırsa, 2019 yılı için dolar cinsinden tutarlar sırasıyla yaklaşık 42 $ ve 169 $ olur.[7]) Sonuç olarak boş kutuların olduğu durumda, kutuların dolu olduğu duruma göre daha kolay çözüme ulaşıldığı görülmüştür. Bu durumda daha fazla denek, daha hızlı bir şekilde sorunu çözmüştür. Kutuların dolu olduğu durumda ise yüksek dürtü denekleri, düşük dürtü deneklerinden daha kötü bir performans göstermişlerdir. Glucksberg bu sonucu "neo-davranışçı dürtü teorisi" olarak yorumlar: "yüksek dürtü, baskın alışkanlığın tükenme sürecini uzatmış ve böylece doğru tutumun üstünlük sağlamasını geciktirmiştir". Bunun aşırı düzenleme etkisi açısından açıklaması, dürtü için ana bir etkinin olmaması ve boş kutular durumunda ise, zıt yöndeki önemsiz olan eğilimdir.

Yüksek dürtü koşullarında daha yüksek olan başarısızlık düzeyleri ise şu şekilde açıklanabilir; Söz konusu görev, sınırlı kaynaklar için bir rekabete dönüştürme sürecinde, öznede hafif bir stres yaratabilir ve bu da savaş ya da kaç olarak bilinen sempatik sinir sistemi tepkisine yol açabilir. Bu stres yanıtı ise, beynin prefrontal kortekstindeki yaratıcı düşünme ve problem çözme alanlarını etkin bir şekilde iptal eder.

Dilsel çıkarımlar

E. Tory Higgins ve WM Chaires, deneklere bu testteki yaygın nesne çiftlerinin isimlerini farklı ve alışılmamış bir dilsel yapıyla, örneğin "raptiye kutusu" yerine "kutu ve raptiyeler", tekrarlattırılmasının, mum problemindeki performansı arttırdığını buldu.[3] Bu ifade kişinin iki varlığı farklı ve daha erişilebilir olarak ayırt etmesine yardımcı olmaktadır.

Stanford Üniversitesi'ndeki insanlara verilen görevin yazılı bir versiyonunda ise, Michael C. Frank ve dil edinimi araştırmacısı Michael Ramscar, sadece ilgili bazı materyallerin altını çizmenin ("masada bir mum, bir kutu raptiye ve bir kutu kibrit var...") mum problemini çözenlerin sayısını % 25'ten % 50'ye çıkardığını belirtmiştir.[4]

Kaynakça

  1. ^ a b "Dan Pink on the surprising science of motivation". 27 Ağustos 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Ocak 2010.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "Dan Pink" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: )
  2. ^ Daniel Biella and Wolfram Luther. "A Synthesis Model for the Replication of Historical Experiments in Virtual Environments". 5th European Conference on e-Learning. Academic Conferences Limited. s. 23. ISBN 978-1-905305-30-8. 27 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Haziran 2020. 
  3. ^ a b c "Positive Affect and Organization". Aptitude, Learning, and Instruction Volume 3: Conative and Affective Process Analysis. Routledge. 1987. ISBN 978-0-89859-721-9. 29 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Haziran 2020.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "Aptitude, Learning, and Instruction" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: )
  4. ^ a b "Against Informational Atomism" (PDF). 14 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ocak 2010.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "stanford.edu" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: )
  5. ^ "Living Outside the Box: Living abroad boosts creativity". Nisan 2009. 6 Kasım 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Ocak 2010. 
  6. ^ Glucksberg (1962). "The influence of strength of drive on functional fixedness and perceptual recognition". Journal of Experimental Psychology. 63: 36-41. 
  7. ^ Şablon:Inflation-fn

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Yapay zekâ</span> insani zekaya sahip makine ve yazılım geliştiren bilgisayar bilimleri dalı

Yapay zekâ ya da kısaca YZ,, insanlar da dahil olmak üzere hayvanlar tarafından, doğal zekânın aksine makineler tarafından görüntülenen zekâ çeşididir. İlk ve ikinci kategoriler arasındaki ayrım genellikle seçilen kısaltmayla ortaya çıkar. Güçlü yapay zeka genellikle Yapay genel zekâ olarak etiketlenirken, doğal zekayı taklit etme girişimleri yapay biyolojik zekâ olarak adlandırılır. Önde gelen yapay zeka ders kitapları, alanı zeki etmenlerin çalışması olarak tanımlar: Çevresini algılayan ve hedeflerine başarıyla ulaşma şansını en üst düzeye çıkaran eylemleri gerçekleştiren herhangi bir cihaz. Halk arasında, yapay zekâ kavramı genellikle insanların insan zihni ile ilişkilendirdiği öğrenme ve problem çözme gibi bilişsel eylemleri taklit eden makineleri tanımlamak için kullanılır.

Paralel hesaplama ya da Koşut hesaplama, aynı görevin, sonuçları daha hızlı elde etmek için çoklu işlemcilerde eş zamanlı olarak işletilmesidir. Bu fikir, problemlerin çözümünün ufak görev parçalarına bölünmesi ve bunların eş zamanlı olarak koordine edilmesine dayanır. Paralel hesaplama ile performans artar, büyük sorunlar daha az sürede çözülür ve bilimdeki gelişmeler paralel hesaplamaya gereksinim duyar.

Bellek ya da hafıza, yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücüdür.

<span class="mw-page-title-main">Aerodinamik</span> Fizik terimi ve bilim dalı

Aerodinamik, hareket eden katı kütlelerin havayla etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. Aerodinamik sözcüğü Yunancadan gelmiş olup bu bilim dalı havanın hareketi ile ilgilidir. Parçalı olarak katı bir cisim ile irtibata geçmiş olması, havanın hareketi ve uçağın kanadı gibi, buna örnek olarak gösterilebilir. Aerodinamik akışkan dinamiği ve gaz dinamiğinin bir alt dalıdır ve aerodinamiğin birçok bakış açısı, teorisi bu alanlarda ortaktır. Aerodinamik genellikle gaz dinamiği için kullanılır; gaz dinamiğinin aerodinamikten farkı, tüm gazlar için çalışması ve aerodinamik gibi yalnızca hava ile sınırlanmamış olmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Joseph-Louis Lagrange</span> İtalyan matematikçi (1736-1813)

Joseph-Louis Lagrange bir İtalyan Aydınlanma Dönemi matematikçisi ve astronomudur. Analiz, sayı kuramı ve klasik ve gök mekaniği alanlarında önemli katkıları olmuştur. 1776 yılında Euler ve d'Alembert'in tavsiyesi ile yirmi yıldan fazla yaşadığı, çalıştığı ve Fransız Bilim Akademisi'nden birçok ödül aldığı Berlin, Prusya'da bulunan Prusya Bilim Akademisi'nde Euler'den devraldığı matematik yöneticiliği görevini üstlendi. Lagrange'ın analitik matematik üzerine olan ve Newton'dan sonra klasik mekaniğe en kapsamlı şekilde yaklaşan ve matematiksel fiziğin gelişimi için temel hazırlayan tezi Berlin'de yazıldı ve 1788 yılında yayımlandı. 1787'de 51 yaşındayken Berlin'den Paris'e taşındı ve Fransız Akademisi'nin bir üyesi oldu. Hayatının sonuna kadar Fransa'da kaldı. 1794 yılında École Polytechnique açıldığında oradaki ilk analiz profesörü oldu. 1799 yılında ise Bureau des Longitues'in kurucu üyesi ve senatör oldu.

<span class="mw-page-title-main">Bulmaca</span> çözücünün yaratıcılığını test eden problem veya muamma

Bulmaca; oyuncuların zeka, mantık, dikkat ve hafıza gibi zihinsel yeteneklerini kullanarak çözdükleri; yazılı, sözlü veya mekanik formatlardaki problemlerden oluşan genellikle tek kişilik oyun. Türkçede zeka oyunu kavramı da sıklıkla zeka ve mantığa dayalı bulmacaları tanımlamak için kullanılır.

IT Manager 3: Unseen Forces , Intel tarafından geliştirilen, IT uzmanlarını eğlendirmek için tasarlanmış, web tabanlı, ücretsiz bir İş Hayatı Simülasyonu oyunudur.

<span class="mw-page-title-main">Geocaching</span>

Geocaching, akıllı telefon gibi Global Positioning System (GPS) özellikli cihazlar kullanarak dünyanın herhangi bir yerinde yapılan, "Geocache" ya da "Cache" adı verilen kutuları saklama veya bulma aktivitesidir. Oyuncular GPS koordinatları belli noktalara mobil uygulama yardımıyla ilerler ve o konumda gizli Geocache'i (kutuyu) bulmaya çalışırlar.

Matematiksel model, bir sistemin matematiksel kavramlar ve dil kullanılarak tanımlanmasıdır. Matematiksel model geliştirme süreci, matematiksel modelleme olarak adlandırılır. Matematiksel modeller, doğa bilimlerinde ve mühendislik disiplinlerinde bunun yanı sıra sosyal bilimlerde kullanılır. Matematiksel modelleri daha çok fizikçiler, mühendisler, istatistikçiler, operasyon araştırma analistleri ve ekonomistler kullanır. Model, bir sistemi açıklamaya, farklı bileşenlerin etkilerini incelemeye ve bir davranış hakkında öngörüde bulunmak için yardımcı olabilir.

Yedi yönetim aracı, organizasyonlarda takım çalışmasıyla uygulamaya konulan iyi kararlar ve bu kararları geliştirici uygulamalarda kullanılan araçlardır. Organizasyonlarda sorunların çözümünde, bir takım çalışmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun amacı, takım içinde beyin fırtınasıyla ortaya çıkacak yeni ve yaratıcı fikirlerin problemin çözümü sürecinde uygulamaya konulmasıdır. Organizasyonun yapısında meydana gelen sorunların çözümü bazı aşamalarla gerçekleştirilmektedir. Öncelikle problemlere dair veriler toplanır, bu veriler kayıt altına alınır. Daha sonra bir takım tarafından incelenerek yorumlar yapılır ve detaylı bir planla çözüme gidilir. Bu aşamaların hepsinde yönetim araçlarının kullanılması, sorunun çözümüne büyük katkılar sağlar.

GMAT lisansüstü eğitim için İngilizce ve matematik yeteneklerini ölçen standardize edilmiş bilgisayar tabanlı bir sınavdır. Dünya genelinde üniversiteler bu sınav sonucunu lisansüstü eğitime kabul için bir kriter olarak kullanırlar. Sınav bilgisayarda yapılır. Bilgisayar teknolojisinin yeterli olmadığı bazı bölgelerde ise sınav kâğıt üzerinde yapılır. Nisan 2012 itibarıyla sınava giriş ücreti 250$'dır.

Doğrulama yanlılığı ya da teyit yanlılığı, kişilerin kendi inançlarını, düşüncelerini ve varsayımlarını destekleyen ya da teyit eden bilgileri kayırma, dikkate alma ve öne çıkarma eğilimidir. Bu yanlılığa sahip kişiler inançlarına, düşüncelerine ve varsayımlarına ters düşen, karşı duran, onlarla çelişen bilgileri ihmal etme, yok sayma eğilimi gösterir. Bilişsel eğilimin bir çeşidi ve tümevarımın sistematik hatasıdır. İnsanlar bilgiyi seçici olarak topladıklarında veya anımsadıklarında ya da belirli bir eğilime göre bu bilgiyi yorumladıklarında doğrulama yanlılığına eğilim gösterirler. Etkisi, duygusallıkla yaklaşılan konularla, iyice yerleşmiş ve değişmesi zor inanışlarla ilgili olduğu takdirde çok daha güçlüdür. İnsanlar aynı zamanda müphem ve belirsiz kanıtları da kendi görüşlerini destekleyici yönde yorumlamaya eğilimlidir. Yanlı araştırma, yorumlama ve bellek karşı tarafların aynı kanıtlara ulaşması durumunda bile anlaşmazlığın daha keskinleşmesi olan tutum kutuplaşmasını, doğru olmadığının kanıtları gösterilmesine rağmen inançlarda ısrar, ilk olarak edinilen bilgiye daha fazla güvenme olan irrasyonel öncüllük etkisi ve iki olay ya da durum arasında bir bağlantı olduğuna dair yanlış algılama olan yanılsama korelasyonunu açıklamak için kullanılır.

İşlevsel sabitlik, kişiyi bir objeyi sadece geleneksel şekilde kullanmakla sınırlayan bilişsel önyargıdır. İşlevsel sabitlik kavramının temeli, psikolojide bütünsel işlemeyi vurgulayan Geştalt Psikolojisidir. Karl Duncker işlevsel sabitliği “bir objeyi problem çözmek için gerekli olacak şekilde yeni bir yöntemle kullanmaya karşı zihinsel tıkanıklık” olarak tanımlamıştır. Bu “tıkanıklık”, bireyin bir görevi tamamlaması için verilen bileşenleri kullanma becerisini, kişi bu bileşenlerin orijinal amacını yok sayamıyormuş gibi sınırlar. Örneğin, eğer biri kâğıtların uçmasını önleyecek bir ağırlığa ihtiyaç duyuyorsa ve elinde yalnızca bir çekiç varsa, çekicin nasıl kâğıt ağırlığı olarak kullanılabileceğini düşünemeyebilir. İşlevsel sabitlik, çekicin çivi çakmak dışındaki herhangi bir işlevini görememe durumudur; kişi çekici bilinen fonksiyonunun dışında bir şekilde kullanmayı düşünemez.

Hesaplamalı kimya, kimya problemlerini çözmeye yardımcı olmak için bilgisayar simülasyonunu kullanan bir kimya dalıdır. Moleküllerin, katıların yapı ve özelliklerini hesaplamak için verimli bilgisayar programlarına dahil edilmiş teorik kimya yöntemlerini kullanır. Bu yöntemlerin kullanılmasının nedeni, hidrojen moleküler iyonu ile ilgili nispeten yeni sonuçlar dışında, kuantum çok-gövdeli(many-body) problemlerin analitik olarak çözülemez oluşudur. Hesaplama sonuçları normal olarak kimyasal deneylerle elde edilen bilgileri tamamlarken, bazı durumlarda gözlemlenmeyen kimyasal olayları da tahmin edebilmektedir. Yeni ilaç ve materyallerin tasarımında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Problem çözme, problem çözücü için açık bir çözüm yöntemi bulunmadığında, belirli bir durumu, bir sonuç durumuna dönüştürmeye yönelik bilişsel süreçtir.

<span class="mw-page-title-main">Seri konum etkisi</span>

Seri konum etkisi, bir kişinin, bir serideki ilk ve son ögeleri en iyi; ortanca ögeleri en kötü hatırlama eğilimidir. Bu terim, Hermann Ebbinghaus tarafından kendi üzerine yaptığı çalışmalar ile oluşturulmuştur ve bu terim, hatırlama doğruluğunun, bir ögenin bir çalışma listesindeki konumunun bir fonksiyonu olarak değiştiği bulgusuna değinmektedir. Sırası fark etmeksizin listedeki ögelerin hatırlanması istenildiğinde, insanlar listenin sonundaki ögeleri hatırlamaya başlama eğilimindedir ve bu ögeleri en iyi şekilde hatırlarlar. Daha önceki liste ögeleri arasında, ilk birkaç öge, orta ögelerden daha sık hatırlanır.

<span class="mw-page-title-main">Hayvan bilişi</span> insan olmayan hayvanların zekası

Hayvan bilişi, insan-olmayan hayvanların zihinsel kapasitelerini kapsayan bir alandır. Bu alanda kullanılan hayvan koşullandırma ve öğrenim çalışmaları, karşılaştırmalı psikolojiden geliştirilmiştir. Aynı zamanda etoloji, davranışsal ekoloji ve evrimsel psikolojinin etkisinde kalmıştır; bazen bu alandan bilişsel etoloji adıyla da bahsedilir. Hayvan zekası terimiyle ilişkilendirilen pek çok davranış aynı zamanda hayvan bilişinin de kapsamındadır.

Matematik problemi, matematik yöntemleriyle temsil edilmeye, analiz edilmeye ve muhtemelen çözülmeye yatkın bir problemdir. Bu, güneş sistemindeki gezegenlerin yörüngelerini hesaplamak gibi gerçek dünya problemi veya Hilbert problemleri gibi daha soyut doğası olan bir problem ya da Russell Paradoksu gibi matematiğin doğasına atıfta bulunan bir problem de olabilir.

Bilişsel psikolojide, bilişsel yük, birim zamanda çalışma belleği kaynaklarının ne derecede kullanıldığını ifade eder. Üç tür bilişsel yük bulunur. Asıl bilişsel yük, öğrenenin bir konuyu öğrenirkenki çalışma belleği kullanımı ifade eder. Konu dışı bilişsel yük, bilgi veya görevlerin öğrenene sunulma şeklinin ve öğrenenin bunlarla etkileşimlerini ifade eder. Son olarak etkili bilişsel yük, kalıcı bir bilgi deposu yaratmak için yapılan çalışmayı ifade eder.

Matematiksel bulmacalar, eğlence matematiğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Belirli kuralları vardır, ancak genellikle iki veya daha fazla oyuncu arasında rekabet içermezler. Bunun yerine, böyle bir bulmacayı çözmek için, çözen kişi verilen koşulları karşılayan bir çözüm bulmalıdır. Matematiksel bulmacaları çözmek için matematik bilgisi gerekir. Mantık bulmacaları yaygın bir matematiksel bulmaca türüdür.