İçeriğe atla

Mollakent Medresesi

Koordinatlar: 38°57′09″K 42°04′09″D / 38.95250°K 42.06917°D / 38.95250; 42.06917

Mollakent Medresesi
Medresenin planı
Harita
Diğer ad(lar)Mellekend Medresesi · Mellekent Medresesi · Melekent Medresesi · Melekend Medresesi
Genel bilgiler
DurumKullanılmıyor
TürMedrese
KonumMollakent, Bulanık, Muş, Türkiye
Koordinatlar38°57′09″K 42°04′09″D / 38.95250°K 42.06917°D / 38.95250; 42.06917
Tamamlanma14. yüzyıl başları (ilk yapı)
1818 ya da 1819 (mevcut yapı)
Yenileme1985
SahipBitlis Vakıflar Bölge Müdürlüğü
Yükseklik5,91 m (ilk yapı)
4,45 m (günümüzdeki yapı)
Teknik ayrıntılar
Yapı sistemiKâgir
MalzemeAhlat taşı
Kat sayısı1
Zemin alanı7,71 × 18,69 m (ilk yapı)
12,28 × 8,20 m (günümüzdeki yapı)
Diğer bilgiler
Oda sayısı2 (günümüzdeki yapı)

Mollakent Medresesi,[a] Mollakent'teki bir medreseydi. 14. yüzyıl başlarında kurulan medrese, zaman içinde binasının yıkılmasıyla birlikte faaliyetlerini durdursa da 1818 ya da 1819 yılında yeniden inşa edilerek tekrar hizmete girdi. 18. yüzyılın ikinci yarısında Sühreverdilik etkisine girerken I. Dünya Savaşı'ndaki Rus işgali sonrasında faaliyetleri sonlandı. 1925'te tekrar faaliyete geçen medrese, 1950'lerde Hâlidîlik etkisindeydi. 1988'de binası, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü tarafından kültür varlığı olarak tescil edildi. 1990'larda ise medresenin faaliyetleri tekrar sona erdi. Yapı günümüzde, Bitlis Vakıflar Bölge Müdürlüğü mülkiyetindedir.

Önceki medrese binasından günümüze yalnızca taçkapısının bulunduğu kuzey beden duvarının bir parçası ulaşmıştır. Bu duvarın batı cephesine inşa edilen günümüzdeki yapı, doğu-batı doğrultusunda uzanan, dikdörtgen planlı, kâgir bir yapıdır. Günümüzde hazîreye açılan taçkapının giriş açıklığı; dış cephede basık, iç cephede ise sivri kemerlidir. Bu açıklık, sivri kemerli bir nişin içine alınmıştır. Kavsarada, onarımına dair bir metnin işlendiği mermer kitâbesi yer alır. Yapının kuzeyi yola bakarken diğer cepheleri mezarlıkla çevrelenir. Yapıyı örten düz toprak çatıda yer yer çökmeler vardır. Kuzeye cephesinin ortasındaki girişin ekseninde dikdörtgen bir koridor uzanırken her iki yanında birer oda bulunur. Giriş kapısının yukarısı ile odaların kuzey cephelerinde birer pencere vardır. Koridor ile odaların duvarlarında birkaç adet niş yer alır.

Tarihi

13. yüzyıl sonlarında bölgeye gelerek buradaki ilk yerleşimi kuran Kara Abdal, ilk olarak günümüzde harap durumda olan camiyi, ardından ise 14. yüzyıl başlarında bir medrese inşa ettirdi.[3] Kara Abdal'ın soyundan gelenlerin 16. yüzyılda kurduğu Seyyid Molla Muhammed el-Mühri el-Bağdadi Vakfına bağlı kurumlar arasında medrese de vardı.[4] Zamanla yıkılan medrese binasının ayakta kalan tek kısmı, taçkapısının yer aldığı kuzey cephesi beden duvarının bir bölümüydü. Girişindeki kitâbesine göre yapı, Şeyh Abdurrahman tarafından 1818 ya da 1819 yılında onarılarak tekrar hizmete girdi.[5][1] Bu kapsamda, ayakta kalan duvarın batı cephesine bitişik olacak şekilde yeni bir yapı inşa edilmişti. Taçkapının arkasında kalan arazi ise zaman içinde hazîre olarak kullanılmaya başlandı.[6]

Medrese, 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Sühreverdilik etkisine girdi.[7] I. Dünya Savaşı esnasında bölgenin Rus işgaline uğramasından ötürü buradaki yerleşik Müslüman halkın bölgeden ayrılması sonucunda ara verilen medresedeki eğitim, Seyyid Molla İbrahim-i Mellekendî ile Seyyid Şeyh Abdullah-ı Mellekendî'nin girişimleri sonucunda 1925 itibarıyla tekrar başladı.[4] 1950'lerde, Seyyid Şeyh İhsan-ı Mellekendî ile birlikte Hâlidîlik etkisine girdi.[1][8]

Yapının kuzey cephesinde yer alan pencereleri, 1985 yılında köylüler tarafından yapılan bir onarım esnasında birleştirilerek büyütüldü.[9][10] Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 27-28 Nisan 1988 tarih ve 146 sayılı kararıyla yapı, "anıt niteliğinde kültür varlığı" olarak tescil edildi.[11] Medrese, 1990'larda faaliyetlerini sonlandırdı.[1] Günümüzde kullanılmayan yapının mülkiyeti Bitlis Vakıflar Bölge Müdürlüğündedir.[11]

Konumu ve mimarisi

Muş ilinin Bulanık ilçesine bağlı Mollakent'te, Mollakent Mezarlığı'nın kuzey sınırında yer alır.[10] Günümüzde varlığını sürdürmeyen yapı, doğu-batı doğrultusunda uzanan ve 7,71 × 18,69 m dış ölçülerindeki dikdörtgen planlı bir yapıydı. Günümüze yalnızca taçkapısının olduğu kuzey beden duvarının bir bölümü kalmış, günümüzdeki medrese binası ise bu duvarın batı cephesine bitişik olarak inşa edilmiştir.[12]

5,91 m yüksekliğindeki dikdörtgen şeklindeki taçkapı, dört basamaklı bir merdivenle hazireye açılır. Taçkapının saçaklığı, ön yüzleri silmeli ve profilli konsollara biner. Dış cephede basık, iç cephede ise sivri kemerli olan giriş açıklığı, sivri kemerli bir nişin içinde konumlanır. Bu sivri kemerin üst kısmı, mukarnas benzeri kemerciklerden meydana gelen bir bordürle çevrelenir. Aynı bordür, sivri kemerin her iki yandan oturduğu sütun başlığı görünümü verilen üzengitaşlarının iki yanı ile giriş açıklığının üst kısmında da bulunur. Sivri kemerin her iki yanındaki birer yuvarlak rozette, birer Davud Yıldızı yer alır.[13][10] Kavsarada konumlanan, 60 × 44 cm ölçülerindeki enine dikdörtgen şeklindeki beyaz mermer kitâbedeki metin, kabartma tekniğiyle celî sülüs üslubunda işlenmiştir. Dört satır hâlinde düzenlenen ve her biri dikdörtgen bir kartuşta bulunan sekiz dizeden oluşan Farsça metin şu şekildedir:[14][15]


Metin

حضرت شیخ عبدالرحمن دل سایم
صاحب خيرات مقبول كريم
از برای خواندن علم خدا
کرد این بنیاد بنای مستقیم
حمد لله شد تمام این مدرسه
همجنين بما معمور ندهد قديم
...[b]
گفت هاتف تاریخش اجرى عظيم" سنة ١٢٣٤

Çeviri yazı

Hazret-i Şeyh Abdurrahmân dil-i sâyim
Sâhib-i hayrât makbâl-i kerîm
Ez-berâ-yı hânden-i ilm-i Hudâ
Gerd în bünyâd binâ-yı müstakîm
Hamdü li'llâh şod temâm în medrese
Hemçünîn bemâ ma'mûr nedehed kadîm
Ey ...
Goft hâtif târîheş "ecrî 'azîm" sene 1234

Çeviri

Hazreti Şeyh Abdurrahman gönlü [kötülükten] uzak [zat]
Hayır sahibi ve kerem [Allah'ın] makbulüdür
Allah'ın ilminin okunması için
Bu yapıyı sağlam bir bina kıldı
Allah'a hamd olsun bu medrese tamamlandı
Öyle ki önceden bizim için bu kadar sağlam değildi
Ey ...
Tarihi için "sevabı çok büyük" dedi
Yıl 1234

Günümüzdeki medrese, ahlat taşından inşa edilmiş kâgir bir yapıdır. Batı-doğu doğrultusunda uzanan ve 12,28 × 8,20 m ölçülerindeki dikdörtgen planlı yapının kot seviyesi diğer cephelerden 1 m kadar aşağıda olan kuzey cephesi yola bakarken diğer cepheleri mezarlıkla çevrelenir. Yapının yüksekliği ise 4,45 m'dir. Medreseye giriş, kuzey cephesindeki altı basamaklı merdivenin ardından ulaşılan 1,21 × 2,21 m ölçülerindeki giriş sahanlığının ortasındaki kapıdan sağlanır. 0,77 m genişliğindeki tek kanatlı kapı, düz lentoludur. Duvarlarının dış cephelerinde saçak bulunmaz. Yapıyı örten ve yer yer çökmelerin olduğu düz toprak çatı, yapının iç kısmından enine hatıllarla desteklenir. Çatıda; batı, doğu ve güney yönlerine eğimli, yekpare taştan yapılan üç adet çörtenin yanı sıra iki adet taş baca bulunur.[17][18]

Yapıya girişin yapıldığı kapının ekseninde, 7,13 × 2,10 m ölçülerindeki koridor yer alır. Giriş kapının yukarısındaki pencere, içeriden dikdörtgen bir niş içerisindedir. Koridorun batı ve doğu duvarlarının güneylerinde, her iki yandaki dikdörtgen planlı odaya açılan düz lentolu birer kapı bulunur. Batı duvarının orta ekseninde mukarnas kavsaralı, güney duvarında ise daha büyük boyuttaki sade bir niş vardır.[19][12]

7,07 × 3,47 m ölçülerindeki batıdaki odanın kuzey duvarının orta ekseninde yer alan kare pencere ile doğu duvarının güneyindeki kapı düz lentoludur. Güney duvarının batı kenarındaki sade niş, odadaki nişlerin en büyüğüdür. Batı duvarının orta ekseni ile bunun kuzeyindeki birer özdeş kare niş, sadedir. Duvarın güney kısmındaki üç nişten ortadaki, sade bir kaide ile başlıklara sahip bir pilastere dayanan ikiz sivri kemerle sonlanır. Bu nişin her iki yanındaki daha küçük boyutlu birer niş ise dört dilimli kaş kemerli bir düzene sahiptir. Kaş kemerlerin yukarısına birer lale motifi kazılıdır. Doğu duvarının orta eksenindeki sivri kemerli niş ile bunun her iki yanındaki görece daha küçük boyutlu, dört dilimli kaş kemerlere sahip birer niş, odadaki diğer nişlere göre daha yukarıdadır. 7,26 × 3,45 m ölçülerindeki doğudaki oda; aynı kapı, pencere ve güney duvarı nişi düzenine sahiptir. Odanın doğu duvarının kuzey ve güneyinde yer alan birer üçlü niş grubu ise, batıdaki odanın doğu duvarındaki üçlü niş grubuyla aynı düzendedir.[13]

Notlar

  1. ^ Mellekent, Melekent, Mellekend ya da Melekend gibi farklı yazımları da vardır.[1][2]
  2. ^ Bu beyitin okunamadığı belirtilmiştir.[16]

Kaynakça

Özel
  1. ^ a b c d Arğun, Şaban; Yuca, İrşah Sami (Nisan 2019). "Muş Bulanık Mollakent/Mellekend Medresesi'nden bir âlim portresi: Şeyh İhsan-ı Mellekendî'nin hayatı ve icâzatnâmesi". e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi. 11 (1): 150-170. ISSN 1308-9633. 24 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Nisan 2024. 
  2. ^ Asna 2018, s. 135.
  3. ^ Arğun & Yuca 2018, ss. 189-190.
  4. ^ a b Arğun 2018, s. 191.
  5. ^ Yuca 2018, s. 65.
  6. ^ Öztürk 2018, ss. 111-112.
  7. ^ Asna 2018, s. 138.
  8. ^ Arğun 2018, s. 196.
  9. ^ Kulağuz 1997, s. 61.
  10. ^ a b c Evren, Adil (1997). "Bulanık, Abri (Esenlik) ve Mollakent köylerinde bir araştırma". Türk Etnografya Dergisi (70): 1-24. 25 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Nisan 2024. 
  11. ^ a b Öztürk 2018, s. 111.
  12. ^ a b Öztürk 2018, s. 112.
  13. ^ a b Kulağuz 1997, ss. 62-63.
  14. ^ Kulağuz 1997, ss. 60-61.
  15. ^ Güneş, Burhanettin (2003). Van Gölü Havzası Türk Mimarisinde Yazı Sanatı (doktora). Van: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim Dalı. ss. 211-212. 
  16. ^ Kulağuz 1997, s. 60.
  17. ^ Kulağuz 1997, ss. 61, 63.
  18. ^ Öztürk 2018, ss. 111-114.
  19. ^ Kulağuz 1997, s. 62.
Genel
  • Arğun, Şaban; Yuca, İrşad Sami (Aralık 2018). "Doğu Anadolu'nun Kadim Bir Beldesi Mollakent'te Medrese ve Nakşibendilik Geleneği". Gürer, Dilaver; Şimşek, Murat (Ed.). Buhara'dan Konya'ya İrfan Mirası ve XIII. YY. Medeniyet Merkezi Konya. Konya: Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları. ISBN 978-605-389-344-8. 
  • Asna, İbrahim Burçin (Ağustos 2018). "Mollakent Medresesinde Kültürel ve Sosyal Yaşam". Orçan, Mustafa; Arıcan, Musa Kâzım; Kala, Muhammed Enes; Tuğrul, Mehmet (Ed.). 4. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi - 13-15 Ekim 2007. İstanbul: Türkiye Yazarlar Birliği Yayınları. ISBN 978-605-83277-9-5. 
  • Kulağuz, Bülent Nuri (1997). Muş ve Çevresindeki Türk Mimari Eserleri (yüksek lisans). Van: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji ve Sanat Tarihi Anabilim Dalı. 
  • Yuca, İrşad Sami, (Ed.) (Nisan 2018). Mollakent (1. bas.). Ankara: Gece Kitaplığı. ISBN 978-605-288-365-5. 
    • Öztürk, Şahabettin (Nisan 2018). "Muş Bulanık Mollakent'teki Mimari Yapılara Genel Bir Bakış". Mollakent. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">İshak Paşa Sarayı</span> Tarihî saray

İshak Paşa Sarayı; Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan bir saraydır. Yapımına 1685 yılında başlanan ve 1784'te tamamlanan saray; içinde barındırdığı cami, türbe, kütüphane, mahzenler, koğuşlar, harem ve selamlık bölümleri ile büyük bir yapı kompleksidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilmesine karşın genel olarak Selçuklu mimarisinden izler taşıyan İshak Paşa Sarayı'nda; Batı kökenli barok, gotik, rokoko ve ampir gibi sanat akımlarının etkileri de gözlemlenir. 2000 yılından beri UNESCO'nun Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">İskenderpaşa Camii (Beykoz)</span>

İskender Paşa Camii, İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan bir külliyedir. Kanlıca İskelesi'nin önündeki küçük meydanda bulunmaktadır. I. Süleyman (Kanuni) ve II. Selim dönemlerinin devletin ileri gelenlerinden "Mağusa Fatihi" olarak tanınan Gazi İskender Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kanlıca Camii olarak da bilinir. İskender Paşa'nın 967/ 1559 tarihli vakfiyesi ile belirtilen bu mescidi, Mimar Sinan'ın tezkirelerinde "Kanlıca'da merhum İskender Paşa" ve "Camii İskender Paşa der Kanlıca" şeklinde kayıtlıdır. Caminin harim kapısı üzerindeki kitabede görülen 967/ 1559-60 tarihi külliyenin tamamlanma tarihi olarak kabul edilebilir. Yapıların tasarımı Mimar Sinan'a aittir.

<span class="mw-page-title-main">Şişli Camii</span> İstanbul, Türkiyede bir cami

Şişli Camii, İstanbul, Türkiye'de, Şişli ilçesinde bulunan bir camidir. Halâskârgazi Caddesi ile Abide-i Hürriyet Caddesi'nin kesişmesiyle oluşan bir adacıkta konumlanır.

<span class="mw-page-title-main">Melikgazi Türbesi</span> Danişmend Ahmed Gazinin, Tokatın Niksar ilçesinde bulunan Türbesi

Melikgazi Türbesi, Tokat ili Niksar ilçesinde bulunmaktadır. Niksar'ın fatihi Danişmendliler'in kurucusu olan Melik Danişmend Gümüştekin Ahmet Gazi olmuştur. Danişmend Gazi fetihten sonra Niksar'ı sahil Rumlarına karşı mücadelede kendisine hem bir üs hem de bu devletin başkenti olarak seçmiştir. Melik Gazi Türbesi Kayapaşa mahallesinde ziyaret edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Akçapınar, Mustafakemalpaşa</span>

Akçapınar, Bursa ilinin Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı bir mahalledir.Köyde Rumlara ait kilise bulunmaktadır. Akçapınar köyündeki Kilisenin adı Hagios Paraskeva'dır. kilise/cami öreni. 1904 tarihinde yaptırıldığı bilinmektedir. Camiye çevrilmiş ve giriş kapısına 1928 tarihi yazılmıştır. Doğu-batı doğrultusunda bazilika planlıdır. Kaosu, ahşap sütunlarla üçe ayrılmıştır. Apsis doğu duvar eksenindedir, iki yanında dikdörtgen nişler vardır. Güney ve kuzey duvarlarda basık kemerli üç, batı duvarında kare planlı bir pencere bulunmaktadır. Yapı içten harap ve terk edilmiş durumdadır.

<span class="mw-page-title-main">İnce Minareli Medrese</span>

İnce Minareli Medrese, Konya ili, Selçuklu İlçesi'nde, Alaaddin Tepesi'nin batısındadır. Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus devrinde Vezir Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından, hadis ilmi öğretilmek üzere 663 H.(1264 M.) yılında inşa ettirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Çifte Minareli Medrese (Erzurum)</span> Erzurum, Türkiyede bir medrese

Çifte Minareli Medrese, Türkiye'de Erzurum İlinde bulunmaktadır. Selçuklular dönemine aittir. Bu tarihî eser günümüze kadar varlığını koruyabilmiş ve bulunduğu şehrin sembolü haline gelmiştir. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilir.

<span class="mw-page-title-main">Yakutiye Medresesi</span>

Yakutiye Medresesi, Türkiye'de Erzurum İlinde bulunmaktadır. İlhanlı hükümdarı Olcaytu zamanında Emir Hoca Cemalettin Yakut tarafından 1310 yılında inşa ettirilmiştir. Kapalı avlulu, eyvanlı ve revaklı medrese tipinin Anadolu’daki en büyüğü olup, günümüze kadar iyi korunarak varlığını koruyabilmiş örneklerinden biridir. Erzurum ilinin sembollerinden biridir. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Kapu Camii, Konya'da 17. yüzyıl Osmanlı dönemine ait tarihi cami. Şehirdeki Osmanlı camileri arasındaki en büyük camidir. Merkez Karatay ilçesi, Sarraflar caddesi üzerindeki caminin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olup, Karatay Müftüğülüğü'ne bağlı olarak faal durumdadır.

Kemeraltı Camii, İzmir'in Konak ilçesinde bulunan, adını içinde bulunduğu Kemeraltı Çarşısı'ndan alan, çarşının ana güzergahlarından olan Anafartalar Caddesi üzerindeki camidir. Yusuf Çavuşzade Ahmet Ağa Camii ve Mûsâ Bâlî Camii olarak da bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Tekor Bazilikası</span>

Tekor Bazilikası veya Aziz Sargis Kilisesi, 5. yüzyıl kilisesinin bugünkü fakir kalıntıları, önceden Tekor olarak bilinen Digor köyüne bakan bir yamaçtadır. 1915 Ermeni kırımı'ndan beri boş durmuyor ve harabeye dönmüş.

Kuşdili Köşkü, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan tarihî bir köşktür. Üzerindeki yazıttan 1904 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır fakat kimin yaptırdığına dair bilgi bulunamamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Hüsrev Paşa Camii</span> Sur, Diyarbakırda cami

Hüsrev Paşa Camii, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan tarihî bir camidir. Aynı ada sahip mahallede yer almaktadır. Divane Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Evliya Çelebi, 1655'te geldiği Diyarbakır'ın eserlerini anlatırken Hüsrev Paşa Camii'nin Mardin Kapısı yakınında kalabalık cemaate sahip "şirin" bir ibadet yeri olduğunu belirtmiştir.

<span class="mw-page-title-main">İç Kale</span> Diyarbakırda tarihî bir yer

İç Kale, Diyarbakır kentinin ilk yerleşim yeri olarak kabul edilen yerdir. Kentin kuzeydoğusunda, Dicle Nehri'nin 100 m kadar yükseğinde yer alır.

<span class="mw-page-title-main">Paşa Hamamı (Diyarbakır)</span> Diyarbakırda yer alan bir hamam

Paşa Hamamı ya da bilinen diğer adıyla Behram Paşa Hamamı, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan tarihî bir hamamdır.

<span class="mw-page-title-main">Amasya Sabuncuoğlu Tıp Ve Cerrahi Tarihi Müzesi</span>

Amasya Sabuncuoğlu Tıp Ve Cerrahi Tarihi Müzesi; Amasya ilinde yer alan ve eski bir bimarhanede yer alan müzedir.

<span class="mw-page-title-main">Yason Kilisesi</span> Perşembede Yason burnundaki kilise

Yason Kilisesi, Ordu ilinin Perşembe ilçesinde, Yason Burnu'nda bulunan Rum Ortodoks kilisesidir. Meryem Ana'ya adandığı için Panagia Rum Ortodoks Kilisesi olarak da bilinir. Üzerinde yer aldığı burundan dolayı Yason Kilisesi olarak anılır. Yason adının, Altın Post'un peşinden Kolheti ülkesine giden Argonotların önderi İason'dan geldiği düşünülmektedir.

Kulaksız Hamamı, İstanbul'un Beyoğlu ilçesindeki bir hamamdır.

<span class="mw-page-title-main">Hatuniye Medresesi (Karaman)</span>

Hatuniye Medresesi, Karaman'daki bir medresedir. Günümüzde Karaman Müzesi'nin bünyesinde ziyarete açık durumda olan yapıda sergi, toplantı, şiir ve müzik dinletileri gibi etkinlikler de gerçekleştirilir.

<span class="mw-page-title-main">Sasa Bey Hamamı</span>

Sasa Bey Hamamı ya da Şehir Hamamı, Akhisar'daki bir hamamdır. Sasa Bey tarafından 15. yüzyılda yaptırılan hamamın erkekler ve kadınlar bölümü vardı. Günümüzde kadınlar bölümü kısmen yıkılmış olup kullanılmazken erkekler bölümü faaldir.