
Safevî İmparatorluğu, Safevîler veya Safevî Devleti, 1501 ve 1736 yılları arasında varlığını sürdürmüş, sıkça modern İran tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen, İran tarihindeki en önemli hanedanlıklardan biri olan Türk kökenli Safevi Hanedanı tarafından yönetilmiş devlet. Bugünkü İran, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, Afganistan, Türkmenistan ve Türkiye'nin doğu kesiminde varlığını sürdürmüş, Şiî Onikiciliği resmî mezhep olarak kabul etmiş ve İran'ın varisi olduğu Safevî Hanedanı'nın devletidir.

Dürrânîler, Ahmed Şah Dürrânî'nin kurduğu Afganistan devleti 1747-1863 yılları arasında hüküm sürmüştür.

İran-Osmanlı Savaşları, 16 ilâ 19. yüzyıl arasında Osmanlı İmparatorluğu ile İran'da otoriteyi elinde bulunduran birbirinin devamı niteliğindeki çeşitli hanedanlar arasında gerçekleşmiştir. Osmanlılar ile İran arasındaki ilk savaş 1514 Çaldıran Muharebesi'dir. Son savaş ise 1821-1823 Osmanlı-İran Savaşı'dır.

I. İsmail, bilinen adıyla Şah İsmail veya tam unvanıyla Ebu'l-Muzaffer Bahadır el-Hüseynî, Safevî Tarikatı'nın lideri, Safevî Devleti'nin kurucusu ve ilk hükümdarıdır. Alevilik ve Bektaşilikte Yedi Ulu Ozan'dan birisi olarak kabul edilir.

I. Abbas veya Büyük Abbas, Safevi Hanedanlığının beşinci hükümdarı olan Şah Abbas, Safevi Hanedanı'nın en güçlü hükümdarı olarak gösterilir. Şah Muhammed Hüdabende'nin üçüncü oğludur. 3 Ekim 1587 tarihinde Türkmen şeflerinin desteklediği bir askerî darbe ile 17 yaşında tahta geçip 1629 yılına kadar 42 yıl hükümdar olarak kalmıştır. Hükümdar olduğu tarih Safevi Devleti açısından zorlu bir dönemdir. İçeride Türkmen aşiretleri arasındaki kanlı çatışmalar, doğuda Özbek akınları, batıda ise Osmanlı İmparatorluğu'nun baskısı altındaydı. Bu durumun kaçınılmaz sonucu olarak ülke ekonomik olarak da çözülmektedir. Tarımsal ve endüstüriyel üretim düşerken ticaret de çökmüştür.
Kızılbaş, eski dinî inanış ve kültürleri ile İslamiyeti kendilerine has bir şekilde birleştirip Şiilik'ten etkilenen Safevi Tarikatı müridleri için kullanılan terim.

I. Tahmasb, Safevî Devleti'nin ikinci hükümdarıdır.
Muhammed Hüdabende veya Hudabende, Muhammed Şah, Sultan Muhammed, 1578 ve 1587 yılları arasında hükümdarlık yapmış Safevî Devletinin 4. şahı.

Kirmanşah, İran'ın batısında büyük çoğunluğunu Gorani nüfusun oluşturduğu Kirmanşah Eyaleti'nin yönetim merkezi olan şehirdir.
Safevi şahı unvanı, 1501 sonbaharında I. İsmail'in Çabani ve Şerur savaşlarını kazandıktan sonra Tebriz'i ele geçirmesi ve kendisini Şah ilan etmesiyle kabul edilmiş ve 1736 yılında Nadir Şah olduktan sonra bu hanedandan alınmıştır.

Elkas Mirza, Safevi şahzadesi ve Şirvan Beylerbeyi, Şah Tahmasb'a karşı isyanın lideri. Elkas Mirza, Şah İsmail'nin hayatta kalmış dört oğlundan biridir.

Revan Kuşatması, 1615-1618 Osmanlı Safevi Savaşı'nda bir evre. Kuşatma Osmanlı ordusunun başarısızlığıyla sonuçlanmıştır.

Tebriz Kuşatması, 1603-1612 Osmanlı Safevi-Savaşı'nda bir evre. Kuşatma Safevi ordusunun başarısıyla ve Tebriz'in 18 yıl sonra tekrar Safevilerin idaresine geçmesiyle sonuçlanmıştır.

II. Abbas veya Sultan Muhammed Mirza, Safevilerin 7. şahı.

Şah Safî veya Sam Mirza, Safevi şahı.

İsa Han Safevi ve ya İsa Han Şeyhavend, I. Abbas (1587-1629) devrinde yüksek görevlerde hizmet eden Safevi Hanedanı'na mensup şahzade.

1730-1732 Osmanlı-İran Savaşı, 18. yüzyılda Osmanlı Devleti ile İran'daki Safevi Hanedanı arasında yapılmış olan bir savaştır.
Evez Bey Ustaçlı Kızılbaş aşiretlerinden olan Ustaçlıların Tamişli boyundan olan ve 16. yüzyılın başlarında görev yapan subaylarındandır.

I. Tahmasb'ın Anadolu seferi (1552) — Safevi imparatorluğunun ikinci hükümdarı Şah Tahmasb'ın Sultanı Süleyman'ın seferlerine yanıt olarak gerçekleştirilen yürüyüşü kabul edilir. Seferin amacı, Osmanlı İmparatorluğu'nun Osmanlıların bir sonraki seferde erzak sıkıntısı çekmesi, esir almak ve barışa zorlamaktı.
İran'daki Çerkesler İran'da etnik bir azınlıktır. İran'daki Çerkesler, diğer Çerkes diasporalarından farklıdır; çoğu Safevi ve Kaçar döneminden gelmektedir ve yoğun olarak Farslaşmıştır, ancak bir kısmı da 19. yüzyılın sonlarında Çerkes soykırımı sonucuna göç etmiştir. İran'daki Çerkesler son birkaç yüzyıldaki dönemlerde oldukça etkiliydi. Bunların büyük çoğunluğu Fars diline asimile olmuştur ve artık çok az sayıda kişi ana dillerini konuşan Çerkes dilini konuşmaktadır.