İçeriğe atla

Minimizasyon (psikoloji)

Minimizasyon (azımsama), tam inkârın mantıksız olduğu durumlarda rasyonelleştirme ile inkârın birleşiminden oluşan bir aldatma türüdür [1] . Abartmanın tam tersidir. Bir olayın veya duygunun önemini küçümsemek ya da onları önemsiz gibi göstermek, suçluluk duygusuyla başa çıkmada sıkça rastlanan bir stratejidir.[2] Minimizasyon ile ilgili kelimeler şunlardır:

  • küçümsemek
  • dikkate almamak
  • önemsiz göstermek
  • örtmece
  • geçersiz kılmak
  • hafife almak
  • az göstermek
  • küçültme
  • küçültmek
  • önemsizleştirmek
  • ehemmiyet vermemek
  • tefrit etmek

Manipülatif istismar

Azımsama, bir manipülasyon tekniği olarak kullanılabilir:

  • Suistimal eden kişilerin ve manipülatörlerin, tartışılmaz gerçeklerle yüzleştiklerinde kabahatlerini önemsiz gibi gösterdikleri gözlemlenmiştir.[3][4]
  • Suistimal eden kişilerin ve manipülatörlerin, kurbanlarının olumlu özelliklerini (yetenekler, beceriler vb.) küçümsedikleri gözlemlenmiştir.[5]

Israrlı takipçiler ve suçlu şüphelilerin sergilediği tipik psikolojik savunmalar arasında inkâr, rasyonelleştirme, azımsama ve suçun kurbana yansıtılması vardır.[6]

Minimizasyonun manipülatif bir teknik olarak kullanıldığı bir varyasyonu da, ortaya özgecil sebepler sürmektir: "Bunu bencil olduğum için ya da kazanç için yapmıyorum, kamu yararıyla ilgilenen sosyal olarak bilinçli bir insan olduğum için yapıyorum."[7]

Bilişsel çarpıtma

Minimizasyon, bilişsel çarpıtma şeklinde de olabilir:

  • Olumsuz duyguları kabul etmek ve onlarla ilgilenmekten kaçınmak için olumsuz duygulara sebep veren olayların etkisi ve önemi azaltılır.
  • Birinin davranışının başkaları üzerindeki olumsuz etkileriyle bilinçli bir şekilde yüzleşmekten kaçınmak için o olumsuz etkilerin farkındalığı azaltılır.
  • Kişiler arası yüzleşmeden kaçınmak için, başkalarının davranışlarının kendi üzerindeki etkisinin algılanması azaltılır.

Örnekler

  • Alayın veya hakaretin sadece bir şaka olduğunun söylenmesi.
  • Kötü hizmetten şikayet eden bir müşteriye, bu tür şikayetlerin yaygın olmasına rağmen diğer müşterilerden nadiren alındığının söylenmesi.
  • Bir organizasyondaki sorunlar, gerçekte çok yaygın ve sistemsel iken sorunların kaynağı olarak birkaç çürük elmanın gösterilmesi.
  • Patronunuzun sizi kibar bir şekilde reddetmek yerine sizi yönlendirmesi. (gerçek kanıtlar olsun ya da olmasın)

Okul zorbalığı, bir şaka olarak görülüp küçümsenebilir.

Okulda zorbalık, bazen akranlar veya öğretmenler tarafından gayri resmi olarak teşvik edilen, ritüelleştirilen ve hatta bir çeşit eşek şakası olarak küçümsenen bir tür mağduriyet veya fiziksel istismardır. Şaka ile zorbalık arasındaki temel fark, zorbalık eyleminde, zorba ile mağdur arasında eylem sürecinin de ötesinde kalıcı bir güç eşitsizliği kurulmasıdır.[8]

Yetersiz ifadeler

Yetersiz ifadeler, bir şeyin olduğundan daha az gösterildiği bir konuşma şeklidir. Yetersiz ifadeler, İngilizce konuşulan kültürlerde, özellikle İngiliz mizahında, mizahın temelidir. Bu mizahi biçimde, yetersiz ifadenin gerçek anlamda yorumlanmaması beklenir.

Daha sert ya da kırıcı ifadeler yerine kibar ifadelerin kullanıldığı örtmece ile ilişkili ancak birbirinden farklıdırlar.[9]

Öz saygı/depresyon

Olayları önemini azaltacak şekilde yeniden tanımlamak, kişinin benlik saygısını korumanın etkili bir yolu olabilir.[10] Depresyonla (klinik, bipolar ve kronik depresif duygudurum bozuklukları ile siklotimi olanlarda bulunur) ilgili sorunlardan biri tersini yapma eğilimidir: olumlu şeyleri önemsememe, övgüyü dikkate almama[11] ve kişinin kendi başarılarını görmezden gelmesi.[12] Öte yandan, Alfred Adler’in nevrozla savaşmak için kullandığı tekniklerden biri, nevrotik kişinin kendi semptomlarına yüklediği aşırı önemi[13] -kişinin kendi hastalığıyla gurur duymasından dolayı ortaya çıkan narsisistik kazanımları- en aza indirmekti.[14]

Sosyal Minimizasyon

Bir grubun, duyguları açığa vurma konusundaki genel fikir birliğini ifade eden ‘sergileme kuralları’, genellikle, poker suratında olduğu gibi, kişinin sergilediği duygu miktarını en aza indirgemeyi gerektirir.[15] Ufak ihlalleri içeren karşılıklı sosyal aktarımlar, genellikle mağdurun sosyal kuralları ihlal eden davranışı ‘indirgeme sözcükleri’ kullanarak[16] ‘Abartmaya değmez.’[17] gibi bir yorumla azımsamasıyla sonuçlanır. ‘İndirgeme sözcükleri’nin örnekleri ‘Önemli değil.’, ‘yalnızca biraz’, ‘çok az’ veya ‘sadece’ tarzı ifadelerdir. Bu örnekler özellikle inkâr etme amacında kullanışlıdır.[18] Daha geniş çapta bakıldığında, bir şeyleri daha iyi veya nötr olacak şekilde yeniden adlandırmak da -ölüm için ‘tali hasar’ demek gibi- bir minimizasyon şeklidir.

Literatürdeki Örnekleri

Monty Python ve Kutsal Kase filminde, Kara Şövalye karakterinin olduğu bir sahnede, absürt seviyede bir minimizasyon örneği sergileniyor. Şövalyenin sol kolunun kesilmesine tepkisi “Bu sadece bir sıyrık.” oluyor. Karşılaştırdığımızda, Monty Python’ın Kirli Çatal eskizinde ise Monty Python ve Kutsal Kase filminde olan absürtlüğün tam tersi olan felaketleştirmeyi (katastrofize etmek) görürüyoruz.

Kaynakça

  1. ^ Guerrero, L., Anderson, P., Afifi, W. (2007). Close Encounters: Communication in Relationships (2nd ed.). Los Angeles: Sage Publications. {{ISBN?
  2. ^ Robert Hoyk/Paul Hersey, The Ethical Executive (2008) p. 68
  3. ^ Simon, George K. In Sheep's Clothing: Understanding and Dealing with Manipulative People (1996)
  4. ^ "Minimization: Trivializing Behavior as a Manipulation Tactic". 10 Ocak 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ağustos 2022. 
  5. ^ "Discounting, Minimizing, and Trivializing". 2 Ekim 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ağustos 2022. 
  6. ^ Abby Stein, Prologue to Violence (2006) p. 6
  7. ^ Kantor, Martin The Psychopathy of Everyday Life 2006
  8. ^ Goldsmid (2014). "Bullying by definition: An examination of definitional components of bullying". Emotional and Behavioural Difficulties. 19 (2): 210-225. doi:10.1080/13632752.2013.844414. 
  9. ^ Euphemism 16 Ekim 2007 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Webster's Online Dictionary.
  10. ^ E. R. Smith/D. M. Mackie, Social Psychology (Hove 2007) pp. 136–139
  11. ^ Paul Gilbert, Overcoming Depression (London 1999) pp. 63, 98
  12. ^ Jacqui Lee Schiff, Cathexis Reader (New York 1975) pp. 84–85
  13. ^ Alfred Adler, Superiority and Social Interest (1964) p. 192
  14. ^ Otto Fenichel, The Psychoanalytic Theory of Neurosis (London 1946) p. 462
  15. ^ Daniel Goleman, Emotional Intelligence (London 1995) p. 113
  16. ^ Robert Hoyk/Paul Hersey, The Ethical Executive (2008) pp. 68–69
  17. ^ Erving Goffman, Relations in Public (1972) p. 177
  18. ^ N. Symington, Narcissism (1990) p. 116

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Karl Marx</span> Almanya doğumlu filozof (1818–1883)

Karl Marx, 19. yüzyılda yaşamış Alman filozof, politik ekonomist ve bilimsel sosyalizmin kurucusu. Bir müddet gazetecilik de yapan Marx, iktisadi ve beşerî konularda eleştirel fikirler ve tespitler ortaya koymuştur.

<span class="mw-page-title-main">C (programlama dili)</span> programlama dili

C, yapısal bir programlama dilidir. Bell Laboratuvarları'nda, Ken Thompson ve Dennis Ritchie tarafından UNIX işletim sistemini geliştirebilmek amacıyla B dilinden türetilmiştir. Geliştirilme tarihi 1972 olmasına rağmen yaygınlaşması Brian Kernighan ve Dennis M. Ritchie tarafından yayımlanan "C Programlama Dili" kitabından sonra hızlanmıştır. Günümüzde neredeyse tüm işletim sistemlerinin yapımında %95'lere varan oranda kullanılmış, hâlen daha sistem, sürücü yazılımı, işletim sistemi modülleri ve hız gereken her yerde kullanılan oldukça yaygın ve sınırları belirsiz oldukça keskin bir dildir. Keskinliği, programcıya sonsuz özgürlüğün yanında çok büyük hatalar yapabilme olanağı sağlamasıdır. Programlamanın gelişim süreciyle beraber programlamanın karmaşıklaşması, gereksinimlerin artması ile uygulama programlarında nesne yönelimliliğin ortaya çıkmasından sonra C programcıları büyük ölçüde nesne yönelimliliği destekleyen C++ diline geçmişlerdir.

<span class="mw-page-title-main">İktidar</span>

Sosyal bilim ve siyasette, İktidar, etkilerin sosyal üretimidir ve bu etkiler aktörlerin kapasitelerini, eylemlerini, inançlarını veya davranışlarını belirler. İktidar, sadece bir aktörün diğerine karşı zorlama yoluyla (zorlama) tehdit veya kullanımını ifade etmez, aynı zamanda kurumlar gibi yaygın araçlar aracılığıyla da kullanılabilir. İktidar, aynı zamanda aktörleri birbirine bağlı olarak düzenleyen yapısal biçimler olabilir ve söylemsel biçimler alabilir, çünkü mevkiler bazı davranış ve gruplara diğerlerine göre meşruluk sağlayabilir.

<span class="mw-page-title-main">Antisemitizm</span> Yahudi ulusuna, kültürüne ve dinine karşı duyulan düşmanlık, önyargı veya ayrımcılık

Antisemitizm (anti-semitizm), Yahudi milletine karşı duyulan düşmanlık, nefret, ön yargı veya ayrımcılıktır. Bu tür pozisyonlara sahip bir kişiye antisemit denir. Antisemitizm bir ırkçılık olarak kabul edilir.

Sanrı, kanıtlar ışığında değiştirilemeyen yanlış ve sabit bir inançtır. Bir patoloji olarak, yanlış veya eksik bilgi, konfabulasyon, dogma, yanılsama, halüsinasyon veya algının diğer bazı yanıltıcı etkilerine dayanan bir inançtan farklıdır, çünkü bu inançlara sahip bireyler kanıtları gözden geçirdikten sonra inançlarını değiştirebilir veya yeniden ayarlayabilirler. Yine de:

<span class="mw-page-title-main">Zorbalık</span> kişinin kendinden zayıf ya da küçük gördüğü birini kasıtlı olarak korkutması durumu

Zorbalık; psikolojide ve hukukta, daha üstün konumda ya da güçlü olanın karşısındakini -genellikle istediklerini yaptırmak amacıyla- etkilemesi, ezmesi ve gözünü korkutması. Bu durum, doğrudan sözlü veya fiziksel tacizi içerebileceği gibi isteksiz birini zorla ikna etmek, tehdit ederek ya da manipüle ederek istediklerini yaptırmak gibi daha üstü örtülü yöntemleri de kapsar. Zorbalığın en yaygın örneklerine okulda öğrenciler arasında veya aile içerisinde genellikle ebeveynlerden birisi olmak üzere bir bireyin diğer aile üyelerine yaptığı zorbalık şeklinde rastlanır. Eğer zorbalık eden taraf bir grup ise, eylem mobbing olarak adlandırılır.

Varoluş, felsefe tarihi boyunca önem taşımış, her tür felsefi tartışmanın merkezinde yer almış felsefe kavramlarından biridir. Var olanların varlığını bildirir, öz'ün karşıtıdır, yani bir şeyin ne olduğunu değil var olduğunu bildirir. Salt bir var olma durumu olarak varoluş. Felsefe akımlarında ya da okullarında pek çok farklı anlamlarda kullanılıp değerlendirilmiştir. Örneğin skolastik felsefede varoluş, var olan her şeyin gerçekliğini bildirir. Daha dar ve doğa bilimsel anlamda ise varoluş, belirli bir bağlamda uzay-zaman boyutunda yer almak ya da şimdi ve burada var olmak anlamında belirtilir.

<span class="mw-page-title-main">Stoacılık</span> felsefi sistem

Stoacılık, MÖ 3. yüzyılın başlarında Atina Agorası'nda Kıbrıslı Zenon tarafından kurulan bir Helenistik felsefe ekolüdür. Mantık sistemi ve doğal dünya hakkındaki görüşleriyle beslenen bir kişisel erdem etiği felsefesidir ve erdem pratiğinin eudaimonia'ya ulaşmak için hem gerekli hem de yeterli olduğunu savunur: Kişi etik bir yaşam sürerek gelişir. Stoacılar eudaimonia'ya giden yolu erdemi uygulayarak ve doğaya uygun yaşayarak geçirilen bir hayatla özdeşleştirmişlerdir.

Karma, Sanskrit dilinde “yapmak, eylemek, bir fiilde bulunmak” anlamındaki “kri” sözcüğünden türetilmiştir. Karma sözcüğü farklı sözcüklerle birlikte kullanılarak; karma yasası, karmik plan ve karmik telafi gibi farklı anlamlara gelen terimlerin oluşturulmasında kullanılmıştır. Hinduizm, Budizm, Jainizm, Taoizm, Sihizm ve teozofide kullanılan bir terimdir.

<span class="mw-page-title-main">Orta Çağ'da Avrupa mutfağı</span> 5. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Avrupa kültürlerinin besinleri, yeme alışkanlıkları ve yemek pişirme yöntemleri

Orta Çağ Avrupa mutfağı, 5. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Avrupa kültürlerinin besinlerine, yeme alışkanlıklarına ve yemek pişirme yöntemlerine verilen genel addır. Bu dönem boyunca beslenme düzeni ve pişirme yöntemleri Avrupa genelinde değişimlere uğramış ve tüm bu değişiklikler Avrupa'nın modern mutfak kültürünün temelini oluşturmuştur.

Risk veya riziko, bir olayın gerçekleşme olasılığı ve olaydan etkilenme olanağı. Değerler, fiziksel sağlık, toplumsal statü, duygusal durum ya da görülemeyen belirli bir eylem, aksiyon ya da eylemsizlik sonucu risk alındığında kazanılabilir ya da kaybedilebilir. Risk aynı zamanda belirsizlikle kasıtlı etkileşim olarak da tanımlanabilir. Belirsizlik olası, tahmin edilemeyen, ölçülemeyen ve kontrol edilemeyen sonuç olup; risk bu sonuca rağmen karar almanın bir neticesidir.

İslam ve antisemitizm, Yahudilere ve Yahudiliğe karşı İslami öğretiler ve İslam hakimiyeti altındaki Yahudilere yapılan muamelelerle ilgilidir.

Satoshi Kon, Hokkaidō, Sapporo doğumlu Japon film direktörü, animatör,senarist ve manga sanatçısıdır. Japanese Animation Creators Association (JAniCA) üyesidir. Musashino Sanat Üniversitesi'nin Görsel Tasarım bölümünden mezun olmuştur. Perfect Blue (1997), Tokyo Godfathers (2003) ve Paprika (2006) anime filmleriyle bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Albert Victor (Clarence ve Avondale dükü)</span> Birleşik Krallık Prensi

Prens Albert Victor, Clarence ve Avondale Dükü, Galler Prensi ve Prensesi'nin en büyük çocuğu ve o zamanlar hükümdar olan Birleşik Krallık hükümdarı Kraliçe Victoria torunuydu. Doğduğu andan itibaren Birleşik Krallık taht sıralamasında ikinci sıradaydı, ancak babası ve büyükannesinden önce öldüğü için kral olamadı.

Propaganda üretmek için sosyal psikoloji araştırmalara dayanan bir dizi propaganda tekniği kullanılmaktadır. Propagandacılar, bazen ikna edici olmakla birlikte genelde geçerli olmayan argümanlar kullandıklarından, bu tekniklerin çoğu mantıksal yanılgılar olarak sınıflandırılabilir.

Üzgün palyaço paradoksu, komedi ile depresyon ve anksiyete gibi ruhsal bozukluklar arasında gösterilen çelişkili bağlantıya atıfta bulunur. Bazı komedyenler ve oyuncular; erken yaşamlarında, komedinin, gerilme hissinin ve bastırılmış fiziksel öfkenin sözlü bir çıkış yoluyla serbest bırakılması olarak geliştiği, yoksunluk ve tecrit duygularıyla karakterize edilir.

Ahlaki Duygular Teorisi, Adam Smith tarafından yazılan 1759 tarihli bir kitaptır.

Stres yönetimi, bir kişinin stres düzeyini, özellikle de kronik stresi, genellikle günlük işleyişin iyileştirilmesi amacıyla kontrol etmeyi amaçlayan bir psikoterapi yelpazesidir. Stres, her bireyin duygu durumsal faktörlerine göre değişen çok sayıda fiziksel ve zihinsel semptom üretir. Bunlar, baş ağrıları, göğüs ağrısı, yorgunluk ve uyku sorunları gibi fiziksel sağlıktaki düşüşü ve depresyonu içerebilir. Stres yönetimi süreci, modern toplumda mutlu ve başarılı bir hayatın anahtarlarından biri olarak gösterilmektedir. Hayat genellikle üstesinden gelinmesi zor olabilen çok sayıda talep sunar, ancak stres yönetimi, kaygıyı yönetmenin ve genel mutluluğu sürdürmenin çeşitli yollarını sunar. Her biri stresi kontrol etmek için farklı mekanizma açıklamalarına sahip birkaç stres yönetimi modeli vardır. Hangi mekanizmaların fiilen işlediğini ve uygulamada etkili olduğunu daha iyi anlamak için çok daha fazla araştırma yapmak gereklidir.

<span class="mw-page-title-main">Beck'in bilişsel üçlüsü</span> Depresyonun 3 anahtar elementi

Negatif üçlü olarak da bilinen Beck'in bilişsel üçlüsü, depresyondaki bir kişinin inanç sisteminin üç temel unsurunun bilişsel-terapötik bir görünümüdür. 1960'lı yılların erken dönemlerinde başlayan, klinik çalışmalardan ve deneysel gözlemlerden elde edilmiştir. Kişilerin nasıl hissettiklerini, yaşadıkları durumları nasıl yorumladıklarını ve kendilerine yapılandırdıklarını belirten psikopatoloji modelidir. 1967'de Aaron Beck tarafından önerilmiştir. Üçlü, Beck'in bilişsel depresyon teorisinin parçasıdır ve kavram BDT'nin parçası olarak, özellikle Beck'in "Olumsuz Otomatik Düşüncelerin Tedavisi" (TNAT) yaklaşımında kullanılır.

Kibar kurgu, tüm katılımcıların bir gerçeğin farkında olduğu, ancak çatışma veya utançtan kaçınmak için olayların alternatif bir versiyonuna inanıyormuş gibi davrandıkları sosyal bir durumdur. Kibar kurgular, kaba, nahoş veya saldırgan olabilecek bir kelime veya ifadenin, hem konuşmacının hem de dinleyicinin aynı anlama geldiğini anladığı başka bir kelime veya ifadeyle değiştirildiği örtmece ile yakından ilgilidir. Bilimsel kullanımda, "kibar kurgu" en az 1953'e kadar takip edilebilmektedir.