
Antiseptikler enfeksiyon, septisemi veya çürümeyi önlemek amacıyla canlı dokuya uygulanan mikrop karşıtı (antimikrobiyal) maddelerdir. Vücuttaki mikroorganizmaları öldüren antibiyotikler ile canlı olmayan nesnelerde bulunan mikroorganizmaları öldürmekte kullanılan dezenfektanlarla karıştırılmamalıdırlar. Bazı antiseptikler gerçekten mikrop öldürücüyken, yani mikropları öldürebilirken (bakteriyosidal), diğerleri bakteriyostatiktir ve sadece mikropların gelişimini önler veya baskılar. Antibakteriyeller sadece bakterilere karşı kullanılabilen antiseptiklerdir.
Bağışıklık (immünite), belirli bir mikroorganizmaya karşı vücudun direncidir.

Mikrobiyoloji, mikrorganizmaları inceleyen bilim dalıdır. Bakteriler, archaea, virüsler, protistler, mayalar ve küfler gibi mikroorganizmalar mikrobiyolojinin konu alanını oluştururlar. Mikrobiyoloji bilim dalının aktif olarak kullanıldığı uygulama alanları tıp, tarım ve endüstridir.

Difteri, halk arasında kuşpalazı olarak da bilinen, corynebacterium diphtheriae isimli mikroorganizmanın boğaz, burun, göz ve derideki yaralarda yerleşmesiyle ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık.

Pansuman, genel olarak ilk yardım ve acil tıpta yara tedavisi demektir. Yaraların mikroplardan temizlenmesi ve korunması için yapılan yıkama ve örtme işlemidir. Yara iyileşmesinin iyi, çabuk ve iz bırakmadan olması için bölgenin ölü dokulardan ve mikroorganizmalardan temizlenmesi ve dış ortamın zararlı etkilerinden korunması gerekir. Böylece hem mikropların hem de tahriş edici maddelerin yaraya ulaşması engellenmiş olur. Pansuman, ifraz maddelerini yaradan uzaklaştıran, emen, kanayan kısmı tampone eden, yaralı bölgenin anatomik ve fizyolojik durumunu muhafaza eden ve aseptik esaslar içinde uygulanan tedavidir. Yumuşak parafin pansumanlar, çinko bandajlar, esmark bandı, yapışkan bandaj, sıvı bandaj, koheziv bandaj, sargı bezi, gazlı bez yaygın kullanılan pansuman türleridir.

Bağıştıran ya da antijen vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi tarafından antikor üretimine yol açan yabancı moleküllerdir.
Otoantikorlar, vücudun bağışıklık sistemi tarafından mikroplar ya da virüsler yerine vücudun kendi hücrelerine karşı geliştirilen antikorlardır.

Otoklav, basınçlı su buharı ile doymuş bir ortamda 121 santigrat derece sıcaklıkta 15-20 dakikada sterilizasyon yapar. 1879'da Charles Chamberland tarafından icat edilmiştir. Otoklav ismi Yunanca auto- ve Latince clavis (anahtar) kelimelerinden türetilmiştir ve "kendinden kilitli cihaz " anlamına gelmektedir.
Etüv, belirli sıcaklıklarda mikrop üretme, sterilize etmekte, ısıtma, pişirme veya kurutma amaçlı kullanılan bir laboratuvar fırınıdır. Etüvler değişik hacimlerde olup, sıcaklık 60 °C ile 250 °C arasında analog veya dijital termostat ile ayarlanabilen, iki kat saç levhadan oluşmuş, hava geçirmez yapıdadırlar.

Pnömokok, vücudun farklı bölgelerinde ciddi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bir bakteri türüdür. Latince adı; Streptococcus pneumoniae şeklindedir.
- Dünyada her 30 saniyede bir çocuk, pnömokok mikrobunun yol açtığı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmektedir.

İğrenme veya tiksinme insanların kirli, yemeğe uygun olmayan ve mikroplu nesneleri itici bulma duygusudur.
Anlatıcı, edebiyat metinleri, sinema, tiyatro, televizyon dizileri vesaire gibi alanlarda söz konusu olan olayı anlatan hayalî varlıktır. Anlatıcıların olayda çeşitli fonksiyonları vardır: olayları yorumlarlar, yönlendirici görevi üstlenirler, tanıklık ederler vs.

Bir mikroorganizma veya mikrop mikroskobik bir organizmadır. Mikroorganizmaları inceleyen, Anton van Leeuwenhoek'un kendi tasarımı olan bir mikroskop kullanarak 1675'te mikroorganizmaları keşfetmesi ile başlayan bilim dalına mikrobiyoloji denir.

Irving Langmuir, Amerikalı Nobel Kimya ödülüne sahip kimyager.
Varol Yaşaroğlu, Türk animasyon yapımcısı ve karikatürist.

Kala-azar hastalığı sıcak ülkelerde görülen, sıtmaya benzer bir hastalıktır. “Dumdum humması” da denir. Kala-azar mikrobu karaciğer, dalak ve kemik iliğinin makrofajlarını enfekte edip orada çoğalabilen hücre içi parazitik bir enfeksiyondur. Hastalık oldukça yüksek bir ateşle başlar ve yükselip alçalarak haftalarca sürer. Bu sırada hastanın dalağı, karaciğeri büyür, hasta günden güne zayıflar, kansızlığa düşer, derisi kararır. Hastalık bir yıl kadar sürer, bu arada hasta bir deri bir kemik kalır verem gibi bir hastalığın da karışması üzerine ölüme sürüklenebilir.

Pirinç şarabı, geleneksel olarak Doğu Asya, Güneydoğu Asya ve Güney Asya'da tüketilen, pirinçten yapılan bir içkidir. Pirinç şarabı, şekerlere dönüştürülen pirinç nişastasının fermantasyonu ile elde edilmektedir. İşlem, bira ve viski üretiminde kullanılan ezme işlemine biraz benzemekle birlikte nişastayı şekerlere dönüştüren enzimlerin kaynaklarında farklılık göstermektedir. Pirinç şaraplarında mikroplar enzimlerin kaynağıdır.

Global Biodiversity Information Facility (GBIF) ya da Türkçe çevirisiyle Küresel Biyoçeşitlilik Danışma Tesisi, biyolojik çeşitlilik hakkında bilimsel veri sağlamak amacıyla İnternet üzerinden web hizmeti kullanmaya odaklanmış uluslararası organizasyon. Veriler dünya çapında birçok kurum tarafından sağlanmakta olup; GBIF'in bilgi mimarisi, bu verileri tek bir portal üzerinden erişilebilir ve aranabilir hale getirir. GBIF portalindan elde edilebilecek veriler öncelikle bitkiler, hayvanlar, mantarlar ve dünyadaki mikropların yanı sıra canlıların bilimsel isim verileri ile ilgili dağılım verileridir.

Enfeksiyon hastalıkları, bulaşıcı hastalıklar ve intaniye olarak da bilinir, bulaşıcı hastalıkların tanısı, tedavisi ve kontrol altına alınması alanında uzmanlaşmış bir tıp dalı. Bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı büyük ölçüde hastane kaynaklı enfeksiyonlarla ya da hastane dışında gelişen salgınlarla mücadele eder.

Verminofobi, germofobi, germafobi, bakillofobi veya bakteriyofobi olarak da bilinen mizofobi, kontaminasyon ve mikropların patolojik korkusudur. Terim, 1879'da William A. Hammond tarafından defalarca ellerini yıkayarak sergilenen bir obsesif-kompulsif bozukluk vakasını (OKB) tarif ederken icat edildi. Mizofobi uzun zamandan beri zorlayıcı el yıkama ile ilgilidir. Doğrudan anormal kir ve pislik korkusuyla ilgili isimler arasında, molopobi veya molizofobi, ripofobi ve rupofobi yer alır; oysa bakteri fobisi ve bakteriyofobi terimleri, genel olarak bakteri ve mikrop korkusu anlamına gelir.