İçeriğe atla

Mevsimsel üreme

Yılın yalnızca belirli zamanlarında başarı ile çiftleşen hayvan türleri mevsimsel üreme özelliğine sahiptir. Yılın belirli zamanları, ortam sıcaklığı, besine ve suya ulaşılabilirlik ve diğer türlerin avlanma davranışlarında değişiklik gibi faktörler nedeniyle yavruların hayatta kalma şansının en uygun düzeyde olmasına olanak verir.[1] Bu türlerde cinsel ilgi ve davranışlar yalnızca bu dönemde ortaya çıkar ve karşılık bulur. Mevsimsel üreme özelliğine sahip hayvanların dişileri yalnızca "kızıştığında" ya da doğurgan olup erkeği kabul edebildiğinde bir ya da daha fazla östrus hâline girer. Yılın diğer dönemlerinde ise cinsel döngülerinde östrus dışı hâlde kalırlar. Mevsimsel üreme özelliğine sahip hayvanların erkeklerinde yıl içinde döneme göre testosteron düzeylerinde, testis ağırlığında ve fertilitede değişiklikler sergileyebilirler.[2]

Çevrelerindeki koşullar uygun olduğunda üreyen hayvanlar fırsatçı üreme özelliğine sahip iken, insanlar gibi tüm yıl boyunca üreyebilenler ise sürekli üreme özelliğine sahiptir.

Mevsimsel üreme zamanlaması

Üreme mevsimini çeşitli değişkenler etkileyebilir.[3] Zamanlamada en önemli etkilerden biri besin bulunabilirliğidir. Organizmalar genellikle stresli üreme olaylarını besin bulunabilirliliği ile aynı zamana denk getirirler. Ancak diğer faktörlerin önemi ve bu genellemenin geçersizliği nedeniyle bu her zaman doğru değildir. Örneğin yüksek enlemlerde üreyen türler için üreme esnasında değil ama üremeden önce besin bulunabilirliği daha önemlidir. Diğer faktörler de önem taşır. Örneğin sık sık avlanan türler avcı yoğunluğunun en yüksek noktaya erişmesinden farklı zamanlarda üremelerini gerçekleştirebilirler.[4]

Fizyoloji

Hormon düzenleme işlevi nedeniyle üremede merkezi kontrolun hipotalamus olduğu kabul edilir.[5] Dolayısıyla üremeye ne zaman hazır olunacağını belirleyen faktörler bu dokuyu etkiler. Bu özellikle gonadotropin salgılatıcı hormonun (GnRH) üretiminde olan değişikliklerle düzenlenir. Hipofize geçen GnRH, üreme işlevi ve davranışları için çok önemli olan hipofiz hormonları, LH ve FSH gonadotropinlerinin kan akışına salgılanmasını sağlar. Gonadotropin salgılanmasındaki değişiklik dişilerde östrus dışı hâlin sonlanmasını başlatır.

Gün uzunluğu

Mevsimsel üremeye hazırlık günün uzunluğu ile oldukça bağlantılı olarak düzenlenir (fotoperiyodizm.) Fotoperiyod muhtemelen epifiz tarafından melatonin salgılanmasını değiştirerek hipotalamusta GnRH salgılanmasını sağlamaktadır.[3]

Dolayısıyla mevsimsel üreme özelliğine sahip türler fertilite dönemlerine göre gruplara ayrılabilir. "Uzun günlerde üreyen" hayvanların dişileri ilkbaharda günler uzadığında östrus hâline gelirken sonbahar ve kış aylarında östrus dışı hâle geçer. Uzun günlerde üreyen hayvanlar arasında örnek olarak halka kuyruklu makiler, atlar, hamsterlar, dağ sıçanları ve vizonlar gösterilebilir. "Kısa günlerde üreyen" hayvanların dişileri ise sonbaharda günler kısaldığında östrus hâline geçerken ilkbahar ve yaz aylarında östrus dışı hâle geçerler. SOnbaharda gün ışığının azalması retina sinirlerinin ateşlemesi azaltır, bu nedenle üst servikal sinir düğümünün uyarımı azalır, bu da epifizin inhibisyonunu azaltır ve sonucunda melatonin salgılanmasında artış olur. Melatonin artışı GnRH artışını, o da üreme döngüsünü uyaran LH ve FSH artışını tetikler.[6]

Kaynakça

  1. ^ Prendergast, B. J. (2005). "Internalization of seasonal time". Horm. Behav. 48 (5). ss. 503-511. doi:10.1016/j.yhbeh.2005.05.013. PMID 16026787. 
  2. ^ Johnson, A.D. (1970). Development, Anatomy, and Physiology. Academic Press. ISBN 0-12-386601-4. 14 Eylül 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Mayıs 2020. 
  3. ^ a b Lehman, M. N.; Goodman, R. L.; Karsch, F. J.; Jackson, G. L.; Berriman, S. J.; Jansen, H. T. (1997). "The GnRH System of Seasonal Breeders: Anatomy and Plasticity". Brain Res. Bull. 44 (4). ss. 445-457. doi:10.1016/S0361-9230(97)00225-6. PMID 9370210. 
  4. ^ Williams, Cory T.; Klaassen, Marcel; Barnes, Brian M.; Buck, C. Loren; Arnold, Walter; Giroud, Sylvain; Vetter, Sebastian G.; Ruf, Thomas (2017). "Seasonal reproductive tactics: annual timing and the capital-to-income breeder continuum". Philosophical Transactions of the Royal Society B: Biological Sciences. 372 (1734). s. 20160250. doi:10.1098/rstb.2016.0250. ISSN 0962-8436. PMC 5647277 $2. PMID 28993494. 
  5. ^ "An Overview of the Hypothalamus". EndocrineWeb. 2 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Ocak 2017. 
  6. ^ L. Senger, Phillip (2005). Pathways to Pregnancy and Parturition (2. gözden geçirilmiş bas.). s. 154. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Hormon</span> İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin ve benzeri fizyolojik etkisi olan maddelerin genel adı

Hormon,, çok hücreli organizmalarda fizyoloji ve davranışı düzenlemek için karmaşık biyolojik süreçler yoluyla uzak organlara veya dokulara gönderilen sinyal molekül sınıfıdır.

<span class="mw-page-title-main">Endokrin sistem</span>

Hayatta kalmak, büyümek ve çoğalmak için, insan dahil çok hücreli bir organizmanın, fizyolojik talepleri ve çevresel zorlukları karşılamak için dokular, organlar ve organ sistemleri arasında etkili bir uyuma sahip olması gerekmektedir. Endokrin sistem, iç ve dış koşullara yanıt vermektedir. Ayrıca kanalsız organ ve dokulardaki salgı hücreleri tarafından üretilen hormonlar aracılığıyla iletişim kurmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Eşeyli üreme</span> iki canlı organizma arasında genetik malzemelerin birleştirilmesi suretiyle yeni bir canlının oluşması

Eşeyli üreme, iki canlı organizma arasında genetik malzemelerin birleştirilmesi suretiyle yeni bir canlının oluşması olayıdır. Burada iki ana süreç vardır: kromozom sayısını yarıya indiren mayoz bölünme ile iki gametin birleştiği ve eski kromozom sayılarına ulaştığı döllenmedir. Mayoz bölünme sırasında, her bir çiftin kromozomları, homolog rekombinasyon elde etmek için krossing over yoluyla parça değişimi yaparlar.

<span class="mw-page-title-main">Van kedisi</span> Kedi türü

Van kedisi, adını Van Gölü bölgesine dayanan köklerinden alan, iyi bir yüzücü olan, gözleri mavi veya yeşil rengi ya da biri mavi diğeri yeşil olabilen bir kedi ırkı. Genelde Van kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Âdet (tıp)</span> rahim olayı

Âdet, hayız, menstrüasyon veya regl, kadınlarda ve bazı diğer yüksek dişi primatlarda, rahim iç yüzeyinde oluşan damar ve dokuların kan ile birlikte vücuttan atılması şeklindeki fizyolojik olay. Doğurgan kadınlarda üreme ve döllenme amacıyla meydana gelen değişiklikler için kullanılan bilimsel bir terimdir. Menstrüasyon halk arasında aybaşı olarak da bilinir. Fiil olarak genellikle âdet görmek ya da regl olmak şeklinde kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Melatonin</span> Melatonin, genellikle geceleri epifiz bezi tarafından salgılanan bir hormondur ve uzun süredir uyku-uyanıklık döngüsünün kontrolü ile ilişkilendirilmektedir.

Melatonin, genellikle geceleri epifiz bezi tarafından salgılanan bir hormondur ve uzun süredir uyku-uyanıklık döngüsünün kontrolü ile ilişkilendirilmektedir. Bir besin takviyesi olarak, genellikle jet lag veya vardiyalı çalışma gibi kısa süreli uykusuzluk tedavisi için kullanılır ve genellikle ağızdan alınır. Bununla birlikte, bu amaçla kullanım için faydalı olup olmadığı kesin olarak kanıtlanmamıştır. 2017'de yapılan bir araştırmada melatonin kullanımıyla uyku başlangıcının altı dakika daha çabuk gerçekleştiğini, ancak toplam uyku süresinde hiçbir değişiklik olmadığı tespit edildi.

Agnucaston, premenstrual sendrom, siklus bozuklukları, mastodini için kullanılan bir ilaçtır. Fructus Agni casti'nin ekstresini içerir.

<span class="mw-page-title-main">Hipofiz</span>

Hipofiz bezi veya diğer adıyla Pitüiter bez, bir fasulye tanesi büyüklüğünde yaklaşık 0,5 gram ağırlığında bir endokrin bezdir. Beyin tabanında, hipotalamusun altında bir çıkıntı şeklinde uzanır. Beyni örten dura mater ile çevrilmiştir. Hipofiz hormonu üretip salgılayarak Homeostasiyi düzenler. Bunu bütün iç salgı bezlerini denetleyerek yapar. Bu anlamda hipofiz, endokrin sistem ve sinir sistemi arasındaki en büyük organizasyon ağını kontrol eder. Hipotalamusun salgısı olan RF, kan yoluyla hipofizi uyarır ve hipofizin hedef organının uyarılmasını sağlayan hormonu üretmesini sağlar. Hipofiz bezi ön, orta ve arka lop olmak üzere üç parçalıdır. Ara lob insan embriyosunda görüldüğü halde, ergin insanda körelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Cinsel seçilim</span>

Cinsel seçilim veya eşeysel seçilim, Charles Darwin'in 1859 tarihli kitabı Türlerin Kökeni'nde açıkladığı kavramdır. Doğal seçilimin temel dayanaklarından biri olarak kabul edilen cinsel seçilim yaşam erkek bireyler arasında yaşanan dişiye sahip olma savaşından ileri gelmektedir. Charles Darwin'e göre cinsel seçilim: ...hayatta kalma çabasına bağlı değil, fakat erkekler arasında dişilerini baştan çıkarma çabasına bağlıdır, sonuç da başarısız olan rakibin ölümü değildir; ancak daha az veya hiç yavru olmamasıdır. ...herhangi hayvanın dişi ve erkeği ortak genel alışkanlıklara sahipse.. ancak yapı, renk veya desenleri açısından farklılıklar gösteriyorsa, bu tip farklılıklara genel anlamda cinsel seçilim neden olmuş olur.

Eşeyli üremenin evrimi, şu an güncel olan birkaç farklı bilimsel hipotez tarafından açıklanmaktadır. Eşeyli yolla üreyen tüm organizmalar tek hücreli ökaryot bir türden türemiş olup tek bir ortak atadan gelmektedir. Birçok protist, çok hücreli bitkiler, hayvanlar ve mantarlar gibi eşeyli üreme yoluyla çoğalırlar. Bdelloidea veya herhangi bir döllenme meydana gelmeden meyve oluşturabilme özelliğine sahip bazı partenokarp bitkiler gibi, ikinci derecede bu özelliği kaybetmiş olan bazı türler de bulunmaktadır. Eşeyli üremenin evrimi birbirleriyle ilişkili ama birbirlerinden farklı olan iki değişik konuyu ele alır. Bunlardan birincisi eşeyli üremenin kökeni, diğeri ise eşeyli üremenin korunarak devamlılığın sağlanmasıdır. Ancak eşeyli üremenin kökenine dair hipotezlerin deneysel olarak test edilmeleri zor olduğundan, güncel araştırmalar daha ziyade eşeyli üremenin nasıl korunduğu ve sürdürüldüğüne odaklanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Büyüme hormonu</span> hipotalamusun ön lobundan salgınanan hormon

Büyüme hormonu, Growth hormon (GH) veya Somatotropin; ön hipofizden salgılanan, peptit yapılı, insanlarda ve hayvanlarda büyüme, hücre üretimi ve yenilenmesini uyaran hormondur. Ön hipofizin somatotropik (asidofilik) hücrelerinde 191 aminoasitlik tek bir polipeptit zincir şeklinde üretilmektedir. GH sentez ve salınımı, hipotalamustan salgılanan GH-releasing hormon (GH-RH) tarafından kontrol altında tutulmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Âdet döngüsü</span> kadın üreme sisteminde (özellikle rahim ve yumurtalıklar) oluşan, hamileliği mümkün kılan düzenli doğal değişim

Âdet döngüsü, kadın üreme sisteminde oluşan, hamileliği mümkün kılan düzenli doğal değişimdir. Döngü oosit üretiminde ve rahmin hamilelik için hazırlanmasında gereklidir. Kadınların %80 kadarı âdetten 1-2 hafta önce bazı semptomlar yaşadığını bildirmiştir. Bu yaygın semptomlar arasında akne, memelerde hassasiyet, şişkinlik, yorgunluk hissi, sinirlilik ve ruh hâli değişiklikleri yer almaktadır. Bu semptomlar, gündelik hayatı etkiler ve bu nedenden ötürü bu durum, kadınların %20 ila 30'unda premenstrüel sendrom olarak nitelendirilir. %3 ila 8 oranında şiddetli geçer.

Bu, belirli biyomolekülleri veya biyomolekül tiplerini açıklayan makalelerin bir listesidir.

<span class="mw-page-title-main">Biyotik faktör</span> başka bir organizmayı etkileyen veya ekosistemi şekillendiren herhangi bir canlı faktör

Biyotik faktörler veya biyotik bileşenler, başka bir organizmayı etkileyen veya ekosistemi şekillendiren herhangi bir canlı faktör olarak tanımlanabilir. Bu, hem ekosistemlerindeki diğer organizmaları tüketen hayvanları hem de tüketilen organizmaları içerir. Biyotik faktörler arasında insan etkisi, patojenler ve hastalık salgınları da yer alır. Her biyotik faktörün, her gün, yaşayabilmesi ve çalışabilmesi için uygun miktarda enerjiye ve beslenmeye ihtiyacı vardır.

Hipogonadizm (hypogonadism), cinsiyet hormonlarının yetersizliğidir. Gonadotropik hormonlar (GnRH) hipotalamusta üretilir ve özel bir kan dolaşım sistemiyle hipofize yönlendirilir. Gonadotropik hormonlar (GnRH), gonadotropin salgılatıcı hormonlardır; hipofizi uyarır ve hipofiz gonadotropinleri üreterek kan dolaşımına boşaltır. Hipofiz ön lobuna ulaşan GnRH, follitropin (FSH) ve lutropin (LH) adı verilen iki gonadotropin hormonun aralıklı olarak kana verilmesini (sekresyonunu) tetikler. Pulsatil sekresyon olarak bilinen bu mekanizmada; her 60-90 dakikada bir, 1 dakika süreyle hipofize gelen GnRH uyarısıyla gonadotropin hormonlar kan dolaşımına verilir. Hipofizden kan dolaşımına dökülen gonadotropin hormonlar, kadınlarda ovaryumlara (yumurtalık), erkeklerde testislere ulaşarak cinsiyet hormonlarının üretimini tetikler; GnRH, kadınlarda yumurtlamayı ve östrojen hormon üretimini düzenleyen folikül uyarıcı hormon (FSH) ve luteinize edici hormon (LH) sentezini tetikler. LH testislerdeki Leydig hücrelerinden testosteron salgılanmasını denetler ve sperm üretimini uyarır. FSH ve LH sekresyonu, yine hipofiz ön lobunda üretilen ve prolactin adı verilen hormon tarafından frenlenir. LH testislerdeki Leydig hücrelerinden testosteron salgılanmasını denetler.

<span class="mw-page-title-main">Hipotalamus-hipofiz-gonad aksı</span> Üreme, ergenlik, cinsel dimorfizm ve davranışla ilişkili hormonal yolak

Hipotalamus-hipofiz-gonad aksı hipotalamus, hipofiz bezi ve gonadal bezlerin arasındaki etkileşimi ifade eder. Bu bezler genellikle birlikte işlev gösterdiğinden, fizyologlar ve endokrinologlar bunlardan tek bir sistem olarak bahsetmeyi uygun ve açıklayıcı buluyorlar.

<span class="mw-page-title-main">Epitalamus</span>

Epitalamus, diensefalonun (dorsal) arka bölümüdür. Diensefalon epitalamus, talamus, hipotalamus ve hipofiz bezini de içeren ön beynin bir parçasıdır. Epitalamus, habenüler çekirdekleri ve bunların birbirine bağlanan liflerini, habenüler komissürü, stria medullarisi ve epifiz bezini içerir.

Bir steroid olmayan antiandrojen (nonsteroidal antiandrogen) (NSAA) olan bikalutamidin farmakolojisi iyi karakterize edilmiştir. Farmakodinamik açıdan bikalutamid, testosteron ve dihidrotestosteron (DHT) gibi androjenlerin biyolojik hedefi olan androjen reseptörünün (AR) seçici antagonisti olarak işlev görür. Androjen reseptörünü etkinleştirme kapasitesi yoktur. Androjen seviyelerini düşürmez ve başka önemli bir hormonal aktivitesi yoktur. İlaç, androjen reseptörü antagonist aktivitesi nedeniyle progonadotropik etkilere sahiptir ve androjen, östrojen ve nörosteroid üretimini ve seviyelerini artırabilir. Bu, indirekt östrojenik etkiler, cinsel işlevin korunması gibi avantajlar ve jinekomasti gibi dezavantajlarla, cerrahi ve tıbbi kastrasyona kıyasla bikalutamid monoterapisinin çeşitli farklılıklarıyla sonuçlanır. Bikalutamid, kanserde birikmiş mutasyonlar nedeniyle geç evre prostat kanserini paradoksal olarak uyarabilir. Monoterapi olarak kullanıldığında, bikalutamid östrojenik etkileri nedeniyle erkeklerde meme gelişimini indükleyebilir. Diğer antiandrojenlerin aksine, testisler ve fertilite üzerinde daha az olumsuz etkisi olabilir.

kötü yumurtalık rezervi, düşük doğurganlık durumudur:

  1. Yumurtalıklarda az sayıda kalan oosit veya
  2. Muhtemelen bozulmuş preantral oosit gelişimi veya alımı.. Son araştırmalar, erken yumurtalık yaşlanması ve erken yumurtalık yetmezliğinin erken yumurtalık yaşlanmasının bir sürekliliğini temsil edebileceğini düşündürmektedir. Genellikle yüksek FSH seviyeleri eşlik eder.
<span class="mw-page-title-main">Spermatosit</span>

Spermatositler hayvanlarda bulunan erkek üreme hücreleridir ve olgunlaşmamış üreme hücreleri olan spermatogonyumdan türetilirler. Spermatositler testislerde, özellikle de seminifer tübül adı verilen bir yapı içerisinde bulunur. Primer ve sekonder spermatositler olmak üzere iki tip spermatosit vardır. Birincil ve ikincil spermatositler spermatositogenez ile oluşur.