İçeriğe atla

Mektûbat (Said Nursî)

Mektubat
YazarSaid Nursî
YayımcıEnvar Neşriyat
Sözler Neşriyat
RNK Neşriyat
Yeni Asya Neşriyat
Zehra Yayıncılık
Tenvir Neşriyat
İhlas Nur Neşriyat
Söz Basım Yayın
Hayrat Neşriyat
Mutlu Yayıncılık
Türkiye Diyanet Vakfı
Şahdamar Yayınları
ISBN978-605-9846-12-7
'Risale-i Nur' serisi

Mektubat (Osmanlı Türkçesi: مكتوبات), İslam alimi Said Nursî'ye ait kitap. 1928 ve 1935 yılları arasında kısım kısım yazılmış[1] olan eser aynı zamanda Risale-i Nur Külliyatının bir parçasıdır. Eserdeki soruların ise talebesi Hulusi Yahyagile ait olduğu ifade edilmektedir.[2]

Konusu

Kitapta çoğunlukla İslami ve imani konular hakkındaki soruların cevapları bulunmaktadır. Yazar İslami konulardan farklı olarak siyasete karşı tutumuna da eserde yer vermiştir.[3]

Cevaplandırdığı sorulardan bazıları şunlardır:

  • Hayat mertebeleri nelerdir?[4]
  • Allah'a iman ile tevhid mertebeleri nelerdir? "Allah'tan başka İlâh yoktur" hükmünün izahı nasıldır?
  • Sünnet-i seniyyeye ittiba etmek neden önemli?
  • İslam peygamberinin gösterdiği mucizeler nelerdir?[5]
  • İslam peygamberinin beşeri şahsiyeti ile şahsı manevisi nasıl anlaşılmalıdır?[5]
  • Ramazan ayında oruç tutmanın dünyevi ve uhrevi faydaları nelerdir?[6]
  • İslam peygamberinin birden fazla evliliğinin ve özellikle Zeynep bint-i Cahş ile evlenmesinin hikmetleri nelerdir?
  • İlk insan İslam peygamberi Âdem'in cennetten çıkarılması, insanların bir kısmının Cehenneme girmesi Şeytanın ve kötü şeylerin yaratılması, musibet ve belâların mâsum insanlara ve hayvanlara musallat edilmesinin hikmetlerini izahı nasıldır?[7]
  • Vahdetü'l-vücud meselesinin sırları nelerdir?

Bölümleri

1.Mektup: Dört suâlin cevabıdır.[8]

Birinci sual: Hazret-i Hızır'ın hayatı hakkında ve o münasebetle hayatın beş mertebesini gayet güzel ve mukni bir tarzda beyan eder.

İkinci sual: اَلَّذِى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ âyetindeki mevti, nimet sûretinde ve mahlûk olduğunun sırrını gayet güzel bir sûrette ispat eder ki, mevt dahi hayat gibi bir nimet ve hayat gibi mahlûk olduğunu ispat eder.

Üçüncü sual: "Cehennem nerededir?" cevabında gayet mâkul bir sûrette yerini beyan eder ve gösterir. Cehennem-i Suğrâ ve Kübrâyı tefrik edip, fennî bir tarzda ve mantıkî bir surette ispat etmekle beraber; âhirette gayet muhteşem ve parlak bir sûrette azamet ve Rubûbiyet-i İlâhiyenin bir sırr-ı azimini ve Cehennem-i Kübranın bir hikmet-i hilkatini gösterdiği gibi; Cennet ve Cehennem, şecere-i hilkatin iki meyvesi ve silsile-i kâinatın iki neticesi ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.

Dördüncü sual'in cevabında; mahbuplara olan aşk-ı mecâzi aşk-ı hakikiye inkılâp ettiği gibi, koca dünyaya karşı insanın aşk-ı mecâzisi dahi, sırr-ı iman ile makbûl bir aşk-ı hakikiye inkılâp edebildiğini gayet güzel ve mukni bir sûrette ispat eder.[9]

2.Mektup

Bu zamanda zaruret olmadan, irşad-ı nâsa ve neşr-i dine çalışanların, sadakaları ve hediyeleri kabul etmemeleri lâzım geldiğinin sırrını dört sebeple beyan eder. اِنْ اَجْرِىَ اِلاَّ عَلَى اللهِ âyeti ile اِتَّبِعُوا مَنْ لاَ يَسْئَلُكُمْ اَجْرًا âyeti gibi, insanlardan istiğna hakkındaki âyâtın mühim bir sırrını tefsir eder. Ve ilim ve dini neşre çalışan insanlar, mümkün olduğu kadar istiğna ve kanaatle hareket etmezse; hem ehl-i dalâletin ittihamına hedef olur, hem izzet-i ilmiyeyi muhafaza edemez. Hem, salâhat ve neşr-i din gibi umûr-u uhreviyyeye mukabil hediyeleri almak, âhiret meyvelerini dünyada fâni bir sûrette yemek demektir.[9]

3. Mektup

فَلاَ اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ  اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِ kaseminde ve yeminindeki ulvi bir nur-u i'câziyi ve وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ âyetinin teşbihindeki parlak bir lem'a-i i'câziyeyi ve

هُوَ الَّذِى جَعَلَ لَكُمُ اْلاَرْضَ ذَلُولاً فَامْشُوا فِى مَنَاكِبِهَا âyetinde, küre-i arzı, feza-yı kâinatta yüzen bir sefine-i Rabbâniye olduğunu gösteren parlak bir hakikatı tasvir ederek, küre-i arzdan Cehenneme göçmek için ehl-i dalâletin seyahatini ve bütün eşya bir tek Zâta isnat edilse vücub derecesinde sühulet ve kolaylık olduğunu, eşyanın icadı, müteaddit esbaplara isnat edilse imtina derecesinde bir suûbet ve müşkilat olduğunu gayet güzel ve mukni ve muhtasar bir sûrette beyaniyle iki nükte-i mühimme-i i'câziyeyi tefsir eder.[10]

4. Mektup

وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُوتِىَ خَيْرًا كَثِيرًا âyetinin bir sırrı, Risale-i Nur hakkında tecelli ettiğini beyan eder. Hem:

"Der Tarîk-ı Nakşibendi lâzım âmed çâr-terk;

Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hesti, terk-i terk"

düsturuna mukabil, acz-mendi tarikında pek mühim bir düsturu beyan eder. Hem:

اَفَلَمْ يَنْظُرُوا اِلَى السَّمَۤاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا âyetinin bir sırrını; şiire benzer, fakat şiir olmayan, muntazam, fakat manzum olmayan, gayet parlak, fakat hayal olmayan yıldızları konuşturan bir yıldıznâme ile tefsir eder.[10]

5. Mektup

Şeriatın bir hâdimi ve bir vesilesi olan tarikata mensup bazı zâtların, tarikata fazla ehemmiyet verip ona kanaat ederek hakaik-ı imaniyenin neşrinde tembellik ve lâkaytlık gösterdikleri münasebetiyle yazılmış. Ve velâyetin üç kısmını beyan edip, en mühim tarikat olan velâyet-i kübra, sırr-ı verasetle sünnet-i seniyeye ittiba ve neşr-i ha kaik-ı imaniyede ihtimam olduğunu ispat eder. Ve tarikatların en mühim gayesi ve faydası ve müntehası olan inkişaf-ı hakaik-ı imani ye, Risale-i Nur ile dahi olabildiğini ve Risale-i Nur'un eczaları o vazifeyi, tarikat gibi, fakat daha kısa bir zamanda gördüğünü gösteriyor.[11]

Kaynakça

  1. ^ "Telif tarihleri". 21 Aralık 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Aralık 2016. 
  2. ^ "Mektubat Hakkında". 20 Aralık 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Aralık 2016. 
  3. ^ Said Nursî. "On Altıncı Mektub". Mektubat. 
  4. ^ Said Nursî. "Birinci Mektub". Mektubat. 
  5. ^ a b Said Nursî. "Ondokuzuncu Mektup". Mektubat. 
  6. ^ Said Nursî. "2. kısım: Ramazan risalesi". Mektubat. 
  7. ^ Said Nursî. "On İkinci Mektub". Mektubat. 
  8. ^ Nursi Said, Mektubat, Sf.716. Şahdamar Yayınları, İstanbul, 2013
  9. ^ a b "Arşivlenmiş kopya". 18 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Nisan 2017. 
  10. ^ a b "Arşivlenmiş kopya". 18 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Nisan 2017. 
  11. ^ "Arşivlenmiş kopya". 18 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Nisan 2017. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Peygamber veya yalvaç, Tanrı aracılığıyla bir dini veya dinî öğretiyi yaymakla görevlendirildiğine inanılan kişidir. Peygamberler ayrıca dinî terminolojide âyet, işaret veya mûcize denilen doğaüstü güç veya olayların kendilerine atfedildiği mitolojik veya yarı mitolojik insanlardır. İbrahimî dinlerin inananları, peygamberlerin Tanrı'dan aldıkları “vahiy” adlı mesajları diğer insanlara ulaştırdıklarına inanırlar.

<span class="mw-page-title-main">Said Nursî</span> Kürt asıllı Türk İslam âlimi

Sait Okur, bilinen adıyla Said Nursî, Kürt İslam âlimi, müfessir ve yazar. Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye azalığı, Birinci Dünya Savaşı'nın Kafkasya Cephesi'nde milis alay kumandanlığı yapmıştır. İslam üzerine yazılmış ve 300 kadar ayeti tefsir eden Risale-i Nur isimli 50'den fazla dile çevrilen külliyatın yazarıdır.

<i>Risale-i Nur</i> tefsir külliyatı

Risale-i Nur, konu sırası takip etmeyen, güncel, İslami ve imani konularda Said Nursi tarafından 1925 yılında yazılmaya başlanmış, 24 yılda tamamlanmış kitap ve kitapçıklardan oluşan bir külliyattır.

<i>Yeni Asya</i> Gazete

Yeni Asya, Türkiye'de yayınlanan ulusal gazete. Nur Cemaati'nin yayın organı olarak bilinmektedir. Amblem altı yazısında, Said Nursî'nin bir sözü olan "Asya'nın bahtının miftahı meşveret ve şuradır" ifadesi bulunmaktadır.

Sözler, İslam alimi Said Nursî tarafından 1925-1931 yılları arasında yazılan bir kitaptır. Risale-i Nur külliyatının en geniş hacimli kitabıdır.

İşârâtü'l-İ'câz, yazıldığı dönemin I. Dünya Savaşı Pasinler Cephesinde Milis Albay olan Said Nursî'ye ait İslami kitap, 1918 yılında ilk baskısı yapılmıştır.

Hurûfilik ya da Hurûf'îyye, adını Arapça hurûf kelimesinden alan, kutsal metinlerde harf ve kelimelerin sayısı, sırası ve diziliminin belirli şifreler barındırdığı iddiasıyla bunlardan kelime, cümle veya cümlecikleri oluşturan harflerin ebced değerlerinden metnin düz anlamı ile ilgili olmayan, telmih, ima, işaret gibi ikincil anlamlar çıkartan ve bu anlamlar üzerinden yeni anlayış ve kavrayışlara yol açan yaklaşımlara verilen addır.

<i>Mesnevî-i Nuriye</i> Saîd Nursî kitabı

Mesnevî-i Nuriye, İslam Alimi Said Nursi'ye ait kitap, 1920-1924 yılları arasında Arapça olarak yazılmıştır. Eser daha sonra yazarın kardeşi Abdulmecid Nursi ve Abdulkadir Badıllı tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir.

Nur Cemaati, Nurcular veya Risale-i Nur hareketi, Said Nursi tarafından telif edilen Risale-i Nur adlı eserlerin bilgileri istikametinde teşekkül eden, 20. yüzyıl başlarında doğan İslâmî harekettir. İtikadi ve fıkhi bakımdan Sünni İslam'a bağlıdırlar. Müslümanların birliği dedikleri ittihad-ı İslam'ı ve halifeliğin geri getirilmesini savunurlar. Cemaatin temel faaliyeti Risale-i Nurların okunması, yazılması, anlaşılmaya çalışılması ve insanlara ulaştırılmasıdır. Bu faaliyet Cemaat mensupları tarafından "Hizmet-i imaniye ve Kur'aniye" veya kısaca ''Risale-i Nur Hizmeti'' diye tabir edilen kavramlarla ifade edilir.

<span class="mw-page-title-main">Mesih</span> kurtarıcı olarak beklenen figür

İbrahimî dinlerde mesih, bir grup insanın kurtarıcısı veya özgürlüğe kavuşturucusudur. Geleneksel Yahudilikte maşiah, mesihçilik veya Mesih Çağı gibi kavramlar, kutsal mesh yağıyla meshedilmiş bir seçkine atıfta bulunan Tanah'la ortaya çıkmıştır.

<span class="mw-page-title-main">İslam'da İsa</span> İslam inancında İsa

İslam dininde İsa veya ʿÎsâ bin Meryem, İsrailoğulları'na gönderilen son peygamber ve aynı zamanda da Mesih'tir. İsrailoğullarına Tevrat'ı ilga etmeden, onun yanı sıra yeni bir vahiy olan İncil ile tebliğde bulunmuştur. İsa, hiç evlenmeden ve çocuğu olmadan yaşamış ve bu hâliyle göğe yükseltilmiştir. Kuran'da 93 âyette, "Meryem'in oğlu", "Allah'tan bir ruh" ya da "Allah'ın Kelimesi" unvanlarıyla veya özel ismiyle toplam 180 defa zikredilmektedir. Kuran'da İsa'nın babasız yaratıldığı, Adem Peygamberin durumuna benzetilerek vurgulanmaktadır. İsa'nın Allah'ın izniyle çeşitli mucizeler göstermiş olduğu kabul edilir.

İslâm'da Melek, Allah tarafından parlak bir kökenden yaratılan göksel varlıklar olduğuna inanılır. Her ne kadar ilmiye meleklerin kesin doğası konusunda hemfikir olmasalar da, onların ince bedenlere sahip özerk varlıklar oldukları konusunda hemfikirdirler.

Cevşen, bazı İslam mezhep ve tarikatlarında kaza ve beladan koruduğu inancıyla taşınan dua metni. Genellikle üçgen muhafazalar içinde veya kolye şeklinde taşınır. Cevşen-i Kebir ve Cevşen-i Sagir olarak bilinen, metinleri birbirinden farklı iki duâyı ifade eder. Ancak Cevşen-i Kebir daha meşhurdur ve "Cevşen" sözcüğü ile genellikle Cevşen-i Kebir kastedilir.

Lem'alar, İslam alimi Said Nursî tarafından telif edilen tefsir kitabı. Risale-i Nur külliyatını oluşturan önemli eserlerden biridir. Lem'a adı verilen 33 başlık ve münacaattan oluşmaktadır.

<i>Gençlik Rehberi</i>

Gençlik Rehberi (Osmanlıca: گنچلك رهبرى, Said Nursî'nin eseri. Risale-i Nur koleksiyonunun müstakil kitaplarında geçen gençlik, iman ve ahiret konulu kitapçıklardan derlenmiştir.

Emirdağ Lahikası, Said Nursi'nin yazmış olduğu Risale-i Nur külliyatının parçası olan eser.

Sikke-i Tasdik-i Gaybi Said Nursi'nin Risale-i Nur adlı külliyatında bulunan kitaplarından biridir. Bazı dini görüşlerin açıklandığı bir risale özelliği taşır.

<span class="mw-page-title-main">Gadîr-i Hum</span> Muhammedin 632 yılında damadı Ali lehine bir beyan içeren vaazı.

Gadîr-i Hum İslam peygamberi Muhammed'in 16 Mart 632 tarihinde vereceği vaaz için Müslümanların toplanmış olduğu tarihsel etkinliktir. Şiilerin ve Arap Alevilerinin inancına göre İslam peygamberi bu vaazinde, Ali bin Ebu Talib'i kendisinden sonra gelecek halef tayin etmiştir. Bu günün hicri yıldönümü Şiiler ve Arap Alevileri tarafından her yıl Gadir-i Hum Bayramı olarak kutlanır.

Said Nursî kendisinin skolastik bir medrese hocası gibi değerlendirilmemesini, Risale-i Nur'un Arş-ı Azam'dan indirilerek kendisine yazdırılan ve mehdiliği temsil eden Kur'an hakikatleri olduğunu, kendisinin sadece bir aracı ve elçi olduğunu ifade eder. Öyle ki Kur'an'ın yanında celcelutiye, mektubat, gibi asırlar önce yazılmış eserler ima ve işaretler yoluyla muhtelif yerlerde Risale-i Nur'a işaret eder, mücadelesini destekler, Risale-i Nur'un mahrem ve izni ilahi tarafından uygun görülmeyen kısımları yazdırılmaz ya da ilgili bölüm atlanılarak izin verilen kısımlar yazdırılmaya devam eder. Kendisinin mücadele alanı ise başta insanın sonsuz azap çekmesini gerektiren imansızlığın yanında imansızlığın en büyük kaynağı olarak gördüğü ve ahir zamanın büyük deccali olarak adlandırdığı bolşeviklik ve İslam deccali veya süfyan olarak nitelendirdiği Mustafa Kemal'den ve Cumhuriyet Devrimleri'nden başkası değildir. Cumhuriyete taraf olmakla birlikte, şeriatı yürürlükten kaldıran laikliğe şiddetle karşıdır ve şapka giyilmesini de küfür işareti olarak görür. Çünkü ona göre şeriat adalet-i mahza ve fazilettir.

İbrahim Hulusi Yahyagil, Risale-i Nur talebesi, Çanakkale Savaşı gazisi ve emekli albay. Said Nursi tarafından yazılan Risale-i Nur eserlerinin birinci talebesidir.