İçeriğe atla

Mehmet Esat Bülkat

Mehmet Esat Bülkat
1303 (1887) P.-1[1]
Mehmet Esat Bülkat
Doğum18 Ekim 1862(1862-10-18)
Yanya, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm2 Kasım 1952 (90 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Bağlılığı Osmanlı İmparatorluğu
Hizmet yılları1890-1919
RütbesiBirinci Ferik
Çatışma/savaşlarıBalkan Savaşı
I. Dünya Savaşı
Ödülleriİmtiyaz Madalyası Mecidiye Nişanı Osmaniye Nişanı Harp Madalyası Demir Haç (1. Sınıf) Demir Haç (2. Sınıf)

Mehmet Esat Bülkat veya Esat Paşa (18 Ekim 1862, Yanya - 2 Kasım 1952, İstanbul), Türk asker. Balkan Savaşları sırasında kendi gibi asker olan küçük kardeşi Mehmet Vehip Kaçı ile birlikte Yanya'da gösterdiği savunma ve direnişi ile tanınan Esat Paşa, yine küçük kardeşi ile birlikte görev aldığı Çanakkale Savaşı'nda büyük başarı göstermiş; düşman kuvvetlerinin boğazı geçip İstanbul'a varmasını önleyen komutanlardan biri olmuştur.

Hayatı

1862'de Yanya'da dünyaya geldi. Esat Paşa'nın soyu Özbekistan'dan Anadolu'ya gelen ve buradan da Rumeli'ye geçen bir Türk boyu olan “Kaçı” veya “Kaçın” boyudur.Bu boya mensup Taşkentli Mehmet Ağa, Selanik'te Osmanlı Hükümdarı II. Murat'ın hizmetine girmiş ve Hükümdar tarafından Yanya "mütesellim"liğine tayin edilmiştir.[2] Ancak bir tarafı da Arnavut kökenlidir.[3] Yanya'daki Rum Zosimea Okulu'nda okudu. 1890'da kurmay yüzbaşı olarak Erkan-ı Harbiye Mektebini bitirdi. Aynı yıl Almanya'ya giderek burada askeri görevlerde bulundu. Temmuz 1893'te Kıdemli Yüzbaşı olarak İstanbul'a döndü. 5 Kasım 1893'te Binbaşı oldu ve Osmanlı Ordusu'nu düzenlemekle görevli Goltz Paşa'nın yardımcılığına atandı.

Yanya'nın Yunanlara teslimi, Yunanistan Krallığı veliahdı Konstantin'e kılıcı teslim eden Esad Paşa (21 Şubat 1913)

Osmanlı-Yunan Savaşı çıkınca 18 Nisan 1897'de Yanya Kolordusu Kurmay Başkanlığı'na atandı. Burada gösterdiği başarıdan dolayı 31 Ocak 1898'de rütbesi Albaylığa yükseldi.

1899'da Harbiye Mektebinin ders nazırlığına, daha sonra da kurmay başkanlığına atandı. Harbiye mektebindeki hizmetlerinden dolayı 27 Kasım 1902'de Mirlivalığa ve 17 Ocak 1906'da Ferik rütbesine yükseltildi.

15 Temmuz 1907'de Selanik'teki 3. Ordu Komutan Yardımcılığına getirildi. 1908 devrimiyle yönetime gelenler, daha önce çok çabuk ilerleyenlerin rütbelerini 1909'da Tasfiye-i Rütep kanunuyla geri alınınca Mirliva rütbesine indirildi.

1911'de Gelibolu'da 5. Nizamiye Tümeni, çok geçmeden de Tekirdağ'da 2. Kolordu ve 12 Temmuz 1911'de İşkodra Müretteb Kuvvetleri Komutanlığına atandı.

İtalya'nın savaş ilan etmesi üzerine 16 Eylül 1911'de Yanya Bağımsız Tümen Komutanı ve seferberlik gereği olarak 10 Ekim 1911'de Yanya Kolordusu komutanı oldu. Balkan Savaşları'nda 5 Mart 1913'e kadar Yanya ve civarını üstün düşman kuvvetlerine karşı savunarak büyük bir kahramanlık gösterdi.

16 Ocak 1913'te Tekirdağ'da 3. Kolordu Komutanlığına ve I. Dünya Savaşı'nda Gelibolu Yarımadasında 3. Kolordu ve Arıburnu Kuzey Grubu Komutanlığına atandı. Burada Çanakkale Boğazı'nın kilidi sayılan Conkbayırı'nı düşman kuvvetlerine karşı büyük fedakarlıklara katlanarak savundu. Çanakkale'deki hizmetlerine ödül olarak 15 Eylül 1915'te rütbesi tekrar Ferikliğe yükseltildi.

Goltz Paşanın Bağdat Komutanlığı'na gitmesi üzerine 3 Kasım'da 1. Ordu Komutanlığına atandı. Almanya'nın Doğu ve Batı cephelerini görmek üzere 1917'de Berlin'e gitti ve burada incelemelerde bulundu.

Yurda dönünce 21 Şubat 1918'de Bandırma'da 5. Ordu Komutanlığı'na ve 22 Haziran'da Batum'da 3. Ordu Komutanlığı'na atandı. Bundan sonra 2. Ordu Genel Müfettişliği'nden 22 Kasım 1919 tarihinde emekliğe ayrıldı. Hulusi Salih Paşa kabinesinde Bahriye Nazırlığı görevinde bulundu.

"Çanakkale Hatıraları" (4 cilt) ve "1912-1913 Balkan Harbi" adlı iki eseri vardır.

2 Kasım 1952'de İstanbul'da öldü. Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü.

Çanakkale Savaşı'ndaki Rolü

Esat Paşa ve II. Wilhelm (Çanakkale, Ekim 1917)

25 Nisan 1915'te İngiliz ve Fransız birliklerinin Seddülbahir Cephesi ve Arıburnu Cephesini açmalarıyla Çanakkale Kara Savaşları başlamış oldu. Haziran ayına kadar süren saldırılar Türk kuvvetleri tarafından karşılandı ve düşmanın geri çekilmesi sağlandı. Bunun üzerine tekrar saldırı kararı alan İtilaf Kuvvetleri haziran ve Temmuz ayı boyunca Türk mevkilerini sürekli ateş ve bombardıman altında tuttular.

Bu sırada Gelibolu'daki savunma hattı iki kısma ayrılmıştı. Esat Paşa Arıburun Kuzey Grubu komutanı olarak, kardeşi Vehip Paşa da Güney Grubu Komutanı sıfatıyla düşmanın kuvvetli saldırılarına karşı direniş göstermekte idi. Kuzey Grubu komutanı Esat Paşa Haziran ve Temmuz aylarında İngiliz ve Fransız birliklerinin Arıburnu'na yaptıkları taarruzlar karşısında zor şartlar altında düşmanı karşılamış ve geri püskürtmüştür.

Bundan sonra Ağustos ayında düşman kuvvetleri Conkbayırı denen mevkii üzerine harekete geçmiş ve burayı ele geçirmek için hazırlıklara başlamıştır. 6 Ağustos'ta başlayan düşman taarruzu Conkbayırı'nı korumakla görevli Esat Paşa emrindeki Türk kuvvetleri tarafından karşılanmış ve düşman yenilgiye uğratılmıştır.

Ağustos sonuna kadar devam eden savaşlar sonunda İtilaf Kuvvetleri mevki yönünden çok önemli olan Conkbayırı'nı ele geçirememiş ve Çanakkale'den geçerek İstanbul'u işgal etme emelleri suya düşmüştür. Özellikle Conkbayırı savaşlarında büyük kahramanlık gösteren Esat Paşa, Kaymakam Mustafa Kemal in de bu bölgede Anafartalar Cephesi'nde zafer kazanmasında büyük paya sahiptir. Çünkü Mustafa Kemal'in Anafartalar Kumandanlığına atanmasını sağlamış ve onun burada yeteneğinin görülmesi ve dünyaca tanınan bir asker olması bu sayede mümkün olmuştur. Esat Paşa, İtilaf Kuvvetlerinin Çanakkale Boğazını geçerek İstanbul'a gelmesini önleyen üç önemli kumandandan biri olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer iki kişi, Çanakkale Müstahkem Mevki komutanı Cevat Paşa ve Anafartalar Kahramanı Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal 'dır.

Kaynakça

  1. ^ Harp Akademileri Komutanlığı, Harp Akademilerinin 120 Yılı, İstanbul, 1968, p. 30. (Türkçe)
  2. ^ Yüksel Nizamoğlu, Kahramanlıktan Sürgüne Vehip Paşa, İstanbul 2010, s. 11.
  3. ^ 28 Ekim 1912 tarihli birliklerindeki disiplinsizlik nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanan Gribova muharebesi'nin hemen akabinde Arnavut Birliklerini motive etmek için yaptığı konuşma: ”Askerler, arkadaşlar!... Siz Arnavutsunuz, ben de Yanya’lı bir Arnavutum. Fakat dünden beri Arnavut olduğumu söylemeye utanıyorum. On dört sene evvel hemen Atina’ya kadar püskürtmüş olduğunuz bu miskin ve korkak Yunanlılar’ın önünden çakallar gibi kaçtınız. Ey cesur Arnavutlar size ne oldu?... Şimdi kendi vatanınız olan Yanya’yı müdafaa etmiyorsunuz. Bu yaptıklarınıza alem ne der? Şimdi size takviye birlikleri gelecek ve yine ileri gideceğiz. Yapılan bu gerileme stratejik bakımdan yapılmıştır.Yanya istikametine doğru bir ric’at değildir…” .." Yüksel Nizamoğlu,(2010) Vehip Paşa (Kaçı)'nın Hayati ve Askeri Faaliyetleri (Doktora Tezi),İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,s.73 1920-1921 yıllarında Roma’da birkaç defa Vehip Paşa ile (Esad Paşa'nın küçük kardeşidir) görüşen ve hatıralarını dinleyen Nahid Sırrı Örik ise “aslen Arnavut” olduğunu yazmaktadır. (Nahid Sırrı Örik, “Altı Kıral Babası Bir Vezire Dair”, Resimli Tarih Mecmuası, Aralık 1951, C. II, Sayı: 24, s. 1140), III. Ordu’dan Kafkasya seferi için yardım istemeye gelen Naki Keykurun da Vehip Paşa’nın kendisine, “Ben bir buçuk yıldır Kafkas cephesi kumandanıyım. Kafkasyalıları tetkik ettim, öğrendim. Siz Kafkasyalılar da biz Arnavutlar gibi temizliği seviyorsunuz…” dediğini anlatmaktadır. (Naki Keykurun, Azerbaycan İstiklal Mücadelesinin Hatıraları, İstanbul, Ekspres Matbaası, 1964, s. 64), Avlonyalı Ekrem Bey de hatıralarında Esat ve Vehip Paşaların “Arnavut” olduklarını söylemektedir. (Avlonyalı Ekrem Bey, Osmanlı Arnavutluk’undan Anılar(1885-1912), İstanbul, İletişim Yayınları, 2006, s. 307)
  • İhsan Ilgar, Çanakkale Savaşları 1915, Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara, 1982 Hakan Ereli.


İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kâzım Karabekir</span> 5. Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı

Musa Kâzım Karabekir, Türk asker ve siyasetçi. "Alçıtepe Kahramanı" namıyla tanınır. Türk Kurtuluş Savaşı'nı başlatan komutanların arasında yer alarak Doğu Cephesi'nde gösterdiği başarılardan dolayı Kırmızı-Yeşil şeritli İstiklâl Madalyası ile taltif edildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk muhalif partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurucuları arasında yer alıp, genel başkanı oldu. Afşar Türklerinden olup soyu Karamanoğulları'na dayanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Çanakkale Savaşı</span> I. Dünya Savaşında, 1915–1916 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan savaş

Çanakkale Savaşı veya Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya ile güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul'u zapt etmek suretiyle Almanya'nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletleri'ni zayıflatma amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir.

<span class="mw-page-title-main">Fevzi Çakmak</span> 2. TSK Genelkurmay Başkanı

Mustafa Fevzi Çakmak, Türk asker, siyasetçi ve devlet adamı. Türkiye'nin Mustafa Kemal Atatürk'ten sonraki ikinci ve son mareşali. İlk Millî Savunma Bakanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Cumhuriyet dönemindeki ilk genelkurmay başkanı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun 3 Şubat 1920 ile 5 Nisan 1920 tarihleri arasındaki Harbiye Nazırı'dır.

<span class="mw-page-title-main">Arıburnu Cephesi</span> Çanakkale Savaşının bir parçası olan I. Dünya Savaşı cephesi

Arıburnu Cephesi, 25 Nisan 1915 tarihindeki Arıburnu Çıkarması ile başlayan ve 6 Ağustos 1915 tarihine kadar süren çarpışmaları kapsayan, Çanakkale Savaşı'nın bir parçası olan cephedir. Bu tarihte Müttefik kuvvetlerce üçüncü bir cephe olarak açılan Anafartalar Cephesi ile birleşmiştir. Arıburnu Çıkarması, 25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası’nın Ege Denizi sahillerinde, “Anzak Koyu” olarak bilinecek olan kumsal ve civarına Anzak Kolordusu tarafından yapılan çıkarmadır.

Üçüncü Kirte Muharebesi I. Dünya Savaşı sırasındaki Çanakkale Savaşı’nda, İtilaf kuvvetleri’nin Kirte Köyü ve hemen gerisindeki Alçıtepe’yi ele geçirmek için giriştikleri üçüncü taarruzlarıdır. Seddülbahir Cephesi'ne 25 Nisan 1915 tarihinde çıkartılan kuvvetlerin hedefi, Alçıtepe'nin ele geçirilmesiydi. Bu hedef için girişilen birinci ve İkinci taarruzlarının başarılı olmaması üzerine uygulamaya konmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Anafartalar Cephesi</span> Çanakkale Savaşında bir cephe

Çanakkale Savaşı'nın üçüncü cephesi olan Anafartalar Cephesi, 6 Ağustos 1915 tarihindeki Suvla Koyu civarında Müttefik kuvvetlerce yapılan çıkarma harekâtıyla başlamış ve hemen ertesinde Arıburnu Cephesi kuvvetleriyle birleşmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kanlısırt Muharebesi</span> Geliboluda bir savaş

Kanlısırt Muharebesi, Anzak Kolordusu'nun 6 Ağustos 1915 tarihinde Kanlısırt'a yönelik taarruzları ile bu bölgede üç gün süren çatışmalardır. Taarruzla Anzaklar Osmanlı siperlerinin önemli bir bölümünü ele geçirmişlerdir. Hemen ardından başlayan Osmanlı karşı taarruzları ise başarılı olamamış, siperler Anzak birliklerinin elinde kalmıştır.

<span class="mw-page-title-main">İzzettin Çalışlar</span> Türk asker ve siyasetçi

İzzettin Çalışlar, Türk asker ve siyasetçidir.

<span class="mw-page-title-main">Conk Bayırı Muharebesi</span>

Conkbayırı Muharebesi, 7 Ağustos 1915 tarihinde Anzak ve İngiliz birliklerinin Conk Bayırı Osmanlı mevzilerine taarruzlarıyla başlayan ve 10 Ağustos 1915 tarihine kadar süren çarpışmalardır.

<span class="mw-page-title-main">57. Piyade Alayı (Osmanlı)</span> Osmanlı askeri bölüğü

57. Piyade Alayı, Osmanlı İmparatorluğu ordusuna mensup alay. Çanakkale Kara Muharebeleri'nin başlangıcı kabul edilen Anzak Çıkarması ve sonrasında gerçekleşen muharebelerdeki başarısıyla bilinir. Alay, 30 Kasım 1915 tarihinde Osmanlı Padişahı V. Mehmed tarafından Altın ve Gümüş İmtiyaz Madalyaları ve Harp Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

Sarı Bayır Harekâtı veya Ağustos Taarruzları, Çanakkale Savaşı sırasında müttefikler tarafından Arıburnu Cephesi’ndeki çıkmazı sonlandırmak için yapılan son büyük girişim. Taarruzlar, Arıburnu Cephesi’nin kuzey (sol) bölümünden, takviyeli bir Anzak tümeni tarafından gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda güneyden de (sağ) bir Avustralya tümeni bir şaşırtma taarruzu gerçekleştirmiştir. Harekâtın stratejik hedefi, müttefiklerin "Sarı Bayır" olarak adlandırdığı Kılıçbayırı, Düztepe, Conkbayırı ve Kocaçimen Tepe hattının işgal edilmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Şefik Aker</span>

Mehmet Şefik Aker, Türk asker.

<span class="mw-page-title-main">Mehmet Vehip Kaçı</span> Türk asker

Mehmet Vehip Kaçı, Türk asker, Osmanlı generali. Mehmet Esat Bülkat'ın küçük kardeşi ve Kâzım Taşkent'in amcasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Bijan Muharebesi</span>

Bijan Muharebesi veya Üçüncü Yanya Muharebesi, Balkan Savaşları'nda 4-6 Mart 1913 tarihlerinde gerçekleşen muharebe. Savaşın sonunda gerçekleşen bu muharebe birçok bakımdan savaşın seyrini değiştirmiştir. Bizani, Yanya'daki en iyi istihkam edilmiş bölgelerden biriydi. Yanya ile birlikte 128 toptan kurulu 21 batarya ile korunuyordu. Vizani istihkamı da bizzat Wilhelm Leopold Colmar Freiherr von der Goltz tarafından inşa ettirilmişti. Yanya'nın savunmasında olduğu gibi bu muharebede de Esat Paşa ve kardeşi Vehip Paşa komutadaydı. Yunan ordusunun başında ise Prens Konstantin ve General Sabuncakis bulunuyordu.

<span class="mw-page-title-main">Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alanı'ndaki şehitlikler ve eserler listesi</span>

Gelibolu Yarımadası'ndaki anıt ve düzenlemelerin bugünkü görünümünü alması 1970 yılında Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nın kurulması ve devamında 19.06.2014 yılında Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının faaliyete geçmesiyle oluşmuştur. Öncesinde,1916 Şevki Paşa haritasının hazırlanması ve Muharebeler sırasında ve hemen sonra yapılmış birkaç mütevazı anıt ve tekil şehitlikler dışında, 1940'lara varıncaya kadar Gelibolu Tarihi alanında önemli bir faaliyet olmadı. 1940'larda Nuri Yamut Anıtı (1943), Çanakkale Şehitler Abidesi proje yarışması (1944) ve başka girişimlerle başlayan ilgi 1970'lere kadar yavaş bir tempoyla sürdü. 1973 yılında Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ilanı anıtlarla ilgili faaliyetlerde gelişmeler yaşanmasına olanak sağladı.

<span class="mw-page-title-main">Baki Vandemir</span> Türk asker

Baki Vandemir, Türk asker. Türk Kurtuluş Savaşı sırasında 5. Süvari Kolordusu Kurmay Başkanı ve İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu.

Birinci Balkan Savaşı Muharebeleri arasındadır. Yunan Zaferi ile sonuçlanan bu muharebe akabinde Yanya Kolordusu Yanya Müstahdem Mevkii'ne çekilmek zorunda kalmış ve Yanya'yı doğrudan ele geçirmek için Yunan saldırıları ve kuşatması başlamıştır.

Birinci Yanya Muharebeleri, Birinci Balkan Savaşı sırasında Pista Muharebesi akabinde Yunanların doğrudan Osmanlı Yanya Kolordusundan Yanya Kalesi'ni almak için yaptığı saldırılardır. Yunanların Manalusa Muharebesi'nde zorlukla kazandığı küçük ilerleme haricinde muharebeler Osmanlı lehine sonuçlanmış hatta Osmanlılar asker kaybı pahasına firarlara rağmen Epir Ordusundan bir kısım ek topraklar kazanmış ve Yanya Kalesi üzerindeki saldırılar geçici sürede olsa engellenmiştir.

İkinci Yanya Muharebesi veya Muharebeleri 5 Ocak 1913 ile 20 Ocak 1913 arasında hazırlık muharebelerinin ve 20-23 Ocak arasında ise esas muharebenin yapıldığı bir muharebeler silsilesidir. 5-20 Ocak tarihleri arasındaki Yunan ordusunun asıl muharebe öncesi Yanya'yı tamamen kuşatma amaçlı Dristinik ve Aydonat (Çamlık) Muharebelerinin ikisi de Osmanlı zaferi ile sonuçlanmıştır. Bu arada Osmanlı'ya bağlı Arnavutlar ve düzensiz birlikler Yunanların ikmal hattı olan Saranda limanına baskın yapıp Yunanların asıl saldırı için malzeme ve ikmal götürmelerini geciktirmişlerdir. 20 Ocak-23 Ocak arasındaki muharebe ise Yunanların ufak toprak kazançlarına karşın ağır kayıplara uğramasına neden olmuş ve Yunanlar saldırılarını durdurmak zorunda kalmıştır. Kısacası muharebeler baştan sona Osmanlı zaferi ile sonuçlanmıştır.