
Hamparsum Limonciyan veya Baba Hampartsum, Osmanlı Ermenisi bestekâr ve müzik hocası.
Mahur, Klasik Türk musikisinde bir makam. En sevilen makamlardan biridir. İran ve Hindistan'da Mahur isminde şehirler vardır. Mahur makamı ismini muhtemelen bu şehirlerden almıştır. Çeşitli kâr-ı nâtık güftelerinde de Mahur adının coğrafi isim olarak kullanılması bu görüşü doğrulamaktadır.

Tateos Ekserciyan, , Osmanlı Ermenisi müzisyen ve bestekar.
Hâfız Post, Klasik Türk musikisi bestekârı olup, asıl adı Mehmet'tir. "Post" lâkabının kendisine, vücudunun çok kıllı olmasından dolayı verildiğine dair bir rivayet vardır. Sultan IV. Mehmed döneminin klâsik Türk büyük müzik ustalarındandır. Saray'da yapılan fasıllara sazı ve sesi ile katılmış, bütün çağdaşları gibi Selim Giray Han'dan yardım ve ilgi görmüş, bu sanatsever devlet adamının düzenlediği edebiyat ve müzik toplantılarına katılarak sanatçı kişiliğinin gelişmesini sağlamıştır. Gençliğinde resmî görev almamış, son zamanlarına Divan hocaları zümresine katılmış, daha sonra Bîrun Kâğıt Eminliği'ne getirilmiştir. Hafız Post 1694 yılında vefat ederek Karacaahmet Mezarlığı'nda, Divan şairi Nabi'nin mezarının yanı başında toprağa verildi. Ölümüne o dönem şairlerince anısına beyitler yazılmıştır.
Fenni, "Çergehte eyleyüb âhır karar/ Postu şîr-i ecel çâk eyledi", Itrî ise: "Dedi Itrî Hâfız'a mevâ ola ya Rab cinan" demiştir.

Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi, Türk hânende, neyzen ve bestekâr. Babası geçimini hamam işletmeciliğiyle sağladığı için kendisine "Hammâmîzâde" denilmiştir. Ancak günümüzde "Dede Efendi" diye anılır.

Buhûrîzâde Mustafa Itrî, Türk bestekâr, şair ve hattat. Bestelediği 400 civarında eser arasından günümüze sadece yirmi kadarı gelebilmiş olsa da, Klasik Türk Musikisi’nin en büyük bestekârlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Çiroz Mehmed Ağa, bir Klasik Türk Musikisi bestekârıdır. Hayatı hakkında yeterli bilgi bulunmayan Çiroz Mehmed Ağa'nın 18. yüzyılın son çeyreği ile 19. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı sanılmaktadır. Günümüze kadar ulaşmış olan tek eseri Hisar makamındaki murabba' bestesidir. Eserin parlak nağmelerle örülmüş olması ve Zencîr gibi Klasik Türk Musikisi'nin en büyük usulü ile ölçülmüş olması, sanatçının önemli bir bestekâr olduğunu göstermektedir. Başka eserler de bestelemiş olduğu, fakat nota kullanımının yaygın olmaması sebebiyle bunların günümüze ulaşamadığı düşünülmektedir.
Klasik Türk mûsikisinin seçkin bestekârlarından biridir. İstanbul'da doğdu ve öldü. Doğum ve ölüm tarihleri tartışmalı olmakla birlikte 1730 yılı civarında doğup 1801 ile 1812 yılları civarında öldüğü kabul edilebilir. Sultan III. Selim devri bestekârlarındandır. Yüzlerce eser bestelemiş olan Hacı Sadullah Ağa'nın günümüze kadar gelen eserlerinin sayısı 30 civarındadır. Bu eserlerin hepsi dindışı büyük formda sözlü eserlerdir. Eserleri yüksek bir lirizm ve müzikaliteye sahiptir. Özellikle Bayati-Araban takımı oluşturan eserlerin tümü klasik mûsiki repertuvarının en güzel örnekleri arasında yer alır. Diğer seçkin ve tanınmış eserlerinden bazıları şunlardır: Nevrûziyye olarak bestelenmiş olan Arazbar-Buselik kâr, Şedaraban ağır semai, Muhayyer ağır semai, Muhayyer yürük semai, Muhayyer-Sünbüle nakış yürük semai, Hicaz-Hümâyun nakış yürük semai.
Takım, Klasik Türk müziğinde aynı makamda 2 beste ve 2 semaiden meydana gelen ve bir bütünlük arzeden eserler topluluğu.
Hacı Faik Bey, Klasik Türk mûsikisinin büyük bestekârlarından biridir. Ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Üsküdar'da doğdu ve 1891 yılında öldü. Dîni ve dindışı mûsiki alanında eserler verdi. Yılmaz Öztuna'nın verdiği listeye göre günümüze 170 kadar eserinin notası gelmiştir. TRT repertuvarında ise 120 kadar eseri mevcuttur. Dini mûsiki alanında Mevlevi ayini, tevşih, şugl ve ilahiler bestelemiştir. Durak bestelediği ise bilinmiyor. Dindışı musiki alanında ise özellikle büyük formdaki eserleri dikkat çeker. Kâr, beste, ağır semai ve yürük semai formlarındaki bu eserlerin sayısı 40 kadardır. Ayrıca çok sayıda şarkı da bestelemiştir. Saz eseri bestelediği ise bilinmiyor. Hacı Faik Bey, klasik tarzın gerilemeye başladığı, Hacı Arif Bey ve Şevki Bey gibi müstesna bestekârların şarkı formunu ön plana çıkardığı bir dönemin bestekârıdır. Bununla birlikte, şarkı formunda çok sayıda ve seçkin eserler meydana getiren bestekârımız, klasik formlarda da yüksek bir seviyeyi tutturmuştur. Fantezi şarkı türünün de ilk örneklerine Hacı Faik Bey'in eserleri arasında rastlamak mümkündür.
Hekimbaşı Abdülaziz Efendi, Osmanlı tıp bilgini, bestekâr ve şairdir. Osmanlı Devleti'nde Subhizadeler diye bilinen ve çok sayıda devlet adamı, hekim, şair ve bestekâr yetiştiren bir aileye mensuptur.
Abdi Efendi Klasik Türk musikisinin önemli bestekârlarından biridir. On sekizinci yüzyılın ilk yarısında İstanbul'da yaşadığı ve 1750 yılı civarında öldüğü tahmin edilmektedir. Enderun'da yetişmiş olan Abdi Efendi saz eserleri ve din dışı sözlü eserler bestelemiştir. Dini eser ve din dışı küçük formda eser bestelediği bilinmiyor. Günümüze kadar gelen ve Tulum Abdi Efendi'ye ait olduğu kabul edilebilecek bestelerin sayısı sekizdir.
Abdi Efendi, III. Selim dönemi Klasik Türk musikisi bestekârlarındandır. Babası kadı idi. Küçük yaşta babası ölünce bir basmacı dükkânında çalışmaya başladı. Bu yüzden "Basmacı" adıyla tanındı. Bazı kaynaklarda babasının kadı olduğu bilinmediğinden yanlış olarak "Basmacızâde" denmektedir.
Ebuishakzade Mehmed Esad Efendi, bir Osmanlı şeyhülislamı, şair, besteciydi.
Atrabül Âsâr, Şeyhülislam Ebuishakzade Mehmed Esad Efendi tarafından yazılmış olan mûsikişinaslar tezkiresi. Bu eser, Klasik Türk Musikisi tarihindeki yegâne mûsikişinaslar tezkiresidir. Kısaca "Atrabül Âsâr" olarak anılan eserin tam adı "Atrabül Âsâr Fi Tezkiret-i Urefa-yı Edvâr"dır. Tezkire-i Hanendegân diye de adlandırılır.
Tanburi İsak Efendi, Klasik Türk müziği'nin ünlü tanburisi ve bestecisidir.

Zekâi Dede Efendi, Osmanlı klasik Türk müziği bestecisi.
Ali Rıza Şengel yahut Eyyubî Ali Rıza Bey, Klasik Türk müziği bestekârı ve hocası, nevbezen.
Cüneyd Kosal,, kanun üstâdı, bestekâr.
Leon Hanciyan/Hancıyan, Osmanlı Ermenisi klasik Türk müziği sanatçısı ve bestekar. Eserlerinin çoğunun unutulmasına rağmen bir peşrev, üç saz semaisi, bir aksak semai ile onbeş kadar şarkısı bilinmektedir.