İçeriğe atla

Meçkey

Meçkey (Tatarca: Mäçkäy veya Мәчекәй ya da Мәсек, Azerice: Məçkəy, Rusça: Mасек); Türk, Anadolu ve Altay halk inanışında, batı dillerindeki karşılığı ile birebir örtüşen bir anlamla vampir demektir. Meçik de denir. Türk halk kültüründe ve halk inancında kendine özgü bir vampir türüdür. Bazı yönleri bütünüyle Türk kültürüne özgü olsa da Batı toplumlarının inanışlarına çok benzeyen bazı özellikleri de mevcuttur. Örneğin tıpkı Nosferatu'da olduğu gibi, "tağun" (yani veba) hastalığı taşıdığına inanılır.[1] İnsanların kanını emer, içlerinde büyür. Ölüm saçan kambur bir yaşlı kadın (veya bazen yaşlı bir erkek) şeklinde düşünülür. Sözcük, biçmek (kesmek) fiili ile alakalıdır. Meç Moğolcada maymun, Mes ise silah demektir. Türklerde masal ve söylencelerde maymuna benzer varlıklara sıklıkla rastlanır.

Türk kültüründe vampir

Azerbaycan ve Türkiye'nin bazı bölgelerinde defnedildiği gün mezarlarından çıkarak insanları korkudan "hortdan" adlı varlıkların bulunduğuna inanılır. Bu varlık Meçkey ile büyük oranda benzerlik gösterir. Anlatılanlara göre yaşadığı zaman kötülükler yapan, cinayetler işleyen insanlar öldükten sonra dirilirler. Hortlayan insanın ahretten kovulduğuna inanılır. Güya ki, geceler mezarından çıkan, kefenle ortalıkta dolaşan bu yaratık hızla koşabilir, at biner, silahtan kullanabilir, istediği insanı döver, sevdiği insanı kaçırabilir, evlere saldırabilir, yol kesebilir.

Profesör Arminius Vambery, Türkler'deki bazı vampir inanışlarına da değinmektedir. Macar dilinin köklerini araştırmak amacı ile Orta Asya’ya kadar derviş kılığında yolculuk eden Vambery’e göre: “Osmanlılar’da yaygın bir inanışa göre vampirler ağaç kovuklarında gizlenirler ve oralarda avlanırlarmış. Ele geçirilen vampirler kelleleri kesildikten sonra bir çuvala konup denize atılırmış.”

1833 yılında Tırnova kadısı Ahmet Şükrü Efendi tarafından hükûmet merkezine gönderilmiş ve Takvim-i Vekayi gazetesinin 69. sayısında yayınlanmış olan bir belgede şu ifadeler yer alır:

“Büyük bir kalabalıkla mezarlığa gidildi. Resimli tahtayı parmağında çevirmeye başlayınca resim sağlıklarında yeniçeri ocağının kanlı zorbalarından Tekinoğlu Ali Alemdar ile Apti Alemdar denilen iki şakinin mezarına karşı durdu. Mezarlar açıldı. Cesetler yarım misli büyümüş, kılları ve tırnakları da üçer dörder uzamış bulundu. Gözlerini kan bürümüş, gayet korkunç idi. Mezarlıktaki bütün kalabalık bunu gördü. Bu adamlar sağlıklarında her türlü pis çirkin işi yapmış, ırza, namusa, mala saldırmış, adam öldürmüş Yeniçeri ocakları kaldırıldığı zaman her nasılsa yaşlarına bakılarak cellada verilmemiş ecelleri ile ölmüş kişilerdi. Sağlıklarında yaptıkları yetmezmiş gibi şimdi de halka habis ruh olarak tebelleş olmuşlardı. Cadıcı Nikola’nın tanımına göre, bu gibi habis ruhları defetmek için cesetlerin göbeğine birer ağaç kazık çakılır ve yürekleri kaynar su ile haşlanırmış. Ali Alemdar ile Apti Alemdar’ın cesetleri mezardan çıkarıldı. Göbeklerine birer ağaç kazık çakıldı ve yürekleri bir kazan kaynar su ile haşlandı. Fakat hiç tesir etmedi. Cadıcı “bu cesetleri yakmak gerek” dedi. Bu hususda şer’an da izin verildi ve iki yeniçerinin mezardan çıkarılan cesetleri mezarlıkta yakıldı.”[2]

Anlatılan olayda küçük farklarla klasik cadıcılık yöntemleri izlenmektedir. Örneğin Avrupa inanışında kazık göbeğe değil de kalbin hizasına çakılır yürekleri kaynatmak kadar cesetlerin kellelerini uçurmak da geleneğe göre etkin bir çaredir. Bu tür asılsız söylentilerin halkı disiplinsiz yeniçerilere karşı harekete geçirmek için ortaya atıldığı sanılmaktadır.

Anadoluda Meçik anlayışı

Meçik, Anadolu halk inancında mezardan çıkan ölü demektir. Ölüp tekrar dirilen varlıktır. İnanışa göre yaşarken kötülük edenlerin ölünce hortlayacağına inanılır. Daha gömüldüğü gece mezarından kalkar. Meçik sözcüğü aynı zamanda tokmak, sopa, uzun sakal, zift[3] gibi anlamlar da içerir ve bu varlığın özellikleriyle de bağlantılıdır. Olumsuz manaları bulunan bu kelime kimi zaman hakaret amacıyla (Meçik gelin, Meçik kaynana, Meçik adam vs.), kimi zamanda beddua olarak (Meçik yesin, önüne meçik çıksın gibi) kullanılır. Tatarcada Meçe, Başkurtçada Besey, Boşnakçada (Sırpça ve Hırvatçada) Maçka, Macarcada Macska, Kazakçada Mısık, Moğolcada Muğus, Uygurca'da Muşuk, Özbekçe'de Muşuk, Buryatça'da Mis sözcükleri kedi manası taşır. Kediler kimi efsanelerde tıpkı kurtadamlar gibi şekil değiştirilerek kılığına girilen varlıklar arasında görünür. Kedi Kadın motifi bu anlayışla ilgilidir.

Kaynakça

  1. ^ Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011 (OTRS: CC BY-SA 3.0) 27 Aralık 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. ^ İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, 25. Baskı, Sayfa 38
  3. ^ "Ne Demek? "Meçik"". 12 Aralık 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Şubat 2012. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Vampir</span> insanların kanını emdiğine inanılan yaratık

Vampir, günbatımı ile şafak arasında dirilerek mezarından çıktığına, insanlara saldırıp kanlarını emdiğine inanılan mitolojik bir varlıktır.

<span class="mw-page-title-main">Yer-Su</span>

Yer-Su, Türk ve Altay mitolojisinde bir doğa katmanı. Aynı zamanda eski Türk İnancı Tengricilik'te bir ruh kategorisidir. Yar-Sub veya Yar-Suv olarak da söylenir. Karşıtı Gök-Kal'dır.

Karakoncolos, Yunan, Bulgar, Türk ve Anadolu halk kültürlerinde kışları ortaya çıktığına inanılan, tüylerle kaplı bir yaratık. Karakoncul, Koncolos ve Congolos olarak da bilinir.

Hortlak veya Hortdan, Türk halk kültüründe mezardan çıkarak insanları korkuttuğuna inanılan yaratık.

Kut; Türk, Moğol ve Altay şamanizminde ve halk inancında kutsal enerji, yaşam gücü. Hut, Kud, Gut da denir. Moğollar Kutag, Hutag derler.

Abası Yakut mitolojisinde, kötülükleri simgelediklerine inanılan ve korunmak için kendilerine kurbanlar sunulan, kötü ruhlara verilen ad.

Üzüt – Türk ve Altay halk inanışında can. Özüt veya Öz (Ös) de denir.

Ubır - Rus ve Türk mitolojisi ve halk inancında Vampir anlamına gelir. Obur, Hobur, Vupar, Opkur, Opkan olarak da bilinir. Ayrıca Rusçaya ve Slav dillerine Убыр (Ubır), Упир (Upir) ve Вубар (Vubar); Çekçe ve Slovakçaya Upír olarak geçmiştir. Çekoslavak kültüründe tam olarak vampir anlamını verir. Ubır inanışının ilk olarak Volga-İdil nehri ve Pontus bozkırlarında ortaya çıktığı Kıpçak-Kuman göçleri ile çeşitli coğrafyalara ve Slavlar arasında yayıldığı düşünülmektedir. Modern "Vampir" kelimesi Eski Slav dilinden ve Türkçe "онпыр (onpyr)" biçiminden türemiştir; geleneksel Bulgarca впир (vpir) biçiminin de gösterdiği gibi, Eski Bulgarcaya özgü büyük nazal sesli harften önce "v" sesi eklenir.

<span class="mw-page-title-main">İye</span>

İye - Türk, Altay ve Tatar mitolojilerinde koruyucu ruh. Değişik Türk dillerinde Yiye, Eğe, İçi, Is, Ez şeklinde de söylenir. Moğolcada Ezen, Ejen, Eçen, Edin olarak bilinir. Genel ve özel olmak üzere iki anlamı vardır.

  1. Genel Anlam: Sahip. Koruyucu. Bir şeyin maliki.
  2. Özel Anlam: Bir şeyin koruyucu ruhu. Bir varlığın içindeki gizli güç.

Barak - Türk mitolojisinde Kutsal Köpek. Efsanevi bir köpek türü. Tüylü ve çok kıllıdır. Kutlu kabul edilir. Çok hızlı koşar. Kerkes adlı kuş yaşlanınca iki yumurta bırakır. Bu yumurtalardan birinden Barak adlı köpek çıkar. Diğer yumurtadan ise bir kuş yavrusu çıkar. Anadoluda tüylü av köpeklerine de bu ad verilir. Anadolu'da Barak Ata adlı bir evliyanın yer alması tesadüfi değildir. Büyük olasılıkla bu isim, bu anlayışın sonucu bir unvan olarak verilmiştir. Türkler, İslamiyeti kabul ettiktten sonra, sözcük benzerliği nedeniyle "Barak" yerine "Burak" adını geçirmişlerdir.

Bastı - Türk, Altay ve Tatar mitolojilerinde kabus cini. Bastırık da denilir. İnsanların kâbus görmesi, halsizleşmesi, korkuyla uyanması, sonrasında nefesinin kesilmesi bu kötücül ruh ile bağlantılı görülür. Anadolu Türkçesinde "Bastırık" doğrudan doğruya kâbus demektir. Aynı zamanda hapishane veya hücre anlamlarına da gelir. Değişik şekillere girebilir. Kedi kılığına bürünmeyi çok sever. Kazakçada kâbus "Bastırılu" demektir. Bastıyla ilgili aşağıdaki varlık adları dikkate değerdir.

  1. Albastı: "Aleybanı, Alyabani." Uzun boylu, beyaz tenli ve çıplak olarak tasvir edilen şeytani dişi varlık. Albıs ile özdeştir.
  2. Kulbastı: "Kuleybanı, Gulyabani." Gündüzleri mezarda uyuyup geceleri kalktığına inanılır. Tüylü, çok büyük ve pis kokulu olarak betimlenir.
  3. Karabastı: Kâbus, kötü rüya. Kâbus cini olarak da bilinir. Geceleri insanların göğüslerine çökerek soluklarını keser.
  4. Sarıbastı: Sara hastalığı. Sarı giysili bir kadın şeklindedir.
<span class="mw-page-title-main">Bulak İyesi</span>

Bulak İyesi - Türk, Altay ve Tatar mitolojilerinde pınarın koruyucu ruhu. Bolak İyesi ve Moğolca da Bulag (Bula) Ezen de denilir. "Çeşme İyesi" veya "Pınar İyesi" dendiği de olur. Her pınar için farklı bir İye vardır.

Temir Han - Türk ve Altay mitolojisinde Demir Tanrısı. Temür (Timür) Han olarak da bilinir. Moğollar Tömür Han derler.

<span class="mw-page-title-main">Ulukayın</span>

Ulukayın – Türk, Altay, Çuvaş, Yakut, Moğol ve Macar mitolojilerinde, halk inancında ve şamanizmde Yaşam Ağacı. Uluğkayın, Ulıkadhın, Olokaygın şeklinde de söylenir. Baykayın, Baykadhın, Paykaygın olarak da bilinir. Eşanlamlı olarak Bayterek veya Ulubuk da denir. Yerle göğü birbirine bağlayan yaşam ağacıdır. Yakutlarda Luk Mas denilir.

<span class="mw-page-title-main">Ergene İyesi</span>

Ergene İyesi – Türk ve Altay halk inancında maden ocağının koruyucu ruhudur. Urka İyesi olarak da bilinir. Tatarlarda Şahta İyesi adıyla tanınır. Her maden ocağı için farklı bir İye vardır. Bu iye, insan gözüne gözükmez, fakat ıslık çalar, kedi gibi miyavlaması ve bebek ağlaması, köpek uluması gibi sesler çıkarır. Bir hayvana dönüşebilir. Çalışan işçilere yardım eder, mesela maden ocağı çökeceği zaman işçilere “Gidin” diye seslenerek onları kazadan korur, Ayrıca onları cevher damarlarına götürür. Kötü olan veya ona hakaret edenler için ise ölümcüldür. Onları karanlık çukurlara iterler veya tünelin çökmesini sağlarlar. Taş atmak, ıslık çalmak Ergene iyesine hakaret niteliğindedir. Türk işçilerin Ukrayna, Rusya gibi ülkelerde maden işçiliğine gittiklerinde dahi buralarda bu İyeye dua ederek yardım diledikleri anlatılır.

Yılan Ata – Türk ve Altay mitolojisinde Yılan Tanrı. Çılan Ata da denir. Yılanların kendisinden türediği efsanevi yaratık.

<span class="mw-page-title-main">Ev iyesi</span> inanç

Ev İyesi – Türk halk kültüründe evin koruyucu ruhu. Üy İyesi / Eğesi / Ezi / Issı / İççisi olarak da tanınır. Moğollar Ger (Ker) Ezen derler.

Kargıma – Türk, Anadolu ve Altay halk inancında beddua. Kargış (Karış) ve Moğolcada Harah olarak da söylenir. Bir insan için kötü temennilerde bulunma ve bu amaçla Tanrı'ya yakarma. Anadoluda Karış Vermek tabiri lanet okumak, beddua etmek anlamında kullanılır. Ah ve Ah Etmek de benzer anlamlara sahiptir. “Ahım Çıktı” veya “Ahım Tuttu” deyimlerinde olduğu gibi. Kargımak fiili ile de kullanılır. Karga kuşu, hem rengi hem de Nuh tarafından kendisine kargındığı için bu adı almıştır. Karşıtı Alkımadır.

Karabasan – Türk halk kültüründe Kâbus ve buna neden olan varlık. Karabasma (Garabasma) da denir.

<span class="mw-page-title-main">Ören İyesi</span>

Ören İyesi – Türk, Tatar, Altay ve Çuvaş mitolojilerinde Harabe Ruhu. Üren İyesi olarak da söylenir. Peg İyesi, Kıyrağan İyesi veya Çaldıbar İyesi de denir. Harabenin koruyucu ruhudur. Uygarlığın bozulma sınırları olarak görülür. Ölümle iç içe olan ve korkulan yerlerdir. Bu nedenle tıpkı mezarlıklar gibi ölü alanlar olarak algılanırlar. Örenler de, bir anlamda yapıların ölüleri ve onların mezarlarıdır. Buralarda sabaha kadar bilinmeyen ışıklar yanar ve müzik sesleri gelir.