İçeriğe atla

Mary Celeste


Mary Celeste
Tarihçe
Britanya Kızıl SancağıKanada
AdıAmazon
İnşa eden Johua Dewis, Spencer Adası, Yeni İskoçya
Denize indirilişi 18 Mayıs 1861
Liste dışı 20 Aralık 1950
Akıbet Amerikan Tüccarlara satıldı, 1867
Tarihçe
Birleşik Devletler BayrağıBirleşik Devletler
AdıAmazon (1868)
Mary Celeste (1868-1885)
Satın alınışı 1867
Akıbet Hurdaya çıktı, 1885
Genel karakteristik
Sınıf ve tipiBrigantin tipi yelkenli

Mary Celeste (ya da Sir Arthur Conan Doyle'un kurgusal bir karakter olarak verdiği isim olan Marie Celeste) 4 Aralık 1872 tarihinde Atlantik Okyanusu'nda terk edilmiş olarak bulunduğundan beri gizemini koruyan bir ticari gemidir. Gemi bulunduğunda bir filikası kayıptı ve iyi bir durumdaydı, rüzgarın da etkisiyle Cebelitarık Boğazı'na doğru ilerliyordu. Yaklaşık bir ay önce yola çıkmıştı ve halihazırda güvertesinde altı aylık su ve erzak mevcut idi. Kargosuna dokunulmamıştı, yolcu ve tayfaların da şahsi eşyaları yerlerinde duruyordu. Gemi mürettebatı bir daha hiç bulunamadı ve hiç haber alınamadı. Bu terk edilmiş ve başıboş gemi denizcilik tarihinin en gizemli hikâyelerinden biri olarak hala çözümlenememiş sebepsel teorilere sahiptir.

Geçmişi

Mary Celeste 282 gross ton ağırlığında bir gemiydi. 1861 yılında Nova Scotia'da Joshua Davis adlı bir gemici tarafından yapılmış ve Amazon adı verilmişti. Yapım sonrası bölgesel ticari nakliyat yapılan bir firmaya verildi. Gemiyle ilgili bundan sonra olanlar zaman zaman "uğursuz" olarak nitelendirilmesine neden olmuştur.

Amazon'un ilk kaptanı Robert Mc Lellan geminin sahiplerinden birinin oğluydu ancak gemi kaptanlığını aldıktan dokuz gün sonra seferdeyken öldü. Bu aslında geminin güvertesinde ölen üç kaptanından sadece ilkiydi. John Nutting Parker sonraki kaptanı olarak görev aldı ancak bir balıkçı teknesinin çarpması nedeniyle gemiyi tamir için tersaneye geri götürmek zorunda kaldı. Tersanedeyken gemide çıkan bir yangın ise bir başka talihsizlikti. Atlantik aşırı ilk seferi ise geminin sonraki kaptanı için tam bir felaket ile sonuçlandı. Manş denizinde bir başka gemiyle çarpıştı ve bu olay Kaptan'ın işine son verilmesi ile sonuçlandı.

Bu talihsiz başlangıç sonrası birkaç yılı olaysız geçti. Batı Hindistan, Orta Amerika ve Güney Amerika'ya büyük kargolar taşımak üzere seferlere çıktı. 1867 yılında gemi Nova Scotia açıklarında bir fırtına sebebi ile karaya oturdu. Kurtarılması sonrası 1750 dolar karşılığında New York'tan Richard Haines'e satıldı. Tamir edildi ve 1868 yılında Amerikan kayıtlarına geçti ve izleyen yılda ismi Mary Celeste olarak değiştirildi. Yeni sahibinin hedefi ise Amerika ve Adriyatik sahilleri arasında ticari amaçlı seferler yapmaktı.

Geminin yeni sahipleri dört hissedardı ve 24 hisse bu kişiler arasında dağılmıştı;

Bulunuşu

Ekim ayında Atlantik Okyanusu'nda kötü havalar rapor edilmekteydi ancak Dei Gratia gemisi kasım ayı geldiğinde yolculuğunu olaysız bir şekilde bitirmişti. Limandan yeniden ayrıldıktan yaklaşık bir ay sonra 4 Aralık 1872'de (bazı raporlara göre 5 Aralık'ta) yaklaşık saat 13.00'de Dei Gartia mürettebatı yaklaşık 5 mil açıkta bir gemi gördüler. Dei Gratia o esnada Portekiz'in 600 mil batısında seyretmekteydi. Mürettebat gözlemledikleri gemide bir anormallik olduğunu anladılar. Yelken yönleri ve geminin gidiş açısı doğru gözükmüyordu. Gemiye yanaştılar ve Mary Celeste ismini okudular. Gemiyi önceden bilen Dei Gratia gemisinin kaptanı Mary Celeste'nin halen İtalya'ya varmamış olmasına anlam veremedi. Dei Gratia Mary Celeste'ye 400 yard kadar yaklaştı ve bu şekilde iki saat kadar gemiyi gözlemlediler. Yelkenleri açıktı ve Cebelitarık Boğazı yönüne doğru gitmekteydi. Dei Gratia personelinin gözlemine göre güvertede hiçbir kimse yoktu ve geminin herhangi bir harabiyete uğramış görüntüsü de yoktu.

Dei Gratia Mary Celeste'ye yanaştıktan sonra gerçekten de güvertede kimseyi bulamadılar. İlk tespitlere göre güvertede ıslaktı ve su tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu, ikisi durmuştu. Gemide yaklaşık 1.1 metre yüksekliğe ulaşan su bulunmasına karşın batmamıştı ve herhangi bir batma belirtisi yoktu.

Kaptan'ın günlüğü dışında seyir defteri dahil olmak üzere gemiyle ilgili tüm evraklar kayıptı. Geminin saati çalışmıyordu ve pusula, sekstant, kronometre de kayıptı. Ana güverte üzerinde olması gereken filika da yerinde değildi. Geminin arka tarafında yer alan bir palamar ise bir ucu gemiye bağlı olduğu halde arka taraftan denize doğru ucu boş bir şekilde sarkmaktaydı.

Popüler hikâyelerde anlatılan el değmemiş kahvaltı tabağı ve halen sıcak olan kahve fincanları gibi öğeler ise gerçekte bulunmamaktaydı. Bunlar muhtemelen Sir Arthur Conan Doyle ve benzer yazarların kurgularından ibarettir. Gerçekte kabin kısmında herhangi bir yemek hazırlığı ya da yiyecek ya da içecek herhangi bir şey gözükmüyordu.

Mary Celeste'nin kargosu 1701 varil alkoldü. Altı aylık sağlıklı erzak da güvertede duruyordu. Mürettebatın eşyaları da yerli yerindeydi ve bu da bir korsan baskın ihtimalini azaltıyordu. Görünen manzaraya göre tüm personel ve yolcular acele içinde gemiyi terk etmişti. Bir mücadele ya da çatışma olduğuna dair herhangi bir bulgu yoktu.

Geminin sonu

Geminin sahibi James Winchester bir süre sonra Mary Celeste'yi satmaya karar verdi. Bu kararını, babasının bir seyahat sonrası Amerika'ya getiren gemide yaşadığı kazaların sebep olduğu ve geminin babasının hayatına mal olacağı sanrısına kapılması nedeniyle aldığı rivayet edilir. Neticede gemi yok pahasına elden çıkmış ancak ne var ki sonraki 13 yılda da 17 kez sahip değiştirmiştir.

Geminin son kaptanı ve sahibi G.C. Parker ise gemiyi Karayip Denizi'nde sigortadan para alabilmek için batırmaya çalışmış ancak başarılı olamamış, gemiyi yakma çabaları esnasında ise kaptan Benjamin Briggs'inkiler de dahil olmak üzere seyir defteri yanmıştır. Parker'ın bu girişimleri sigorta şirketi tarafından anlaşılmış ve Parker tutuklanmıştır. Ancak mahkemesi sürerken bilinmeyen bir sebeple ölmüştür. Tamiri imkânsız görünen Mary Celeste ise tersane kızağında sonunu beklemeye başlamıştır.

Bulgular

• İki ambar kapağı açıktı.

• Geminin saati baş aşağı duruyor ve çalışmıyordu.

Sekstant ve kronometre kayıptı.

• Kaptanın yatağı sırılsıklamdı, güverteler arasında su vardı.

• Kaptanın kılıcı yatağında duruyordu ve üzerinde kırmızı lekeler vardı.

• Cankurtaran fılikası kayıptı, onu tutan halatlar kopuk bir halde geminin ardından sürükleniyordu.

• Dokuz boş fıçı hariç 1.700 fıçıdan oluşan saf alkol yüküne dokunulmamıştı.

• Gemide altı ay yetecek kadar kumanya vardı.

• Geminin seyir defterine düşülmüş son not, bir hafta öncesine aitti.

Spekülasyon ve teoriler

1872 yılında bulunduğundan beri çok sayıda teori Mary Celeste gemisinin gizemini açıklamaya çalışmıştır.

Korsanlık

Bir teoriye göre Osmanlı korsanları gemi rotası üzerindeydi ve tüm personeli öldürdüler. Gerçekçi olmayan bir teori zira Azorlar ve Cebelitarık civarında onlarca yıldır hiç korsanlık hareketi rapor edilmemişti ve bu da muhtemelen yörede konuşlanmış İngiliz Deniz Kuvvetleri'nin üssüne bağlıydı. Ayrıca gemide bir korsan saldırısı olduğuna dair hiçbir iz yoktu. Sadece bazı denizcilik aletleri kayıptı ve korsanların tayfa ve yolcuları öldürdükten sonra değerli eşyalarını alma ya da kargoyu çalma davranışlarına uymuyordu.

Dei Gratia tayfasına suçlamalar

Bazı yazarlara göre Dei Gratia gemisi personeli Mary Celeste'dekilerin tümünü öldürdüler ve açıkta bulunan geminin içindekilere ya da haklarına sahip olabilmek için hayalet gemi hikâyesi uydurdular. Buna karşın gemide hiçbir mücadele izi yoktu. Dei Gratia Mary Celesteyi Cebelitarık'taki İngiliz yetkililere getirdiği zaman gemi tamamen sağlamdı ve içerisindeki envanterde hiçbir eksik yoktu.

Öte yandan Dei Gratia 'nın kaptanı Kaptan Briggs'in eski arkadaşıydı ve bu da kaptanı, eşini ve iki yaşındaki kızını öldürme ihtimalini zayıflatıyordu. Mary Celeste Dei Gratia 'dan bir hafta önce yola çıkmıştı ve Dei Gratia'nın Mary Celesteyi yakalama ihtimali yoktu. Kurulan mahkeme de Dei Gratia personelini denizcilikteki gösterdikleri çabalardan ötürü övmüştür.

Sigorta bedeli

Sigorta'dan para alabilmek de diğer bir iddiadır. Buna karşın sigorta parası yüklü bir bedel değildi. Ayrıca gemi James Winchester adına kayıtlıydı ve, Benjamin Briggs'in bundan bir kârı olmazdı. Bir kaza sahnelemek bu yüzden alınacak bedel karşılığında çok riskliydi.

Fırtına

Mary Celeste bir fırtınaya rastladı ve tayfalar ve yolcular filikalara bindi, geminin batacağını düşündüler. Gemi bulunduğunda üç tahliye pompasından ikisi çalışmıyordu ve gemi bulunduğunda içinde olağanın dışında su mevcut idi. Fırtına durumunda kaptan'ın tahliye kararı vermesi çok zor duruyor ancak gemide eşi ve çocuğunun olması karar verme sürecini etkilemiş olabilir. Bölgede Ekim 1872'de birkaç fırtına bildirilmişti ama Mary Celeste bu ayda çok az mıntıkadaydı daha çok Kasım ayı boyunca bu sulardaydı ki bu da fırtınasız bir dönemdi.

Kısacası bu teoriye uymayan o dönemde bölgede fırtına hareketi olmamasıdır. Mary Celeste bulunduğu zaman deniz sakindi. Fırtınaya sadece Dei Gratia tarafından bulunup Cebelitarık'a götürülürken rast geldi.

Deniz depremi

Modern denizcilik zamanına ait bir teoriye göre oluşan bir deprem nedeniyle bazı alkol varilleri açıldı ve içlerindeki materyal ortaya dağıldı. Geminin yakıtının da sarsıntı nedeniyle açığa çıkıp bunlara güvertede karışması nedeniyle bir parlama oluştu. Bu Mary Celeste tayfasında bir panik oluşturdu. Tayfalar bu parlamadan bir müddet de olsa kaçmak için denize indiler lakin bu onların sonunu hazırladı. Bölgedeki yoğun sismik aktivite bu teoriyi akla yakın göstermektedir. Ancak gemi seyir defterinde hiçbir zaman bir deprem bilgisi yer almamıştır ve Dei Gratia tayfası da bu dönemde hiçbir titreşim ya da deprem duymamışlardır. En önemlisi de Portekiz yakınlarındaki Azor adalarında hiçbir zaman bu yönde kayda geçen bir bilgi yoktur.

Tsunami

Diğer bir teori de bölgede gerçekleşen tsunamidir. Gelen büyük bir dalga gemidekileri kaçmaya zorlamış olabilir, ancak tabii ki öyle bir durumda Mary Celeste ufak bir tekneye göre çok daha güvenilir bir yerdir. Bu sadece Mary Celeste'nin neden çok fazla su aldığını açıklayabilir. Ve bölgede o dönemde rapor edilen bir tsunami bilgisi de yoktur. Tsunamiler denizin derinliklerinde olurlar ve gemileri çok fazla etkilemezler, ancak gemi kıyıya yakın bölgede ise etkilenme ihtimali yüksektir. Bu teoriye göre tüm yolcuların ve tayfanın dalga tarafından alınması için aynı anda güvertede olmasını gerektirmektedir.

Sağanak yağış

Benzer bir senaryoda okyanusta oluşmuş olabilecek ani bir sağanak yağış temeline dayandırılabilir. Yağışın gemi yüzeyini tamamen kaplaması Mary Celeste'nin batmayla yüz yüze kalmasına yol açmış olabilir. Bu olay ayrıca Mary Celeste'nin Dei Gratia mürettebatınca bulunduğunda neden yoğun olarak ıslak olduğunu açıklayabilir. Bu nedenle gemide oluşmuş olan panik kaybolmuş filikayı ve pusulayı da açıklayabilir.

James H. Kimble ve yazar Gersholm Bradford tarafından öne sürülen bu teoride alçak basınç sistemi, oluşan yağış ve sintine suyunu ölçümleyen ve tahliye eden sistemlerdeki basınç değişimi nedeniyle oluşan arıza sorumlu tutulmaktadır.

Patlama

Bu teori gemideki alkol temeline dayanmaktadır. Kaptan Briggs daha öncesinde böyle tehlikeli bir kargo taşımamıştı ve bu yüke güvenmiyordu.

1,701 varil alkolden dokuz varil daha sonra boş olarak bulunmuştur. Diğer variller beyaz meşe ağacından yapılmışken bu dokuz varil kızıl meşe ağacından imal edilmişti. Kırmızı meşe ağacı daha gözenekli olduğu için buharı daha rahat yayabilir. Bu ortamda oluşabilecek buharlaşmayı açıklayabilir.Variller birbirinde güvenli bir şekilde ayrılmamıştı ve birbirlerine sürtünüyorlardı ve çeperlerindeki metal nedeniyle bir kıvılcım çıkması olasıydı. Bu şekilde oluşmuş olabilecek bir patlama gemiyi terk edişi açıklayabilir.

Tarihçi Conrad Byers'e göre Kaptan Briggs kargonun durumuna bakınca ortamda buhar ve dumanı gördü. Bir patlama olacağı inancıyla herkesi filikaya bindirdi ve filikayı gemiden güvenli bir uzaklığa bir halatla bağlayarak uzakta durmak istedi ancak bu başarısız oldu ve halatın kopması nedeniyle filika gemiden ayrılmaya başladı. Bir süre sonra da filikadakiler açlıktan, susuzluktan ya da boğularak öldüler.

2005 yılında bu teori Alman tarihçi Eigel Wiese tarafından yine gündeme getirildi. Londra Üniversitesi'nden bazı bilim adamları yaptıkları bir konstrüksiyonla alkol buharını gözlemlediler. Yakıt olarak bütan ve varil olarak da kâğıt bazlı tüpler kullanıldı, bulundukları yer kapatıldı ve buhar alev aldı. Patlama şiddeti ile kapılar açıldı ve bir gemi bölmesi şeklindeki model oldukça sallandı. Etanol 13 °C gibi düşük ısılarda parlayabilir. Sadece küçük bir kıvılcım, iki metalin birbirine sürtünmesinden oluşan bile, alev aldırabilir. Fakat modelde hiçbir kâğıt bazlı tüp bozulmamıştı. Bu teori kargonun neden bozulmadan kaldığını ve gemi küpeştesindeki çatlamaları açıklayabilmektedir. Muhtemelen kargo kapağında oluşan kırılma ve çıkan patlama mürettebatı oldukça korkutmuştu ancak parlama ile oluşan alevler ortamda bir yanık izi bırakmak için yetersizdi. Gemiden sarkan halat mürettebatın yine de gemiyle irtibatı kesmek istemediğini açıklıyor. Gemi o sırada pupa yelken gidiyordu ve bir süre sonra da fırtına koptu. Pupa yelken giden gemiden sarkan halat bir müddet sonra dayanamayarak koptu. Sonrasında da küçük bot bir daha asla Mary Celeste'ye yetişemedi. Bu şu ana dek gemi kaptanlarınca da kabul edilen en makul teori olarak gözükmektedir.

Yazarlar Brian Hicks ve Stanley Spicer'ın teorisine göre ise Kaptan Briggs kargo kapağını havalandırmak için açtı. Salınan alkol dumanı kaptanı ve mürettebatı paniğe iterek bir halatla bağlı kalmak şartıyla bir müddet filikada durma kararına itti. Hicks 'in teorisine göre aslında kargo daha tehlikeli bir materyal olan metil alkoldü ancak gemi kayıtları bunu desteklemiyordu.

Bu teorinin en zayıf noktası olarak ana kargo kapağının kapalı bulunmuş olması gösterilmektedir. Ayrıca günlükte ya da bölgede çalışan gemilerce hiçbir zaman bu derece duman ya da buhar rapor edilmemişti. Kargo dışında hiçbir noktada alkol izine rastlanmadı.

Ergotizm

Diğer bir teoriye göre kontamine un nedeniyle oluşan ergot zehirlenmesidir. Bu teoriye göre ergot zehirlenmesi LSD gibi halüsinasyonlara yol açmaktadır. Birbirlerini çıldırarak öldürdükleri veya denize attıkları teorinin temel noktasıdır. Ancak Mary Celeste'de bulunan un kontamine değildi ve Dei Gratia tayfası tarafından da tüketilmişti.

İsyan

Briggs ve ailesini öldürdükten sonra filikayla kaçma temeline dayalı bir isyanı düşündüren bir teoridir. Ancak geçmiş araştırıldığı zaman Kaptan'a karşı isyanı düşündürecek bir ilişkinin olmadığı gösterilmiştir.

Sarhoşluk

Gemi tayfasının gemideki alkolü içtikten sonra kaptanı ve birbirlerini öldürdüğü temeline dayansa da Kaptan'ın içki konusunda kesin kararları olduğu biliniyordu ve gemide de alkol sonrası olmuş olabilecek hiçbir kavga izine rastlanmadı.

Geminin erken tahliyesi

2007 yılında Smithsonian televizyonunun dile getirdiği bir teoriye göre Kaptan geminin güvenli bir şekilde İtalya'ya varacağına inanmıyordu. Kronometreyle problemler yaşıyordu, tahliye pompalarının sadece biri çalışıyordu ve küpeşte su almıştı. Briggs bu nedenle gemidekilerle birlikte bir filikaya binerek yakınlarda olduğunu umut ettiği Santa Maria adası'na gitmeye karar verdi ancak hiçbir zaman ulaşamadılar.

Gemi kayıtları

Arşiv kayıtlarına göre geminin mürettebatı ve yolcuları şu şekildeydi.

Mürettebat

İsim Görev Uyruk Yaş
Benjamin S. BriggsKaptan ABD37
Albert C. Richardson 1. Zabit ABD28
Andrew Gilling 2. Zabit Danimarka25
Edward W Head Kamarot ve Aşcı ABD23
Volkert Lorenson Gemici Almanya29
Arian Martens Gemici Almanya35
Boy Lorenson Gemici Almanya23
Gottlieb Gondeschall Gemici Almanya23

Yolcular

İsim Durum Yaş
Sarah Elizabeth Briggs Kaptan'ın eşi 30
Sophia Matilda Briggs Kaptan'ın kızı 2

Galeri

İlgili yayınlar

  • The Saga of the Mary Celeste: Ill-Fated Mystery Ship, Stanley T. Spicer - ISBN 0-88999-546-X
  • The Bermuda Triangle Mystery Solved, Lawrence David Kusche - ISBN 0-87975-971-2
  • Ghost Ship: The Mysterious True Story of the Mary Celeste and her Missing Crew, Brian Hicks - ISBN 0-345-46391-9
  • The "Mary Celeste", John Maxwell - ISBN 87-15-01118-6
  • New York Times; February 26, 1873; pg. 2; "A Brig's Officers Believed to Have Been Murdered at Sea."
  • Boston Post, February 24, 1873. "It is now believed that the fine brig Mary Celeste, of about 236 tons, commanded by Capt. Benjamin Briggs, of Marion, Mass., was seized by pirates in the latter part of November, and that, after murdering the Captain, his wife..."

İlgili Araştırma Makaleleri

<i>Dünyanın Uzak Ucu</i> Film

Dünyanın Uzak Ucu 2003 yılında çekilmiş Peter Weir'in yönettiği Russell Crowe'un Jack Aubrey rolünde, Paul Bettany'nin de Stephen Maturin rolünde oynadığı bir filmdir.

<span class="mw-page-title-main">Gemi</span> Ulaşım aracı

Gemi dünya denizlerini, okyanuslarını, nehir, göl ve diğer yeterince derin su yollarını dolaşan, mal ve yolcu taşıyan veya savunma, araştırma ve balıkçılık gibi özel görevleri yapan büyük bir deniz taşıtı’dır. Gemiler genellikle boyut, şekil, yük kapasitesi ve amaca göre teknelerden ayrılır. Yelken çağı'nda "gemi", en az üç Kabasorta arma‘lı direkleri ve tam cıvadra yelken planıyla yelkenli gemi olarak tanımlanır.

Deniz ticareti hukuku, deniz üzerinde yürütülen ticari ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda deniz ticaretini konu alan bazı başlıklar şunlardır:

<span class="mw-page-title-main">Define Adasına Dönüş</span> televizyon dizisi

Define Adasına Dönüş, ünlü korsan karakteri Long John Silver rolünde Brian Blessed'in oynadığı UK ITV ve HTV Wales yapımı televizyon dizi filmidir. Galler, İspanya ve Jamaika'da çekilmiştir. Senaryosunu John Goldsmith yazmış, yönetmenliğini ise Piers Haggard ile Alex Kirby yapmıştır.

RMS <i>Titanic</i> 1912de batan İngiliz gemisi

RMS Titanic, 15 Nisan 1912 tarihinde Southampton, İngiltere'den New York City, Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptığı ilk seferinde bir buzdağına çarpması sonucu batan bir İngiliz okyanus gemisiydi. Gemideki tahmini 2.224 yolcu ve mürettebattan yaklaşık 1.500 kişi hayatını kaybetti ve bu olay barış zamanında tek bir geminin battığı en ölümcül olaylardan biri oldu. White Star Line tarafından işletilen Titanic, dünyanın en zengin insanlarından bazılarının yanı sıra, Britanya Adaları, İskandinavya ve Avrupa'nın başka yerlerinden Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da yeni bir hayat arayan yüzlerce göçmeni taşıyordu. Felaket, kamuoyunun dikkatini çekerek deniz güvenliği düzenlemelerinde önemli değişikliklere yol açtı ve popüler kültürde kalıcı bir mirasa ilham verdi.

<span class="mw-page-title-main">USS Pueblo (AGER-2)</span>

USS Pueblo (AGER-2), Amerika Birleşik Devletleri'ne ait istihbarat gemisi, 23 Ocak 1968 günü Pueblo Olayı olarak da bilinen operasyonla Kuzey Kore deniz kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir. Olay sırasında Kuzey Kore yetkililerinin açıklamalarına göre gemi ülke sularına girmiş, ABD yetkililerine göre gemi uluslararası sularda bulunmaktaydı. Pueblo gemisi hâlen Kuzey Kore’nin elindedir ve sergilenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Uçan Hollandalı (opera)</span> Wagner tarafından hazırlanmış üç perdelik bir opera

Uçan Hollandalı liberetto ve müzik bestesi Richard Wagner tarafından hazırlanmış. üç perdelik bir operadır. Liberetto Richard Wagner tarafından, Heinrich Heine'nin 1834 tarihli eski bir efsanenin hiciv nitelikli olarak yeniden söylemesinden uyarlanmıştır. Uçan Hollandalı efsane hikâyesi kıyamet gününe kadar ilahi güçler tarafından denizlerde yelkenli gemi kullanmaya mahkûm edilmiş olan bir Hollandalı gemi kaptanı hakkındadır. Wagner'in bu operada işlediği ana tema aşk ile insanların kendilerini kurtarabilmeleri hakkındadır.

<i>Altın Kıskaçlı Yengeç</i>

Altın Kıskaçlı Yengeç, Tenten'in Maceraları adlı çizgi roman serisinin 9. macerasıdır. Belçikalı yazar ve çizer Hergé tarafından yaratılmıştır. Macerada Tenten bundan sonra tüm maceralarda yer alacak olan Kaptan Haddok ilk kez görünür.

Alternatif Titanic teorileri, 15 Nisan 1912 gecesi daha ilk seferinde bir buzdağına çarpmış ve yaklaşık iki saat kırk dakika içinde Kuzey Atlantik'in buzlu sularına gömülmüş RMS Titanic isimli White Star Line şirketine ait Olympic sınıfı bir yolcu gemisinin batışı ile ilgili alternatif teorilerdir.

RMS <i>Lusitania</i> Gemi

RMS Lusitania, Leonard Peskett tarafından tasarlanan, John Brown & Company tarafından inşa edilen Britanyalı yolcu gemisidir. Yolcuların hizmetine 26 Ağustos 1907'de açılan geminin ismi bugün Portekiz topraklarında olan eski Roma ili Lusitania'dan gelmektedir. Gemi 7 Mayıs 1915'te Almanya tarafından 18 dakikada batırıldı. Old Head of Kinsale, İrlanda'ya 19 km uzakta batan gemi, gemide bulunan 1959 kişiden 1198'ini öldürdü. 761 kişi kurtulurken, bu olay Birleşik Devletler'in I. Dünya Savaşı'na girmesindeki nedenlerden biridir. Çünkü gemide bulunan 139 Birleşik Devletler vatandaşının 128'i ölmüştür. Birleşik Devletler'de orduya çağrı kampanyalarının simgesi olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Vasa (gemi)</span> 17. Yüzyılda İsveç savaşgemisi

Vasa veya Wasa, 1626-1628 yılları arasında yapılmış olan bir İsveç İmparatorluğu kalyonudur. Gemi 10 Ağustos 1628 tarihindeki ilk yolculuğunda limandan ayrıldıktan hemen sonra henüz 1 deniz mili bile gitmeden su alarak batmıştır. Gemideki en değerli olarak değerlendirilen bronz toplar kurtarıldığı için unutulan geminin batığı 1950’li yıllarda yeniden keşfedilmiştir. Stockholm limanının giriş ağzında yoğun deniz trafiğinin olduğu bölgedeki batık 24 Nisan 1961 tarihinde neredeyse hiç yıpranmamış olarak kurtarılmış ve su yüzeyine çıkartılmıştır. Önce geçici bir müzeye konan gemi daha sonra Stockholm’deki gemiyle aynı adla anılan Vasa Müzesine aktarılmıştır. İsveç’in en önemli turist çeken merkezlerinden birisi haline gelen müze 1961 yılından günümüze kadar 28 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Benjamin Briggs</span> Gemi Kaptanı

Benjamin Spooner Briggs, Amerikalı gemi kaptanı ve usta denizci. Ününü Mary Celeste isimli ticari geminin kaptanlığını yapmasına borçludur. Bu gemi Atlantik okyanusunda Cebelitarık boğazı yakınlarında 4 Aralık 1872 tarihinde cankurtaran sandalı kaybolmuş, yelkenleri açık yol alır halde ancak terk edilmiş olarak bulunmuştur. Benjamin Briggs, eşi Sarah, iki yaşındaki kızları Sophia Matilda ve gemi personeli Mary Celeste mürettebatını oluşturuyordu ve bir daha hiçbirinin izine rastlanmadı.

<span class="mw-page-title-main">Lenin (nükleer buzkıran)</span> Nükleer güçle çalışan Sovyet buzkırıcısı

Lenin nükleer buzkıranı, dünyanın nükleer enerjiyle çalışan ilk gemisidir. SSCB'de üretilen geminin yapımına 1957'de Sovyet atom bombası projesinin lideri olan İgor Kurçatov denetiminde başlanmış, 1959'da denize indirilmiştir. 30 yıl görev yapan Lenin, 1989'da emekliye ayrılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Dromon</span> Bizans donanmasının 5 ile 12. yüzyıllar arasında en önemli savaş gemisi olan kadırga türü

Dromon bir kadırga çeşidi ve İtalyan tarzı kadırgalar yerlerini alana kadar Bizans donanmasının 5 ile 12. yüzyıllar arası en önemli savaş gemisi. Roma İmparatorluğu döneminde Roma donanmasının ana ekseni Antik Liburna gemisinden geliştirilmiştir.

HMHS Britannic, White Star Line'ın Olympic sınıfı buharlı gemilerinin üçüncü ve sonuncusu ve Britannic adını taşıyan ikinci White Star gemisiydi. RMS Olympic ve RMS Titanic'in en küçük kardeşiydi ve transatlantik yolcu gemisi olarak hizmete girmesi planlanmıştı. Kasım 1916'da Ege Denizi'ndeki Yunan adası Kea yakınlarında batana kadar 1915'ten itibaren hastane gemisi olarak işletildi. O dönemde dünyanın en büyük hastane gemisiydi.

<span class="mw-page-title-main">Sully SS</span>

Sully SS veya Le Sully, 25 Ocak 1861 tarihinde Trabzon'da batmış bir okyanus gemisidir.

<span class="mw-page-title-main">Carroll A. Deering</span>

Carroll A. Deering; 1921'de Kuzey Karolina'daki Cape Hatteras açıklarında karaya oturmuş olan ve mürettebatı hiçbir yerde bulunamayan beş direkli bir ticari yelkenliydi. Deering, tarihte hakkında en çok yazılan denizcilik gizemlerinden biridir. Gemide herhangi bir paranormal veya doğaüstü olay olduğuna dair hiçbir kanıt ortaya çıkmamış olsa da Bermuda Şeytan Üçgeni'nin bir kurbanı olduğu iddia edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Hayalet Gemiler</span>

Hayalet gemiler, içinde yaşayan mürettebatı olmayan bir gemidir ; Uçan Hollandalı gibi kurgusal bir hayalet gemi veya Mary Celeste gibi mürettebatı kayıp veya ölü olarak başıboş bulunan fiziksel olarak terk edilmiş olabilir. Terim bazen hizmetten çıkarılmış ancak henüz hurdaya çıkarılmamış gemiler ile halatlarından kopup rüzgar veya dalgalar tarafından sürüklendikten sonra bulunan sürüklenen gemiler için de kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Denize adam düştü</span>

Denize adam Düştü, Bir mürettebat üyesinin veya bir yolcunun gemiden suya düştüğünü ve derhal kurtarılması gerektiğini belirtmek için gemide bağırarak söylenen bir yardım çağrısı ve bildiridir. Düşen kişiyi gören kişi "Denize adam düştü!" diye bağırır ve bu çağrıyı alan güvertedekiler de aynı çağrıyı yapar. Kazazedenin düştüğünü görmemiş olsalar bile, duyma mesafesindeki her mürettebat tarafından bir kez bu çağrı bildirilecektir.

<i>Titanic II</i> (film)

Titanic II, Shane Van Dyke tarafından yazılan, yönetilen ve başrolde oynanan ve The Asylum tarafından dağıtılan 2010 yapımı Amerikan drama felaket filmidir. İsmine rağmen, 1997 yapımı eleştirmenlerce beğenilen filmin devamı değil, onun bir kopyasıdır. Film, orijinal geminin ilk seferinden tam 100 yıl sonra ters rotayı izlemek üzere yola çıkan kurgusal bir Titanic replikasında geçiyor; ancak küresel ısınma ve doğa güçleri, tarihin aynı gecede, daha feci ve ölümcül bir ölçekte kendini tekrar etmesine neden oluyor.