İçeriğe atla

Martijn van Zomeren

Martijn van Zomeren, University of Groningen'deki Davranışsal ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde misafir profesör olarak görev yapmakta olan, kolektif eylemler konusunda gerçekleştirdiği çalışmalarla tanınan Hollandalı bir sosyal psikologdur.

Çalışma hayatı

Martijn van Zomeren sosyal ilişkiler, kültür, sosyal değişim, kolektif eylem, duygular, ahlak, etkililik algısı, kimlik ve genel olarak da politik psikoloji gibi konularda araştırmalar yürütmektedir.[1] Doktora derecesini University of Amsterdam’da sosyal psikoloji alanında elde etmiştir.[2] Van Zomeren şu anda University of Groningen'de lisans düzeyinde Kişiler Arası İlişkiler (Interpersonal Relations) dersini ve yüksek lisans düzeyinde ise Kültürel Psikoloji (Cultural Psychology) dersini vermektedir.[3] Araştırmacı, 2014 yılından bu yana gruplar arası çatışma, sosyal kimlik, politik psikoloji gibi alanlarda tamamlanan 11 lisansüstü tezin danışmanlığını yürütmüştür.[4]

Kendi sözleriyle Martijn van Zomeren

Martijn van Zomeren, üniversite web sayfasındaki kişisel sayfasında çalışma konularını ve ilgi alanlarını özetlediği kısa bir metne yer vermiştir.[5] Van Zomeren ağırlıklı olarak “kolektif dezavantaj” durumuna karşı gerçekleştirilen kolektif eylemleri konu edinen görgül çalışmalar gerçekleştirmekte ve bu çalışmalardan yola çıkarak kolektif eylem kuramlarını geliştirmektedir. Sözü edilen çalışma ve kuramlar barışçıl gösteriler kadar normatif olmayan, saldırgan eylemleri de konu edinmektedir. Dolayısıyla van Zomeren toplumsal hareketleri çok geniş bir skalada ele almaktadır. M. van Zomeren’in çalışmalarında ele alınan dört temel değişken grubu dikkat çekmektedir. Bunlar grup kimliği, duygular, etkililik algısı ve ahlaktır. Bununla birlikte van Zomeren’in araştırmaları kolektif eylem konusunun ötesine geçerek “ilişkiselliği” temel bir motivasyon olarak ele almaktadır. Kuram ve araştırmalarda sıklıkla karşılaşılan “bireylik” durumunun yerine van Zomeren kolektif eylem motivasyonunu sosyal ilişkiler bağlamında ele alan bir yaklaşım önermektedir.[5]

Sosyal psikolojiye katkıları

Martijn van Zomeren'in özellikle 2010'lu yıllarında ortalarından itibaren kolektif eylem bağlamının dışına çıkarak benlik, motivasyon, duygu düzenleme gibi konulara yönelmesiyle uyumlu bir içeriğe sahip olan “From Self to Social Relationship” adlı bir kitabı 2016 yılında yayınlanmıştır.[6]

Martijn van Zomeren’in, içinde 81 tane makalenin de yer aldığı; makaleler, kitap bölümleri, kongre bildirileri dâhil olmak üzere toplam 144 yayını bulunmaktadır. Bu makalelerin bazıları European Journal of Social Psychology 1 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Journal of Experimental Social Psychology 16 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Personality and Social Psychology Bulletin 22 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., British Journal of Social Psychology 6 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Journal of Personality and Social Psychology 22 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. gibi çok sayıda atıf alan, saygın, hakemli dergilerde yayınlanan makalelerdir.[7] Bu makaleler arasında açık ara en çok atıf alan ve en fazla popüler olan makalesi, kendisi gibi sosyal psikolog olan Tom Postmes ve Russell Spears ile birlikte 2008 yılında yayınladıkları, “Toward an Integrative Social Identity Model of Collective Action: A Quantitative Research Synthesis of Three Socio-Psychological Perspectives” adlı makaledir.[8] Martijn van Zomeren, aldığı atıfların yaklaşık dörtte birini bu makaleden elde etmiştir.[9] Bu makale, insanların kolektif eylem başlatma ve bu eylemlere katılma motivasyonlarını açıklamada kullanılan, sosyal kimlik aidiyetini temel alan bir model ileri sürmüştür. Bu model Kolektif Eylemin Sosyal Kimlik Modeli olarak adlandırılmaktadır.

Kolektif Eylemin Sosyal Kimlik Modeli

Kolektif Eylemin Sosyal Kimlik Modeli (Social Identity Model of Collective Action; SIMCA) sosyal psikoloji alanyazınında kolektif eylemlere ilişkin kuram ve bulguları entegre ederek bütüncül bir model ortaya koymayı hedefleyen bir çabanın ürünüdür. Van Zomeren, Postmes ve Spears (2008) sosyal kimlik, adaletsizlik algısı ve etkililik algısı değişkenlerini ele alan, nicel yönteme dayanan araştırmalardan yola çıkarak üç meta-analiz çalışması gerçekleştirmiştir.[8] Bu temel değişkenler (sosyal kimlik, adaletsizlik algısına bağlı öfke duygusu ve grup etkililiği algısı) aynı zamanda SIMCA’nın temel bileşenleridir. Gerçekleştirilen meta-analizler sonucu desteklenen bu modele göre belirli bir gruplar arası çatışma durumunda insanların kendilerini belirli bir gruba yönelik aidiyet hislerinin düzeyi ifade eden “grupla özdeşleşme”; belirli bir durumda adaletsizlik hissine bağlı olarak ortaya çıkan “öfke” gibi olumsuz duygular ve grubun bir bütün olarak mücadele etmesi halinde değişimi sağlayabileceğine yönelik inancı ifade eden “etkililik algısı” gibi değişkenleri pozitif yönde etkilemektedir. Özellikle “duygusal açıdan yüklü” olan adaletsizlik algısı, nötr bir adaletsizlik algısına kıyasla, politik sosyal kimlik ise politik olmayan sosyal kimliğe kıyasla kolektif eylem niyeti üzerinde daha belirleyicidir. Grupla özdeşleşme düzeyi hem tek başına doğrudan, hem de yordadığı etkililik algısı ve öfke gibi değişkenler aracılığıyla dolaylı şekilde insanların kolektif eylem niyetlerini belirlemektedir.[8]

Katılımsal Etkililik

Van Zomeren’in alanyazına diğer bir önemli katkısı da geleneksel “grup etkililiği” kavramının kolektif eyleme katılımı açıklamadaki yetersizliklerini fark ederek katılımsal etkililik (participative efficacy) kavramını ileri sürmesidir.[10] İnsanların fayda ve zararları göz önüne alarak seçim yaptıklarını ileri süren “rasyonel aktör” perspektifinden kolektif eylemlere bakacak olursak, ait oldukları grubun sosyal değişimi sağlamaya mahir olduğunu düşünen bireylerin bu grubun öncülük ettiği kolektif eylemlere katılmalarının “gereksiz” olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Çünkü “rasyonel” bir aktör, zaten sosyal değişimi sağlaması muhtemel olan grubunun kolektif eylemlerine katılarak kendisini anlamsız bir “zarar olasılığının” içine atmış olacaktır. Bu durum, grup etkililiği algısının yarattığı bir paradoksa da işaret eder: Herkesin “grubum başarılı olacaktır” diye düşündüğü bir bağlamda kolektif eylemlere kimsenin (rasyonel bireylerden oluşan bir topluluk ise) katılmaması beklenir. Bu durumu bir halat çekme oyununda “nasılsa bizim takım kazanır” diye halata fazla asılmayarak kaytaran oyuncunun durumuna benzetebiliriz. Takımdaki çoğu oyuncu bu şekilde düşünürse, başlangıçta kazanmasına kesin gözüyle bakılan takımın kaybetmesi kaçınılmaz olacaktır. Van Zomeren bu fikirden hareketle, Tamar Saguy ve Fabian M. H. Schellhaas adlı iki sosyal psikolog ile birlikte katılımsal etkililik kavramını ileri sürmüş ve bu değişkenin kolektif eylemlere katılımı açıklamada daha başarılı bulmuştur. Katılımsal etkililik, geleneksel grup etkililiği kavramının aksine, grubun başarıya ulaşacağına olan inancı değil, bireyin kolektif eyleme “bizzat kendi katılımının” sosyal değişimi sağlamada olumlu bir etki yaratacağına olan inancını ifade etmektedir.

Medyada Martijn van Zomeren

Van Zomeren, bilimsel konularda görüş yazılarının yer aldığı Mindwise adlı blog sitesine 2019 yılında verdiği bir röportajda psikolojik bir olgu olarak “umut” kavramının sosyal değişim hareketleri üzerindeki olası etkilerini ele almıştır.[11] Bu yazısında Van Zomeren, genellikle kolektif eylem niyetinin güçlü bir yordayıcısı olduğu düşünülen “umut” kavramının bazen (örneğin umut edilen şeyin gerçekleşmesi düşük bir olasılığa sahip ise) istenenin tam tersi yönde bir etki yaratabileceğini belirtmiştir. Araştırmacıya göre küresel ısınmaya önlem alınmasını amaçlayan sosyal-politik hareketlerin sıklıkla “umudu” vurgulamaları, umudun insanlara kendini iyi hissettiren ve harekete geçmekten alıkoyan “oyalayıcı” bir mekanizma işlevi görme riskini barındırmaktadır.[11]

Van Zomeren, 2010’lu yılların ortalarından itibaren bireyin “ilişkisel” bağlamı içinde ele alarak incelenmesi gerektiğini ve bu ilişkiselliğin insanın iyi oluşuna önemli katkıları olduğunu dile getirmeye ve araştırmalarını da daha çok bu yöne kanalize etmeye başlamıştır. Hollandalı araştırmacı bu doğrultudaki görüşlerini de bir görüş yazısı olarak Mindwise blog sitesinde yayınlamıştır.[12]

Ayrıca Martijn van Zomeren, Psychology of Change 18 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. adlı Youtube kanalında yayınlanan Neden Protesto Ederiz? (Why Protest?) adlı bir videoya konuk olarak katılmış ve kolektif eyleme katılımla ilgili alanyazında yer alan bulguları bu kısa videoda özetlemiştir.[13]

Başarılar ve Ödüller

Martijn Van Zomeren Society for the Psychological Study of Social Issues, International Society of Political Psychology gibi birçok saygın bilimsel topluluğun üyesidir.[14] Martijn van Zomeren’in yazarları arasında yer aldığı yayınlar 2022 yılı Haziran ayı itibarıyla AD Scientific Index verilerine göre 10003 kez,[15] Google Scholar verilerine göre ise 10396 kez[9] atıf almıştır. Araştırmacı ayrıca akademik başarıları nedeniyle aralarında şunların da yer aldığı pek çok ödül kazanmıştır:[16]

  • 2016 ISPP (International Society for Political Psychology) Erik Erikson Early Career Award
  • EASP Jos Jaspars Medal 2011
  • USERN (Universal Scientific Education Research Network) Prize for the Social Sciences

Kaynakça

  1. ^ "Arşivlenmiş kopya". 7 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Haziran 2022. 
  2. ^ "Arşivlenmiş kopya". 30 Kasım 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Haziran 2022. 
  3. ^ "Arşivlenmiş kopya". 29 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Haziran 2022. 
  4. ^ https://research.rug.nl/en/persons/martijn-van-zomeren/supervised/
  5. ^ a b "Arşivlenmiş kopya". 14 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Haziran 2022. 
  6. ^ https://psycnet.apa.org/record/2016-47130-000
  7. ^ https://research.rug.nl/en/persons/martijn-van-zomeren/publications/
  8. ^ a b c [1] 18 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Van Zomeren, M., Postmes, T. ve Spears, R. (2008). Toward an integrative social identity model of collective action: a quantitative research synthesis of three socio-psychological perspectives. Psychological Bulletin, 134(4), 504.
  9. ^ a b https://scholar.google.com.tr/scholar?hl=tr&as_sdt=0%2C5&q=martijn+van+zomeren&btnG=&oq=martijn+
  10. ^ [2] Van Zomeren, M., Saguy, T. ve Schellhaas, F. M. (2013). Believing in “making a difference” to collective efforts: Participative efficacy beliefs as a unique predictor of collective action. Group Processes & Intergroup Relations, 16(5), 618-634.
  11. ^ a b "Arşivlenmiş kopya". 25 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Haziran 2022. 
  12. ^ "Arşivlenmiş kopya". 25 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Haziran 2022. 
  13. ^ "Arşivlenmiş kopya". 18 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Haziran 2022. 
  14. ^ https://research.rug.nl/en/persons/martijn-van-zomeren/activities/?type=%2Fdk%2Fatira%2Fpure%2Factivity%2Factivitytypes%2Fmembership%2Fmembership
  15. ^ https://www.adscientificindex.com/scientist.php?id=1851364
  16. ^ https://research.rug.nl/en/persons/martijn-van-zomeren/prizes/

İlgili Araştırma Makaleleri

Charles Tilly siyaset ve toplum arasında ilişki üzerine yazan Amerikalı sosyolog, siyaset bilimci ve tarihçi. University of Michigan 'da 1969–1984 arasında tarih, sosyoloji ve sosyal bilim profesörü unvanıyla çalıştı ve son görevi Columbia University'deydi. "21. yüzyıl sosyolojisinin kurucu babası" ve "dünyanın seçkin sosyolog ve tarihçilerinden biri" olarak adlandırıldı, "çalışmaları eşsiz, insanlığı en üst düzey, ruhu sarsılmaz." olarak adlandırıldı. Ölümünden sonra, onun adına çeşitli dergiler özel sayılar yayınlandı, konferans ödülleri verildi ve özel ölüm ilanları hazırlandı.

Kendini tanıma psikolojide kullanılan bir terimdir ve bireyin “Ben neye benziyorum?” sorusuna cevap verirken kullandığı bilgiyi tanımlar. Bu sorunun cevabına yönelik kendini tanıma süreci, öz farkındalık ve öz bilinç gerektirir.
Kendini tanıma benliğin, daha doğrusu benlik kavramının, bir bileşenidir. Kişinin kendisinin veya özelliklerinin bir bilgisidir ve benlik kavramının gelişimine rehberlik eden bilgiyi aramak için bir arzudur. Kendini tanıma, benzersiz şekilde bizi kendimizle eşleştiren nitelikleri ve bu niteliklerin dinamik olup olmadığı üzerine teorileri içeren şekilde, zihinsel temsillerimiz hakkında bizi bilgilendirir.
Benlik kavramının üç ana yönü olduğu düşünülmektedir:

Sistemi meşrulaştırma kuramı, mevcut politik, sosyal ve ekonomik sistemlerin meşrulaştırılmasının ardında yatan psikolojik süreçleri açıklamaya çalışan bir sosyal psikoloji kuramıdır.

Sosyal baskınlık yönelimi (SBY) sosyal ve politik tutumları yordayan bir kişilik faktörü ve yaygın olarak kullanılan bir Sosyal Psikolojik ölçektir. SBY, grup temelli ayrımcılık düzeylerinde bireysel farklılıkların ölçümü olarak kavramsallaşmıştır. Bir başka deyişle, bireyin herhangi bir sosyal sistem içinde hiyerarşi ve düşük statülü gruplar üzerinde otorite kurma tercihinin bir ölçümüdür. Bu, grup içi ve gruplar arası eşitlikçilik karşıtı bir eğilimdir. SBY, sosyal baskınlık kuramının ölçülebilir bir bireysel farklılık bileşenidir.

Proteus etkisi, çevrimiçi sanal oyun içindeki bireyin davranışlarının, kendi avatarının görsel özellikleri ile ilişkili olarak değişmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu değişim, o sanal ortama dahil diğer kullanıcıların bu karakterlerle tipik bir biçimde eşleştirdiği davranışlar hakkındaki bilgiden kaynaklanmaktadır. Değişken (protean) sıfatına benzer olarak, kavramın ismi Yunan tanrısı Proteus'un şekil değiştirme yeteneğine yapılan bir imadır. Proteus etkisi ilk kez 2007 Haziranında Stanford Üniversitesi'nde Nick Yee ve Jeremy Bailenson tarafından kullanılmıştır.

Sosyal temsiller teorisi, Fransız sosyal psikolog Serge Moscovici tarafından, sosyal psikolojinin bireylerin bilişsel süreçlerinden çok sosyal biliş süreçlerine önem verilmesi gerektiği eleştirisiyle geliştirdiği teorik bir yaklaşımdır. Teori ilk olarak Moscovici'nin 1950 ve 1960'lı yıllarda Fransız toplumunda psikanalizin sosyal temsillerinin nasıl oluşturulduğunu ve biçimlendirildiğini incelediği çalışması ile ortaya çıkmış ve 1961 yılında La Psychanalyse: son image et son public başlığı altında yayınlanmıştır.

Sosyal kimlik kuramı, grup olgusunun analizinde iç grup dinamikleri, gruplar arası ilişkiler ve kolektif benliğe yönelik açıklamalar getiren bir sosyal psikoloji kuramıdır. Sosyal psikologlar Henri Tajfel ve John Turner tarafından geliştirilmiştir. Kişisel bilişsel süreçleri, kişiler arası etkileşimleri ve sosyolojik süreçleri bir arada ele alarak sosyal kimlik kavramının farklı analiz düzeylerinden incelenmesini mümkün kılmaktadır.

Nepotizm, kayırmacılık veya akraba kayırma, öznel ve adil olmayan şekilde yapılan ayrımcılık.

<span class="mw-page-title-main">Hacktivizm</span> politik bir gündemi veya sosyal değişimi teşvik etmek için yapılan bilgisayar korsanlığı

Hacktivizm, "hack" ve "aktivizm" kelimelerinin birleşiminden türetilmiş bir terim olup, dijital araçlar ve bilgisayar korsanlığı yöntemleri kullanarak politik veya sosyal bir amacı desteklemek için gerçekleştirilen eylemlere denir. Hacktivistler, siber uzayı protesto, ifade özgürlüğü, bilgiye erişim ve sosyal adalet gibi konularda bir araç olarak kullanır.

Sosyal baskınlık kuramı (SBK) artı değer üreten toplumlarda görülen grup temelli sosyal hiyerarşinin nasıl oluştuğunu ve sürdürüldüğünü açıklamak hedefiyle Jim Sidanius ve Felicia Pratto isimli iki Amerikalı sosyal psikolog tarafından geliştirilen bir gruplararası ilişkiler kuramıdır.

<span class="mw-page-title-main">Prososyal davranış</span>

Prososyal davranışlar, olumlu sosyal davranışlar ya da başkalarına yarar sağlama niyeti; yardım etmek, paylaşmak, bağış yapmak, işbirliği yapmak ve gönüllülük gibi, diğer insanlara ya da bir bütün olarak topluma fayda sağlayan sosyal davranışlar bütünüdür. Bunlara ek olarak kurallara uymak ya da sosyal olarak kabul edilen davranışlarla uyum içinde olmak da prososyal davranışlar arasında sayılmaktadır.

Toplumsal hafıza, grup kimliğiyle önemli ölçüde ilişkili olguların grup üzerindeki bellek ve bilgi havuzunu ifade eden bir kavramdır. Kavram ilk kez 19. yüzyılın ikinci yarısında "la mémoire collective" olarak ortaya çıkmıştır. Filozof ve sosyolog Maurice Halbwachs toplumsal hafıza kavramını 1925'te yayımladığı Les cadres sociaux de la mémoire kitabıyla çözümledi ve geliştirdi. Kolektif hafıza, büyük ve küçük toplumsal gruplar tarafından oluşturulabilir, paylaşılabilir ve aktarılabilir. Söz konusu toplumsal gruplar ulusları, kuşakları, cemiyetleri içerebilir. Kolektif hafıza, psikoloji, sosyoloji, tarih, felsefe ve antropoloji dahil olmak üzere bir dizi disiplinde ilgi ve araştırma konusu olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Terör sosyolojisi</span>

Terör sosyolojisi, terörizmi sosyal bir fenomen olarak anlamaya çalışan sosyolojinin bir alandır. Alan, terörizmi tanımlar, niçin gerçekleştiğini araştırır ve toplum üzerindeki etkisini değerlendirir. Terörizm sosyolojisi, siyaset bilimi, tarih, ekonomi ve psikoloji alanlarından meydana gelmektedir. Terörizm sosyolojisi, terörizmi meydana getiren sosyal koşullara vurgu yapması ile önemli terörizm araştırmalarından farklılık göstermektedir. Terörizm sosyolojisi ayrıca devletlerin böyle olaylara nasıl tepki gösterdiğini araştırır.

<span class="mw-page-title-main">Henri Tajfel</span> İngiliz psikolog (1919-1982)

Henri Tajfel, Polonyalı sosyal psikologdur.

<span class="mw-page-title-main">Kolektif eylem</span>

Kolektif eylem, çeşitli menfaat sahipleri arasındaki işbirlikçi ve sürdürülebilir yardımlaşma ya da bireylerin eylemlerinin birbiriyle ilişkili hâle getirilerek uyum sağlaması. Psikoloji, sosyoloji, antropoloji, siyaset bilimi ve ekonomi dahil olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında formülasyonları ve teorileri olan bir terimdir.

<span class="mw-page-title-main">Sosyal hareket teorisi</span>

Sosyal hareket teorisi, sosyal bilimler içinde, genellikle sosyal mobilizasyonun neden meydana geldiğini, ortaya çıkardığı biçimleri açıklamaya çalışan disiplinler arası bir düşünceler bütünüdür. Sosyal hareketlerin oluşumu ve işleyişinin potansiyel sosyal, kültürel ve politik sonuçları üzerine incelemeler içerir.

Alberto Melucci, İtalyan sosyolog ve bilim insanıydı. Milano Üniversitesi'nde kültürel süreçler alanında sosyolojisi profesörüydü ve burada klinik psikoloji alanında da profesör olarak çalıştı. Alain Touraine ile birlikte toplumsal hareketler alanındaki çalışmaları ile yeni toplumsal hareketler ekolünün güçlenmesinde etkili olmuştur. Çeşitli çalışmaları Türkçeye çevrilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Amélie Mummendey</span>

Amélie Mummendey bir Alman sosyal psikoloğudur. 2007'den ölümüne kadar, Friedrich Schiller Üniversitesi Jena'da Yüksek Lisans Akademisi için Rektör Yardımcılığı yapmıştır.

Kolektif sorumluluk veya suçluluk; kuruluş, grup ve toplulukların yapılan eylemlerle ilgili sorumluluklarına atıfta bulunur. Toplu ceza biçimindeki toplu sorumluluk, kapalı kurumlarda, örneğin yatılı okullar, askeri birimler, cezaevleri, psikiyatri kurumları gibi kapalı kurumlarda genellikle bir disiplin önlemi olarak kullanılır. Bu önlemin etkinliği ve ciddiyeti büyük ölçüde değişebilir, ancak genellikle üyeleri arasında güvensizlik ve izolasyon yaratır. Tarihsel olarak, toplu cezalandırma, kurumdaki veya kendi toplumundaki otoriter eğilimlerin bir işaretidir.

Yeni toplumsal hareketler ya da yeni sosyal hareketler, genel olarak 1960'ların ortasından bu yana çeşitli Batı toplumlarında ortaya çıkan yeni eylem ve protestoları açıklamaya çalışan bir toplumsal hareketler teorisidir. 1968 Mayıs olayları ile özdeşleşen eylem dizileriyle ilişkili olarak yükselen bu eylemler, işçi sınıfı eksenli geleneksel toplumsal hareket paradigmasından önemli ölçüde ayrılmaktadır.