İçeriğe atla

Malazgirt Meydan Muharebesi

Koordinatlar: 39°08′41″K 42°32′21″D / 39.14472°K 42.53917°D / 39.14472; 42.53917
Malazgirt Meydan Muharebesi
Bizans İmparatorluğu - Büyük Selçuklu İmparatorluğu Savaşları

Malazgirt Muharebesi'ni anlatan bir tablo (Giovanni Boccacio)
Tarih26 Ağustos 1071
Bölge
Sonuç

Kesin Selçuklu zaferi

  • Türklerin kitleler halinde Anadolu'ya girişi başladı.
  • Türkiye tarihi başladı.
Taraflar
Bizans İmparatorluğu

Büyük Selçuklu İmparatorluğu


Komutanlar ve liderler
  • İmparator Romen Diyojen  (esir)
  • Nikiforos Bryennios
  • Theodore Alyates
  • Andronikos Dukas
  • Sultan Alparslan
  • Afşin Bey
  • Artuk Bey
  • I. Süleyman Şah
  • Güçler
    200.000[5][6][7][8][9] 50.000[6][9][10]
    Kayıplar
    Bilinmiyor.[5]
    (ordunun yarısından fazlası kaçmıştır)
    Bilinmiyor.

    Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu hükümdarı Alp Arslan ile Bizans İmparatorluğu hükümdarı Romen Diyojen arasında Malazgirt Ovasında gerçekleşen muharebedir. Alp Arslan'ın kesin zaferi ile sonuçlanan bu muharebe, "Türklere Anadolu'nun kapılarını açan son muharebe" olarak bilinir ve savaşın ardından pek çok Türk Anadolu'ya yerleşmeye başlamıştır.[11]

    Malazgirt Muharebesi'nin kaybı, Bizanslılar için bir felaketti. Kayıp, iç çatışmalara ve İmparatorluğun sınır savunmasını ciddi şekilde zayıflatan bir ekonomik krize yol açtı.[12] Sınırların korunamaması Türklerin Orta Anadolu'ya doğru gerçekleşen kitlesel hareketine yol açtı – 1080 yılına gelindiğinde Selçuklu Türkleri 78.000 kilometrekarelik bir alanı ele geçirmişti. I. Aleksios'un Bizans'ta istikrarı yeniden sağlaması ise otuz yıl kadar sürmüştü. Tarihçi Thomas Asbridge'in belirttiğine göre: "Malazgirt Bizans için acı verici bir başarısızlık" idi.[13] Malazgirt, bir Bizans imparatorunun Müslüman bir komutana esir olduğu ilk olaydır.

    Savaş öncesi durum

    1060'lı yıllarda Büyük Selçuklu Devleti hükümdarı Alp Arslan, Türk dostlarına bugünkü Ermenistan toprakları civarı ile Anadolu'ya doğru göç etmelerine izin verdi ve Türkler buralarda şehirlere ve tarım alanlarına yerleştiler. 1068 yılında Romen Diyojen, Türklere karşı bir sefer düzenledi, fakat Koçhisar şehrini geri almasına rağmen Türk atlılarına yetişemedi. 1070 yılında Türkler, Alparslan komutanlığında, günümüzde Muş'un bir ilçesi olan Malazgirt'te Manzikert (Bizans dilinde Malazgirt) ve Erciş kalelerini ele geçirdi. Daha sonra Türk ordusu Diyarbakır'ı aldı ve Bizans yönetimindeki Urfa'yı kuşattı; ancak alamadı. Türk beylerinden Afşin Bey, güçleri arasına katıp Halep'i aldı.

    Alp Arslan Halep'te konaklarken, Türk atlı birliklerinin bir kısmına ve akıncı beylere Bizans şehirlerine akınlar düzenlemesine izin verdi. Bu sırada da Türk akınlarından ve son gelen Türk ordusundan çok rahatsız olan Bizanslılar, tahta ünlü komutan Romen Diyojen'i çıkardılar. Romen Diyojen de büyük bir ordu kurup 13 Mart 1071'de Konstantinopolis'ten (bugünkü İstanbul) ayrıldı. Ordunun mevcudu 200.000 olarak tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra, 12. yüzyılda yaşamış Ermeni bir tarihçi olan Edessalı Matta, Bizans ordusunun sayısını 1 milyon olarak veriyor.[14]

    Bizans ordusu düzenli Rum ve Ermeni birlikleri dışında ücretli Slav, Got, Alman, Frank, Gürcü, Peçenek ve Uz askerlerinden oluşuyordu. Ordu ilk olarak Sivas'ta dinlendi. Burada halkın coşkuyla karşıladığı imparator, halkın dertlerini dinledi. Halkın Ermeni taşkınlığı ve barbarlığından yakınmaları üzerine kentin Ermeni mahallelerini yıktırdı. Pek çok Ermeni'yi öldürüp, önderlerini sürgüne yolladı. Haziran 1071'de Erzurum'a vardı. Orada, Diyojen'in generallerinden bazıları Selçuklu bölgesine ilerlemeyi sürdürmeyi ve Alp Arslan'ı hazırlıksız yakalamayı teklif etti. Bazıları da bulundukları yerde bekleyip pozisyonlarını güçlendirmeyi önerdi. Sonuç olarak ilerlemeye devam etme kararı verildi.[8] Daha sonra Hınıs ilçesine geçmişlerdir. Malazgirt ovasına giden Bizans ordusu su ihtiyacını karşılamak için güzergah olarak kendine Hınıs içinde akmakta olan Kocasu Çayı yolunu seçmiştir ve ordu savaşta kullanılacak mızraklarını Hınıs ve çevresinde yetişen ağaçlardan imal etmiştir.[15]

    Diyojen, Alp Arslan'ın çok uzakta olduğunu veya hiç gelmeyeceğini düşünerek ve Malazgirt'i, hatta Malazgirt yakınındaki Ahlat Kalesi'ni hızlıca geri ele geçirebileceğini ümit ederek Van Gölü'ne doğru ilerledi. Öncü kuvvetlerini Malazgirt'e gönderen imparator, ana kuvvetleriyle yola çıktı.

    Casuslarının verdiği bilgiyle Bizans ordusunun büyüklüğünü bilen Alp Arslan, Bizans imparatoru Diyojen'in gerçek hedefinin İsfahan'a (bugünkü İran) girmek ve Büyük Selçuklu Devleti'ni yıkmak olduğunu sezdi.

    Ordusundaki yaşlı askerlerin yolda kalmasına neden olan cebri yürüyüşüyle Erzen ve Bitlis yolundan Malazgirt'e varan Alp Arslan, komutanlarıyla savaş taktiklerini görüşmek için savaş meclisini topladı. Romen Diyojen ise savaş planını hazırlamıştı. İlk saldırı Türklerden gelecek ve bu saldırıyı kırmaları durumunda da karşı saldırıya geçeceklerdi. Alp Arslan ise "Kurt Kapanı Taktiği" konusunda komutanlarıyla uzlaşmıştı.

    Meydan Muharebesi

    26 Ağustos Cuma sabahı çadırından çıkan Alp Arslan, Malazgirt ile Ahlat arasındaki Malazgirt Ovası'nda, kendi ordugahının 7–8 km uzağında, ovaya yayılmış durumdaki düşman birliklerini gördü. Savaşı önlemek için imparatora elçiler göndererek barış teklifinde bulundu. İmparator, Sultan'ın bu önerisini ordusunun büyüklüğü karşısında bir korkaklık olarak yorumladı ve teklifi reddetti. Gelen elçileri, soydaşlarını Hristiyan topluluğuna geçmelerine ikna etmek üzere ellerine birer haç tutuşturarak geri yolladı.[8][16]

    Düşman ordusunun büyüklüğünün kendi ordusundan daha büyük olduğunu gören Sultan Alp Arslan, savaştan sağ çıkma ihtimalinin düşük olduğunu sezdi. Askerlerinin de hasımlarının sayı fazlalığı karşısında tedirginliğe düştüğünü fark eden Sultan, bir Türk-İslam adeti olarak kefene benzeyen beyaz kıyafetler giydi. Atının da kuyruğunu bağlattı. Yanındakilere şehit olduğu takdirde vurulduğu yere gömülmesini vasiyet etti. Komutanlarının savaş alanından kaçmayacağını anlayan askerlerin maneviyatı arttı. Askerlerinin cuma namazına imamlık eden Sultan, atına binip ordusunun önüne çıktı ve moral yükseltici, maneviyat artırıcı kısa ve etkili bir konuşma yaptı. Allah'ın Kur'an'da zafer vadettiği ayetleri okudu. Şehitlik ve gazilik makamlarına erişileneceğini söyledi. Müslüman Oğuzlar'dan oluşan Selçuklu ordusu savaş pozisyonuna geçti.

    Savaş taktiği

    Bu sırada Bizans ordusunda dinsel ayinler yapılmakta ve papazlar askerleri kutsamaktaydı. Romen Diyojen de bu savaşı kazanması durumunda (buna inancı tamdı) ününün ve saygınlığının artacağından emindi. Bizans'ın eski ihtişamlı günlerine döneceğini hayal ediyordu. En ihtişamlı zırhını giydi ve atına bindi. Ordusuna zafer durumunda büyük vaatlerde bulundu. Tanrı tarafından şeref, şan, onur ve kutsal savaş sevapları verileceğini duyurdu. Alp Arslan'ın savaşı kaybetmesi durumunda her şeyini ve atalarından miras kalan Selçuklu Devleti'ni de kaybedeceğini çok iyi biliyordu. Romen Diyojen ise savaşı kaybetmesi halinde devletinin çok büyük güç, prestij ve toprak kaybedeceğini biliyordu. Her iki komutan da kaybetmeleri durumunda öleceklerinden emindi.

    Romen Diyojen ordusunu geleneksel Bizans askerî kaidelerine göre düzenlemişti. Ortada birkaç sıra derinlikte çoğu zırhlı piyade birlikleri ve bunların sağ ve sol kollarında süvari birlikleri yerleştirilmişti. Romen Diyojen merkeze; General Bryennios sol kanada ve Kapadokyalı General Alyattes ise sağ kanadı komuta ediyordu. Bizans ordusunun gerisinde büyük bir rezerv bulunuyordu ve bu, özellikle taşra eyaletlerinde nüfuzlu kişilerin özel ordularının mensuplarından oluşuyordu. Geri rezerv ordusunun komutanı olarak genç Andronikos Dukas seçilmişti. Romen Diyojen'in bu tercihi biraz şaşırtıcıydı, çünkü bu genç komutan eski imparatorun yeğeni ve İoannis Dukas'ın oğlu olup, bu kişiler açıkça Romen Diyojen'in imparator olmasının aleyhindeydiler.[8]

    Savaş öğle saatlerinde Türk atlılarının toplu ok saldırısına geçmesiyle başladı. Türk ordusunun çok büyük çoğunluğu atlı birliklerden oluştuğundan ve neredeyse hepsinde de ok olduğundan bu saldırı Bizanslılar'da önemli miktarda asker kaybına neden olmuştu. Ama yine de Bizans ordusu saflarını bozmaksızın korudu. Bunun üzerine ordusuna yanıltıcı bir çekilme buyruğu veren Alp Arslan, gerilerde gizlediği küçük birliklerinin tarafına doğru çekilmeye başladı. Bu gizlediği birlikler az miktarda organize olmuş askerlerden oluşuyordu. Türk ordusu, arka saflarda bir hilâl biçiminde yayılmışlardı. Türklerin hızlıca çekildiğini gören Romen Diyojen, Türklerin saldırı gücünü yitirdiğini ve sayıca fazla olan Bizans ordusundan korktukları için kaçtıklarını düşündü. En baştan beri Türkler'i yeneceğine inanmış olan imparator, bu bozkır taktiğine kanıp, kaçan Türkler'i yakalamak için ordusuna saldırma emri verdi.

    Çok az zırhları olduğu için hızlıca geri çekilebilen Türkler, zırh yığınına dönmüş Bizans süvarileri tarafından yakalanamayacak kadar hızlıydı. Ancak buna rağmen Bizans ordusu, Türkler'i kovalamaya başladı. Yan geçitlerde pusu kurmuş Türk okçuları tarafından ustaca vurulan ama buna aldırmayan Bizans ordusu saldırıya devam etti. Türkler'i iyice kovalayıp yakalayamayan, üstüne bir de çok yorulan (üstlerindeki ağır zırhların etkisi büyüktü) Bizans ordusunun hızı durma noktasına geldi. Türkler'i büyük bir hırsla kovalayan ve ordusunun yorulduğunu anlayamayan Romen Diyojen yine de takip etmeye çalıştı. Ancak bulundukları mevziden çok ileri gittiklerini ve çevreden saldıran Türk okçularını görüp kuşatıldığını çok geç zamanda anlayan Diyojen, geri çekilme buyruğu verme ikilemindeydi. Tam da bu ikilemdeyken, geri çekilen Türk süvarilerinin, yönlerini tam olarak Bizans ordusu üzerine geçip hücuma kalkmaları ve geri çekilme yollarının da Türkler tarafından kapatıldığını gören Diyojen, paniğe kapılarak çekilme buyruğu verdi. Ancak ordusu, çevrelerindeki Türk hatlarını yarıncaya kadar, yetişen Türk ordusunun ana kuvvetleri, Bizans ordusunda tam bir panik başlattı. Kaçmaya kalkan generalleri görüp daha da paniğe kapılan Bizans askerleri, en büyük savunma güçleri olan zırhlarını da atıp kaçmaya çalıştı. Ardından ustaca kılıç kullanan Türk kuvvetleriyle eşit duruma düşüp büyük çoğunluğu yok oldu.

    Bunun yanı sıra, savaş esnasında Büyük Selçuklu Devleti'nin ordusuna Kürtlerin de katıldığına dair iddialar da vardır. Bu konunun ana kaynağı, 13. yüzyıl yazarı Sıbt İbnü'l-Cevzî'nin “Mir'âtü'z-Zaman Fi Tarihi'l-Ayan” adlı eserinde şöyle geçmektedir:[1][2]

    Az önce 10.000 Kürt de Sultan'a katılmıştı. Bununla beraber Sultan, Tanrı'dan sonra buyruğundaki 4.000 kişilik hassa askerine güveniyordu.

    İbn Devâdâri, “Kenzü'd-dürer ve Câmiü'l-gurer” adlı eserinde Sıbt İbnü'l Cevzi'den farklı olarak Kürtler ve diğer kavimlerden olmak üzere on bin kadar insanın savaşa katıldığını yazmıştır:[3] “Sultan Alparslan'a Kürtlerden ve sâir kavimlerden olmak üzere 10 bin kadar insan da toplanmıştı.”

    Ahmed bin Mahmûd, Selçuknâme adlı eserinde Alparslan'ın ordusuna Kürtlerin de katıldığını yazar:[4] “Sultan'ın yanına Kürtlerden on bin seçkin asker ve reislerde toplandı.”

    Malazgirt Muharebesine Kürtlerin katıldığını belirten en eski kaynak olan Sıbt İbnü'l-Cevzî'nin “Mir'âtü'z-Zaman Fi Tarihi'l-Ayan” adlı eseri muharebeden yaklaşık 150 yıl sonra yazılmıştır. İbn Devâdâri ve Ahmed bin Mahmûd ise muharebeden çok sonra 16.yy'da yaşamış tarihçilerdir. Muharebenin yaşandığı dönemde yaşamış ve olaylara tanık olmuş hiçbir Romalı, Arap, Süryani veya Ermeni tarihçi Malazgirt Muharebesine Kürtlerin katıldığından bahsetmemiştir. Bu sebeple birçok modern tarihçi, Selçuklu Devletine bağlı ve haraç ödeyen Mervani Kürt emirliğinin savaşa mecburen asker göndermiş olabileceğini ancak Kürtlerin muharebeye ya hiç katılmadıklarını ya da katılmış olsalar dâhi savaşın kaderine etki edemeyecek kadar az sayıda olduklarını belirtmiştir.[17]

    Orta Çağ ve İslam tarihçisi İngiliz David Nicolle, Selçuklu ordusunda Arap, Fars, Kürt gibi birçok Müslüman milletten askerlerin olduğunu, ancak Selçuklu ordusunun temelini ve büyük bölümünü Oğuz Türklerinin oluşturduğunu, ordunun çoğunluğunun Türkçe konuştuğunu ve diğer Müslüman unsurların orduda azınlık olduğunu belirtir. Nicolle'a göre Selçuklu ordusu için Türkmen ordusu denilmelidir.[18]

    Türk soyundan gelen Uzlar, Peçenekler ve Kıpçaklar; Afşin Bey, Artuk Bey, Kutalmışoğlu Süleyman Şah gibi Selçuklu komutanları tarafından verilen Türkçe emirlerden etkilenen bu süvari birlikleri de soydaşlarının yanına katılınca, Bizans ordusu süvari gücünün önemli bir kısmını kaybetti.

    Ordusunu komuta etme olanağının kalmadığını gören Romen Diyojen, yakın birlikleriyle kaçmaya kalktıysa da artık bunun imkânsız olduğunu gördü. Sonuçta tam bir bozgun havasına giren Bizans ordusunun büyük bölümü akşam hava kararıncaya kadar yok edildi. Kaçamayıp sağ kalanlar teslim oldular. İmparator omzundan yaralı olarak ele geçirildi.

    Tüm dünya tarihi için büyük bir dönüm noktası niteliğinde olan bu savaş, zafer kazanan komutan Alp Arslan'ın yenik İmparator Romen Diyojen ile antlaşma yapmasıyla son buldu. İmparatoru bağışlayan ve ona iyi davranan Sultan, antlaşmaya göre imparatoru serbest bıraktı. Antlaşmaya göre imparator kendi fidyesi için 1.500.000 denarius, vergi olarak da her yıl 360.000 denarius ödeyecek; ayrıca Antakya, Urfa, Ahlat ve Malazgirt'i de Selçuklu Devleti'ne bırakacaktı. Tokat'a kadar kendisine verilen Türk birliği eşliğinde Konstantinopolis'e doğru yola çıkan imparator, Tokat'ta toplayabildiği 200.000 kadar denariusu kendisiyle birlikte gelen Türk birliğine verdi. O sıralarda, Bizans tahtına kendi yerine VII. Mihail'in çıktığını öğrendi.

    Romen Diyojen ise geri dönmekte iken Anadolu'ya dağılmış ordunun kalanlarından derme çatma bir ordu düzenlemiş ve kendisini tahttan indirenlerin ordularına karşı iki çatışma yapmıştır. Her iki muharebede de yenilerek Kilikya'da küçük bir kaleye çekildi. Orada teslim oldu, keşiş yapıldı, katır üzerinde Anadolu'dan geçirildi, gözlerine mil çekildi, Kınalıada'daki manastıra kapatıldı ve orada birkaç gün içinde yaraları ve enfeksiyonları nedeni ile öldü.

    Romen Diyojen'in esareti

    Alp Arslan, İmparator Romen Diyojen'i küçük düşürürken. Boccaccio'nun De Casibus Virorum Illustrium eserinin 15. yüzyılda resmedilmiş bir Fransız çevirisi.[19]

    İmparator Romen Diyojen, savaştan sonra Alp Arslan'ın huzuruna çıkarılınca, Alp Arslan ile aralarında şu diyalog gerçekleşmiştir:

    Alp Arslan:

    "Eğer ben senin önüne esir olarak getirilseydim ne yapardın?

    Romen Diyojen:

    "Ya öldürürdüm ya da zincire vurup Konstantinopolis sokaklarında gezdirtirdim."

    Alp Arslan:

    "Benim vereceğim ceza ise çok daha ağır, seni affediyorum ve serbest bırakıyorum."

    Alp Arslan ona makul bir naziklikle muamele etti ve ona savaştan önce de yaptığı gibi barış antlaşması önerdi.

    Diyojen bir hafta boyunca Sultan'ın esiri olarak kaldı. Cezası sırasında, Sultan şu diyarların teslim olması karşılığında ona Sultan'ın masasında yemek yeme izni verdi: Antakya, Urfa, Hierapolis (Ceyhan yakınlarında bir kent) ve Malazgirt.[20] Bu antlaşma hayatî önem taşıyordu, zira Anadolu'yu sağlama alacaktı. Alp Arslan, Diyojen'in hürriyeti için 1.5 milyon altın istedi, fakat Bizans İmparatorluğu bir mektupla bunun çok fazla olduğunu belirtti. Sultan da 1.5 milyon istemek yerine her yıl toplam 360.000 altın isteyerek kısa vadeli harcamalarını kesmiş oldu.[20]

    Sonuç olarak, Alp Arslan Diyojen'in kızlarından birisiyle evlendi. Sonra Sultan, Diyojen'e bir sürü hediyeler verdi ve Konstantinopolis yolunda onun yanına eşlik etmek üzere 2 komutan ve 100 Memlük askeri verdi. İmparator planlarını yeniden kurmaya başladıktan sonra otoritesinin sarsılmış olduğunu gördü. Özel muhafızlarına zam vermesine karşın tahttan indirilip ve gözleri çıkartılıp Proti Adası'na sürüldü. Kısa bir süre sonra gözleri kör edilirken bulaşan bir enfeksiyon yüzünden öldü. Romen Diyojen ayrıca savunmak için çok çaba sarf ettiği Anadolu'ya son ayak bastığında yüzü yara bere içindeyken eşeğe bindirilip gezdirilmişti.

    Sonuç

    Yeni Bizans imparatoru VII. Mihail, Romen Diyojen'in imzaladığı antlaşmanın geçersiz olduğunu ilan etti. Bunu haber alan Alparslan, ordusuna ve Türk beylerine Anadolu'nun fethi emrini verdi. Bu emir doğrultusunda Türkler, Anadolu'yu fethe başladılar. Bu fetihler, sonu Haçlı Seferleri ve Osmanlı İmparatorluğu'na varacak kadar bir tarihi süreci başlatmıştır.

    Bu savaş, Anadolu'nun Türklerin tam olarak eline geçmesi için, savaşçı olan Türklerin eski cihat akınlarını tekrar başlatacağını gösteriyordu. Abbasiler döneminde biten bu akınlar, Avrupa'yı İslam tehdidinden kurtarmıştı. Ancak Anadolu'yu ele geçiren ve Hristiyan Avrupa ile Müslüman Orta Doğu arasında tampon bölge oluşturan Bizans Devleti'nin çok büyük bir güç ve toprak kaybına neden olan Türkler, aradaki bu bölgeyi ele geçirerek Avrupa'ya başlayacak yeni akınların habercisi oluyordu. Ayrıca İslam dünyasında büyük bir birlik sağlamış olan Türkler, bu birlikteliği Hristiyan Avrupa'ya karşı kullanacaktı. Bütün İslam dünyasının Türklerin önderliğinde Avrupa'ya akın başlatmalarını önceden gören papa, önlem olarak Haçlı Seferleri'ni başlatacak ve bu da kısmi olarak işe yarayacaktı. Ancak yine de Türklerin Avrupa'ya yaptığı akınları durduramayacaktı.

    Malazgirt Savaşı, Türkler'e Anadolu'nun kapılarını açan ilk savaş olarak kayıtlara geçti.

    Notlar

    1. ^ Savaş öncesi Bizans birliklerinde yer alan Peçenek ve Uzlar savaş başladıktan sonra Selçuklu tarafına geçmiştir.

    Kaynakça

    1. ^ a b Sıbt İbnü'l - Cevzi, Mir'âtü'z-Zaman Fi Tarihi'l - Ayan'da Selçuklular, Türk Tarih Kurumu
    2. ^ a b "Arşivlenmiş kopya". 25 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ekim 2021. 
    3. ^ a b İbnü'd-Devaddari, Kenzü'd-dürer ve Câmiü'l-gurer (VI. 390 - 396). Çeviren: F. Sümer ve A. Sevim, İslam kaynaklarına göre Malazgirt Savaşı, TTK, 1988, s. 55 - 59İbnü'd-Devaddari, Kenzü'd-dürer ve Câmiü'l-gurer (VI. 390 - 396). Çeviren: F. Sümer ve A. Sevim, İslam kaynaklarına göre Malazgirt Savaşı, TTK, 1988, s. 55 - 59
    4. ^ a b Ahmed bin Mahmûd, Selçuk-nâme 1. cilt, Erdoğan Merçil, Tercüman, 1977, s. 94
    5. ^ a b Carole Hillenbrand, Turkish Myth and Muslim Symbol The Battle of Manzikert, University of Edinburgh - 2013
    6. ^ a b Sevim, Ali (2003). "Malazgirt Muharebesi" (PDF). Ankara: TDV İslâm Ansiklopedisi. ss. 27. cilt 481-483. 30 Ağustos 2020 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ağustos 2020. 
    7. ^ C. Cahen; (çev Zeynep Kerman). "İslâm Kaynaklarına Göre Malazgirt Savaşı". DergiPark. 30 Ağustos 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ağustos 2020. 
    8. ^ a b c d Norwich, John Julius (1991). Byzantium: The Apogee. London: Viking. ISBN 0670802522, sayfa 238 Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "norwich" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: )
    9. ^ a b Haldon, John (2001). The Byzantine Wars: Battles and Campaigns of the e Era. Stroud: Tempus. ISBN 0752417959, sayfa 173
    10. ^ Paul Markham: The Battle of Manzikert: Military Disaster or Political Failure? 6 Mayıs 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
    11. ^ Barber, Malcolm (2012). The crusader states. New Haven: Yale University Press. ISBN 978-0-300-11312-9. 
    12. ^ Norwich, John Julius (1997). A Short History of Byzantium (İngilizce). Knopf Doubleday Publishing Group. ISBN 978-0-679-77269-9. 1 Mart 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Mart 2024. 
    13. ^ Thomas S. Asbridge The Crusades (2010) syf. 27
    14. ^ "figure of 1 million according to Matthew of Edessa". 21 Haziran 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Ağustos 2009. 
    15. ^ "HINIS'IN TARİHÇESİ/". 21 Ağustos 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
    16. ^ Jorge, Nicolae (1908-1913). Osmanlı İmparatorluğu Tarihi ISBN 9756480181, sayfa 84
    17. ^ "Tarihin Arka Odası'nda Malazgirt'te Kürtler var mıydı tartışması". 16 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
    18. ^ Malazgirt 1071,David Nicolle,Osprey Askeri Tarih dizisi,Türkiye İş Bankası Yayınları,Selçuklu Ordusu Bölümü
    19. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; :0 isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: )
    20. ^ a b Norwich, John Julius (1997). A Short History of Byzantium. New York: Vintage Books. say. 241

    Bibliyografya

    • Carole Hillenbrand, Turkish Myth and Muslim Symbol: The Battle of Manzikert
    • Haldon, John (2001). The Byzantine Wars. Tempus ISBN 0-7524-1777-0.
    • Treadgold, Warren (1997) A History of the Byzantine State and Society. Stanford University Press, ISBN 0-8047-2630-2.
    • Runciman, Steven, A History of the Crusades - Volume 1: The First Crusade and the Foundation of the Kingdom of Jerusalem. Cambridge University Press ISBN 978-0-521-34770-9.
    • Hikmet Temel Akarsu - Özgürlerin Kaderi Nefti Yayıncılık, 2008
    • Dirimtekin, F. (1936), Malazgirt meydan muharebesi İstanbul.
    • Perk, K. (1947), Alparslan ve Malazgirt meydan muharebesi, İstanbul.
    • Eyice, S. (1971) Malazgirt savaşını kaybeden 4.Romanos Diogenes 1068-1071, Ankara.
    • Cahen, C. (çeviren Z.Kerman) (1972), "İslam kaynaklarına göre Malazgirt savaşı", Türkiyat Mecmuası C... Say....,İstanbul.

    İlgili Araştırma Makaleleri

    <span class="mw-page-title-main">Alp Arslan</span> Büyük Selçuklu Devletinin 2. Hükümdarı

    Alp Arslan, Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun ikinci sultanı olan ve Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya gelişlerini ve mücadelesini yöneten askeri komutan ve hükümdardır. Doğum adı Muhammed bin Davud Çağrı'dır. 1071 yılında Bizans İmparatorluğu hükümdarı Romen Diyojen ile yaptığı Malazgirt Muharebesi'ndeki başarısından dolayı tanınmaktadır.

    I. Kılıç Arslan ya da Kılıçarslan, Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın oğlu ve ikinci Anadolu Selçuklu sultanıdır.

    <span class="mw-page-title-main">Anadolu Selçuklu Devleti</span> Batı Oğuz Türkleri tarafından kurulmuş olan, Anadoluda hüküm sürmüş eski bir devlet (1077–1308)

    Anadolu Selçuklu Devleti, Türkiye Selçuklu Devleti veya Rum Sultanlığı, Selçuklu Türklerinden olan Kutalmış oğlu Süleyman Şah tarafından Anadolu'da İznik başkent olmak üzere 1077 yılında kurulmuş olan Türk devletidir.

    <span class="mw-page-title-main">Miryokefalon Muharebesi</span> Anadolu Selçukluları ile Bizans arasında yaşanmış savaş

    Miryokefalon (Myriokephalon) Muharebesi Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan ile Bizans imparatoru I. Manuil arasında yapılan savaştır. Anadolu'da Türk hakimiyetinin kabul edildiği savaştır. Anadolu'nun tapusunun alındığı savaş olarak da bilinir. Savaşın yapıldığı yerin neresi olduğu konusunda günümüzde farklı il ve ilçe belediyeleri sempozyum, konferans, çalıştay düzenleyerek sahiplenmeye çalışmaktadır. Savaşın yapıldığı yer konusunda akademi camiasında çeşitli çalışmalar ortaya konmuş fakat tam olarak tespiti yapılamamıştır.

    <span class="mw-page-title-main">Romen Diyojen</span> 1068–1071 yılları arasındaki Bizans imparatoru

    IV. Romanos ya da yaygın Türkçe adıyla Romen Diyojen, 1068 ile 1071 arasında hüküm süren Bizans imparatoru. Anadolu'yu Türklere karşı savunmak için tahta çıkıp büyük bir ordu topladı ama Malazgirt Meydan Muharebesi'nde Alparslan'a karşı başarısız olunca tahttan indirildi ve Bizans tarafından gözlerine mil çekildi. Gözlerine mil çekme işlemi çok kötü yapıldığı için öldü.

    <span class="mw-page-title-main">I. Süleyman Şah</span> Anadolu Selçuklu Devletinin kurucusu ve ilk hükümdarı

    Kutalmışoğlu Süleyman Şah veya kısaca Kutalmışoğlu, Türkiye Selçuklu Devleti'nin kurucusudur. Selçuk Bey'in oğlu Arslan Yabgu'nun torunudur. Babası Kutalmış Bey'dir. Erhan Afyoncu'nun tespitlerine göre mezarı Halep Kapısı'ndadır. Kutalmışoğlu Süleyman Şah öldüğünde Caber Kalesi'ne defnedildiği yönündeki rivayetler doğru değildir. Zira Kutalmışoğlu öldürüldüğünde Caber Kalesi henüz Selçuklu Hanedanı tarafından ele geçirilmemişti.

    <span class="mw-page-title-main">II. Kılıç Arslan</span> Altıncı Anadolu Selçuklu Sultanı

    II. Kılıç Arslan (Arap alfabesiyle: عز الدين قلج أرسلان بن مسعود Türkiye Selçuklu Devleti'nin sultanıdır. Babası I. Rükneddin Mesud'un yerine tahta çıkmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti tarihinde ilk kez altın sikke basımı onun hükümdarlığındadır.

    <span class="mw-page-title-main">Türk askerî tarihi</span>

    Türk askerî tarihi yaklaşık 2200 yıl öncesinden günümüze kadar süren dönem içinde ilk Türklerden günümüzdeki Türk Silahlı Kuvvetleri'ne kadarki askerî yapılanmayı ve savaşları içine alır. Türklerdeki askerî düzen siyasi düzen ile iç içe geçmiş ve tarih boyunca birlikte gelişmiştir. Orta Asya'da başlayan bu tarih tüm anakaralara yayılarak süregelmiştir.

    <span class="mw-page-title-main">III. Nikiforos</span>

    III. Nikiforos Botaneiates, 1078 ile 1081 arasında Bizans imparatoru. Tanınmış bir general olarak tahtı bir darbe ile eline geçirmiş ve üç yıllık bir saltanattan sonra, bir başka darbe ile imparatorluktan indirilmiştir.

    <span class="mw-page-title-main">VII. Mihail</span>

    VII. Mihail Dukas, Bizans imparatoru 1071-1078. VII. Mihail, X. Konstantinos Doukas ile Eudokia Makrembolitissa'nın büyük oğullarıdır. Malazgirt'deki yenilginin ardından Bizans İmparatorluğu'nun başına geçti. Tahta geçtiğinde artık Bizans en güçlü Hristiyan devleti olma vasfını yitirmiş ve bir çöküş dönemine girmişti. Hükümdarlığı sırasında enflasyon dolayısıyla Bizans parası değer kaybettiği için Parapinakēs, "dörtte-bir eksik" namı ile anılmıştır.

    Roussel de Bailleul, Norman savaşçı, komutan ve maceracı.

    Andronikos Dukas veya Dükas, Bizanslı protovestiarios ve protoproedros.

    Kavurd Bey veya adına darp edilen sikkelerde adı Kara Arslan Bey veya tam adı Kara Arslan Ahmed Kavurd Bey. Selçuklu hanedanından Selçuk Bey'in büyük torunu, Çağrı Bey'in oğlu ve Alp Arslan'ın kardeşidir. Güney Fars'da Kirman meliki. Kirman'da 140 yıl hüküm sürecek olan Kirman Selçuklu Devleti kurucusu. Selçuklu Devleti tahtına çıkan yeğeni Melikşah'a karşı taht iddiası ile isyan etmesi ve bu isyanın bastırılması üzerine idam edilmiştir.

    Akşehir Muharebesi veya Philomelion Muharebesi, Anadolu Selçuklu devleti sultanı Şahinşah ile Bizans İmparatoru I. Aleksios arasında 1116 yılında arka arkaya birkaç günde yapılan bir seri askeri çatışmadan oluşan ve Bizans İmparatorluğu galibiyeti ile sona eren muharebe.

    Bizans-Selçuklu Savaşı Küçük Asya ve Suriye'deki güç dengesini Bizans İmparatorluğu'ndan Selçuklulara kaydıran bir dizi belirleyici muharebedir. Orta Asya'nın bozkırlarından gelen Selçuklular, Hunların yüzlerce yıl önce benzer bir rakip olan Roma karşısında uyguladıkları taktikleri tekrarladılar, ancak bu sefer yeni kabul ettikleri İslam'ın verdiği coşkuda vardı; Selçuklular birçok yönden Levant, Kuzey Afrika ve Küçük Asya'da Dört Halife, Emevîler ve Abbâsîler tarafından başlatılan Arap-Bizans savaşları'ndaki Müslümanların fetihlerine yeniden başladılar.

    Konya Kuşatması Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun Bizans şehri Konya'yı başarısızlıkla sonuçlanan ele geçirme teşebbüsüdür. Sırasıyla 1064 ve 1067 yıllarında Ani ve Kayseri düştükten sonra, Doğu'da bulunan Bizans ordusu Türklerin ilerlemesine karşı koymak konusunda çok zayıftı. İmparator Romen Diyojen'in çabaları olmasaydı, Bizans İmparatorluğu daha önce "Malazgirt" felaketine maruz kalırdı. Suriye'den başarılı bir karşı saldırı Türkleri geri çekti. Konya'ya yapılan saldırı püskürtüldükten sonra, Romen Diyojen ikinci seferini başlattı. Ordusunun, II. Basileios'un ölümünden bu yana kötü yönetilen hasta doğasına rağmen, Romanos tarafından daha fazla sefer gerçekleştirildi.

    <i>Alparslan: Büyük Selçuklu</i> Türk televizyon dizisi

    Alparslan: Büyük Selçuklu, Akli Film imzalı, yönetmenliğini Sedat İnci'nin yaptığı, senaryosunu ise Emre Konuk ve İsa Yıldız'ın kaleme aldığı, ilk bölümü 8 Kasım 2021 tarihinde yayınlanan tarihî ve kurgu türündeki Türk televizyon dizisidir. Dizi, 2020-2021 yılları arasında yayınlanan Uyanış: Büyük Selçuklu dizisinin tarih olarak öncesini anlatsa da, devamı niteliğindedir. Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun devlet yapısını, siyasi olaylarını, savaşlarını ve Sultan Alparslan'ın hayatını ele almaktadır. 2 sezondan oluşan dizi, 6 Kasım 2023 tarihinde yayınlanan 61. bölümü ile final yaparak sona erdi.

    <i>Malazgirt 1071</i> 2022 çıkışlı Türk sinema filmi

    Malazgirt 1071, 2019 yılı yapımı, Malazgirt Meydan Muharebesi'ni konu edinen, yönetmenliğini Özgür Bakar ve Bilal Kalyoncu'nun üstlendiği aksiyon, tarih ve savaş türündeki Türk yapımı sinema filmidir. Filmin başrollerinde Cengiz Coşkun, Caner Kurtaran, Vildan Atasever ve Haluk Piyes bulunmaktadır. Filmde Alp Arslan'ı Cengiz Coşkun, Romen Diyojen'i ise Caner Kurtaran canlandırmaktadır. 2019'da çekilen film, 11 Şubat 2022 tarihinde vizyona girmiştir.

    Ebü’l-Kāsım İzzeddin Saltuk Bey, Selçuklu sultanı Alp Arslan'ın komutanlarından biri ve Saltuklu Beyliği'nin kurucusu. Saltuk Bey, 1071 yılında Malazgirt Savaşı'na katılmıştır. Savaştan sonra Alp Arslan tarafından Erzurum civarını ele geçirmesi için görevlendirildi ve ele geçirilen bölgenin beyi olarak atandı. Anadolu'daki ilk Türkmen beyliği olan Saltuklu Beyliği de bu şekilde kurulmuş oldu. Kurduğu beylik Erzurum (başkent), Bayburt, Karahisar, Tercan, İspir, Oltu, Malazgirt ve Kars'ı kapsıyordu.