İçeriğe atla

Mahir Çayan

Mahir Çayan
Doğum15 Mart 1946(1946-03-15)
Samsun, Türkiye
Ölüm30 Mart 1972 (26 yaşında)
Kızıldere, Niksar, Tokat
Ölüm sebebiSilahlı çatışma
Defin yeriKarşıyaka Mezarlığı, Ankara
Vatandaşlık Türkiye
Eğitimİstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Etkin yıllar1964-1972
OrganizasyonTHKP-C (1970-1972)
Tanınma nedeniDev-Genç, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve Türkiye Halk Kurtuluş Cephesinin kurucusu
EvlilikGülten Savaşçı (1970-1972)
AileAziz Çayan
Naciye Çayan

Mahir Çayan (15 Mart 1946,[1] Samsun - 30 Mart 1972, Kızıldere, Niksar, Tokat), Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesinin kurucusu Türk Marksist-Leninist militandır. 30 Mart 1972 tarihinde Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde dokuz arkadaşıyla birlikte vurularak öldürülmüştür.[2]

Hayatı

Mahir Çayan'ın babası Aziz Çayan, Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinin Gümüş bucağındandır.[3] Bucağın Hamamözü tarafında kalan kısmına "Çörüklerin Kışla", Amasya tarafında kalan kısmına "Çayanların Kışla" denmektedir. Mahir Çayan'ın akrabaları hâlen orada yaşamaktadırlar.[] Bugün köyün adı Yeniköy olarak değiştirilmiştir.[4] Çayan'ın kimi kaynaklarda Çerkez kökenli olduğu iddia edilir.[5]

Samsun doğumlu olan Mahir Çayan, ortaokul ve lise dönemlerini Haydarpaşa Lisesi'nde yani İstanbul'da geçirdi.[6] 1963'te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Ertesi yıl Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenimine devam etti. Bu dönemde TİP ve FKF'ye (Fikir Kulüpleri Federasyonu) bağlı olan SBF (Siyasal Bilgiler Fakültesi) Fikir Kulübüne girdi. 1965'te bu kulübün başkanlığını da üstlendi.[7]

1967'de kısa süreliğine o zamanki kız arkadaşı Gülten Savaşçı'nın yanına Fransa'ya gitti. Fransa'daki sosyalist hareketlerin genel seyri ve içinde bulundukları tartışmaları izledi. 1968'deki 6. Filo eylemlerine İzmir'de katıldı ve gözaltına alındı. Bu dönemde Türkiye İşçi Partisi (TİP) içinde başlayan Mihri Belli'nin savunduğu Millî Demokratik Devrim tartışmalarının içerisinde ve daha sonra kurulan THKP-C'nin önder kadrosunda yer aldı. Bu süreçte TİP adına Karadeniz Ereğli'de çalışmalar yürüttü.[7]

Bu geziden sonra ideolojik olarak Millî Demokratik Devrim saflarında yer aldı. TİP ile olan temel ayrılığı "devrim sorunu" olarak tarif eder. Fransa'da bulunduğu süreçte Latin Amerika silahlı (fokoist) mücadelelerinden etkilenir. TİP'i bu süreçte yasalcılık ile suçlar, Türkiye'deki devrim sürecinin ancak silahlı bir mücadeleyle ve kendi özgül koşullarının tespit edilmesiyle olabileceğini savunur. Bu görüşe daha yakın olan Türk Solu ve Aydınlık dergilerinde yazılar yazar. Bu dönemde yazdığı önemli yazıları "Revizyonizmin Keskin Kokusu 1", "Revizyonizmin Keskin Kokusu 2" ve "Aren Oportünizminin Niteliği"dir.[]

1969 yılında Ankara'da yapılan ve Fikir Kulüpleri Federasyonunun adını DEV-GENÇ (Devrimci Gençlik Federasyonu) olarak değiştirmiştir. Mahir Çayan, 1970'te Gülten Savaşçı ile evlenmiştir. 1971 yılında yapılan TİP kongresine katılmamıştır fakat TİP ve kendi çalışma çevresinden öğrenci ve işçilerle birlikte bir toplantı örgütler. Mihri Belli ile olan ayrılıklarının iyice ortaya çıkmış olmasıyla birlikte yolunu Millî Demokratik Devrim (MDD) sürecinden ayırarak önce "genç subayların" askerî darbe yapmasını beklemek yerine halk ihtilali için silahlı propaganda faaliyetlerine başlar. O dönemde Türkiye devrim sürecini "Kesintisiz Devrim I-II-III" broşürlerinde dile getirir. Türkiye'nin sahip olduğu yapıyı oligarşi olarak tanımlar. Ek olarak "Türkiye'deki geçmişe nazaran refah seviyesinin artması ile birlikte devlet ve halk arasında bir denge vardır." demiş ve bu dengeyi "suni denge" olarak adlandırmıştır. Suni dengeyi de bozmanın ancak silahlı mücadele ile olacağını savunmuştur.[8]

... yeni sömürgecilik metodu, bir yandan emperyalizmin ülkeye iyice yerleşmesi (yani emperyalizmin sadece dışsal bir olgu değil, aynı zamanda içsel bir olgu hâline gelmesi) sonucunu doğururken öte yandan geri bıraktırılmış ülkelerde, geçmiş dönemlere kıyasla, izafi olarak -feodalizmin etkin olduğu eski sömürgecilik dönemine kıyasla- belli ölçülerde pazarın genişlemesine paralel olarak toplumsal üretim ve nispi refahı artırmıştır. Bunun sonucu olarak geri bıraktırılmış ülke içindeki çelişkiler görünüşte yumuşamış (feodal döneme kıyasla), halk kitlelerinin düzene karşı tepkisi ile oligarşi arasında suni bir denge kurulmuştur.[1]
Artık geri bıraktırılmış ülkelerdeki oligarşik devlet aygıtı, mevcut üretim ilişkilerini -buna ülkedeki kapitalizm iç dinamikle gelişmediği için "emperyalist üretim ilişkileri" demek yanlış olmayacaktır- uzun bir süre koruyabilecek seviyeye gelmiş, bu ülkelerdeki halk kitlelerinin özellikle geniş emekçi yığınlarının tepkileri pasivize edilerek bu tepkiler ile oligarşi arasında suni bir denge kurulmuştur.[1]

Bu süreçte Münir Ramazan Aktolga ve Yusuf Küpeli ile birlikte THKP-C'nin kuruluş çalışmalarını sürdürür. Örgütün diğer önemli isimleri arasında Ertuğrul Kürkçü, İlhami Aras, Ulaş Bardakçı, Mustafa Kemal Kaçaroğlu ve Hüseyin Cevahir yer alır. Şehir gerillası modelini benimseyen Mahir Çayan buna uygun silahlı eylemlerin planlanmasında ve gerçekleştirilmesinde bizzat bulunur. Bu arada THKP'nin şehir gerillası eylemlerini de planlayan Çayan, 12 Şubat 1971'de Ankara'da Ziraat Bankası Küçükesat Şubesinin soygununa katıldı. Şubat 1971'de Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz, Kamil Dede ve Oktay Etiman'la birlikte İstanbul'a geldi ve örgütün eylemlerine burada devam edilmesi için hazırlıklarda bulundu. 15 Mart 1971'de Erenköy Türk Ticaret Bankası soygununa katıldı. Bunun ardından 4 Nisan 1971'de iş adamları Mete Has ile Talip Aksoy'un kaçırılıp 400 bin liralık fidye alınması eylemini arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdi. Bu arada Türkiye Halk Kurtuluş Partisinin tüzüğünü Münir Ramazan Aktolga ile birlikte hazırladı. Aynı günlerde "İhtilalin Yolu" adlı parti bildirisini de kaleme alan Mahir Çayan, 22 Mayıs 1971'de İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom'un kaçırılıp öldürülmesi olayına karışır. Kaldıkları evden kaçarken polisle girdikleri çatışma sonrasında Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir, İstanbul Maltepe'de bir evde kuşatılır. Evde bulunan 14 yaşındaki Sibel Erkan'ı rehin alırlar. Çayan ve Cevahir'i ikna edebilmek için anne ve babaları ile aile büyükleri olay yerine getirilir. Hüseyin Cevahir ve Mahir Çayan'ın teslim olmaması üzerine 1 Haziran 1971 günü eve operasyon düzenlenir. Cevahir ve Çayan, Sibel Erkan'ı korumak için pencerelerden uzaklaştırır. Hapisteki İlkay Demir; Mahir Çayan'ı hafif saçları dökülmüş, siyah saçlı ve esmer tarif etmiş ve bunun üzerine keskin nişancı Mahir Çayan sandığı Hüseyin Cevahir'e ateş açmıştır. Cevahir ölmeden önce "aslan" diye bağırır ve son nefesini verir. "Aslan", Çayan ve Cevahir arasındaki bir şifredir. Çayan ise arkadaşıyla daha önceden anlaştığı gibi sağ ele geçirilmemek için namluyu kalbine doğrultur ve tetiği çeker. Ancak solak olduğu için eli titrer ve kurşun, kalbi yerine akciğerine saplanır. Hüseyin Cevahir ölü, Mahir Çayan ise yaralı ele geçirilir. Sibel Erkan zarar görmemiştir.[]

Mahir Çayan tutuklandıktan sonra bir süre örgüt arkadaşlarından ayrı olarak tek başına bir hücrede tutuldu. Dokuz günlük ölüm orucunun sonunda gece yarısı İstanbul Maltepe Cezaevine getirildi. Dava sürerken 29 Kasım 1971'de THKP-C'den Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz ile Türkiye Halk Kurtuluş Ordusundan (kısaca THKO) Cihan Alptekin ve Ömer Ayna, kazılan tünelden çıkarak firar ederler. Firardan sonra THKP-C içinde bölünme yaşanır. Bu süre içinde örgüt içinde baş gösteren anlaşmazlığı tartışmak üzere 12 Aralık 1971'de Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile görüştü. Ancak bu görüşmede bir sonuç sağlanamadı ve Çayan içeride oldukları süre içinde partinin çizilmiş olan stratejisini terk ettikleri gerekçesiyle Merkez Komitesindeki bu iki arkadaşını suçladı. Daha sonra genel komitedeki diğer üyelerin de onayı ile Yusuf Küpeli ile Münir Ramazan Aktolga'nın THKP-C'den ihraç edilmelerini sağladı.[]

İstanbul'da kalma olanakları daralan Mahir Çayan, Ankara'ya geçer. 19 Şubat'ta Ulaş Bardakçı, Arnavutköy'de kaldığı evde kuşatılır ve güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada öldürülür. Mahir Çayan ve arkadaşları bir yandan sürekli yer değiştirerek yakalanmamaya çalışırken öte yandan idam cezası verilmiş olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın kurtarılmaları için eylem olanakları araştırırlar. Ankara'daki ilişkiler de yakalanmalar sonucunda giderek daralır. Önce bazı kadrolar Karadeniz'e gönderilir. Koray Doğan'ın polis tarafından öldürülmesi ve diğer yakalanmalar sonrasında da Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna ve Ertuğrul Kürkçü Karadeniz'e geçerler.[9]

Kızıldere Olayı

Mahir Çayan ve arkadaşları, 26 Mart 1972 günü Ünye Radar Üssünde çalışan biri Kanadalı, ikisi İngiliz üç teknisyeni kaçırıp Tokat'ın Niksar ilçesi Kızıldere köyünde muhtar Emrullah Arslan'ın evinde saklanırlar. Tutuklu bulundukları İstanbul Kartal Askerî Cezaevinden tünel kazarak kaçan Çayan ve arkadaşları, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No.'lu Askerî Mahkemesince ölüm cezasına çarptırılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için verilen kararın infaz edilmemesini isteyen bir bildiriyi kaçırdıkları İngilizlerin şifreli kasasına bırakırlar. Bu bildirinin radyoda yayımlanmasını, yayımlanmazsa teknisyenlerinin öldürüleceğini de bildiriye eklerler.[10]

Mahir Çayan'ın 50. ölüm yıl dönümünde mezarı, Karşıyaka Mezarlığı.

Fatsa-Ünye-Niksar ilçelerinde aramalar başlar. Niksar-Ünye kara yolunda yapılan bir arama, Çayan ve arkadaşlarının izini bulmaya yeter. Yakalananlardan Hasan Yılmaz, "Bana 100 lira verdiler. Rehberlik yaptım. Yol gösterdim. Hepsi de Kızıldere köyündeler." der. Saklandıkları evin sahibi muhtar Emrullah Arslan bulunur, konuşturulur. İçişleri Bakanı Ferit Kubat, Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı General Vehbi Parlar, Samsun Jandarma Bölge Komutanı Albay Celal Durukan 29 Mart günü Kızıldere köyüne giderler. "Teslim olun!" çağrılarına karşı Çayan ve arkadaşları, "İngilizler elimizde. Teslim olmayacağız! Çarpışacağız. İngilizler burada ölecek." yanıtını verirler. Daha sonra askerlerin açtığı ilk ateşle vurulan Mahir Çayan oldu ve hemen orada öldü. Elleri arkadan bağlı rehin teknisyenler de Çayan'ın arkadaşları tarafından kurşuna dizilerek öldürüldüler.[11]

Görüşleri

Kemalizm

Mahir Çayan, Maltepe Cezaevi'nden firar ettikten sonra kaleme aldığı ve Kızıldere'de öldürülmesinden kısa bir süre önce 1972 başında tamamladığı "Kesintisiz Devrim II-III" başlıklı yazısında Kemalizm ve Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili görüşlerine de yer verdi. Kemalizmi emperyalizmin işgali altındaki bir ülkedeki devrimci ve milliyetçilerin milli kurtuluş bayrağı ve emperyalizme karşı bir tavır olarak tanımlayan Çayan, ayrıca Kemalizmi küçük burjuvazinin en solunda anti-emperyalist bir görüş olarak yorumladı. Çayan'a göre örgütünün küçük burjuva çevresindeki tek müttefikleri ancak Kemalistler olabilirdi. Aynı yazısında Atatürk hakkında "İstiklal-i tam Türkiye yolunun her alanda tam bağımsız olmaktan geçtiğinin bilincinde olan bu yönetimin lideri G. Mustafa Kemal, milli ekonomi konusunda çok hassas davranmıştır. Gümrük himayeleri, millileştirme, yerli malı kullanma mecburiyetleri, vs. milli bir kapitalist sınıfı oluşturma gayretleri içinde olan Cumhuriyet yönetimi, bu amaçla milli kapitalizmin gelişmesi için devletin bütün imkanlarını kullanmıştır." şeklinde bir değerlendirme yapmıştır. Mahir Çayan, cumhuriyetin kurulmasından Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi arasında geçen tek parti dönemini üç farklı kategoride ele alıp; 1923-1932 arası dönemi Kemalistlerin devlet yönetiminde güçlü olduğu ülkenin bağımsız ve ekonomisinin milli tüketim ekonomisi olduğu dönem olarak, 1932-1942 arasını ekonomik krizin de etkisiyle bürokrat burjuvazisinin yerini tekelci burjuvaziye bıraktığı ve yavaş yavaş yabancıların ülke üzerinde etkisini artırmaya başladığı dönem olarak, 1942-1950 arasını ise fiyatların serbest bırakılıp enflasyonun tırmandığı Marshall ve Truman yardımları yoluyla Amerika'nın Türkiye'ye girdiği ve yabancı sermayenin geniş imtiyazlar kazandığı dönem olarak tanımlamıştır.[12]

Mahir Çayan, THKP/C davasından yargılandıkları sırada tutuklu iken İstanbul 3 No'lu Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne diğer örgüt mensupları ile birlikte verdikleri ortak savunmasında Kemalist çizgide olduklarını belirtmişlerdir.

...Bugün, Gazi Mustafa Kemal'in yükselttiği "İstiklali Tam Türkiye" bayrağı bu yolu seçmiş olan sosyalist ve gerçek Kemalist Millî Kurtuluşçuların ellerinde dalgalanmaktadır. Evet bütün Türkiyeli aydınlar, bu iki alternatiften birisini seçmek zorundadırlar.

Birinci alternatifte rahat bir yaşantı, bu düzenin nimetleri vardır.

İkincisinde ise çeşitli zorluklar, kan, işkence ve ölüm vardır. Biz yurtsever kişiler olarak ikinci yolu seçtik. Seçtiğimiz yol. Gazi Mustafa Kemal'in açtığı yoldur. O'nun başlattığı Anadolu ihtilalinin yoludur.[13]

Savunmanın ilerleyen bölümlerinde Mustafa Kemal'in sosyalist olmamasına rağmen anti-emperyalist ve anti-feodal bir ihtilalci olduğu belirtilerek; sosyalizmi benimsememiş olması çeşitli dinamiklere bağlanmıştır. Öte yandan Mustafa Kemal'in sosyalist olması durumunda da "devrimin" benzer olacağı iddia edilerek, sosyalist hareketin kadroya ve sınıfa dayandığı bu nedenle de sınıf bilinci ve kadro eksikliğinin sosyalist olmamasında etken olduğunu iddia etmişlerdir. Kendilerini Atatürk'ün devamı gördüklerini savunmada şu şekilde ifade etmişlerdir:

Evet, Mustafa Kemal sosyalist değildi, bizler ise sosyalistiz. Ve biz sosyalistler, şartlar ne olursa olsun, onun başlattığı Anadolu ihtilalini (Millî Demokratik Devrim'i) sonuna kadar götürmekte kararlıyız.[13]

Eleştiriler

"Solun başvuracağı tek yöntem yasal çizgiler, anayasal çerçevelerdir. Barışçı yollarla oluşmalıdır. Adam öldüren, cinayet işleyen solculuk; hainlik, katillik ve halk düşmanlığıdır!" Uğur Mumcu[14]

Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu, 12 Eylül Darbesi'nden sonra 17 Eylül 1980 günü yayımladığı yazısında, 12 Mart dönemini değerlendirerek Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi isimlerin gerçekleştirdikleri banka soyma, adam kaçırma, fidye isteme gibi eylemleri "bireysel terör" olarak tanımladı. İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom'un kaçırılıp öldürülmesinin, "Türk soluna, işçi sınıfına, halka hizmet etmediğini; aksine 12 Mart zulmünün başlamasına katkı sağladığını, meşru savunma dışında hiçbir cinayetin haklı olarak görülemeyeceğini" savundu. Silahlı eylemlere karşı çıkılması gerektiğini ifade etti.[14]

Mumcu, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesini de "terör örgütü" olarak tanımlamıştır.

Mahir Çayan ve Abdullah Öcalan

Uğur Mumcu'nun Kürt Dosyası kitabında Çayan ile Abdullah Öcalan arasındaki ilişki şöyle açıklanmıştır:

...Çayan'ın bu görüşlerinin odak noktalarından biri Siyasal Bilgiler Fakültesiydi. Abdullah Öcalan'ı da İstanbul Hukuk Fakültesinden Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesine çeken temel dürtü de belki de buydu. Çayan'a hayrandı. Öcalan, SBF'de kendisini "Çayancı" olarak adlandıran öğrenciler arasında buldu. Bu yüzden ilk eylemi Çayan ve arkadaşlarının öldürülmeleri ile başladı. Tutuklandı ve yargılandı. Esin kaynağı Çayan'ın düşünceleriydi. Çayan, silahlı eylemleri tek yol olarak görüyordu. Öncü savaşı ve silahlı propaganda olmadan devrim yapılamazdı. Bunlar için de parti kurmak gerekiyordu. Tıpkı Mahir Çayan gibi.

(...)

Öcalan, o günlerde Mahir Çayan'ın kitaplarını ve yazılarını okur ve çevresindekilere "Mahir Çayan ile Deniz Gezmiş'in gerilla yöntemlerini birleştirmek gerektiğini" söylerdi. Aradan yıllar geçecek, PKK'nın Almanya'da yayınlanan "Berxwedan" adlı gazetesinde PKK'nın Çayan'ın liderliğindeki THKP-C örgütünün devamı olduğu ileri sürülecekti.[11]

Ölümünden sonra

12 Eylül Darbesi'ne giden süreçte işlenen bazı cinayetlerde Çayan'ın adı bir slogan olarak kullanıldı. 13 Nisan 1979'da yatağında öldürülen eski Şekerbank Genel Müdürü Ömer Sunar'ın baş ucuna Çayan'ın adının geçtiği bir kâğıt bırakıldı.[15] 21 Şubat 1980'de İstanbul'da sağ görüşlülerin yaşadığı bir ev basılarak bir babanın gözleri önünde 2 oğlu ve yeğeni öldürüldü. Cinayeti işleyen militanlar, Milliyet gazetesini aradı. Saldırının Çayan'ın adına yapıldığı belirtildi.[16]

Yazılar

  • Aren Oportünizminin Niteliği
  • Revizyonizmin Keskin Kokusu I
  • Revizyonizmin Keskin Kokusu II
  • Sağ Sapma, Devrimci Pratik ve Teori
  • Yeni Oportünizmin Niteliği Üzerine
  • ASD'ye Açık Mektup
  • Yayın Politikamız
  • Devrimde Sınıfların Mevzilenmesi
  • Kesintisiz Devrim I
  • Kesintisiz Devrim II-III
  • Toplumsal Yazıları

Literatürde Mahir Çayan

Kitaplar

  • Ali H. Neyzi, Mahir
  • Turhan Feyizoğlu, Mahir
  • Tarkan Tufan, Mahir Çayan'ın Hayatı ve Fikirleri: Bir Devrimcinin Portresi
  • Mahir Çayan "Bütün yazıları"
  • "Hasretim Derin Uykularda-Mahir Çayan", Vehbi Bardakçı
  • Mahir Çayan'ın Hayat Öyküsü - Yılmaz Okay
  • Mahir Çayan Toplu Yazılar - Uğur Koparan
  • Mahir Eylem Günlüğü - Ali Yıldırım

Diziler

Şarkılar

  • Âşık Gülabi - Bu Dere Kızıl Dere
  • Âşık Gülabi - Kızıldere
  • Aşık İhsani - Kızıldere
  • Grup Kızılırmak - Onlara (Kızıldere)
  • Grup Munzur - Kızıldere
  • Grup Munzur - Mahir İle Yoldaşları
  • Grup Yorum - Dünya Halkları Kardeştir / Bu Memleket Bizim
  • Grup Yorum - Halay Potpori
  • Grup Yorum - Kızıldere
  • Grup Yorum - Sen Olacağız
  • İlkay Akkaya - Kızıldere
  • Saian - Feleğin Çemberine Kırk Kurşun
  • Selda Bağcan - Kızıldere
  • Sevinç Eratalay - Ankara'dan Bir Haber Var
  • Sevinç Eratalay - Dev-Genç Marşı
  • Sevinç Eratalay - Halk İçin Yola Düştüler
  • Sevinç Eratalay - Kızıldere
  • Sevinç Eratalay - Kızıldere Adın Ahire Kalsın
  • Sevinç Eratalay - Kumandan Mahir
  • Sevinç Eratalay - Mahir Yoldaş
  • Sevinç Eratalay - Mahir'in Türküsü
  • Adalılar - Ankara'dan Bir Haber
  • Adalılar - Biz De Geliriz
  • Adalılar - Kızıldere
  • Adalılar - Mahir'i Gördüm
  • Ali Asker - Ankaradan Bir Haber Var
  • Ali Asker - Kızıldere
  • Ali Asker - Kızıldere Adın Ahire Kalsın
  • Ali Asker - Yoldaş Merhaba
  • Ali Çağan - Kızıldere
  • Ali Erdoğan - Kızıldere Adın Ahire Kalsın
  • Ali Nurşani - Bu Dere Kızıldere
  • Aşık Kadir - Çağla Kızıldere
  • Emekçi - Maden Ocakları
  • Emekçi - Mahir İle Yoldaşları
  • Malik İnci - Kızıldere (Altı Mayıs Sabahında)
  • Munzur Fırat - Kızıldere
  • Murat Ateş - Kızıldere
  • Özlem Gerçek - Kızıldere
  • Şahin Doğan - Kızıldere
  • Umut Altınçağ - Kızıldere
  • Veysel Aydın - Kızıldere

Kaynakça

Özel
  1. ^ a b c "Mahir Çayan Hayatı ve Biyografisi". kutuphane.halkcephesi.net. 14 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2022. 
  2. ^ "Arşivlenmiş kopya". 2 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Mayıs 2013. 
  3. ^ "Mahir Çayan Kimdir? - Mahir Çayan Hayatı ve Biyografisi". Haberler. 14 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Eylül 2024. 
  4. ^ "Arşivlenmiş kopya". 19 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2016. 
  5. ^ "Radikal - Çerkesliğinden utanan birisi - 20 Mart 2011". 28 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Eylül 2016. 
  6. ^ "Deniz ve Mahir hocaları için gazete taşladı". www.cumhuriyet.com.tr. 11 Haziran 2014. 19 Eylül 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Eylül 2024. 
  7. ^ a b "Mahir Çayan'ın 27 Yılı". Bianet. 30 Mart 2010. 8 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Şubat 2023. 
  8. ^ Aren Oportünizminin Niteliği
  9. ^ Turan Feyizoğlu. Mahir. Biyografi. Doruk Yayımcılık
  10. ^ Uğur Mumcu, Kürt Dosyası. 19 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Temmuz 2021. 
  11. ^ a b Uğur Mumcu - Kürt Dosyası. s. 28. 19 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Temmuz 2021. 
  12. ^ "Mahir Çayan : Kesintisiz Devrim II-III". kutuphane.halkcephesi.net. 29 Ekim 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2022. 
  13. ^ a b Arif Alış, Deniz Korkmaz, (Ed.) (2001). THKP-C savunma. 1. basım. Beyoğlu, İstanbul: 68'liler Birliği Vakfı. s. 117-119. ISBN 978-975-7117-04-9. 
  14. ^ a b "Uğur Mumcu, Cumhuriyet Gazetesi, Gözlem, 'Geçmişe Bakıp...', 17 Eylül 1980". 1 Ekim 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  15. ^ "14 Nisan 1979, Cumhuriyet: KATİLLER BİR NOT BIRAKTILAR". 24 Şubat 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  16. ^ "22 Şubat 1980, Milliyet". 19 Kasım 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
Genel

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Hüseyin Cevahir, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi'nin önde gelenleri arasında yer alan ve THKP'nin iki kere düzenlenen Genel Komitesi'nde yer alan sosyalist ve politik aktivist.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu</span> 1960ların ikinci yarısında kurulmuş silahlı sosyalist örgüt

Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ya da THKO, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan, Kadir Manga, Taylan Özgür, Cihan Alptekin ve Mustafa Yalçıner tarafından kurulan silahlı Marksist-Leninist örgüt. Örgüt, kuruluşunu, gerçekleştirdiği bir dizi eylemden sonra 4 Mart 1971 tarihinde yayımladığı bir bildiri ile kamuoyuna duyurdu.

<span class="mw-page-title-main">Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi</span> 1978de kurulan ve 1994te yeniden adlandırılan komünist örgüt

Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi, 30 Mart 1994 tarihinde Devrimci Sol örgütünün partileşme kararı alması ile Dursun Karataş liderliğinde kurulan Türkiye'de yasa dışı kabul edilen Marksist-Leninist partidir. Örgüte bağlı olarak faaliyet gösteren Devrimci Halk Kurtuluş Partisi (DHKP), genellikle DHKP-C'nin siyasal işlerinde sorumlu olarak faaliyet göstermektedir. Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi (DHKC) ise örgütün silahlı faaliyetlerinden sorumludur. Cephe, Türk güvenlik güçlerine, bürokratlara ve hükûmet üyelerine karşı ölümlü saldırılar gerçekleştirmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi</span> Aralık 1970te Türkiyede yasa dışı olarak kurulan Marksist-Leninist örgüt

Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi kısaca THKP-C, Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı, Ertuğrul Kürkçü, Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga tarafından Aralık 1970'te Türkiye'de yasa dışı olarak kurulan Marksist-Leninist örgüttür. Kentsel gerilla savaşı stratejisini benimsediğini açıklayan örgüt, 1960 ve 70'lerde oluşan Devrimci Gençlik Hareketleri ile büyüdü. Kuruluşunun hemen ardından İstanbul ve Ankara'da banka soygunu gibi birkaç eylem gerçekleştiren örgüt, Nisan 1971'de İsrail başkonsolosu Efraim Elrom'u kaçırarak adını daha da duyurmuştur. Elrom'un kaçırılmasından sonra yapılan görüşmelerden netice alınamaması ve ardından Efraim Elrom'un öldürülmesinden sonra örgüte yönelik başlatılan operasyonlar sonucu örgütün yönetici kadrosundan birkaçı dışında tümü yakalandı. Bu operasyonlar sonrası kendi içlerinde örgütün yöntemlerine dair tartışmalar yaşamalarının ardından yönetim kadrosundan birkaç isim ihraç edildi. Mahir Çayan ve arkadaşlarının cezaevinden kaçmasının ardından yeniden bir araya gelen örgüt, şehirlerden uzaklaşıp kırlarda örgütlenme yoluna gitti ve bu sebeple Karadeniz Bölgesi'ne gittiler.

<span class="mw-page-title-main">Ulaş Bardakçı</span> Türk Marksist-Leninist devrimci

Rasih Ulaş Bardakçı, TİP, FKF, Devrimci Gençlik, THKP-C gibi örgütlerde faaliyet göstermiş Türk Marksist-Leninist militan.

Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (TDGF) ya da daha yaygın ismiyle DEV-GENÇ, 1965'in sonlarında kurulan Fikir Kulüpleri Federasyonu içerisinde yer alan öğrenciler tarafından dönemin özgünlüğünde kimi fikirsel ve mücadele pratiğine dair ayrılıklar üzerine kurulan, üniversiteli sosyalist gençlik örgütlenmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Kızıldere Olayı</span>

Kızıldere Olayı, Mahir Çayan ve arkadaşlarının 26 Mart 1972 günü Ünye Radar Üssünde çalışan birisi Kanadalı, ikisi İngiliz olan üç teknisyeni kaçırmaları ve sonrasında gerçekleştirilen operasyondur. Failler ve rehineler Tokat'ın Niksar ilçesi Kızıldere köyünde muhtar Emrullah Arslan'ın evinde saklandılar. İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom'u kaçırıp öldürmek ve gizli örgüt kurmak suçlarından yargılama süresince tutuklu bulundukları İstanbul Kartal Askerî Cezaevinden tünel kazarak kaçan Çayan ve arkadaşları, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No.'lu Askerî Mahkemesince ölüm cezasına çarptırılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için verilen kararın infaz edilmemesini isteyen bir bildiriyi de kaçırdıkları İngilizlerin şifreli kasasına bırakmışlardı. Bu bildirinin radyoda yayımlanmasını, yayımlanmazsa teknisyenlerin öldürüleceğini de bildiriye eklemişlerdi. Teknisyenler, 26 Mart günü oturdukları apartmanlardan kaçırılmışlar ve olay 27 Mart sabahı İçişleri Bakanlığınca duyurulmuştur.

Cihan Alptekin, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu, Devrimci Gençlik ve Devrimci Liseliler kurucularından siyasi aktivist.

<span class="mw-page-title-main">Marksist-Leninist Silahlı Propaganda Birliği</span> 1970li yıllarda silahlı eylemler düzenlemiş Marksist-Leninist örgüt

Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi/Marksist-Leninist Silahlı Propaganda Birliği (THKP-C/MLSPB) 1970'li yıllarda aktif olarak silahlı eylemler düzenlemiş Marksist-Leninist örgüt. Örgütün legal yapılanması Devrimci Kurtuluş örgütüdür.

Balyoz Harekâtı, 12 Mart Muhtırası sonrası kurulan hükûmetle başbakan olan Nihat Erim'in, tırmanan anarşi ve teröre karşı 22 Nisan 1971 günü TRT'de yaptığı konuşmada, "Alınacak tedbirler balyoz gibi kafalarına hemen inecektir." açıklamasıyla ülkedeki sol örgütlere karşı başlatılan ve bu örgütlerle bağlantılı-bağlantısız sola karşı yapılan tutuklama, işkence, yargılama ve cezalandırmaları kapsayan harekâttır.

Yusuf Küpeli,, Türk devrimci, 68 Kuşağı önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi kurucularındandır.

Kurtuluş Hareketi, 1971'deki örgütsel yenilgiden sonra hapisten çıkan bir kısım Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi kadrolarının, THKP-C'nin aynı isimli haftalık yayın organı Kurtuluş dergisinin ismini alarak 1976'da aylık olarak yayımlamaya başladıkları Kurtuluş Sosyalist Dergi çevresinde oluşturdukları Marksist-Leninist siyasi harekettir.

68 kuşağı, tüm dünyada etkisini hisettiren 1968 kuşağı protestolarının Türkiye'deki yansıması olarak Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Kemal Bingöllü, İbrahim Kaypakkaya, Behice Boran, Sevgi Soysal, Şirin Cemgil, İlkay Demir, Gülten Savaşçı, Hatice Alankuş, Füsun Özbilgen, Necmiye Alpay, Hasan Yalçın, Cihan Alptekin, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Harun Karadeniz, Sinan Cemgil, Ali Haydar Yıldız, Rasih Ulaş Bardakçı, Kadir Manga, Ahmet Atasoy, Alpaslan Özdoğan, Hüseyin Cevahir, Ömer Ayna, Taylan Özgür, Doğu Perinçek, Zülfü Livaneli gibi isimlerin liderliğinde oluşturulan Marksist-Leninist sentezli hareketin adıdır.

Efraim Elrom (Hofstadter) (İbrani: אפרים אלרום‎, 23 Ocak 1911 - 22 Mayıs 1971), İsrail'in İstanbul Başkonsolosu.

<span class="mw-page-title-main">Ertan Saruhan</span> Türk komünist

Ertan Saruhan , Kızıldere Olayları sırasında ölen marksist eylemci, öğretmen, laborant ve DEV-Genç Merkez Yürütme Kurulu üyesi.

Hava Kuvvetleri Proleter Devrimci Örgütü, 1969 yılının haziran ayında Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi kurucularından Mahir Çayan'ın kayınbiraderi Hava Yüzbaşı Orhan Savaşçı öncülüğünde kurulmuş sosyalist örgüt.

Oğuzhan Müftüoğlu, Türk Marksist-Leninist aktivist, gençlik lideri ve siyasetçidir. Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu Merkez Yürütme Kurulu Üyesi-Basın Sekreteri, THKP-C üyesi, Devrimci Yol kurucusu, Özgürlük ve Dayanışma Partisi Kurucusu, Sol Parti üyesi. Devrimci Gençlik Dergisi (1975-1980), Devrimci Yol Dergisi (1977-1980), Yeniden Dergisi (1995-1998), BirAdım Dergisi (1999-2001), BirGün Gazetesi yazarıdır.

Orhan Savaşçı, Türk asker ve devrimcidir.

Saffet Alp, Türk asker ve devrimci.

Bu sayfada 1972 yılında Türkiye'de görevdeki siyasi kurumlar ve kişiler, yaşanan olaylar, doğan ve ölen kişiler yer alır.