İçeriğe atla

Lobotomi

Lobektomi ile karıştırılmamalıdır

Lobotomi (Yunancaλοβός – lobos' Türkçelob ve Yunancaτομή – tome' Türkçekesmek), lökotomi olarak da bilinen beyin cerrahisi işlemi.[1] Beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesi sonucu uygulanır. İlk başlarda lökotomi denilen bu uygulama, yapılmaya başlandığı 1935 yılından beri tartışmalı bir işlemdir. Ciddi yan etkileri olmasına karşın yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.

İlk olarak 1935 yılında uygulanmaya başlamıştır. 20. yüzyılın başlarında, akıl hastanelerinde ikamet edenlerin sayısındaki beklenmeyen yükselme yüzünden pek çok sayıda farklı vaka ile karşı karşıya kalınmıştır. Bu kişilerin şikâyetçi oldukları veya olundukları konuların başında depresyon ve anksiyete tarzı psikolojik rahatsızlıklar vardı.

Ortaya çıkışı

I. Dünya Savaşı sırası ve sonrasında, savaşın insanlar üzerindeki etkisi nedeniyle psikolojik vakalarda artış yaşanması sonucu ortaya çıkmıştır. Etkili sayılabilecek tıbbi tedavi sayısındaki azlık yüzünden birtakım hastalar kesin bir sonuç garanti etmeyen Lökotomiye kendi istekleri ile başvurmuştur.

Kullanıldığı rahatsızlıklar

Lökotomi, vadettiklerine bakılırsa çok makul bir yöntemdir. Lökotomi operasyonunun ilk yapılma amacı aşırı huzursuzluk, stres, depresyon, endişe ve dinmek bilmeyen ağrıları tedavi etmektir. Lökotomi ameliyatı ile kısmen tedavi edilen sorunlar kronik takıntı nevrozu, kronik gerginlik, kronik anksiyete, kronik depresyon ve şizofrenidir. Asla tamamen hatalı bir yöntem değildir ama aynı zamanda da tamamen hatasız bir yöntem de değildir. En çok yapıldığı yer Kuzey Amerika ülkeleri olmuştur. Bulan kişi bazı kaynaklara göre Friederich Golz bazı kaynaklara göre ise John Fulton'dır. Denek canlılar olarak ilk başlarda köpek, şempanze gibi hayvanlar üzerinde deneylere başlamış, devamında insan ile devam etmiştir. Lökotomi hastalarından tedavi sonucu hayatta kalmayı başaran 4 kişide sakinleşme görülmüştür. Portekizli bir doktor olan Almeida Lima, lobotomi için hastalara ilk kez alkol enjekte ederek beyin dokusunu öldürmeyi başarmıştır. Bu yöntem devamında meslektaşı Egas Moinz tarafından önerilmiştir lobotominin psikolojik olarak faydalı olduğunu ortaya koyarak Nobel ödülü kazanmıştır.

Acının Lobotomi'ye etkisi

Transorbital lobotomide kullanılan Orbitoclast

Dünyadaki ilk prefrontal lobotomi Dr. Walter Freeman ve Dr. James Watts tarafından gönüllü bir hasta olan 63 yaşındaki Alice Hood’a yapılmıştır. Lobotomi çıkış yıllarında çok farklı algılandığı için ömrü meşru olarak 20 yılı geçememiştir. Lobotomide ana amaç beyine ve frontal lob keselerine ulaşmak olduğu için oraya gidişte kullanılan malzemeler kırıcı ve kesici etkiye sahip olan materyallerdir. İlk olarak lobotomi için buz kıracağı kullanılmıştır. Yasaklanmasının ana sebeplerinden biri de bu kesici ve kırıcı etkiye sahip alettir. Dr. Watts ve Freemanın yollarını ayıran sebep ise operasyon sırasında Dr. Freeman’ın operasyonlarda anestezi kullanmaması ve acının lobotomiye etkisini araştırmak için insanların beynine çekiç ile vurması gibi farklı tedavi ve tedaviyi araştırma yöntemleridir. Lobotomi pek çok şekilde yapılır. İlki göz yuvasına buz kıracağı yerleştirip gözün üstünden veya içerisinden beyne ulaşıp prefrontal lobu yerinden çıkarmaktır. Çoğunlukla gözün üstünden gidilse de ana yöntem her zaman gözün içinden gitmektir. İkinci olarak lobotominin lobotomi olarak anılmaya başlamadığı zamanlardan kalma bir yöntem olan kafatasının bir kısmını kırıp direkt içerisinden beyni sökme işlemidir. Bir nevi ötanazi olan bu sistemsiz lobotomi herhangi bir hastaya çare olmamıştır ve bilindiği üzere tamamı başarısız denemelerdir.

Lobotomi, Amerika'da bir dönemlerde çok ses getirdiği için ülke çapında en çok uygulandığı döneme gelmiştir. Dr. Freeman 3,500 üzeri hastaya lobotomi uygulamış ve çoğunluğunu öldürmüştür. Lobotomi uyguladığı hastalardan bir tanesi de Amerika Başkanı John F. Kennedy’nin kız kardeşi Rosemary Kennedy’dir.

Bitişi ve terk edilmesi

Lobotomi uygulamasının terk edilmesi üzerine bundan 5 yıl sonra 1950 tarihinde thorazinadında yeni bir ilaç çıkmış ve yeni nesil lobotomi yerine geçmiştir. Bunun sonucu olarak cerrahi bir süreçten ilaç sürecine geçiş başlamıştır. Bazı hastalar antipsikotik ilaçları kullanmayı reddettiği için lobotomi tekrar konuşulmaya başlanmış fakat asla geri gelmemiştir. Thorazine ilacının bazı hastalar üzerinde faydalı[] olmasının bir sonucu olarak antipsikotik ilaçlar bu ve sonraki zamanlarda daha da değer görmeye başlamıştır. Klorpromazin türü ilaçların genel özelliği olan uyuşturucu ve unutturucu etkisi onları daha cazip bir hâle sokmuştur. Klorpromazin piyasada pek çok farklı isimle satılmıştır ve thorazine bunlardan en popüleri olmuştur. Kalp ritmini dengeler ve doğru dozda rahatlamayı sağlar. Yanlış dozda ise beynin kontrolünü tamamen kaybetmek vs. gibi sonuçları olmuştur. Antidepresanın ilk örnekleri lobotominin devamı olarak günümüze kadar gelmiştir.

Lobotomi günümüzde birçok ülkede yasal değildir ve suç sayılmaktadır.

Kaynakça

  1. ^ Scull, Andrew (2011). Madness: a very short introduction. Oxford, Birleşik Krallık: Oxford University Press. ISBN 978-0199608034. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Şizofreni</span> bir akıl hastalığı

Şizofreni, benzer belirtilere sahip birtakım ruhsal hastalıklardır.

<span class="mw-page-title-main">Zehirlenme</span> Kimyasal bir maddenin canlı üzerindeki patolojik etkisidir

Zehirlenme, kimyasal bir maddenin canlı organizma üzerindeki patolojik etkisidir. Görece küçük miktarlarda kimyasal ya da biyokimyasal etki gösteren zehir, süresi ve ağırlığı değişebilen bir hastalık haline ya da ölüme yol açar. Adli tıp uzmanları, zehirlenme olgularını 3 orijine ayırarak inceler:

  1. Kaza
  2. İntihar
  3. Cinayet

Antipsikotik ya da nöroleptik ilaçlar başta şizofreni olmak üzere psikozların tedavisinde kullanılan ilaçlardır.

Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu nörogelişimsel bir bozukluktur. DEHB dikkat, dürtüsellik ve öz düzenlemeyle ilgili sorunlarla kendini gösterir ; Bazen şiddetli fiziksel huzursuzluk da ortaya çıkabilir.

<span class="mw-page-title-main">Epilepsi</span> beyin içinde bulunan sinir hücrelerinin olağan dışı bir elektro-kimyasal boşalma yapması sonucu ortaya çıkan sinirsel bozukluk

Epilepsi ya da sara, beyin içinde bulunan sinir hücrelerinin olağan dışı bir elektro-kimyasal boşalma yapması sonucu ortaya çıkan sinirsel bozukluktur. Beynin normal faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan elektriğin, aşırı ve kontrolsüz yayılımı sonucu oluşur. Sıklıkla geçici bilinç kaybına neden olur. Epilepsi nöbetleri farklı şekillerde ortaya çıkar. Bazı nöbetlerden önce korku hissi gibi olağan dışı algılamalar ortaya çıkarken, bazı nöbetlerde kişinin ağzı köpürebilir veya kişi yere düşebilir. Bu da kemik kırılması dâhil bazı fiziksel yaralanmalara sebep olabilir.

Psikoz, düşünce ve duyunun ağır oranda bozulduğu zihin durumunu tanımlamakta kullanılan genel bir psikiyatri terimidir. Psikotik epizod geçiren hastalar halüsinasyonlar görüp, delüzyonel inançlar taşıyabilir, kişilik değişiklikleri ve düşünce bozukluğu gösterebilir. Bir psikotik epizod gerçek ile bağlatının kopması veya zarar görmesi ile karakterizedir denilebilir. Gençlerde daha sık görülen psikoz ağır bir zihinsel hastalığın belirtisi olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Alprazolam</span> Benzodiazepin türevi sakinleştirici ilaç

Alprazolam, kaygı-endişe giderici (anksiyolitik) olarak ve panik bozukluklarında kullanılan benzodiazepin türevidir. Myasthenia gravis, akut dar açılı glokomda kontrendikedir. Gebe ve emziren annelerde kullanılmamalıdır. Xanax® ismi Pfizer firmasının ticari markasıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nde bağımlılık riski ve kötüye kullanımı engellemek için yeşil reçete ile satılması zorunludur.

<span class="mw-page-title-main">Klorpromazin</span> kimyasal bileşik

Klorpromazin, antipsikotik (nöroleptik) ilaçlar grubuna ait ilaçtır. Largactil, Thorazine gibi ticari adlarla satılmaktadır. Klorpromazin, geliştirilen ilk antipsikotik ilaçtır. Moleküler yapısı 2-kloro-10-(3-dimetilaminopropil)-fenotiazin şeklindedir.

<span class="mw-page-title-main">Sitalopram</span> Seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) sınıfının antidepresanı

Sitalopram, Citalopram diye de geçebilir. Seçici serotonin gerialım inhibitörüdür (SSRI). Serotonine özgüllüğü en yüksek, en seçici moleküldür. Karaciğer sitokrom (CYP) enzim ailesiyle az etkileşir. Bu sayede ilaç etkileşimlerinden az etkilenir. Polifarmasiye uygundur. Özellikle geriyatrik popülasyonda daha çok tercih edilir.

<span class="mw-page-title-main">Diazepam</span> benzodiazepin türevi ilaç

Diazepam, benzodiazepin türevi bir ilaç etken maddesidir. Diapam, Diazem gibi ticari isimlerle pazarlanır. Anksiyolitik, antikonvülsan, sedatif, kas gevşetici ve hafıza zayıflatıcı etkilere sahiptir. Anksiyete, uyuyamama, nöbetler, alkol yoksunluğu ve kas spazmları gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Anksiyolitik</span> anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlar

Anksiyolitik anksiyeteyi azaltan ilaçlara verilen isimdir. Anksiyolitik ilaçlar, anksiyete bozukluklarına bağlı psikolojik ve fiziksel semptomların tedavisinde kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Psikotrop madde</span> beyin fonksiyonunu veya algısını etkileyen kimyasal madde

Psikotrop madde ya da psikoaktif madde, asıl olarak merkezi sinir sisteminde etkisini gösteren ve beynin işlevlerini değiştirerek algıda, ruh hâlinde, bilinçlilikte ve davranışta geçici değişikliklere neden olan kimyasal maddelerdir. Bu ilaçlar eğlence amaçlı olarak bilerek bilinç düzeyini değiştirmek, entojen olarak ritüel ve spiritüel amaçlı, zihni incelemek amaçlı ya da tedavi amaçlı ilaç olarak kullanılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Depresif duygudurumu</span> düşük ruh hâli

Depresif duygudurumu, depresyon ya da bunalım, bir olay karşısında duyulan beklentilerin olumsuz yönde olması veya beklentilerin olumsuz yönde gittiği sanrısıdır. Bu duygu çoğu zaman; hiçbir zaman ve hiçbir şekilde gerçekleşemeyecek olan veya böyle olacağı sadece düşünülen beklentiler söz konusu olduğunda kendini belli eder. Umutsuzluk, özellikle öncesinde bu beklentiyi elde edemeyen insanların yaşayacağı bir duygudur.

Nöropsikofarmakoloji

Beyin sapı tümörü insanda çeşitli hayati fonksiyonları kontrol eden beynin alt tarafında bulunan ve iki yarıküreyi ve omuriliği birbirine bağlayan beyin sapında oluşan tümörlere verilen isimdir. Neredeyse sadece çocuklarda görülen bir tümör türüdür. Hastaların sadece dörtte biri yirmi yaşın üstündedir ve ender görülen bir hastalıktır. Amerika'da yılda 200-300 hasta bu hastalıkla teşhis edilmektedir. Hastaların ortalama yaşı 7-9 arasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Sertralin</span> kimyasal bileşik

Sertralin, seçici serotonin gerialım inhibitörü (SSRI) grubundan bir antidepresandır. 1991 yılında Pfizer tarafından piyasaya sunulmuştur. Sertralin, başlıca majör depresyonda, obsesif kompulsif bozuklukta, yaygın ve sosyal anksiyete bozukluğunda yetişkin ve çocuklarda kullanılan bir antidepresan türüdür. Bunun yanı sıra Sertralin, erken boşalma tedavisinde ve sigara bırakmada da kullanılır. Sertralinin bazı depresyon tiplerinde fluoksetinden (Prozac) daha etkili olduğu görülmüştür. Obsesif-kompulsif bozukluk için sertralin bilişsel davranışçı terapi (BDT) kadar etkili değildir. En iyi sonuçlar, SSRI ile BDT birleştirerek elde edilmiştir. Ayrıca sosyal fobi ve travma sonrası stres bozukluğu tedavisinde de etkili olduğu gözlenmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Paroksetin</span> kimyasal bileşik

Paroksetin seçici serotonin geri alım inhibitörü olan bir antidepresan türüdür. Majör depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, panik bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu ve vazomotor semptomlar durumlarının tedavisinde kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Depresan</span> nörotransmisyon seviyelerini düşüren ilaç veya endojen bileşik

Bir depresan veya merkezi depresan, beynin çeşitli bölgelerinde uyarılmayı veya stimülasyonu düşürmek veya azaltmak için nörotransmisyon seviyelerini düşüren bir ilaçlardır. Depresanlar ayrıca alındıklarında uyarılma seviyesini düşürdükleri için bazen "downers" olarak da adlandırılırlar. Uyarıcılar veya "sayaçlar" zihinsel ve/veya fiziksel işlevini arttırır, bu nedenle depresanların karşı ilaç sınıfı antidepresanlar değil, uyarıcılardır.

Duloksetin; majör depresif bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, fibromiyalji ve nöropatik ağrıyı tedavi etmek için kullanılan bir ilaçtır. Ağız yoluyla alınır. Yaygın yan etkiler arasında ağız kuruluğu, mide bulantısı, yorgunluk hissi, baş dönmesi, ajitasyon, cinsel sorunlar ve terlemede artış bulunur. Şiddetli yan etkiler arasında intihar riski, serotonin sendromu, mani ve karaciğer sorunları sayılabilir. Kullanımı durdurulursa antidepresan yoksunluk sendromu ortaya çıkabilir. Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde kullanımın bebeğe zarar verebileceğine dair endişeler vardır. Bir serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörüdür.Nasıl çalıştığı tam olarak net değildir. Duloksetin, 2004 yılında Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nde tıbbi kullanım için onaylanmıştır. Jenerik bir ilaç olarak mevcuttur. 2017'de, on altı milyondan fazla reçeteyle Amerika Birleşik Devletleri'nde en sık reçete edilen 46. ilaç olmuştur.

Klorprotiksen, tioksanten grubunun tipik bir antipsikotiktir.