
Yarasalar, ön ayakları kanat olarak uyarlanmış ve doğal olarak gerçekten uçabilen Chiroptera takımında sınıflandırılan memelilerdir. Yarasalar, üzerleri zar ve patagium ile kaplı çok uzun ve yayılmış parmaklarıyla kuşlardan daha kolay manevra yaparak uçabilirler. En küçük yaşayan memeli olduğu da iddia edilen yabanarısı yarasası 29 ila 34 mm. boyunda, 15 cm. kanat açıklığına sahip ve 2 ila 2,6 gram ağırlığındadır. En büyük yarasalar da "uçan tilki" adı verilen Pteropus cinsi yarasalardır. Acerodon jubatus türü 1,6 kg ağırlığındadır ve kanat açıklığı 1,7 m'yi bulur.

Ankilozan spondilit, , önceki isimleri "Bechterew hastalığı; Bechterew sendromu; Marie Strümpell hastalığı", kronik, ağrılı, yangısal (enflamatuvar) bir artrit türü ve özbağışık bir hastalıktır. Başlıca omurga, pelvisdeki sakroiliak eklemler ve büyük eklemler olmak üzere eklem ve çevre yapılarını tutar ve sonuç olarak omurganın kaynaşmasına neden olabilir. Omurgada kemiklerin birbirine kaynaması bambu kamışı denilen bir görüntüye neden olur. Hastalıktan muzdarip kişilerin yıllar içinde omurgası sertleşir ve sırtı kamburlaşabilir. AS, bundan başka göz, bağırsak, böbrek, kalp ve akciğerler gibi yumuşak dokularda da tutulum gösterebilir.

Charles Glover Barkla, İngiliz fizikçi.

Albert von Szent-Györgyi de Nagyrápolt, 1937 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü kazanmış olan Macar fizyolog. C vitaminini ve sitrik asit döngüsü bileşenleri ve reaksiyonlarını keşfetmesi ile bilinir. Ayrıca, II. Dünya Savaşı'nda Macar direnişinde etkin rol aldı ve savaştan sonra siyasete katıldı.

Werner Arber İsviçreli mikrobiyolog ve genetikçi. Amerikalı araştırmacılar Hamilton Smith ve Daniel Nathans ile birlikte, Werner Arber 1978 yılı Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü restriksiyon endonükleaz enzimlerini keşfi nedeniyle kazanmıştır. Bu araştırmacıların çalışmaları rekombinant DNA teknolojisinin gelişimine öncülük etmiştir.
Daniel Nathans Amerikan Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi mikrobiyolog.

Hamilton Othanel Smith Amerikalı mikrobiyolog ve Nobel Tıp Ödülü sahibi bilim insanı. Nobel Ödülü'nü restriksiyon enzimleri üzerine çalışmalarıyla Daniel Nathans ve Werner Arber ile birlikte almıştır.

Venkatraman "Venki" Ramakrishnan Hindistan doğumlu ABD ve Birleşik Krallık vatandaşı yapısal biyolog. 2009 yılında "ribozomun yapısı ve fonksiyonu" konulu çalışmalarıyla Thomas A. Steitz ve Ada E. Yonath ile birlikte Nobel Kimya Ödülü'nü kazandı. Ramakrishnan halihazırda MRC'in Moleküler biyoloji laboratuvarında Cambridge, İngiltere'de çalışmaktadır.

Sir Godfrey Newbold Hounsfield, CBE, FRS,, İngiliz elektrik mühendisi. 1979 yılı Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü, Allan McLeod Cormack ile birlikte X-ray temelli Bilgisayarlı tomografi ve tanısal teknikleri üzerine yaptığı çalışmaları nedeniyle kazanmıştır.

Rita Levi-Montalcini, İtalyan nörolog. Meslektaşı Stanley Cohen ile birlikte 1986 yılında sinir büyüme faktörü buluşları için Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü kazanmıştır (NGF). 2001 yılından ölümüne kadar İtalyan Senatosunda Yaşam Boyu Senatör olarak kabul edilmiştir.

César Milstein, Arjantinli biyokimyacı. Antikor araştırmalarıyla tanınmıştır. 1984 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü Niels Kaj Jerne ve Georges J. F. Köhler ile birlikte antikor araştırmaları nedeniyle kazanmıştır.
Joseph Edward Murray Amerikan plastik cerrah. 23 Aralık 1954 tarihinde tek yumurta ikizleri Richard ve Ronald Herrick arasında ilk kez başarılı bir böbrek naklini gerçekleştirmiştir.

Joseph Rotblat, Polonya doğumlu İngiliz vatandaşlığına geçen fizikçidir.

Katabolit aktivatör protein, ,N-terminalde bir ligand bağlama alanı bulunduran her bir alt ünitesi ile çözelti içerisinde homodimer olarak bulunan bir transkripsiyonel aktivatördür, ayrıca proteinlerin dimerizasyonundan ve C-terminaldeki DNA bağlama alanından da sorumludur. 2 cAMP molekülü, proteinin DNA'ya affinitesini artıran allosterik efektörler gibi negatif işbirliği ve fonksiyonu ile dimerik CAP proteinine bağlanır. Hücre içerisine taşınan glukoz miktarı düşük olduğunda sitozolik cAMP seviyesi yükselir.

Mikrobiyolog, Bilim mesleklerinden biri; genellikle çıplak gözle görülemeyen canlıları araştıran bilim insanı.

Asimetrik hücre bölünmesi; farklı hücre kaderlerine sahip olan iki kardeş hücreyle sonuçlanan bir bölünme şeklidir. Bu normal olanın tersidir; çünkü genelde simetrik olan hücre bölünmeleri eşdeğer hücre kaderlerine yol açar.

Eril (♂), canlı, sperm üreten fizyolojik bir biyolojik cinsiyet. Her sperm hücresi döllenme işlemi sırasında daha büyük bir dişi gameti ile kaynaşabilir. Bir erilin cinsel yolla üremeyi gerçekleştirmesi için dişiye ait en az bir yumurta hücresine ulaşması gerekir, fakat bazı canlılar eşeyli üreyebildikleri gibi eşeysiz olarak da üreyebilir. Eril insanların (erkeklerin) da içinde bulunduğu birçok eril memeli türünde Y kromozomu bulunurken eril kuşlar ve bazı eril sürüngenlerde ise z kromozomu bulunur; bu kromozomlar eril üreme organlarının gelişmesi için gerekli olan daha fazla miktarda testosteronun üretilmesini sağlar.

Nikolay İvanoviç Pirogov önemli bir Rus bilim adamı, medikal doktor, Pedagog, alenen tanınmış kişi ve Rus Bilimler Akademisi'nin daimi üyesiydi (1847). O cerrahi alanının kurucusu olarak kabul edilir ve Avrupa'nın eteri anestezi için kullanan ilk cerrahlarından biriydi. O bir alan işleminde anestezi kullanan ilk cerrah oldu (1847), çeşitli cerrahi operasyonları icat etti ve sıva kullanarak kendi kırık kemikleri tedavi etme tekniğini geliştirdi. O en çok tanınan Rus doktorlardan birisiydi.

Bu madde cilt altı yağ dokusunun sebep olduğu pürüzlü görünüm hakkındadır. Deriyi etkileyen bakteriyel enfeksiyon için selülit (enfeksiyon) maddesine bakınız.

Nalburunlu yarasa ya da Nalburun yarasa, Rhinolophidae yarasa familyasını oluşturan yarasalara verilen isimdir. Yaşayan tek cinsi olan Rhinolophus dışında soyu tükenmiş bir cins olan Palaeonycteris de tanımlanmıştır. Bazen Rhinolophidae familyası içinde de sınıflandırılan Hipposideridae familyası ile yakın akrabadır. Nalburunlu yarasalar altı alt cinse ve birçok tür grubuna ayrılırlar. Tüm nalburunlu yarasaların ortak atası 34 ila 40 milyon yıl önce yaşamıştır ancak bu familyanın coğrafi kökeni belirli değildir ve familya biyocoğrafyasını ortaya koyma çabaları sonuçsuz kalmıştır. Genetik kanıtların gösterdiği birçok tür kompleksinin olma olasılığının yanı sıra daha önceden ayrı bir tür olarak tanımlanmış yarasaların aslında başka taksonlardan çok az genetik farklılık göstermesi sonucu taksonomileri karmaşıktır. Çoğunlukla tropikal ve subtropikal bölgeler olmak üzere Afrika, Asya, Avrupa ve Okyanusya kıtalarında, Eski Dünya'da yaşarlar.