İçeriğe atla

Limbik rezonans

Limbik rezonans, derin duygusal durumların paylaşılması kapasitesinin beyindeki limbik sistemde meydana geldiği fikridir.[1] Bu durumlara dopamin devre-destekli empatik uyum ve norepinefrin devre-destekli korku kaygı ve ofke duygusal durumları dahildir.[2]

Kavram, Sevginin Genel Teorisi (2000) kitabında işlenmiştir ve kitabın ön sözündeki birbiryle bağlantılı olan üç merkezi kavrmadan biridir: beynimizin kimyasal sisteminin ve sinir sistemlerimizin bize en yakın olanlar tarafından ölçülebilir şekilde etkilendiği (limbik rezonans); sistemlerimizin, kişilik ve yaşam boyu süren duygusal sağlık üzerinde derin etkileri olacak şekilde bir başkasınınkiyle senkronize olması (limbik regülasyon); ve bu set kalıplarının terapötik uygulama yoluyla değiştirilebileceğini (limbik revizyon).[3]:170

Başka bir deyişle, memelilerde bulunan, sosyal bağlantılarımızın yanı sıra çeşitli terapi ve şifa biçimlerinin temelini oluşturan empati ve sözlü olmayan bağlantı kapasitesine atıfta bulunur. Yazarlara göre (Thomas Lewis, M.D., Fari Amini,M.D. ve Richard Lannon, M.D.), sinir sistemlerimiz kendi kendilerine yeten bir yapıda olmaktan ziyade yakın bir bağlantı paylaştığımız çevremizdekilerle görülür bir biçimde uyum sağlamaktadırlar. "Memeliler, yeni beyinlerinin gücü içinde, 'limbik rezonans' dediğimiz bir kapasite geliştirdiler - iki memelinin birbirlerinin iç durumlarına uyum sağladığı karşılıklı değişim ve içsel adaptasyonun bir senfonisi.[3]

Limbik rezonsa yünelik bu görüş, önceki formülasyonlar ve benzer fikirler üzerine kurulmuştur. Örneğin, yazarlar Henry Harlow'un Rhesus maymunlarının sosyal ve bilişsel gelişiminde fiziksel temas ve sevginin önemini ortaya koyduğu kötü şöhretli deneylerini yeniden uzun uzadıya anlatmışlardır.[4] Ayrıca Tiffaby Filed'in anne/bebek teması üzerine sonraki araştırmalarından,[5][6] Paul D. MacLean'in üçlü beyin (sürüngen, limbik ve neokorteks) üzerine çalışmalarından ve G.W. Kreamer'in işlerinden de ayrıntılı olarak faydalanmışlardır.

Önemi ve tarihi

Lewis, Amini ve Lannon, on üçüncü yüzyılda (2.Frederick) bir grup bebeği, herhangi bir iletişim isteminin yokluğunda hangi dilin kendiliğinden ortaya çıkacağını keşfetmek için en temel bakım ve besleme dışındaki tüm insan ilişkilerinden ayırmışlardır. Bu kötü şöhretli deneyin sonucu, herhangi bir insan söyleminden veya sevgisinden mahrum kalan bebeklerin hepsinin ölmesiydi.[7] :68,69

Yazarlar, Freudyen teorinin psikoloji ve psikiyatrinin ilk günlerindeki hegemonyasını neredeyse 2. Frederick'in fikirleri kadar zararlı bulmaktadırlar. Serebral içgörüye odaklanmayı ve soğuk, duygusuz bir analist idealini, psikoterapinin sürekli terapötik seanslar sırasında ortaya çıkabilecek empatik bağ ve nörolojik yenilenme sayesinde sağlayabileceği yararları olumsuz etkilediği için kınamaktadırlar. "Freud'un kıskanılacak avantajı, kendi tavsiyesini asla ciddiye almamış olmasıdır. Pek çok gelecek vadeden genç terapist, duygusal temastan kaçınarak, görev bilinciyle tarafsız gözlemciler olmaları öğretildiğinden, duyarlılıkları silinmiştir. . . . Ancak terapi limbik ilişki olduğundan, duygusal tarafsızlık, yaşamı sürecin dışına iter. . ."[7] :184

Sevginin Genel Teorisi, Dr. Benjamin Spock'a ve onun "anıtsal olarak etkili kitabı" Bebek ve Çocuk Bakımı'na, özellikle de Spock'ın birlikte uyumaya hareketini teşvik etmedeki veya bebeklerin ebeveynleriyle aynı yatakta uyumalarına izin vermedeki rolü göz önüne alındığında, neredeyse daha duygudaşlı olmaktadır. Lewis, Amini ve Lannon, uyku bilimci James McKenna'nın, uyuyan ebeveynler ve bebekler arasındaki limbik regüalsyonun, bebeklerin nörolojik gelişimi için gerekli olduğunu ve Ani Bebek Ölümü Sendromunu (ABÖS) önlemede önemli bir faktör olduğunu öne süren araştırmasına atıfta bulunmaktadırlar. "Anne ve bebeğin belirli uyku evrelerinin ve uyanıklık dönemlerinin zamansal açılımı, gece boyunca dakikadan dakikaya iç içe geçer, aralarında çok fazla duyusal iletişim meydana gelmektedir." [7] :195

Terimin sonraki kullanımı

2000 yılında Sevginin Genel Teorisi'nin ilk yayımlanmasından bu yana, limbik rezonans terimi sonraki yazarlar ve araştırmacılar arasında popülerlik kazanmıştır.[8] Terim, empati ve ilişkililiğin önemiyle ilgili psikoloji literatüründe devam eden söyleme daha yüksek bir belirlilik getirir. "Bir Psikoloji El Kitabı"nda (2003) anne ve çocuk kavramını ilişkisel organizma ya da ikili olarak tanımlayan Winnicott 1965'ten açık bir yol izlenir[9][10] :92[11] ve sosyal ve duygusal tepkilerin karşılıklı ilişkisi ile nörolojik gelişim ve limbik sistemin strese verdiği tepkiyi düzenlemedeki rolünü araştırmaya devam eder :117

Limbik rezonansa, empati veya empati eksikliğinin merkeziliğini bir dizi bireysel ve sosyal patolojide belirleyen Empathy in Mental Illness (2007) kitabında olduğu gibi "empatik rezonans" da denir. Yazarlar Farrow ve Woodruff, "Empati belki memeli gelişiminin, limbik düzenlemenin ve sosyal organizasyonun kalbidir" diyerek Maclean'ın 1985'teki çalışmasına atıfta bulunur.[12] :50 ve ayrıca duygusal yüz ifadelerinin gözlemlenmesi ve taklit edilmesi sırasında beyin aktivitesinin haritasını çıkarmak için fMRI'yi kullanan Carr ve ekibinin (2003) araştırmasında “duygusal içeriği şekillendiren bir eylem temsili mekanizması aracılığıyla başkakişilere ait duyguları anlıyoruz ve empatik rezonansımızın vücutlarımızın eylemlerindeki deneyimlerine ve belirli bedensel hareketlerle ilişkili duygulara dayandığı sonucuna varıyoruz.” denir. :179 Alıntı yapılan diğer araştırmalar, ayna nöronlar (bu tür bir taklit aktivitesi sırasında etkileşime giren) ile limbik sistem arasındaki bağlantıyı inceler, örneğin Chartrand & Bargh, 1999: “Ayna nöron alanları, bu karşılıklı bağımlılığı, bu yakınlığı, sosyal etkileşimlerden kaynaklanan ve empatik rezonans oluşturma yeteneğiyle sıkı bir şekilde bağlantılı olan bu kolektif eylemlilik duygusunu izliyor gibi görünüyor.”  der. :317

Limbik rezonans ve limbik düzenleme, Sigal Barsade ve Yale School of Management'taki meslektaşlarının çalışmalarında olduğu gibi "duygusal durum bulaşması" veya "duygusal bulaşma" olarak da adlandırılır.[13] The Wise Heart'ta, Budist öğretmen Jack Kornfield , A General Theory of Love kitabının yazarları Lewis, Amini ve Lannon, tarafından sunulan "limbik rezonans"ın orijinal tanımının müzikal metaforunu tekrarlar ve Batı psikolojisinin bu bulgularını Budizm'in ilkeleriyle ilişkilendirir: “Başka bir insanla tanıştığımızda ve onların şerefini onurlandırdığımızda, çevremizdekilere yardım ederiz. Onların kalpleri, tıpkı yakınlarda çalınan bir kemanın sesleriyle birlikte tellerinin titreşmesi gibi bizimkiyle tınlar. Batı psikolojisinde, bu "duygu bulaşması" veya limbik rezonans fenomenini belgelenmiştir.  Panik ya da nefret dolu bir insan bir odaya girerse bunu hemen hissederiz ve çok dikkatli olmazsak o kişinin olumsuz durumu bizimkini etkilemeye başlar. Neşe ifade eden bir insan bir odaya girdiğinde biz bu durumu da hissedebiliriz.”[14]

Mart 2010'da Kevin Slavin, Sevginin Genel Teorisi'nden alıntılıyarak, Sosyal televizyonun dinamiklerini ele alırken limbik rezonansa atıfta bulundu. Slavin, kahkaha efektinin, seyirciye - evde tek başına - etraflarındaki diğerlerinin güldüğü hissini vermek için geliştirildiğini ve bu limbik rezonansın, bu gülen seyirciye olan ihtiyacı açıkladığını öne sürüyor.

Limbik düzenleme

Limbik düzenleme, ruh hali bulaşması veya duygusal bulaşma, diğer insanlarla temasın ruh halinin ve kişiliğin gelişim ve tutarlılığına olan etkisidir.

Terimin sonraki kullanım ve tanımları

Living a connected life (2003) adlı kitabında, Dr. Kathleen Brehony, gelişimimizde başkalarının yakınlığının önemini gösteren son beyin araştırmalarını göz önüne alır. "Özellikle bebeklik döneminde, ancak yaşamımız boyunca, fiziksel bedenlerimiz bağlantı hissettiğimiz kişileri etkiliyor ve onlardan etkileniyor. Bilim insanları buna limbik düzenleme diyor."[15]

Brehony, terk edilmiş bir köpek yavrusunun "isyan/umutsuzluk" döngüleri ile insan gelişimi arasındaki paralellikleri betimleyerek devam eder. Memeliler, bakıcılarından ve yoldaşlarından ayrılmaya karşılık olarak dikkat dağınıklığı, kaygı ve ölçülebilir düzeyde stres deneyimleme yatkınlığı geliştirmiştir, çünkü tam olarak bu tür bir ayrılık tarihsel olarak varlıklarını sürdürmelerine bir tehdit oluşturmuştur. Bir köpek yavrusu sahibi olmuş herkesin doğrulayabileceği gibi, köpek yalnız bırakıldığında ağlayacak, havlayacak, uluyacak ve insan ya da köpek arkadaşlarına yeniden katılmaya çalışacaktır. Bu çabalar başarısız olursa ve izolasyon uzarsa, bir karamsarlık ve umutsuzluk durumuna düşecektir. Yavru köpeğin yatağına bir saat yerleştirmenin marjinal etkinliği, memelilerde, diğer yaratıkların ritmine uyum sağlamaya olan evrensel bir ihtiyaca dayanmaktadır.

Limbik rezonans ve limbik düzenleme, Sigal Barsade'nin çalışmasında olduğu gibi "ruh hali bulaşması" veya "duygusal bulaşma" şeklinde de anılır. Barsade ve Yale School of Management'daki meslektaşları, sosyal biliş alanındaki araştırmaların üzerine inşa ettiler ve bazı duyguların, özellikle olumlu olanların, bu tür "kişiler arası limbik düzenleme" yoluyla diğerlerinden daha kolay yayıldığını buldular.[16]

Yazar Daniel Goleman benzer temeli birçok araştırmada keşfetmiştir: Emotional Intelligence (1995), bir uluslararası çoksatan, The Joy Of Living, Yongey Mingyur Rinpoche ile beraber yazılmış, ve Harvard Business Review on Breakthrough Leadership'de. İkinci kitapta, Goleman, kendisini yönetmek için dış kaynaklara bağlı olan "beynin limbik sisteminin açık döngü doğasını" dikkate alır ve kişilerarası limbik düzenlemenin ve ruh hali biliminin liderlik üzerindeki sonuçlarını inceler.Kaynak hatası: Açılış <ref> etiketi hatalı biçimlendirilmiş veya hatalı bir ada sahip (Bkz: )

Mindfully Green: A Personal and Spiritual Guide to Whole Earth Thinking'de (2003) yazar Staphine Kaza terimi şu şekilde tanımlar: "Limbik düzenleme, birbirleriyle derinden alakalı olan insanlar, özellikle ebeveynler ve çocukları arasında ortaya çıkan karşılıklı eş zamanlı vücut sinyalleri alışverişidir. Kaza sevgiyi limbik bağlılıkla ilişkilendirerek devam eder ve sevgiyle yetiştirilen çocukların istismara uğrayanlardan daha iyi öğrendiğini ve hatırladığını iddia eder. Kaza daha sonra "bu çalışmayı bir sistem bakış açısından bir adım daha ileri götürmeyi ve bir çocuğun doğa ile bir tür limbik düzenleme yoluyla öğrendiğini hayal etmeyi" teklif eder.[17]

Limbik Gözden Geçirme

Limbik gözden geçirme,beynin insan limbik sisteminde bulunan kişiliğin iyileştirici değişimidir.

Düzenleme ve limbik rezonansı etkileme ilişkisi

Dr. Allan Schore,UCLA David Geffen Tıp Okulu'ndan, ilgili fikirleri, kendisinin 1994'te yayınlanan Affect Regulation amd the Origin of the Self adlı kitabı ile başlayarak keşfetti.Dr. Schore limbik sistemin türlerin korunmasına katkısını,limbik sistemin türlerin diğer bireylerle sosyal bağlar oluşturmasındaki rolünü ve üremeye yol açan yakın ilişkileri inceledi."Doğal seçilimin,gelecek nesillerin gen havuzuna bireyin katkısını en üst düzeye çıkaran özellikleri desteklediği söylenir." İnsanlarda bu çok fazla rekabetçi ve saldırgan özellikleri değil de,diğer karşıt cins üye ile olumlu bir ilişki içine girmeyi gerektirir".Onun sonraki kitabında Affect Regulation & the repair of the self, Schor "arzunun etkileşimli aktarımı" anne ve bebek arasındaki, diğer yandan iyileştirici bir bağlamda ilişkilendirir ve onu "öznelerarasılık" olarak ifade eder. Daha sonra o, gelişimsel nöropsikoloji'nin karşılıklı ilişki türlerinin hakkında neler açıklayabileceğini keşfetmeye devam ediyor.

Bütünleştirici Tıpta: Uygulama pratiklerinde, yazarlar Klingler ve Lee " Empatik terapist, arzu düzenlemesinin bir biçimini önerir. Empatinin kökleri-Limbik razonans-,çocuğun deneyimlemeyi,paylaşmayı,arzuları iletmeyi öğrendiği yolları şekillendiren ,erken bakım veren deneyimlerinde bulunur." derler.

Sinematografi ve dizilerde Limbik Rezonans

Sense8, Netflix Dizisi

Limbik Resonance, Netflix için Lana ve Lilly Wachowski ve J.Michael Stracznski tarafından yazılan ve yönetilen Sense8 'in ilk serisinin ilk bölümünün adıdır. Dizi 2015 yılında yayınlandı ve 8 farklı yerde yaşayan 8 karakterin hikâyesi anlatılıyor.İlk bölüm, daha önce hiç karşılaşmadıkları bir kadının izah edilemez görme gücüni gördükten sonra, Dünya' nın farklı 8 benzersiz farklı insanın daha önce deneyimlemedikleri şeyleri nasıl görmeye ve duymaya başladıklarını anlatır.

Ayrıca bakınız

  • dilsel empati

Kaynakça

  1. ^ Scioli, Anthony; Biller, Henry (2009), Hope in the Age of Anxiety, Oxford University Press, s. 154, ISBN 978-0-19-538035-4, 10 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 10 Temmuz 2021 
  2. ^ Lakoff, George (2008), The Political Mind : Why You Can't Understand 21st-Century American Politics with an 18th-Century Brain, ISBN 978-0-670-01927-4 
  3. ^ a b Richard Lannon; Fari Amini; Thomas Lewis (2000). A general theory of love. New York: Random House. ISBN 978-0-375-50389-4. 
  4. ^ Harlow, H.F. (1958), "The Nature of Love", American Psychologist, 13 (12), ss. 673-685, doi:10.1037/h0047884 
  5. ^ Field, Tiffany (1985), Reite, M (Ed.), "Attachment as psychobiological attunement; being on the same wavelength", The Psychobiology of Attachment and Separation, Academic Press, New York, ss. 415-454, doi:10.1016/B978-0-12-586780-1.50019-7, ISBN 9780125867801 
  6. ^ Field, Tiffany (1995), Touch in Early Development, Lawrence Erlbaum, ISBN 978-0-8058-1890-1 
  7. ^ a b c A general theory of love. New York: Random House. 2000. ISBN 978-0-375-50389-4. 
  8. ^ The Joy of Living: Unlocking the Secret and Science of Happiness, Three Rivers Press, 2008, ISBN 978-0-307-34731-2 
  9. ^ ("there is no such thing as an infant")
  10. ^ Handbook of psychology, New York: Wiley, 2003, ISBN 978-0-471-38405-2 
  11. ^ Tobach & Schneirla 1968 ("The young of the human species cannot thrive outside of a relational context")
  12. ^ Empathy in Mental Illness, Cambridge University Press, 2007, ss. 51, 313-314, ISBN 978-0-521-84734-6 
  13. ^ Barsade (December 2002). "The Ripple Effect: Emotional Contagion and Its Influence on Group Behavior". Administrative Science Quarterly. 47 (4): 644-675. doi:10.2307/3094912. 
  14. ^ The Wise Heart: A Guide to the Universal Teachings of Buddhist Psychology, Random House, Inc., 2008, s. 17, ISBN 978-0-553-80347-1 
  15. ^ Brehony, Kathleen A. (2003). Living a connected life : creating and maintaining relationships that last. 1st ed. New York: Henry Holt & Co. ISBN 0-8050-7023-0. OCLC 52166142. 
  16. ^ Barsade, Sigal (December 2002). "The Ripple Effect: Emotional Contagion and Its Influence on Group Behavior". Administrative Science Quarterly. 47 (4): 644-675. CiteSeerX 10.1.1.476.4921 $2. doi:10.2307/3094912. JSTOR 3094912. 
  17. ^ Kaza, Stephanie (2008). Mindfully Green: A Personal and Spiritual Guide to Whole Earth Thinking. Shambhala. ss. 45, 46. ISBN 978-1-59030-583-6. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Roman</span> bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, onların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen uzun kurgusal anlatı

Roman, genellikle düzyazı biçiminde yazılan, kurgusal, görece uzun, insanın (ya da insan özellikleri atfedilen varlıkların) deneyimlerini bir olay örgüsü içinde aktaran ve genellikle kitap halinde basılan bir edebî tür. Uluslararası ve akademik platformlarda beşinci sanat olarak kabul gören edebiyatın bir alt türüdür.

<span class="mw-page-title-main">Fobi</span> Bir nesne veya durumun sürekli ve aşırı korkusu ile tanımlanan anksiyete bozukluğu

Fobi, korku ya da yılgı, bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi hali. Fobi kelimesi, Yunanca Phobos kelimesinden gelir. Phobos, Yunan mitolojisinde korku tanrısıdır.

<span class="mw-page-title-main">Anksiyete</span> hoş olmayan bir iç karışıklık durumu ile karakterize edilen duygu

Kaygı, endişe ya da anksiyete, hoş olmayan bir iç çatışma durumu ile karakterize olan, sıklıkla ileri geri ilerleme gibi sinirsel davranışların eşlik ettiği bir duygudur. Bu durum, beklenen olaylar karşısında öznel olarak hoş olmayan dehşet duygularıdır.

<span class="mw-page-title-main">Lewis Carroll</span> İngiliz Anglikan din adamı, fotoğrafçı ve yazar (1832-1898)

Charles Lutwidge Dodgson ya da daha çok tanındığı takma adıyla Lewis Carroll, İngiliz çocuk edebiyatı yazarı. Alice Harikalar Diyarında ve onun devamı olan Aynanın İçinden adlı kitaplarıyla tanınır. Kelime oyunları, mantık ve fantezideki yeteneği sayesinde ün kazanmıştır. Jabberwocky ve The Hunting of the Snark adlı şiirleri absürt edebiyat örneklerindendir. Dodgson aynı zamanda matematikçi, fotoğrafçı, mucit ve Anglikan papazıdır.

Psikopati (Psikopatlık); çekici, manipülatif, duygusal yönden acımasız ve suç işleme potansiyeline sahip kişilik yapıları için kullanılır. Bazen sosyopati ile eş anlamlı olarak kabul edilen psikopati, kalıcı antisosyal davranış, bozulmuş empati, pişmanlık ve cesur, sınırsız ve bencil özellikler ile karakterize edilir. Tarih boyunca sadece kısmen örtüşen ve bazen çelişkili olabilen farklı psikopati kavramları kullanılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Bonaventura</span>

Bonaventura fransisken Kardinal, mistik, Skolastik felsefenin düşünürlerinden Fransisken tanrıbilimci. 1482'de Papa IV. Sixtus tarafından Aziz ilan edilmiştir. 1588 Papa V. Sixtus tarafından Kilise Doktoru ilan edilmiştir. Yortusu 15 Temmuzdadır.

<span class="mw-page-title-main">Kuyruk</span> canlıların arka uzantısı

Kuyruk, belirli hayvan türlerinin vücutlarının arka ucundaki bölümdür; genel olarak, bu terim gövdenin farklı, esnek bir uzantısına atıfta bulunur. Vücudun memelilerde, sürüngenlerde ve kuşlarda kabaca sakrum ve kuyruk sokumuna karşılık gelen kısmıdır. Kuyruklar öncelikle omurgalıların bir özelliği olsa da, akrepler ve sıçrar kuyruklular gibi bazı omurgasızların yanı sıra salyangoz ve sümüklüböceklerin bazen kuyruk olarak adlandırılan kuyruk benzeri uzantıları vardır. Kuyruklu nesnelere bazen "kaudat" denir ve vücudun kuyruğa yakın veya kuyrukla ilişkili kısmına "kaudal" önadı verilir.

<span class="mw-page-title-main">Aşk</span> aşırı sevgi ve bağlılık duygusu

Aşk, kişilerarası ilişki veya bir başka varlığa duyulan derin sevgidir. Bunun daha derini ise TDK sözlüğüne göre "güçlü sevgi, güçlü aşk" veya aşırı ve güçlü tutku, istek anlamına gelen hem ruhen hem de bedenen aşık olmayı kapsadığı düşünülen "sevda"dır. Bunun umutsuz, güçlü ve insanı hasta edecek derecede saplantılı haline ise "kara sevda" adı verilmektedir. Çeşitli kültürlerde aşk, en yüce erdem veya iyi alışkanlıktan, en derin kişiler arası sevgiden en basit zevke kadar bir dizi güçlü, olumlu duygusal ve zihinsel durumları kapsar. Cinsel veya romantik bir ilişki olursa, partnerlere aşıklar/sevgililer de denir. Bununla birlikte aşk ile ilgili tam bir evrensel tanıma kültürel farklılıklar nedeniyle ulaşılamakta zorlanılmaktadır. En yaygın olarak aşk, güçlü bir çekim ve duygusal bağlanma hissi anlamına gelir.

<span class="mw-page-title-main">İletişim bilimleri</span>

İletişim çalışmaları veya iletişim bilimleri; insan iletişimi ve davranış süreçleri, kişilerarası ilişkilerdeki iletişim kalıpları, farklı kültürlerdeki sosyal etkileşimler ve iletişim ile ilgilenen bir akademik disiplindir. İletişim genel olarak, bireylerin veya grupların uygun medya aracılığıyla etkili bir şekilde ikna etmelerini, bilgi edinmelerini, bilgi vermelerini veya duygularını etkili bir şekilde ifade etmelerini sağlayan fikir, bilgi, sinyal veya mesajların verilmesi, alınması ve değiş tokuşu olarak tanımlanır. İletişim bilimleri, bireysel faillik düzeyinde yüz yüze konuşma ve etkileşimden makro düzeyde sosyal ve kültürel iletişim sistemlerine kadar bir dizi konuyu kapsayan bir bilgi bütünü geliştirmek için çeşitli ampirik araştırma ve eleştirel analiz yöntemlerini kullanan bir sosyal bilimdir.

Azalmış duygulanım, bazen duygusal küntlük, duygusal donukluk veya duygusal uyuşma olarak da bilinir, bireyde azalmış duygusal tepkenlik durumudur. Bu durum, özellikle normalde duygusal tepkiler uyandırması beklenen konular hakkında konuşurken, duyguların sözlü veya sözsüz olarak ifade edilememesi ile karakterize edilir. Bu durumdaki bireylerde, ifade edici jestler nadirdir ve yüz ifadesi veya ses tonlamasında çok az değişiklik vardır. Ayrıca, azalmış duygulanım otizm, şizofreni, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğu, şizoid kişilik bozukluğu veya beyin hasarının belirtileri olabilir. Ayrıca bazı ilaçların yan etkisi olarak da gözlenebilir.

<span class="mw-page-title-main">Evrimsel psikoloji</span> evrim teorisinin sosyal ve doğa bilimlerinde uygulanması

Evrimsel psikoloji (EP), bellek, algı, dil gibi psikolojik özellikleri çağdaş evrimsel bir bakış açısıyla inceleyen bilim dalıdır. Evrimsel psikoloji, bunun yanında insanın hangi psikolojik özelliklerinin, ne tür bir uyarlanma geliştirdiğini, yani doğal seçilim veya cinsel seçilimin işlevsel sonuçlarını belirlemeye çalışır. Kalp, akciğer ve bağışıklık sistemi gibi fizyolojik mekanizmalar hakkındaki uyarlanımcı düşünce ile evrimsel biyolojideki düşünce ortaktır.

Ferromanyetik rezonans veya FMR, ferromıknatıs malzemeleri incelemek için kullanılan bir spektroskopi yöntemidir. Spin dalgaları ve spin dinamikleri inceleyen için standart bir araçtır. FMR, elektron paramanyetik rezonansa (EPR) çok benzediği gibi, ayrıca nükleer manyetik rezonansa (NMR) da biraz benzer. Tek farkı FMR, dipolar bağlı fakat eşsiz olan elektronların manyetik momentteki mıknatıslanma sonucunu incelerken; NMR ise, atomik veya moleküler orbitallerin etrafında, sıfır olmayan nükleer spin çekirdeği gibi dolaşan atomik çekirdeğin manyetik momentini inceler.

Limbik sistem, talamusun her iki yanında, serebrum'un sağ altında bulunan beyin yapılarının tümü. Nörologlar arasında 21.yüzyılda bu sistem pek benimsenmemesine rağmen "paleomammalian beyin" olarak da bilinmektedir. Aynı zamanda telensefal (üstbeyin), diensefalon (arabeyin), mezensefalon (ortabeyin) bölümlerinin bütününü oluşturur. Bu bölümler; hipokampus, hipotalamus, amigdala, ön talamik nükleus, forniks, forniks kolonu, mammiller cisim, septum pellusidiyum, habenular komissür, singular girus, parahipokampal girüs, limbik korteks ve limbik orta beyin alanlarını içerir.

<span class="mw-page-title-main">Frans de Waal</span> Hollandalı primatolog ve etolog

Frans Bernardus Maria "Frans" de Waal, Hollandalı-Amerikalı etolog ve primatolog. Emory Üniversitesi psikoloji bölümünde primat davranışları konusunda Charles Howard Candler profesörlüğünden emekli olmuştur. Emory Üniversitesi Yerkes Ulusal Primat Araştırmaları Merkezi'ndeki (YNPRC) Living Links Merkezi'nin kurucusu ve eski yöneticisidir. İçimizdeki Maymun, Bonobo ve Ateist 'in de aralarında bulunduğu birçok popüler bilim kitabının yazarıdır. ABD Ulusal Bilimler Akademisi (2004) ve Hollanda Kraliyet Bilimler Akademisi (1993) üyesidir.

İnsanlık, insanların içinde bulundukları durumlarladan türemiş, fedakarlığın temel ahlaki değerleri ile ilişkili bir erdemdir.

Kültürlerarası psikoloji, değişkenlik ve değişmezlik de dahil olmak üzere, farklı kültürel koşullar altında insan davranışlarının ve zihinsel süreçlerin bilimsel bir çalışmasıdır. Davranış, dil ve anlamdaki kültürel farklılığı tanımak için araştırma yöntemlerini genişleterek psikolojiyi genişletmeyi ve geliştirmeyi amaçlar. Akademik bir disiplin olarak psikoloji büyük ölçüde Kuzey Amerika ve Avrupa'da geliştiği için, bazı psikologlar, evrensel olarak kabul edilen yapıların, daha önce varsayıldığı kadar değişmez olmadığı konusunda endişe duymuşlardır, özellikle de diğer kültürlerde dikkate değer deneyleri çoğaltma girişimlerinin değişen başarıları vardır. Etki, biliş, benlik kavramları ve psikopatoloji, anksiyete ve depresyon gibi ana temaları ele alan teorilerin, diğer kültürel bağlamlara "dışa aktarıldığında" dış geçerliliğe sahip olup olamayacağı, kültürel psikoloji, kültürel farklılıkları hesaba katmak için kültürel farklılıkları hesaba katmak için tasarlanmış yöntemleri kullanarak bunları yeniden inceler. Her ne kadar bazı eleştirmenler kültürlerarası psikolojik araştırmalardaki metodolojik kusurlara işaret etseler ve kullanılan teorik ve metodolojik temellerdeki ciddi eksikliklerin psikolojideki evrensel ilkeleri araştırmaya engell olduğunu iddia etseler de, kültürler arası psikologlar, fizik veya kimya gibi evrenselleri aramaktan ziyade farklılıkların (varyans) nasıl ortaya çıktığını araştırmaya yönelmektedirler.

Psikoloji temel bilimi, psikoloji alanında yapılan araştırmaların bazıları, uygulanan psikolojik disiplinlerde yapılan araştırmalardan daha "temel" dir ve doğrudan bir uygulaması yoktur. Psikoloji içerisindeki temel bilim yönelimini yansıttığı düşünülen alt disiplinler arasında biyolojik psikoloji, bilişsel psikoloji, nöropsikoloji vb. alt dallar sayılabilmektedir. Bu alt disiplinlerdeki araştırmalar, metodolojik titizlik ile karakterizedir. Psikolojinin temel bilim olarak kaygı, davranış, biliş ve duyguların altında yatan yasaları ve süreçleri anlamaktır. Temel bilim olarak psikoloji, uygulamalı psikoloji için bir temel sağlar. Uygulamalı psikoloji, aksine, temel psikolojik bilimlerin ortaya koyduğu psikolojik ilkelerin ve teorilerin uygulanmasını içerir; bu uygulamalar zihinsel ve fiziksel sağlık ayrıca eğitim gibi alanlarda sorunların üstesinden gelmeyi veya refahı artırmayı amaçlamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Toplumsal cinsiyet</span> kadınlık ve erkeklik arasındaki ayırt edici fiziksel, zihinsel ve davranışsal özellikler

Toplumsal cinsiyet, kadınlık ve erkeklik ile ilgili ve bunlar arasında ayrım yapan özellikler dizisidir. Bağlama bağlı olarak bu, cinsiyete dayalı sosyal yapıları ve cinsiyet kimliğini içerebilir. Çoğu kültür, cinsiyetin iki kategoriye ayrıldığı ve insanların birinin veya diğerinin parçası olarak kabul edildiği bir cinsiyet ikiliği kullanır; bu grupların dışında olanlar ikili olmayan şemsiye terim kapsamına girebilir. Güney Asya'daki hicralar gibi bazı toplumların "erkek" ve "kadın" dışında belirli cinsiyetleri vardır; bunlara genellikle üçüncü cinsiyetler denir.). Çoğu akademisyen, cinsiyetin sosyal organizasyon için merkezi bir özellik olduğu konusunda hemfikirdir.

Kişilerarası ilişki, bir kişinin başka toplum fertleri ile bilişsel ve fiziksel olarak devamlı etkileşimde olması durumudur. Bu tür ilişkiler genellikle insan türünün "ait olma" içgüdüsüne paralel olarak oluşturduğu sözlü veya sözsüz ilişkiler ağını kapsar. Bu ilişkiler duygu, düşünce tarzları ve davranış tarzları ekseninde gelişme gösterir. Kişilerarası ilişkilerde ilk izlenimler kilit bir rol oynar; ilk izlenimler genellikle fiziksel çekicilik, yakınlık, benzerlik ve saygınlık başlıkları altında oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Sosyal hareket teorisi</span>

Sosyal hareket teorisi, sosyal bilimler içinde, genellikle sosyal mobilizasyonun neden meydana geldiğini, ortaya çıkardığı biçimleri açıklamaya çalışan disiplinler arası bir düşünceler bütünüdür. Sosyal hareketlerin oluşumu ve işleyişinin potansiyel sosyal, kültürel ve politik sonuçları üzerine incelemeler içerir.