İçeriğe atla

Lenfanjiyoma

Lenfanjiyom
Lenfanjiyom (Kistik higroma)
UzmanlıkOnkoloji Bunu Vikiveri'de düzenleyin

Lenfanjiyomlar, lenfatik sistemin malformasyonları olup (şekil bozukluğu), ince duvarlı kistler ile karakterize edilir; bu kistler kistik higroma gibi makroskopik veya mikroskopik olabilir.[1] Lenfatik sistem, dokulardan fazla sıvıyı venöz sisteme geri döndüren damar ağı ve bu sıvıyı patojen işaretleri için filtreleyen lenf nodlarından oluşur. Bu malformasyonlar her yaşta meydana gelebilir ve vücudun herhangi bir bölümünü etkileyebilir, ancak %90'ı 2 yaşından küçük çocuklarda ve baş ve boyun bölgesinde görülmektedir. Bu malformasyonlar doğuştan veya sonradan kazanılmış olabilir. Konjenital lenfanjiyomlar sıklıkla Turner sendromu gibi kromozomal anormallikler ile ilişkilidir, ancak izole olarak da bulunabilirler. Lenfanjiyomlar genellikle doğum öncesi dönemde fetal ultrasonografi kullanılarak teşhis edilir. Edinsel lenfanjiyomlar travma, iltihap veya lenfatik tıkanıklık sonucu gelişebilir.

Çoğu lenfanjiyom, yalnızca yumuşak, yavaş büyüyen, "hamur gibi" bir kitle oluşturan iyi huylu lezyonlardır (başkalaşımlardır). Kötü huyluluk riski taşımadıklarından, lenfanjiyomlar genellikle kozmetik nedenlerle tedavi edilir. Nadiren, lenfanjiyomun hava yolunu sıkıştırması durumunda solunum sıkıntısı gibi komplikasyonlar gelişebilir. Tedavi seçenekleri arasında aspirasyon, cerrahi eksizyon, lazer ablasyon, radyofrekans ablasyon ve skleroterapi (iğne tedavisi) bulunmaktadır.

Belirtiler ve semptomlar

Lenfanjiyomlar, her biri kendine özgü semptomlara sahip üç farklı tip olarak sınıflandırılır. Bu tipler, anormal lenf damarlarının derinliği ve büyüklüğüne göre ayırt edilir, ancak hepsi lenfatik sistemin malformasyonunu içerir. Lenfanjiyoma sirkumskriptum cilt yüzeyinde bulunabilirken diğer iki lenfanjiyom tipi cildin daha derinlerinde oluşur.[]

  • Lenfanjiyoma sirkumskriptum, mikrokistik lenfatik malformasyon olup, pembe ile koyu kırmızı arasında değişen renkte küçük kabarcık kümeleri şeklinde görülür.[2] Bunlar iyi huylu olup, tıbbi tedavi gerektirmezler, ancak bazı hastalar kozmetik nedenlerle cerrahi olarak çıkarılmasını tercih edebilir.
  • Kavernöz lenfanjiyomlar genellikle doğumda mevcut olup, çocuğun ilerleyen yaşam dönemlerinde de ortaya çıkabilir.[3] Bu çıkıntılı kitleler, genellikle boyun, dil ve dudaklarda cildin derinliklerinde oluşur,[4] ve genişlikleri bir santimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilir. Bazı durumlarda, el veya ayak gibi bir uzvun tamamını etkileyebilirler. Genellikle ağrısız olmalarına rağmen, bölgeye baskı uygulandığında hasta hafif ağrı hissedebilir. Beyaz, pembe, kırmızı, mavi, mor ve siyah renklerde olabilirler; ve rengin açık olduğu durumlarda ağrı daha az hissedilir.[]
  • Kistik higroma, kavernöz lenfanjiyomlarla birçok ortak özelliği paylaşır ve bazı doktorlar bunları ayrı kategoriler olarak değerlendirmemektedir. Ancak kistik lenfanjiyomlar, kavernöz lenfanjiyomlara göre daha yumuşak bir kıvama sahiptir ve bu terim genellikle fetüslerde gelişen lenfanjiyomlar için kullanılır. Genellikle boyun (%75), koltuk altı veya kasık bölgelerinde bulunurlar. Genellikle cilt altında şişmiş çıkıntılar olarak görünürler.[]

Nedenler

Lenfanjiyomanın doğrudan nedeni, fetüs gelişimi sırasında lenfatik sistemin tıkanmasıdır, ancak belirtiler bebek doğduktan sonra fark edilebilir hale gelir. Bu durumun nedeni bilinmemektedir. Embriyonik lenf keselerinin lenfatik sistemin geri kalanından neden ayrık kaldığı da bilinmemektedir.[4]

Gebeliğin ilk iki trimesteri sırasında ortaya çıkan kistik lenfanjiyoma, Noonan sendromu ve 13, 18 ve 21 gibi trizomiler gibi genetik bozukluklarla ilişkilidir. Kistik higromalı hastaların %40'ında Turner sendromu veya Down sendromu gibi kromozomal anöploidiler bulunmuştur.[5][6]

Patofizyoloji

Proliferatif lenfanjiyom, H&E boyama. Bazen endotelyal hücreler aşırı bölünür.

1976'da Whimster, lenfanjiyoma sirkumskriptumun patogenezini incelemiş ve derin subkutan planda yer alan lenfatik sisternaların normal lenf damar ağına bağlanmadığını bulmuştur. Bu sisternalar (vücutta herhangi bir sıvının toplandığı kese, İng. cistern), dikey ve genişlemiş lenf kanalları aracılığıyla yüzeysel lenf vezikülleri ile iletişim kurar. Whimster, bu sisternaların embriyonik gelişim sırasında lenfatik sistemin geri kalanıyla bağlantı kuramayan ilkel bir lenf kesesinden gelebileceğini teorileştirmiştir.[]

Ritmik kasılmalar yapan kalın kas lifleri, izole edilmiş ilkel keseleri kaplar. Bu kasılmalar, genişlemiş kanalların basıncını artırarak, bu kanalların duvarlardan deriye doğru uzanmasına neden olur. Whimster, lenfanjiyoma sirkumskriptumda görülen veziküllerin bu genişlemiş kanalların çıkıntıları olduğunu söylemiştir. Lenfatik ve radyografik çalışmalar, Whimster'in gözlemlerini desteklemektedir. Bu çalışmalar, büyük sisternaların derinin derinliklerine ve klinik lezyonların ötesine uzandığını göstermektedir. Derinin derinliklerindeki lenfanjiyomlar, normal lenfatik sistemle iletişim kurduklarına dair bir kanıt göstermemektedir. Lenf keselerinin neden lenfatik sistemle bağlantı kuramadığı bilinmemektedir.[4]

Mikroskobik olarak, lenfanjiyoma sirkumskriptumda veziküller, papiller dermisin genişlemesine neden olan büyük ölçüde genişlemiş lenf kanallarıdır. Bu durum, akantoz ve hiperkeratoz ile ilişkilendirilebilir. Üst dermiste, genellikle subkutise (çoğunlukla yağ ve bağ dokusu içeren dermisin daha derin tabakası) kadar uzanan birçok kanal bulunmaktadır. Daha derin damarlar, düz kas içeren kalın duvarlara sahip büyük çaplara sahiptir. Lumen lenfatik sıvı ile doludur, ancak genellikle kırmızı kan hücreleri, lenfositler, makrofajlar ve nötrofiller içerir. Kanallar, düz endotelyal hücreler ile kaplıdır. İnterstisyum, birçok lenfoid hücre içerir ve fibroplazi (lifli doku oluşumu) kanıtı gösterir. Kavernöz lenfanjiyomda nodüller (küçük doku kitlesi veya hücre agregasyonu), retiküler dermis ve subkutan dokuda düzensiz büyük kanallardır ve tek katlı endotelyal hücreler ile kaplıdır. Ayrıca bu kanalların duvarlarını eksik bir düz kas tabakası da kaplar. Stroma, birçok iltihap hücresi içeren gevşek bağ dokusundan oluşur. Bu tümörler genellikle kasa nüfuz eder. Kistik higroma, histolojide kavernöz lenfanjiyomlardan ayırt edilemez.[4]

Lenfanjiyoma sirkumskriptumun tipik öyküsü, doğumda veya kısa bir süre sonra ciltte az sayıda vezikül gösterir. Sonraki yıllarda, veziküllerin sayısı artma eğilimindedir ve etkilenen cilt alanı genişlemeye devam eder. Veziküller veya diğer cilt anormallikleri, doğumdan birkaç yıl sonrasına kadar fark edilmeyebilir. Genellikle, lezyonlar asemptomatiktir veya herhangi bir hastalık belirtisi göstermezler, ancak hastalar sıklıkla patlayan veziküllerden gelen berrak sıvının büyük bir boşalması ve rastgele kanamalar yaşayabilirler.[]

Kavernöz lenfanjiyom, ilk olarak bebeklik döneminde ortaya çıkar ve ciltte değişiklik olmadan yüz, gövde veya uzuvlarda belirgin hale gelen lastiksi bir nodül şeklinde görülür. Bu lezyonlar, yükselmiş hemangiomalar gibi hızlı bir şekilde büyüme eğilimindedir. Önceden lenfanjiyom öyküsü olan ailelere rastlanmamaktadır.[]

Kistik higroma, genellikle koltuk altı, boyun tabanı veya kasık bölgesinde derin subkutan kistik şişliklere neden olur ve genellikle doğumdan kısa bir süre sonra fark edilir. Lezyonlar boşaltılırsa, hızla sıvı ile tekrar dolarlar. Lezyonlar cerrahi olarak tamamen çıkarılmazsa, büyümeye ve daha büyük bir boyuta ulaşmaya devam ederler.[4]

Tanı

Lenfanjiyom vakaları, histopatolojik inceleme ile teşhis edilmektedir.[7] Doğum öncesi vakalarda lenfanjiyom, birinci trimesterin sonları veya ikinci trimesterin başlarında ultrason kullanılarak teşhis edilir. Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi diğer görüntüleme yöntemleri, tedavi planlamasında, lezyonun boyutunu belirlemede ve çevresindeki hayati yapıların tespitinde faydalıdır. Yüksek T2 sinyaline sahip olması nedeniyle, T2 ağırlıklı MRG, lenfanjiyomun çevresindeki yapılardan ayırt edilmesinde kullanışlıdır.[8]

Sınıflandırma

Kavernöz lenfanjiyom, H&E boyama. Dermiste düzensiz, genişlemiş boşluklar görülüyor.

Lenfanjiyomlar geleneksel olarak üç alt türe ayrılır: kapiller lenfanjiyomlar, kavernöz lenfanjiyomlar ve kistik higroma. Bu sınıflandırma, mikroskopik özelliklerine dayanır. Dördüncü bir alt tür olan hemangiolenfanjiyom da tanınmaktadır.[9]

Kapiller lenfanjiyomlar
Kapiller lenfanjiyomlar, küçük kapiller boyutundaki lenfatik damarlardan oluşur ve karakteristik olarak epidermiste bulunur.[]
Kavernöz lenfanjiyomlar
Açılmış lenfatik kanallardan oluşan kavernöz lenfanjiyomlar, karakteristik olarak çevre dokulara yayılır.[]
Kistik higromalar
Kistik higromalar, saman renginde, protein açısından zengin sıvı ile dolu büyük makrokistik lenfanjiyomlardır.[]
Hemangiolenfanjiyom
İsimlendirmesinden de anlaşılacağı gibi, hemangiolenfanjiyomlar vasküler bir bileşene sahip lenfanjiyomlardır.

Lenfanjiyomlar ayrıca kistlerinin boyutuna göre mikrokistik, makrokistik ve karışık alt türlere ayrılabilir.[9]

Mikrokistik lenfanjiyomlar
Mikrokistik lenfanjiyomlar, hacmi 2 cm3'ten az olan kistlerden oluşur.[]
Makrokistik lenfanjiyomlar
Makrokistik lenfanjiyomlar, hacmi 2 cm3'ten fazla olan kistleri içerir.
Karışık lenfanjiyomlar
Karışık tip lenfanjiyomlar, hem mikrokistik hem de makrokistik bileşenleri içerir.

Son olarak, lenfanjiyomlar konumlarına ve hastalığın yaygınlığına göre evrelenebilir. Özellikle evre, lenfanjiyomların hyoid kemiğin üzerinde veya üstünde (suprahyoid), altında veya altında (infrahyoid) olup olmadığına ve lenfanjiyomların vücudun bir tarafında (unilateral) veya her iki tarafında (bilateral) olup olmadığına bağlıdır.[9]

Evre I
Unilateral infrahyoid.
Evre II
Unilateral suprahyoid.
Evre III
Unilateral suprahyoid ve infrahyoid.
Evre IV
Bilateral suprahyoid.
Evre V
Bilateral suprahyoid ve infrahyoid.

Tedavi

Kistik higroma tedavisi, anormal dokunun cerrahi olarak çıkarılmasını içerir; ancak, diğer normal alanların çıkarılmadan tamamen çıkarılması zor olabilir. Lenfanjiyom büyüdükçe ek cerrahi işlemlerin gerekeceği kabulüyle tümörün cerrahi olarak çıkarılması tipik tedavi yöntemidir. Çoğu hasta, çıkarma işleminin tamamlanabilmesi için en az iki prosedüre ihtiyaç duyar. Eksizyonel cerrahi ile tamamen çıkarılabilen lezyonlar için nüks olasılığı düşük ancak mümkündür.[10] Radyoterapi ve kimyasal koterizasyonlar, lenfanjiyomlar üzerinde hemangiomlara göre daha az etkilidir.[11] Lenfanjiyomların sıvı ile boşaltılması sadece geçici rahatlama sağlar, bu yüzden cerrahi olarak çıkarılırlar. Kistik higroma, OK432 (Picibanil) ile tedavi edilebilir.

En az invaziv (kesme veya alet sokma yoluyla canlı vücuduna girmeyi içeren yöntemler) ve en etkili tedavi yöntemi, şu anda girişimsel radyologlar tarafından gerçekleştirilmektedir. 1% veya 3% sodyum tetradesil sülfat, doksisiklin veya etanol gibi sklerozan bir ajan, doğrudan lenfosel içine enjekte edilebilir. "Tüm sklerozan ajanların, lenfosele beslenen bozulmuş lenfatiklerin endotelyal hücrelerini yok ederek çalıştığı düşünülmektedir."[12]

Lenfanjiyoma sirkumskriptum, flashlamp darbeli boya lazeri ile tedavi edildiğinde iyileşebilir, ancak bu yöntem port-wine lekeleri ve diğer vasküler lezyonlara neden olabilir.[13]

Cerrahi çıkarma riskleri yüksek olan orbital lenfanjiyomlar, sklerozan ajanlar, sistemik ilaçlar veya gözlem yoluyla tedavi edilebilir.[14]

Sirolimus

Sirolimus, lenfanjiyom tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Sirolimus tedavisi, venöz malformasyonların (damar bozukluklarının) ağrısını ve şişliğini azaltabilir, kan pıhtılaşma seviyelerini iyileştirebilir ve anormal lenf damarlarının büyümesini yavaşlatabilir.[15] Sirolimus, damar bozukluklarının tedavisinde nispeten yeni bir yaklaşımdır.[16] Son yıllarda, sirolimus hem damar tümörleri hem de damar bozuklukları için önemli bir tedavi seçeneği haline gelmiştir. Sirolimus, hücre büyümesini düzenleyen bir mekanizma üzerinden çalışır.[17] Sirolimus (rapamisin, ticari adı Rapamune), bağışıklık sistemini baskılayan ve hücre çoğalmasını engelleyen bir bileşiktir. Bu ilaç, T hücreleri ve B hücrelerinin belirli sinyallere olan duyarlılığını azaltarak aktivasyonlarını engeller.[18]

Prognoz

Lenfanjiyoma sirkumskriptum ve kavernöz lenfanjiyomun prognozu genellikle çok iyidir. Bu durum, küçük kanamalar, tekrarlayan selülit ve lenf sıvısı sızıntısı ile ilişkilidir. Lenfanjiyosarkomun, lenfanjiyoma sirkumskriptumdan kaynaklandığı iki vaka bildirilmiştir; ancak her iki hastada da mevcut lezyon, kapsamlı radyoterapiye maruz kalmıştır.[]

Kistik higromada, büyük kistler boynu etkilediğinde disfaji, solunum problemleri ve ciddi enfeksiyonlara yol açabilir. Kistik higromalı hastalar, kromozomal anormallikleri belirlemek için sitogenetik analiz yapılmalıdır ve ebeveynler genetik danışmanlık almalıdır çünkü bu durum sonraki gebeliklerde tekrar edebilir.[4]

Kistik higromanın cerrahi olarak çıkarılmasından sonraki komplikasyonlar arasında boyundaki yapıların zarar görmesi, enfeksiyon ve kistik higromanın nüks etmesi yer alır.[10]

Epidemiyoloji

Lenfanjiyomlar nadir olup, çocuklardaki tüm vasküler tümörlerin %4'ünü oluşturur.[4] Lenfanjiyom herhangi bir yaşta belirgin hale gelebilse de, %50'si doğumda görülür,[9] ve lenfanjiyomların %90'ı 2 yaşına kadar belirgin hale gelir.[9]

Tarihçe

1828 yılında Redenbacher, ilk lenfanjiyom lezyonunu tanımlamıştır. 1843 yılında Wernher, Yunanca "hygro-" sıvı ve "oma" tümör anlamına gelen kelimelerinden türetilmiş olan ilk kistik higroma vakasını bildirmiştir. 1965 yılında Bill ve Summer, kistik higromalar ve lenfanjiyomların tek bir varlığın varyasyonları olduğunu ve yerleşim yerlerinin sınıflandırmasını belirlediğini öne sürmüşlerdir.[]

Kaynakça

  1. ^ Sheddy, Aditya; D'Souza, Donna. "Lymphangioma". Radiopaedia. UBM Medica network. 22 Aralık 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Kasım 2014. 
  2. ^ Amouri M, Masmoudi A, Boudaya S, ve diğerleri. (2007). "Acquired lymphangioma circumscriptum of the vulva". Dermatology Online Journal. 13 (4). s. 10. doi:10.5070/D387R7T9TC. PMID 18319007. 1 Ekim 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Temmuz 2024. 
  3. ^ A.D.A.M (26 Eylül 2007). "Lymphangioma". 18 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Kasım 2008. 
  4. ^ a b c d e f g Fernandez, Geover; Robert A Schwartz (2008). "Lymphangioma". WebMD LLC. 29 Ekim 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Kasım 2008. 
  5. ^ Gedikbasi, Ali; Gul, Ahmet; Sargin, Akif; Ceylan, Yavuz (November 2007), "Cystic hygroma and lymphangioma: associated findings, perinatal outcome and prognostic factors in live-born infants", Archives of Gynecology and Obstetrics, 276 (5), ss. 491-498, doi:10.1007/s00404-007-0364-y, ISSN 0932-0067, PMID 17429667 
  6. ^ Shulman LP, Emerson DS, Felker RE, Phillips OP, Simpson JL, Elias S (July 1992). "High frequency of cytogenetic abnormalities in fetuses with cystic hygroma diagnosed in the first trimester". Obstetrics and Gynecology. 80 (1). ss. 80-2. PMID 1603503. 
  7. ^ Laskaris, George (2003). Color atlas of oral diseases. Thieme. s. 380. ISBN 978-1-58890-138-5. 
  8. ^ Ha, Jennifer; Yu, Yu-Ching; Lannigan, Francis (5 Ağustos 2014). "A Review of the Management of Lymphangiomas". Current Pediatric Reviews (İngilizce). 10 (3). ss. 238-248. doi:10.2174/1573396309666131209210751. PMID 25088344. 8 Ağustos 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Temmuz 2024. 
  9. ^ a b c d e Giguère CM, Bauman NM, Smith RJ (December 2002). "New treatment options for lymphangioma in infants and children". The Annals of Otology, Rhinology, and Laryngology. 111 (12 Pt 1). ss. 1066-75. doi:10.1177/000348940211101202. PMID 12498366. 
  10. ^ a b O’Reilly, Deirdre (2008). "Lymphangioma". 18 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Kasım 2008. 
  11. ^ Goldberg; Kennedy (1997). "Lymphangioma". 13 Ocak 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Kasım 2008. 
  12. ^ Handbook of Interventional Radiologic Procedures. Third Edition. Krishna Kandarpa, and John Aruny. Lippincott 2002.
  13. ^ Weingold DH, White PF, Burton CS (May 1990). "Treatment of lymphangioma circumscriptum with tunable dye laser". Cutis. 45 (5). ss. 365-6. PMID 2357907. 
  14. ^ Patel SR, Rosenberg JB, Barmettler A (2019). "Interventions for orbital lymphangioma". Cochrane Database Syst Rev. 5 (5). ss. CD013000. doi:10.1002/14651858.CD013000.pub2. PMC 6521140 $2. PMID 31094450. 
  15. ^ "Venous Malformation". 17 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Temmuz 2024.  "Treatments" yazısı görmezden gelindi (yardım); "Boston Children's Hospital" yazısı görmezden gelindi (yardım)
  16. ^ Dekeuleneer, Valérie, et al. "Theranostic Advances in Vascular Malformations." Journal of Investigative Dermatology 140.4 (2020): 756-763.
  17. ^ Lee, Byung-Boong. "Sirolimus in the treatment of vascular anomalies." https://www.jvascsurg.org/article/S0741-5214(19)32236-0/fulltext 28 Ağustos 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Journal of Vascular Surgery 71.1 (2020): 328.
  18. ^ Mukherjee S, Mukherjee U (1 Ocak 2009). "A comprehensive review of immunosuppression used for liver transplantation". Journal of Transplantation. Cilt 2009. s. 701464. doi:10.1155/2009/701464Özgürce erişilebilir. PMC 2809333 $2. PMID 20130772. 
Sınıflandırma
Dış kaynaklar


İlgili Araştırma Makaleleri

Tümör (ur; neoplasm; tumor) tanımı önceleri vücuttaki herhangi bir şişlik ya da kitle için kullanılırdı. Sonraları hücrelerin kuralsız ve sınırsız çoğalmaları nedeniyle oluşan kitleler için kullanılmaya başlandı. Yaşamın herhangi bir döneminde organizmanın bir bölümündeki hücre­ler biyolojik niteliklerini düzenleyici kurallara uyum göstermez ve sınırsız ola­rak çoğalabilir (otonomi). Bu nitelikleri içeren bir kitleye tümör ya da neoplazm (neoplasm; yeni gelişen kitle) adı verilir. Tümör kitleleri vücudun kendi hücrele­rinden yapılıdır.

Biyopsi, mikroskop altında incelenmek üzere canlıdan belirli bir doku parçasının çıkarılmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kanser</span> DNA hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması

Kanserler (Habis tümörler, Malign tümörler), genellikle sürekli ve hızlı büyüyen tümörlerdir. Kapsülleri yoktur, büyürken sınır tanımazlar, çevresindeki dokuların ve damarların içine girerler (invazyon, infiltratif büyüme). Sıklıkla metastaz yaparlar. Tedavi edilmeyen ya da tedavisi gecikmiş kanserler ölümcüldür.

<span class="mw-page-title-main">Kılcal damar</span> vücuttaki en küçük kan damarları

Kılcal damar veya kapiler vücuttaki en küçük kan damarlarına verilen isimdir. Büyüklükleri yaklaşık 5-10 μm'dir. Atardamarlar ile toplardamarları birleştiren kılcal damarlar, dokularla etkileşimi en yoğun olan kan damarlarıdır. Kılcal damar duvarları tek bir hücre tabakasından (endotel) oluşur. Bu tabaka öyle incedir ki oksijen, su ve lipitler gibi moleküller difüzyon ile bu tabakadan geçip dokulara girebilirler. Karbondioksit ve üre gibi zararlı ve atık maddeler de difüzyon ile kılcal damar içindeki kana dağılırlar. Belirli bazı sitokinlerin salınımıyla kılcal damarların geçirgenliği (permeabilite) daha da arttırılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Oniki parmak bağırsağı</span> İnce bağırsağın ilk bölümü

Memeliler, sürüngenler ve kuşlar dahil olmak üzere yüksek omurgalılarda duodenum veya oniki parmak bağırsağı, ince bağırsağın ilk ve en kısa bölümüdür. Balıkta, ince bağırsağın bölünmeleri o kadar net değildir ve duodenum yerine "ön bağırsak" veya "proksimal bağırsak" terimleri kullanılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Lenfatik sistem</span> lenf damarları ve lenfatik organlar ile lenfodik dokudan oluşan bir organ sistemi

Lenfatik sistem veya lenfoid sistem, omurgalılarda dolaşım sistemi ve bağışıklık sistemi'nin bir parçası olan bir organ sistemi'dir. Geniş bir lenf ağından, lenfatik damarlardan, lenf düğümlerinden, lenfatik veya lenfoid organlardan ve lenfoid dokulardan oluşur. Damarlar lenf adlı berrak bir sıvıyı kalbe doğru taşır.

<span class="mw-page-title-main">Pilonidal kist</span> özellikle kuyruk sokumu bölgesinde kıl içeren kist veya sinüs

Pilonidal kist veya pilonidal hastalık, tipik olarak kalçanın yanakları arasında ve genellikle üst ucunda kist olarak ortaya çıkan bir tür deri enfeksiyonudur. Belirtiler arasında ağrı, şişme ve kızarıklık yer alabilir. Ayrıca sıvı drenajı olabilir, ancak nadiren ateş görülebilir.

Diş apsesi, diş kökü ve çevre dokularını ilgilendiren kısa fakat ciddi süren, bölgesel olarak ateş ve ağrıyla seyreden yerel iltihaptır. Tedavi edilmezse osteit, periostit, selülit veya osteomyelit e dönüşür. Kronikleştiğinde radiküler kistlere dönüşür veya fistül vererek ağız mukozası veya yüz derisini deler ve dış ortama boşalır.

<span class="mw-page-title-main">Kistik higroma</span>

Kistik higroma, kan damarlarının kavernöz hemangioma’larına benzeyen iyi huylu bir tümördür. Genellikle çocuklarda, boyun ve koltukaltı (aksilla) bölgesinde ortaya çıkar. Karın içinde oluşan tümörler de görülebilmektedir. Büyük tümörler bulundukları yerlere deformasyonlara neden olurlar.

<span class="mw-page-title-main">Lenf nodu</span> lenf sisteminin bir parçası olan birçok hücre çeşidini içeren bir organ yapısı

Lenf düğümü, lenf nodu veya lenf bezi, lenfatik sistemin ve adaptif bağışıklık sistemi'nin böbrek şeklinde bir ikincil lenfoid organ'ıdır.

Kraniofaringioma, hipofiz bezinin büyük olasılıkla Rathke kesesi epitelinden köken alan, kistik, epitelyal, iyi huylu bir beyin tümörüdür. Rathke kesesi ön hipofizin embriyonik öncüsüdür. Kraniofaringioma genellikle suprasellar bir tümördür. DSÖ grade 1 olarak sınıflandırılır. Sıklıkla çocuk ve genç erişkinlerde ortaya çıksa da yetişkinlerde de izlenebilir. Optik kiazma bası ile görme kusurları, baş ağrısı başvuru semptomları olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Kolloid kist</span>

Kolloid kist, beynin kanser özelliği göstermeyen iyi huylu tümörlerinden biridir. Epitel doku ile kaplı bir kapsül ve jelatinöz içeriğe sahip kistik bir yapı özelliği gösterir. Neredeyse hemen her zaman 3. ventrikül komşuluğunun hemen önünde, foramen monro'ya yakın komşuluk içerisinde bulunur. Konumu nedeniyle obstrüktif hidrosefali ve kafa içi basıncının artmasına neden olabilir. Kolloid kistler intrakraniyal tümörlerin % 0,5-1'ini temsil eder.

Kemiğin fibröz displazi hastalığı, kemik dokusu olgunlaşmasında görülen yerel aksaklıkların sonucu olarak ortaya çıkan bir tablodur. Süngersi (spongiöz) kemiğin ortadan kalktığı ve bu boşluğu yoğun bir bağ dokusunun doldurduğu saptanır. Fibröz displazinin nedeni konusunda öne sürülen çeşitli varsayımlar arasında en somut olanı osteoblastik hücrelerdeki proliferasyon ve diferansiyasyon yetilerinin bozukluğu ile sonlanan bir tür gen mutasyonudur.

Dev hücreli reparatif granülom ya da dev hücreli granülom, çoğunlukla dişetleri ya da çene kemiklerinde ortaya çıkan, nedeni kesin olarak bilinmeyen oluşumlardır; son yıllarda yüz kemiklerinde, el ve ayak parmak kemiklerinde ortaya çıkan dev hücreli lezyonların reparatif granülom olguları bildirilmektedir. Adlandırılmasındaki en önemli öge, mikroskopik incelemede çok sayıda osteoklastik dev hücresinin bulunmasıdır. Kemik içinde oluşanlar “santral tip”, dişetlerinde meydana gelenlerse “periferik tip” olarak nitelenirler. Kökenleri tartışmalıdır; onarım dokusu, displazi, tümör ya da reaktif lezyon oldukları düşünülmekte, ancak kesin ayrım yapılamamaktadır.

Klippel-Trenaunay sendromu, çok büyük bölümü nedeni saptanamayan izole bir sendrom olarak ortaya çıkar. Aşırı büyüme sendromları arasında gösterilmektedir.

Damar tümörü (angioma); atardamarları, toplardamarları, lenf damarlarını ya da kapiller damarları taklit eden damarsal oluşumların genel adıdır. Normal damarlarda olduğu gibi, kalın ya da ince bir çeperleri vardır ve içyüzleri endotel hücreleriyle döşelidir. Hemen her organın tümörlerinde olduğu gibi, damar tümörlerinin de iki ana grubu vardır:

Liposuction ya da lipo, plastik cerrahide kullanılan bir tür yağ alma prosedürü. Yapılan ameliyatlardaki sonuçlara istinaden, birkaç aydan sonra kilo üzerindeki bir etkiyi desteklemediği ve obezite ile ilgili sorunları etkilemediği gözlemlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'nde yaygın olarak yapılan kozmetik cerrahi işlemlerden birisidir.

Lenf düğümü stromal hücreleri, işlevleri aşağıdakileri içeren lenf düğümünün yapısı ve işlevi için esastır : hematopoietik hücrelerin desteği için bir iç doku iskelesi oluşturmak; hematopoietik hücreler arasındaki etkileşimleri kolaylaştıran küçük moleküllü kimyasal habercilerin salınımı; hematopoietik hücrelerin göçünün kolaylaştırılması; adaptif bağışıklık sisteminin başlangıcında antijenlerin bağışıklık hücrelerine sunulması; ve lenfosit sayılarının homeostazı. Stromal hücreler, multipotent mezenkimal kök hücrelerden kaynaklanır.

<span class="mw-page-title-main">Pankreas kisti</span>

Pankreas kisti ya da Pankreatik Kist pankreas'ta oluşan içi sıvı dolu kese ya da keselerdir.

<span class="mw-page-title-main">Naboth kisti</span>

Bir nabothian kisti, serviksin yüzeyinde mukusla dolu bir kisttir. Çoğu zaman, ektoserviksin tabakalı skuamöz epitelinin endoserviksin basit kolumnar epiteli üzerinde büyüdüğü zaman ortaya çıkarlar. Bu doku büyümesi servikal kriptleri bloke edebilir, kriptlerin içinde servikal mukusu hapseder. Ufak boyutlu naboth kistleri zaman içerisinde birleşerek dev boyutlara nadiren ilerleyebilir. Bu şekildeki büyük naboth kistlerinde serviks uterinin rezerv dokusu destrükte olduğundan, gebelik sürecinde erken doğumlara neden olabilmektedir.