İçeriğe atla

Lagos yarasa virüsü

Lagos yarasa virüsü Güney ve Merkezi Afrika'da görülen, memelilerde kuduz benzeri etkiler gösteren bir lyssavirus çeşididir. İlk olarak 1956 yılında Nijerya'nın Lagos Adasında meyve yarasalarında (Eidolon helvum) tespit edilmiştir .[1] Yarasaların beyin numunelerinde kuduz virüsündekine benzer antikorlara rastlanmıştır ancak bu virüsün kuduz virüsüyle ilişkili başka bir virüs olduğu anlaşılımıştır. Bu kuduza benzer ilk virüs keşfi olmuştur. Bu vakte kadar kuduza neden olan tek bir ajanın olduğu sanılmaktaydı. İlk tanımlanmasından bu yana dört tane daha lyssavirus türü ve sayısız deneysel türler tanımlanmıştır.

Lagos yarasa virüsü Güney ve Merkezi Afrika'da kediler, bir köpek ve yarasalar da dahil olmak üzere vahşi ve evcil memelilerde izole edilmiştir.[2]Fransada da 1999 yılında meyve yarasasından (Rousettus egypticus) izole edildi, yarasa ölmeden önce saldırganlık belirtileri göstermiştir. Yarasa Afrikadan getirilmişti.[3]

Virüsle hastalanmış insan vakasına rastlanmamıştır.

Kaynakça

  1. ^ Boulger, L. R.; Porterfield, J. S. (Eylül 1958). "Isolation of a Virus from Nigerian Fruit Bats". Transactions of the Royal Society of Tropical Medicine and Hygiene. 52 (5). ss. 421-424. doi:10.1016/0035-9203(58)90127-5. PMID 13592882. 
  2. ^ Markotter, W.; Randles, J.; Rupprecht, C. E.; Sabeta, C. T.; Taylor, P. J.; Wandeler, A. I.; Nel, L. H. (Mart 2006). "Lagos Bat Virus, South Africa" (pdf). Emerging Infectious Diseases. 12 (3). ss. 504-506. doi:10.3201/eid1205.051306. PMC 3291461 $2. PMID 16704795. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 26 Mayıs 2015. 
  3. ^ Picard-Meyer, E.; Barrat, J.; Tissot, E.; Verdot, A.; Patron, C.; Barrat, M. J.; Cliquet, F. (2006). "Bat Rabies Surveillance in France, from 1989 through May 2005". Developments in Biologicals. Cilt 125. ss. 283-288. PMID 16878486. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Bakteri</span> mikroorganizma üst âlemi

Bakteri (İngilizce telaffuz: [bækˈtɪəriə] ( dinle); tekil isim: bacterium), tek hücreli mikroorganizma grubudur. Tipik olarak birkaç mikrometre uzunluğunda olan bakterilerin çeşitli şekilleri vardır, kimi küresel, kimi spiral şekilli, kimi çubuksu, kimi virgül şeklinde olabilir. Yeryüzündeki her ortamda bakteriler mevcuttur. Toprakta, deniz suyunda, okyanusun derinliklerinde, yer kabuğunda, deride, hayvanların bağırsaklarında, asitli sıcak su kaynaklarında, radyoaktif atıklarda büyüyebilen tipleri vardır. Tipik olarak bir gram toprakta bulunan bakteri hücrelerinin sayısı 40 milyon, bir mililitre tatlı suda ise bir milyondur; toplu olarak dünyada beş nonilyon (5×1030) bakteri bulunmaktadır, bunlar dünyadaki biyokütlenin çoğunu oluşturur. Bakteriler gıdaların geri dönüşümü için hayati bir öneme sahiptirler ve gıda döngülerindeki çoğu önemli adım, atmosferden azot fiksasyonu gibi, bakterilere bağlıdır. Ancak bu bakterilerin çoğu henüz tanımlanmamıştır ve bakteri şubelerinin sadece yaklaşık yarısı laboratuvarda kültürlenebilen türlere sahiptir. Bakterilerin araştırıldığı bilim bakteriyolojidir, bu, mikrobiyolojinin bir dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">RNA</span> nükleotitlerden oluşan polimer

Ribonükleik asid (RNA), bir nükleik asittir, nükleotitlerden oluşan bir polimerdir. Her nükleotit bir azotlu baz, bir riboz şeker ve bir fosfattan oluşur. RNA pek çok önemli biyolojik rol oynar, DNA'da taşınan genetik bilginin proteine çevirisi (translasyon) ile ilişkili çeşitli süreçlerde de yer alır. RNA tiplerinden olan mesajcı RNA, DNA'daki bilgiyi protein sentez yeri olan ribozomlara taşır, ribozomal RNA ribozomun en önemli kısımlarını oluşturur, taşıyıcı RNA ise protein sentezinde kullanılmak üzere kullanılacak aminoasitlerin taşınmasında gereklidir. Ayrıca çeşitli RNA tipleri genlerin ne derece aktif olduğunu düzenlemeye yarar.

<span class="mw-page-title-main">Kuduz</span> Hayvanlar yoluyla bulaşan ölümcül hastalık

Kuduz, Rabies ya da Lyssa, Merkezî sinir sistemini ağır şekilde tutan viral bir zoonoz.

<span class="mw-page-title-main">Toll geni</span>

Toll geni, bir protein sınıfı olan Toll benzeri reseptörlerini kodlayan gendir. Toll, Almancada "şaşırtıcı" ya da "çılgın" anlamına gelmektedir.

<span class="mw-page-title-main">TLR3</span>

TLR3 ya da Toll benzeri reseptör 3, bağışıklık sisteminde rol oynayan Toll benzeri reseptörler ailesinin bazı kalıpları tanıyan reseptörlerinden biridir, 2001 yılında keşfedilmiştir. CD283 olarak da bilinir. İnsanda 4. kromozomun 4q35 bölgesinde bulunur.

JC virüsü, John Cunningham virüsü veya JCV polyomaviridae familyasının polyomavirus alt familyasına dahil olan bir virüstür. Genetik olarak, BK virüs ve SV40 ile büyük oranda benzerdir. 1971 yılında iki progresif multifokal lökodistrofi (PML) hastasında keşfedilmiş ve virüse hastaların adları verilmiştir. Virüs PML ve diğer hastalıklara neden olur. Sadece immün (bağışıklık) sistemi baskılanmış ya da immün sistem bozukluğu olan kimselerde görülür.

Çöpçü reseptör sınıf B, tip I, çeşitli hücrelerde görülen bir entegral membran proteinidir. Yüksek yoğunluklu lipoproteinlerdeki (HDL) kolesteril esterin karaciğer tarafından alınmasını sağlar. Vücuttaki diğer dokulardan karaciğere doğru, vücuttan atılmak üzere, giden kolesterolün bu hareketi bu süreç sayesinde sürdürülür. Kolesterolün bu gidişi "ters kolesterol taşıması" olarak adlandırılır ve ateroskleroz oluşumuna karşı koruyucu bir mekanizma olarak işler.

Isıya duyarlı enterotoksin Escherichia coli 'de bulunan bir toksindir. Mikrobiyolojik yayınlarda İngilizce labile toxin 'nin kısaltması olan LT olarak da değinilir.

<span class="mw-page-title-main">Hepatit C</span> Karaciğeri etkileyen enfeksiyon

Hepatit C özellikle karaciğeri etkileyen bir enfeksiyondur. Hastalığa, hepatit C virüsü (HCV) sebep olur. Hepatit C, genellikle herhangi bir belirtiye sahip değildir ancak kronik enfeksiyon, karaciğerde yara oluşumu ve uzun yıllar sonra siroza sebep olabilir. Aynı zamanda, bazı durumlarda, sirozlu hastalarda, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanseri ya da ölümcül kanamaya sebebiyet verebilecek, yemek borusu ve midedeki damarlarda aşırı şişmeye yol açabilir.

<span class="mw-page-title-main">Dang humması</span> dang virüsünün neden olduğu, sivrisinekle bulaşan tropikal hastalık

Dang humması veya deng humması (İngilizce: dengue fever), dang virüsü kaynaklı bir enfeksiyondur. Sivrisinekler dang virüsünü bulaştırır. İnsanların kemikleri kırılır gibi şiddetli ağrı çekmesine neden olduğu için, Dang humması “kırık kemik humması” olarak da bilinir. Dang hummasının semptomlarından bazıları şunlardır: baş ağrısı, kızamık görünüşlü cilt kızarıklıkları ve kaslarda ve eklemlerde ağrı. Dang humması, az sayıda insanda hayatı risk haline gelebilir. Bunlardan ilki hemorajik ateş olup kan damarlarında kanama ve sızıntının yanı sıra trombositlerde düşük seviyede kan görülmesine neden olur. İkincisi dang şoku sendromudur ve tehlikeli derecede düşük tansiyona neden olur.

<span class="mw-page-title-main">Epstein-Barr virüsü</span> Herpes ailesinden bir virüs

Epstein–Barr virüsü (EBV) ya da İnsan Herpesvirüsü tip 4 (HHV-4) Herpesviridae ailesindendir ve insanlardaki en sık görülen virüslerden birisidir. Ateş, boğaz ağrısı, yaygın lenfadenitle seyreden enfeksiyöz mononükleoz hastalığına neden olur. Ağız yoluyla bulaşır, önce nazofarinks epitelini daha sonra da bölge lenfoid dokulardaki B lenfositleri enfekte eder. Kanserojen virüsler arasında sayılır. Bilinen 4 önemli kanserde rol oynar. Bunlar;

<span class="mw-page-title-main">Luc Montagnier</span> Fransız hekim ve virolog (1932-2022; Nobel Ödülü: 2008)

Luc Antoine Montagnier, Fransız virolog ve bilim insanı. Françoise Barré-Sinoussi ve Harald zur Hausen ile birlikte 2008 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi bilim insanı. Nobel Ödülü'nü İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü'nü (HIV) keşfinden dolayı kazanmıştır. Şanghay Jiao Tong Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmalarını sürdürmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Hepatit</span> Karaciğer inflamasyonu

Hepatit, karaciğer hücrelerinde inflamasyon ile karakterize tıbbi durumdur. İsim Yunanca hepar (ἧπαρ); hepat- (ἡπατ-), karaciğer kökünden ve sonek -itis, "inflamasyon" 'dan türemiştir (c. 1727) Karaciğerdeki inflamasyon zamanla kendini sınırlayabilir ya da fibrozis ve siroza ilerleyebilir.

<span class="mw-page-title-main">Phillip Allen Sharp</span> Amerikalı biyolog

Phillip Allen Sharp, Amerikan genetikçi ve moleküler biyolog. RNA bağlanmasının kaşiflerinden biridir. Richard J. Roberts ile birlikte ökaryot hücrelerinin DNA dizelerindeki genlerin bitişik sırada olmadığını, aralarda intron denilen okunmayan ve protein sentezine katılmayan bölümlerin olduğunu keşfettiler. Bu sayede mRNA'lar aynı DNA dizesinden bu bölümleri farklı şekilde silmeleri ile farklı proteinleri kodlayabilmektedir. İkili bu keşifleri ile 1993 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü kazanmışlardır.

<span class="mw-page-title-main">Onkovirüs</span>

Onkovirüsler ya da tümör virüsleri, kansere neden olabilen virüsler için kullanılan genel bir terimdir. Bu terim 1950-60'lı yıllarda akut dönüşüm gösterebilen retrovirüslerle ilgili çalışmalarla birlikte kullanılmaya başlandı. Virüslerin genomu RNA içerdiğinden sıklıkla oncornavirüsler terimi kullanılmıştır. Günümüzde genomu DNA veya RNA içeren ve kansere neden olan herhangi bir virüs anlamına gelir ve "tümör virüsü" ya da "kanser virüsü" ile eşanlamlıdır. Bununla birlikte insan ve hayvan virüslerinin büyük çoğunluğu kansere neden olmaz.

<i>Desmodus rotundus</i>

Desmodus rotundus, küçük, yaprak burunlu bir Amerikalı yerlisidir. Hâlâ geçerliliğini koruyan üç vampir yarasa türünden biridir, diğer iki türü kıllı bacaklı ve beyaz kanatlı vampir yarasadır. Bu türler parazit memelilerdir. Vampir yarasanın başlıca besin kaynağı çiftlik hayvanlarının kanıdır, avına geceleri onlar uyuduğunda yaklaşır. Konakçısının derisini keserek açmak ve uzun dilleriyle kanlarını yalamak için keskin dişlerini kullanırlar. Türler büyük ölçüde çok eşlidirler ve baskın yetişkin erkekler dişilerin haremini korurlar. Ailesellik, sosyal bakım ve yiyecek paylaşımı gibi kooperatif davranışlar bakımından en sosyal yarasa türlerinden biridir. Çünkü çiftlik hayvanlarının kanıyla beslendiğinden ve kuduz taşıyıcısı olduğundan, vampir yarasalar bir haşere olarak kabul edilirler. Onun koruma statüsü, Dünya Korunma Birliği tarafından en az endişe verici olarak kategorize edilir.

<span class="mw-page-title-main">Subklinik enfeksiyon</span>

Belirti göstermeden veya belirgin işaretleri gözlemlenemeden seyreden enfeksiyonlara subklinik enfeksiyon denir. Subklinik enfeksiyon gösteren bir kişi mikrobun asemptomatik taşıyıcısıdır, parazitler ya da virüsler genellikle hastalıklara neden olurlar, bazı etkenler kendi konakçıları vasıtasıyla sessizce yayılım gösterirler, bu gibi enfeksiyonlar insanlarda ya da hayvanlarda meydana gelebilirler. Bir asemptomatik enfeksiyona yakalanmış kişi kendini hafif soğuk algınlığına yakalanmış gibi hissedebilir. bu tarz enfeksiyon etkenleri mikrobiyolojik kültüre alınarak veya DNA testi teknikleri ile tespit edilebilirler.

<span class="mw-page-title-main">Pteropus</span>

Pteropus, büyük yarasalar alttakımı Megachiroptera'da yer alan bir yarasa cinsidir. Yaygın olarak diğer isimlerin yanı sıra meyve yarasası ya da uçan tilki olarak bilinirler. Asya, Avustralya, Doğu Afrika'nın tropik ve subtropiklerinde ve hem Hint hem de Pasifik okyanuslarındaki bir dizi uzak okyanus adalarında yaşarlar. Cinsin en az 60 adet mevcut türü vardır.

Mokola lyssavirus veya yaygın kullanılan ismiyle Mokola virüsü (MOKV), Sahra altı Afrika'daki memelilerden sporadik olarak izole edilmiş kuduz virüsü ile ilgili bir RNA virüsüdür. İzolatların çoğu karakteristik olarak kuduz virüsü enfeksiyonu ile ilişkili semptomlar sergileyen evcil kedilerden edinilmiştir.

Rhabdoviridae, Mononegavirales takımındaki negatif sarmallı RNA virüslerinin bir ailesidir. Omurgalılar, omurgasızlar, bitkiler, mantarlar ve protozoanlar doğal konaktır. Üye virüslerle ilişkili hastalıklar arasında, kuduz virüsünün neden olduğu kuduz ensefaliti ve insanlarda vezikülovirüslerin neden olduğu grip benzeri semptomlar yer alır. Adı Grekçe: rhabdos kelimesinden türetilmiştir ve viral parçacıkların şekline atıfta bulunarak "çubuk" anlamına gelir. Ailenin, çoğu üç alt aileye atanan 40 cinsi mevcuttur.