İçeriğe atla

Kırım-Kongo kanamalı ateşi

Kırım-Kongo Hemorajik Ateş
Bir KKKA hastası
UzmanlıkEnfeksiyon hastalıkları Bunu Vikiveri'de düzenleyin

Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA veya Kırım-Kongo Hemorajik Ateş, KKHA) keneler (özellikle Hyalomma cinsi[1]) yoluyla bulaşan, zoonotik enfeksiyona yol açan bir viral hastalıktır.

Evcil ve vahşi hayvanların yanı sıra insanlara da bulaşabilir. Özellikle Doğu ve Batı Afrika'da yaygın olan patojenik virüs Bunyaviridae ailesinin Nairovirüs grubuna bağlı bir RNA virüsüdür.

Enfekte olmuş memelilerde klinik hastalık nadir de olsa, insanlarda çoğunlukla ağır geçer ve mortalite oranı %30'dur. Endemik bölgelerde virüs keneler yoluyla bulaştığı için özellikle tarım ve hayvancılık ile uğraşan kişiler yüksek risk grubundadır.

Tarihçe

Sendroma ilk kez 1944 yılında Batı Kırım'da rastlanmıştır[2]. Afrika dışında Türkiye dahil birçok Asya ve Doğu Avrupa ülkesinde rastlanmıştır. Sendrom Türkiye'de ilk kez 2002 yılında ortaya çıkan epidemi sırasında tanımlanmıştır. Türkiye'de fark edilen ilk olgu Mayıs 2002'de Tokat'ta görülmüştür.

Epidemiyoloji

Hyalomma kenesi

Sendromun insanlardaki sporadik enfeksiyonu genelde Hyalomma (Hyalomma marginatum) kenesinin ısırığı nedeniyle olur. Yine de hastalığı bulaştırabildiği bilinen 30 kene türü mevcuttur (850 tür keneden 30'unun KKKA bulaştırdığı belirtilmiştir). Sığır, koyun ve keçi gibi çiftlik hayvanlarının yanı sıra, tilki gibi vahşi hayvanlarda da etken virüse rastlanmıştır[3][4]. Ayrıca kuşlara ve küçük memelilere de bulaşabilir. Afrika-Avrupa arasında göç yolu bulunan bazı kuşlarda virüse rastlanması kuşların virüsün kıtalararası geçişini sağlamış olabileceği fikrini doğurmuştur.

Enfekte çiftlik hayvanlarının etinin işlenmesi veya yenmesi sonucu insanlarda ortaya çıkabilir. Ayrıca enfekte olmuş kan ve kusmukla temasa geçmiş sağlık (hizmeti) çalışanlarında da görülmüştür. Nozokomiyal yol bilinen bir bulaşma yoludur[5]. İnsanlara bulaşmasının yaygın bir yolu da kene ısırığıdır. Bunların dışında enfekte hastalarla temas da bulaşmada önemli bir etkendir.

Bulaştıktan sonraki süreç

İlk kene ısırığından itibaren yaklaşık 2 ile 12 gün arasında değişen bir kuluçka süresi vardır[6][7]. Hastane kaynaklı enfeksiyonlarda ise (nozokomiyal enfeksiyon) enkübasyon süresi 3 ile 10 gün arasında değişir[8][9].

Enkübasyon süresinin ardından grip-benzeri semptomlar görülmeye başlar. Bunlar yaklaşık bir hafta sonra dinebilir. Bununla birlikte hemoraj belirtileri rahatsızlığın ilk 3-5 gününde görülmeye başlar: öncelikle duygudurumda dalgalanma, ajitasyon, zihinsel karmaşa ve boğaz peteşileri. Daha sonra burun kanaması, kanlı idrar ve kusma görülür. Karaciğer şişer ve ağrır. Bunların dışında trombositopeni ve lökopeni laboratuvar bulguları arasındadır. Ayrıca aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT) ve laktat dehidrogenaz (LDH) oranlarında yükselme görülür.

Semptomların ilk ortaya çıkışından 9-10 gün sonra hastalar iyileşme belirtileri gösterir, fakat %30'u rahatsızlığın 2. haftasında ölür.

Teşhis

Kırım-Kongo Hemorajik Ateşinin teşhisi sendroma yol açan virüsün veya virüsün RNA'sının kan ve doku örneklerinden izolasyonunu, virüse karşı vücutta oluşmuş antikorların ve virüs antijeninin varlığının saptanmasını içerir.

Ayrıca teşhisin konması için kullanılacak laboratuvarların biyogüvenlik açısından tam güvenli olması çok önemlidir.

Tedavi

Spesifik bir tedavisi olmadığı için tedavi çoğunlukla semptomatik ve destek tedavisini içerir. Hastalık sırasında sıklıkla gözlenen trombositopeni gerektiğinde düzeltilmeli, pıhtılaşma faktörleri yerine konmalıdır. Bu amaçla trombosit süspansiyonları kullanılır. Ribavirin adlı bir ilacın ağızdan 10 gün süre ile uygulanmasının, yani oral ribavirin tedavisinin etkinliği kesin değildir. Bir kısım araştırmalar ilacın etkin olduğunu bildirmekte ise de ülkemizden yakın zamanda yayınlanan çok merkezli bir araştırma etkin olmadığı yönündedir. İlacın etkin olup olmadığına karar vermek için ileri klinik araştırmalar gerekmektedir. Hastalığı geçirenlerden elde edilen veya atlardan elde edilen bağışık serum uygulaması etkin olabilir. Bu konuda da araştırmalar devam etmektedir.

Modern tekniklerle hazırlanmış bir aşı mevcut değildir ancak araştırmalar devam etmektedir. Hastalığı geçirenlerin ömür boyu bağışıklık kazanabileceği bilinmektedir.

Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) Mikrobiyoloji bölümünden Prof. Dr. Ayhan Kubar'ın başkanlığında 2007 yılından beri yürütülen çalışmalar sonucunda Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'nin eski Aşı-Serum Merkezi Müdürü Mustafa Hacıömeroğlu tarafından geliştirilen bir serum yüksek risk grubunda bulunan ve yüzde 90 ölüm riski bulunan 26 hastada kullanılmış ve bu hastalardan 24'ü iyileşmiştir.<[2]

Kamu sağlığı ve korunma

Bulaşıcı hastalık olduğu için Kırım-Kongo Hemorajik Ateşine karşı toplumu bilinçlendirmek ve kamu sağlığı açısından önlemler almak çok önemlidir.

Kenelerin aktif olduğu dönemlerde, örneğin bulaşmanın en sık aracısı olan Hyalomma cinsinin aktif olduğu Nisan ve Ekim aylarında, kenelerin bulunduğu ortamdan halkın kaçınması; kenelerin büyük sayılarda bulunabileceği ortamlarda (örneğin ahırlarda vs.) çalışan kişilerin muayene edilmesi faydalı önlemlerdendir. Yine kenelere karşı önlem olarak keneleri kaçıracak kimyasalların yani repellant kullanılması, açık alanlarda özellikle çok yoğun oldukları noktalara insektisit uygulanması da olası önlemler arasındadır.

Epidemi dönemlerinde kişi üzerinde kene bulursa bunu çıkarmaya çalışmaması önemlidir, uygun bir sağlık hizmeti merkezine (hastane gibi) gitmeli ve keneyi burada uzmanlar çıkarmalıdır.

Hastaların kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Eğer bir temas olmuşsa, temas etmiş kişi dikkatlice gözlenmeli ve belirtiler görülürse mutlaka gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamak önemlidir.

Kesimhaneye yollanmadan önce hayvanlardan kenelerin ayrıştırılması yaygın bir uygulamadır. Hasta hayvanların kan ve dokularına doğrudan temasın bulaşmaya yol açabileceği bilinmektedir.

Ribavirin stoklamak da farklı durumlarda yararlı bir önlem olabilir. ABD askerî güçleri Afganistan ve Irak'taki personelini çeşitli virütik hastalıklara karşı korumak amacıyla ribavirin stokları barındırmaktadır.

KKKA salgınları

1944'te tanımlanmaya yol açan salgın Batı Kırım'da olmuştur. Virüs hastalardan alınan kan örneklerinde ve Hyalomma marginatum marginatum isimli kenelerde saptanmıştır. Araştırmacılar kısa bir süre sonra benzer bir hastalığın Orta Asya Cumhuriyetlerinde de olduğunu fark ettiler. Çin'deki ilk olgu 1965 yılında tanımlanmıştır. 1969'daki bir analizde ise 1956 yılında Zaire'deki (Kongo) epidemide febril bir çocuktan alınmış kan örneğinde aynı virüse rastlanmış, buradaki hastalığın Kırım'da görülmüş olanla aynı olduğu belirlenmiştir. Tüm bu bulgular hastalığın bugünkü ismi ve tanımına neden olmuşturlar. Verilere göre Güney Afrika'da 1981 yılına kadar 123 olgu tanımlanmış, bunlardan %22'si ölümle sonuçlanmıştır.

1976'da Makedonya'da (toplamda 10 olgulu)[10] ve 1979'da Irak'ta, küçük çaplı, epidemiler görülmüştür. Irak'taki bilinen ilk epidemi olan 1979'daki epidemideki 10 olgudan ikisinin sağlık personeli ve bulaşmanın nozokomiyal olduğu ifade edilmiştir.[11]

Asya ülkelerinden Pakistan, Afganistan ve Kazakistan'da ölümle sonuçlanan olgular tespit edilmiştir. Bildirilere göre Pakistan'daki büyük (majör) epidemiler 1975, 1986, 1996, 1998, 1999 ve 2000 yıllarında olmuş, son olgu 2002 yılında tanımlanmıştır. Aynı yıl Türkiye'de Tokat ilinde sendroma rastlanmıştır. Bu Türkiye'deki ilk bilinen epidemidir. Daha sonra 2003 ve 2004 yıllarında Türkiye'nin farklı illerinde sendroma rastlanmıştır. Türkiye'de son olarak 2006 yılında bildirilen olgulardan bazılarının ölümü sonucu sendrom medyaya da yansımıştır.

Bunların dışında sendrom Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinde (Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Katar ...) de görülmüş, sendrom sebebiyle ölüm vakaları ortaya çıkmıştır. Örneğin, 1989-1990 arasında Suudi Arabistan'daki Mekke şehrinde tanımlanan 40 olgudan 12'si ölümle sonuçlanmıştır.[12]

2020'de Türkiye'nin Artvin ilinde 11 kişiye KKKA teşhisi konuldu.[3]

Önlemler

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 2008 yılında nükleer teknoloji kullanarak kene popülasyonunu kontrol altına alacak bir proje üzerinde çalışmaya başlamıştır. Bu yöntem dünyada ilk kez Orta Anadolu'dan alınıp Sarayköy Nükleer Araştırma Merkezi'ne getirilen kenelere uygulandı. Laboratuvar aşaması 2-3 yıl içinde bitecek projede üreme yeteneğini kaybetmeden kısırlaştırıp doğaya salınan kenelerden doğacak kısır yavrular ile birlikte yavaş yavaş Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'ne neden olanlarla birlikte kene popülasyonu yok olacağı iddia edilmektedir.[4]

Taşıyıcı keneler

Hastalığa sebep olan virüs, 30'a yakın kene türünde tespit edilmesine rağmen, asıl olarak 7 türü aktif taşıyıcıdır:[5]

Notlar

  1. ^ Hoogstraal H., The epidemiology of tick-borne Crimean/Congo hemorrhagic fever in Asia, Europe, and Africa, J Med Entomol, 1979; 15: 307-417.
  2. ^ Simpson DIH., Viral haemorrhagic fevers of man, Bull Wld Hlth Org, 1978; 56: 819-32.
  3. ^ Watts DM, Ksiazeck TG, Linthicum KJ, Hoogstraal H., Crimean-Congo hemorrhagic fever, In: Monath TP editor: The Arboviruses, Epidemiology and Ecology, CRC Pres, Boca Raton FL, 1988; p: 177-222.
  4. ^ Zeller HG, Cornet JP, Diop A, Camicas JL, Crimean-Congo hemorrhagic fever in ticks (Acari: Ixodidae) and ruminants: field observations of an epizootic in Bandia, Senegal (1989-1992), J Med Entomol 1997; 34: 511-6.
  5. ^ Simpson IH, Knight EM, Courtois G, Williams MC, Winbren MP, Kibukamusoke J, Cogo Virus: a hitherto undescribed virus occuring in Africa, Part I, Human isolation-clinical notes, East Afr Med J 1967; 44: 86-92.
  6. ^ Swanepoel R, Gill DE, Shepherd AJ, Leman PA, Mynhardt JH, Harvey S, The clinical pathology of Crimean/Congo hemorrhagic fever, Rev Infect Dis, 1989; 11 (Suppl 4): 794-800.
  7. ^ Suleiman MN, Muscat-Baron JM, Harries JR, Satti AG, Platt GS, Bowen ET, Simpson DI, Congo/Crimean haemorrhagic fever in Dubai, An outbreak at the Rashid hospital, Lancet, 1980; 2: 939-41.
  8. ^ Vesenjak-Hirjan J, Punda-Polic V, Dobe M, Geographical distribution of arboviruses in Yugoslavia, J Hyg Epidemiol Microbiol Immunol, 1991; 35: 129-40.
  9. ^ Al-Tikriti SK, Al-Ani F, Jurji FJ, et al, Congo/Crimean haemorrhagic fever in Iraq, Bull World Health Organ, 1981; 59: 85-90.
  10. ^ el-Azazy OM, Scrimgeour EM, Crimean-Congo haemorrhagic fever virus infection in the western province of Saudi Arabia, Trans R Soc Trop Med Hyg, 1997; 91: 275-8.

Kaynakça

  1. ^ Günümüzde hastalığın başlıca vektörlerinin Hyalomma marginatum marginatum, H. m. rufipes ve H. anatolicum anatolicum olduğu kabul edilmektedir. Ancak, Hyalomma türlerinin olmadığı bazı ülkelerde etkenin Ixodes ricinus, Dermacentor spp., Rhipicephalus spp. ve Boophilus annulatus gibi kenelerden izole edilmiş olması, diğer kenelerin de vektörlük potansiyelinin düşünülmesi gerektiğini göstermektedir.
  2. ^ "'Kırım Kongo'nun serumunu Türk doktorlar üretti". Zaman.com.tr. 19 Ekim 2011. 29 Kasım 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Kasım 2014. 
  3. ^ "Arşivlenmiş kopya". 9 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Haziran 2020. 
  4. ^ "Keneler ışınlanma yöntemiyle yok olacak". 23 Ağustos 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ağustos 2008. 
  5. ^ [1] 10 Temmuz 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Prof. Dr. Levent Aydın, Kenelere Dikkat!!!!

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

Sınıflandırma

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">HIV/AIDS</span> HIV virüsünün sebep olduğu bulaşıcı ölümcül hastalık

AIDS, ilk kez 1980'lerin başında Orta ve Güney Afrika'da gündeme gelen ve giderek ürkütücü boyutlara ulaşan, etkeni HIV (İngilizce: Human Immunodeficiency Virus / Türkçe: İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü) olan bir enfeksiyon hastalığıdır. HIV, bağışıklık sistemindeki akyuvarların (özellikle CD4+ lenfositler) yapısını bozarak ve sayısını azaltarak vücudun enfeksiyonlara karşı direncini ortadan kaldırır.

<span class="mw-page-title-main">Ebola</span> Ölümcül virüs

Ebola virüsü, insanlarda ve insandışı primatlarda viral hemorajik ateş şeklinde ciddi hastalık formlarına yol açan virüstür. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 4. Risk Grubu Patojen olarak kabul edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Kene</span>

Ixodida veya kene, Parasitiformes üsttakımına bağlı bir hayvan takımıdır.

<span class="mw-page-title-main">Sarıhumma</span>

Sarıhumma Grip benzeri bir tablodan, ağır karaciğer hastalığı ve kanamalı ateşe kadar geniş bir hastalık tablosuna yol açan akut viral bir hastalıktır.

Isırıklar, hayvanların ya da insanların neden olduğu dişlerle yaralanma biçimidir. Komplikasyonlar ortaya çıkmaması için bu tür yaralara gerekli tıbbi müdahale yapılmalıdır.

Viral kanamalı ateşler, insan ve hayvanlarda görülen ve 4 farklı RNA virüsü'nün sebep olduğu hastalıklardır. Bu RNA virüsleri şunlardır; Arenaviridae, Filoviridae, Bunyaviridae, Flaviviridae. Tüm viral kanamalı ateş türleri, ateş ve kanama bozuklukları ile karakterizedir ve çoğu durumda yüksek ateş, şok ve ölüme kadar ilerleyebilir. Viral kanamalı ateşajanlarından bazıları, İskandinav nefropatisi epidemisi (hantavirüs) gibi nispeten hafif hastalıklara neden olurken, Ebola virüsü gibi diğerleri ciddi, yaşamı tehdit eden hastalıklara neden olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Ateş (tıp)</span> vücut sıcaklığının yükselmesi ile karakterize olan yaygın tıbbi belirti

Ateş veya pireksi insanlarda, organizmanın enfeksiyona karşı savunma mekanizmasının bir belirtisidir ve vücut sıcaklığının hipotalamustaki sıcaklık set noktasının artması nedeniyle normal aralığı aşmasıyla ortaya çıkar. Normal sıcaklık için üzerinde mutabık kalınmış tek bir üst sınır yoktur: Kaynaklar insanlarda 37,2 ve 38,3 °C aralığında değerler kullanmaktadır. Set noktasındaki artış, artan kas kasılmalarını tetikler ve soğuk veya üşüme hissine neden olur. Bu durum, daha fazla ısı üretimine ve ısıyı koruma çabalarına yol açar. Set noktası sıcaklığı normale döndüğünde, kişi sıcak hisseder, kızarır ve terleme başlayabilir. Nadir olarak, ateş ateşli nöbeti tetikleyebilir, bu durum özellikle küçük çocuklarda daha yaygındır. Ateşler genellikle 41 ila 42 °C aralığını geçmez.

<span class="mw-page-title-main">Domuz gribi</span> Bir virüsün sebep olduğu, solunum yolları enfeksiyonu ile meydana çıkan, bazen öldürücü olan hastalık

Domuz gribi, Orthomyxoviridae ailesinden, herhangi bir virüs tarafından oluşmuştur. Domuzlarda oluşan virüse çok benzediği için adına Domuz Gribi denmektedir. Hastalık tıp alanında İngilizce swine influenza virus kelimelerinin baş harflerinin bir araya getirilmesiyle kısaca SIV olarak adlandırılır. Bilinen tüm SIV tipleri ya Influenzavirus A (çoğunlukla) ya da Influenzavirus C (ender) tipindedir. Aşısı bulunmaktadır. 2009 salgınına neden olan virüs, influenza A virüsünün alt türlerinden biri olan H1N1'dir.

Şablon:Geçmişi birleştir

<span class="mw-page-title-main">Babesiosis</span>

Babesiosis, Babesioz ya da Piroplazmoz, Babesia cinsine ait türlerin neden olduğu, malaria benzeri bir hastalıktır. Trypanosomos'dan sonra en çok görülen memelilerin önemli kan parazitidir. İnsanlarda da Babesia bovis, Babesia divergens türleri görülmesinden dolayı, Babesiosis zoonoz özellikte bir hastalıktır. Vektör kenenin ise genelde Ixodes keneleri olduğu bildirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Dang humması</span> dang virüsünün neden olduğu, sivrisinekle bulaşan tropikal hastalık

Dang humması veya deng humması (İngilizce: dengue fever), dang virüsü kaynaklı bir enfeksiyondur. Sivrisinekler dang virüsünü bulaştırır. İnsanların kemikleri kırılır gibi şiddetli ağrı çekmesine neden olduğu için, Dang humması “kırık kemik humması” olarak da bilinir. Dang hummasının semptomlarından bazıları şunlardır: baş ağrısı, kızamık görünüşlü cilt kızarıklıkları ve kaslarda ve eklemlerde ağrı. Dang humması, az sayıda insanda hayatı risk haline gelebilir. Bunlardan ilki hemorajik ateş olup kan damarlarında kanama ve sızıntının yanı sıra trombositlerde düşük seviyede kan görülmesine neden olur. İkincisi dang şoku sendromudur ve tehlikeli derecede düşük tansiyona neden olur.

<span class="mw-page-title-main">Hepatit</span> Karaciğer inflamasyonu

Hepatit, karaciğer hücrelerinde inflamasyon ile karakterize tıbbi durumdur. İsim Yunanca hepar (ἧπαρ); hepat- (ἡπατ-), karaciğer kökünden ve sonek -itis, "inflamasyon" 'dan türemiştir (c. 1727) Karaciğerdeki inflamasyon zamanla kendini sınırlayabilir ya da fibrozis ve siroza ilerleyebilir.

<span class="mw-page-title-main">Ebola virüsü hastalığı</span> Virüs kaynaklı ölümcül, bulaşıcı hastalık

Ebola virüsü hastalığı (EVD) veya Ebola kanamalı ateşi (EHF) veya kısaca Ebola, Ebola virüsünün neden olduğu, insanlarda ve diğer primatlarda görülen bir hastalıktır. Belirtiler tipik olarak virüse yakalandıktan sonra ateş, boğaz ağrısı, kas ağrısı ve başağrısı ile iki gün ila üç hafta sonra başlar. Tipik olarak bulantı, kusma ve ishal, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında azalma ile birlikte takip eder. Bu noktada, bazı kişilerde kanama sorunları görülmeye başlar.

<span class="mw-page-title-main">Batı Afrika ebola salgını</span> Ebola Virüsünün 2013 ilâ 2016 arası özellikle Gine, Liberya ve Sierra Leoneda sebebiyet verdiği salgın

Batı Afrika Ebola salgını, Aralık 2013'te Gine'de başlayıp Liberya, Sierra Leone başta olmak üzere Batı Afrika ülkelerine yayılan ve Haziran 2016'da sona eren Ebola kanamalı ateşi salgınıdır. Salgın sonucunda virüs 28 bin 616 kişiye bulaşmış, 11 bin 325 kişi hayatını kaybetmiştir.

Genetik materyali RNA olan virüslere RNA virüsü denir. Nükleik asitleri genellikle tek iplikçikli RNA (tiRNA) yapısındadır ancak çift iplikçikli olanlar da mevcuttur (çiRNA). Önemli insan hastalıklarına neden olan RNA virüslerine örnekler: ebola virüsü, SARS, nezle, grip, hepatit C, batı nil virüsü, çocuk felci ve kızamık.

Bulaşıcı hastalık sürveyansı, hastalıkların ilerleme modellerini belirleyebilmek için yayılımlarının takip edildiği, epidemiyolojik uygulamaların tamamına verilen isimdir.

<span class="mw-page-title-main">Viral hepatitler</span>

Viral hepatit, viral bir enfeksiyona bağlı olarak gelişen karaciğer iltihabıdır. Nispeten hızlı başlangıçla seyreden akut formda veya kronik formda ortaya çıkabilirler.

<span class="mw-page-title-main">2016 Angola ve KDC sarıhumma salgını</span>

20 Ocak 2016'da Angola sağlık bakanı, başkent Luanda'nın bir banliyösü olan Viana belediyesine bağlı Angola'da yaşayan Eritre ve Kongo vatandaşları arasında 23 sarıhumma vakası ve 7 ölüm bildirdi. İlk vakalar 5 Aralık 2015'ten itibaren Eritreli ziyaretçilerde rapor edilmiş ve Ocak ayında Senegal Dakar'daki Pasteur WHO referans laboratuvarı tarafından doğrulanmıştır. Salgın, hızla yayılabilen kentsel sarıhumma bulaşma döngüsü olarak sınıflandırıldı. Sarıhumma virüsünün türünün Angola'daki 1971 salgınında tanımlanan bir türle yakından ilişkili olduğuna dair bir ön bulgu, Ağustos 2016'da doğrulandı. ProMED-mail'den moderatörler, daha fazla yayılmayı önlemek için hemen bir aşı kampanyası başlatmanın önemini vurguladılar. CDC, 7 Nisan 2016'da salgını İzleme Seviyesi 2 olarak sınıflandırdı. DSÖ, orta düzeyde halk sağlığı sonuçları olan acil durum müdahale çerçevesinde bunu 2. derece bir olay olarak ilan etti.

Bunyavirales, esas olarak üçlü genomlara sahip, segmentli negatif sarmallı RNA virüslerinin bir takımıdır. Bu takımdaki virüsler, eklembacaklıları, bitkileri, protozoaları ve omurgalıları enfekte ederler. Ellioviricetes sınıfındaki tek takımdır. Bunyavirales adı, Bunyamwera ortobunyavirüs orijinal tipinin ilk keşfedildiği yer olan Bunyamwera'dan türemiştir. Ellioviricetes, bunyavirüsler üzerindeki ilk çalışmalarından dolayı merhum virolog Richard M. Elliott'un onuruna isim olarak seçilmiştir.