İçeriğe atla

Köktendincilik

Kökten dincilik (radikal dincilik, dinî fundamentalizm veya aşırı dincilik), genellikle dinî esaslı aslî kaidelere geri dönme talebiyle kendini belli eden ve bu kaidelere katı bir biçimde bağlı olan, diğer görüşlere karşı toleranssız ve laiklik karşıtı dinî hareket veya bakış açısı.[1] Kökten dincilik, genellikle dinî tabiattaki bir dizi kurala sıkı sıkıya bağlı, çağdaş, sosyal ve siyâsî yaşam ile ilgili üzerinde uzlaşılmış prensiplere karşı tepkisi olan inancı belirtir.[1][2][3][4]

Kökten dincilik terimi Kitab-ı Mukaddes'in sözcüğü sözcüğüne okunup savunulması, hayata uygulanması için başlatılan Protestan harekete denilmekteyken zamanla genişleyerek bütün dinî hareketlerdeki ideolojik öze vurgu yapan bir karaktere bürünmüştür. Dinin temel prensiplerine sıkı sıkıya bağlı, bu prensiplere dönmeyi savunan, modernizm ve sekülerizm karşıtı dinî akımları tanımlamak için kullanılır. Dinî metinleri genelde kelime anlamlarıyla anlarlar ve yeni yorumlara karşı çıkarlar. Bu kavram sıklıkla radikalizmle (köktencilikle) karıştırılmaktadır.

Köktendinciliğin doğuşu ve yükselişi

Fundamentalism kelimesi, Latince temel anlamına gelen fundamentum kökünden türemiştir. Bu kavram ilk olarak 20. yüzyılın başlarında Amerika'da Evanjelik Protestanlar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra The Fundamentals (esaslar) adlı kitapçık serisi yayımlamaya başlayan Evanjelikler, Kitab-ı Mukaddes'in modern yorumları yerine esasını, gerçek anlamını ön plana çıkarmaya çalışmışlardır. Zaman içerisinde değişime uğrayan bu kavram, dinî metinlerin doğru okunmasından çok, dinî-kültürel hareketlerin bir türü olarak görülmeye başlanmıştır.

Köktendinciliğin yükseldiği dönem ise 20. yüzyılın son çeyreğidir. Dünyanın birçok kesiminde dinî hareketlerin güç kazandığı yıllarda köktendincilik gelişerek siyasi bir şekil almıştır. Bu yükseliş dünyanın farklı yerlerinde farklı nedenlerle oluşmuş olsa da genel olarak üç neden üzerinde durulmaktadır.

20. yüzyılda sekülerizmin benimsendiği ülkelerde dinin toplum üzerindeki etkinliği azalmış, bununla birlikte toplumun bazı kesimlerinde dini öğretilerden uzaklaşma görülmeye başlanmıştır.[] Köktendincilik toplumda, bu yozlaşmaya karşı tepki olarak ortaya çıkmıştır.[] dini öğretilerin çöküntüsünün giderilebilmesi için dinin etkinliğinin artması gerektiği savunulmaya başlanmıştır.[]

İkinci neden sömürgecilik ve sömürgecilik sonrası dönemdir. Sömürgeci devletlerin sömürge ülkelerde kendi kültürlerini yaymaya çalışmaları ve yerli kültürleri baskı altına almaları hatta onları aşağılamaları sömürge sonrası dönemde, Batılı kültürlere olan bağlılığının azalmasına ve Batılı fikirlere karşı toplumda büyük bir direnç oluşmasına neden olmuştur. Ayrıca 70'lerden sonra sosyalizmin zayıflamasıyla birlikte emperyalizm karşıtlığı da köktendincilik ile birlikte yükselmeye başlamıştır.

Üçüncü neden olarak küreselleşme gösterilmektedir. Küreselleşmenin milliyetçiliğin gücünü zayıflatmasından sonra din, toplumda birleştirici unsur olarak görülmüştür ve bu durum köktendinciliğin yükselmesine neden olmuştur.[]

Genel özellikleri

Köktendinciliğin en önemli karakteristik özelliği din ve siyaset arasındaki ayrımı reddetmesidir. Ancak 20. yüzyılda dinin siyaset üzerindeki etkisi liberal kültürün yayılması ve sekülerizmin gelişmesiyle birlikte iyice sınırlandırılmıştır. Sekülerizm dini yok etmeyi amaçlamamıştır; fakat dine uygun bir alan ve görev vermeye, sonuç olarak dini siyasetten uzaklaştırmaya çalışmıştır. Kamu ve özel ayrımını keskin bir şekilde savunan liberalizm ise bireysel özgürlüğü garanti altına almaya çalışırken bir anlamda dini de özelleştirmiştir. Oysa köktendincilik kamusal – özel ayrımını reddetmektedir. Toplumda birleştirici unsur olarak dini yerleştirir ve bireylere bir aitlik duygusu kazandırmayı amaçlar. Öyle ki kişi toplumdan ayrı tutulduğu zaman bir eksiklik hissetmelidir. Dini kişisel bir mesele haline getirmek toplumsal yozlaşmayı beraberinde getirir. Bireylerin toplumun yararını gözetmeden hareket etmeye başlamasına neden olur ve bu da hırs, suç ve ahlaksızlığa yol açar. Yeni bir dünya için mevcut yapılar, dinî ilkeler üzerine inşa edilen; hukuk, siyaset, toplum, kültür ve ekonomiyi barındıran kapsamlı bir sistem ile yer değiştirmelidir.

Köktendincilik genel anlamıyla temel ve kurucu olarak görülen bazı fikir ve değerlere bağlılığı anlatır. Bu temel ve kurucu fikirler sürekli ve değişmez bir yapıya sahiptir. Bu durum köktendinci fikirlerin kaynağını, kutsal sayılan bazı metinlerden almasının bir sonucudur. Ancak köktendinciliği dinî yazıtlarla bir tutmak ya da bunlardan ibaret olduğunu düşünmek doğru olmaz. Çünkü ahlakî ve siyasi bir program olarak kullanabilmek için kutsal metinlerin temellerine inmek gerekir. Böylece daha açıklayıcı ilkeler elde edilmiş olur. Bunun yanında harfiyen kitaba göre yaşamak yerine metinleri daha eylemci bir bakış açısıyla, yani uygulamaya yönelik şekilde okumayı seçmişlerdir. Ancak bu durumun, sürekli ve değişmez olması gereken fikirler üzerinde yorum farkına neden olmaması için köktendinciler metni kimin yorumladığına son derece önem vermektedir. Bu kişi derin inanca, ahlakî temizliğe sahip ve mücadelenin içinde bulunmuş bir eylemci olmalıdır. Metinlerin olduğu gibi alınması yerine uygun şekilde yorumlanması sayesinde köktendinciliğin siyasi eylemcilik ve insanları harekete geçirme kabiliyeti de büyük ölçüde artmıştır.

Köktendinciliğin insanları harekete geçirme kabiliyeti psikolojik ve sosyal düzeydeki işlevlerinden ileri gelmektedir. Psikolojik açıdan bakıldığında köktendincilik belirsiz bir dünyada insanlara kesinlikler sunabilmektedir. Dinî olarak en derin sorunlara basit ve mutlak çözümler sunar. Ancak bu kesinlik köktendinciliğin karmaşık sorunlara yanıt bulmakta zorlanmasına da neden olmaktadır. Sosyal açıdan bakıldığında ise ekonomik olarak yeterli düzeye ulaşamamış insanların köktendinciliğe daha çok ilgi duydukları görülmektedir. Sosyal adalet ve sosyal düzen ümidi sunması bakımından köktendincilik, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra sosyalizmin yerini almıştır.

Köktendinciliğin en belirgin özelliğinin modern dünyaya kesin olarak sırt çevirmesi olduğu düşünülür. Köktendincilerin, toplumdaki çürümüşlüğün ancak eskinin maneviyat dolu "altın çağ"ına dönmekle giderilebileceğini düşündükleri doğrudur. Ancak buradan onların modernizme tamamen karşı oldukları ya da gerici oldukları sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü köktendinciler sadece belirli açılardan keskin biçimde modernizme karşıdırlar. Buna en açık örnek sekülerizm ve bireyciliğe olan karşı duruştur. Ancak modern teknolojiden, kitle iletişim araçlarından da yaygın biçimde yararlandıkları görülür. Genel olarak modernizmi din sınırları içinde ele alırlar ve modernizmin dine aykırı olmayan yönlerini onaylarlar.

Köktendincilik özünde şiddet içeren bir hareket değildir; ancak köktendincilerin kimi zaman şiddet içeren siyasî eylem tarzı benimsedikleri görülmektedir. Çünkü din adına hareket ederler ve bu yolda atılan her adımın tanrının memnuniyetine neden olacağını düşünürler. Bu durum köktendincilere çok yüksek bir motivasyon sağlar ve şiddet içeren eylemlerden kaçınmazlar. Amaç dünyada tanrı iradesini hakim kılmaktır. Bu nedenle kendilerine karşı olanları sadece görüş ayrılığı olan insanlar değil, tanrının dünyadaki amaçlarını engellemeye çalışan kafirler olarak görürler.

Köktendincilik ve muhafazakârlık arasındaki farklar

Köktendincilik ile muhafazakârlık birbirlerine yakın görünseler de ikisi arasında açık farklar bulunur. Örneğin muhafazakârlık daha mütevazı, daha dengeli iken köktendincilikte daha uç fikirlere ya da keskin çıkışlara rastlamak mümkündür. Muhafazakârlık mevcut olanı korumaya daha yatkındır ve devamlılığı savunur; ancak köktendincilik açık biçimde devrimci bir yapıya sahiptir. Muhafazakârlar eliti koruma ve hiyerarşiyi savunma eğilimindedirler; ama köktendinciler biraz daha eşitlikçidirler.

Köktendinci Hristiyanlık

Köktendinci Hristiyanlık (İngilzce: Fundamentalist Christianity) Amerika'da Evanjelik-Protestan gruplarda 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan "temel" Hristiyan inançlarına (kelime anlamıyla anladıkları Kitab-ı Mukaddes'in mutlak hatasızlığı, İsa'nın bakire Meryem'den doğumu, İsa'nın insanlığın günahlarının bağışlanması için çarmıha gerilmesi, İsa'nın yeniden doğuşu vs.) dönmeyi savunan dinî akımları tanımlamak için kullanılır.

Fundamentalizm veya köktendincilik, Kitab-ı Mukaddes'in sözcüğüne okunup savunulması, hayata uygulanması için başlatılan Protestan harekete verilen bu tanımlama genişleyerek bütün dinî hareketlerdeki ideolojik öze vurgu yapan bir karaktere büründü. Kavram sıklıkla radikalizm=köktencilikle karıştırıldı.

Amerikan Hristiyan Fundamentalizmi devrim sonrası hareketlerden, binyılcılığa, evrim ve kürtaj karşıtlığına dayanır. Terimin dayanağı, kutsal metinleri bir araya getiren The Fundamentals kitabıdır. Buradaki inanış Kitabı mukaddes mutlaktır, Mesih gelecektir. Armageddon savaşı çıkacaktır. Amerikan fundamentalizmi de çeşitlidir. Evanjelikler, Metodistler, Baptistler.

Muhafazakarlık gibi, fundamentalizm de tek bir ideoloji değildir, hemen her türlü hareketin fundamentalizmi bulunabilir. 'Fundamentalizm'e kısaca yaratılışın kökenini araştırmak denilebilir.

Müslüman köktendinciliği

İslam bir dinin adıdır, dolayısıyla aktörlere endeksli bir tanım olarak müslüman köktenciliği kavramını öne çıkarmak gerekir. köktendincilik veya Radikal İslam, İslami kavramların uç derecede muhafazakâr yorumu için kullanılmaktadır. İslami köktendincilikte Kur'an'ın ve hadislerin yoruma yer bırakmadan, tam anlamıyla kelimesi kelimesine uygulanması esastır. İslami köktendincilik sadece İslamın bireysel uygulamalarıyla ilgili olabileceği gibi, cemaatler veya daha büyük sosyal gruplar seviyesinde de olabilir. İslami köktendincilik, çoğunlukla Müslüman ülkelerde yer alan çok sayıda dinî hareket ve politik partiyi tanımlamakta kullanılmaktadır. El-Kaide[5][6][7] ve Hizbullah[8][9][10][11] gibi bazı radikal İslamcı gruplar ise çok sayıda ülke tarafından terörist olarak tanımlanmaktadır. İslami köktendincilik terimi zaman zaman İslamî kuralların Batı ülkelerinde devletin seküler kanunlarının üstünde tutulması isteklerini kapsayacak şekilde de kullanılır.

Köktendinci şiddet

Köktendinci şiddet, yaptığı yıkıcı eylemleri bir dine dayayan şiddet türüne verilen addır.

Şiddet her ne kadar semavi dinlerin öğretilerinde doğrudan yer almasa da[] kutsal metinlerde geçen çeşitli salıkların şiddeti gerçekleştirenin kendisi tarafından ya da dinde imtiyaz sahibi zümreler tarafından, planlanan şiddete alet olmak için gönüllü olan bir cemaate kötü amaç doğrultusunda yorumlanmasıyla ortaya çıkar.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  • Heywood, A. (2007). Siyasî İdeolojiler, Adres Yayınları, Ankara
  • Castells, M. (2006). Kimliğin Gücü c.2., İBÜY Y., İstanbul
  1. ^ a b free dictionary fundamentalizm tanımı 6 Haziran 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (İngilizce)
  2. ^ Beit-Hallahmi, Bennjamin. "Fundamentalism" 15 Eylül 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Global Policy Forum (with "consultative status at the UN" 22 Nisan 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.), May 2000, Accessed 2008-05-14. (İngilizce)
  3. ^ Google define:fundamentalism 24 Eylül 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (İngilizce)
  4. ^ Marsden, George M. "Fundamentalism and American Culture", Oxford University Press US (1980/rev.2006) (İngilizce)
  5. ^ "Foreign Terrorist Organizations List". United States Department of State. 18 Nisan 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Ağustos 2007.  - USSD Foreign Terrorist Organization
  6. ^ "Terrorism Act 2000". Home Office. 21 Mayıs 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2007.  - Terrorism Act 2000
  7. ^ "Council Decision". Avrupa Konseyi. 28 Eylül 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2007. 
  8. ^ "UK ban on Hezbollah military arm". BBC News. 7 Şubat 2008. 12 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Aralık 2008. 
  9. ^ "Australian National Security Listing". 19 Mayıs 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Şubat 2009. 
  10. ^ "arabmediawatch.com". 20 Kasım 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Şubat 2009. 
  11. ^ ISN Security Watch (11 Mart 2005). "EU lawmakers label Hezbollah 'terrorist’ group" 25 Haziran 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. Erişim: 3 Mayıs 2007.

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Din, nadiren de olsa ilmet, genellikle doğaüstü, transandantal ve cansal unsurlarla ilişkilendirilmiş, çeşitli ayinler ve uygulamaları içeren, ahlak, dünya görüşleri, kutsal metinler ve yerler, kehanetler, etik kuruluşlarından oluşan bir sosyo-kültürel sistemdir.

Mitoloji, mit veya söylen bilimi belirli bir din veya kültürdeki insanlık ile evrenin yaratılış ve doğasını, geleneklere özgü inanç ve uygulamaların sebebini açıklamaya yönelik söylencelerin tümü. Mit (söylen) sözcüğü gerçekte doğru olmayan bir hikâye veya anlatı için tercih edilir ve çoğunlukla bir yanlışlık, doğru olmayan unsur vurgusu barındırır.

Peygamber veya yalvaç, Tanrı aracılığıyla bir dini veya dinî öğretiyi yaymakla görevlendirildiğine inanılan kişidir. Peygamberler ayrıca dinî terminolojide âyet, işaret veya mûcize denilen doğaüstü güç veya olayların kendilerine atfedildiği mitolojik veya yarı mitolojik insanlardır. İbrahimî dinlerin inananları, peygamberlerin Tanrı'dan aldıkları “vahiy” adlı mesajları diğer insanlara ulaştırdıklarına inanırlar.

<span class="mw-page-title-main">Din bilimleri</span>

Din bilimleri, dinle teolojik bakış açısıyla ve normatif yöntemlerle ve apolejetik amaçla ilgilenen ilahiyatın aksine dinleri sosyal bilimler perspektifinden ve herhangi bir dini veya dinleri apolejetik (savunmacı) gaye gütmeden ve ideolojik muhalefet tavrı içine girmeden olgusal temelde araştıran ve analiz eden çeşitli sosyal bilim disiplinlerinin ortak adı.

Din psikolojisi, insana özgü olan dinsel yaşamın psikolojik açıdan çeşitli yönlerini inceleyen bilim dalı. Diğer bir ifade ile din psikolojisi, dinin insan ruhundaki temel karakteristiklerini, davranışlara yansıyan etki durumlarını ele alır. Psikoloji duygu, düşünce ve davranışların bilimsel olarak araştırılmasını konu edinirken; din psikolojisi dinî duygu, düşünce ve davranışların araştırılmasını konu edinmiştir.

Laiklik veya laisizm, devlet yönetiminde dinin veya dinsizliğin referans alınmamasını ve devletin din veya dinsizlik karşısında tarafsız ve tepkisiz olmasını savunan ilkedir.

<span class="mw-page-title-main">Ali Şerîatî</span> İranlı sosyolog ve düşünür (1933–1977)

Ali Şerîatî, İranlı Müslüman sosyolog, düşünür ve yazar.

<span class="mw-page-title-main">Sekülerizm</span> Akıl ve mantığı esas alan örgütlü bir toplum yaratmayı amaçlayan düşünce akımı

Sekülarizm veya sekülerizm; toplumda ahiretten ve diğer dinî, ruhani meselelerden ziyade dünya hayatına odaklanılması yönündeki hareket. TDK, sekülerizm kavramına karşılık olarak dünyacılık sözcüğünü önermiştir. Sekülerizm, din merkezli veyahut dinî öğeleri sosyal, hukuki ve siyasi anlamda tayin edici kılan bir yaklaşımın tersine, bunları sosyal, hukuki ve siyasi kümeden ayıran bir yaklaşımı tanımlar. Çok geniş bir terim olan sekülerizm, içinde birçok farklı akım, tür ve teori barındırır. Seküler kelimesi, dünyevi veya çağa uygun olanı belirtir ve dünyanın nesnel hâlinin göz önünde tutulması demektir. Latince çağ anlamına gelen Saeculum sözcüğünden İngiliz dili için türetilen Secularism (Sekülerizm) Türkçeye laiklik, çağdaşlaşma veya dünyevileşme olarak üç farklı terimle çevrilebilmektedir. Fransa'da laiklik için Laïcité (Laicisme) terimi kullanılmaktadır. Bu terim, somut ve bilimsel olan ile soyut ve dinsel olanın birbirine karıştırılmamasını ifade etmektedirler.

Nefret suçu ; bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi durumlara karşı oluşmuş ön yargı sebebiyle işlenen, genellikle şiddet içeren suçlar. Zaten suç olan eylemleri kapsar ve ön yargı sebebiyle işlenilmiş olmaları suçun cezasının artmasına neden olur. Bu açıdan nefret söyleminden farklı bir kavramdır. Eğer bu suç bir defaya mahsus olarak işlenmemişse ve süreklilik arz ediyorsa, suç işleyenler nefret grubu olarak adlandırılırlar. Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denir.

Bidat, kelime itibarıyla sonradan ortaya çıkan şey, yenilik olup, İslam hukukuna göre örneksiz bir şey yapmak, yepyeni bir iş ortaya koymak, genel kanaate aykırı davranışta bulunmak ve daha önce benzeri olmayan bir şeyi icat etmek gibi anlamlara gelir.

Ilımlı İslam, aşırı görüşleri reddeden modernist İslam yorumlarına Batı'da verilen ad. Cihatçı radikal İslam yorumları ile karşıt anlamlı olarak kullanılır.

Sekülerite veya sekülerlik, dinle ilişkisiz veya dine karşı tarafsız olma durumudur. Latince saecularis, "dünyevi" veya "geçici" anlamına gelmekte olup devlet ve dinin ayrı olması veya özellikle bir dine bağlı veya karşı olmama anlamını taşır. Sıfat hali sekülerdir.

Sosyal bilimlerde, siyasi ideoloji, belirli bir toplumsal hareketin, kurumun, sınıfın veya büyük bir grubun etik ideallerini, prensiplerini, doktrinlerini, mitlerini veya sembollerini açıklayan ve toplumun nasıl çalışması gerektiğini ve belirli bir toplumsal düzen için bazı siyasi ve kültürel bir plan sunan bir dizi fikirler bütünüdür. Siyasi ideoloji, gücün nasıl dağıtılması gerektiği ve hangi amaçlar için kullanılması gerektiği konularıyla ilgilenir. Bazı siyasi partiler belirli bir ideolojiyi sıkı bir şekilde takip ederken diğerleri genel olarak ilgili ideolojiler grubundan ilham alabilir, ancak belirli bir ideolojiyi açıkça benimsemezler. Bir ideolojinin popülaritesi, bazen çıkarları doğrultusunda hareket eden ahlaki girişimcilerin etkisiyle de ilgilidir. Siyasi ideolojilerin iki boyutu vardır: (1) hedefler: toplumun nasıl organize edilmesi gerektiği; ve (2) yöntemler: bu hedefe ulaşmanın en uygun yolu.

<span class="mw-page-title-main">Din ve Marksizm</span>

Marksizm ve din, Marksizm akımı ile dinlerin karşılık ilişkileri, koşutlukları ve karşıtlıkları ile ilgilenir.

İslami köktendincilik veya radikal İslamcılık, İslam dininin temellerine dönmek anlamına gelen, dinin temel elemanlarını sosyal hayata egemen kılmak amacındaki hareketlere verilen ad. Başlangıçta modern mevcut ideolojilere karşı alternatif bir sistem oluşturma amacı taşırken, akımların liderleri tarafından dinsel anlayışın gerektirdiğine inanılan sosyal hayatı şiddet uygulayarak diğerlerine kabul ettirmek biçimine dönüşmüştür. Günümüz toplumlarında olumsuz bir imaj yaratmış ve tutuculuk, kültürel gerilik, bağnazlık, hoşgörüsüzlük, temel insan haklarını yok saymak ve dışlayıcılıkla özdeşleştirilmiştir.

Modernleşme teorisi sanayileşmiş Batı toplumlarının ya da G-7 ülkelerinin sahip olduğu yapı, kurum, değer ve sistemlere sahip olmak amacı ile sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda gelişmekte olan ülkeler (GÖÜ) ve az gelişmiş ülkeler (AGÜ) tarafından yapılan tüm düzenlemelere modernleşme denir. Modernleşme teorisi ise gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin gelişmeleri için, gelişmiş ülkelerin keşfettiği yöntemleri izleme dışında bir yolunun olmadığını savunan uluslararası politik ekonomi görüşüdür. Avrupa şartlarında ortaya çıkmış olan bu durum, modern olarak adlandırılırken, buna karşılık "modern olmayan" bir öteki yaratılarak "gelenek" adı verilmiştir. Batı Avrupa'da "Rönesans ve Reform Hareketleri" ile ortaya çıkmış ve Fransız İhtilali ile devam etmiştir. Temeline bakıldığı zaman, " eski rejime " düşünce yapısına ve inanç sistemine zıt olarak geliştirilen bir tepki olduğu görülebilir. Bu süreçte ortaya çıkan yönetim şekli, düşünce yapısı ve fikir akımları gibi bazı unsurlar eski düzenin değişme vakti geldiğinin habercisidir. Bu sayede eski rejim değişerek modern rejime geçildi. Modernleşme, sürekli olan bir değişimi, farklılaşmayı temel alan dinamik bir süreçtir. Bu sebeple modern insanlar arasında iletişim çok hızlı ve mesafeli bir duruma gelmiştir. Nüfusun artması ile birlikte artan iş bölümü, herkesin ayrı bir işlevi olması sebebi ile aralarında bir bağımlılık ilişkisi olan yapı anlamında farklılaşmış bir toplumu meydana getirmiştir.

Ilımlı, özellikle siyaset ve din açısından radikal veya aşırı görüşlerin reddini belirleyen ideolojik bir kategoridir. Ilımlı, aşırı görüşlerden ve büyük sosyal değişimlerden kaçınarak herhangi bir ana akım pozisyonunu kabul eden biri olarak kabul edilir. Birleşik Devletler siyasetinde ılımlı, sol-sağ siyasi yelpazede merkezi bir konuma sahip olan biri olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">İntegralizm</span> Genellikle Katolik inancının kamu hukukunun temeli olması gerektiğini savunan ideoloji

Siyaset biliminde integralizm veya bütünleştirmecilik olarak adlandırılan, pek çok çeşidi olmasına rağmen genel olarak Katolik inancının sivil toplum bünyesindeki kamu hukukunun ve politikasının temeli olması gerektiğini savunan ve böylece Katoliklerin toplum üzerinde üstün bir konumda bulunmasını mümkün kılan bir prensiptir. İntegralistler, Papa IX. Pius'un, sivil gücün dini tarafsızlığının ideal olarak kabul edilemeyeceğini belirten 1864 yılında yayınladığı Quanta cura genelgesini ve XIII. Leo'nun, devletin dini yükümlülükleri hakkındaki Immortale Dei doktrinini desteklerler. "İnsanların ve toplumların gerçek dine ve bir Mesih Kilisesi'ne karşı ahlaki görevlerine ilişkin bu geleneksel Katolik doktrini", İkinci Vatikan Konseyinin Dini Özgürlük Bildirgesi tarafından bozulmadan bırakılmıştır. Bu yüzden integralistler, genellikle Konsil ile ilişkili olarak, "Konstantin Çağı'nın Hristiyan Alemi'nin Yadsınmasını" kabul etmiyorlar.

Din karşıtlığı (Antireligion), her türlü dine karşı çıkmaktır. Örgütlenmiş dine, dinî ayinlere ve dinî kurumlara karşı çıkmayı içerir. Din karşıtlığı terimi, örgütlenmiş olsun ya da olmasın belirli doğaüstü ibadet veya uygulama biçimlerinin karşıtlığı olarak da kullanılmıştır.