İçeriğe atla

Kuvaterner tarihlendirme yöntemleri

Tarihlendirme (veya yaşlandırma) yöntemleri özellikle sağladığı yüksek doğruluk derecesi ve güvenilir sonuçlar veriyor olması nedeniyle başta yerbilimleri olmak üzere birçok disiplin tarafından, çok çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır.

Sidereal yöntemler

Dendrokronoloji veya ağaç halkalarından tarihlendirme

Ağaç halkaları her yıl büyür. Bir ağaçtan küçük bir sondajla örnek alınarak halkalar sayılır ve bu şekilde son derece yüksek güvenilirlikte dendrokronolojik bir zaman ölçeği oluşturulabilir ve karbon-14 tarihlemesi ile denetimleri gerçekleştirilebilir.[1] Kuvaterner çalışmalarında dendrokronoloji yöntemi birçok alana uygulanabilir. Örneğin; İklim çalışmalarında, jeomorfolojinin (dendrojeomorfoloji) kendi içindeki birçok alanda; buzul çalışmalarında (dendroglasiyoloji), volkanik faaliyetlerde (dendrovolkanoloji), depremler ve kaya glasiyelleri çalışmalarında, enkaz akışları, kaya düşmeleri ve heyelan sahalarının belirlenmesinde, çığlar, termokarst süreçleri, seviye değişiklikleri, flüvyal süreçlerin yaşlandırılması ve kumul hareketleri gibi çalışmalarda dendrokronoloji yöntemi uygulanır.[2]

Varv kronolojisi

Başta buzul gölleri olmak üzere, birçok gölde bulunan farklı çökel katmanları yıllık olarak oluşmaktadır. Bazı göllerde varv katmanları binlerce yıl geriye gidebilmektedir. Varvlar jeolojik kayaç oluşumlarında, hatta Prekambriyen yaşlı çökellerin içinde dahi ayırt edilebilir.

Sıklerokronoloji

Mercanlar ve yumuşakçalardaki yıllık büyüme şeritlerinin sayılması esasına dayanan deneysel bir yöntemdir.

İzotopik yöntemler

Radyokarbon

Radyokarbon, uzaydan Yer atmosferine ulaşan kozmik ışın nötronları ile atmosferin üst katında bulunan nitrojen atomları arasındaki kimyasal etkileşimin bir ürünüdür. Bu etkileşim, nitrojen atomunun 14C izotopunu meydana getirmek üzere nötron kazanması ve bir proton kaybetmesi sürecini içermektedir. 14C, oluşumunu takiben atmosferde çok hızlı bir şekilde okside olarak 14CO2 molekülünü meydana getirir ve diğer radyoaktif olmayan CO2 molekülleriyle birleşerek stratosferik rüzgarlarla tüm atmosfere yayılır. Böylelikle biyosfere dahil olan radyokarbon, bitkiler tarafından gerçekleştirilen fotosentez ve hayvanların bitki tüketimi süreçleriyle besin zincirine girerek küresel karbon döngüsünün bir parçası haline gelir.[3] Amerikalı kimyacı Williard Libby 1947 yılında bitkilerin fotosentez esnasında karbon-14'ü absorbe ettiğini belirlemiştir. Canlının ölümü gerçekleştiği zaman fotosentez duracağı için karbon-14'ünde emilimi sona erecek ve mevcut karbon-14 bilinen oranda radyoaktif bozuşmaya başlayacaktır. Libby, bir bitkinin kalıntılarında mevcut olan kalıntı karbon-14 konsantrasyonunun ölçümüyle bitkinin ölümünden bu yana geçen zamanın hesaplanmasının mümkün olabileceğini keşfetmiş ve bu buluşuyla 1960 yılında kimya dalında Nobel ödülünü almıştır.[4] Kuvaterner süreçlerinin aydınlatılmasında kullanılan radyokarbon (Karbon-14, 14C) tarihlendirme yöntemi, jeolojik zaman kavramı içinde en önemli buluşlardan birisidir. Radyokarbon tarihlendirmeleri Kuvaterner döneminin son 45 – 50 bin yıllık bölümüne hitap eder.[4]). Karbon-14, odun kömürü, turba, kemik, hayvan dokusu, deniz kabukları, mağara çökelleri, yeraltı suyu, deniz suyu ve buzda bulunur. Dolayısıyla yöntem için kullanılacak materyallerin çoğu bunlardır. Bu yöntem arkeologlara ve Kuvaterner paleoekolojisi çalışanlara, Geç Pleyistosen ve Holosen Dönemleri için yüksek güvenilirlikte yaşlandırma yapma imkânı sağlar. Uygulamada radyokarbon tarihleme yönteminin bir dizi hata kaynağı bulunmaktadır. Bu hata kaynaklarının başlıcaları şunlardır: (a) Kirlenme, (b) İzotopik ayrışma, (c) Denizel rezervuar etkisi, (d) 14C üretimindeki değişkenliktir.[3]

Kozmojenik izotoplar

Yüzey yaşlandırma olarak da adlandırılan kozmojenik yaşlandırma yöntemi ile herhangi bir kayacın veya sedimanın ne kadar süredir yeryüzünde yüzeylendiği belirlenebilmektedir. Kuvaterner devrine ait bir yerşeklini oluşturan sedimanı kullanarak, kayacın oluşum yaşı ne olursa olsun, kozmojenik yöntem aracılığıyla depolanma yaşı ölçülebilmektedir.[5] Kozmojenik nüklit jeokronolojisi, kozmik radyasyona maruz kalan materyallerde oluşan belirli nüklitlerin zaman içerisindeki birikimin ölçülmesi esasına dayanmaktadır.

Dünya atmosferini sürekli olarak bombardımana tutan yüksek enerjili kozmik ışınların büyük bir kısmı, kaynağını Samanyolu Galaksisi içerisindeki süre nova patlamalarından almaktadır. Bu ışınlar yer atmosferiyle çarpıştığından büyük oranda nötronlardan oluşan ikincil kozmik ışınlar meydana gelmekte ve bunların oldukça az bir kısmı yer kabuğuna ulaşabilmektedir. İkincil kozmik ışınların karasal malzemeyle teması sonucunda, bu malzemelerin en üst 1-2 metrelik kozmojenik nüklitler oluşmaktadır. Radyasyona maruz kalan karasal malzemelerin yüzeyinde zamanla biriken bu kozmojenik nüklitlerin ölçülmesi, materyallerin ne zamandan beri gün yüzü gördüğünün kantitatif (sayısal) olarak belirlenmesini sağlamaktadır. Kozmojenik nüklit yöntemi jeomorfolojik birimlerin yaşı, denüdasyon oranı, belirli jeomorfolojik süreçlerin zamanlamasının belirlenmesinde; arkeolojik açıdan ise fosillerin, insan yapımı araç gereçler ve yapılar ile kayaç-sediment yüzeylerinin tarihlenmesinde kullanılabilmektedir.[3]

Potasyum-argon

1960'lı yıllarda geliştirilen ve büyük ölçüde volkanik kayaçların yaşının belirlenmesi için uygulanan argon radyometrik tarihleme yöntemi, potasyum-40 (40Ar) hazına radyoaktif bozunumu esas alan bir jeokronolojik sistemdir. Argon izotop tarihlemesinde jeokronolojik olarak iki farklı yaklaşım vardır ve bunlardan birincisi potasyum-argon (40K/40Ar) yöntemidir. Eriyik haldeki lavın soğuma sürecinde, lavın içerisindeki 40K izotopun bozunumuyla 40Ar gazı atmosfere karışmaktadır; ancak lavın soğumasıyla ideal koşullar altında, lavın içerisindeki bu radyoaktif gaz kaçacak yer bulamaz ve kayacın içerisine hapsolur. Yani, lavın soğumasıyla izotopik saat ‘’sıfırlanır’. Kayaç içerisinde hapsolan bu bozunma ürünü izotop, zamanın bir fonksiyonu olarak kayaç içerisinde birikir. Volkanik kayaçtan alınan bir örneğin laboratuvar ortamında incelenmesiyle, volkanik kayacın ne zaman soğuduğunu, dolayısıyla da volkanik aktivitenin ne zaman gerçekleştiğini anlamış oluruz.[3]

Argon izotop tarihlemesinde jeokronolojik olarak ikinci yaklaşım argon-argon (40Ar/39Ar) yöntemidir. Bu tarihleme yöntemi, Kuvaterner ve öncesinde meydana gelmiş volkanik malzemelerin tarihlendirilmesi için kullanılır. Sahip olduğu düşük hata payından dolayı 40Ar/39Ar yöntemi genç volkanik olayların güvenilir bir kronolojisinin oluşturulması açısından konveksiyonel 40K/40Ar yöntemine göre belirgin avantajlara sahiptir. Argon tarihleme yöntemi direkt olarak meydana gelen volkanik olayların yaşının belirlenmesi için kullanılabileceği gibi, aynı zamanda çeşitli jeolojik ve jeomorfolojik birimlerin rölatif olarak tarihlendirilmesinde de kullanılabilmektedir. Örneğin, yanal atımlı bir fayın ne kadar zamandır aktif olduğu ve yıllık ortalama hareket miktarı, argon yöntemiyle tarihlendirilen bir volkanik birimin zaman içerisinde ne kadar ötelendiğinin hesaplanmasıyla bulunabilir.[3]

Uranyum serileri

Kuvaterner biliminde Radyokarbon tarihlendirme yöntemlerinden sonra en çok kullanılan yöntemlerden birisi de Uranyum serileri tarihlendirmesidir. Bu yöntemler II. Dünya Savaşı'ndan sonra geliştirilmiş olup, volkanik kayaçlar, denizel sedimanlar, kemik, diş, yumuşakçalar, mağara çökelleri, resif oluşturan mercanlar, derin deniz mercanları, turba ve travertenler gibi değişik maddelere uygulanmaktadır. Bunların içinde resifal mercanlar ve mağara çökelleri, tarihlendirmeleri Kuvaterner iklim ve deniz seviyesi değişimlerinin detaylarını anlamak ve Radyokarbon zaman cetvelinin kalibrasyonunu oluşturmak için büyük öneme sahiptir.[4]

Kurşun-210

Bu yöntem, kurşun-210'un radyoaktif bozunmayla kurşun-206'ya dönüşmesi esasına dayalıdır.

Uranyum-kurşun

Bu yöntem, uranyum ve toryumdaki küçük radyojenik kurşun zenginleşmelerini belirlemek için normalleştirilmiş kurşun izotoplarının kullanılması esasına dayalıdır.

Radyojenik yöntemler

Fizyon izi

Fizyon izleri tarihlendirmesi çeşitli mineral (zirkon, apatit, titanit) ile doğal ve yapay camlar için kullanılmaktadır. Fizyon izleri, camlarda konik çukurluklar, mikalarda elmas, zirkon ve apatitlerde ise iğne şekilleriyle tanınırlar. Yöntem özellikle oluşumundan bu yana tekrar ısıtılmamış göreceli genç örnekler için kullanılır ve bu yüzden arkeoloji ve jeolojinin potansiyel ilgi alanı içindedir. Arkeoloji çalışmalarındaki önemi, özellikle eski çağlarda çeşitli amaçlar için kullanılmış obsidyenlerden elde edilen tarihlendirmelerle obsidyenlerin kaynak alanları ve eski ticaret yollarının anlaşılması gibi konularda önemli bilgilere olduğu söylenebilir. Cam ya da minerallerde doğal olarak oluşan 238U fizyon izlerinin optik mikroskoplarla sayılması esasına dayanır. Fizyon izleri yöntemi geniş bir zaman aralığında tarihlendirme yapabilmeyi sağlaması yönünden, ayrıca Kuvaterner tarihlendirmelerinde en çok tercih edilen yöntemlerden birisidir.[4]

Lüminesans

Bu yöntem, üzerinin örtülmesinden sonra tekrar açığa çıkartılmış olan kuvars veya feldspat kristallerinin daha önce maruz kaldığı radyasyon miktarının ölçülmesi esasına dayalıdır.

Elektron devir rezonansı

Bu yöntem elektrik yüklerinin, silikatlı mineral depolarının doğal radyasyondan kaynaklanan hasarlı kristal kafesleri içerisindeki birikimini ölçer.

Kimyasal ve biyolojik yöntemler

Amino asit rasemizasyonu

Bu yöntem, organik kalıntılarda korunmuş olan proteinlerde zamana bağlı olarak meydana gelen kimyasal gelişimleri esas alır. Rasemizasyon hızı sıcaklıktan etkilendiğinden yaşlandırma için derin mağaralar gibi sıcak değişimlerinin olmadığı yerlerden örnekler alınır.

Obsidyen hidrasyonu

Bir obsidyen yüzeyi üzerindeki hidrasyon yüzeyinin kalınlığındaki artışa bağlı bir yöntemdir.

Likenometri

Yeni yüzeylenmiş bir kaya üzerindeki likenlerin büyümesi esasına dayalı bir yöntemdir.

Jeomorfik yöntemler

Toprak profili gelişimi

Bu yöntem, toprağın A horizonunun kalınlığı ver organik içeriğini, B horizonunun gelişimini ve bütünüyle Profil Gelişim İndeksi gibi toprak gelişim derecelerinin ölçümlerini kullanır.

Kayaç ve mineral ayrışması

Ayrışmaya maruz kalan kayaçlar ve minerallardeki bozulmaları kullanan bir yöntemdir.

Sarplık morfolojisi

Yamaç profilinde zaman içinde yüzeydeki jeomorfik süreçlerden kaynaklanan değişimleri esas alan bir yöntemdir.[6]

Korelasyon yöntemleri

Paleomanyetizma

Demir içeren bazı mineraller veya taneler, kritik bir seviye olan Curie sıcaklığının üzerine çıkan bir sıcaklıkla ısıtıldıklarında, yeryüzünün manyetik alanına duyarlı hale gelir. Kritik seviyelerinden daha yüksek seviyelere ısıtılan kayaların içindeki mineral ve taneler, oluşumları esnasında etkili olan manyetik alan yönelimini korurlar. Kayaçların bağımsız yollarla yaşlandırılabildiği yerlerde, paleomanyetik bir zaman ölçeği düzenlenebilir. Bu zaman ölçeği, paleomanyetik kalıntıların tek başına kullanıldığı diğer yerlerde uygulanabilir.

Tefra kronolojisi

Bu yöntem kendine özgü özellikleri sayesinde tefraların bireysel olarak ayrılması ve onların önceden tarihlendirilmiş bir kronoloji ile korelasyon esasına dayanır.

Paleontoloji

Bu araştırma yöntemi ya bir türün evrimsel gelişimini veya zoocoğrafik bölgelerdeki kaymaları esas alır.

İklimsel korelasyonlar

Bu yöntem yer şekillerini ve depoları yaşı bilinen küresel iklim değişimleriyle ilişkilendirir.

Kuvaterner tarihlendirme yöntemlerinin tablosal gösterimi

YöntemYaş arlığı (yıllar)Yöntemin Temeliİhtiyaç Duyulan Materyaller
Sidereal Yöntemler
Dendrokronoloji0-10.000Yaşayan ağaçların büyüme halkaları veya halka genişliği kronolojisinin diğer ağaçlarla ilişkilendirilmesiAğaçlar ve kültürel materyaller (örn. gemi keresteleri)
Varv Kronolojisi0-200.000Mevsimlik sediman tabakalarının bugünde geriye doğru sayılması veya eski bir serinin devamlı bir kronolojiyle ilişkilendirilmesiBuzul, göl, deniz, toprak ve sulak deopları
Sıklerokronoloji0-800Mercanlar ve yumuşakçalardaki yıllık büyüme halkaların sayılmasıDenizel fosili depolar
YöntemYaş Aralığı (yıllar)Yöntemin Temeliİhtiyaç Duyulan Materyal
İzotopik yöntemler
Radyokarbon100-60.000Organik doku veya karbonatlardaki karbon-14'ün radyoaktif bozulmayla nitrojen-14'e dönüşmesiÇeşitli kimyasal ve biyojenik sedimanlar
Kozmojenik nüklitler200-8.000.000Kozmik radyasyona maruz kalmış olan kayaç ve topraklarda kozmojenik nüklitlerin oluşumu, birikimi ve bozulmasıYer şekillerinin yüzeyleri
Potasyum-argon, argon-argon10.000-10.000.000+otasyum içeren silikat minerallerinde tuzaklanan potasyum-40'ın kristalizasyon sırasında radyoaktif bozulmayla argon-40'a dönüşmesiBiyojenik kökenli olmayan göl depoları ve topraklar, magmatik ve metamorfik kayaçlar
Uranyum serileri100-400.000Biyojenik, kimyasal ve sedimanter minerallerdeki uranyum ve yavru izotopların radyoaktif olarak bozunmasıBataklık depoları dışındaki kimyasal ve biyojenik depolar
Kurşun-210<200Kurşun-210'un radyoaktif bozunmayla kurşun-206'ya dönüşmesiKimyasal depolar ve sulak alanların biyojenik depoları
Uranyum-kurşun, toryum-kurşun10.000-10.000.000+Uranyum ve toryumdaki küçük radyojenik kurşun zenginleşmelerini belirlemek için normalleştirilmiş kurşun izotoplarının kullanılmasıLavlar
YöntemYaş Aralığı (yıllar)Yöntemin Temeliİhtiyaç Duyulan Materyaller
Radyojenik Yöntemler
Fizyon izi2.000-10.000.000Zirkon, apatit veya camlarda iz elemanı olarak bulunan uranyum-238'in, kayaçların doğal yolla gerçekleşen fizyon reaksiyonuyla bozunmasından kaynaklanan hasar izlerinin (fizyon izlerinin) birikimiKültürel materyaller, magmatik kayaçlar
Lüminesans100-300.000Elektronların, silikatlı mineral depolarının doğal radyasyondan kaynaklanan hasarlı kristal kafesleri içerisindeki birikimiEolien depolar, flüvyal depolar, denizel kimyasal ve klastik depolar, kültürel materyaller, silisli magmatik kayaçlar
Elektron devir rezonansı1000-1.000.000Elektrik yüklerinin, silikatlı mineral depolarının doğal radyasyondan kaynaklanan hasarlı kristal kafesler içerisindeki birikimiKültürel materyaller, karasal ve denizel fosiller, magmatik kayaçlar
YöntemYaş Aralığı (yıllar)Yöntemin Temeliİhtiyaç Duyulan Materyaller
Kimyasal ve biyolojik yöntemler
Amino-asit rasemizasyonu500-1.000.000Fosil organik materyaller içindeki L-amino asitlerinin, D-amino asitlerine rasemizasyonuKarasal ve denizel bitki hayvan kalıntılarını
Obsidyen hidrasyonu100-1.000.000Obsidiyen yüzeyi üzerindeki hidrasyon yüzeyinin kalınlığındaki artışKültürel materyaller, flüvyal kökenli çakıllar, buzul depoları, göl ve denizlerdeki klastik depolar, silisli magmatikler ve piroklastik kayaçlar
Likenometri20-500Yeni açığa çıkmış kaya yüzeylerinde likenlerin büyümesiÜzerinde liken bulunan yeni açığa çıkmış yüzeyler
YöntemYaş Aralığı (yıllar)Yöntemin Temeliİhtiyaç Duyulan Materyaller
Jeomorfik yöntemler
Toprak profili gelişimi8.000-200.000Ayrışma ve pedojenik süreçlerden kaynaklanan toprak özelliklerindeki sistematik değişimlerTopraklar ve yer şekillerinin çoğu
Kayaç ve mineral ayrışması0-300.000Ayrışma etkenlerine maruz kalan kayaç ve minerallerin sistematik olarak değişmesiYer şekilleri
Sarplık morfolojisi2.000-20.000Yüzeydeki süreçler sonucunda yamaç profilindeki (dik ve köşeliden, hafif eğimli ve yuvarlaklaştırılmışa doğru) değişimlerFay diklikleri ve diğer sarplık benzeri özelliğe sahip yer şekilleri(örn. Sekiler)
YöntemYaş Aralığı (yıllar)Yöntemin Temeliİhtiyaç Duyulan Materyaller
Korelasyon yöntemleri
Paleomanyetizma
Sürekli değişmeler0-10.000Yerküre'nin manyetik alanındaki sürekli değişimlerin manyetik minerallerde kaydedilmiş olmasıUygun kültürel materyaller, sedimanlar ve kayaçlar
Terselme Stratigrafisi800.00-10.000.000+Manyetik mineraller içindeki Yerküre'nin manyetik alanındaki terselmelerin kaydedilmesiUygun sedimanlar ve magmatik kayaçlar
Tefra Kronolojisi0-10.000.000+Kendilerine özgü özellikleriyle her bir tefranın belirlenmesi ve önceden tarihlendirilmiş bir kronolojiyle ilişkilendirilmesiPiroklastik kayaçlar
Paleontoloji
Mikromemelilerin Evrimi8.000-8.000.000Mikromemelilerin evrimiKarasal hayvanların kalıntıları
Denizel Zoocoğrafya30.000-300.000Denizel omurgasızların zoocoğrafik yayılım alanlarında iklime bağlı olarak meydana gelen değişmelerDenizel fosilli depolar
İklimsel Korelasyonlar1.000-500.000Yaşı bilinen küresel iklim değişmeleri ile yer şekilleri ve depoların ilişkilendirilmesiGenelde sedimanter materyaller ve yer şekilleri

Kaynakça

  1. ^ Uncu, L., 2015. Yaşlandırma Yöntemleri. İç: Jeomorfolojinin Temelleri, Ed: Doğan, U., Nobel Yay. Ankara
  2. ^ Avcı, M., 2012. Dendroronoloji. İç: Kuvaterter Bilimi, Ed: Kazancı, N. Ve Gürbüz, A., Ankara Üniversitesi Yayınları, Ankara.
  3. ^ a b c d e Bekaroğlu, E., 2014, Radyometrik Tarihleme Metodları. İç: Coğrafya Araştırma Yöntemleri, Ed: Arı, Y. ve Kaya, İ., Coğrafyacılar Derneği, Balıkesir
  4. ^ a b c d Çelik, Ö. F., 2012, Radyometrik Tarihlendirme Yöntemleri; 40K/40Ar, 40Ar/39Ar, 14C, U/Th ve Fizyon İz. İç: Kuvaterter Bilimi, Ed: Kazancı, N. Ve Gürbüz, A., Ankara Üniversitesi Yayınları, Ankara
  5. ^ Sarıkaya, M. A. 2012b. Kozmojenik Yaşlandırma Yöntemleri; Teori ve Uygulama Alanları. İç: Kuvaterter Bilimi, Ed: Kazancı, N. Ve Gürbüz, A., Ankara Üniversitesi Yayınları, Ankara
  6. ^ Uncu, L., 2015. Yaşlandırma Yöntemleri. İç: Jeomorfolojinin Temelleri, Ed: Doğan, U., Nobel Yay. Ankara.

İlgili Araştırma Makaleleri

Arkeolojik kazılarda ele geçen buluntuların bir kısmı, içinde karbon elementi bulunan çeşitli organik buluntulardır. Karbon içeren organik buluntularda eser olarak bulunan radyoaktif 14C (radyokarbon) izotopunun yoğunluğu ya da radyoaktivitesi ölçülerek söz konusu buluntular ve bu buluntuların ele geçtiği tabakalar ve kontekstler tarihlenebilir. Radyokarbon tarihleme yöntemi, bulunduğu 1950 yılından günümüze, yaklaşık son 50 bin yılda yeryüzünde meydana gelen arkeolojik, paleobotanik ve yerbilimsel olayların mutlak tarihlenmesi için kullanılan ana yöntem durumuna gelmiştir. Arkeolojik kazılarda ele geçen ve karbon içeren her organik buluntu radyokarbon yöntemiyle tarihlenebilir. Tarihlenmek üzere toplanan buluntulara örnek adı verilir. Tarihlenecek örnekler olarak ağaç parçaları, odun kömürü, kurumuş bitkiler, tahıl taneleri, dokuma parçaları, deri, hayvan kabukları, kemik, yemek artıkları sayılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Stratigrafi</span> Kaya katmanlarının ve oluşumlarının incelenmesi

Stratigrafi, katmanbilim ya da tabakabilim. Yerkabuğunun kısımları olarak ele alınan tabakalı kayaların formasyonlardan, bileşimlerden, istiflenmelerden ve korelasyonlarından söz açan jeoloji koludur. Bir alan veya bölgedeki kayaların nitelik, kalınlık, istiflenme, yaş ve korelasyon yönlerinden ele alan tasvirci jeoloji bölümüdür.

<span class="mw-page-title-main">İzotop</span> Aynı elemente ait farklı atomlara verilen isim

İzotoplar, periyodik tabloda aynı atom numarasına ve konuma sahip olan ve farklı nötron sayıları nedeniyle nükleon sayıları bakımından farklılık gösteren iki veya daha fazla atom türüdür. Belirli bir elementin tüm izotopları neredeyse aynı kimyasal özelliklere sahipken, farklı atomik kütlelere ve fiziksel özelliklere sahiptirler. İzotop terimi, "aynı yer" anlamına gelen Yunan kökenli isos ve topos 'den oluşur; isimin anlamı ise, tek bir elementin farklı izotoplarının periyodik tabloda aynı pozisyonda yer alması anlamına gelir. Margaret Todd tarafından 1913 yılında Frederick Soddy'ye öneri olarak sunulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Jeokronoloji</span> kayaların kendisinde bulunan imzaları kullanarak kaya, fosil ve sediman yaşını belirleme bilimi

Jeokronoloji, kayaların kendisinde bulunan imzaları kullanarak kaya, fosil ve sediman yaşını belirleme bilimidir. Mutlak jeokronoloji radyoaktif izotoplarla gerçekleştirilebilirken, göreceli jeokronoloji paleomanyetizma ve kararlı izotop oranları gibi araçlarla sağlanır. Birden fazla jeokronolojik göstergeleri birleştirerek, geri kazanılan yaşın hassasiyeti geliştirilebilir.

<span class="mw-page-title-main">Nüklit</span>

Nüklit ya da nükleer tür; atom numarası (Z), kütle numarası (A) ve nükleer enerji durumuna göre nitelenen herhangi bir atom türüdür. Bu nitelemede; atom numarasını oluşturan proton sayısı ve proton sayısıyla birlikte kütle numarasını oluşturan nötron sayısı (N) değerlendirilirken, söz konusu enerji durumunun yarı ömrü de gözlem yapmayı sağlayacak kadar (genellikle 10-10 saniyeden) uzun olmalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Biyotit</span>

Biyotit (K(Mg, Fe)3AlSi3O10(F, OH)2), mika ailesinin koyu renkli demirce zengin üyesidir. Diğer mikalar gibi levha yapısına sahiptir. Biyotit siyah parlak görünüşe sahiptir, bu onu diğer ferromagnezyen minerallerden ayırmaya yardım eder. Hornblend gibi biyotit de granit gibi kıtasal kayaçların bileşenidir.Biyotit 1998 yılına kadar mineral parçası olarak görülmüş fakat 1998 yılında Uluslararası Mineral Birliği tarafından mineral grubu olarak adlandırılmıştır. Biyotit terimi hala arazide bulunup analiz edilmemiş koyu renkli mika parçalarını tanımlamada kullanılmaktadır.Biyotit ismi 1847 yılında Fransız fizikçi Jean Baptiste Biot'un anısına ve yaptığı çalışmalara ithafen J.F.L Hausmann tarafından verilmiştir.Biyotit grubun üyeleri levha silikat minerallerdir. Demir,magnezyum,silikon,alüminyum,oksijen ve hidrojen elementleri bir araya gelerek potasyum iyon bağlarıyla birbirlerine zayıf bir şekilde bağlanırlar. "Demir Mika" terimi bazen demir yönünden zengin biyotitler için kullanılır bazı durumlarda dolgun mika yapılı hematitlerde de kullanılır. Biyotit bazı durumlarda "Siyah Mika" olarak da adlandırılır.

Yarı ömür, genel olarak, azalmakta olan bir maddenin baştaki miktarın yarısına düşmesi için gereken zaman. Bu zaman T1/2 olarak gösterilir. Birimi zaman birimidir. Yarı ömür kavramı özellikle radyoizotop denilen izotopların bozunma hesaplarında kullanılır.

Paleoklimatoloji, doğrudan ölçümlerin alınmadığı iklimlerin incelenmesidir. Araçsal kayıtlar Dünya tarihinin yalnızca küçük bir bölümünü kapsadığından, eski iklimin yeniden inşası, doğal çeşitliliği ve mevcut iklimin evrimini anlamak için önemlidir. Paleoklimatoloji, kayalar, tortular, sondaj delikleri, buz tabakaları, ağaç halkaları, içinde korunmuş verileri elde etmek için Dünya ve yaşam bilimlerinden çeşitli PROXY yöntemlerini kullanır. Vekilleri tarihlendirme teknikleriyle birleştirilen bu paleoiklim kayıtları, Dünya atmosferinin geçmiş durumlarını belirlemek için kullanılır.

Potasyum-argon yaş tayini veya K-Ar yaş tayini, jeokronoloji ve arkeolojide kullanılan bir radyometrik yaş tayini yöntemidir. Argon (Ar) içindeki potasyum (K) izotopunun radyoaktif bozunma ürününün ölçülmesine dayanır. Potasyum mika, kil mineralleri, tefra ve evaporit gibi birçok malzemede bulunan ortak bir elementtir. Bu malzemelerde, çürüme ürünü 40Ar sıvı (erimiş) kayadan dışarı kaçabilir ama kaya katılaştıkça birikmeye başlar. Yeniden kristalleşmeden (rekristalizasyondan) sonra geçen süre, biriken 40Ar miktarı ile arta kalan 40K miktarının oranının ölçülmesi ile hesaplanır. 40K'nin yarılanma süresi, bu yöntemin birkaç bin yıldan daha eski numunelerin mutlak yaş tayinini hesaplamak için kullanılmasına olanak tanır. Jeomanyetik kutup zaman ölçeği, büyük ölçüde K-Ar yaş tayini ile kalibre edilmiştir.

Kozmojenik nüklitler, kozmik ışın ufalanmasının neden olduğu güneş sistemindeki bir atom çekirdeği ile birlikte yüksek enerjili bir kozmik ışın etkileştiğinde oluşan nadir izotoplardır. Bu izotoplar Dünya'nın atmosferinde kaya ve toprak gibi, Dünya dışında göktaşları gibi maddelerde üretilen materyallerdir. Kozmojenik izotopları ölçen bilim adamları, jeolojik ve astronomik süreçlerin aralığı hakkında fikir elde edebiliyor. Hem radyoaktif ve istikrarlı izotoplar vardır. Bu radyoizotopların bazıları Trityum, Karbon-14, Fosfor-32’dir.

<span class="mw-page-title-main">Nükleosentez</span> Başta proton ve nötronlar olmak üzere önceden var olan nükleonlardan yeni atom çekirdekleri yaratan süreç

Nükleosentez, daha önceden var olan çekirdek parçacıklarından, esasen proton ve nötronlardan, yeni atomik çekirdeklerin yaratılması sürecidir. İlk atomik çekirdekler, Büyük Patlama'dan yaklaşık üç dakika sonra, Büyük Patlama nükleosentezi olarak bilinen sürecin sonunda oluşmuştur. Hidrojen ve helyumun ilk yıldızların bileşenlerini oluşturması ve kainatın bugünkü hidrojen/helyum oranı o zamanlara dayanır.

<span class="mw-page-title-main">Azerbaycan jeolojisi</span>

Azerbaycan'ın arazisi, Kafkasya arazisinin tamamı gibi, Alplerin kıvrımlı kuşağına ait olup karmaşık tektonik yapıya sahiptir. Azerbaycan Cumhuriyeti arazisinde son 13-15 bin yıl içinde yer alan jeolojik ve jeomorfolojik süreçler, iklim şartları ve denizin toplu olarak gerilemesi eşsiz yer şekillerini oluşturmuştur. Kayaçların yaşı, Alt Pliyosenden başlayarak çağdaş döneme kadar tüm zamanlarda insanların dikkatini çekmiştir. Azerbaycan arazisinde en eski kayaçlar, Alt Paleozoik, karmaşık metamorfik şistler çökelimidir. Azerbaycan Cumhuriyetinin arazisi paleontolojik ve mineralojik anıtlarla zengindir. Volkanik-magmatik ve tortul kökenli, paleontolojik koşulları yansıtan zaman ve mekân içinde değişen faktörler, aynı zamanda doğal zenginlikler bu kayaçların yaşını belirlemek için imkân sağlamaktadır. Kabuk içeren sapkın kayalar, onların Kretase ve Kretase sonrası dönemleri için yaşlarının tarihini belirlemeye yardımcı oluyor.

Kapadokya Volkanik Kompleksi Doğuda Erciyes Volkanı'ndan, batıda Karacadağ-Karadağ volkanlarına ve kuzeybatıda Aksaray ili ve Tuz Gölüne kadar uzanan, kuzey-kuzeydoğu Sivas havzası ile güneyde ise Niğde Masifi, Ulukışla baseni ve Toros karbonat platformuyla sınırlanan Niğde-Nevşehir-Aksaray arasındaki volkanik bölgeyi karakterize eder. Kapadokya Volkanik Kompleksinde Neo-Kuvaterner döneminde polijenetik ve monojenetik yapılı volkanlar püskürmüş ve daha sonra Erciyes ve Hasan Dağı stratovolkanları ile çok sayıda monojenetik püskürme merkezleri KVK içinde geniş alanlara sahip olmuştur. Kompleks içindeki volkanik aktivite günümüzde de canlı yaşamını ve çevreyi büyük oranda etkilemiştir.

Argon tarihlendirme yöntemi kuvaterner ve öncesi jeolojik dönemlere ait volkanik malzemelerin yaşlandırılmasında kullanılan radyometrik yaşlandırma yöntemidir. Aynı zamanda jeolojik ve jeomorfolojik olayların tarihlendirilmesi amacıyla da kullanılır. Argon tarihlendirme yönteminde iki farklı yaklaşım vardır. Bunlardan biri Potasyum-Argon (40K-40Ar),diğeri ise Argon-Argon (40Ar-39Ar) tayinidir. Potasyum - argon olarak bilinen yaklaşım Potasyum 40 (40K) izotopunun, Argon40 (40Ar) gazına radyoaktif bozunumunu esas alan tarihlendirme yöntemidir. Argon tarihlendirme yöntemindeki ikinci yaklaşım ise Argon-Argon(40 Ar-39Ar) yöntemidir. Argon -Argon(40Ar-40Ar) yöntemi, Potasyum-Argon (40K-40Ar)'un yerini almak için icat edilen bir tarihlendirme yöntemidir. Argon-Argon yönteminin Potasyum-Argon yönteminden farkı yaşlandırma yapılırken yalnızca bir kaya parçası veya mineral gerekir ve tek bir ölçüm yeterlidir; Potasyum-Argon yönteminde ise ayrı ayrı iki ölçüm gereklidir .Bu iki yöntemin temelinde Potasyum-40 (40K)'ın radyoaktif bozunumu ile Argon-40 (40Ar)'a dönüşmesi yer alır. Argon gazının asal gaz olması,dolayısıyla başka iyonlarla bileşik yapma durumunun bulunmayışı ve kolay ölçülebilmesi bu yöntemin ortaya çıkışında önemli avantaj olmuştur.

Günümüzden Önce (GÖ) seneleri, geçmişteki olayların ne vakit olduğunu belirlemek için çoğunlukla jeolojide ve diğer bilim dallarında kullanılan zaman cetvelidir.

<span class="mw-page-title-main">Radyometrik tarihleme</span>

Radyometrik tarihleme veya radyoaktif tarihleme, taş ya da karbon gibi maddelerin oluştuğunda izini sürdüren radyoaktif kirliliklerin seçici olarak katıldığı vakit ile yaşını tayin etmek için kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntem, maddenin içindeki tabii olarak oluşan izotopların bolluğunu, bilinen sabit bir azalım hızında oluşan bozunum ürünleri bolluğu ile karşılaştırır.

Argon (18Ar) 25 bilinen izotopa, 30Ar' dan 54Ar' e ve 1 izomere (32mAr), sahiptir. Bunlardan üçü kararlıdır. Yeryüzünde 40Ar doğal argonun %99.6' sını meydana getirir. En uzun ömürlü radyoaktif iztoplar 269 yıl ile 39Ar, 32.9 yıl ile 42Ar ve 35.04 yıl ile 37Ar' dir. Diğer tüm izotopların yarı ömürleri 2 saatten azdır ve hatta çoğununki 1 dakikadan kısadır. En az kararlı olan 30Ar için bu süre 20 nanosaniyedir.

Mutlak tarihleme, arkeoloji ve jeolojide bir eserin, binanın veya kayanın tam yaşını veya yaş aralığını belirlemek için kullanılan bir yöntemdir. Malzemelerin fiziksel, kimyasal ve yaşam özelliklerine ve bilinen tarihlerle tarihsel ilişkilerine dayanan radyokarbon tarihleme, potasyum-argon tarihleme, termolüminesans tarihleme ve dendrokronoloji gibi çeşitli tekniklerin kullanımını içerir. Bu teknikler, bilim insanlarının malzemelerin yaşını sayısal olarak ölçmesine olanak tanır ve aralarındaki yaşı ölçmeden sadece olayları sıraya koyan göreceli tarihlendirmeden daha kesin tarihler sağlar. Mutlak tarihleme, geçmişteki olayların kronolojik sırasını anlamak ve arkeolojik alanların ve eserlerin yaşını belirlemek için oldukça önemlidir

Yüzeye çıkma tarihlemesi, bir kayanın yerküre yüzeyinde veya yakınında açıkta kaldığı sürenin uzunluğunu tahmin etmeye yönelik jeokronolojik tekniklerin bir derlemesidir. Yüzeye çıkma tarihlemesi, buzul ilerlemelerini ve geri çekilmelerini, erozyon geçmişini, lav akışlarını, göktaşı çarpmalarını, kaya kaymalarını, fay yüzeylerini, mağara gelişimini ve diğer jeolojik olayları tarihlendirmek için kullanılır. En çok 103 ile 106 yıl arasında açıkta kalan kayalar için kullanışlıdır.