İçeriğe atla

Kuruçay Höyüğü

Koordinatlar: 37°38′04″N 30°10′01″E / 37.6344°K 30.167°D / 37.6344; 30.167
Arkeolojik Höyük
Adı:Kuruçay Höyüğü
il:Burdur
İlçe:Merkez
Köy:Kuruçay
Türü:Höyük
Tahribat:yapılaşma
Tescil durumu:
Tescil No ve derece:
Tescil tarihi:
Araştırma yöntemi:Kazı

Kuruçay Höyüğü, Burdur'un 15 km. batısında, Kuruçay köyünün 1,5 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Höyük, Burdur Gölü'ne bakan bir tepe üzerinde yer alıp üç yanı derin dere yataklarıyla çevrilidir. Buradaki arkeolojik yerleşim 90 x 60 metre boyutlarında ve 8 metre yüksekliktedir. Höyüğün en üst noktası Burdur Gölü'nden 110 metre yüksekliktedir.[1]

Kazılar

Höyükteki ilk araştırmalar 1964 yılında Hacılar Höyük kazıları sırasında J. Birmingham tarafından yapılan yüzey araştırmasıdır. Daha sonra Burdur Müzesi, 1972-74 ve 1975 yıllarında ise İstanbul Üniversitesi İlkçağ Tarihi Bölümü'nden M. Özsait, bölgedeki araştırmaları sırasında Kuruçay Höyüğü'nde yüzey toplamaları yapmışlardır. Kazı çalışmaları ise 1978-1988 yıllarında İstanbul Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilin Dalı tarafından Prof. Dr. Refik Duru başkanlığında yapılmıştır. Prof. Dr. Refik Duru, çalışmalarını ayrıntılı biçimde yayımlamıştır.[1]

Tabakalanma

Kuruçay Höyüğü Neolitik Çağ, Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağı'nda iskan edilmiştir. Toplam 13 yapı katı açığa çıkarılmıştır. Yukarıdan aşağıya (yeniden eskiye) yapı katlarının tarihlenmesi şu şekildedir.

  • 1. yapı katı İlk Tunç Çağı II,
  • 2. yapı katı İlk Tunç Çağı II ve I,
  • 3. - 6. yapı katları Geç Kalkolitik,
  • 7. – 10. yapı katları Erken Kalkolitik,
  • 11. yapı katı Geç Neolitik,
  • 12. ve 13. yapı katları Erken Neolitik[1]

Geç Kalkolitik'in son yapı katı olan 6, kendi içindeki 6A evresi, yine kendi içinde 6A1, 6A2, bu da geç ve erken olarak değerlendirilmiştir.[1]

Buluntular

Mimari

En alttan 7. yapı katına kadar tahribatın fazla olmasın nedeniyle mimari hakkında fikir edinmek mümkün olmamaktadır. Buna karşın düzenli bir mimarinin olmadığı, gelişigüzel bir yapılanmaya gidildiği görülmektedir. Erken Kalkolitik yerleşmelerin sonuncu yapı katı olan 7. yapı katında ise bu durum tümüyle değişmiştir, hem iyi korunmuşlardır hem de bir ön planlama olduğu anlaşılmaktadır. Yine de planlı bir sokak ağı olmayıp dar aralıklar ve meydanlar görülmektedir. Yapılar taş temeller üzerine üstü çamurla sıvanıp düzeltilerek kerpiç duvarlar olarak yapılmıştır. En büyükleri 8 x 7,5 metre olan evler dikdörtgen ya da yamuk planlıdır. Biri dışında diğer evler tek odalıdır.[1] Yerleşmenin, 1,3 metre taş temel üzerine inşa edilmiş bir surla çevrili olduğu görülmektedir.[2]

Geç Kalkolitik yerleşmenin son evresi olan 6A2'de mimari yapı belirgin biçimde değişiklik göstermiştir, sokaklar ve avluların üstü kapatılmıştır. 6A yerleşmesi genel planda dışa kapalı savunmayı öne çıkaran bir kasaba görünümündedir. Kasabanın doğuda, kuzeyde ve kuzeybatıda olmak üzere üç girişi bulunmaktadır. Bu kapılar bir iç avlu, geçit ve aralıklarla, sonunda kasabanın sokaklarına ulaşacak meydanlara bağlantılıdır. Merkezdeki üç yapıdan biri tapınak, diğer ikisi de "Bey'in özel konutları" olarak değerlendirilmiştir. Tapınak olarak değerlendirilen yapı içinde iki dikme, ortada ocak/sunak, yalaklı bir fırın ve ocak, topraktan dikdörtgen bir masa yer almaktadır. Tapınak yanına 6A1 döneminde bir depo eklenmiştir.[1][3]

Yine Geç Kalkolitik yerleşmedeki 4. yapı katı çok fazla tahrip olmuş durumdadır. Ayrıca kasabanın çevresinin kalın bir duvarla çevrili olduğu görülür.[1]

Çanak çömlek

Erken Kalkolitik yerleşmeleri baştan sona Neolitik yerleşmelerden gelen çanak çömlek geleneğini sürdürmüştür. Bu yerleşmenin son katmanında ise farklı bir gelenek görülmektedir. Pişmiş topraktan yapılma kaşıkların sapları, kapların tutamaklarında, çoğunun boğa başları olduğu hayvan betimlemeleri görülür.[1]

Heykelcikler

Erken Kalkolitik yerleşme katlarında çok sayıda kilden yapılma kadın heykelcikleri bulunmuştur.[4] Bu tabakada hayvan figürlere pek rastlanmaz. Geç Kalkolitik'te ise kil yontular oldukça azdır. Bir ana tanrıça heykelciği ile koyun ve keçi heykelcikleri bulunmuştur.[1]

Yontma taş

Kalkolitik yontma taş endüstrisi esas olarak, muhtemelen yakın kuzeydeki Bağ Deresi kaynaklı çakmak taşı kullanmıştır. Az miktarda obsidiyen çalışılmıştır.[1]

Gömü

Erken Kalkolitik yerleşmede üç mezar bulunmuş olmasına karşın Geç Kalkolitik'te 50 çömlek mezar ile dört gömü bulunmuştur. Bunların çoğu evlerin altındadır. Çömlek mezarlar ise çocuk ölüler içindir. Buluntular ölülerin kumaşa sarılarak gömüldüğünü göstermektedir. Gömü armağanı bulunmamaktadır.[1]

Hayvan kalıntıları

Yaban sığırı

Erken Kalkolitik yapı katlarında yaban sığırı (Bos primigenius), koyun, keçi, yaban domuzu, yaban koyunu (Ovis ammon), yaban mandası (Bos bufalo) alageyik (Cervus elaphus) buluntuları ele geçmiştir. İncelemeler, bunların tam olarak evcilleşmediğini, her ne kadar koyun ve keçinin yetiştirildiği anlaşılıyorsa da çoğunun yabanıl türler olduğun göstermektedir.[1]

Bitki kalıntıları

Yerleşmede beslenme ekonomisinin buğdaygiller (Triticum vulgare) tabanlı olduğu anlaşılmaktadır. Bunları emmer, altı sıralı arpa (Hordeum vulgare), ayrıca mercimek (Lens culinaris) oluşturmaktadır.[1]

Değerlendirme

Kuruçay Höyüğü'nde Geç Neolitik Çağ ile Erken Kalkolitik Çağ yerleşimlerinin tek bir kültür olduğu kabul edilmektedir. Geç Kalkolitik yerleşme ise "yeni bir yaşam sürecini" ifade etmektedir. Bu iki kültür arasında saptanan farklılıklar göz önüne alındığında Kuruçay Höyüğü'nün, eskisiyle ilişkisi olmayan farklı bir topluluk tarafından iskan edilmeye başladığı ortaya çıkmaktadır.[1]

Erken Kalkolitik için tarihlendirme günümüzden 7.214 (+- 38) yıl olarak öngörülmektedir. Geç Kalkolitik ise günümüzden 4.740 – 4.620 yıl öncesine tarihlenmektedir.[1]

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f g h i j k l m n o "TAY – Yerleşme Dönem Ayrıntıları". 27 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Şubat 2012. 
  2. ^ Refik Duru, III. Kazı Sonuçları Toplantısı, Sh.: 6
  3. ^ Refik Duru, VI. Kazı Sonuçları Toplantısı, Sh.: 6
  4. ^ Refik Duru, VIII. Kazı Sonuçları Toplantısı, Sh.: 75

İlgili Araştırma Makaleleri

Bademağacı Höyüğü, Antalya'nın merkez ilçenin 2,5 km kuzeydoğusunda, Çubuk Geçidi'nin 5 km kuzeyinde yer alan arkeolojik bir yerleşimdir. Höyüğün eski adı Kızılkaya'dır. Yerleşim alanı 210 metreye 120 metredir. Tepenin yüksekliği 7 metredir.

Höyücek, Burdur ili Bucak ilçesinin Mimar Sinan Mahallesi, Kahveler Mevkii'nde yer alan bir höyüktür. Höyük, 12 metre çapında ve 3 metre yüksekliğinde küçük bir yerleşmedir. Günümüzde tarım ve yapılaşma nedeniyle tahrip olmuş durumdadır. Tarım amacıyla bazı kesimleri düzleştirilmiş, kuzey kesiminde bir ev inşa edilmiştir.

Değirmentepe Höyüğü, Malatya ilinin 24 km. kuzeydoğusunda Karakaya Barajı Gölü suları altında kalmış olan bir höyüktür.

<span class="mw-page-title-main">Köşk Höyük</span> Niğde il merkezine 17 km mesafedeki bir höyük

Köşk Höyüğü, Niğde il merkezine 17 km mesafede bulunan bir höyüktür. Höyük 80 metre çapında 15 metre yüksekliktedir. Kazılarda ulaşılan buluntular Niğde Müzesinde sergilenmektedir. Müze'de diğer buluntular yanında MÖ 4883 yılına tarihlenen bir Kalkolitik ev modeli, birebir ölçülerde sergilenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Halaf kültürü</span>

Halaf Kültürü, Kuzey Mezopotamya'nın Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'ında, Tell Halaf'da kesintisiz olarak gelişen bir tarihöncesi kültürdür. Tell Halaf yerleşimi, MÖ 6.000 civarı ile MÖ 5.400 arasında Halaf Dönemi olarak adlandırılan bir dönem boyunca gelişmiştir. Halaf Kültürü'nü yine aynı bölgede Obeyd Kültürü izlemiştir. Halaf Kültürü adını, günümüzde Türkiye – Suriye sınırının hemen güneyinde yer alan ve Erken Kalkolitik Çağ'a tarihlenen Tell Halaf yerleşiminden almaktadır. Halaf Kültürü'nün Samarra ve Hassuna kültürlerinden kaynaklanmadığı ama onlardan etkilendiği görüşü hakimdir.

Domuztepe Höyüğü, Osmaniye il merkezinin 35 km. güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Günümüzde Aslantaş Barajı kıyısında yer alan höyüğü tarihöncesi yerleşim katları su altında kalmıştır.

Mezraa - Teleilat Höyüğü, Şanlıurfa il merkezinin kuzeybatısında, Birecik ilçesinin 5 km güneyinde, Mezraa Köyü'nün hemen batısında ve kısmen altına yayılmış olan bir höyüktür. Yayıldığı alan 7 hektar olan höyük 450 x 160 metre boyutlarında olup 4 metre yüksekliktedir.

Akarçay Tepe Höyük ya da Akarçay Höyük, Şanlıurfa il merkezinin batısında, Birecik ilçesinin 15 km. güneyinde bulunan bir höyüktür. Yaklaşık 350 x 150 metre büyüklüğündeki höyük 6 metre yüksekliktedir. Çanak çömlek yayılımına göre yerleşmenin 2,9 hektarlık bir alana yayıldığı belirtilmektedir.

Çine Tepecik Höyük, Aydın İl merkezinin güneyinde, Çine İlçesinin 5 km. batısında, Karakollar Köyü'nün 3 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Çine Çayı'nın 1 km. doğusunda bulunan höyük 120 x 40 metre boyutlarında olup 9 metre yüksekliktedir.

<span class="mw-page-title-main">Hacılar Höyük</span>

Hacılar Höyük, Burdur İl merkezinin 26–27 km güneybatısında yer alan bir höyüktür. Toroslar'ın kuzeye uzanan sırtları arasında oluşmuş bir vadide bulunmakta olup batısında Koca Çay akmaktadır.

Fikirtepe Höyüğü, İstanbul İli'nin Anadolu yakasında, Kadıköy İlçe merkezinin birkaç kilometre doğusunda, Fikirtepe Tepesi'nin doğu kenarında yer alan bir düz yerleşmedir. Denizden 26 metre yükseklikteki yayvan bir tepenin güney-güneydoğu kesiminde, Kalamış Koyu'nda Marmara Denizi'ne dökülen Kurbağalıdere'ye doğru uzanan yamaçta bulunmaktaydı. Günümüz yerleşiminin altında kalmış ve tümüyle tahrip olmuştur. Yerleşmenin Kalamış Koyu'na mesafesi 1.300 metre, Kadıköy Koyuna ise 2 km.dir. eski çağlarda çevrenin ormanlık olduğu, bu yüzden balıkçılık, avcılık ve sınırlı ölçüde de olsa tarım olanaklarına sahip olduğu düşünülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Demircihöyük</span>

Demircihöyük, Bilecik il merkezinin yaklaşık olarak 25 km. batısında, Çukurhisar ilçesinin kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Eskişehir Ovası'nın batı kenarındaki höyük 80 metre çapında, 5 metre yüksekliktedir. Yerleşim gördüğü dönemlerde genişlik ve yüksekliğinin çok daha fazla olduğu yapılan sondajlardan anlaşılmaktadır. Buluntular Eskişehir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Ilıpınar Höyüğü, Bursa İl merkezinin kuzeydoğusunda, Orhangazi İlçesi'nin yaklaşık 2 km. güneyinde, İznik Gölü'nün 2 km. batısında yer alan bir höyüktür. Yerleşim alanı 2,5 hektar olup tepenin çağı 250 metredir. Yüksekliği 3 metreden 10 metreye değişmektedir. Höyükte ilk yerleşmenin günümüzden 8 bin yıl önce gerçekleştiği ileri sürülmektedir. İlk yerleşimcilerin Orta Anadolu'dan 10-15 aile olarak gelip yerleştikleri düşünülmektedir. Höyüğün ilk yerleşmede dahi eksiksiz bir tarım ekonomisine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Şimdilik, bölgede tarıma başlanılan ilk yerleşim olarak görülmektedir.

İmikuşağı Höyüğü, Elazığ İli, Baskil İlçesi, İmikuşağı Köyü'nün kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Fırat'ın doğu kıyısındadır. Tohma Çayı'nın Fırat'a döküldüğü bölgenin karşısındadır. Nehir yatağından 38 metre yüksekteki höyük 200 x 150 metre boyutlarındadır. Ovadan yüksekliği ise 20 metredir.

Karaoğlan Höyüğü, Ankara İl merkezinin 25 km. güneyinde, Mogan Gölü'nün güneydoğu ucunda yer alan bir höyüktür. Bulunduğu bölge Ankara bölgesinden güneydoğu ve güneybatı yönlerine uzanan ana ticaret yollarının kavşağı durumundaydı. Tepe, 260 x 180 metre boyutlarında ve 18-20 metre yüksekliğindedir. Höyük Ankara – Konya kara yolu üzerindedir.

Yassıhöyük, Denizli İl merkezinin güneydoğusunda, Acıpayam İlçe'sinin 8 km. kuzeyinde, günümüzde belde olan Yassıhöyük Köyü'nün hemen kuzeyinde yer alan bir höyüktür. Höyüğü oluşturan iki tepeden büyük olanı 350 x 200 metre boyutlarında, 14 metre yükseklikte, diğer ise 190 x 150 metre boyutlarında ve 5 metre yüksekliktedir. Kültür toprağı ova tabanından en az 4 metre daha derine uzanmaktadır. Denizli İli, Acıpayam ilçesinin Yassıhöyük Köyü yakınlarındaki aynı adla bilinen höyük, arkeoloji yazınında Yassıhöyük 1 olarak geçmektedir.

Musular, Aksaray İli, Aksaray İlçesi, Kızılkaya Köyü'nün yaklaşık 1 km. güneyinde, Musular Mekii'nde yer alan bir düz yerleşmedir. Hasan Dağı ve Melendiz Dağı'nın kuzeyine düşen volkanik bir arazide Ihlara Vadisi'nin verimli ovasında, Melendiz Çayı'nın batı kıyısındadır. Aşıklı Höyük'ün 300-400 metre batısında yer almaktadır.

Karaağaçtepe Höyüğü, Çanakkale il merkezinin güneybatısında, Seddülbahir Köyü'nün yaklaşık olarak 3 km. kuzey-kuzeydoğusunda, Morto Koyu'ndan 1 km. mesafede, Kirte Deresi'nin sağ tarafında yer alan bir höyüktür. Bazı kaynaklarda, Heinrich Schliemann tarafından bu şekilde tanımlanmış olmasına dayanılarak Protesilaos Tümülüsü olarak da görülmektedir. Tepe, 100 metre çapında olup 8 metre yüksekliktedir. Günümüzde sahilden 1 km. kadar içeride olan Höyük'ün iskan edildiği dönemde deniz kenarında olduğu belirtilmektedir.

Uğurlu / Zeytinli, Çanakkale İli'ne bağlı Gökçeada'nın batı tarafında, Uğurlu Köyü'nün 900 metre doğu-kuzeydoğusunda yer alan bir höyüktür. Uğurlu Limanı'ndan yaklaşık olarak 1.400 metre, Ada'nın merkezine 23–24 km. uzaklıktadır. Bölge yerel olarak Zeytinli Mevkii olarak bilinmektedir. Yerleşme İsa Tepe'sinin doğu yamacında, bir yamaç yerleşmesi görünümündedir. Çanak çömlek buluntularına bakılarak 300 x 100 metrelik bir alana yayılmış olduğu söylenmektedir. Neolitik Çağ'a tarihlenen çanak çömlek buluntuları ise 100 x 100 metrelik bir alanda görülmektedir. Uğurlu / Zeytinli, şimdilik Doğu Ege Adaları'daki en eski yerleşmedir. Neolitikleşmenin Avrupa'ya aktarımından çok önemli bir konum göstermektedir. En erken yerleşimin Anadolu'dan gelen göçle MÖ 6.500 yıllarında başladığı anlaşılmaktadır. Bu yerleşim MÖ 5.000 dolaylarında Anadolu'dan bağımsız şekilde gelişen bir kültür olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kanlıtaş Höyük, Eskişehir il merkezinin kuzeyinde, Aşağıkuzfındık Köyü'nün 1 km. doğusunda, "Kanlıtaş Mevkii" olarak bilinen yörede yer alan bir höyüktür. Yerleşme, vadinin ortasındaki kayalık bir yükseltinin kuzey yamacındadır. Tepe, 30 metre çapında olup 4 - 7 metre yüksekliktedir.