İçeriğe atla

Kula-Salihli Jeoparkı

Koordinatlar: 38°35′47.18″K 28°39′45.31″D / 38.5964389°K 28.6625861°D / 38.5964389; 28.6625861
Kula-Salihli Jeoparkı
Türkiye üzerinde Kula-Salihli Jeoparkı
Kula-Salihli Jeoparkı
Kula-Salihli Jeoparkı (Türkiye)
Harita
TürJeopark
KonumKula-Salihli, Manisa, Türkiye
Yüzölçümü300 km²
Açılış2013
DurumFaaliyette
Resmî siteKula-Salihli Jeoparkı

Kula-Salihli Jeoparkı, Batı Anadolu‐Ege eşiğinde, Manisa ili sınırları içerisinde yer alan jeoparktır. Yaklaşık 300 km² alan kaplayan Kula-Salihli Jeoparkı sahası, ekseriyeti Kula ilçesinde olmakla birlikte kısmen Salihli ilçesi ile Sandal Beldesi, Gökçeören (Menye) Beldesi, Adala Beldesi ve Gökeyüp Beldelerini içine almaktadır.[1]

Jeolojik konum

Batı Anadolu Alp‐Himalaya dağ oluşum kuşağı içinde yer almaktadır. Alp‐Himalaya dağ oluşum kuşağı, Afrika Arabistan ve Hindistan Levhalarının kuzeye doğru hareket etmeleri ve Avrasya Levhası ile çarpışmaları sonucunda meydana gelmiştir. Türkiye'nin neotektonik zaman aralığı Doğu Anadolu'da kabuk kalınlaşması ve kısalmasına neden olan kıtasal çarpışmayla (Avrasya‐Arap Plakaları) karakterize edilmektedir.

Tarihçe

Kula-Salihli Jeoparkı sahası doğal, jeolojik, kültürel ve arkeolojik zenginliğinden dolayı antik dönemlerden günümüze dek pek çok seyyahın ve araştırmacının ilgisini çekmiş ve eserlerine konu olmuştur. Keppel (1830), Hamilton ve Strictland (1841), Texier (1862), Bresh ve Premerstein (1891), Washington (1900), Philippson (1914) bunlardan yalnızca bazılarıdır. Kula ve çevresinde peribacalarından karstik mağaralara, kanyonlardan volkan konilerine pek çok doğal miras bulunur. Üstün nitelikli jeolojik ve jeomorfolojik mirasın yanı sıra Kula, çok iyi korunmuş Osmanlı kent mimarisiyle zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahiptir.[1]

Prehistorik insan ayak izleri ile birlikte tüm volkanik yapı ve şekiller ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel, kültürel, rekreasyonal ve turistik amaçlara hizmet edebilecek değerde doğal ve kültürel unsurlardır.[2]

Kula-Salihli Jeoparkı sahası Paleozoik yaşlı metamorfik kayaçlardan (şist, gnays, serpantinit) prehistorik volkanik püskürmelere dek yer kürenin 200 milyon yıllık geçmişine ışık tutan zengin bir jeolojik çeşitliliğe (geodiversity) sahiptir.

Kula-Salihli Jeoparkı sahasının oluşumunda tektonik faaliyetler geniş yer tutar. Kula-Salihli Jeoparkı'nın içerisinde bulunduğu Ege bölgesi kıtasal çarpışma ve dalma batma süreçlerinin kontrolü altında dünyanın tektonik (depremler, volkanlar) bakımından en aktif sahalarından birisidir.

Kula'da günümüzden kabaca bir milyon yıl önce başlayan volkanik faaliyetler üç ana püskürme döneminin ardından nihayet günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce son patlamalarıyla Türkiye'nin en genç geniş ölçekli volkan topoğrafyalarından birini oluşturmuşlardır.

Kula'nın Jeopark ilan edilme sürecinin 10 yıllık bir geçmişi vardır. Bu süreçte çeşitli araştırmacılarca pek çok değerli eser ortaya koyulmuş olsa da planlama hataları ve tecrübe yetersizliği nedeniyle bu girişimlerin tamamı sonuçsuz kalmıştır. 2011 yılında Kula Belediyesi himayesinde ve Jeopark uzmanı Dr. Erdal Gümüş koordinatörlüğünde hayata geçirilen “Kula Volkanik Jeoparkı Avrupa Jeoparklar Ağı Başvuru Eylem Planı 2012” inisiyatifi neticesinde nihayet 4 Eylül 2013 tarihinde Kula Volkanik Jeoparkı Türkiye'nin ve Avrupa'nın ilk ve tek UNESCO Jeoparklar Ağı üyesi ilan edilmiştir.[3]

  • Kasım 2011'de Kula Volkanik Jeoparkı, Avrupa Jeoparklar Ağı Başvuru projesi hayata geçirildi.
  • Kasım 2012'de Türkiye'nin Avrupa ve UNESCO Jeoparklar Ağı'na ilk resmi başvurusunu yapıldı.
  • Mart 2013'te Kula Volkanik Jeoparkı Türkiye'nin ilk Avrupa ve UNESCO Jeoparkı adayı oldu.
  • Haziran 2013'te Kula, Avrupa ve UNESCO Jeoparklar Ağı denetiminden geçen ilk Türk Jeoparkı oldu.
  • Haziran 2013'te Kula'da Türkiye'nin ilk Jeopark Ziyaretçi Merkezi ve yürüyüş rotası hizmete girdi.
  • Temmuz 2013'te Kula'da Türkiye'nin ilk Jeopark Araştırma ve Uygulama Merkezi (JARUM) Celal Bayar Üniversitesi ve Kula Belediyesi işbirliğiyle kuruldu.
  • Eylül 2013'te İtalya'da düzenlenen törenle Kula Volkanik Jeoparkı Türkiye'nin ve Avrupa'nın ilk ve tek UNESCO Jeoparkı ilan edildi.[1]

Oluşumu

Arap levhasının güneydoğudan yaptığı bindirme sonucu Anadolu Levhası batıya doğru hareket eder. Helen zonunda duran batıya gidiş, doğu-batı genişlemesine sebep olmuştur. Bu genişlemeler sırasında yerkabuğunun parçalanması sonucu 300 km² alanda rift volkanizması oluşmuştur. Kula çevresinden adala ve demirköprü barajına kadar uzunluğu yaklaşık 36, genişliği yer yer 14kmyi bulan kuzeybatı-güneydoğu istikametli bir yörede arazinin en göze çarpan unsurlarını volkanik şekiller meydana getirir. Bunlardan bazıları dün meydana gelmiş kadar tazedir. Koniler, kraterler, vadileri takiben uzanan büyük lav kuleleri ve çok yaygın bir tefra örtüsü ile her yörenin ilgisini çeken bu saha, Türkiye'de genç volkanizmanın büyük ölçüde bulunduğu başlıca alanlardan biridir.

Antik coğrafyacı Strabon bölgeyi incelemiş, Coğrafya adlı eserinde “Katakekaumene” (Yanık Ülke) şeklinde tanımlamıştır.

Bu reliyef geçen yüzyıl ortalarına doğru Hamilton ve Strickland tarafından da araştırılmıştır. Onlara göre bu yöre tersiyerde de volkanik faaliyetlere sahne olmuş ve bu faaliyetler posttersiyerde başlıca üç aşama halinde devam etmiştir. Posttersiyer volkanizmanın ilk aşamasında Gediz Gömük vadisinin iki tarafındaki yaylaları örten ve üst üste iki akıntıdan meydana gelen plato bazaltları oluşmuştur. Bunu takiben vadiler yarılmış ve ondan sonra da kısa aralıklarla, ikinci ve üçüncü aşamalar meydana gelmiştir. İkinci aşamaya ait volkanik şekiller çok aşınmıştır. Mevcut konilerin yamaçları basık, kraterler belirsizdir. Yamaçlar bitkilerle kaplıdır, yine bu aşamaya ait lav akıntılarının yüzeyinde pedojoniz çok ilerlemiştir ve buralar tarla olarak kullanılmaktadır. Oysaki üçüncü aşamaya ait koniler dik, bitkiden mahrum, lavlar tazedir. Araştırmacılara göre sahadaki volkanik konilerden ancak üçü (kula devlit, kara devlit ve Kaplan devliti) bu en yeni aşamaya aittir.[4]

Manisa iline bağlı Kula ve Selendi ilçeleri arasında yer alan Kula Volkanik Jeoparkı inceleme alanı yaklaşık 1800 km2 bir yer kaplar. Kuvaterner yaşlı Kula Volkanizması 3 ana evrede gerçekleşmiştir. 1. Evre bazalt akıntıları 1.1 milyon yıl önce oluşmuşlardır. ‘Burgaz Volkanitleri’ olarak bilinir. 2. Evre ‘Elekçi Tepe Volkanitleri’ olarak adlandırılmıştır. 3. ve son evre tarihsel dönemlere kadar devam eden koniler, maarlar ve lav akıntılarından oluşan en genç volkanik ürünlerin bulunduğu ‘Divlit Tepe Volkanitleri’ dir. İlk volkanik etkinlikler Neojen sonunda başlamış, Neojen dolguları arasında ve Neojen dolgularını örten lav akıntıları bu evrede meydana gelmiştir. Bu evreye ait bazaltik lav akıntıları ve piroklastik malzeme örtüsü yer yer siyah, koyu gri kızıl renkli ve gözenekli olup yaklaşık 30–40 m. kalınlığa sahiptir.[5] Volkanik malzemenin arazideki yayılışı ile yörenin flüvyal aşınımı birlikte yorumlandığında bu evreye ait volkanik malzemenin yaşının 2.5 milyon yıl olduğu ve Üst Plioseni kapsadığı kestirilebilir.[6]

1. Evre Bazalt Akıntıları (B-1)

‘Burgaz Volkanitleri’ olarak bilinir. Koyu gri –siyah renkte olup değişik soğuma yapıları göstermektedir. Yaklaşık 73 km2’lik bir alan kaplayan ve arazide dik bir morfoloji sunan bu akıntılar, çok iyi gelişmiş soğuma sütun yapıları sunmaktadır.[7]

2. Evre Bazalt Akıntıları (B-2)

2. Bazalt akıntıları ‘Elekçi Tepe Volkanitleri’ olarak tanımlamıştır. Çıkış merkezlerini 49 koni, 4 maar ve 1 adet çatlak oluşturmaktadır. Yayılan akıntının yüzey alanı 200 km2’yi bulmaktadır. Bu evrede bol miktarda anklavlara rastlanılmıştır. Özellikle maar ve cüruf ürünleri içerisinde yer alırlar. Elekçi Tepe Volkanitleri maarların, tüf halkalarının ve volkanik cürufların en iyi örneklerini verir.[7]

3. Evre Bazalt Akıntıları (B-3)

3. Bazalt akıntıları ‘Divlit Tepe Volkanitleri’ olarak tanımlanmıştır. Kula bazaltlarının son ürünü olan bölge, çoğunlukla cüruf konilerden oluşan 40 merkezden çıkmış ve akmışlardır. İlkel insan ayak izleri bölgede Divlit Tepe yakınlarında bulunur. 3. Evre bazaltlarının yaşı 30.000 ile 10.000 yıl olarak bulunmuştur. Bazalt akıntısı tipik olarak üç kısımdan oluşmaktadır. Alt seviye; suyla karşılaşmıştır ve aniden soğuyarak camsı bir görünüm kazanmıştır. Orta seviye; iyi gelişmiş sütun yapıları bulunmaktadır. En üst seviye ise 1m - 3m arasında değişen bloklaşmış kısımlardan oluşur.[7]

Parktaki jeositler

  • Jeolojik park kelimesinin kısaltılmış hali olan bu kavram, birden fazla özelliği bir arada bulunduran sahanın adıdır. Her jeopark, bir anlamda "jeosit"tir.Burada vurgulanan, bir alanda aynı veya farklı türlerden birkaç jeolojik özelliğin bir arada olmasıdır.Ölçüsü belirtilmesede boyut sınırı vardır.Örneğin birkaç m2lik jeopark olmaz.Böyle yerler "jeosit"tir.Bununla beraber jeopark ile jeosit kavramlarının anlam sınırlarını çizmek bazen güç olabilir, çünkü çoğu kez birbirlerinin yerlerine kullanılırlar.Yan yana jeoparklar tanımlanamaz.Bu durumda hepsi birden tek jeopark oluşturur.[8]
  • Bölgede bulunan jeositler genel olarak : Volkan koni ve kraterleri, volkanik mağara ve tüneller, volkanik kanyon ve şelaleler, kaplıcalar ve maden suları, dokanaklar, ksenolitler, sütun bazaltları, dayklar, peri bacaları ve kırgıbayırlar, kayraklar, ofiyolit melanj olarak tanımlanmıştır.[8]
  • Kraterler ve volkan konileri: Alanda yüksekliği 150 m'yi geçmeyen minyatür 80 tane volkanik koni, 5 tane maar bulunur.
  • Leçeler ve lav akıntıları: 60 m kalınlıkta lav akıntıları bulunur.
  • Volkanik mağara ve tüneller: Lav akışı sırasında dış yüzeyin hava ile teması ile soğuyup katılaşır. İç kısımdan lav akışı durduğunda oluşan boşluklarda tünel ve mağaralar oluşur. Jeoparkta bazılarının içine girilebilen pek çok tünel ve mağara bulunur.
  • Volkanik Kanyon ve Şelaleler: Jeoparkta lav yığıntılarını Gediz nehri ile kolları tarafından parçalanmış, uzunluğu 20 km'yi bulan kanyon vadiler oluşmuştur. Kırılma- çökmenin olduğu Adala kanyonunda Su uçtu şelalesi oluşmuştur.
  • Maden suları, kaplıcalar: Şehitlioğlu Köyü'nde Roma – Bizans devrinden kalma hamam kalıntılarının bulunur.
  • Dokanaklar: Lavlar üzerinden aktıkları açık renkli gölsel depoları pişirmiş, kırmızı-sarıya çevirmiştir. Pek çok yerde bu ardalanma görülür.
  • Ksenolitler: Derinlerden gelen magma, yol boyunca kopardığı kaya parçalarını soğuma ile beraber kendi içerisinde barındırır. Kula'da volkanik malzeme içinde yerli kaya olan kalker ve şiste rastlanır.
  • Sütun bazaltlar: Kalın lav örtüleri hızlı soğumanın neden olduğu gerilme ve büzülmelerden dolayı altıgen şekilli dikey çatlaklar oluşur. Çakırca ve Sarnıç köylerinde 20 m yüksekliğinde bazalt sütunları bulunur.
  • Dayklar: Gölsel depoların içine basınçla dikey olarak sokulan lavlar ince bir damar halinde burada taşlaşmıştır. Uzun zaman sonra çevre aşınırken, dirençli olan dayklar arazide bir duvar gibi çıkıntı oluşturur. Karayar köyünde 200 m uzunluğunda dayk bulunur.
  • Kırgıbayır ve peribacaları: İzmir-Ankara karayolu yakınında Yurtbaşı köyünde bulunur. Kula peribacaları akarsu ve gölsel çökellerde oluşmaktadır.
  • Kayraklar: Jeparkın ana kayasını oluşturan şist ve gnays, tektonik hareketlerle bozularak özel bir görünüm kazanmıştır.
  • Fosilleşmiş insan ayak izi: Çakallar volkan konisi civarında, 1954 yılında 200'den çok fosilleşmiş 40-42 numara insan ayak izi bulunmuştur. İzler 10-12 bin yıllık olduğu tespit edilmiştir.[9]

Galeri

Kula peribacaları
Panoramik Kara Divlit Kül konisi görünümü ve Kula Volkanizim 3. aşamasının ilgili AA tipi bazaltik lav akışı
Kula Divlit Yanardağı

Kaynakça

  1. ^ a b c KESKİN, Mehmet (2014). "Jeolojik Konum". Kula Gezisi. istanbul.edu.tr.
  2. ^ KOÇMAN, A., 2004, ‘’ Yanık ülkenin doğal anıtları: Kula yöresi volkanik oluşumları’’, Ege Üniversitesi Coğrafya Dergisi 13, s:5
  3. ^ "Kula Volcanic UNESCO Global Geopark (Turkey)". UNESCO. 12 Ocak 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Ocak 2018. 
  4. ^ . ERINÇ, S.,1970. "Kula ve Adala arasında genç volkan reliyefi" İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü Dergisi, 17, 7-31, İstanbul.
  5. ^ ERCAN, T. ve Diğ., 1980. Kula-Selendi Yörelerinin Jeolojisi ve Volkanitlerinin Petrolojisi. M.T.A. Raporu, Ankara.
  6. ^ OZANER, F. S.,1988. Kula ve Selendi Yörelerinin Jeomorfolojisi. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Coğrafya
  7. ^ a b c ŞEN, E., AYDAR, E., BAYHAN, H., GOURGAUD, A., 2003 ‘Kula Volkanik Alanı’nın (Batı Anadolu) Fiziksel Volkanolojisi’, İ.T.Ü. Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü.
  8. ^ a b KAZANCI, N., 2010, ‘Jeolojik Koruma Kavram ve Terimler’, Ankara.
  9. ^ "JEOLOJİK YAPI". geoparkula.com. 29 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Divlit Yanardağı</span>

Divlit Yanardağı, Kula volkanizması, Ege Bölgesi'nin doğudan batıya uzanan en büyük tektonik çukurlarından "Gediz Oluğu" üzerinde yer alır. Dolayısıyla buradaki ilginç yeryüzü biçimlerinin oluşumunda volkanik faaliyetler, tektonik hareketler, akarsu ve atmosfer olayları etkilidir. Özellikle Kaplan ve Sandal köyleriyle Kula ilçesinin kuzeyinde yer alan volkan konileri, eski volkan yapıları,lav platoları, lav akıntıları, korniş, volkanik ve göl tortulları üstünde kırgıbayır ve peribacaları görülür.

<span class="mw-page-title-main">Kula</span> Manisanın ilçesi

Kula, Türkiye'nin Manisa ilinin ilçelerinden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Hasandağı</span> Aksaray-Niğde sınırında eski bir Stratovolkan

Hasandağı ya da Hasan Dağı deniz seviyesinden 3268 metre yüksek olan tepesiyle bir volkanik dağdır. Büyük Hasan ve Küçük Hasan Dağı olmak üzere iki büyük krateri vardır. Melendiz dağının büyük kısmı, bu iki kraterden çıkan lavlardan meydana gelmiştir. Büyük Hasan dağında iyi muhafaza edilmiş bir ana krater ile onun etrafında parazit koniler bulunur. Küçük Hasan dağının zirvesi bir Somma durumundadır. Yani eski kalderanın sınırlarını teşkil eden dikliklerin artıkları vardır. Bunlar sayesinde ilk kraterin şeklini çıkarmak mümkündür. Adı geçen kraterden çıkan andezit ve bazalt lavları kuzeye doğru akarak geniş bir alana yayılmış, tüfler ise Kızılırmak'a kadar ulaşmıştır. Bu dağ Aksaray ve Niğde il sınırları içerisinde yer almaktadır. 1750 metresine kadar meşe ormanlarıyla kaplıdır. Dağın eteklerinde ve çevresinde çeşitli Türk boyları ve özellikle de Yörükler yaşarlar. Özellikle ana volkan konisini oluşturan Büyük Hasan Dağı ; kuzeybatısındaki Aksaray Ovası batısındaki Obruk Platosu ve güneyindeki Bor Ovası düzlüklerinden aniden yükselerek kasvetli bir doğal Abide görüntüsü sunmaktadır. Bu ana volkan konisinin doruğu tipik bir kraterden oluşmakta ve kraterin tabanında bir krater gölü bulunmaktadır. Ana koninin hemen güneydoğusundaki daha küçük boyutlu ve yükseltisi daha az olan ikiz koni ise Küçük Hasan Dağı olarak anılmaktadır. Bu volkan konisinin de doruğu tipik bir krater halindedir. Oldukça taze ve karakteristik volkan şekilleriyle Türkiye'nin en genç volkan dağları arasında bulunan Hasan Dağı volkanik ünitesi tarihi çağlardan bu yana daldığı uykusuna devam etmektedir. Dağın eteklerinde Antik Roma şehri Nora bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Tendürek Dağı</span> Türkiyede bir volkanik dağ

Tendürek Dağı (Ermenice:Թոնդրակ) Ağrı ve Van illerinin arasında İran sınırının yakınında bulunan bir stratovolkandır. Nuh'un Gemisi'nin muhtemel konumu yakınlarında olmasıyla bilinen bu yanardağ oldukça büyüktür; kurumuş lav akıntıları düz bir arazi üzerinde yaklaşık 650 km²'lik bir alanı kaplar. Dağın iki ana yapısı, zirve krateri olan Büyük Tendürek ve ana kraterin doğusunda bulunan Küçük Tendürek'tir. Yamaçları çok yumuşak olup, ismini aldığı kalkanı andırır. Tendürek Dağı'nın, Hawaii adasındaki volkanlar gibi akışkan lav püskürttüğü bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Lav</span> yanardağ patlamasıyla çıkan erimiş kaya parçaları

Lav ya da püskürtü, yanardağ patlaması sırasında çıkan çok sıcak, sıvı ve akıcı erimiş maddeye denilmektedir. Yanardağ ağzından ilk çıktığında sıvı halde bulunmaktadır. Lavın sıcaklığı "700 °C "ile "1200 °C" arasında değişmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Nemrut Gölü</span> Türkiyede bir krater gölü

Nemrut Gölü, dünyanın ikinci, Türkiye'nin en büyük krater gölü olup, adını MÖ 2100'de yaşamış Babil Hükümdarı Nemrut'tan almıştır.

<span class="mw-page-title-main">Maar</span> lav ve magmanın oluşturduğu, geniş, hafif kabarmış krater

Maar, püskürme veya patlamayla birlikte lav ve magmanın oluşturduğu, geniş, hafif kabarmış bir kraterdir. Maar tipik olarak suyla dolu ve sığ krater gölü görünümündedir. İsmi yerel Alman lehçesi olan Daun'dan gelir ve Latincesi mare (deniz)dir. Maarlar 60 metreden 2000 metre çapa ve 10 metreden 200 metreye kadar derinliğe sahip olabilirler ve çoğunlukla doğal göldeki gibi suyla doludurlar. Çoğu maar volkanik kayaların alçak kenarında oluşmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'deki yanardağlar</span> Vikimedya liste maddesi

Bu, Türkiye'deki uykuda ve sönmüş yanardağların listesidir.

<span class="mw-page-title-main">Tüf</span>

Tüf, bir volkanik patlama sonucu ortaya çıkan volkanik küllerden oluşan kaya türüdür. Tüf kimi zamanlarda inşaat malzemesi olarak kullanılan farklı bir kaya anlamına da gelir. %50’den daha fazla tüf içeren kayalar tüflü olarak kabul edilir. Tüf tortul veya magmatik kayaçlar olarak sınıflandırılabilir. Sedimantolojik terimler ile açıklanmasına rağmen magmatik petroloji bağlamında incelenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Gölcük Gölü (Isparta)</span>

Gölcük gölü, Isparta şehir merkezinin 8 km kadar güneybatısındaki volkanik göl. Denizden yüksekliği 1300 m, genişliği 2,5 km, derinliği 30 m olan bir maar gölüdür. Göl dibinden çıkan kaynaklar ve yağmur suları ile beslenir. Göl suları tatlıdır, bir süre Isparta şehir merkezinin içme suyu buradan karşılanmıştır. Göl 1991 yılında Tabiat parkı olarak tescil edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Acıgöl maarı</span>

Acıgöl maarı, Nevşehir ilinin Acıgöl ilçesinin doğusunda yer alan volkanik patlama çukuru, maar gölüdür. Kapadokya bölgesindeki Kuaterner zamanı oluşan pek çok volkanik alandan birisidir. Maar Pleistosende oluşmuştur. 300 km² büyüklüğündeki alanda, tüf halkası, tüf konisi, lav domu bir arada bulunur. Maarın içi 0,96 km², tortullarla birlikte büyüklüğü 4,5 km²'dir.

<span class="mw-page-title-main">Göllü Dağ</span>

Göllüdağ, Niğde şehir merkezinin 60 km kuzeyinde, Gölcük Beldesi, Kömürcü köyünün güneybatı yönünde kalan sönmüş yanardağdır. Yüksekliği 2172 m'dir. Volkan konisinin üst kısmında bir krater çukurluğu, bu kraterinde bir kısmında dağa adının veren krater gölü yer alır.

<span class="mw-page-title-main">Acıgöl (Konya)</span> Konya ili, Karapınar ilçesi sınırları içinde yer alan volkanik maar gölü

Acıgöl, Konya ili, Karapınar ilçesi sınırları içinde yer alan volkanik maar gölüdür. Karapınar Düzlüğü'nde, Meke Krater Gölü'nün kuzeydoğusunda yer alır. Karapınar-Ereğli yolu üzerinde 8. km'dedir. Denizden yüksekliği 988 m, genişliği 1750 m–1250 m, arasındadır, elips biçimli olan gölün alanı 1,2 km², derinliği 300 m'dir.

<span class="mw-page-title-main">Karapınar Düzlüğü</span> Konyanın Karapınar ilçesinde yer alan volkanik bir arazi

Karapınar Düzlüğü, Konya'nın Karapınar ilçesinde yer alan volkanik bir arazidir. Kül konisi, Meke Krater Gölü ve Acıgöl'ü barındırır.

<span class="mw-page-title-main">Jeopark</span>

Jeopark, uluslararası öneme sahip farklı veya aynı türden jeolojik miras örneklerinin bir arada bulunduğu, yönetimi planlanmış, özel doğa koruma bölgeleridir.

<span class="mw-page-title-main">Kızılcahamam-Çamlıdere Jeoparkı</span>

Kızılcahamam-Çamlıdere Jeoparkı, Ankara ilinin, Kızılcahamam ile Çamlıdere ilçeleri sınırları içinde 2000 km² alanda, 2010 yılında kurulmuş jeoparktır.

<span class="mw-page-title-main">Jeolojik Miras</span>

Jeolojik miras(jeomiras), yok olması durumunda bulunduğu bölgeye ait bilgi ve jeolojik bir belgenin kaybolacağı, nadir bulunan, yok olma tehdidi altındaki jeosittir. Yerkabuğunun evriminin anlaşılmasına yardım eden tipik lokalitelerdir. Bunlar hem yerkürenin öğrenilmesi, hem de yerbilimi eğitimi için gereklidir. Yok olmaları durumunda jeolojik evrimin bir parçası, bir kaydı silinmiş olur. Bunlar olmadan yerküreyi anlamak mümkün değildir.

<span class="mw-page-title-main">Karacadağ (Konya)</span>

Karacadağ, Konya ili, Karapınar ilçesi sınırlarında yer alan yanardağ. 2025 m yüksekliğinde, KD-GB uzanışlı basık bir sırt görünümündedir. KD kısmı Kalkan volkan oluşumludur.

Kapadokya Volkanik Kompleksi Doğuda Erciyes Volkanı'ndan, batıda Karacadağ-Karadağ volkanlarına ve kuzeybatıda Aksaray ili ve Tuz Gölüne kadar uzanan, kuzey-kuzeydoğu Sivas havzası ile güneyde ise Niğde Masifi, Ulukışla baseni ve Toros karbonat platformuyla sınırlanan Niğde-Nevşehir-Aksaray arasındaki volkanik bölgeyi karakterize eder. Kapadokya Volkanik Kompleksinde Neo-Kuvaterner döneminde polijenetik ve monojenetik yapılı volkanlar püskürmüş ve daha sonra Erciyes ve Hasan Dağı stratovolkanları ile çok sayıda monojenetik püskürme merkezleri KVK içinde geniş alanlara sahip olmuştur. Kompleks içindeki volkanik aktivite günümüzde de canlı yaşamını ve çevreyi büyük oranda etkilemiştir.

<span class="mw-page-title-main">Tunkin Depresyonu</span>

Tunkin Depresyonu, Rusya'da yer alan volkanik bir alandır.