İçeriğe atla

Kronik rumen asidozu

Kronik rumen asidozu, Acidosis ingesta ruminis chronica, Latent laktik asidoz veya Subakut laktik asidoz (S.A.R.A). Latent asidotik stres (yüklenme) uçucu yağ asitlerinin, bilhassa propiyonik asit sentezi ve rezorpsiyonunun artması, aynı zamanda salya sekresyonunun azalması olayıdır. Rumen pH’sı belirgin şekilde normalden sapmalar göstermediğinden kronik rumen asidozisi ifadesi tam doğru değildir.[1]

Etiyopatogenez

  • Özellikle pelet ve konsantre yemden zengin rasyonların çok fazla verilmesiyle oluşur. Bu tip rasyon, uçucu yağ asitlerinin mikrobiyel fermantasyonunun artmasına ve salyada tampon maddesinin (NaHCO3) azalmasına neden olur. Etiyolojide laktat konsatrasyonu artışının rolü yoktur.
  • Aşağıdaki yemlemelerde gözlenir:
  1. Pelet ve konsantre yemlerin fazla verilmesi.
  2. Rasyonda yapısal etkili kaba liflerin az olması.
  3. Kaba yemlerin lezzetli olmaması veya kalitelerinin iyi olmaması nedeniyle hayvanın konsantre yemleri seçerek yemesi.
  4. Kaba yemden önce fazla miktarda tahıl konsantratı verilmesi.
  5. Fazla konsantre yem verilen süt ineklerinin postpartal adaptasyonu.
  • Uçucu yağ asitlerinin, özellikle propiyonik asitin fazla miktarda sentezi ve rumen hareketlerine etkili olan kaba liflerin eksik olması salya sekresyonunu azaltır (% 2’ye kadar). Bu da rumenin tampon kapasitesini düşürür (Fizyolojik olarak ruminantlar alınan her kg kuru madde için 12 – 14 lt salya sentezler. Bu sayede her gün yaklaşık 250 g Na2HPO4 ve 1 – 2 kg NaHCO3 hazırlanır.) ve rumen içeriğinin tamponlanması yetersiz olur.
  • Rumen içeriğinin düşük pH’sında ve proteince fakir rasyon verildiğinde laktat, akrylat yolu üzerinde propiyonik aside [fermente olur. Rasyonun kolay hazmolabilir karbonhidratı sakkarolitik ve amilolitik mikroorganizmalar tarafından hızla fermente edilir. Laktat değerlendiren mikroorganizmaların (Ör.; Megasphaera elsdenrii) mevcut olması nedeniyle laktat yeterince değerlendirildiğinden laktat akümülasyonu olmaz ve pH değeri de çok az düşer. Bu da metanojen ve selülotik floranın, ayrıca protozoon populasyonunun yeniden kazanılmasına uygun olur. Ancak bu şartlara ulaşmak için birkaç haftalık adaptasyon süresi gereklidir.
  • Bunun dışında rumen içeriğinin yetersiz sindirimi nedeniyle salya ile az sıvı temini sonucu Ozmotik basınç yüksek kalır.
  • Kuvvetli asitlerle çözülmemiş saman (saman peleti) ve konsantrat maksimal düzeyde ilave edilirse de bozukluklar beklenir. Yetersiz ham selüloz sindirimine binaen propionat artışı olduğunda molar asetat miktarı azalır.
  • Rumen asidozunda akut hastalık tehlikesi artar. Aynı anda kuru madde geçiş miktarı ve bu nedenle yem alımı da azalır.
  • Kaba liflerin sindirimi, nişasta parçalanmasının hakim olması nedeniyle önemli derecede depresif etki altında bulunur.
  • Kana ulaşan uçucu yağ asitleri metabolize olmaları yanında kan tampon sistemleri, akciğerler ve böbrekler (tampon organları) üzerinden asidobazik bir regülasyona da uğrar (yani önemli ölçüde baskılanır). Bu arada organizma genellikle kan pH değerini normal sahada tutmayı başarır. Öncelikle uzun süreli konstant kan pH değerinde böbrekler fazla asit miktarlarını elimine eder. Normal kan pH’sına rağmen uzun sürede intrasellüler bir asidoz bulunabilir (uzun sürede intrasellüler asidoza neden olan asidotik metabolik durum oluşur). Ayrıca asidotik yüklenme nedeniyle patolojik olaylar da hızla gelişmez.
  • Bu nedenle asidotik yüklenme çoğunlukla organizmada diğer faktörlerin fonksiyonel bozukluklar oluşturmasını kolaylaştıran bir risk faktörü olarak görülür. Ancak ruminantlarda sürekli asidotik yükleme olursa diğer tampon sistemlerle asit – baz dengesinin düzenlenmesinin sınırlı olması nedeniyle, Tablo 3’ de gösterildiği gibi, mineral madde ve iskelet metabolizması, enerji metabolizması, immun sistem, protein metabolizması, fertilite ve böbrek fonksiyon bozuklukları oluşabilir. Bunların dışında latent asidotik yüklenmenin akut rumen asidozuna dönüşüm tehlikesi her zaman mevcuttur. Ayrıca yağlanma veya süt yağı eksikliğine yardım eder. Vitamin B1 sentezinin bozulması sonucu CCN ortaya çıkabilir.

Latent asidotik yüklemenin etkileri

Ön mide ve abomasum hareketlerinin engellenmesi timpani oluşumuna, ayrıca Abomasum ve sekum dilatasyonuna yardım eder. Aşırı uçucu yağ asidi konsantrasyonu ve kaba liflerin eksikliği rumen hiperkeratozu oluşumunu teşvik eder.

Semptomlar

Latent asidotik yüklenmenin klinik semptomları spesifik değildir. Yeme ve verim depresyonu (süt yağı eksikliği sendromu) genellikle ön planda bulunur.

Özellikle işletmelerde besi tosunları ve besi kuzularında osteopatiler, düvelerde yağlanma sendromu, puerperal bozukluklar (prulent endometritisler), genel enfeksiyonlara temayülün artışı, fertilite bozuklukları (döl veriminin kötüleşmesi), sindirim bozuklukları (iştahsızlık, nüksedici subakut timpani, Abomasum dislokalsiyonu ve sekum dilatasyonunun sık sık ortaya çıkması), kesim sonrası patolojik organ atımlarının artışı (karaciğer apseleri, kronik interstitiel nefritisler), enzootik sığır lökozu bulunan süt sığır işletmelerinde ani ölüm olayları, CCN olaylarının görülmesi asidotik bir metabolizmanın işaretleri olarak görülür.

Tanı (diagnoz)

Spesifik olmayan klinik tabloyla birlikte yem analizleri, metabolik muayeneler (kan asidozu olup olmadığı konusunda bilgi verdiği için venöz kanda pH değerinin tayini, tampon sistemlerin kapasitesi hakkında bilgiler verdiği için venöz kanda baz fazlalığı tayini veya intraselluler asidoz hakkında bilgiler verdiği için eritrosit hemolizat’ın tayini) ve idrarın laboratuvar muayeneleriyle (renal düzenleyicinin kullanımı yüksekliği konusunda yol gösterdiği için idrarda net asit-baz ifrazı ve idrar pH değerlerinin tayini) tanı konur. Net asit-baz ifrazı özellikle saha testi olarak uygundur.

Rumen içeriğinin pH değeri sadece akut rumen asidozisinde diagnostik ipuçları verir, fakat latent asidotik yüklemede ipucu vermez.

Latent asidotik yüklenmeli sürülerde yapısal etkili kaba liflerce fakir ve aşırı konsantrat ihtiva eden rasyon verilir.

Hemen hemen tüm olaylarda klinik – şimik idrar muayenelerinde pH değeri ve net asit-baz ifrazı değerinin düştüğü, ayrıca kalsiuri, fosfaturi ve fenol kırmızısı yarı değer zamanının uzadığı saptanır. Kanda baz fazlalığı değeri daima fizyolojik referens sınırlarında bulunur. Rumen pH değeri çok hafif derecede düşüktür, aynı zamanda uçucu yağ asitlerinin konsantrasyonu artmıştır. Hemogramda sürekli olmayan bir lenfositoz saptanır (bu enzootik sığır lökozunun hematolojik tanısını güçleştirir).

Ancak yemin değiştirilmesinden sonra sürüdeki hayvanların sağlık durumlarının düzelmesi ve idrar parametrelerinin normalleşmesiyle şüpheli tanı kesinleşebilir.

Sağaltım

Belirtiler görüldüğü andan itibaren en yakın veteriner hekiminize danışınız! En kesin tedavi rasyonun değiştirilmesidir. Ruminantlara uygun beslenme esaslarına göre rasyon düzenlenir. Ayrıca klinik semptomlara yönelik tedaviler de yapılır.

Rumen asidozunun tedavisinde hayat kurtarma açısından en önemli nokta, kanda ve bütün vücut sıvılarında asit-baz dengesini yeniden sağlayabilmek ve şekillenmiş dehidrasyonu düzeltmek,ön mide ve barsak hareketlerini normal hale getirmektir.

Hafif vakalarda rasyon değişikliği (riskli yem uzaklaştırılır, kaba -lifli kuru ot, saman gibi- yiyecekler verilir) yeterli olabilir. Destekleyici olarak sağlıklı ve taze rumen sıvısı, alkali tuzlar (200 Mg oksit, yemek sodası) verilir.

Ağır olaylarda rumenotomi son çaredir. Yeni olgularda ve rumen sert gıdalarla dolu olduğunda ve de hayvan ayakta olduğu sürece rumenotomi yapılarak rumen boşaltılır. 2-3 kova suyla yıkanan Rumen içine 5-10 l taze rumen içeriği, 1 kg kıyılmış kuru ot, 100 g iz element karışımı verilerek rumen kapatılır.

Eğer rumen içeriği çok sulanmış haldeyse geniş lümenli rumen sondalarıyla rumen sık sık boşaltılır. (bu sondalar aracılığıyla rumen içine her defasında litrelerce su verilir ve sifon yaptırılarak boşaltılır)Rumen lavajı sürü halinde hastalanmalarda pratiktir. (operasyon bu durumda pratik değildir.)

Metabolik asidozisin düzeltilmesi için en uygun metot hipertonik sodyum bikarbonat solüsyonu (%5-8,4'lük NaHCO3 yavaş İV infüzyonudur. Karaciğeri korumak için metiyonin verilir.

Diğer destekleyici tedaviler olarak, CNN i önlemek ve rumen kontraksiyonlarını düzeltmek için B1 vitamini, 5-20 ml B vit-kompleks(BEFORVEL, BEKOMBİN) kalsiyum, topallık görüldüğünde antihistaminikler (HİSTAVET) i.m ver

Hayvanlara ilk gün hiçbir şey yedirilmemeli ertesi gün kaba lifli yemler verilmelidir. Birkaç gün süreyle adlibitum su ve kuru ot, ayrıca protein kontrastı verilir.

Korunma (profilaksi)

Etkili bir profilaksi geviş getirenlere uygun yem verilmesiyle sağlanır. Ancak asidojen karakterli rasyon her şeye rağmen kullanılacaksa asidotik yüklemeden korunmak veya azaltmak için aşağıdakilerin yapılması uygun olur:

  1. Rumen hareketlerine etkili olan kaba liflerin yeterince verilmesi (kuru ot, kıyılmış saman, uzun saman, mısır silajı)
  2. Yemleme sırasının değiştirilmesi (kaba yemden 1 – 2 saat sonra konsantre yem verilmesi; asetat fermantasyonunu stabilize eder ve uçucu yağ asitlerinin produksiyonunu kısıtlar)
  3. Yemleme frekansının artırılması (konsantre yemi birkaç öğüne bölmekle uçucu yağ asitlerin produksiyonun stabilizasyonu)
  4. Rumen tamponatı verilmesi (4 g NaHCO3 / 10 kg canlı ağırlık ve günde, p.o. Kontrol edilemeyen uygulamalar metabolik alkaloza neden olacağından münferit hayvanlara verilen dozlar titizlikle takip edilmeli)
  5. İyon mübadelecilerinin verilmesi (% 2 – 3 bentonit / kuru madde miktar ve gün; yüksek konsantrasyonlar yeme ve verim depresyonuna neden olur)
  6. NaOH ile muamele edilmiş saman verilmesi (Kuru maddenin % 30 – 40’ı kadar günde ve her hayvan için). Süt ineklerine sadece silaja karıştırıldıktan sonra verilir.

4.5. ve 6. profilaktik tedbirler Veteriner Hekimlerce kontrol edilerek yüksek süt veriminde kaba liften fakir ve enerjice zengin rasyon tipi mecburen verilirse veya rasyonun düzeltilmesi mümkün olmayan hayvanlara uygulanır.

Düzenli idrar muayeneleri profilaktik tedbirlerin başarısı için indikatördür.

Kaynakça

  1. ^ Geviş Getiren Hayvanların İç Hastalıkları, Editör: Y. GÜL

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Biyogaz</span>

Biyogaz terimi temel olarak organik atıklardan kullanılabilir gaz üretilmesini ifade eder. Diğer bir ifade ile Oksijensiz ortamda mikrobiyolojik floranın etkisi altında organik maddenin karbondioksit ve metan gazına dönüştürülmesidir. Biyogaz elde edinimi temel olarak organik maddelerin ayrıştırılmasına dayandığı için temel madde olarak bitkisel atıklar ya da hayvansal gübreler kullanılabilmektedir. Kullanılan hayvansal gübrelerin biyogaza dönüşüm sırasında fermante olarak daha yarayışlı hale geçmesi sebebiyle dünyada temel materyal olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda tavuk gübrelerinden de oldukça verimli biyogaz üretimi sağlanabilmektedir. Tavuk gübresinin kullanımı tarım için önemlidir. çünkü bu gübre topraklarda verim amaçlı kullanılamaz. Topraklarda tuzluluğa sebep olurlar. Kullanılamayan bu gübre biyogaza dönüştürüldüğünde yarayışlı bir hal almış olur. Günümüzde biyogaz üretimi çok çeşitli çaplarda; tek bir evin ısıtma ve mutfak giderlerini karşılamaktan, jeneratörlerle elektrik üretimine kadar yapılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Zehirlenme</span> Kimyasal bir maddenin canlı üzerindeki patolojik etkisidir

Zehirlenme, kimyasal bir maddenin canlı organizma üzerindeki patolojik etkisidir. Görece küçük miktarlarda kimyasal ya da biyokimyasal etki gösteren zehir, süresi ve ağırlığı değişebilen bir hastalık haline ya da ölüme yol açar. Adli tıp uzmanları, zehirlenme olgularını 3 orijine ayırarak inceler:

  1. Kaza
  2. İntihar
  3. Cinayet

Abomasum deplasmanı veya abomasum kayması, ineklerde ana karnında büyüyen yavrunun baskısıyla dördüncü midenin normal yerinden sağa veya sola doğru bükülmesi. Doğumu takip eden iki-üç hafta içinde meydana gelir. Kesif yem - kaba yem dengesizliği, kaliteli kaba yem eksikliği ve geçiş dönemi besleme hataları bu yer değiştirmeye zemin hazırlar. Abomasum çoğunlukla sola doğru yer değiştirir. genellikle 1.laktasyonda görülür.

<span class="mw-page-title-main">Ketozis</span>

Ketozis kanda keton cisimciklerinin bolca bulunması durumudur ve açlık, perhiz ve yoğun kas kullanımı gibi sebeplerden vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için karbonhidrat ve ihtiyaç fazlası proteinli gıdaların sindirimiyle oluşan kanda glukoz yerine, yağ içeren gıdaların sindirilmesi veya vücudun yağ stoklarının birazının keton cisimciklerine dönüştürülmesi sonucu oluşan normal fizyolojik durumdur.

Laminitis, arpalama ya da furbür. Kaba yem-kesif yem dengesi bozukluğu ile ortaya çıkan topallık ile kendini gösteren bir problemdir. İnek ayakta durmakta rahatsızlık çeker, verim düşüklüğü ortaya çıkar. Daha çok işkembede oluşan aşırı histaminin kan dolaşımıyla ayaklara gitmesi sonucu meydana gelir.

<span class="mw-page-title-main">Limon</span> turunçgillerden bir meyve

Limon, yıl boyunca büyümeyi sürdüren, küçük bir ağaç türü ve bu ağacın meyvesidir. Halk dilinde suluzırtlak, cıcık ve zıvrak da denilmektedir.

pH Sulu bir çözeltinin asitlik veya bazlık seviyesinin ölçümü

pH, bir çözeltinin asitlik veya bazlık derecesini tarif eden ölçü birimidir. pH'in açılımının ne olduğu kesin olarak bilinmese de genellikle "potential of hydrogen" veya "power of hydrogen" olduğu varsayılır.

Kimya ve biyokimyada, yağ asidi, genelde uzun, alifatik kuyruklu bir karboksilik asittir. Uzun karboksilik yağ asitlerinden 4 karbonlu ve daha uzun zincirlileri yağ asidi olarak sayılır; doğal yağları (trigliseritleri) oluşturan yağ asitlerinden söz ederken ise bunların en az 8 karbonlu olduğu varsayılabilir. Çoğu doğal yağ asitlerinin çift sayılı karbon atomu vardır, çünkü bunların biyolojik sentezlerinde iki karbon atomlu asetat kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Böbrek taşı</span> böbreklerde biriken sert madensel maddeler

Tıpta nephrolithiasis' veya urolithiasis olarak da bilinen böbrek taşı hastalığı, idrar yolunda katı madde parçası oluşması durumudur.

Histidin doğada yaygın 22 aminoasitten biridir ve proteinlerin yapısında bulunur. L-Histidin ve D-Histidin olmak üzere iki farklı enantiomerik formu vardır. Beslenme açısından, genelde sadece çocuklarda, dışarıdan alınması zaruri gıda maddelerinden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Amin (kimya)</span>

Aminler, amonyaktaki bir veya daha fazla hidrojen atomunun organik radikaller ile değiştirilmesi yöntemiyle türetilmiş organik bileşikler ve fonksiyonel gruplardır. Yapısal olarak aminler amonyağa benzerler, ama bir veya daha fazla hidrojen atomu, alkil veya aril gibi organik sübstitüentlerle yer değiştirmiştir. Bu kuralın önemli bir istisnası RC(O)NR2 tipi bileşiklerdir (C(O) karbonil grubuna karşılık gelir), bunlara amin yerine amid denir. Amidler ve aminlerin yapıları ve özellikleri farklı olduğu için bu ayrım kimyasal olarak önemlidir. Adlandırma açısında biraz akıl karıştırıcı olan bir nokta, bir aminin N-H grubunun N-M (M= metal) ile değişmesi hâlinde buna da amid denmesidir. Örneğin (CH3)2NLi, lityum dimetilamid'dir.

<span class="mw-page-title-main">Böbrek</span> omurgalılarda bulunan fasulye biçiminde boşaltım organları

İnsanlarda böbrekler, memeli böbreklerinin genellikle dış lobülasyon belirtileri göstermeyen, çok loblu, çok papiller şekilli, iki adet kırmızımsı kahverengi fasulye biçimli kan filtreleyen organlardır. Bunlar retroperitoneal boşlukta solda ve sağdadır ve yetişkin insanlarda yaklaşık 12 santimetre uzunluğundadır. Kanı eşleşmiş renal arterlerden alırlar; kan eşleşmiş renal venlere çıkar. Her böbrek, atılan idrarı mesaneye taşıyan bir tüp olan üretere bağlıdır.

<span class="mw-page-title-main">Tereyağı</span>

Tereyağı, ana maddesi süt yağı olan bir mandıra ürünüdür. Tereyağının bileşiminde yaklaşık %80 oranında süt yağı, su, süt şekeri, mineraller, kolesterin, suda çözülmüş vitaminler, protein, asitler ve aroma veren maddeler yer alır. Tereyağı, gıda ve kozmetik sanayisinde kullanılan bir hammaddedir.

<span class="mw-page-title-main">Tükürük</span> insan ve hayvan ağzında üretilen bir tür sıvı

Tükürük veya salya, insan ve hayvan ağzında üretilen bir tür sıvıdır. Bu sıvı, dilin altındaki tükürük bezleri aracılığıyla üretilir. Tükürük, çoğunlukla sudan oluşur, ancak içinde mukus, elektrolitler, bazı enzimler ve antibakteriyel bileşikler barındırır. Nişastayı kimyasal olarak parçalayabilen enzimleri içeren tükürük, diş çürümesini önemli ölçüde engeller. Tükürüğün pH değeri nötre çok yakındır. Yılanlar gibi bazı hayvanlar, tükürük bezlerine benzeyen organlarında kendilerini düşmanlardan korumak amacıyla zehir de üretirler.

<span class="mw-page-title-main">Amonyum sülfat</span> Kimyasal bileşik

Amonyum sülfat, (NH4)2SO4 formülüne ve çok sayıda ticari kullanıma sahip bir inorganik tuzdur. Toprak gübresi olarak yaygın bir şekilde kullanılır. %21 azot ve %24 kükürt içerir.

Rumen kokuşması, putrefactio ingesta ruminis. Sığırlarda rumen alkalozuna benzeyen ancak Rumen ve kan pH'sında daha dramatik bir yükselme ile karakterize önemli bir indigesyondur. Ruminal laktik asidoz veya ruminal alkaloz'a nispeten daha az görülür.

Rumen alkalozu ya da Alcalosis ingesta ruminis. Geviş getiren hayvanlarda rumen pH'sının fizyolojik üst sınırı geçmesi sonucu ortaya çıkan bir indigesyon'dur. Rumen florasında E. coli, Pseudomonas ve Proteus tipi bakteriler aşırı derecede ürerler.Bu hastalık Rumen asidozuna nispeten daha az görülür. Rumen alkalozu bir müddet sonra rumen duvarından emilime bağlı olarak metabolik alkaloz'a dönüşebilir.

<span class="mw-page-title-main">Sodyum bisülfat</span> kimyasal madde

Sodyum bisülfat, diğer bir adı sodyum hidrojen sülfat (NaHSO4) olan bu kimyasal madde asit tuz karakterlidir. Kuru halde iken güvenli bir şekilde nakledilebilir ve depolanabilir. Susuz formu higroskopiktir. Sodyum bisülfat suda hidroliz olarak asidik çözelti verir. 1 Molarlık çözeltisinin pH değeri 1 den küçüktür. Sodyum bisülfat yavaşça ısıtılırsa suyunu kaybederek sodyum pirosülfata dönüşür.

2NaHSO4 → Na2S2O7 + H2O

Metabolik Asidoz, böbrekler yoluyla atılması gereken asit iyonlarının birikmesi veya aşırı bikarbonat iyonunun kaybedilmesi durumudur.

<span class="mw-page-title-main">Amonyum klorür</span>

Amonyum klorür ya da daha çok bilinen adıyla Nişadır, formülü NH4Cl olan bir kimyasal bileşiktir. Suda yüksek oranda çözünen, beyaz kristallere sahip bir tuzdur. Amonyum klorür çözeltileri hafif asidiktir. Doğada mineral halde bazı volkan bacalarının etrafında bulunan haline sal amonyak denir. Bazı tür meyan ballarında bir aroma maddesi olarak kullanılır. Nişadır, hidroklorik asit ve amonyak arasında gerçekleşen reaksiyonla sonucu oluşur.