Etimoloji veya kökenbilim, sözcüklerin köklerini, hangi dile ait olduklarını, ne zaman ortaya çıktıklarını, ilk olarak hangi kaynakta kayıt altına alındıklarını, ses ve anlam bakımından geçirdikleri dönüşümleri inceleyen bilim dalıdır.

Dram trajedi, komedi veya trajikomedi türünde tiyatro eseri. Dramatik, epik ve liriğin yanı sıra üçüncü esaslı edebi türdür.

Osman Fahir Seden, Türk yönetmen, senarist, yapımcı ve oyuncudur.

Bale, İtalyan Rönesansı döneminde, mim sanatçılarının tiyatro ve gösterilerdeki dansları ile temelleri İtalya’da atıldıktan sonra, Fransa ve Rusya da gelişen, belli figürlere, adım atışlara dayalı bir dans ve müzikli gösteri türüdür. Dünya çapında yayılarak yaygın bir dans türü haline gelmiş ve birçok başka dansı etkilemiştir.

Tiyatro, bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilemesi amacıyla hazırlanmış gösterilerdir. Farklı bir şekilde duyguların ve olayların hareket (jest) ve konuşmalarla anlatılmasıdır. Genel olarak temsil edilen eser anlamında da kullanılır. Tiyatro eseri, olayları oluş yoluyla gösterir. Bu yönüyle konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri sanatı olarak da tanımlanabilir. Yaygın bir deyişle tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı olarak Shakespeare'in sözüyle de ifade edilir.

Sahne veyahut oyunluk, tiyatro, müzik gibi eserlerin sergilenmesi için ayrılmış olan alanı veya bir tiyatro oyununun ve filmin bölümlerinden her birini ifade eder.

Jane Austen 19. yüzyılda yaşamış İngiliz roman yazarı. Steventon, Hampshire'da 1775'te doğan Jane Austen; 1783'te Oxford'da bir akrabası sayesinde okumuş; eğitimine Southampton'da devam etmiş; en sonunda da kadınlar için bir okul olan Reading, Berkshire'da Abbey okulunda okumuştur. Roman yazmaya 1789'da başlar, 1802'de kendi tanımıyla büyük ve garip biri tarafından evlenme teklifi alsa da kabul etmez. İkilinin yaşadığı ilişki Aşkın Kitabı adlı filmde işlenmiştir. Babasının 1805'te ölmesinden sonra Southampton'a taşınır. 1809'da Chawton'a zengin kardeşinin yanına taşınır ve günümüzde bu ev bir müze ve turistler için popüler bir yer haline gelir.
Dizi ya da dizi film, televizyonda belirli bir periyoda göre, haftada bir ve bazen günde bir parçalar hâlinde yayımlanan TV filmlerine verilen addır. Haftanın her günü yayınlanan dizilere günlük dizi denir. Haftada 1 gün yayınlanan dizilere ise haftalık dizi denir. Dizinin bir kerede yayınlanan kısmına bölüm adı verilir.
Dramaturji, dramatik kompozisyon ve dramanın temel elementlerinin sahnede sunumudur. Bazı oyun yazarları (dramatistler) bir drama yaratırlarken yazı ile dramaturjiyi birleştirirler. Diğerleri ise bir eseri sahneye uyarlamak için dramaturg denen uzmanlarla çalışırlar.
Japon dramaları , Japon televizyonlarının başlıca programlarıdır ve günlük yayımlanırlar. Japonya'daki tüm büyük televizyon kanalları komedi, romantizm, korku, polisiye ve diğer tarzlarda çok çeşitli birçok drama üretirler.

Tülay Eratalay, Sinema yönetmeni, prodüktör, senaryo yazarı. 32. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi 2. Film Ödülü dâhil olmak üzere 3 dalda ödül almıştır.

İtalyan sinemasının tarihi Lumière kardeşlerin kamerayı icat edişlerinden yalnızca birkaç ay sonra, Papa XIII. Leo'nun kamerayı takdis edişinin filme alınmasıyla başlar.

Jack Palance, Ukrayna asıllı Amerikalı oyuncu. Birçok sinema filmi olmasına rağmen Palance'ı TV dizilerinden, özellikle de City Slickers filmlerinden Yardımcı Erkek oyuncu ödülünü almıştır ama vaktinin çoğunu TV çalışmalarında kaybetmiştir.
Suç filmleri, suç teşkil eden eylemleri veya suçluların hayatlarını konu alan filmlerdir. Bu filmler gerçek suçluların hayat hikâyelerinden esinlenebileceği gibi tamamen hayali kişileri de içerebilir. Suç filmlerinde genelde suç öğeleri yüceltilerek işlenir. Senaryoları romanlardan ziyade oyunlardan uyarlanır. Mafya filmleri veya film noir suç filminin alt türleri sayılabilir.

Steampunk ya da buhar çılgınlığı, buharlı makinelerin hâlâ yaygın olarak kullanıldığı, 19. yüzyılda veya sıklıkla Viktorya Dönemi İngiltere'sinde geçen H. G. Wells ve Jules Verne'in çalışmalarında da olduğu gibi kurgusal teknolojiler ya da bilgisayarın erken dönemde icadı gibi gerçek teknolojik yenilikler de içeren bir retrofütüristik bilimkurgu alt-türüdür. Edebi kökenleri bazen siberpunk türü ile ilişkili olsa da, steampunk çalışmaları genellikle buhar gücünün ana akım kullanımını sürdürdüğü bir gelecekte 19. yüzyıl Victoria devrinin alternatif tarihinde ya da Amerikan "Vahşi Batı"larında kurulur.

Kore draması (한국드라마) ya da K-drama Güney Kore tarafından yapılan çoğunlukla mini dizi şeklinde olan Kore dilindeki dizilerdir.
Tarihî dönem draması genellikle film ve televizyon bağlamında kullanılan geçmiş bir dönemde geçen çalışma. Tarihî dönem draması tarihsel kurgu, romantizm ve macera filmlerini de içerir. Bir dönem parçası Orta Çağ gibi belirsiz veya genel bir çağ veya 1920'li yıllar gibi belirli bir dönem olabilir. Dinî bir eser dönem draması olarak nitelendirilebilir ancak tarihsel olarak nitelendirilemez.

Folk kostümü veya halk kostümü, genellikle bir millet ve devlete ait tarihsel giyimlerdir. Ayrıca milletin sosyal, medeni veya dini durumunu da gösterebilir. Kostüm, belirli bir etnik grupun kültürünü veya kimliğini temsil etmek için kullanılıyorsa, genellikle etnik kostüm olarak bilinir. Bu tür kostümler genellikle iki biçimde gelir: biri günlük durumlar için, diğeri geleneksel festivaller ve resmi giysiler için.

Sinema ve televizyonda dram, güldürüye göre daha ciddi bir tona sahip anlatı kategorisi veya türüdür. Bu tür dramlar genellikle pembe dizi, polisiye dram, suç draması, siyasi dram, tarihî dram, aile içi dram, gençlik draması ve komedi-drama gibi ek terimlerle nitelendirilir. Belirli bir hikâyenin mekânına ya da konusuna vurgu yapma eğiliminde olan bu terimler, bir dramın normalde ciddi olan tonunu daha geniş bir ruh hâli yelpazesini teşvik eden unsurlarla donatabilir. Bu amaçlar doğrultusunda, bir dramın temel unsuru duygusal, sosyal ya da başka türlü bir çatışmanın ortaya çıkması ve hikâyenin akışı içinde çözülmesidir.

Antik Yunan tiyatrosunda skene sahnenin arka kısmında bulunan yapıydı. Grekçe: skene kelimesi 'çadır' veya 'kulübe' anlamına gelir ve bu amaçlar için orijinal yapının bir çadır veya ahşap hafif bir bina olduğunu ve geçici bir yapı olduğunu düşündürmektedir. Başlangıçta çok hafif bir yapı veya sadece bir ipten asılı bir bezdi, ancak zaman geçtikçe skene temel değişiklikler geçirdi. İlk olarak, bazen konuşmalar yapmak için çatısı kullanılabilen kalıcı bir bina haline geldi ve zaman geçtikçe orkestra seviyesinden yükseltilerek bir proskēnion veya "skene önündeki alan" oluşturdu. Proskēnion'un cephesi orkestra arkasındaydı ve sahne dekorlarını desteklemek için bir alan sağladı.