Paul Graham, İngiliz programcı, deneme yazarı ve risk sermayesi yatırımcısı. Özellikle Lisp üzerine çalışmalarıyla tanınan ve denemeler yazan Graham, teknoloji şirketleri kurmuş bir girişimci ve aynı zamanda teknoloji şirketlerine yatırım yapan risk sermayesi yatırımcısıdır.

Ockhamlı William, yaklaşık 1287 ve 1347 yılları arasında yaşamış İngiliz Fransiskan rahibi ve skolastik filozof.
Ad hominem, argumentum ad hominem ya da kişi karalama safsatası; kalıplaşmış bir Latince deyimdir. Bir reaksiyonun, belirli bir kişinin herhangi bir konudaki duruşu yerine şahsına yöneltilmesidir. Örneğin bir argümana cevap verirken, argümanı eleştirmekten ziyade, argümanı ortaya atan kişinin konuyla ilgisiz bir özelliğini gündeme getirerek fikirlerini çürütmeye çalışmaktır. Önerme yerine, önerme yapan kişi tartışma konusu edilerek iddialara karşı çıkmak yoluyla yapılır. Ad hominem, mantıksal bir safsata kabul edilir.
Safsata, bir düşünceyi ortaya koyarken ya da anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarsamadır. Safsatalar ilk bakışta geçerli ve ikna edici gibi görülebilen fakat yakından bakıldığında kendilerini ele veren sahte argümanlardır.
Argumentum ad nauseam/Argumentum ad Infinitum (ya da sıklıkla sadece Ad nauseam), bir iddianın-argümanın aksi ispatlanamadığı için o iddianın doğru olduğunun savunulmasıdır. Latince bir safsatadır. Türkçe yaklaşık karşılığı "bunaltana kadar" dır. Argumentum ad infinitum ile aynı safsatayı belirtir.

Solili Chrysippus veya Hrisippos, Yunan Stoacı bir filozoftur. Kilikya'nın Soli kentinin yerlisiydi, ancak genç bir adam olarak Atina'ya taşındı ve burada Stoacı okulda Cleanthes'in öğrencisi oldu. Cleanthes, MÖ 230 civarında öldüğünde, Chrysippus okulun üçüncü başkanı oldu. Üretken bir yazar olan Chrysippus, okulun kurucusu Citium'lu Zeno'nun temel doktrinlerini genişletti ve ona Stoacılığın İkinci Kurucusu unvanını kazandırdı.
Eleştirel düşünme akıl yürütme, analiz ve değerlendirme gibi zihinsel süreçlerden oluşan bir düşünme biçimidir. Eleştirel düşünme yerine kimi zaman tartışma mantığı ya da biçim dışı (enformel) mantık terimleri de kullanılmaktadır. Sorgulama ve şüpheciliğe dayanan eleştirel düşünme sağduyu ve bilimsel kanıtlarla uyuşan net hükümlere varmak için somut veya soyut konular üzerinde düşünme süreçlerini de içermektedir. Bu yönüyle diğer bir düşünme biçimi olan yaratıcı düşünmeyi tamamlamaktadır.

Mantık ve felsefede argüman; sonuç ve onun doğruluk derecesini belirlemeye yönelik verilen öncüllerden kurulmuş bir dizi ifadedir. Bir argüman ifadelerden oluşur. Bunlardan biri sonuç, diğerleri sonucun doğruluğuna dayanak olarak verilen öncüllerdir. Herhangi bir düşünceyle karşılaştığımızda, o düşüncenin içerdiği esas iddiayı ileten ifade argümanın sonucu; onu destekleyen diğer tüm ifadeler argümanın öncülleridir. Bir argümanın doğal dildeki mantıksal formu, sembolik biçimsel dilde temsil edilebilir ve doğal dilden bağımsız şekilde, matematik ve bilgisayar bilimlerinde biçimsel olarak tanımlanmış argümanlar yapılabilir.
Mikro evrim, tek bir canlı türü ve bu türün popülasyonları içinde çeşitli seleksiyonlar sonucu oluşan tüm küçük değişimler ve evrimleşme olayları. Bu anlamda mikro evrim, bir popülasyonun gen sıklığında küçük ölçekte oluşan değişimlerin evrimidir.
Yaratıcı düşünme, yeni nesnelerin, süreçlerin ya da kavramların ortaya çıkmasını sağlayan düşünme sürecidir. Yaratıcı düşünme yeni ve özgün fikriler biçiminde tezahür etmektedir. Yeni fikirler rastlantısal olarak ortaya çıkabildiği gibi, görece sistematik bir sürecin sonucu olarak da ortaya çıkabilmektedir. Yaratıcı düşünme giderek yaratıcı eyleme dönüştüğünde, çok yalın kişisel ve günlük sorunlara çözüm bulmaktan, kurumlara ve toplumlara dek kendini hissettiren paradigma değişimlerine varan bir yelpaze oluşturur. Belirli bir sorun için o soruna özgün yaratıcı bir çözüm üretmek durumsaldır. Buna karşın, belirli bir problem türüne özgü yaratıcı bir yöntem, teknik ya da çözüm üretmek ise yaratıcı bir genellemedir. Yaratıcı düşünmeyi eleştirel düşünmeden ayıran başlıca özellik, mevcut fikirlerden yola çıkarak bilgi, sağduyu ve mantık kullanımı ile bir yargıya varmak yerine, mevcut fikirlere ek olarak yenilerini önermesidir. Eleştirel düşünme süreci analitik ve dikeydir. Önermeler mantık çerçevesinde birbirine bağlı zincirler ve bu zincirler arasındaki mantıksal bağlardan oluşan bir ağ oluşturarak argümanı meydana getirmektedir. Bu nedenle eleştirel düşünmeye dikey düşünme veya programlı düşünme adı da verilmektedir. Yaratıcı düşünme süreci ise yanaldır. Mevcut önermelere ek olarak ileri sürülen yeni önermelerin mevcut önermelerle arasındaki bağ görece daha zayıf, hatta kimi zaman tümüyle kopuktur.Yeni fikirlerin kendi başlarına saçma olması gerekmemekle birlikte, bu fikirler kimi zaman kendilerini çağrıştıran öncüllere göre saçma olarak kabul edilebilmekte; hatta geçerli oldukları durumlarda bile, bireysel ya da sosyo-kültürel nedenlerle yadsınabilmektedir. Yaratıcı argümanlar mantıksal bir disiplinden görece daha uzaktır. Bu anlamda, yaratıcı düşünme, eleştirel düşünmeyi tamamlamakta ve yanal düşünme olarak da adlandırılmaktadır.Yaratıcı düşünceye olanak tanımak ve yeni fikirler üretmek için kullanılabilecek bireysel ya da grup düşünme süreçlerini içerisinde barındıran pek çok teknik bulunmaktadır. Bu teknikler arasında beyin fırtınası, zihin haritaları, rastegele sözcükler, öykü tahtaları, mecazî (metaforik) düşünme, NLP ve bulanık düşünme yer almaktadır.

Euthyphron ikilemi ya da İlahi buyruk teorisi ilk kez Platon'un Euthyphron ile diyaloğunda ortaya atılmış olan felsefi ve teolojik problem. Kısaca "ahlaki davranışlar tanrı tarafından emredildiği için mi ahlakidir, yoksa ahlaki olduğu için mi tanrı tarafından emredilmiştir" şeklinde bir sorudan ibarettir ve 2400 yıldır din felsefesinin temel sorularından biri olmuştur. İkilem tek tanrılı dinlerdeki teolojik tartışmalarda küçük bir farklılıkla yeniden kurulmuştur. İkilemde ya birinci ya ikinci seçenek tercih edilmek zorunda kalınmış, Hristiyanlıkta Ockham ile Augustinus, İslamiyette de Eş'ariyye ve Mutezile akımları iki farklı ucu desteklemiştir. Din felsefesindeki bu tartışma bugün de canlılığını korumaktadır.
Natüralizme karşı evrimsel argüman, biyolojik evrim teorisi ile felsefi natüralizm -doğaüstü süreçlerin ve varlıkların olmadığına inanma- arasında uyuşmazlık olduğunu göstermeye çalışan bir felsefi argümandır. İlk olarak Alvin Plantinga tarafından 1993 yılında öne sürülmüş ve epistemoloji, zihin felsefesi, din felsefesi alanlarında çalışan filozofların ve evrimsel biyoloji alanında çalışan bilim insanlarının oldukça ilgisini çekmiş ve yeni sorunlar ortaya koymuştur. NKEA'nın temelinde, hem evrim teorisi hem de natüralizm doğruysa güvenilir bilişsel becerilere sahip olma ihtimalinin düşük olduğu iddiası bulunmaktadır. NKEA kısaca, evrim teorisi ile natüralizmin birbirlerini çürüttüğünü savunur.

Bir önerme, hipotez ya da teori; özünde yanlış olduğunun kanıtlanabilme ihtimali varsa; yanlışlanabilirdir. Bir yargıyı geçersiz kılacak herhangi bir gözlem yapmak ya da argüman sunmak mümkünse bu yargı yanlışlanabilirdir. Bu anlamda, yanlışlamak ile geçersiz kılmak eş anlamlıdır. Bilimsel bir önerme yanlışlanabilme özelliği barındırır. Yanlışlanabilirlik ilkesi, bilim ile bilim dışı olanı, bilgi ile inancı ayırmak için kullanılır.

Yapı, maddi bir nesne veya sistemdeki birbiriyle ilişkili unsurların düzenlenmesi ve organizasyonu veya bu şekilde organize edilmiş nesne veya sistemdir. Maddi yapılar, binalar ve makineler gibi insan yapımı nesneleri ve biyolojik organizmalar, mineraller ve kimyasallar gibi doğal nesneleri içerir. Soyut yapılar bilgisayar bilimlerindeki veri yapılarını ve müzik formunu içerir. Yapı türleri arasında bir hiyerarşi, çoktan çoğa bağlantılar içeren bir bağlantı veya uzayda komşu olan bileşenler arasındaki bağlantıları içeren bir kafes bulunur.
Sonculun kabulü ya da gerek ve yeterliğin birbirine karıştırılması, doğru bir koşullu ifadeyi alıp, doğru olmayacağı olarak karşıtını çıkarsama yanılgısıdır.
Argumentum ad verecundiam veya otoriteye başvurma, bir alanda otorite olan birinin görüşlerini tartışma sırasında kendi argümanını desteklemek için kullanmasıyla yapılan bir mantık hatasıdır. Kimileri otoritenin tarafların her birinin güvendiği bir isim olunca, mantık hatasının ortadan kalktığını düşünür. Kimileriyse tartışma sırasında bir otoriteden alıntı yapmanın her zaman tartışmaya zarar verdiğini savunur.

Saklanacak hiçbir şey yok argümanı, bireylerin kendi yasa dışı faaliyetlerini ortaya çıkaracağından korkmadıkça, gözetim programlarından korkmak veya bunlara karşı çıkmak için hiçbir nedenleri olmadığını belirtir. Bu argümanı kullanan bir kişi, ortalama bir insanın "saklayacak hiçbir şeyi olmayacağı" için devlet gözetimi konusunda endişelenmemesi gerektiğini iddia edebilir.
Ahlaki kuşkuculuk, hiç kimsenin ahlaki bilgiye sahip olmadığını iddia eden bir metaetik teoriler sınıfıdır. Birçok ahlaki şüpheci, ahlaki bilginin imkansız olduğuna dair daha güçlü, modal iddiada bulunur. Ahlaki kuşkuculuk, özellikle bilinebilir ve nesnel ahlaki gerçekler olduğu görüşünü savunan ahlaki gerçekçiliğe karşıdır.
Dolduruşa getirme safsatası ya da suyu bulandırma safsatası, hedefteki kişi hakkında üçüncü kişilerin olumsuz düşüncelere sahip olmasını sağlayacak bilgiler verme eylemine dayanan bir safsatadır. Bu safsata, ad hominemin özel bir türü olarak kabul edilir. İlk kez John Henry Newman tarafından kullanılmıştır. "Biz onların cemaziyülevvellerini biliriz." veya "Volodimir Zelenski'nin eskiden komedyen olduğunu hatırlatmak isterim." gibi önermeler bu safsataya örnek teşkil eder.
Gish gallop, herhangi bir tartışmada tartışmayı yürüten kişinin argümanların tutarlılığına ve gücüne aldırış etmeksizin, birçok argüman sunarak rakibini retorik olarak alt etme girişimidir. Esas itibarıyla, kişinin argümanlarında nitelikten ziyade niceliğe bakılır. Bu terim 1994 yılında antropolog Eugenie Scott tarafından ortaya atılmıştır. Scott ortaya attığı bu terimin adını yaratılışçı Duane Gish''den esinlenerek koymuştur. Duane Gish evrimin bilimsel gerçekliği karşısında bu tekniği kullanmıştır. Bir kişinin, rakibinin ortaya atılan tüm argümanlara yanıt verememesini sağlamak amacıyla son derece hızlı konuştuğu yayılma adı verilen başka bir münazara yöntemine benzer.