İçeriğe atla

Konstantinopolis Muharebesi (1147)

Konstantinopolis Muharebesi
İkinci Haçlı Seferi
TarihEylül 1147
Bölge
Sonuç Bizans zaferi
Taraflar
Bizans İmparatorluğu Alman haçlılar (Kutsal Roma İmparatorluğu)
Komutanlar ve liderler
Prosouch, Basileios Tzikandilis (genel komuta I. Manuil) Bilinmiyor (genel komuta III. Konrad)
Güçler
Bilinmiyor fakat daha küçük Bilinmiyor – tam Alman gücü 20.000'di, ancak sadece bir kısmı katıldı
Kayıplar
Bilinmiyor Bilinmiyor (muhtemelen ağır)

Konstantinopolis Muharebesi, 1147'de Konstantinopolis'in eteklerinde İkinci Haçlı Seferi'nin III. Konrad komutasındaki Alman haçlılar ile Bizans İmparatorluğu kuvvetleri arasında gerçekleşen büyük ölçekli çatışmadır. Bizans imparatoru I. Manuil, başkentinin hemen yakınında büyük ve asi bir ordunun varlığından ve liderlerinin düşmanca tavrından derinden endişeliydi. Benzer büyüklükte bir Fransız haçlı ordusu da Konstantinopolis'e yaklaşıyordu ve iki ordunun şehirde birleşmesi ihtimali Manuil tarafından büyük bir dikkatle izleniyordu. Haçlılarla daha önceki silahlı çatışmaların ardından ve Konrad'ın söylemlerini hakaret algılayan Manuil, güçlerinden bazılarını Konstantinopolis Surları'nın dışına dizdi. Alman ordusunun bir kısmı daha sonra saldırdı ve ağır bir şekilde mağlup edildi. Bu yenilginin ardından haçlılar hızlı bir şekilde İstanbul Boğazı üzerinden Küçük Asya'ya geçmeyi kabul ettiler.

Muharebe, stratejik önemi sınırlı olsa da, Bizans taktiksel muharebe düzenlerinin dönemin birincil kaynaklarında ayrıntılı olarak anlatıldığı ender bir olay olması bakımından önemlidir.

Arka plan

İkinci Haçlı Seferi (1145–1149), Urfa Kontluğu'nun Müslüman lider Zengî'nin güçlerinin eline geçmesine yanıt olarak Papa III. Eugenius tarafından başlatıldı. Kontluk, Birinci Haçlı Seferi sırasında kurulmuştu. İkinci Haçlı Seferi, krallar tarafından, yani III. Konrad ve VII. Louis, yönetilen ilk seferi oldu. İki kralın orduları Avrupa'da ayrı ayrı yürüdüler. Balkanlar'da Bizans topraklarına geçtikten sonra, her iki ordu da Bizans başkenti Konstantinopolis'e doğru yola çıktı. Haçlı orduları, Kutsal Topraklar'a ulaşmak için Küçük Asya üzerinden geçmeyi planlıyorlardı.[1]

İkinci Haçlı Seferi'nin Konstantinopolis'in önüne gelişi, Jean Fouquet'in 1455-1460 yılları arasındaki resminde tasvir edilmiştir, Arrivée des croisés à Constantinople

Konrad, Manuil'e resmi "Romalıların İmparatoru" unvanı yerine "Yunanların Kralı" diyerek hakaret etmişti ve Almanların imparatorluk iddiaları onları Bizans gözünde Fransızlardan çok daha şüpheli hale getirdi. Alman liderlerin Bizans İmparatorluğu'na zarar vermemeye niyetlendikleri yeminlerinin ardından Manuil, haçlı ordusu imparatorluk topraklarını geçerken pazarların açılmasına yönelik hazırlıklar yaptı. Türk kökenli deneyimli general Prosouch (Porsuk) komutasındaki Bizans kuvveti Almanları izliyordu. Edirne yakınlarında Bizans kuvvetleri ile haçlılar arasında küçük bir çatışma meydana geldi ve Bizanslılar, Konrad'ın yeğeni gelecekteki imparator Friedrich Barbarossa'nın saldırısını püskürttüler. Haçlılar, kamp yerlerinin bir kısmının önemli ölçüde can kaybıyla birlikte ani bir sel tarafından süpürüldüğü doğal bir felaket de yaşadılar.[2][3]

Manuil, haçlıları Konstantinopolis'ten uzak tutarak Çanakkale Boğazı üzerinden Küçük Asya'ya geçmeye ikna etmek istedi. Ancak, Manuil'in büyükelçisinin tavsiyesini görmezden geldiler ve 10 Eylül'de gelmek üzere Konstantinopolis'e doğru ilerlediler. Manuil, herhangi bir haçlı saldırısına karşı bir koruma olarak başkentinin duvarlarını kapsamlı bir şekilde onardı ve güçlendirdi.[4] Almanlar, Philopatium banliyö sarayının etrafında kamp kurdular, ancak onu o kadar yağmaladılar ki, çabucak yaşanmaz hale geldi. Daha sonra başka bir banliyö sarayı Pikridion'a taşındılar. Yiyecek kıtlığından muzdarip haçlı kuvveti, yerel halkı yağmalamış ve onlara şiddet uygulamışlardır.[5] Manuil, Almanları olabildiğince hızlı bir şekilde Boğaz'dan geçirmeye kararlıydı ve onları ilerlemeye zorlamak için askerî güçlerinin bir kısmını harekete geçirdi.[6]

Muharebe

Bizans kuvveti, Prosouch ve Basileios Tzikandilis adlı iki generalin komutası altına alındı. Almanlara karşı bir tavır almaları talimatı verildi ve onların varlığı bir saldırıyı kışkırttı. Bizans ordusu, haçlı kuvvetlerine göre daha küçüktü, ancak dönemin Bizans tarihçisi İoannis Kinnamos'un belirttiği gibi, "askeri bilimde ve muharebe azminde eşit derecede üstündü".[7][8] Prosouch ve Tzikandilis daha önce Alman ordusunu gözlemlemek için Longoi denen yere gönderilmişti. İmparator Manuil'e, Almanların bireysel olarak etkileyici ve iyi zırhlı olmalarına rağmen süvarilerinin hızlı olmadığını ve disiplinden yoksun olduklarını bildirmişlerdi.[9]

İmparator I. Manuil

Olağandışı bir şekilde Bizans ordusunun dizisi Kinnamos tarafından ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Önde, "çok ileride", dört birlik (Taksiarh), "ordunun en zalim, ortak parçası", Kinnamos'un ifadesi bunların piyade olduğunu gösteriyor. Onların arkasında ordunun seçkinleri olan en ağır ve en iyi zırhlı süvari birliği kataphraktoi vardı. Sonra, yakın dövüş süvarilerinin daha hareketli bir biçimi olan "hızlı ata binenler", koursores vardı. Son olarak, arkada hepsi muhtemelen atlı okçular olan Kumanlar, Selçuklu Türkleri ve "Romalıların okçu kuvveti" idi.[7][10] Bu askeri düzen, zorlu bir savaş için alışılmadık bir durumdur ve 1167'deki Sirmium Muharebesi'nde de görülen, standart Bizans uygulamasının esasen tersidir. Sirmium'da atlı okçular düşmanla çatışmak ve onu kışkırtmak için öne fırlatıldı, yan muhafızlar olarak koursores, ordunun ana gövdesinin önüne kataphraktoi yerleştirilirken, piyade ise arkada yedekte tutulmuştu.[11]

Bizanstolog John Birkenmeier, bu dizilime savaşın özel koşullarının belirlendiğini savunur; Bizanslılar, Konstantinopolis surlarının hemen ötesinde olduğu için yeri yakından biliyorlardı ve Alman muharebe düzeninin farkındaydılar, böylece atlı okçularını bir keşif veya tarama gücü olarak kullanmalarına gerek kalmıyordu. Nitekim Bizans dizilimi, 1117'deki Akşehir Muharebesi'nde, süvarilerin piyadelerin koruyucu perdesinin arkasından kontrollü karşı saldırılar yapmasına izin veren piyadelerin düşman saldırılarını köreltmek için kullanıldığı I. Aleksios tarafından kullanılan diziye daha çok benziyordu. Ek olarak, daha hafif silahlı birlikler, arkaya yerleştirilerek, koşullara bağlı olarak ya geri çekilmeyi koruyabilir ya da zaferi atılabilirlerdi.[12]

Kinnamos'a göre, Bizanslıların karşı karşıya geldiği haçlı ordusunun parçası "büyük bir şevk ve kargaşa ile ele geçirildi" ve "kaçarken" saldırıya uğradı. Şiddetli bir savaş gelişti; Almanların pervasız saldırısına karşılık olarak Bizanslılar "bilimsel olarak direndiler ve onları öldürdüler".[7] I. Manuil'e hitap eden dönemin bir encomium (övgü şiirleri koleksiyonu), Kuman atlı okçuların savaşta kayda değer bir rol oynadıklarını anlatır.[4][8] Almanlar ağır kayıplar verdi.[6] Alman haçlı ordusunun tamamının çatışmaya dahil olmadığı açıktır; Konrad, ordunun muhtemelen daha büyük bir bölümüyle birlikteydi. Askerlerinin bir süredir çektiklerinin tersini öğrenmediği için, olay mahallinden hatırı sayılır bir uzaklıkta görünüyordu.[13]

Neticesi

13. yüzyıla ait bir minyatürde Kral III. Konrad

Bizanslıların askerî güç gösterisi, Konrad'ı Manuil'in isteklerine boyun eğmeye ve ordusunun büyük bir kısmını İstanbul Boğazı'ndan Üsküdar'e süratle geçmeye ikna etti. Manuil'in en büyük endişesi, Alman ve Fransız haçlı ordularının başkentin hemen dışında birleşebileceği tehdidi savuşturulmuş oldu. Almanlar güvenli bir şekilde Asya yakasında iken Konrad ile bir kez daha görüşmelere başladı. Manuil, Almanların bir zamanlar Bizansın olan toprakları fethettiklerinde kendisine geri vereceğine dair güvence istedi, ancak Konrad bunu kabul etmekte isteksizdi. Manuil Konrad'a bir ittifak teklif etti, ancak reddedildi. Bu ihtilaf nedeniyle Alman haçlıları, aktif Bizans rehberliği (haçlılar daha sonra yerel rehberlerinin Selçuklu Türkleri ile işbirliği içinde olduğunu iddia ettiler) veya yeterli erzak olmadan Anadolu'nun içlerine doğru yürümek zorunda kaldılar. Dorlion'da Selçuklu güçleri tarafından karşılandılar ve yarı açlıktan muzdarip oldukları için geri çekilmek zorunda kaldılar. Türkler geri çekilen haçlıları cezalandırdı ve geri çekilme bir bozguna dönüştü.[6]

Fransız ordusuyla İznik'te buluşan birleşik haçlı kuvveti daha sonra Antalya'ya doğru sahil yolunu tuttu. Her ne kadar nominal Bizans topraklarında olsalar da, haçlılar yerel Yunan nüfusunun yardım ettiği iddia edilen Türkler tarafından saldırıya devam ettiler. Ordusunun büyük bir kısmı Antalya'ya yürüse de, Konrad Efes'te maiyetiyle birlikte gemiye binerek Konstantinopolis'e geri döndü. Manuil onu muhteşem bir şekilde karşıladı ve hastalandığı zaman kişisel olarak tıbbi yardımda bulundu. İki hükümdar arasındaki yakınlaşma, bir hanedan evliliğinin müzakeresiyle mühürlendi. Manuil, Konrad'ın küçülen ordusunu, İkinci Haçlı Seferi güçlerinin Şam duvarları dışında yenilip, seferin nihayetinde başarısızlıkla sonuçlandığı Filistin'e göndermeyi üstlendi.[14]

Ayrıca bakınız

  • Bizans ordusu (Komninos dönemi)

Kaynakça

Özel
  1. ^ Angold 1984, s. 164.
  2. ^ Kinnamos & Brand 1976, ss. 61-63.
  3. ^ Honiatis & Magoulias 1984, ss. 37-38.
  4. ^ a b Manganeios Prodromos
  5. ^ Runciman 1952, ss. 266-267.
  6. ^ a b c Angold 1984, s. 165.
  7. ^ a b c Kinnamos & Brand 1976, s. 65.
  8. ^ a b Harris 2013, s. 104.
  9. ^ Kinnamos & Brand 1976, s. 62.
  10. ^ Birkenmeier 2002, s. 110.
  11. ^ Kinnamos & Brand 1976, s. 203.
  12. ^ Birkenmeier 2002, ss. 79 ve 110-111.
  13. ^ Kinnamos & Brand 1976, s. 65-67.
  14. ^ Angold 1984, ss. 165-167.
Genel

Birincil

İkincil

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Miryokefalon Muharebesi</span> Anadolu Selçukluları ile Bizans arasında yaşanmış savaş

Miryokefalon (Myriokephalon) Muharebesi Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan ile Bizans imparatoru I. Manuil arasında yapılan savaştır. Anadolu'da Türk hakimiyetinin kabul edildiği savaştır. Anadolu'nun tapusunun alındığı savaş olarak da bilinir. Savaşın yapıldığı yerin neresi olduğu konusunda günümüzde farklı il ve ilçe belediyeleri sempozyum, konferans, çalıştay düzenleyerek sahiplenmeye çalışmaktadır. Savaşın yapıldığı yer konusunda akademi camiasında çeşitli çalışmalar ortaya konmuş fakat tam olarak tespiti yapılamamıştır.

<span class="mw-page-title-main">İkinci Haçlı Seferi</span> 1147–1149 yılları arasında gerçekleşen Haçlı seferi

İkinci Haçlı seferi, 1147-1149 yılları arasında gerçekleşen Haçlı Seferleridir.

<span class="mw-page-title-main">III. Aleksios</span> Bizans imparatoru

III. Aleksios Angelos 1195-1203 döneminde Bizans imparatoru olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Dorileon Muharebesi (1147)</span>

Dorileon Muharebesi, 25 Ekim 1147 tarihinde İkinci Haçlı seferi'nin başlangıcında gerçekleşti. Eskişehir yakınında yapılan bu savaşta Selçuklu Sultanı I. Mesud komutasındaki Anadolu Selçuklu ordusu İkinci Haçlı Seferi'inde iki koldan Anadolu'da ilerlemekte olan ordularından bir kolu olan Alman Kralı III. Konrad komutasındaki çoğunluğu Almanlardan oluşan bir orduyu neredeyse tamamıyla imha etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">II. İoannis</span> Bizans imparatoru (1118-1143)

II. İoannis Komninos ya da Comnenus 1118 ile 1143 yılları arasında Bizans imparatoru. Ayrıca "İyi İoannis" veya "Güzel İoannis" (Kaloïōannēs) olarak da bilinir, imparator I. Aleksios ile İrini Dukena'nın en büyük erkek çocuğu ve Komninos Restorasyonu boyunca hüküm süren ikinci imparatordur. İoannis, yarım yüzyıl önce Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra imparatorluğunun uğradığı zararı telafi etmeye kararlı, dindar ve kendini adamış bir hükümdardı.

<span class="mw-page-title-main">İoannis Aksuh</span> Bizans generali

İoannis Aksuh ya da Axouchos, ayrıca Axuch olarak da tercüme edilir,, İmparator II. İoannis hükümdarlığında ve oğlu I. Manuil hükümdarlığının ilk dönemlerinde Megas Domestikos.

<span class="mw-page-title-main">Bizans-Norman savaşları</span>

Doğu Roma-Norman savaşları, Doğu Roma İmparatorluğu ile Normanlar arasında yaklaşık 1050 yılından 1185 yılına kadar yapılan çok sayıda çarpışmayı anlatır. Savaşların sonunda iki taraf da birbirine kesin üstünlük sağlayamayacak ve güçten düşecektir. Doğu Roma İmparatorluğu Anadolu bölgesine doğru egemenliğini genişleterek ilerleyen Türk kavimlerinin saldırıları sonucu güçten düşecek, Normanların ve özellikle Hauteville ailesinin Sicilya Krallığındaki egemenliği ise Hohenstaufen Hanedanı tarafından devrilecektir.

<span class="mw-page-title-main">Beroia Muharebesi</span>

Beroia Muharebesi, Peçenek ile imparator II. İoannis komutasındaki Bizans İmparatorluğu arasında 1122 yılında günümüz Bulgaristan'da bulunan Beroia'da gerçekleşmiş mücadeledir. Bizans ordusu savaşı kazanarak Peçeneklerin ayrı ve bağımsız bir halk olarak ortadan kaybolmasına yol açmışlardır.

İoannis Komnenos Vatacis, başka alfabelerle Batacis yazımıda kullanılır, I. Manuil ve II. Aleksios hükümdarlıklarının önemli askerî ve siyasi karakteridir. Yaklaşık 1132 yılında doğumludur ve I. Andronikos'a karşı başlattığı isyan sırasında doğal nedenlerle ölmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Bizans donanması</span>

Bizans donanması ya da Doğu Roma donanması, Doğu Roma ya da Bizans İmparatorluğu donanma kuvvetidir. Öncülü olan Roma İmparatorluk donanmasının doğrudan devamıdır fakat devletin savunulmasında ve ayakta kalmasında, öncülünden çok daha fazla hayati rol oynamıştır. Birleşik Roma İmparatorluğu'nda deniz filoları daha az tehditle karşılaşmış, lejyonlar prestij sağlayan daha ikincil bir güç olmalarına rağmen Doğu'da bazı tarihçilerin "denizci imparatorluk" olarak adlandıracakları kadar imparatorluğun varlığının çok hayati bir parçası olmuştur.

Andronikos Kontostefanos Komninos, Latin dillerinde Andronicus Contostephanus, dayısı I. Manuil'in hükümdarlığında Bizans İmparatorluğu'nun general, amiral, siyasetçi ve önde gelen soylusu olarak önemli bir kişiliği.

Bizans-Selçuklu Savaşı Küçük Asya ve Suriye'deki güç dengesini Bizans İmparatorluğu'ndan Selçuklulara kaydıran bir dizi belirleyici muharebedir. Orta Asya'nın bozkırlarından gelen Selçuklular, Hunların yüzlerce yıl önce benzer bir rakip olan Roma karşısında uyguladıkları taktikleri tekrarladılar, ancak bu sefer yeni kabul ettikleri İslam'ın verdiği coşkuda vardı; Selçuklular birçok yönden Levant, Kuzey Afrika ve Küçük Asya'da Dört Halife, Emevîler ve Abbâsîler tarafından başlatılan Arap-Bizans savaşları'ndaki Müslümanların fetihlerine yeniden başladılar.

<span class="mw-page-title-main">Komninos Restorasyonu</span>

Komninos restorasyonu Komninos Hanedanı yönetiminde Bizans İmparatorluğu'nun askeri, mali ve toprak olarak tekrar gelişmesine tarihçilerin verdiği terim. I. Aleksios'un tahta çıktığı 1081 yılında başlar, I. Andronikos'un öldüğü 1185 yılında biter. I. Aleksios Dönemi'nin başlangıcında, imparatorluk, Selçuklu Hanedanının 1071 yılında Malazgirt Meydan Muharebesi galibiyetiyle sarsılmıştı. İmparatorluk, Güney İtalya'daki üslerinden Balkanlar'ı istila eden Robert Guiscard'ın Normanları tarafından da tehdit ediliyordu. Bütün bunlar olurken imparatorluğun askeri kurumu kargaşa içinde ve paralı askerlere giderek daha fazla bağımlı hale geliyordu. Önceki imparatorlar, aynı zamanda, Konstantinopolis'in büyük altın birikimlerini de çarçur etmişlerdi, böylece imparatorluğun savunması bozulmuş ve boşlukları doldurmak için de az sayıda asker vardı.

Devol Antlaşması, Birinci Haçlı Seferi'nin ardından Antakya Prensi I. Boemondo ile Bizans İmparatoru I. Aleksios arasında 1108'de imzalanan antlaşmadır. Antlaşma, günümüzde Devol olarak bilinen Bizans kalesi Diabolis'te imzalandığından ötürü bu adla anılmaktadır. Antlaşma, Antakya Prensliği'ni Bizans İmparatorluğu'nun vasal devleti yapmaya yöneliktir.

<span class="mw-page-title-main">Demetritzes Muharebesi</span> muharebe

Demetrices Muharebesi Bizans İmparatorluğu'nun ikinci şehri Selanik'i yağmalayan Norman Sicilya Krallığı ile Bizans ordusu arasında 1185 yılında gerçekleşen çatışmadır.

Bizans-Macar Savaşı Tuna'da 1127-1129 yılları arasında Bizans ve Macar kuvvetleri arasındaki savaştır. Bizans birincil kaynakları olan Kinnamos ve Honiatis, bu sefer hakkında çok az ayrıntı verirler; tarih belirtmemişler ve söyledikleri önemli ölçüde farklılık gösterir. Burada 1127-1129 arası sunulan kronoloji, Michael Angold ve diğer bilginlerin iznini takip eder, ancak John Fine olayları daha eski 1125-1126 tarihlerine yerleştirir. Bizanslı vakainüvis Nikitas Honiatis'a göre Bizans kenti Braničevo vatandaşları "ticaret yapmak için" Bizans İmparatorluğu'na "gelen Macarlara saldırdılar ve yağmaladılar, onlara karşı en kötü suçları işlediler". II. István, yaz aylarında imparatorluğa saldırdı. Birlikleri Belgrad, Braničevo ve Niş'i yağmaladılar ve Macaristan'a dönmeden önce Serdika ve Filippopolis çevresindeki bölgeleri talan ettiler. Buna cevap olarak II. İoannis, 1128 yılında Macaristan'a yürüdü, kraliyet birliklerini Haram Muharebesi'nde mağlup etti ve "Macaristan'ın en zengin toprakları olan Frangochorion'u ele geçirdi", bu topraklar günümüzde Sırbistan'dır. Macarlara karşı kazandığı zaferin ardından II. İoannis, Sırplara karşı ceza niteliğinde bir baskın başlattı. Bizanslılar için bunun tehlikesi, Sırpların kendilerini Macaristan ile aynı tarafa geçmeleriydi. Birçok Sırp esir alındı ve bunlar, askerlik karşılığı Küçük Asya'da Nikomedia'da iskan edildiler. Bu, kısmen Sırpları teslim olmaya teşvik etmek ve kısmen Doğudaki Bizans sınırını Türklere karşı güçlendirmek için yapıldı. Sırplar bir kez daha Bizans himayesini kabul etmek zorunda kaldılar. Macaristan'da ise, Haram Muharebesi'nde alınan yenilgi II. István'ın otoritesini sarsmıştı, kendilerini kral ilan eden 'Bors' ve 'İvan' isimli iki kontun başlattığı ciddi bir isyanla karşı karşıya kaldı. Her ikisi de nihayetinde mağlup edildi, İvan'ın başı vurulurken Bors Bizans'a sığındı. Hasta olup, anavatanında tedavi gören István, İoannis Kinnamos'a göre, hiçbir mücadeleye katılamadı. İoannis Kinnamos, István'ın Bizans İmparatorluğu'na karşı ikinci bir seferini yazar, İoannis Kinnamos, Stephen tarafından Bizans İmparatorluğu'na karşı ikinci bir kampanya yazar, Olomouc Dükü Václav komutasındaki Bohemya takviyeleri tarafından desteklenen Macar birlikleri Braničevo'yu bir saldırı ile alıp ve kalesini yıktı. Muhtemelen Kral Stephen otoritesini teyit etmek için için, Macarlar İoannis tarafından derhal yeniden inşa edilen Bizans sınır kalesi olan Braničevo'ya saldırarak, düşmanlığı yenilediler. Daha fazla Bizans askeri başarısı - Honiatis birkaç çatışmadan bahseder - barışın tesisi ile sonuçlandı. Kinnamos, barış kurulmadan önce gerçekleşen bir Bizans yenilgisini anlatır ve bu da seferin tamamen tek taraflı olmadığını gösterir. Ancak Macar kayıtları, Kral Stephen'ın tekrar mağlup edildiğini ve sonuç olarak Bizans şartları ile barış müzakere etmek zorunda kaldığı konusunda Honiatis ile anlaşır. Tarihçi Ferenc Makk, İmparator II. İoannis'in geri çekilmek zorunda kaldığını ve barış için taelpte bulunduğunu ve anlaşmanın Ekim 1129'da imzalandığını belirtir. Bizanslılar Braničevo, Belgrad ve Zemun'un kontrollerini onaylandılar ve ayrıca 1060'lardan beri Macarların elinde olan Syrmia bölgesini kurtardılar. Macar hak iddia eden Álmos'un, 1129'da ölmesi büyük sürtünme kaynağını ortadan kaldırdı.

<span class="mw-page-title-main">Şayzar Kuşatması</span> Kuşatma

Şayzar Kuşatması, 28 Nisan - 21 Mayıs 1138 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Bizans İmparatorluğu, Antakya Prensliği ve Urfa Kontluğu'ndan oluşan müttefik kuvvetleri Müslüman Suriye'yi işgal etti. Ana hedefleri Halep kentinden geri çekilen birleşik Hristiyan orduları, saldırı ile bir dizi müstahkem yerleşim yerlerini ele geçirdiler ve sonunda Münkız Emirliği'nin başkenti Şayzar'ı kuşattılar. Kuşatma şehri ele geçirdi, ancak kaleyi ele geçiremedi; Şayzar Emiri'nin tazminat ödemesi ve Bizans imparatorunun vasalı olmasıyla sonuçlandı. Bölgenin en büyük Müslüman prensi I. İmâdüddin Zengî'nin güçleri müttefik ordusuyla çatışmaya girdi, ancak müttefik ordusu savaş riskine girmeyecek kadar güçlüydü. Sefer, Bizans egemenliğinin kuzey Haçlı devletleri üzerindeki sınırlı doğasının ve Latin prensleri ile Bizans imparatoru arasında ortak amaç eksikliğinin altını çizdi.

<span class="mw-page-title-main">Bizans İmparatorluğu'nun gerilemesi</span>

Bizans İmparatorluğu, 7. yüzyılın İslam'ın yayılışı sırasında büyük kayıplar da dahil olmak üzere, yaklaşık bin yıl boyunca birkaç büyüme ve bozulma döngüsü yaşadı.

Sozopolis Kuşatması 1120'de Selçuklu Türklerinin elindeki Sozopolis kasabasının Bizans tarafından fethi ve Attaleia şehri ile Bizans iletişimini geliştirdi.

Hielyon-Leimoheir Muharebesi, Bizanslılar tarafından büyük bir Selçuklu Türk ordusunun neredeyse tamamen yok edildiğini çatışmadır. Selçuklu ordusu, Küçük Asya'da Menderes Vadisi'nde Bizans topraklarına baskınlar düzenleyerek birçok şehri yağmalamıştı. Bizans kuvveti Türkleri bir nehir geçişinde pusuya düşürdü.