İçeriğe atla

Kokteyl partisi etkisi

Kalabalık bir kokteyl

Kokteyl partisi etkisi; beynin, kişinin işitsel dikkatini belirli bir uyarıcıya odaklayıp (beyindeki seçici dikkatin bir türü), diğer bir dizi uyaranı filtreleyerek dışarıda bırakma becerisini ifade eden kavramdır. Tıpkı gürültülü bir partiye katılan bir kişinin ortam gürültüsünü yok sayarak tek bir sohbete odaklanabilmesi gibi.[1][2][3] Dinleyiciler, hem farklı uyaranları farklı akışlara ayırma hem de daha sonra hangi akışların kendileri için en uygun olduğuna karar verme yeteneğine sahiptir.[4] Bu nedenle, kişinin duyusal belleğinin kişi farkında olmadan tüm uyaranları ayrıştırdığı ve ayrı bilgi parçalarını dikkat çekmelerine göre sınıflandırdığı öne sürülmüştür.[5] Bu etki çoğu insanın tek bir sesi izleyip, diğerlerini görmezden gelmelerine izin veren mekanizmadır. Bir başka ifadeyle, dikkat yöneltilmeyen uyaranda geçen önemli kelimelerin hemen tespit edilebilmesine, örneğin birinin bir gürültü içinde kendi adı geçtiği zaman bunu fark etmesine, dair fenomenini tanımlar.[6][7]

Uyaranların bu şekilde ayrılamaması, bazı izlenirken diğerlerinin görmezden gelinmesinin mümkün olmaması sorunu bazen kokteyl partisi problemi[8] veya kokteyl partisi sağırlığı olarak adlandırılır .[9]

Nörolojik temel (ve binaural işleme)

Kokteyl partisi etkisine ilişkin işitsel dikkat, esas olarak üst temporal girusun sol yarımküresinde (birincil işitsel korteksin olduğu yerde) meydana gelir; inferior frontal girus, superior parietal sulkus ve intraparietal sulkusu içeren bir fronto-parietal ağ aynı zamanda dikkat değiştirme, dil işleme ve dikkat kontrolü eylemlerinden sorumludur.[1] Hem hedef akış (ilgilenilen daha önemli bilgi) hem de rekabet eden/müdahale eden akışlar, sol yarımkürede aynı şekilde işlenir. Ancak fMRI taramaları, hedef akışlara rakip akışlardan daha fazla dikkat verildiğini gösterir.[10]

Dahası, superior temporal girustaki (STG) hedef akışa yönelik aktivitenin, diğer uyarıcı akışlar ortaya çıktığında azaldığını/sekteye uğradığını görüyoruz. "Kokteyl partisi etkisi", yani gürültü içerisindeki önemli uyaranları tespit etme yeteneği, aynı zamanda "kokteyl partisi problemi" olarak da adlandırılmıştır. Çünkü seçici dikkat kabiliyetimiz, bir yandan da nörolojik düzeyde dikkatin etkinliğini düşürmektedir.[10]

Kokteyl partisi etkisi, binaural efekt olarak bilinen, iki kulakla işitilmesi durumunda en iyi sonucu verir. Tek bir kulağı duyan insanlar, iki kulağı duyan insanlara göre gürültüden çok daha fazla etkileniyorlar.[11] İki kulak kullanmanın yararı, kısmen ses kaynaklarının lokalizasyonu ile ilgili olabilir. İşitme sistemi, aynı anda en az iki ses kaynağının yerini belirleyebilir ve su seslerin karakteristiklerini doğru olarak saptayabilir. Bir ses kaynağının yerini tespit eder etmez, bu ses kaynağının sinyallerini, gürültüyü oluşturan ses kaynaklarından çıkarabilir.[12] Ancak, binaural olmanın esas avantajı diğer iki süreçte ortaya çıkar: daha iyi kulakla dinleme ve binaural çıkarımsama (unmasking). Daha iyi kulakla dinleme, kulaklar arasındaki farktan yararlanarak, gelen sinyalin gürültüye oranından daha iyi faydalanmayı sağlayan bir süreçtir.[13] Binaural çıkarımsama ise, gürültünün içinden diğer sesleri çıkarabilmek için iki kulaktan gelen sinyallerin kombinasyonunu kullanma sürecidir.

Geçmiş Çalışmalar

1950'lerin başlarında, dikkat araştırmalarının çoğu hava trafik kontrolörlerinin karşılaştığı sorunlara dayanır. O sırada kontrolörler, kontrol kulesindeki hoparlörler üzerinden pilotlardan mesajlar alırdı. Tek bir hoparlör üzerinden birçok pilotun karışmış seslerini duymak, kontrolörün görevini çok zorlaştırmaktaydı.[14] Koktely partisi etkisi, ilk olarak 1953 yılında Colin Cherry tarafından tanımlanmış ve "kokteyl partisi problemi" olarak adlandırılmıştır.[8] Cherry, katılımcıların iki farklı mesajı aynı anda tek bir hoparlörden dinledikleri ve onları ayırmaya çalıştıkları dikkat deneyleri yapmış; bu daha sonra dikotik dinleme olarak adlandırmıştır.[15] Çalışması, sesleri arka plan gürültüsünden ayırma yeteneğinin; konuşmacının cinsiyeti, sesin geldiği yön, ses yüksekliği ve konuşma hızı gibi birçok değişkenden etkilendiğini ortaya koymuştur.

Cherry, insanların gürültü içinde bir mesaja nasıl odaklandıklarını daha detaylı incelemek için konuşma kopyalama (speech shadowing) görevini geliştirmiştir. Kopyalama görevinde katılımcılar, her kulağa farklı bir mesaj gönderen özel bir kulaklık takarlar. Katılımcıdan, belirli bir kulakta (kanal) duyulan mesajı yüksek sesle tekrar etmesi istenir.[15] Bu çalışmayla, katılımcıların kendi adlarını kopyalamadıkları kanaldan gelse bile fark edebildikleri keşfedilmiştir.[16] Daha sonra, Cherry'nin kopyalama deneyini 1959'da kullanan Neville Moray, öznel olarak "önemli" mesajlar dışında, dikkat verilmeyen kanaldaki mesajların algılanamadığı sonucuna varmıştır.

Daha güncel çalışmalar

Seçici dikkat her yaşta kendini gösterir. Bebekler, ebeveynlerinin sesleri gibi kendilerine tanıdık gelen bir ses duyduklarında o yöne başlarını çevirirler.[17] Bu, bebeklerin çevrelerindeki belirli uyaranlarla seçerek ilgilendiklerini gösterir. Dahası, seçici dikkat üstüne yapılan çalışmalar; bebeklerin yetişkin bir ses tonuna göre "bebek" konuşmasını tercih ettiklerini göstermektedir.[15] Yani, bebekler konuşma tonundaki fiziksel değişiklikleri fark edebilirler. Ancak, arka plan gürültüsünün içinde ses tonu gibi fiziksel farklılıkları saptamadaki doğruluk zamanla artar. Bebekler, uyaranları görmezden geliyor olabilir, çünkü isimleri tanıdık gelse de bu kadar küçük yaşta onlar için daha fazla bir anlam ifade etmez. Öte yandan, araştırmalar daha muhtemel senaryonun; bebeklerin dikkat dağıtıcı sesin ortasında kendilerine söylenen kelimenin kendi adları olduğunu anlamadıklarını ve bu nedenle yanıt vermedikleri olduğunu göstermektedir.[18] Önemsenmeyen uyaranları filtreleme yeteneği genç yetişkinlikte en üst düzeyine ulaşır. Arka plandaki gürültü öznel olarak önemli görülen mesajlar içeriyorsa; yaşlılar, genç yetişkinlere kıyasla tek bir sohbete odaklanmakta daha fazla zorlanır.

İnsanların dikkatini çeken bazı mesaj örnekleri arasında kişisel isimler ve tabu olan kelimeler bulunmaktadır. Kişilerin kendi isimlerine seçici dikkat gösterme yeteneği; 5 aylık kadar küçük bebeklerde bile gözlenip, 13 aylıkken tamamen gelişmiş görünmektedir.[19] Bu alandaki birçok uzmanla birlikte Anne Treisman, insanların isimler gibi öznel öneme sahip kelimeleri tespit etmeye güdümlü olduklarını belirtir. Bu fikrini, kişilerin bu kelimeleri fark etmek için diğer kelimelere göre daha az algısal bilgiye ihtiyaç duyabileceklerini söyleyerek açıklar.[20] Dikkat yöneltilmeyen kanaldayken bile bir ölçüde anlaşılan bir başka uyaransa tabu kelimelerdir.[21] Çoğunluğu insanı uyaran müstehcen içeriklere sahip olan bu kelimeler, genellikle kopyalama görevini sekteye uğratırlar.[22] Tabu kelimeler, bir dil anlayışı ve geniş bir kelime dağarcığı edindikleri çağa kadar çocukların seçici dikkatini etkilemez.

Yaşlandıkça seçici dikkat dalgalanmaya başlar. Daha yaşlı olan yetişkinler, konuşma akışlarını ayırt etmede daha uzun gecikme sürelerine sahiptir. Bu, tipik olarak, genel bilişsel yeteneğin yaşlılıkla birlikte (hafıza, görsel algı, yüksek düzey işleyiş vb.) azalmaya başladığı gerçeğiyle ilişkilendirilir.[1][4]

Daha da yakın dönemli araştırmalara bakacak olursak, kokteyl partisi problemini incelemek için modern sinirbilim teknikleri uygulandığını görürüz. Bu tür çalışmaları yapan bazı önemli araştırmacılar arasında; elektrokortikografi kullanan Edward Chang, Nima Mesgarani, Charles Schroeder; manyetoensefalografi kullanan Jonathan Simon, Mounya Elhilali, Adrian KC Lee, Shihab Shamma, Barbara Shinn-Cunningham ve Jyrki Ahveninen; Elektroensefalografi kullanan Jyrki Ahveninen, Edmund Lalor ve Barbara Shinn-Cunningham ; ve Jyrki Ahveninen ve Lee M. Miller fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme kullanarak.

Dikkat modelleri

Bize ulaşan tüm bilgileri işleyemeyiz. Teoride, neye dikkat edileceğinin seçimi belli bir kurala göre veya rastgele olabilir.[23] Örneğin, sürüş sırasında, sürücüler olay yerinde bulunan diğer uyaranlardan ziyade trafik ışıklarına odaklanabilir. Bu tür durumlarda, sunulan uyaranların hangi bölümünün önemli olduğunun seçilmesi zorunludur. Psikolojideki temel bir soru, bu seçimin ne zaman gerçekleştiğidir.[15] Bu sorun, erken mi geç mi tartışmasına evrilmiştir. Bu tartışmanın temeli, Cherry'nin dikotik dinleme deneylerinde bulunabilir. Katılımcılar, takip etmedikleri kanalda gerçekleşen; konuşmacının cinsiyetinin değişmesi, ses yüksekliği gibi fiziksel değişikliklerin yanı sıra, kendi isimleri gibi uyaranları da fark edebildiler. Bu gözlem, takip edilmeyen mesajın anlamının, onu seçmeden önce mi sonra mı işlendiği sorusunu ortaya çıkarmıştır. Önceki seçici dikkat modeline göre, seçim gerçekleşmeden önce çok az bilgi işlendiği düşünülürdü. Daha yeni seçici dikkat modellerine göre, semantik gibi bilgilerin de seçim gerçekleşmeden önce işlendiği düşünülmektedir.

Broadbent

Erken seçici dikkat mekanizmalarını keşfetmeye dair en eski çalışma, filtre modeli olarak bilinen bir teori öne süren Donald Broadbent tarafından gerçekleştirildi. Bu model, dikotik dinleme testi kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırması, çoğu katılımcının aktif olarak takip ettikleri kanaldaki bilgileri hatırlama konusunda başarılı olduklarını, ancak takip etmedikleri kanaldaki bilgileri hatırlama konusunda çok daha başarısız olduklarını gösterdi. Bu da Broadbent'i beyinde ilgilenmeyi seçmediğimiz bilgileri bloke edebilecek bir "filtre" mekanizması olması gerektiği sonucuna götürdü. Filtre modelinin şu şekilde çalıştığı varsayılmıştır: bilgi beyne duyu organları (bu durumda kulaklar) yoluyla girdikten sonra, ona dikkat etmemize yetecek bir süre boyunca bir tampon bellek sistemi olan duyusal bellekte depolanır.[15] Bilgi daha fazla işlenmeden önce, filtre mekanizması yalnızca seçilen bilginin geçmesine izin verir. Seçilen bilgiler daha sonra, kısa süreli bellekle ilişkili olan ve uzun süreli bellekle iletişim kuran çalışma belleğine aktarılır. Bu modelde işitsel bilgilerin seçilmesi veya takip edilmemesi, konum ve şiddet gibi fiziksel özelliklerine bağlıdır.[24][25] Bazı kişiler, bunun süreklilik ve kapalılık dahil Gestalt özellikleri temelinde ele alınabileceğini öne sürmektedir.[26] Broadbent için bu, insanların bir seferde yalnızca bir bilgi kaynağını izlemeyi seçerken diğerlerini dışlama mekanizmasını açıklamıştır. Bununla birlikte, Broadbent'in modeli; anlamsal öneme sahip kelimelerin, örneğin bireyin kendi isminin, takip edilmeyen bir kanalda olmasına rağmen anında dikkat çekmesi gözlemini açıklayamamıştır.

Broadbent'in deneylerinden kısa bir süre sonra, Oxford lisans öğrencileri Gray ve Wedderburn, kelimelerin kulaklara bölünmesi yerine, anlamlı ifadeler üreten tek heceli kelimeler kullandıkları bir dikotik dinleme deneyi gerçekleştirdiler.[27] Örneğin, "Dear, one, Jane" kelimeleri bazen sırayla sağ kulağa sunulurken, "three, Aunt, six" kelimeleri sol kulağa eş zamanlı olarak sunuldu. Katılımcıların çoğu sayıları hatırlamaktansa "Dear Aunt Jane" ifadesini hatırladılar. Ayrıca, sayıları sunuldukları sırayla hatırlamaktansa kelime öbeğindeki kelimeleri sıralarıyla hatırlama oranları daha yüksekti. Bu bulgu, Broadbent'in tam filtreleme teorisine aykırıdır. Çünkü filtre mekanizmasının kanallar arasında geçiş yapmak için zamanı olmayacaktır. Bu da, anlamın filtrelemeden önce işleniyor olabileceğini gösterir.

Treisman

Daha sonra bu mevcut seçici dikkat (dikkat kontrolü) teorisine ek olarak, Anne Treisman <i id="mwog">zayıflama modelini</i> geliştirdi.[28] Bu modelde bilgi, bir filtre mekanizması aracılığıyla işlendiğinde, Broadbent'in söylediği gibi tamamen engellenmez. Bunun yerine, zayıflatılır ve bilinçsiz bir düzeyde tüm aşamalardan geçerek işlenir. Treisman ayrıca, anlamsal önemine göre bazı kelimelerin takip edilmeyen kanalda da dikkat çekebileceği bir eşik mekanizması öne sürer. Ona göre kişinin kendi adı düşük bir eşik değerine (yani yüksek bir anlama) sahiptir. Bu nedenle daha kolay tanınır. Aynı ilke, aciliyet belirten durumlara dair ateş gibi kelimeler için de geçerlidir. Treisman, bunun gerçekleşmesinin tek yolunun, bilginin takip edilmeyen akışta sürekli olarak işleniyor olması olduğunu savunmaktadır.

Deutsch ve Deutsch

Müzik algısı ve işitsel ilüzyonlar alanındaki çalışmaları ile tanınan Diana Deutsch, dikkat modellerine de önemli katkılarda bulundu. Deutsch & Deutsch[29] ve Norman,[30] anlamsal öneme göre kelimelerin nasıl seçilebileceğini daha ayrıntılı olarak açıklamak için, anlama dayalı ikinci bir seçim mekanizması içeren bir dikkat modeli önerdiler. Deutsch-Norman modeli olarak bilinen modelde, takip edilmeyen akıştaki bilgiler, Treisman modelinin öne sürdüğü gibi, çalışan belleğe kadar işlenmez. Bunun yerine, örüntü tanımadan sonra ikincil bir filtreden geçirilir. İkincil filtre tarafından önemsiz görülürse, çalışma belleğine girmesi engellenir.

Kahneman

Daniel Kahneman de farklı bir dikkat modeli önermiştir. Bu model, dikkati seçim açısından değil, kapasite açısından tanımlamasıyla önceki modellerden farklıdır. Kahneman için dikkat, çeşitli uyaranlar arasında bölüştürülecek bir kaynaktır.[31] Bu görüş başka kişilerce de desteklenmiştir.[7][32][33] Bu model dikkatin ne zaman odaklandığını değil, nasıl odaklandığını açıklar. Kahneman'a göre dikkat genellikle uyarılma ile belirlenir. Yerkes-Dodson yasası, uyarılmanın orta seviyelerde ideal olacağını öngörür. Yani kişi aşırı veya az uyarıldığında performans zayıflayacaktır. Narayan ve arkadaşları, arka plan sesleri çok fazla ve karmaşık olduğunda, işitsel uyaranları ayırt etme becerisinde keskin bir düşüş olduğunu keşfetmiştir. Bu durum, aşırı uyarılmanın dikkat üstündeki olumsuz etkisinin kanıtıdır. Dolayısıyla, uyarılma mevcut dikkat kapasitemizi belirler. Ardından, mevcut dikkatimizi çeşitli olası faaliyetler arasında dağıtmak için bir paylaştırma politikası hareket eder. En çok dikkat, paylaştırma politikasına göre en önemli sayılanlara gösterilecektir. Paylaştırma politikası, kalıcı eğilimlerden ve anlık niyetlerden etkilenir. Odaklanmış bir dikkat gerektiren anlık niyetler, kalıcı eğilimlere göre daha fazla dikkat kaynağı gerektirir.[34] Ek olarak, dikkat kapasitesi ile ilgili sürekli devam eden bir değerlendirme vardır. Diğer bir ifadeyle, fazla dikkat kaynağı gerektiren faaliyetler, dikkat kapasitesini düşürecek ve paylaşım politikasını etkileyecektir. Bu durumda, eğer bir faaliyet dikkat kaynaklarını çok fazla tüketiyorsa, paylaştırma politikası muhtemelen kaynakları ona yönlendirmeyi bırakacak ve bunun yerine daha az maliyetli görevlere odaklanacaktır. Kahneman'ın modeli, kokteyl partisi olgusunu, anlık niyetlerin belirli bir işitsel uyarana odaklanmasına izin verebileceğini; ancak kalıcı eğilimlerin (bunlar anlamsal öneme sahip kelimeleri içerebilir) dikkatimizi çekebileceğini söyleyerek açıklar. Kahneman'ın modelinin seçim modelleriyle çelişmediğini ve onları desteklemek için de kullanılabileceğini belirtmek önemlidir.

Görsel bağlantılar

Bazı araştırmalar, kokteyl etkisinin sadece işitsel bir fenomen olmadığını ve görsel bilgiler için de etkili olabileceğini göstermiştir. Örneğin Shapiro ve arkadaşları görsel bir testle takip edilmeyen bir durumda katılımcılara kendi isimleri gösterildiğinde bunu kolayca fark ettikletini gözlemlediler.[35] Treisman veya Deutsch-Norman modelleri gibi geç dikkat kontrolüne uygun bir model benimseyerek, erken seçimin böyle bir fenomeni açıklamayacağını öne sürmüşlerdir.

Hayvanlarda etkisi

Koro halinde iletişim kuran kurbağalar ve böcekler, akustik iletişim kuran ötücü kuşlar; aynı anda birden fazla sinyale maruz kaldıklarından kokteyl partisi etkisini yaşayabilir. İnsanlardaki gibi, ses hayvanların çevrelerindeki önemli şeyleri (örn. eşler, tehditler, vb.) dinlemelerine izin verir. Bazı kırlangıçlar ve kral penguenler için sesli iletişim, gürültülü ortamlarda ebeveyn ve yavruların birbirlerini tanınmasını sağlar. Dişi kurbağalar erkeklerin çiftleşme çağrılarını dinleyip ayırt edebilirken, erkekler diğer erkeklerin saldırganlık çağrılarına fark edebilirler.[36]

  1. ^ a b c Getzmann (2016). "Switching of auditory attention in "cocktail-party" listening: ERP evidence of cueing effects in younger and older adults". Brain and Cognition. 111: 1-12. doi:10.1016/j.bandc.2016.09.006. PMID 27814564. 
  2. ^ Bronkhorst, Adelbert W. (2000). "The Cocktail Party Phenomenon: A Review on Speech Intelligibility in Multiple-Talker Conditions" (PDF). Acta Acustica United with Acustica. 86: 117-128. Erişim tarihi: 18 Nisan 2010. [][]
  3. ^ Shinn-Cunningham, Barbara G. (2008). "Object-based auditory and visual attention" (PDF). Trends in Cognitive Sciences. 12 (5): 182-186. doi:10.1016/j.tics.2008.02.003. PMC 2699558 $2. PMID 18396091. 23 Eylül 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Haziran 2014. 
  4. ^ a b Getzmann (2015). "The mismatch negativity as a measure of auditory stream segregation in a simulated "cocktail-party" scenario: effect of age". Neurobiology of Age. 36 (11): 3029-3037. doi:10.1016/j.neurobiolaging.2015.07.017. PMID 26254109. 
  5. ^ Narayan (2007). "Cortical interference effects in the cocktail party problem". Nature Neuroscience (İngilizce). 10 (12): 1601-1607. doi:10.1038/nn2009. ISSN 1546-1726. PMID 17994016. 
  6. ^ "The cocktail party phenomenon revisited: how frequent are attention shifts to one's name in an irrelevant auditory channel?". J Exp Psychol Learn Mem Cogn. 21 (1): 255-60. Ocak 1995. doi:10.1037/0278-7393.21.1.255. PMID 7876773. 
  7. ^ a b "The cocktail party phenomenon revisited: the importance of working memory capacity". Psychon Bull Rev. 8 (2): 331-5. Haziran 2001. doi:10.3758/BF03196169. PMID 11495122. 
  8. ^ a b Cherry (1953). "Some Experiments on the Recognition of Speech, with One and with Two Ears" (PDF). The Journal of the Acoustical Society of America. 25 (5): 975-79. doi:10.1121/1.1907229. ISSN 0001-4966. 22 Kasım 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 5 Eylül 2020.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "Cherry 1953" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: )
  9. ^ Companion to Clinical Neurology. 2nd. Oxford: Oxford University Press. 2003. s. 206. ISBN 0-19-515938-1. 30 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2020. 
  10. ^ a b Evans (22 Aralık 2015). "Getting the Cocktail Party Started: Masking Effects in Speech Perception". Journal of Cognitive Neuroscience. 28 (3): 483-500. doi:10.1162/jocn_a_00913. ISSN 0898-929X. PMC 4905511 $2. PMID 26696297. 
  11. ^ "The benefit of binaural hearing in a cocktail party: effect of location and type of interferer" (PDF). J. Acoust. Soc. Am. 115 (2): 833-43. Şubat 2004. doi:10.1121/1.1639908. PMID 15000195. 20 Ekim 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2013. 
  12. ^ "Auditory attention--focusing the searchlight on sound". Curr. Opin. Neurobiol. 17 (4): 437-55. Ağustos 2007. doi:10.1016/j.conb.2007.07.011. PMID 17714933. 
  13. ^ Best, Virginia; Mason, Christine R.; Kidd, Gerald; Iyer, Nandini; Brungart, Douglas S. (Şubat 2015). "Better-ear glimpsing in hearing-impaired listeners". The Journal of the Acoustical Society of America. 137 (2): EL213-219. doi:10.1121/1.4907737. ISSN 1520-8524. PMC 4327925 $2. PMID 25698053. 
  14. ^ Human factors: understanding people-system relationships. New York: Wiley. 1983. ISBN 978-0-471-09594-1. OCLC 8866672. 
  15. ^ a b c d e Human Cognition : Theory and Practice. New York, NY: Worth Pub. 2007. s. 59. ISBN 9780716756675. OCLC 779665820. 
  16. ^ Moray (1959). "Attention in dichotic listening: Affective cues and the influence of instructions" (PDF). Quarterly Journal of Experimental Psychology. 11 (1): 56-60. doi:10.1080/17470215908416289. ISSN 0033-555X. []
  17. ^ "The development of selective attention: a life-span overview". Acta Psychol (Amst). 86 (2–3): 227-72. Ağustos 1994. doi:10.1016/0001-6918(94)90004-3. PMID 7976468. 
  18. ^ Newman (2005). "The Cocktail Party Effect in Infants Revisited: Listening to One's Name in Noise". Developmental Psychology (İngilizce). 41 (2): 352-362. doi:10.1037/0012-1649.41.2.352. PMID 15769191. 
  19. ^ Newman (2005). "The Cocktail Party Effect in Infants Revisited: Listening to One's Name in Noise". Developmental Psychology. 41 (2): 352-362. doi:10.1037/0012-1649.41.2.352. PMID 15769191. 
  20. ^ Driver J (Şubat 2001). "A selective review of selective attention research from the past century" (PDF). Br J Psychol. 92 Part 1: 53-78. doi:10.1348/000712601162103. PMID 11802865. 21 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2013. 
  21. ^ Straube (1979). "Dichotic shadowing and selective attention to word meanings in schizophrenia". Journal of Abnormal Psychology. 88 (4): 346-353. doi:10.1037/0021-843X.88.4.346. 
  22. ^ Nielsen (1981). "Emotion, personality, and selective attention". Journal of Personality and Social Psychology. 41 (5): 945-960. doi:10.1037/0022-3514.41.5.945. ISSN 0022-3514. 
  23. ^ Cohen (2006). "Selective Attention". Encyclopedia of Cognitive Science. doi:10.1002/0470018860.s00612. ISBN 978-0470016190. 
  24. ^ Scharf (1990). "On hearing what you listen for: The effects of attention and expectancy". Canadian Psychology. 31 (4): 386-387. doi:10.1037/h0084409. 
  25. ^ "Cocktail party listening in a dynamic multitalker environment". Percept Psychophys. 69 (1): 79-91. Ocak 2007. doi:10.3758/BF03194455. PMID 17515218. 8 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2020. 
  26. ^ Haykin (17 Ekim 2005). "The Cocktail Party Problem". Neural Computation. 17 (9): 1875-1902. doi:10.1162/0899766054322964. PMID 15992485. 
  27. ^ Gray J.A. (1960). "Grouping strategies with simultaneous stimuli". Quarterly Journal of Experimental Psychology. 12 (3): 180-184. doi:10.1080/17470216008416722. 8 Ocak 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2013. 
  28. ^ Treisman (1969). "Strategies and models of selective attention". Psychological Review. 76 (3): 282-299. doi:10.1037/h0027242. PMID 4893203. 
  29. ^ Deutsch (1963). "Attention: Some Theoretical Considerations". Psychological Review. 70 (I): 80-90. doi:10.1037/h0039515. PMID 14027390. 
  30. ^ Norman (1968). "Toward a theory of memory and attention". Psychological Review. 75 (6): 522-536. doi:10.1037/h0026699. 
  31. ^ Kahneman, D. (1973). Attention and effort 22 Şubat 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. Englewood Cliffs, NJ: Prentice-Hall.
  32. ^ Narayan (2007). "Cortical interference effects in the cocktail party problem". Nature Neuroscience. 10 (12): 1601-1607. doi:10.1038/nn2009. PMID 17994016. 
  33. ^ Dalton (2009). "The role of working memory in auditory selective attention". The Quarterly Journal of Experimental Psychology. 62 (11): 2126-2132. doi:10.1080/17470210903023646. PMID 19557667. 
  34. ^ Koch (9 Mayıs 2011). "Switching in the cocktail party: Exploring intentional control of auditory selective attention". Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance. 37 (4): 1140-1147. doi:10.1037/a0022189. PMID 21553997. 
  35. ^ Shapiro (1 Ocak 1997). "Personal names and the attentional blink: A visual "cocktail party" effect". Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance. 23 (2): 504-514. doi:10.1037/0096-1523.23.2.504. 
  36. ^ Bee (2008). "The cocktail party problem: What is it? How can it be solved? And why should animal behaviorists study it?". Journal of Comparative Psychology (İngilizce). 122 (3): 235-251. doi:10.1037/0735-7036.122.3.235. ISSN 1939-2087. PMC 2692487 $2. PMID 18729652. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Temporal lob</span> İnsanların beyninde bulunan dört lobdan biri

Temporal lob, memelilerin beynindeki serebral korteksin dört ana lobundan biridir. Temporal lob, memeli beyninin her iki serebral hemisferindeki lateral fissürün altındadır.

<span class="mw-page-title-main">Dikkat</span>

Dikkat, düşünceyi belli bir şey üstünde yoğunlaştırabilme gücü. Nesnel olarak, bütün duyumsal ya da belleğe yerleştirilmiş bilgilerden, daha sonra kullanmak için bir bölümünü seçmeyi gerektirir. Bir toplantıda konuşan çeşitli kişiler arasında yalnızca birini dinlerken bir resme bakarken şekilleri dikkate almaksızın yalnızca renklere yoğunlaşırken, kalabalıkta bir tanıdığı ararken ya da akıl bir problemi çözmeyi yoğunlaştırılırken, farklı verimlilik derecelerinde farklı dikkatler söz konusudur. Bireyin seçmek zorunda kalması algılamanın, düşünmenin ya da birçok şeyin aynı anda yapmanın bir sınırı olduğunu gösterir.Dikkat, bir bilginin belli öznel veya nesnel olarak dikkate alınan yönünü seçerek ona odaklanan, diğer bir taraftan o bilginin algılanabilen diğer yönlerini göz ardı eden davranışsal ve bilişsel süreçtir. Dikkat, sınırlı işlenen kaynakların paylaştırılmasıdır.

Psikolojide, Stroop etkisi, uyaranlardaki uyumsuzluk nedeniyle bir görevin reaksiyon süresinde gecikmenin meydana geldiği bilişsel etkileşimin bir göstergesidir.

Psikofizik nicelik bakımından, fiziksel uyaranın ve etkilediği algı ve hislerin arasındaki ilişkiyi inceler. Psikofizik, "uyarıcı ile algının arasındaki ilişkinin bilimsel çalışmasıdır ya da tam olarak "anlayış sürecinin, öznenin deneyimlerinin veya davranışlarının değişken özelliklerinin bir veya birden fazla fiziksel boyutların uyarıcılığındaki analizidir." diye tanımlanmıştır." Psikofizik, ruhi olanla fiziki olan arasındaki münasebetleri, deneysiz olarak inceler. Psikofiziğe göre, beden ve zihin iki farklı ama birbiri ile etkileşim içinde olan; birbirini değiştiren/dönüştüren, bir yapıda hareket etmektedir.

İşitsel seçici dikkat ya da seçici duyma, sinir sistemimizin bir parçası olan işitme sistemimizi ilgilendiren bir tür seçici algıdır. Seçici duyma insanların dikkatlerini belirli bir kaynaktan gelen sese veya konuşulan kelimelere odaklaması eylemidir. Çevremizden gelen pek çok gürültü ve sesin İşitme sistemitarafından duyulmasına rağmen, bunların sadece belirli bir kısmı beynimiz tarafından işlenir. Çoğu zaman, işitsel algı insanların duymakta en çok ilgilendikleri uyarıcılara yönelir. Krans, Isbell, Giuliano ve Neville tarafından 2013 yılında yayınlanan makaleye göre, seçici işitsel algı aynı zamanda gelen iki uyarıcıdan birini alındılarken diğerini göz ardı etme yeteneği olarak tanımlanabilir. Buna örnek olarak gürültülü bir sınıf ortamında, öğretmenine odaklanıp sınıf arkadaşlarından gelen sesleri göz ardı eden bir öğrenciyi verebiliriz. Bu bir "dar boğaz" örneğidir. Bu demektir ki aynı zamanda gelen verinin tamamı beynimiz tarafından işlenemez ancak duyusal verinin bir kısmı bu dar boğazı geçip işlenebilir. Fakat seçici duyma fizyolojik bir hastalık olarak algılanmamalıdır. Fizyolojik bir hastalık olmaktan öte, insanların çevreden gelen gürültü ve sesleri bloke etme yetenekleridir. Yıllardır, işitsel dikkatin seçiciliği üzerine yapılan araştırmalar artarak devam etmektedir.

Yankı belleği duyusal bellek kayıtlarından biridir; işitsel bilgiyi tutmaya özgü duyusal belleğin bir bileşenidir. Seslere yönelik duyusal bellek yalnızca insanların algıladıkları yankı belleğinin bir formudur. İçinde gözlerimizin uyarıları tekrar tekrar tarayabildiği görsel bellekten farklı olarak, işitsel uyarı tekrar tekrar taranamaz. Genel olarak, yankı bellekleri görüntüsel belleklerden biraz daha uzun zaman devreleri olarak depolanır. İşitsel uyarılar, işlenebilmeden ve anlaşılabilmeden önce kulak tarafından teker teker alınır/duyulur. Söz gelimi, radyoyu dinlemek bir dergi okumaktan çok daha farklıdır. Bir dergi tekrar tekrar okunabilirken, bir kişi belirli bir zamanda radyoya yalnızca bir seferlik kulak verebilir. Denilebilir ki yankı belleği bir bekleme tankı kavramı gibidir. Çünkü bir ses, takip eden ses duyulana kadar işlenmez (tutulur) ve ancak ondan sonra anlamlandırılabilir. Bu özel duyusal deponun büyük miktarlarda işitsel bilgiyi depolaması çok kısa bir zaman devresinde olabilmektedir. Bu yankısal ses zihinde yankılanır ve işitsel uyarının verilmesinden sonra çok bir kısa zamanda tekrarlanır (replay). Yankı belleği uyarıyı yalnızca bir dereceye kadar kabaca, primitif yönlerden şifreler, mesela ses perdesi (pitch), bağlantısız beyin bölgelerine yerleşimini belirler.

McGurk etkisi, işitme ve görme duyuları arasındaki etkileşimin konuşma algısı üzerindeki etkisini gösteren algısal bir olgudur. Buna göre, bir sesin işitsel bileşeni ile başka bir sesin görsel bileşeninin eşleşmesi, farklı üçüncü bir sesin algılanmasına neden olur. Konuşan kişiden gelen görsel bilgi, sesin duyuluş biçimini etkiler. Bu durum, dublaj yapılmış filmlere alışkın insanlar üzerinde çok etkili değildir. Çünkü dublaj oyuncuların dudak hareketlerini, yani görsel bilgiyi, önemsiz sayarak izleyicinin işitsel bilgiye odaklanmasını sağlar. Eğer kişi düşük ses kaliteli işitsel bir bilgiyle, yüksek görüntü kaliteli görsel bir bilgiye aynı anda maruz kalırsa McGurk etkisi yaşamaya daha yatkındır. Ayrıca görsel ve işitsel bilgiyi sentezleme kabiliyeti de kişilerin McGurk etkisi yaşayıp yaşamayacağı konusunda belirleyicidir. Duyusal sentez beceresi yüksek olan kişilerde bu etkinin görülme ihtimali oldukça yüksektir. Bunların dışında insanlar beyin hasarı ve birtakım rahatsızlıkları da içine alan birçok faktöre bağlı olarak bu etkiyi farklı şekillerde tecrübe ederler.

Dikotik (ikili) dinleme, seçici dikkati ve işitme(duyma) sistemi içinde beyin fonksiyonunun lateralizasyonunu araştırmak için yaygın olarak kullanılan psikolojik bir testtir. Dikotik (ikili) dinleme testi bilişsel psikoloji ve sinirbilim alanlarında kullanılır.

Baddeley'in Çalışma Belleği Modeli, Alan Baddeley ve Graham Hitch tarafından 1974'te ileri sürülen, daha kesin bir birincil bellek modeli sunmak amacıyla önerilen bir insan belleği modelidir. Çalışma belleği, birincil belleği tek bir birleşik yapı olarak düşünmek yerine birden çok bileşene böler.

<span class="mw-page-title-main">Birleştirme yanılsaması</span>

Birleştirme yanılsamaları, katılımcıların iki nesnenin özelliklerini tek bir nesnede birleştirdikleri psikolojik etkilerdir. Görsel birleştirme yanılsamaları, işitsel birleştirme yanılsamaları ve görsel ve dokunsal uyaranların kombinasyonları tarafından üretilen birleştirme yanılsamaları vardır. Görsel birleştirme yanılsamalarının, fiksasyona ve bir nesneye odaklanmak için ayrılan süreye bağlı olan görsel uzamsal dikkat eksikliği nedeniyle meydana geldiği düşünülmektedir. Bir nesneyi yorumlarken kısa bir süre içinde, görsel alandaki şekiller ve renkler gibi farklı bir alanın farklı yönlerinin karıştırılması zaman zaman çarpık olabilir ve bu da görsel birleştirme yanılsamalarıyla sonuçlanır. Örneğin, Anne Treisman ve Schmidt tarafından tasarlanan bir çalışmada, katılımcıların sayı ve şekillerin farklı renklerde görsel bir sunumunu izlemeleri gerekiyordu. Bazı şekiller diğerlerinden daha büyüktü ancak tüm şekiller ve sayılar eşit aralıklarla yerleştirilip sadece 200 ms boyunca gösterildi. Katılımcılardan şekilleri hatırlamaları istendiğinde, küçük yeşil bir daire yerine küçük yeşil bir üçgen gibi cevaplar verildi. Nesneler arasındaki boşluk daha küçükse, birleştirme yanılsamaları daha sık meydana gelir.

<span class="mw-page-title-main">Dikkat kontrolü</span>

Dikkat kontrolü, bir bireyin neye dikkat edeceğini ve neyi göz ardı edeceğini seçtiği kapasitesidir. İç kaynaklı dikkat veya yönetici dikkat olarak da bilinir. Daha genel bir tabirle, dikkat kontrolü, bir bireyin konsantre olma becerisi olarak tarif edilebilir. Öncelikli olarak ön singulat korteksi de içeren frontal alanlar tarafından aracılık edilen dikkat kontrolünün, çalışma belleği gibi diğer yönetici işlevler ile yakından ilgili olduğu düşünülmektedir.

Broadbent'in filtre modeli, dikkatle ilgili bir erken seçme teorisi.

<span class="mw-page-title-main">Hayvan bilişi</span> insan olmayan hayvanların zekası

Hayvan bilişi, insan-olmayan hayvanların zihinsel kapasitelerini kapsayan bir alandır. Bu alanda kullanılan hayvan koşullandırma ve öğrenim çalışmaları, karşılaştırmalı psikolojiden geliştirilmiştir. Aynı zamanda etoloji, davranışsal ekoloji ve evrimsel psikolojinin etkisinde kalmıştır; bazen bu alandan bilişsel etoloji adıyla da bahsedilir. Hayvan zekası terimiyle ilişkilendirilen pek çok davranış aynı zamanda hayvan bilişinin de kapsamındadır.

Modaliteler arası dikkat, dikkatin farklı duyulara dağıtılması anlamına gelir. Dikkat, duyusal uyaranları seçici olarak vurgulamanın ve görmezden gelmenin bilişsel sürecidir. Modaliteler arası dikkate göre, dikkat çoğu zaman aynı anda birden fazla duyusal modalite vasıtasıyla gerçekleşir. Bu modaliteler, görsel, işitsel, uzamsal ve dokunsal gibi farklı duyusal alanlardan gelen bilgileri işler. Bunların her biri belirli bir tür duyusal bilgiyi işlemek için tasarlanmış olsa da, aralarında önemli bir örtüşme vardır. Bu durum araştırmacıların dikkatini modaliteye özel mi yoksa paylaşılan "modaliteler arası" kaynakların sonucu mu olduğunu sorgulamasına sebep olmuştur. Modaliteler arası dikkat, dikkat işleme sürecini hem geliştirebilen hem de sınırlandırabilen modaliteler arasındaki örtüşme olarak kabul edilir. Modaliteler arası dikkatin verilen en yaygın örneği, Kokteyl Partisi Etkisi olarak bilinen bir kişinin daha az önemli olan diğer uyaranlar yerine önemli tek bir uyarana odaklanabilmesi ve onunla ilgilenebilmesi durumudur. Bu fenomen, diğer uyaranlar göz ardı edilirken bir uyaran için daha derin işlem seviyelerinin oluşmasına izin verir.

Psikoloji biliminde Simon etkisi, uyaran ve tepkinin aynı tarafta ve farklı tarafta olduğu denemeler arasında tepkinin doğruluğunda ya da reaksiyon süresinde bir fark olduğunu söyleyen bulgudur. Uyaran ve tepki zıt taraflarda olduğunda tepkiler genellikle daha yavaştır ve daha az doğrudur. Terimin ismi, bu etkiyi 1960'larda ilk ortaya atan J. R. Simon'dan gelmektedir. Simon'ın etkiyle ilgili orijinal açıklaması, uyaranın kaynağına doğru tepki vermeye doğuştan bir eğilimin olduğu yönündedir.

<span class="mw-page-title-main">Hafıza ve yaşlanma</span>

Bazen "normal yaşlanma" olarak tanımlanan yaşa bağlı hafıza kaybı, Alzheimer hastalığı gibi demans türleriyle ilişkili hafıza kaybından niteliksel olarak farklıdır ve farklı bir beyin mekanizmasına sahip olduğuna inanılır.

Algısal yük teorisi, dikkat ile ilgili psikolojik bir teoridir. Nilli Lavie tarafından doksanların ortalarında erken/geç seçim tartışmasına potansiyel bir çözüm olarak sunulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Anne Treisman</span> İngiliz psikolog (1935 – 2018)

Anne Marie Treisman, bilişsel psikoloji alanında uzmanlaşmış bir psikolog.

Çoklu Mağaza veya Modal Model olarak da bilinen Atkinson-Shiffrin Modeli, 1968 yılında psikolog Richard Atkinson ve Richard Shiffrin tarafından önerilen bir bellek modelidir. Modele göre insan hafızasının üç ayrı bileşeni vardır:

  1. Duyusal Kayıt adı verilen duyusal bilgilerin belleğe girdiği bileşen
  2. Hem duyusal kayıttan hem de uzun vadeli bellekten girdi alan ve tutan Kısa Süreli Depo
  3. Kısa süreli depoda tekrarlayarak, prova yaparak hatırlanan, bilgilerin süresiz olarak tutulduğu Uzun Süreli Depo

Tekrarlı ön-hazırlama etkisi, uyaranlar tekrar tekrar sunulduğunda davranışsal bir tepkideki gelişmelere gönderme yapar. Gelişmeler, doğruluk veya tepki süresi açısından ölçülebilir ve tekrarlanan uyaranlar önceki uyaranlarla aynı veya benzer olduğunda ortaya çıkabilir. Bu gelişmelerin kümülatif olduğu gösterilmiştir, bu nedenle tekrar sayısı arttıkça yanıtlar en fazla yedi tekrara kadar sürekli olarak daha hızlı olur. Bu gelişmeler, tekrarlanan maddeler yön, boyut ve konum açısından biraz değiştirildiğinde de bulunur. Etkinin boyutu, maddenin sunulduğu sürenin uzunluğu ve tekrarlanan maddelerin ilk ve sonraki sunumları arasındaki sürenin uzunluğuyla da ayarlanır.