
Anatomi, organizmaların ve parçalarının yapısının incelenmesi ile ilgili biyoloji dalıdır. Anatomi, canlıların yapısal organizasyonu ile ilgilenen bir doğa bilimi dalıdır. Tarih öncesi çağlarda başlangıcı olan eski bir bilim dalıdır. Anatomi doğası gereği gelişimsel biyoloji, embriyoloji, karşılaştırmalı anatomi, evrimsel biyoloji ve filogeniye bağlıdır, çünkü bunlar anatominin hem anlık hem de uzun vadeli zaman ölçeklerinde üretildiği süreçlerdir. Sırasıyla organizmaların ve parçalarının yapısını ve işlevini inceleyen anatomi ve fizyoloji, birbiriyle ilişkili disiplinlerin doğal bir çiftini oluşturur ve genellikle birlikte çalışılır. İnsan anatomisi, tıpta uygulanan temel bilimlerden biridir.

Kalp ya da yürek, pek çok hayvanda bulunan kaslı bir organdır. Bu organ dolaşım sisteminin kan damarları yoluyla kan pompalar. Pompalanan kan besin ve oksijeni vücudun gerekli yerlerine taşırken, karbondioksit gibi metabolik atıkları da akciğerlere taşır. İnsanlarda kalp yaklaşık olarak kapalı bir yumruk boyutundadır ve akciğerler arasında, göğüsün orta bölmesinin içindedir. Temel görevi kanı vücuda pompalamak olan kalp, metabolizma eylemleri sonucunda oluşan artık ürünlerin vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit-baz dengesinin korunması, hormonlar ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gibi görevleri yapar. Kalp, dolaşım sistemi içerisinde motor görevi yapar. Kalp insanda dakikada 60-80 atım arasında değişen bir hızla dakikada 5-35 litre arası, günlük ise 9.000 litre kanı vücuda pompalar. Günde yaklaşık 100 bin, yılda 40 milyon, tüm insan hayatı boyunca yaklaşık 2,5 milyar kere, hiç durmadan yaklaşık 8 bin ton kanı vücuda pompalar. Yetişkin bir kadında ortalama ağırlığı 200-280 gram, yetişkin bir erkekte ise 250-390 gram ağırlığındadır. Her kişinin, kalbinin yaklaşık kendi yumruğu büyüklüğünde olduğu sanılır.

Scorpiones (Akrep), Arachnida (örümceğimsiler) sınıfına bağlı bir eklembacaklı takımıdır. Genellikle sıcak ve nemli bölgelerde yaşayan, vücutları sert kitin bir tabaka ile örtülü, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehir iğnesi bulunan, örümceklerle ilişkili hayvanlardır.
Elektrokardiyografi (EKG), kalp kasının ve sinirsel iletim sisteminin çalışmasını incelemek üzere kalpte meydana gelen elektriksel faaliyetin kaydedilmesi işlemidir. Bu kayıt ile elde edilen grafiğe elektrokardiyogram (EKG), kullanılan alete de elektrokardiyograf denir. Bir akım yükselteci (amplifikatör) tarafından yükseltilen gerilimler genellikle ısıya duyarlı kâğıt üzerine kaydedilir.

Ekokardiyografi veya Ekokardiyogram, ultrasonik ses dalgalarıyla, kalbin değişik yapılarını inceleme imkânı veren bir teşhis ve araştırma metodudur.

Dolaşım sistemi veya kardiyovasküler sistem maddelerin vücuttaki dolaşımını sağlayan organ sistemidir.

Hava soluyan omurgalılardaki temel solunum organıdır. Soluk alındığında burun ve ağızdan giren hava nefes borusu ve sonrasında bronşlardan geçerek akciğerlere ulaşır. Toplardamarlarla gelen karbondioksitce fazla olan (kirli) kan burada yenilenir. Ayrıca sesin oluşumunda da görevlidir.

Kafatası, omurgalılarda başı oluşturan kemik bir yapıdır. Yüzün yapılarını destekler ve beyin için koruyucu bir boşluk sağlar. Kafatası iki bölümden oluşur: kranyum ve mandibula. İnsanlarda bu iki kısım, nörokranyum ve en büyük kemiği olarak mandibulayı içeren viscerocranium'dur. Kafatası, iskeletin en ön kısmını oluşturur ve bir sefalizasyon ürünüdür - beyni ve gözler, kulaklar, burun ve ağız gibi çeşitli duyusal yapıları barındırır. İnsanlarda bu duyusal yapılar yüz iskeletinin bir parçasıdır.
Nabız, kanın sol karıncıktan büyük atardamarlara pompalanması esnasında, uç noktalardaki atardamarlarda oluşturduğu dalgalanmadır. Kalp atışının uçtaki atardamarlardan hissedilmesine nabız denir.

Koroner dolaşım, kalp kası'nı (miyokard) besleyen atardamarlardaki ve toplardamarlardaki kan dolaşımı'dır. Koroner arterler kalp kasına oksijenli kan sağlar. Toplardamarlar oksijeni alındıktan sonra kanı boşaltır. Vücudun geri kalanı ve özellikle de beyin, en ufak bir kesinti dışında sürekli olarak oksijenli kana ihtiyaç duyduğundan kalbin sürekli çalışması gereklidir. Dolayısıyla dolaşımı sadece kendi dokuları için değil tüm vücut için, hatta beynin bilinç düzeyi için de an be an büyük önem taşır.

Pulmoner dolaşım ya da Küçük kan dolaşımı, oksijen yoksunu kanı kalpten akciğerlere taşıyan ve buradan da oksijenlenmiş kanı geri kalbe taşıyan dolaşım sistemi bölümüdür. Pulmoner dolaşım, kalbin sağ karıncık kısmından çıkan kirli kanın akciğer atar damarını izleyerek akciğere gelmesi ve akciğerlerde temizlenmesi sonucunda kalbin sol kulakçık bölümüne dökülmesi olayına denir.

7.62x51mm NATO mermisi, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra özellikle savaşın getirdiği hızlı silah değişim ve gelişmesinin ürünü olarak üretilen tam/yarı-otomatik silahlarda kullanılmak üzere 30-06 SpringField kalibresinin kovanının uzun olması nedeniyle yaşanan tutukluk sorununun giderilememesi ve yeni bir kalibreye ihtiyaç duyulmasından dolayı T64E3 kod adıyla Winchester firmasıyla ortak çalışma sonucunda oluşturulan kalibredir. ilk olarak 1952'de sportif amaçlarla kullanılan .308 Winchester kalibresi Winchester'ın Model 70 tüfeği için geliştirildi ve ardından iki sene sonra onun askeri versiyonu olan ve çok az bir farkı olan 7.62x51mm tanıtıldı. Bu kalibre ABD'de ilk olarak M14'te kullanıldı ve başarısını kanıtladı; ancak kısa süre sonra ortaya çıkan 5.56x45mm kalibresi piyade tüfeklerinde bu kalibreye üstünlüğünü kanıtlayıp bu kalibreyi solladı. O tarihten günümüze söz konusu 7.62x51mm kalibresi keskin nişancı tüfekleri ve makineli tüfeklerde üstünlüğünü ispatlamıştır ve yüksek miktarlarda üretimine devam edilmektedir. Türkiye'nin değiştirmek için çalışmalar olsa da halen ana ordu silahı olan G-3 bu kalibreyi kullanmaktadır. Diğer bu kalibredeki silahlardan ise keskin nişancı tüfeği olarak; PSG-1, M110 SASS ve M24 SWS, Piyade tüfeği olarak; HK417, FN SCAR, makineli tüfek olarak M240 makineli tüfek, M1919 Browning machine gun'ın ve FN MAG ve tabi bunlara ilaveten birçok silah daha sayılabilir. Genel olarak piyade tüfekleri ele alındığında yeni dizayn HK417 gibi silahlar sadece güçlü bir kalibreye ihtiyaç duyulup 5.56x45mm NATO yetersiz kaldığı yerlerde kullanıldığını görebiliyoruz ancak makineli tüfek ve keskin nişancı tüfeği gibi mutlak güce gerek duyulduğu yerlerde ve acı bir gerçek olarak "yaralamak değil öldürmek" gerekliliğinin %1,0 olduğu yerlerde bu kalibrenin üstünlüğü tartışılmazdır. SSCB yapımı silahlarda bu sorun baştan biraz farklı ve zamanının gerekçelerine göre farklı çözülmüştür. Sovyet yapımı silahlarda 7.62 kalibresi iki fişek ile tasarlanmış ve kullanıma girmiştir. AK-47 gibi piyade tüfekleri ve benzeri sovyet piyade tüfekleri 7.62x39mm ile donatılmış Dragunov SVD gibi keskin nişancı tüfekleri ve makineli tüfekler ise 7.62x54mm kalibresinde dizayn edilmiştir.

Sinoatriyal düğüm, kalbin sağ kulakçığında yer alan vuru üretici dokudur. Normal haldeki sinüs ritminin ortaya çıkışını sağlar. Sinoatriyal düğüm sağ kulakçık duvarında üst anatoplardamar girişine yakın bölgede yerleşik bir hücre grubudur. Bu hücreler kalpteki miyositlerin özelleşmiş biçimidir. Kendi oluşturduğu uyaran odağı potansiyellerini aksiyon potansiyellerine dönüştürerek; AV, His demetleri, Purkinje lifleri gibi yapılara iletilmesini sağlar. En son ventrikül kasına iletilir ve kasılmasını sağlar. Sinoatriyal düğüm, parasempatik ve sempatik girdilerden bilgi alarak oluşturduğu potansiyelde değişiklik yapabilir. AV düğümüne göre daha hızlı eşik değeri geçerek aksiyon potansiyelini oluşturabilir.
Tromboz (thrombosis), canlı organizmada kan elemanlarının kalp ve damar iç yüzüne kitle (pıhtı) halinde yapışması olgusudur; damar içinde oluşan pıhtı kitlesine trombus ya da trombüs (thrombus) adı verilir. Trombozun yaşam kurtarıcı (fizyolojik) ve öldürücü (patolojik) sonuçları vardır. Tromboz olgusu genellikle damarlara yönelik olumsuzluklarda görülür. Endotel zararıyla birlikte pıhtılaşma (hemostaz) mekanizması çalışmaya başlar. Önce trombin aktive olur, sonra da fibrinojen fibrine dönüşür. Fibrin, pıhtının ana elemanıdır. Ayrıca, genel bir tanım olarak herhangi bir damardaki trombustan kopan pıhtı parçasının başka bir bölge damarını tıkamasına tromboembolizm denir.
Kalp kulakçığı veya atriyum, kalbin karıncıklarına kanın girdiği üst odacıktır. İnsan kalbinde iki atriyum vardır. Sol atriyum, pulmoner (akciğer) dolaşımdan, sağ atriyum ana toplardamardan kan alır. Kulakçıklar rahatken kanı içlerine alır (diyastol) ve daha sonra kanı karıncıklara taşımak için kasılırlar (sistol). Kapalı dolaşım sistemine sahip bütün hayvanlar en az bir atriyuma sahiptir. İnsanlarda iki adet atriya bulunur.

Anatomik terminoloji, uluslararası alanda anatomist, zoolog ve sağlık uzmanlarınca kullanılması amacıyla hazırlanmış bilimsel bir anatomi terminoloji standardıdır. Anatomik terimler Antik Yunan dönemine ve Latince'ye ait kelimeler, ön ek ve son ekler barındırırlar. Bu terimler uzmanlar arasında anlaşma açısından bir standard sağlar ve anlam karmaşasını ortadan kaldırır. Örneğin, el bileğinde oluşan bir yarayı tarif ederken kullanılan anatomik terimler yaranın tam olarak nerede olduğunu, konunun uzmanlarına kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tarif eder. Her uzmanlık alanının kendine has terimleri olur. 1998 yılında hazırlanan standardın adı Terminologia Anatomica yani Anatomik Terminoloji dir. Öte yandan 2017'de yayınlanan makalesinde Strezelec bu standardın içerdiği hataları nedeniyle eleştirilerini sunmuştur.

Sinus rektus beynin oksipital lobun altında, orta hatta, duranın iki yaprağı arasında venöz kan taşıyan bir yapıdır. Rozental'in bazal veni ve inferior sagittal sinus birleşerek sinus rektusu oluşturur. Sinus rektus daha sonra konfluens sinuumda superior sagittal sinus ile birleşir.

Konjenital kalp defektleri ya da konjenital kalp hastalıkları, kalp işlevlerini olumsuz yönde etkileyen, sık görülen doğumsal patolojilerdir. Gebeliğin 3.-8. haftalarındaki embriyogenez kusurunun sonucudur. Doğumların %1’ında görülürler; prematürelerde ve ölü doğum bebeklerinde daha sıktır.
Atriyoventriküler (AV) kapakçıklar olarak da bilinen mitral ve triküspit kapakların displazisi kalınlaşmış, kısalmış veya çentikli kapaklar olarak görünebilir. Korda tendina kaynaşmış veya kalınlaşmış olabilir. Papiller kaslar büyütülebilir veya körelebilir. Nedeni bilinmiyor, ancak genetik büyük bir rol oynar. Triküspit kapak displazisi olan köpeklerde ve kedilerde sıklıkla açık foramen ovale, atriyal septal defekt veya sağ atriyal epikardiyum iltihabı bulunur. Köpeklerde triküspit kapak displazisi, insanlarda Ebstein anomalisine benzer olabilir.

Kalbin kanlanmasını sağlayan sağ koroner arter (RCA), kalp’teki sağ aort sinüsünde, aort kapağının sağ çıkıntısının üstünden çıkan bir arter’dir. Sağ koroner sulkustan kalbin merkezine doğru ilerler. Sinoatriyal nodal arter, sağ marjinal arter, posterior interventriküler arter, konus arteri ve atriyoventriküler düğüm dalı dahil olmak üzere birçok dal verir. Kalbin sağ tarafına ve interventriküler septumun bazı kısımlarına katkıda bulunur.