
İbn-i Battuta, Orta Çağ'da yaşamış olan Berberî Mağrip bilgini, kaşifi ve seyyahıdır. Rıhletü İbn Battûta diye bilinen seyahatnâmenin yazarıdır. Maliki mezhebine mensuptur. İbn-i Battuta, büyük ölçüde modern öncesi tarihte diğer tüm ünlü kaşiflerden daha fazla seyahat etmiş, toplam 117.000 km ile Zheng He'yi yaklaşık 50.000 km ve Marco Polo'yu da 24.000 km ile geride bırakmıştır.

Asya veya Asya Kıtası, Avrupa'nın doğusunda, Büyük Okyanus'un batısında, Okyanusya'nın kuzeyinde ve Arktik Okyanus'un güneyinde bulunan kıta, yüz ölçümü olarak Dünya'nın en büyük kıtası, aynı zamanda nüfus açısından en kalabalık kıtasıdır. Sınırları değişkenlik gösterse de Avrupa ve Afrika kıtaları ile kara sınırı vardır. Avrupa ile birlikle Avrasya'yı, Avrupa ve Afrika kıtalarıyla birlikte Eski Dünya'yı oluşturur. İnsanlığın Afrika'dan çıktıktan sonra ayak bastığı ilk kıta olan Asya, aynı zamanda Dünya üzerindeki birçok dinin çıkış bölgesidir. Ortadoğu kökenli İslam, Hristiyanlık gibi İbrani dinler ile Hint Yarımadası kökenli Budizm ve Hinduizm gibi Dharmatik dinler buna örnektir. Kuzey Kutup Dairesi'nden Ekvator'a kadar uzanan Asya Kıtası, yeryüzünün en alçak noktası olan Lut Gölü ve en yüksek noktası olan Everest gibi çok farklı yeryüzü şekillerini içinde barındırır.

Ferdinand Macellan, 1519'dan 1522'ye kadar Doğu Hint Adaları'na beraber sefer düzenlediği dostu Juan Sebastián Elcano ile birlikte, dünyanın çevresini dolaşan ilk insan olan Portekizli kaptan ve kâşiftir. İspanyol İmparatorluğu'nun desteğiyle denize açıldı. Hikâyesi, bu seyahate eşlik eden Antonio Pigafetta'nın anılarını yazması sayesinde günümüze ulaşmıştır.

“Non utilo mundo / editus exemplum, terras tot posse sub uno / esse viro” ·· İskender’in en büyük kalıtı bu söz üzerine kurulmuştur. Ondan önce Platon’un “Respublica”sında kurgulanan; fakat hep “polis”in sınırları içinde kalan ve uygulanabilir bir katılımcı demokrasinin işlediği şehir devleti yerini ülkeleri, denizleri, dağları, nehirleri ile geniş bir hinterlanda sâhip territoryal devlete bırakmıştır. Bu, batıda monarşinin gerçek ilham kaynağıdır ve etkileri salt politik anlamda değil kültürel anlamda da elle tutulur dönüşümlerle kendisini göstermiştir. Yunan anakarasında Atina bir düşünce ve sanat başkenti olma özelliğini Anadolu ve daha doğudaki şehirlere terk etmiş; Bergama, Antiokheia, Seleukeia ve Mısır’da İskenderiye, Akdeniz dünyâsının yeni okulları, parlak birer uygarlık merkezi olmuşlardır. Ticâret kendisine yeni yollar, sâhalar kazanırken doğudan getirilen zenginlikler Yunan dünyâsında altın ve gümüş meskûkâtın artmasıyla ilk enflasyonist dalgalanmaları yaratmıştır.
Helenistik Dönem, Büyük İskender'in istilalarıyla başlayan, Antik Dünya'da Grek etkisinin doruğa ulaştığı dönemdir. Dönem, Klasik Grek Dönemini izlemiştir ve Helenistik Dönem'in ardından, Klasik Grek egemenliğindeki bölge Roma Cumhuriyeti hakimiyetine geçmiştir. Bu dönemde dahi Klasik Grek kültürü hâlen Roma hakimiyetine sızmıştır. Öyle ki Latincenin yanı sıra Grekçe konuşulmaya ve yazılmaya devam edildi. Helenistik Dönem bazen, Klasik Grek Uygarlığı'nın gerileme ve çöküş dönemi olarak görülmektedir. Bir başka açıdan da Klasik Grek Uygarlığı ile Roma Uygarlığı arasında bir geçiş dönemi olarak görülür. Dönemin başlangıcı çoğu kez Büyük İskender'in ölüm tarihi olan MÖ 323 olarak alınır. Dönemin sonu ise Yunanistan Yarımadası'nın Roma Cumhuriyeti tarafından işgal edildiği MÖ 146 olarak kabul edilir. Bazı tarihçiler ise Büyük İskender'in imparatorluğu'ndan kalan son devlet olan Ptolemaios Hanedanlığı'nın Aktium Savaşı'nda yenilgiye uğrayıp yıkıldığı tarih olan MÖ 31-30 tarihini Dönem'in sonu olarak kabul ederler.

I. Seleukos Nikatōr Büyük İskender'in Makedon kumandanı. İskender'in ölümünden sonra başlayan Diadoki Savaşları'nda Seleukos, Seleukos hanedanını ve Seleukos İmparatorluğu'nu kurmuştur. Krallığı İskender'den sonra kurulan devletler arasında Roma yayılmasına karşı en uzun süre direnen ülkelerden biridir. Mısır'daki Ptolemaios Krallığı Seleukosların çöküşünden sonra 34 yıl daha dayanabilmiştir.

Soli, Mersin'in Mezitli ilçesinde antik bir kenttir. Antik çağlarda Kilikya Bölgesi olarak adlandırılan bölgede, Dağlık ve Ovalık Kilikya olarak adlandırılan bölümlerin tam ortasında yer alır.

Fra Mauro Haritası veya Rahip Mauro Haritası, 1450'li yıllarda Venedikli Rahip Mauro tarafından yapılan haritadır. Parşomen üzerine düzlemküre şeklinde çizilen harita yaklaşık iki metre çapında ve ağaç çerçevelidir. Haritanın bir kopyası Rahip Mauro ve yardımcısı denizci-haritacı Andrea Bianco tarafından Portekiz Kralı V. Alfonso için yapılmıştır. Çizilen harita 24 Nisan 1459 tarihinde tamamlanarak Portekiz' e gönderilmiştir. Ancak harita günümüze kadar gelmemiştir. Harita Venedik açıklarındaki Murano Adasındaki Isola kentinde San Michel manastırında bulunmuştur. Harita şu anda Venedik'deki Correr Müzesinde sergilenmektedir.

Portekiz Coğrafi Keşifleri (1415-1542), 15. ve 16. yüzyılda Portekizliler tarafından dünya çapında özellikle denizde yapılan coğrafi keşifleri tanımlar. Bu dönemde Portekiz, Afrika kıtasının etrafını Ümit Burnu yoluyla dolanıp Hindistan'a giden doğu yolunu keşfetmiş, bu sayede Güneydoğu Asya'nın neredeyse tamamıyla temas kurmuş, Afrika'nın bazı bölgelerini sömürgeleştirmiş, Brezilya'yı keşfetmiş ve Çin'e, Avrupa'dan giden ilk ticari ve diplomatik elçileri göndermiştir.
Çin coğrafi keşifleri, Çin İmparatorluğu'nun MÖ 2. yüzyıl ile MS 15. yüzyıla kadar ülke dışında karadan veya deniz yoluyla keşfettiği yerleri kapsar.

Yunan matematiği, Doğu Akdeniz kıyılarında MÖ 7. yüzyıldan MS 4. yüzyıla kadar uzanan Arkaik dönemden Helenistik ve Roma dönemlerine kadar yazılan matematik metinleri ile ortaya çıkan fikirleri ifade eder. Yunan matematikçiler, İtalya'dan Kuzey Afrika'ya tüm Doğu Akdeniz'e yayılmış şehirlerde yaşadılar, ancak kültür ve dil açısından birleştiler. "Matematik" kelimesinin kendisi Antik Yunancadan türemiştir: Grekçe: μάθημα: máthēma Yunanca telaffuz: [má.tʰɛː.ma] Yunanca telaffuz: [ˈma.θi.ma], "eğitim konusu" anlamına gelir. Kendi iyiliği için matematik çalışması ve genelleştirilmiş matematik teorilerinin ve kanıtlarının kullanılması, Yunan matematiği ile önceki uygarlıkların matematiği arasındaki önemli bir farktır.

Kizikos, günümüz Erdek ilçesi yakınlarında, Marmara Denizi kıyısındaki Misya antik kentidir. Aslen Marmara Denizi'nde bir ada olduğu söylenen ve eskiden anakaraya ya yapay yollarla bağlanan klasik dönemde Arctonnesus adıyla anılan bugünkü Kapıdağ Yarımadası'nın güney kıyı tarafında bulunuyordu.

Yunan astronomisi klasik antik dönemde Yunan dilinde yazılmıştır ve antik Yunan, Helenistik, Greko-Romen ve geç dönem antik çağlarını kapsar. Yunanca, Helenistik dönemden Büyük İskender'in fethini takip eden süreçte bilimin dili haline geldiği için antik Yunan astronomisi coğrafi sınırları aşmıştır. Bu yüzden Helenistik astronomi olarak da adlandırılır. Helenistik ve Roma dönemleri boyunca Yunan olan veya olmayan birçok astronom, çalışmalarını Yunan geleneklerini kullanarak Ptolemaios krallığındaki İskenderiye kütüphanesini de içeren büyük bir enstitüde yürütüyordu.
Korsanlık tarihi, korsanlığın tarih içerisinde gelişmesini, korsan olarak tanınmış bazı isimlerin biyografilerini ve zamanın şartları da gözönünde bulundurarak ele alan tarihin alt dallarından biridir.

Ptolemi IV Filopator, Ptolemi III ve Berenike II'nin oğlu, MÖ 221'den 204'e kadar Ptolemaik Mısır'ın dördüncü Firavunuydu.
Ptolemy VIII Euergetes II Tryphon, takma adı Physcon, Mısır'daki Ptolemaios hanedanının kralıydı. Ptolemy V. Epiphanes ve Cleopatra I. Syra'nın küçük oğluydu. Saltanatı, ağabeyi Ptolemy VI. Philometor ve kız kardeşi II. Kleopatra ile şiddetli siyasi ve askeri çatışmalarla karakterize edilmiştir.

Essex, Nantucket, Massachusetts, ABD'ye kayıtlı 1799 yılında suya indirilen balina avlama gemisiydi. 1820 yılında Pasifik Okyanusu'nun güney bölgesinde Kaptan George Pollard Jr. komutasında avlanırken bir İspermeçet balinasının saldırısına uğrar ve batar. 20 kişilik mürettebat, Güney Amerika sahillerinden binlerce km uzakta çok az miktarda su ve yiyecekle okyanusun ortasında kalır. Açık denizde aç ve susuz kalan denizciler, ölen arkadaşlarını yemek zorunda kalırlar. Bu da yeterli olmayınca aralarında kura çekip, diğerlerinin hayatta kalması için kimin öldürüleceğine karar verirler. Toplamda mürettebattan yedi kişi bu şekilde yenmiştir. Geminin batmasından yaklaşık üç ay sonra kalan sekiz denizci kurtulmuştur. İkinci kaptan Owen Chase ve miço Thomas Nickerson başlarından geçenleri daha sonra kaleme almıştır. Yaşanan trajedinin uluslararası yankıları olmuştur. Herman Melville 1851 yılında yayınladığı ünlü romanı Moby Dick için ilham kaynağını bu olaydan almıştır.

Hippalus, olasılıkla MÖ 1. yüzyılda yaşamış bir Yunan denizci ve tüccar. Kimi zaman Yunan kaşif Kizikoslu Eudoxus'un gemisinin kaptanı olduğu tahmin edilir.
Prieneli Hermogenes Helenistik döneme ait bir mimardır ve Batı Anadolu'da Maeander Nehri kıyısındaki bir İyon kolonisi olan Lidya'daki Magnesia kentinde Artemis Leukophryene (Artemision) tapınağının mimarı olarak tanınır.

Rodoslu Timostenes (Timosthenes) (Yunanca: Τιμοσθένης) (M.Ö. 270) bir Yunan denizci, coğrafyacı ve II. Ptolemaios donanmasının amiraliydi. "Yunan 12 rüzgar gülü" olarak bilinen on iki rüzgar sistemini icat etmekle tanınır.